KPSS cümlede anlam konu anlatımı kapsamında bir cümlenin gerçek ile biçimsel anlamı, kesinlik derecesi, konuşanın duygu ve tutumu, nesnellik, değerlendirme, içerik–üslup–biçim ayrımı, örtülü anlam, cümle tamamlama ve vurgu işlenecektir.
KPSS Türkçe konularının tamamına KPSS konu anlatımı arşivinden ulaşabilirsiniz.
Yargının Biçimi ve Gerçek Anlamı
Biçimce ve Anlamca Olumlu–Olumsuz Cümleler
Yüklemi olumlu çekimlenmiş cümle biçimce olumlu, “-ma/-me”, “değil” veya “yok” ile kurulmuş cümle biçimce olumsuzdur. Ancak anlamca olumlu–olumsuz sınıflandırmada cümlenin bildirdiği eylemin gerçekleşip gerçekleşmediği esas alınır. “Bu öneriyi kimse yadırgamadı.” biçimce ve anlamca olumsuzdur; cümle yadırgama eyleminin gerçekleşmediğini bildirir. “Kimse” sözcüğü bu olumsuzluğu ortadan kaldırmaz. Bu yargı, önerinin benimsendiğini göstermez; kişi öneriyi doğal bulup yine kabul etmeyebilir. “Ne aradı ne sordu.” ise olumsuzluk eki taşımadığı hâlde anlamca olumsuzdur.
B) Ne hazırlanan raporu okudu ne toplantıya katıldı.
C) Şehrin eski dokusundan geriye pek bir şey kalmamış.
D) Onun sözleri kimseyi şaşırtmadı.
E) Bu koşullarda sonuca ulaşmak kolay mı?
Gerçek Soru ve Sözde Soru
Yanıt alma amacı taşıyan soru gerçek sorudur. Yanıt beklemeyip onaylatma, reddetme, şaşma, sitem etme veya güçlü bir yargıyı vurgulama amacı taşıyan yapı ise sözde sorudur. “Bu kitabı kim çevirdi?” gerçek sorudur; “Bunca emeği nasıl yok sayarsın?” sözü ise “Yok saymamalısın.” yargısını güçlendirir.
B) Yıllarca beklediğin fırsatı şimdi bırakmak olur mu?
C) Toplantının ikinci oturumu hangi salonda yapılacak?
D) İnsan sevdiği şehri hiç unutur mu?
E) Böyle bir kararın sonuç vermeyeceğini söylemedim mi?
Kesinlik ve Olasılık Dereceleri
Varsayım
Henüz gerçekleşmemiş ya da gerçekliği bilinmeyen bir durumu, düşünmeyi kolaylaştırmak için bir süreliğine gerçekleşmiş kabul etmeye varsayım denir. “Tut ki, diyelim ki, farz edelim, kabul edelim” sözleri sık görülür. Varsayım geleceğe ilişkin bir olasılık hesabı değil, akıl yürütmenin geçici başlangıç noktasıdır.
B) Diyelim ki bütün tanıklar aynı ayrıntıyı yanlış hatırladı; o zaman belgeyi nasıl açıklayacağız?
C) Yeni düzenlemenin maliyeti bir ölçüde azaltması bekleniyor.
D) Bu hızla gidersek dosyaları akşama kadar bitirebiliriz.
E) Onun toplantıya geç kalacağı belliydi.
Olasılık, Tahmin ve Öngörü
Olasılık, bir durumun gerçekleşip gerçekleşmeyeceğinin kesin olmadığını bildirir: “Akşam yağmur yağabilir.” Tahmin, belirti veya verilerden hareketle geleceğe ya da bilinmeyene ilişkin yargıya varmaktır: “Bulutların yoğunluğuna bakılırsa yağmur başlayacak.” Öngörü ise gelişmeleri önceden değerlendirerek daha kapsamlı bir sonuç kestirmedir. KPSS’de belirleyici fark, tahminde bir dayanak sezilmesi; olasılıkta yalnız mümkün oluşun bildirilmesidir.
“Diyelim ki bütün tanıklar yanıldı; belgeyi nasıl açıklarız?”
“Akşam yağmur yağabilir.”
“Bulutların yoğunluğuna bakılırsa yağmur başlayacak.”
“Kuşkusuz, bu karar bugün açıklanacak.”
B) Belki kurul, başvuruları yeniden değerlendirecek.
C) Salonun ışıkları hâlâ yandığına göre toplantı bitmemiş olmalı.
D) Tut ki beklediğimiz destek gelmedi.
E) Bu belge, kararın geçen hafta alındığını kesinlikle gösteriyor.
