KPSS noktalama işaretleri konu anlatımı kapsamında işaretlerin görevleri, kullanım koşulları, anlamı etkileyen ayrımlar ve noktalama yanlışları işlenecektir.
KPSS Türkçe konularının tamamına KPSS konu anlatımı arşivinden ulaşabilirsiniz.
Noktalamanın Anlam ve Cümle Yapısıyla İlişkisi
İşaretin Görevi ve Yazıdaki Konumu
Noktalama, yazıdaki sözlerin birbirine nasıl bağlandığını ve yargının nerede tamamlandığını gösterir. Yargı, bir işin gerçekleştiğini veya bir varlığın durumunu bildiren anlatımdır; bunu taşıyan bölüm yüklemdir. “Kapı açıldı.” cümlesinde açıldı; “Hava serin.” cümlesinde serin yüklemdir. Yüklemin mutlaka hareket bildiren bir fiil olması gerekmez.
İşaret seçimi yalnız sesli okumadaki duraklamaya dayanmaz. “Genç öğretmene seslendi.” ifadesinde genç, öğretmenin niteliği olabilir; “Genç, öğretmene seslendi.” biçiminde ise seslenen kişidir. Virgül, sözcükler arasındaki bağı ve dolayısıyla anlamı değiştirmiştir. Buna karşılık isim tamlamasındaki “öğretmenin kitabı” bir bütündür; sırf nefes alma gerekçesiyle iki sözcüğün arasına virgül getirilemez.
Nokta, virgül, noktalı virgül, iki nokta, üç nokta, soru ve ünlem işareti önceki söze bitişir; bunların ardından yeni bir söz geliyorsa boşluk bırakılır. Açılan tırnak ve ayraç içteki ilk söze, kapanan işaret son söze bitişir. Kesme işaretinin iki yanında boşluk bulunmaz: Ankara’da. “Geldi , bekledi .” değil, “Geldi, bekledi.” yazılır.
Nokta: Cümle Sonu, Kısaltma ve Sayı Gösterimleri
Tamamlanan Yargı ve Kısaltmalar
Bildirme niteliğinde tamamlanmış cümle noktayla biter: “Kapı kapandı.”, “Bu oda oldukça aydınlık.” İkinci cümlede ayrıca bir fiil aranmaz; aydınlık sözü yargıyı tamamlar. Soru veya güçlü duygu bildiren cümlelerin bitişi ise kendi işaretleriyle gösterilir.
Bazı kısaltmaların sonunda nokta bulunur: Dr., Org., Ank., Yzb. Örneğin “Dr. Selin Aydın konuşmaya başladı.” cümlesindeki ilk nokta cümleyi bitirmez; doktor sözcüğünün kısaltmasına aittir. Büyük harflerden oluşan TDK, TBMM, ÖSYM gibi kısaltmalarda ve kg, cm, m gibi ölçü birimlerinde nokta kullanılmaz. T.C. ve T. (Türkçe) yerleşik istisnalardır.
Noktalı bir kısaltma cümle sonunda yer alırsa ikinci bir bitiş noktası eklenmez: “Listede defter, kalem vb.” Noktalı kısaltmalara ek doğrudan bağlanır: “vb.nden”; noktasız kısaltmanın eki kesmeyle ayrılır: “TDK’den”. Ek seçimi kısaltmanın okunuşuna bağlıdır.
B) “Bugün hava serin.” ifadesi fiil yüklemi bulunmadığı hâlde noktayla bitebilir.
C) “Ölçüm 5 kg.” cümlesinde nokta, kg kısaltmasının zorunlu parçasıdır.
D) “TDK” kısaltmasının harfleri arasına nokta konmaz.
E) “Listede kalem, silgi vb.” ifadesinin sonuna ikinci bir nokta eklenmez.
Sıra Sayıları, Maddeleme ve Basamak Grupları
Sayıdan sonra gelen nokta, “-ıncı/-inci” anlamını verebilir: “Son dönemeçte öne geçerek 1. oldu.”, “Şu an 3. sınıfta ama öğretmenleri onu çok başarılı buluyor.” Nokta ile sıra eki aynı sayıda birlikte kullanılmaz: “4. kat” veya “4’üncü kat” yazılır; “4.’üncü kat” yanlıştır.
Virgül, bağlaç veya kısa çizgiyle bir sıra içinde sayılan sayılarda sıra noktası son sayıya konur: “2, 5 ve 8. maddeler”, “3-6. katlar”. Buna karşılık birbirinden ayrı adları belirten “2. bölümün 4. sorusu” ifadesinde her sayının görevi kendi adına bağlıdır. Madde sıralamasında “1.”, “a.”, “I.” biçimleri de kullanılabilir.
Dört ve daha çok basamaklı sayılar sağdan üçlü gruplara ayrılır: 1.250, 24.600, 3.405.780. Bu noktalar sıra bildirmez. Takvim yılı olan 2026, sayısal değer bildiren 2.026 ile aynı gösterim değildir. Kaynakça künyesinin sonundaki nokta da bitiş işaretidir. Matematikte noktanın çarpma için kullanılabilmesi ayrı bir gösterim görevidir; günlük sayı yazımındaki basamak ayıracıyla karıştırılmaz.
B) Bu yıl yarışmanın 5.’incisi düzenlenecek.
C) 2. bölümdeki 3. etkinlik tamamlandı.
D) Salona 1.250 kişi sığabiliyor.
E) 3-5. sıralar konuklara ayrıldı.
Tarih, Saat ve Ondalık Ayrımı
Gün, ay ve yıl sayıyla gösterildiğinde araya nokta konur: “30.07.1977 tarihinde doğdu.” Ay Roma rakamıyla da gösterilebilir: 30.VII.1977. Ay adı yazıyla belirtilmişse çevresine nokta konmaz: 30 Temmuz 1977. Eğik çizgiyle yazılan 30/07/1977 biçimi de mümkündür; kısa çizgi burada aynı görevin olağan işareti değildir.
