CÜMLEDE ANLAM

142

CÜMLEDE ANLAM

  Önceki yazımızda söz öbekleri konusunu işlemiştik. Bu yazımızda işe yeni bir konu olan cümlede anlam konusunu işleyeceğiz. Öncelikle cümle, bir duyguyu, düşünceyi, bir olayı ya da haberi betimleyen ve bildiren sözcükler topluluğudur.

        Sözcük ise bir kavramı belirtir. Aklımızca kavranmş bir şeyin varlığını yazılı ifadeye dönüştüren araçtır.

        Bir cümlede yüklem yargıyı belirtir. Bu nedenle vurgulanmak istenen anlamı belirten sözcük ya da sözcük grupları yüklemden önce gelir. Bu durum cümle vurgusu olarak ifade edilir.

Örneğin;


  • Onu geçen gün barda gördüm.  (barda görmesi vurgu yapılan kısım)
  • Geçen gün barda. onu gördüm. (onu görmesi vurgu yapılan kısım)

CÜMLEDE SÖZ KONUSU DURUMLAR

Varsayım

        Bir olayın henüz gerçekleşmemiş olmasına rağmen, gerçekleşmiş gibi düşünüp kabul etmeye varsayım denir.

Örnek olarak;


  • Misal aynı şeyi o da yapmıştı.
  • Düşün ki o seni dinliyor
  • Hadi farzedelim ki tatile çıktın.
  • Mesela geçen yaşadığın bu olayda da  aynısı olmuştu.

Olasılık

         Bir olayın gerçekleşme durumunun belirsizliği söz konusu ise bu duruma olasılık (ihtimal) denir. Olasılığın söz konusu olduğu cümlede kesinlik durumu yoktur.

Örnek olarak;


  • Bu konuyu sanırım konuşmuştuk.
  • Bu iş galiba ciddiye binecek.
  • Belki bir gün buralardan giderim.
  • Sanki cevap buydu.

Tahmin

        Sonucu bilinmeyen bir durum ile ilgili yoruma dayalı şekilde karar belirten cümlelerde tahmin (sezgi) vardır.

Örneğin;


  • Morali bozuktu, sanırım bahsi kaybetti.
  • Bunu sen yapmışsındır.
  • Bu dağa çıksa çıksa o çıkabilir.

Kesinlik

        Durumun şüpheye yer bırakmaksızın oluştuğunu ya da gerçekleştiğini belirten cümlelerde kesinlik vardır.

Örneğin;


  • Elimde beş adet kalem var.
  • Dün akşam uyumadım.
  • 1500 TL para yatırdım.

Öneri

        Bir durum ya da konu hakkında görüş bildirilmesidir.

Örneğin;


  • Oyun oynadığın zamanın yarısını derslerine ayırsaydın şimdi profesör olmuştun.   
  • Bu işi yarın yapsaydın daha iyi olurdu.
  • Güne başlamadan önce kahvaltı yaparsanız tüm gün dinç kalırsınız.

Ön Yargı

        Bir kişi, bir durum ya da bir olay hakkında tam bilgi edinmeden yorum yapmak, hüküm vermektir.

Örneğin;


  • Senin bu işi başarman imkansız.
  •  Bitcoin’in o rakamlara ulaşması mümkün değil.
  • Bu söylemlere hiç kimse inanmaz.

Şaşırma

        Beklenmeyen bir olayın ve ya durum karşısında cümlede belirtilen şaşkınlık ifadesidir.

Örneğin;


  • Sihirbazın gösterisi karşısında ağzım açık kaldı.
  • Bana dedikleri karşısında dumura uğradım.

Eşitleme

         İki ayrı kavramın birbirleri ile karşılaştırılıp eşitlenmesi durumudur.

Örneğin;


  • O da babası gibi aynı görevi üstlendi.
  • Takımlar birbirine eşit güçteler.
  • Ben de aynı senin gibi düşünüyorum.

Karşılaştırma

        Birden çok kavramın ya da durumun birbirleri ile karşılaştırılmasıdır.

Örneğin;


  • Onun bir çok başarısı var, oysaki ben öyle değilim.
  • Zaman, herkes gibi beni de yordu.
  • Sen ondan daha gençsin.

Benzetme

        Bir durumun ya da bir kavramın, cümle içinde kullanılırken, başka durum ve kavramlara benzetilmesi ile anlatımına benzetme adı verilir.

Örneğin;


  •  İş arkadaşım da benim gibi gece uyuyamamış.
  • Bir anda çıldırmışcasına hareket etmeye başladı.
  • Arkadaşımın yaşadığı bu durum, senin anlattığın örneğe çok benziyor.

Nesnel Yargı

        Cümlede oluşan yargı anlamı kişiden kişiye değiştirilemez, kesin ise bu durum nesnel yargı olarak ifade edilir.