Kesinlik
Bir yargının kuşkuya yer bırakmadan bildirildiği cümleler kesinlik taşır. “Elbette, mutlaka, kuşkusuz, kesinlikle” sözcükleri açık işaretlerdir; fakat kesinlik bu sözcükler olmadan da kurulabilir: “Bu imza ona ait.” Kesinlikle kullanılan her cümle nesnel değildir; “Kuşkusuz çağımızın en büyük romancısıdır.” kesin ama öznel bir yargıdır.
B) Onun bu ayrıntıyı gözden kaçırmış olması düşünülemez.
C) Dosyanın bir kopyası arşivde mutlaka vardır.
D) Yeni baskı, önceki baskıdan daha çok ilgi görebilir.
E) Bütün kayıtlar aynı tarihi gösterdiğine göre olay o gün gerçekleşmiştir.
Tasarı, Beklenti ve Gerçekleşmemiş Beklenti
Gelecekte yapılması düşünülen iş tasarıdır: “Yazın arşivi düzenlemeyi planlıyorum.” Bir olayın belli biçimde sonuçlanacağına ilişkin inanç beklentidir. “Yeni düzenlemenin başvuruları hızlandıracağını umuyorduk.” cümlesi yalnız beklentiyi; “Yeni düzenleme başvuruları hızlandırır sanmıştık.” cümlesi ise bağlama göre gerçekleşmemiş beklentiyi anlatır. “-acaktı/-ecekti, sanmıştım, ummuştum” yapıları çoğu kez sonuçla beklenti arasındaki karşıtlığı sezdirir.
B) Raporun kısa sürede yayımlanacağını umuyorum.
C) Bu sessizlikten sonra onun konuşacağını sanmıştım.
D) Kurum, gelecek yıl iki yeni merkez açacak.
E) Çalışmanın sonuçları beklenenden daha ayrıntılıydı.
Duygu ve Tutum Bildiren Cümleler
Öneri ve Uyarı
Bir sorunu çözmek veya daha iyi bir sonuca ulaşmak için sunulan yol öneridir. “Bu metni yayımlamadan önce bir kez daha okuyun.” öneri; olası bir zarara karşı dikkatli olmaya çağıran “Kaynak göstermeden bu bilgiyi kullanmayın.” ise uyarıdır. Emir kipindeki her cümle öneri değildir; amacı ve bağlamı belirlemek gerekir.
B) Çalışma sırasında koruyucu gözlüğünüzü çıkarmayın.
C) Toplantı tutanağı bugün saat beşe kadar teslim edilecek.
D) Keşke bulguları yayımlamadan önce bize de danışsaydı.
E) Bu yöntemle güvenilir bir sonuca varılamaz.
Ön Yargı
Bir kişi, eser veya olay hakkında yeterli bilgi edinmeden, sonucu önceden çoğunlukla olumsuz biçimde kesinleştirmeye ön yargı denir. “Bu yazarın yeni romanı da anlaşılmaz olacaktır.” cümlesinde eser okunmadan hüküm verilmiştir. Tahmin veriye dayanabilir ve yanılma payını kabul eder; ön yargıda ise incelemeden verilmiş peşin hüküm öne çıkar.
B) Bu yönetmenin filmini görmedim ama yine eski yapıtlarının taklidi olduğuna eminim.
C) Romanın ilk bölümü, sonraki bölümlerden daha hareketli.
D) Serginin hafta sonunda daha çok ziyaretçi çekmesi bekleniyor.
E) Onun bu konuda neden sustuğunu anlayamadım.
Sitem ve Yakınma
Sitem, bir kimsenin davranışından duyulan kırgınlığın doğrudan o kişiye söylenmesidir: “İnsan bir kez olsun arayıp sorar.” Yakınma, bir durumdan duyulan rahatsızlığın genellikle üçüncü kişiye veya kendi kendine anlatılmasıdır: “Kimse verdiği sözü zamanında tutmuyor.” Akılda tutulacak soru şudur: Kırgınlık muhatabına mı yöneliyor?
B) İnsan, yıllarca yanında olan arkadaşını böyle bir günde yalnız bırakır mı?
C) Son günlerde kimse birbirini gerçekten dinlemiyor.
D) Bu sokakta geceleri gürültüden uyunmuyor.
E) Belgelerin sürekli eksik gönderilmesinden bıktık.
Hayıflanma ve Pişmanlık
Geçmişte yapılmayan bir iş veya kaçırılan fırsat için üzülme hayıflanmadır: “Keşke o gün ona yardım etseydim.” Geçmişte yapılan bir davranışın yanlışlığını anlayıp üzülme ise pişmanlıktır: “Ona bu kadar sert konuştuğuma üzülüyorum.” Kısa anahtar: Yapılmayan = hayıflanma; yapılan = pişmanlık.