Yazı içindeki saat ve dakika arasında nokta kullanılır: “İş başlangıç saati 08.30’a alındı.”, “Film 21.15’te başlayacakmış.” “Akşam 18.00’de eve varacağım.” örneğinde sıfır dakika değil, saatin “on sekiz” okunuşu eke temel olur. Dijital bir ekranda iki nokta görülmesi, yazıdaki bu noktalama kuralını değiştirmez.
Ondalık sayıda tam kısmı kesir kısmından virgül ayırır: 3,25; 0,75. “1.250,50”de nokta binlik grubu, virgül ondalık kısmı ayırır. Tarih, saat ve ondalık sayı aynı rakamlarla yazılabilse bile işaretin görevi bağlamdan anlaşılır.
B) Toplantı saati: 09.30
C) Başvuru ücreti: 1.250,50 TL
D) Son işlem tarihi: 18/05/2026
E) Belge teslimi: 20.Mayıs.2026
Virgül: Sözcük, Öge ve Cümle Sınırları
Eş Görevli Sözler ve Sıralı Cümleler
Eş görevli sözler, aynı cümle içinde aynı işi üstlenen kelime veya gruplardır. “Sınava gitmeden kalem, silgi, kalemtıraş almayı unutma.” cümlesinde alınacak nesneler sıralanır. “Bu manzara akılda güzel, hoş, keyifli anlar bırakıyor.” cümlesinde ise anlar sözcüğünü niteleyen sıfatlar birbirinden ayrılır. Virgül yalnız nesneler arasında kullanılmaz.
“Ekrem; insanlara karşı hoşgörülü, sinirlerine hâkim, olaylara soğukkanlılıkla yaklaşabilen iyi bir yöneticidir.” cümlesindeki virgüller aynı kişiyi niteleyen söz gruplarının sınırlarını gösterir. Bu grupların içinde birden fazla sözcük bulunması, hepsini ayrı birer cümle yapmaz.
Sıralı cümle, ayrı yüklemler taşıyan yargıların yan yana getirilmesidir: “Odaya girdi, bilgisayarını açtı, dizinin yeni bölümünü seçti ve izlemeye başladı.” İlk iki virgül, yüklemleri ayrı olan cümleleri bağlar. “Bu yaptığını gördüm, hoşuma gitmedi.” ifadesinde de iki yargı vardır. Son yargılar ve bağlacıyla bağlanmışsa sırf sıralama devam ediyor diye ve’den önce virgül eklenmez.
B) Eski evin dar, karanlık koridoru bahçeye açılıyordu.
C) Toplantıda ulaşım, barınma ve beslenme sorunları konuşuldu.
D) Kapıyı sessizce araladı, içeridekileri bir süre izledi.
E) Rapor açık, tutarlı ve ölçülü bir dille hazırlanmıştı.
Özne, Adlaşmış Sıfat ve Anlam Karışıklığı
Özne, yüklemde bildirilen işi yapan veya durumu taşıyan varlıktır. Uzun cümlede yüklemden uzaklaşan özneyi belirginleştirmek için virgül kullanılabilir: “Araştırmacı, yıllardır farklı kentlerde topladığı belgeleri karşılaştırarak kapsamlı bir çalışma hazırladı.” Ancak her öznenin ardından virgül zorunlu değildir: “Sen benim için çok değerlisin.” cümlesi virgülsüz de açıktır.
“Hayat, kendimizin otobiyografisinden ibaret.” biçimindeki virgül özneyi belirginleştirir. Özne olan bu, şu, o zamirlerinden sonra da virgül kullanılır: “Bu, toplantıda alınan son karardı.” “Bu karar değişmedi.” cümlesinde bu, karar adını belirttiği için aralarına virgül konmaz.
Adlaşmış sıfat, bir adı nitelemek yerine o adın yerini tutan sıfattır. “İhtiyar, öğretmene sordu.” cümlesinde ihtiyar sözü yaşlı kişiyi karşılar; virgül olmazsa “ihtiyar öğretmen” grubu oluşabilir. “Yaşlı kurt, arkadaşlarına geride durmasını söyledi.” cümlesinde ise yaşlı, kurt adını niteler; virgülün varlığı yaşlı sözcüğünü tek başına adlaştırmaz. Bu iki yapı aynı kuralın örneği değildir.
II. Bu fotoğraf eski evin son görüntüsüydü.
III. Genç, mimara bir soru yöneltti.
Bu cümlelerle ilgili hangi açıklama doğrudur?
B) II’de bu’dan sonra da zorunlu olarak virgül kullanılmalıdır.
C) I’de zamir olan özne belirginleştirilmiş; III’te genç sözcüğünün mimarı nitelemesi önlenmiştir.
D) III’te virgül kaldırılırsa cümlenin yorumunda hiçbir değişiklik olmaz.
E) Üç cümlede de işaret seçimi yalnız okuma sırasında verilen araya bağlıdır.
Ara Söz, Ara Cümle ve Tekrarlanan Kelimeler
Ara söz, bir ögeyi açıklamak veya ek bilgi vermek için cümleye yerleştirilen bölümdür; kendi yüklemi bulunan açıklama ise ara cümle olabilir. Bu bölüm iki virgülün arasına alınır: “Annem, dünyalar güzeli, her zaman olduğu gibi kahvaltıyı hazırlamıştı.” Burada ara söz annemi açıklar. “Annem, siz de bilirsiniz, erken kalkar.” cümlesinde siz de bilirsiniz ayrıca bir yargı taşır.
Açıklayıcı bölüm çıkarıldığında ana cümlenin bağlantısı sürer; fakat bu, açıklamanın her zaman önemsiz olduğu anlamına gelmez. “Arkadaşım, karşı dairede oturan öğretmen, taşındı.” örneğinde ikinci virgül açıklamanın bittiğini gösterir. Yalnız ilk virgülün yazılması açıklamanın nerede sona erdiğini belirsizleştirir.
İki virgül arasındaki her söz ara söz değildir: “Kalem, defter, silgi alındı.” cümlesinde defter, listenin eş görevli bir üyesidir. Anlama güç veren tekrarlarda da virgül bulunabilir: “Yine, yine, yine yaptın…” Buna karşılık kalıplaşmış ikilemeler bölünmez: “yavaş yavaş”, “teker teker”, “üç beş”.
B) Bu sokak, çocukluğumun sokağı, artık bambaşkaydı.