Örneğin;


  • Bu yazı üç adet cümleden oluşuyor.
  • Ukrayna’nın başkenti Kiev’dir.
  • Pantolonun rengi sarıydı.

Öznel Yargı

        Cümlede belirtilen yargı kişiden kişiye değişebilen, kesin anlama sahip değilse bu durum öznel yargı olarak ifade edilir.

Örneğin;


  • Ankara’nın soğuğu başka hiçbir memlekette yok.
  • Bence mavi en güzel renktir.
  • Futbol, izlemesi en zevkli spor dalıdır.

Değerlendirme

        Bir cümlede kavram, varlık, durum hakkında bir yargıya varılıyorsa o cümlede değerlendirme vardır. Bu tür cümlelerde yargı, öznel ya da nesnel olabilir.

Örneğin;


  • Yazarın çok fazla betimleme yapması hikayenin tıkanmasına yol açmış.
  • Böyle davranması yüzünden haklı iken haksız duruma düştü.
  • Vaatlerinin karşılığı olmayınca insanlar ona olan inancını kaybetti.

Eleştiri

        Bir olayın, kişinin ya da eserin doğru veya yanlış bulunan yanlarını incelemektir. Yapılan eleştiri olumlu ya da olumsuz olabilir.

Örneğin;


  • Hareketleri olgunca değil. (olumsuz)
  • Üslubunun kimse beğenmemiş. (olumsuz)
  • Yaptığı bestenin güzel olduğu inkar edilemez. (olumlu)

Üslup (Biçem)

        Konuşmacının ya da yazarın, anlatım sırasında kullandığı sözcüklere,sözcükleri kullanma biçimine, anlatım tarzına üslup ya da biçem adı verilir.

Örneğin;


  • Eserin yazarı anlatımında gereksiz betimlemelerden kaçınmış.
  • Yaşadığı olayı oldukça akıcı bir şekilde bize aktardı.
  • O bir şeyi anlatırken kelimeleri cımbızla seçerdi.

Konu (İçerik)

        Bir anlatımda ya da eserde anlatılan unsura içerik ya da konu adı verilir. İçerikte belirtilen konu, “neyi anlatıyor?” sorusu sorularak bulunabilir.

Örneğin;


  • Yazar, kitabında Osmanlı döneminin bilinmeyen yönlerini ele almış.
  • Yazdığı her eserde yaşanılan travmaların insan psikolojisine olan etkilerini görüyoruz.
  • Size deminden beri bu olayı anlatmaya çalışıyorum.

Tanımlama

        Bir durumu, varlığı, kavramı, kısaca herhangi bir şeyin, en basit ve temel niteliklerini tanıtmadır. Tanımlama, “Bu nedir?” sorusu sorularak bulunabilir.

Örneğin;


  • Hayat, seçimlerimizle şekillendirdiğimiz, iyi ve kötü sonuçlarıyla oluşan kararlar topluluğudur.
  • Katı, maddenin en yoğun halidir.
  • Art arda gelen iki sayı birbirleri arasında ardışık sayı olarak ifade edilir.

Özgünlük

        Eser sahibinin, diğer yazarlardan içerik, dil, anlatım yönünde farklı olmasıdır. Kısaca diğerlerine benzemeyen, taklit olmayan anlamına gelir.

Örneğin;


  • Halil İnalcık, hayatı boyunca diğer tarihçilerden farklı ve çok önemli çalışmalar yapmıştır.
  • Bara her akşam orijinal tipler geliyordu.

Kinaye

        Anlatımda geçen bir sözcüğün zıttını ifade ederek, anlatıma ya da düşünceye karşı anlatılan fikrin alaylı bir şekilde ifade edilmesi kinaye olarak adlandırılır.

Örneğin;


  • Mecliste kavga eden milletvekillerimizin ne kadar efendi ve kültürlü olduğunu maalesef hepimiz gördük.
  • Anlattıkları o kadar akıcıydı ki, dinleyiciler artık esnemeye başladı.

Çıkarım (İstidlal)

        Bir anlatımdan, olaydan ya da önermelerden çıkarılan fikirlerin yorumlanması ile doğru ya da yanlış düşünceleri ortaya çıkarma olarak ifade edilir.

Örneğin;


  • Yüzünde şişlik vardı, demek ki birinden yumruk yemiş.
  • Her sınavdan yüksek not alması onun ne kadar çok çalıştığını gösteriyor.
  • Bu kadar soğuk kanlı olması bu olay karşısında ne kadar tecrübeli olduğunun bir göstergesidir.


Cümlede Anlam dersimiz burada bitiyor. Bir sonraki konumuz olan cümlede anlam ilişkileri başlığında görüşmek üzere, hoşçakalın.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here