B) Keşke arşiv kapanmadan o mektupların bir kopyasını alsaydık.
C) Sana bu kadar güvendiğime şimdi çok üzülüyorum.
D) Toplantıda düşünmeden söylediğim sözler beni rahatsız ediyor.
E) Onu dinlemeden karar verdiğim için pişmanım.
Kanıksama ve Yadsıma
Sık tekrarlanan bir duruma alışıp artık tepki göstermemeye kanıksama denir: “Bu kentteki trafik gecikmelerine alıştık.” Var olan bir durumu, sözü veya davranışı kabul etmemeye yadsıma denir: “Ben böyle bir söz söylemedim.” Kanıksama, durumun varlığını kabul eder; yadsıma ise varlığını reddeder.
B) İlk günler rahatsız olduğumuz gürültüyü artık duymuyor gibiyiz.
C) Bu kadar özensiz hazırlanmış bir rapor görmedim.
D) Onun verdiği sözü tuttuğuna kim inanır?
E) Böyle bir kararın alındığından haberim yok.
Küçümseme, Azımsama ve Şaşırma
Bir kişiyi veya şeyi değersiz, yetersiz görme küçümsemedir: “O mu bu araştırmayı yönetecek?” Bir niceliği yeterli bulmama azımsamadır: “Bu kadar iş için iki gün de ne ki?” Beklenmeyen bir durum karşısındaki hayret ise şaşırmadır. Küçümsemede nitelik/kişi, azımsamada miktar ön plandadır.
B) Böyle bir romandan da ancak bu kadar yüzeysel bir anlatım çıkardı.
C) Onca yıllık çalışma için üç küçük kutu belge de neymiş?
D) Onun toplantıya herkesten önce gelmesine doğrusu şaşırdım.
E) Onun görüşlerini ciddiye alan mı var?
Kanıtlanabilirlik, Saptama ve Değerlendirme
Nesnel ve Öznel Yargı
Doğruluğu kişiden kişiye değişmeyen, ölçülebilen veya belgelendirilebilen yargı nesneldir. Kişisel beğeni, yorum veya değer yargısı taşıyan cümle özneldir. Sayısal veri nesnelliği destekler fakat tek koşul değildir; “Roman 240 sayfadır.” nesnel, “Romanın 240 sayfası da büyüleyicidir.” özneldir. “Bence” kullanılmadan da öznel yargı kurulabilir.
“Roman 240 sayfadır.”
“Romanın 240 sayfası da büyüleyicidir.”
B) Sergide 1950 sonrasına ait kırk üç fotoğraf bulunuyor.
C) Romanın son bölümü, çağdaş anlatının en sarsıcı sayfalarından biridir.
D) Oyun ilk kez 1987’de Ankara’da sahnelenmiştir.
E) Şiirlerin yedisi hece, beşi serbest ölçüyle yazılmıştır.
Saptama, Çıkarım ve Kesin Çıkarım
Var olan bir durumun olduğu gibi belirlenmesi saptamadır: “Şair son kitabında kısa dizelere yönelmiş.” Bir veya daha çok veriden hareketle açıkça söylenmeyen yeni bir yargıya ulaşma çıkarımdır: “Son kitabında kısa dizeleri seçmesi, anlatımını yoğunlaştırmak istediğini gösteriyor.” Kesin çıkarım sorularında seçenek, cümlenin zorunlu sonucunu vermelidir; yalnız mümkün olması yetmez.
›
›
B) Yazarın yayımlanmış en az dört romanı vardır.
C) İlk üç romanın baskı sayıları birbirinden farklıdır.
D) Son iki roman aynı yıl yayımlanmıştır.
E) Yazar artık başka yayıneviyle çalışmayacaktır.
Değerlendirme, Eleştiri ve Özeleştiri
Bir kişi, eser veya durumun niteliği hakkında olumlu ya da olumsuz yargıya varmak değerlendirmedir. Olumsuz veya eksik yönü belirtmeye eleştiri, kişinin kendi eksikliğini değerlendirmesine özeleştiri denir. Eleştiri yalnız yermek değildir; edebî bağlamda olumlu ve olumsuz yönleri ölçütlü biçimde inceleyebilir. Ancak soru “olumsuz eleştiri” diyorsa eksiklik aranır.
B) Bu projede en büyük hatamız, ilk sonuçları yeterince sorgulamadan yayımlamak oldu.
C) Kurul, başvuruları değerlendirmekte her yıl biraz daha gecikiyor.