C) Elif, duyduğuma göre, yarışmaya katılmayacakmış.
D) İlk kitabım, yıllarca üzerinde çalıştığım roman, sonunda basıldı.
E) Konuklar, sayıları çok azdı, arka salonda bekliyordu.
Hitap, Kabul Sözleri ve Tırnaksız Aktarma
Seslenilen kişiyi bildiren sözden sonra virgül konur: “Saygıdeğer dostlarım,”, “Sevgili Ahmet,”, “Sayın müdürüm,”. Bu virgül hitabı cümlenin yüklemiyle bağlantılı ögelerinden ayırır. Resmî metindeki makam adı sırf resmî olduğu için otomatik olarak virgül almaz; kullanımın hitap veya cümle ögesi oluşu belirleyicidir. “Bakanlığa başvurdu.” cümlesinde makam adından sonra virgül gerekmez.
Kendisinden sonra gelen cümleye bağlanan kabul, ret veya teşvik sözleri de virgülle ayrılır: “Evet, dediğin gibi yapalım.”, “Peki, öyle olsun.”, “Hayır, bu karar değişmedi.” Buna karşılık “Bu soruya evet dedi.” cümlesindeki evet, cümle başında bir onay sözü olarak kullanılmamıştır.
Tırnağa alınmayan aktarma cümlesi, ardından gelen dedi, diye sordu gibi anlatım bölümünden virgülle ayrılır: “Yarın erken geleceğim, dedi.”, “Celladına âşık olan kaderine mahkûmdur, dedi.” Burada aktarılan yargı ile onu aktaran anlatıcının sözü ayrılır. Konuşma çizgisinden sonra yazılan aktarma da aynı biçimde bağlanabilir. Edebî anlatımda konuşma bölümünden önceki “Kapıyı açtı. Kardeşine,” gibi bir ifade de ardından gelen konuşmaya virgülle bağlanabilir.
B) “Hayır, dosya henüz gelmedi.” — Ret bildiren sözü ayırma
C) “Akşam döneceğim, dedi.” — Tırnaksız aktarmayı ayırma
D) “Evet, bu ayrımı kabul ediyorum.” — Kabul bildiren sözü ayırma
E) “Bu, aradığımız belgedir.” — Bir seslenme sözünü ayırma
Tamlamalar, Bağlaçlar ve Virgülün Sınırları
İsim tamlaması, iki ad arasında sahiplik veya tür ilişkisi kurar: Ahmet’in telefonu, okul kapısı. Sıfat tamlaması, bir adı nitelik veya sayı bakımından belirtir: eski bina, üç öğrenci. Bu birimlerin parçaları sırf birbirinden sonra geldikleri için virgülle ayrılmaz. “Ahmet’in, telefonu kaybolmuş.” yanlıştır; doğru yapı “Ahmet’in telefonu kaybolmuş.”tur. Araya bağımsız bir ara söz girmesi farklı bir durumdur: “Ahmet’in, dün aldığı, telefonu kaybolmuş.”
Ve, veya, yahut gibi bağlaçlardan önce ve sonra, yalnız bağlacın varlığı nedeniyle virgül konmaz. Tekrarlı bağlaçlarla kurulan “hem … hem”, “ne … ne”, “ya … ya”, “gerek … gerek” yapıları da virgülle bölünmez. “Hem kitabı okudu hem not aldı.” doğrudur. Pekiştirme ve bağlama görevindeki da/de’den sonra da virgül kullanılmaz: “Sen de bizimle gel.”
Virgülün bağımsız başka bir görevi varsa bütün cümle o görevle değerlendirilir; bir bağlacın yakınında bulunması tek başına yeterli hata kanıtı değildir. Buna karşılık bağlacı bir eş görev ayıracı gibi yinelemek gereksizdir. Sayıların ondalık kısmını ayıran virgül ile kaynakça künyesinde yazar, eser, yayınevi ve yılı ayıran virgüller ise cümle ögeleriyle ilgili olmayan özel görevlerdir.
B) Bu, konuşmacının üzerinde durduğu temel ayrımdı.
C) Hayır, bu cümleleri böyle ifade edemiyorum.
D) Konuşmacı, yıllardır topladığı belgeleri dikkatle karşılaştırarak sonucunu açıkladı.
E) Bana gelirken yoğurt, peynir ve ekmek alır mısın?
Zarf-Fiil, Şart Eki ve Zaman Bildiren mı
Zarf-fiil, fiilin zamanını veya yapılış biçimini bildiren fakat tek başına çekimli yüklem olmayan biçimdir: gelince, okuyarak, bakıp, durmadan. “Haberi duyunca eve döndü.” cümlesinde duyunca’dan sonra virgül konmaz. “Hızla yürüyerek, kapıya ulaştı.” biçimi de gereksiz virgül içerir.
Art arda sıralanan zarf-fiil grupları ise birbirinden ayrılabilir: “Belgeleri karşılaştırıp, tarihlerini denetleyerek raporu hazırladı.” Virgül karşılaştırıp ile denetleyerek gruplarının arasındadır; son zarf-fiille yüklem arasına ayrıca virgül konmaz. İki zarf-fiilin cümlenin herhangi iki yerinde bulunması, her birinin sonuna otomatik virgül getirmez. Sıralanma ve anlam bağı birlikte değerlendirilir.
Şart eki -sa/-se bir koşul kurar: “Erken gelirsen birlikte gideriz.” Tek koşul ile sonucu virgülle ayırmak yanlıştır. Birbiri ardından sıralanan koşul yapıları arasında ise ayırma işlevi doğabilir: “Dosyayı okursan, eksikleri not edersen görüşme verimli geçer.” Son koşulla sonuç arasına virgül eklenmez. “Sabah oldu mu koşuya çıkarım.” cümlesinde mı, “olunca” anlamı taşır; kendisinden sonra virgül, cümle sonuna da soru işareti gelmez.
B) Toplantıya yetişirsen, birlikte içeri gireriz.
C) Kapıyı açtı mı, kediler içeri girer.
D) Belgeleri karşılaştırıp, eksiklerini not ederek dosyayı tamamladı.