D) Yönetmenin yeni filmi, önceki yapıtlarının gerisinde kalmış.
E) Eleştirmenler romanın dilindeki yalınlığı gözden kaçırmış.
Eser ve Anlatım Üzerine Cümleler
İçerik, Üslup ve Biçim
Bir eserde ne anlatıldığı içerik/konu, nasıl anlatıldığı üslup/biçem, metnin hangi dış düzenle kurulduğu biçimdir. “Romanda göç eden bir ailenin yaşamı anlatılıyor.” içerik; “Yazar kısa ve devrik cümlelerle konuşma havası kuruyor.” üslup; “Roman üç bölümden oluşuyor.” biçimdir.
B) Kitap, her biri bağımsız okunabilen on dört öyküden oluşuyor.
C) Yazar, gündelik sözcükleri beklenmedik bağdaştırmalarla birleştirerek yoğun bir anlatım kuruyor.
D) Oyunun merkezinde kuşaklar arasındaki değer çatışması bulunuyor.
E) Eserin ilk baskısına son bölüm dâhil edilmemiştir.
Tanımlama
Bir kavramın ne olduğunu, onu benzerlerinden ayıran temel özelliklerle açıklayan cümle tanım cümlesidir. “Deneme, yazarın bir konudaki kişisel düşüncelerini kesin sonuca bağlama zorunluluğu duymadan anlattığı yazı türüdür.” tanımdır. “Deneme, edebiyatımızın en sıcak türüdür.” ise öznel değerlendirmedir. Tanım yalnız “-dır” ekiyle kurulmaz; “Nedir?” sorusuna kavramsal karşılık vermesi gerekir.
B) Biyografi yazarları son yıllarda kurmacanın olanaklarından daha çok yararlanıyor.
C) Başarılı bir biyografi, kişisini bütün canlılığıyla okura tanıtır.
D) Bu biyografide sanatçının çocukluk yılları ayrıntılıdır.
E) Biyografi okumak, geçmişle bağ kurmanın en etkili yoludur.
Karşılaştırma, Eşitlik ve Benzetme
İki varlık ya da kavramın ortak veya farklı yönlerini birlikte değerlendirmek karşılaştırmadır. “Bu roman önceki yapıtından daha yalın.” üstünlük; “İki öykü de aynı ölçüde etkileyici.” eşitlik bildirir. Benzetmede bir varlığın niteliği başka bir varlığın özelliğiyle somutlaştırılır: “Sözcükleri bir kuyumcu titizliğiyle seçiyor.” Benzetme karşılaştırma içerebilir ancak her karşılaştırma benzetme değildir.
B) Şairin iki kitabında da kent, başlıca izleklerden biridir.
C) Roman, okuru ağır ağır içine çeken sessiz bir nehir gibidir.
D) Oyunun ikinci perdesi ilkine göre daha hareketlidir.
E) Yazar, çocukluk anılarını kronolojik bir sırayla anlatmış.
Özgünlük, Yoğunluk ve Akıcılık
Başka sanatçıları yinelemeyen, kendine özgü anlatım özgün; az sözle çok anlam taşıyan anlatım yoğun; okumayı kesintiye uğratmayan, rahat ilerleyen anlatım akıcıdır. “Yalınlık” süssüz ve kolay anlaşılır olmayı, “duruluk” gereksiz sözcük bulunmamasını anlatır. Bunlar birer üslup niteliğidir; birbirlerinin eş anlamlısı değildir.
İma, Örtülü Anlam ve Cümlenin Mesajı
İmalı (Kinayeli) Anlatım
Bir sözün görünürdeki anlamının arkasından başka, çoğu kez ters ve eleştirel bir anlam sezdirilmesine imalı/kinayeli anlatım denir. “Arkadaşımız yine tam vaktinde geldi!” sözü, geç kalan biri için söylendiğinde övgü değil eleştiridir. Doğru yorum için cümlenin tek başına sözlük anlamı değil, söylendiği durum okunur.
B) Alıntının metne düşünsel derinlik kattığı
C) Yazarın bilimsel kurallara yeterince uymadığı
D) Editörün yazarı daha çok alıntı yapmaya özendirdiği
E) Kaynakların güncel olmadığı
Örtülü Anlam
Cümlede açıkça söylenmeyen fakat kullanılan ek, bağlaç veya sözcük nedeniyle zorunlu olarak anlaşılan yargıya örtülü anlam denir. “O da sınavı kazandı.” cümlesi başkasının da kazandığını; “Artık sabahları yürümüyor.” daha önce yürüdüğünü; “Bu yıl da ödül alamadı.” önceki yıl veya yıllarda da alamadığını sezdirir. Örtülü anlam, hayal edilebilen her bilgi değil, dilsel işaretten zorunlu çıkan bilgidir.