E) Hem raporu yazdı, hem sunumu hazırladı.
Bu cümlede numaralanmış yerlerden hangilerine virgül getirilebilir?
B) I ve II
C) II ve IV
D) I ve III
E) III ve IV
Noktalı Virgül: Gruplar ve Yargılar Arasındaki Sınır
Virgüllü Grupları ve Sıralı Cümleleri Ayırma
Noktalı virgül, virgülle ayrılmış alt birimlerin daha büyük gruplarını birbirinden ayırır. “Mavi, turkuaz soğuğu; kırmızı, turuncu sıcağı temsil eder.” cümlesinde iki renk grubu vardır. Grup içindeki ayraç virgül, gruplar arasındaki ayraç noktalı virgüldür. Böylece bütün renkler aynı görevi üstlenen tek bir liste gibi okunmaz.
“O düşer, sen yardım edersin; sen düşersin, gözünün yaşına bakmaz.” örneğinde ise kendi içinde virgülle ayrılmış yargı kümeleri birbirinden ayrılır. Noktalı virgülün görevi yalnız “uzun duraklama” değildir; cümlenin katmanlarını görünür kılar. İlk ve ikinci kümeyi bağlayan işaret değişirse yargıların gruplanması da belirsizleşebilir.
Numaralanmış yerlere sırasıyla hangi işaretler getirilmelidir?
B) İki nokta — noktalı virgül
C) Noktalı virgül — virgül
D) Nokta — virgül
E) Virgül — noktalı virgül
Özneden Sonra Kullanım ve Yanlış Genellemeler
İkiden fazla eş değer ögesi virgüllerle sıralanan cümlelerde özneden sonra noktalı virgül konabilir: “Bu anlatım; açık, ölçülü, tutarlı bir yapıya sahiptir.” Burada noktalı virgül özneyi çok üyeli sıralamadan ayırır. Bu kullanım bütün öznelere uygulanmaz; “Mehmet; Ayşe ve Ali’den daha çeviktir.” cümlesindeki noktalı virgül bu koşulu karşılamaz. Doğal biçim “Mehmet Ayşe ve Ali’den daha çeviktir.”dir.
“Ancak, fakat, çünkü varsa öncesinde noktalı virgül bulunur.” biçiminde bir kural yoktur. “Bu ihtimal imkânsıza yakın ancak küçük de olsa gerçekleşme payı var.” cümlesinde ancak tek başına noktalı virgül gerekçesi değildir. İşaret, cümlelerdeki gruplandırma ihtiyacına göre değerlendirilir. Virgüllü bir grubun bulunması da cümlenin rastgele bir yerine noktalı virgül koymayı haklı çıkarmaz.
B) Ancak ve fakat bağlaçlarının öncesinde zorunludur.
C) İki noktanın kullanıldığı her yerde aynı anlamla kullanılabilir.
D) Virgüllü alt grupları ayırabilir; çok üyeli virgüllü sıralama bulunan cümlede özneden sonra da kullanılabilir.
E) İşaretin doğruluğunu belirlemek için cümlede herhangi bir virgül bulunması yeterlidir.
B) Gün gelir, devran döner; şafak atar, asker gider.
C) Bahçeye güller, laleler; balkona fesleğenler, menekşeler dikildi.
D) Bu çalışmanın anlatımı; açık, yalın, tutarlı bir yapıdadır.
E) Sergide üç eşya vardı; bir saat, bir pusula, bir harita.
İki Nokta: Açıklama ve Örnek Sunma
Açıklanan Yargı ile Açıklama Arasındaki Bağ
İki nokta, kendisinden sonra örnek veya açıklama gelecek bir anlatımın ardından kullanılır. “Isı üç farklı şekilde iletilir: taşınım, iletim ve ışınım.” cümlesinde üç yolun adları verilir. “Bu kararın bir gerekçesi vardı: Bina güvenli değildi.” cümlesinde ise ilk yargı ikinci cümleyle açıklanır.
İki nokta, sözcükle tanımını da ayırabilir: “Harf: Bir sesin yazıdaki işareti.” Ancak herhangi bir öznenin ardından kendiliğinden gelmez. “Bu araçlar ölçüm, kayıt ve karşılaştırma amacıyla kullanılır.” cümlesinde araçlar ile devamı arasına iki nokta konmaz; çünkü ardından bağımsız bir açıklama listesi değil, aynı cümlenin tamamlayıcı ögeleri gelmektedir.
İki noktadan sonraki bölüm cümleyse büyük harfle başlar; yalnız örneklerden oluşan bir sıralamaysa özel ad değilse küçük harfle başlayabilir. “Çantasında şunlar vardı: defter, kalem, anahtar.” ile “Sonuç açıktı: Yol kapanmıştı.” bu ayrımı gösterir. Örneklerin özel ad olması durumunda büyük harf korunur: “İki kente uğradı: Ankara ve Konya.”
B) Katılımcılar ( ) öğretmenler ve öğrenciler olmak üzere iki gruba ayrıldı.
C) Yanında yalnız üç araç taşıyordu ( ) pusula, harita ve fener.
D) Kapıyı açtı ( ) kimseyi göremeyince geri döndü.
E) Bahçe ( ) akşam ışığında daha geniş görünüyordu.
Konuşma, Alıntı ve Özel Gösterimler
Konuşan kişinin adından sonra iki nokta gelebilir: “Görevli: Belgelerinizi alabilir miyim?” Bir aktarma açıkça haber veriliyorsa da iki nokta kullanılır: “Kendisi aynen şöyle dedi: ‘Bu duruma sebep olan sensin.’” Dış tırnakla verilen bağımsız alıntıda normal çift tırnak kullanılır; bu örnekteki tek tırnak, cümlenin burada başka bir alıntı içinde gösterilmesindendir.
Tırnağın önünde iki nokta her zaman zorunlu değildir. “Adam ‘Lütfen yardım edin!’ diye seslendi.” yapısında aktarma, cümlenin bir parçasıdır. Benzer biçimde “Bana bakarak ‘Sen kim olduğunu zannediyorsun?’ dedi.” cümlesinde bakarak’tan sonra iki nokta getirilmez. İşaretin yeri, yalnız tırnak görülmesine göre belirlenmez.
İki nokta matematikte bölme anlamına gelebilir: 18:3=6. Genel ağ adresindeki https: bölümünde de bulunur. Ses bilgisindeki özel gösterimde bir ünlünün ardından konan iki nokta o ünlünün uzun okunuşunu gösterebilir; bu, sözcüğün günlük yazımına eklenen bir noktalama değildir.
II. Yönetici “Toplantı ertelendi.” dedi.
III. Yönetici “Toplantı ertelendi”: dedi.
Bu kullanımlarla ilgili hangi değerlendirme doğrudur?
B) I ve II doğrudur; III’teki iki noktanın açıklama sunan bir görevi yoktur.
C) Yalnız III doğrudur; aktarmanın sonuna iki nokta konur.
D) Üçü de doğrudur; iki noktanın yeri serbesttir.
E) II’de dedi’den sonra mutlaka iki nokta bulunmalıdır.
Üç Nokta: Eksilti ve Aktarılmayan Bölüm
Tamamlanmamış Anlatım ve Açık Bırakılan Sıralama
Üç nokta, anlatımın tamamlanmadan bırakıldığını gösterebilir: “Öylesine berbat bir yer ki…”, “O sözleri söylememek için öyle bir direndi ki…” Yargının devamı okurun yorumuna bırakılmıştır. “Yemyeşil bir arazi, ortasında bir ev, yanında küçük bir ahır, içinde güzel hayvanlar…” örneğinde de tamamlanmış bir yüklem yerine betimlenen görüntüler sıralanır.
Sıralamanın açık bırakılması ile sayılmış bütün üyelerin verilmesi farklıdır. “Çantada defter, kalem, silgi…” açık uçludur; “Çantada üç şey vardı: defter, kalem ve silgi.” belirlenen üç üyeyi tamamlar. Her listeden sonra üç nokta gerekmez. Ayrıca yüklem bulunması üç noktayı bütünüyle yasaklamaz; yargı tam olsa da sözün devamı bilerek kesilebilir. Bu nedenle tek doğru cevaplı bir soruda yalnız “yüklemi var” gerekçesiyle üç nokta yanlış sayılamaz.
“İşte tam karşımda… Olabildiğince heybetli…” ifadesinde söylenmeyen bölüm üç noktayla sezdirilir. İşaret, dil bilgisel olarak her yüklemin yerine geçebilen bir sözcük değildir; anlatımda eksiltiyi gösterir.
Bu parçada yüklemi söylenmeyerek eksiltili bırakılan betimlemeyi tamamlamak için üç nokta hangi yere getirilmelidir?
B) Yalnız II
C) Yalnız III
D) I ve IV
E) III ve IV
Gizlenen Söz, Alıntı Eksiltmesi ve Birleşik Kullanım
Bir adın veya söylenmek istenmeyen bölümün yerine üç nokta kullanılabilir: “Mektup N… kasabasından gelmişti.” Alıntının başından, ortasından veya sonundan bir bölüm alınmadığında da aynı işaret eksiltmeyi gösterir: “… işte bu yüzden kendimize hâkim olmalıyız.” Alınmayan bölümün belirtilmesi, kalan sözlerin kaynak metnin tümü sanılmasını önler.
Alıntıdaki eksiltme (…) biçiminde yay ayraç içine de alınabilir. Bu işaret, aktaran kişinin kendi açıklamasını eklediği anlamına gelmez; eklenen açıklama için köşeli ayraç kullanımı farklıdır. “Bu konuda seni bir defa uyardım ama ikincisine…” sözü, devamın bilinçli olarak kesilmesine örnektir.
Konuşmada cevabın eksik bırakılması veya hiç verilmemesi de üç noktayla gösterilebilir: “— Sonra ne oldu?
— …” Bu kullanımda söylenmeyen cevap okura bırakılır.
Üç nokta iki veya dört noktayla gelişigüzel değiştirilmez. Soru veya ünlemden sonra anlatımın sürmediği sezdirilecekse iki nokta eklenmesi yeterlidir: “Nereye gitti?..”, “Ne güzel bir haber!..” Buradaki iki nokta yan yanadır; açıklama bildiren üst üste iki nokta işareti değildir. Üç noktadan sonraki bölüm yeni cümleyse büyük harfle başlar; aynı cümlenin devamıysa bu ölçüt değişir.
B) Üç nokta, söylenmek istenmeyen bir adın yerinde kullanılabilir.
C) “Nerede kaldı?..” biçimindeki iki nokta, soru işaretinden sonra eksiltiyi sürdürür.
D) Üç nokta her durumda iki noktayla değiştirilebilir.
E) Üç noktadan sonraki bölümün yeni cümle olup olmadığı büyük harf kullanımını etkiler.
Soru ve Ünlem İşareti
Gerçek Soru, Sözde Soru ve Sıralı Sorular
Soru anlamı taşıyan cümle veya söz soru işaretiyle biter: “Siz de kimsiniz?”, “Bu dosyayı sen mi hazırladın?” Soru eki veya soru kelimesi bulunmadan, söyleyişle de soru kurulabilir: “Adınız?”, “Bir kahve daha?”
Cevap beklemeyen fakat soru biçimini koruyan sözde soru da soru işareti alır: “Bunca emeği kim unutabilir?” Bu sözün amacı bir kişinin adını öğrenmek değil, emeğin unutulamayacağını vurgulamaktır; yine de soru yapısı vardır.
Birbiriyle bağlantılı sıralı sorularda soru işareti son bölüme konur: “Sen mi gelirsin, yoksa ben mi geleyim?” Ancak metindeki birbirinden bağımsız soruların her biri ayrı cümleyse kendi soru işaretini alır: “Dosya nerede? Onu kim aldı?” Virgülle bağlanan tek bir soru bütünü ile ayrı cümleler aynı değildir.
B) Cevap beklenmeyen sözde sorular noktayla bitmek zorundadır.
C) “Sen mi gelirsin, ben mi geleyim?” ifadesinde iki ayrı soru işareti zorunludur.
D) “Adınız?” bir soru sözü; “Bu emeği kim inkâr edebilir?” ise sözde soru olarak soru işareti alabilir.