B) Yardımcı, geçen yılki toplantıda konuşma yapmıştır.
C) Önceki bir yılda da toplantıya müdürün yardımcısı gitmiştir.
D) Müdür ile yardımcısı arasında görüş ayrılığı vardır.
E) Toplantı her yıl aynı yerde yapılmaktadır.
Cümlenin Ana Mesajı
Özdeyiş veya yoğun anlamlı cümle sorularında amaç, sözcükleri tek tek açıklamak değil, bütün yargının savunduğu temel düşünceyi bulmaktır. “İyi bir kitap, okurun bildiklerini çoğaltmaktan önce sorularını değiştirir.” cümlesinin mesajı, nitelikli eserin yalnız bilgi vermediği; düşünme biçimini dönüştürdüğüdür. Doğru seçenek cümleden daha dar veya daha geniş olmamalıdır.
Aşamalı Durum
Bir Durumun Derece Derece Değişmesi
Bir niteliğin zaman içinde artarak veya azalarak değişmesini bildiren cümlelerde aşamalı durum vardır. “Giderek, gittikçe, gün geçtikçe, her geçen gün, yavaş yavaş” sözleri sık kullanılır. “Hava soğudu.” yalnız değişme; “Hava gittikçe soğuyor.” derece derece değişmedir. “Yavaş yürüdü.” ise eylemin yapılış biçimini bildirir, tek başına aşamalılık oluşturmaz.
B) Eski yapılar onarıldıkça mahallenin görünümü belirgin biçimde değişiyor.
C) Yağmur birden şiddetlendi ve kısa sürede dindi.
D) Dosyaları dikkatle inceleyip eksikleri belirledi.
E) Kentin nüfusu geçen yıl yüz bin kişi arttı.
Cümle Kurma, Tamamlama ve Vurgu
Cümle Tamamlama
Boşluk tamamlama sorusunda yalnız dil bilgisi değil, cümlenin anlam yönü aranır. “Ancak, oysa, çünkü, bu nedenle, üstelik” gibi bağlayıcılar iki parça arasındaki karşıtlık, neden, sonuç veya ekleme ilişkisini gösterir. Zamirlerin gönderimi, zaman uyumu ve olumlu–olumsuz yön de seçenekleri eler. En iyi seçenek hem önceki hem sonraki bölüme bağlanır.
B) dolayısıyla
C) üstelik
D) ancak
E) örneğin
Cümle Oluşturma ve Sıralama
Numaralanmış sözlerden anlamlı cümle kurulurken önce çekimli yüklem, sonra yüklemin istediği özne ve tümleçler belirlenir. Tamlamalar, sıfat–isim birlikleri ve edat grupları parçalanmaz. Bağlaçlar kendilerinden önceki ve sonraki yargının yönünü; zamirler daha önce anılması gereken varlığı gösterir. Yalnız kulağa hoş gelen değil, mantıksal ve dil bilgisel bağı eksiksiz sıra doğrudur.
II. aynı zamanda okura
III. olayları sıralayan iyi kurulmuş bir tarih anlatısı
IV. güçlü bir bakış açısı sunar
V. bugünü değerlendirebileceği
Numaralanmış sözlerle anlamlı ve kurallı bir cümle oluşturulduğunda doğru sıralama aşağıdakilerden hangisi olur?
B) III – I – II – V – IV
C) V – III – I – II – IV
D) III – II – V – I – IV
E) I – III – II – V – IV
Cümlede Vurgu
Kurallı fiil cümlesinde vurgu genellikle yüklemden hemen önceki öge üzerindedir: “Bu kitabı dün kütüphaneden aldım.” İsim cümlesinde yüklem, koşul cümlesinde koşul bölümü vurguludur. Soru sözcüğü kullanılan cümlede vurgu soru sözcüğündedir; “mi” soru edatı kullanılmışsa kendinden hemen önceki ögeyi vurgular: “Kitabı Ali mi getirdi?”
B) Dün araştırmacı bu sonuca arşivdeki yeni belgelerle ulaştı.
C) Araştırmacı dün arşivdeki yeni belgelerle bu sonuca ulaştı.
D) Arşivdeki yeni belgelerle araştırmacı dün bu sonuca ulaştı.
E) Bu sonuca dün araştırmacı arşivdeki yeni belgelerle ulaştı.
Önceki Konu: Söz Öbekleri
Sonraki Konu: Cümlede Anlam İlişkileri