E) Bir paragrafta yalnız son soru cümlesine soru işareti konur.
Dolaylı Soru ile Zaman ve Koşul Anlamı
Bir soru kelimesinin bulunması, cümlenin bütünüyle soru olduğu anlamına gelmez. “İşe neden geç kaldığını söylemedi.” cümlesi soru sormaz; bir bilginin söylenmediğini bildirir. “Neden” içteki bilginin parçasıdır, cümlenin yüklemi söylemedi’dir. “Yapar mı, yapmaz mı bilemem.” ifadesi de bütün olarak bir bilmeme yargısı taşır.
Mı eki “-ınca/-ince” anlamı veriyorsa soru işareti kullanılmaz: “Sabah oldu mu koşuya çıkarım.” Burada “Sabah olunca” anlamı vardır. “Sabah oldu mu?” ise doğrudan sorudur. Aynı ses dizisinin farklı işlevi, cümle sonundaki işareti değiştirir.
B) Ne zaman döneceğini bize söylemedi
C) Hava açtı mı yola çıkacağız
D) Bu işi yapar mı, yapmaz mı kestiremiyorum
E) Böyle bir fırsatı kim değerlendirmek istemez
Duygu, Seslenme ve Hitap
Ünlem işareti sevinç, korku, şaşma, acı, hayranlık gibi duyguları belirginleştirir: “Tüh! Anahtarı arkada unuttum.”, “Yüreğimi ağzıma getirdin!”, “Vay! Kardeşim!” Güçlü seslenme ve uyarıda da kullanılır: “Ey dostlarım!”, “Sayın partililer!”
Ünlem duyguyu taşıyan sözün hemen arkasında veya cümlenin sonunda olabilir: “Eyvah! Anahtar içeride kaldı.” ile “Eyvah, anahtar içeride kaldı!” farklı yerleşimlerdir. İlkinde ünlemden sonra yeni cümle başlar; ikincisinde seslenme virgülle aynı cümleye bağlanır. “Sonra bana bağırmasın mı!” örneği soru biçimini kullanarak şaşma ve yakınma bildirir; işaret, anlatımın duygusal işlevini yansıtır.
Sözcüğün kökeninde ünlem bulunması her kullanımına ünlem işareti getirmez. “Onun ahı duyuldu.” cümlesindeki ahı bir addır; cümle bir durumu bildirir. Noktalama sözcüğün tek başına adına değil, kullanımına bağlıdır.
B) Eyvah! anahtar içeride kaldı.
C) Eyvah, anahtar içeride kaldı!
D) Eyvah; anahtar içeride kaldı!
E) Eyvah: anahtar içeride kaldı!
Kuşku ve Alay Bildiren Ayraçlı İşaretler
Kesinliği bilinmeyen veya kuşkuyla karşılanan bilgi soru işaretiyle gösterilebilir: “Yapım tarihi: ?”, “Bu mektubun 1921’de (?) yazıldığı ileri sürülüyor.” İkincisindeki soru işareti okura bir soru yöneltmez; tarihe duyulan kuşkuyu gösterir.
Alay, küçümseme veya söylenenin tersini sezdirme için sözün ardından yay ayraç içinde ünlem kullanılabilir: “Çok düzenli (!) olduğu söylenen odada hiçbir şey bulunamıyordu.” Burada düzenlilik iddiası sorgulanır. (?) bilginin kesinliğine ilişkin kuşkuyu, (!) ise söze yüklenen alaycı yaklaşımı belirtir; birbirlerinin yerini koşulsuz olarak tutmazlar.
Bu cümlede ayraç içindeki işaretlerin görevleri hangi seçenekte doğru verilmiştir?
B) Kesin olmayan bilgiye dikkat çekme — alay bildirme
C) Eksilti gösterme — seslenme bildirme
D) Alıntı başlatma — alıntı bitirme
E) Sıra bildirme — açıklama sunma
Tırnak, Tek Tırnak ve Denden İşareti
Doğrudan Aktarma ve Alıntının Son İşareti
Başkasından olduğu gibi aktarılan söz çift tırnağa alınır: Adam “Lütfen yardım edin!” diye seslendi. Alıntıya ait nokta, soru veya ünlem kapanan tırnağın içinde kalır. Anlatıcının devamı ise tırnağın dışındadır: “Ne zaman döneceksin?” diye sordu.
Tırnaklı aktarmayla tırnaksız aktarma aynı anda uygulanmaz. “Ne zaman döneceksin, diye sordu.” tırnaksız aktarma biçimidir; “Ne zaman döneceksin?” diye sordu. biçiminde ise soru işareti alıntının içindedir ve kapanan tırnaktan sonra bir virgül daha eklenmez.
Dolaylı anlatım, sözü aynen aktarmak yerine içeriğini anlatıcının cümlesine dönüştürür: “Ne zaman döneceğimi sordu.” Bu cümleye sırf bir soru aktarılıyor diye tırnak veya soru işareti eklenmez.
B) “Dosyayı sen mi aldın?” diye sordu.
C) “Dosyayı sen mi aldın”? diye sordu.
D) “Dosyayı sen mi aldın?,” diye sordu.
E) “Dosyayı sen mi aldın.”? diye sordu.
Eser Adı, Terim ve Tırnaktan Sonraki Ek
Eser adları, bölüm başlıkları ve özel olarak vurgulanan sözler tırnakla gösterilebilir: “Ahmet Hamdi Tanpınar’ın ‘Huzur’ isimli romanını okumalısın.” cümlesinde eser adı özellikle belirtilir. Normal cümlede eser adı çift tırnakla yazılabilir; eğik yazı da bir seçenektir. Tırnak, yalnız başka kişiden alınan cümlelerin işareti değildir.
“Sözcüğün ses yapısında ‘hece’ birimi incelenir.” örneğinde bir terim belirginleştirilmiştir. Hece, bir veya daha fazla sesin tek seslemeyle oluşturduğu birimdir; her durumda kelimenin anlam birimi olarak tanımlanamaz.
Tırnağa alınan söze ek geldiğinde kapanan tırnaktan sonra ayrıca kesme kullanılmaz: “Huzur”u okudu. Eser adı tırnaksızsa Huzur’u biçimi kullanılır. Alıntının içinde bir özel adın eki varsa kendi kesmesi korunur: “Ankara’ya gidiyorum.” dedi. Burada kesme tırnaktan sonraki eki değil, Ankara’ya biçimini ilgilendirir.
B) Huzur’u yeniden okudu.
C) “Yazım Kuralları”nı inceledi.
D) “Ankara’ya yarın gideceğim.” dedi.
E) “Huzur”’u yeniden okudu.
İç İçe Tırnak ve Tekrarlanan Bilgi
Çift tırnak içindeki bir sözün yeniden tırnağa alınması gerekirse tek tırnak kullanılır: Öğretmen, “Romandaki ‘zaman’ kavramını açıklayınız.” dedi. Dıştaki çift tırnak aktarmayı, içteki tek tırnak özel olarak belirtilen sözü çevreler. Tek tırnak iki parçalıdır; kesme işareti gibi yalnız ek sınırında kullanılmaz.
Denden işareti (“), bir çizelgede üst satırdaki aynı bilginin tekrarlandığını gösterir. Aşağıdaki tabloda işaret, ilk satırdaki kalem sözünü tekrar eder. Anlaşılabilirlik için hangi sütundaki bilginin yinelendiği açık olmalıdır; işaret burada bir alıntıyı başlatmaz.
| Renk | Eşya |
|---|---|
| Mavi | kalem |
| Kırmızı | “ |
| Siyah | “ |
II. Bir çizelgede alt satırlara konan “ işareti, üst satırdaki aynı sözcüğün tekrarını gösterdi.
Bu iki kullanım için hangi açıklama doğrudur?
B) İkisinde de özel ada gelen ek ayrılmıştır.
C) I’de tek tırnak kullanılamaz; üç çift tırnak zorunludur.
D) II’deki işaret mutlaka bir alıntıyı başlatır.
E) İkisinde de cümlenin bittiği gösterilmiştir.
Kesme İşareti ve Eklerin Sınırı
Özel Adlar, Saygı Sözleri ve Belirli Tarihler
Özel adlara gelen iyelik, durum ve bildirme ekleri kesmeyle ayrılır. İyelik sahiplik, durum cümledeki ilişki, bildirme ise yargı kurma görevi taşır: Türkiye’miz, Mahmut’a, Ankara’dan, öğretmenimiz Ayşe’dir. “Mahmut’a söyleyin yarın işe gelmesin.” ve “Ankara’dan gelirken petrol istasyonunda durduk.” bu kullanıma örnektir.
Kişi adından sonra kullanılan saygı ve unvan sözünün eki de ayrılır: “Nihat Bey’e”, “Ayşe Hanım’dan”. Kısaltmalı yer adı, özel yer adının yerine geçiyorsa kesme kullanılır: “Boğaz’dan geçti.” Belirli bir gün veya ay adını tarih olarak bildiren kullanımlarda da ek ayrılır: “Başvurular 17 Aralık’a kadar sürecek.” Belirsiz zaman bildiren “aralıkta” veya “pazartesileri” aynı kuralın örneği değildir.
Özel adın ardından ayraçlı açıklama gelirse ek, açıklamadan önce ada bağlanır: “Atatürk’ün (1881-1938) yaşamı”. Özel adın yerine kullanılan o zamiri ise özel ada dönüşmez: “Onun söylediklerini dinledi.” Cümle içinde “O’nun” biçiminde kesmeyle ayırma yapılmaz.
B) Ankara’dan sabah treniyle döndü.
C) Başvurular 17 Aralık’a kadar sürecek.
D) Ayşe’yle konuştum, O’nun önerisini kabul ettim.
E) Atatürk’ün (1881-1938) hayatını konu alan bir kitap okudu.
Yapım Eki, Çokluk Eki ve Sonraki Ekler
Yapım eki sözcükten yeni bir sözcük oluşturur. Özel ada gelen yapım ekleri kesmeyle ayrılmaz: Mardinli, Yozgatlı, Türkçe, Atatürkçü. Bu eklerden sonra gelen çekim ekleri de ayrılmaz: Mardinliden, Türkçenin. “Yozgatlılar bu duruma çok sevindi.” örneğinde hem yapım hem çokluk eki kesmesizdir.
Özel adlara getirilen -lar/-ler çokluk eki de kesmeyle ayrılmaz: Türkler, Ahmetler, Mehmetler. Ekin aile, topluluk veya benzer kişiler anlamı vermesi kendiliğinden kesme gerektirmez. “Mehmet’ler ölmez.” biçimini “benzerlik anlamı var” gerekçesiyle doğru kabul etmek yanlıştır; bu gerekçeyle bir istisna üretilemez.
Bir sözün anlamı karışabilir diye yeni bir kesme kuralı oluşturulmaz. “Bilgi’ne” gibi bir kullanım, önce sözcüğün gerçekten bir özel ad olup olmadığı ve ekinin ne olduğu belirlenmeden açıklanamaz. Özel ad Bilgi ise yönelme biçimi Bilgi’ye; cins isim bilgiye ikinci kişi iyeliği eklenmişse bilgine olur. Kesme, hatalı ek çözümlemesini düzelten bir araç değildir.
B) İki arkadaş Ankara’da buluştu.
C) Mars’ın yüzeyiyle ilgili fotoğrafları inceledi.
D) Komşumu herkes Mardin’li olarak tanır.
E) Aldığı kalemi Ahmet’e hediye etti.
Kurum Adları, Kanun Adları ve İyelik Değişmesi
Kurum, kuruluş, kurul, birleşim, oturum ve iş yeri adlarına gelen ekler kesmeyle ayrılmaz: Türk Dil Kurumuna, Türkiye Büyük Millet Meclisinde, Mavi Köşe Bakkaliyesinden. Kurumun açık adıyla kısaltması aynı biçimde ek almaz: Türk Dil Kurumuna ama TDK’ye. Avrupa Birliği’ne biçimi özel olarak kesmeyle yazılır.
Kanun, tüzük, yönetmelik adlarına gelen ekler ise ayrılır: “Millî Eğitim Temel Kanunu’na”. Belli bir metnin yerine büyük harfle kullanılan Kanun veya Yönetmelik de aynı biçimde ek alabilir: “Bu Kanun’un ilgili maddesi”. Burada herhangi bir hukuk hükmü değil, adın noktalaması söz konusudur.
Sonunda üçüncü kişi iyelik eki bulunan özel adın bu eki başka bir iyelik ekine dönüşürse kesme kullanılmaz: Boğaz Köprüsü’nün fakat Boğaz Köprümüzün. İkinci biçimde “bizim köprümüz” ilişkisi kurulmuştur. Kesme işareti, değişen iyelik biçiminin arkasına yeniden yerleştirilmez.
B) TDK’ye
C) Avrupa Birliği’ne
D) Millî Eğitim Temel Kanunu’na
E) Boğaz Köprümüz’ün
Kısaltma, Sayı, Harf ve Ek Adları
Kısaltmalara gelen ekler kesmeyle ayrılır: YSK’ye, ÖSYM’ye, YÖK’e. Ekin ünlüsü yazılan son harfin görünüşüne değil, kısaltmanın okunuşuna bağlıdır. Noktayla biten kısaltmalarda ayrıca kesme kullanılmaz: “vb.nden”.
Rakamla yazılmış sayının eki kesmeyle ayrılır: 8’inci, 2026’da, 7,5’lik. Sıra bildiren nokta ile sıra eki birlikte kullanılmaz. Harf ve ek adlarına gelen ek de ayrılabilir: “H’den Z’ye kadar olan personel dosyalarını getirir misin?”, “-lık’la türetilen sözler”. Harfin veya ekin hangi işlevle anıldığı bağlamda açık olmalıdır.
Üleştirme sayıları yazıyla gösterilir: üçer, beşer, üçerli. “Sıraya 3’erli oturdular.” yanlıştır; “Sıraya üçerli oturdular.” doğrudur. Sayıya gelen her ekin kesmeyle yazılabilmesi, üleştirme biçimini rakamla yazma izni vermez.
B) YÖK’ün duyurusunu okudu.
C) Kalemleri 4’er dağıttı.
D) Sözlükte a’dan z’ye bütün harfler var.
E) Yarışmanın 8’incisi düzenlendi.
Söyleyişte Düşen Seslerin Gösterilmesi
Şiirde veya konuşmanın aktarımında ölçü ve söyleyiş nedeniyle düşen ses kesmeyle gösterilebilir: n’eyleyim biçimi ne eyleyeyim sözündeki eksilmeyi yansıtır. Bu kullanım, özel ada ek getirilmesi değildir. Gündelik bütün ses düşmelerini yazıda kesmeyle gösterme kuralı da yoktur; standartlaşmış kelimelerin yazımı ayrıca korunur.
Kesme işareti kelime ile eki arasında boşluk oluşturmaz. Özel adın yazılışı, söylenişte son ünsüzü yumuşasa bile korunur: Ahmet’e, Zonguldak’a. Yazım ile söyleyiş ayrımı, işaretin varlığı yüzünden ortadan kalkmaz.
Kısa Çizgi, Uzun Çizgi ve Eğik Çizgiler
Kısa Çizginin Sözcük ve İlişki Görevleri
Kısa çizgi satıra sığmayan sözcüğü hece sınırından böler: “O gün geldiğinde çok üz-
gündü.” Bölme yazı alanının zorunluluğudur; kelimenin sözlük biçimine yeni bir çizgi eklenmiş olmaz. Heceleri göstermek için “ki-tap-lık”, kök ve ekleri ayırmak için “kitap-lık-ta” yazılabilir. Bu iki çözümleme aynı sınırları göstermek zorunda değildir.
Fiil kök ve gövdeleri git-, yazdır-; ekler -lar, -ler, -di biçiminde gösterilebilir. Fiil türeten bir ekin iki yanında çizgi bulunabilir: -la-. Buradaki çizgi, ekin sözcüğün neresine bağlandığını göstermeye yarar.
Ara söz ve ara cümle, iki kısa çizgiyle de ayrılabilir: “Bu şehri -çocukluğumun geçtiği yeri- çok özledim.” İki çizgi açıklamanın başına ve sonuna bitişir. Yalnız bir çizgi yazılması açıklama sınırını eksik bırakır.
Kısa çizgi iki ad veya sayı arasında ve, ile, arasında, -den … -e gibi ilişkiler kurabilir: “Ankara-Konya yolu”, “Türkçe-Fransızca sözlük”, “2019-2020 sınav takvimi”, “09.00-11.00”. Yalnız karşıt anlamlı kelimeler için kullanılan bir işaret değildir. Matematikte çıkarma ve negatif değer gösteriminde de bulunur. Buna karşılık yaklaşık miktar bildiren üç beş, on on beş ve ikilemeler çizgiyle ayrılmaz.
B) Etkinlik 10.00-12.00 arasında yapılacak.
C) Bu sözcük ki-tap-lık biçiminde hecelenir.
D) Bahçede üç-beş kişi konuşuyordu.
E) Eski okulumu -ilk görev yerimi- ziyaret ettim.
Uzun Çizgi ve Konuşmanın Aktarılması
Uzun çizgi, satır başına alınan konuşmayı gösterir; konuşma çizgisi de denir. Konuşma tırnağa alınmışsa aynı konuşmanın başına ayrıca uzun çizgi getirilmez. İki yöntemden biri seçilir.
Mehmet abi sinirli bir şekilde sordu:
— Neden böyle yaptınız?
Bu düzende soru konuşmanın kendi işaretiyle biter. Anlatıcının sözü aynı satırda eklenecekse tırnaksız aktarım virgülle bağlanabilir:
— Neden böyle yaptınız, diye sordu.
Soru işareti ile virgül “?,” biçiminde üst üste getirilmez.
Tiyatro metninde konuşanın adından sonra da uzun çizgi bulunabilir: “Görevli — Belgeleri masaya bırakabilirsiniz.” İki noktayla yazılan “Görevli: …” başka bir geçerli düzenlemedir. Konuşma çizgisi ile kelimeyi bölen kısa çizgi farklı görevlerdir.
B) — Neden böyle yaptınız?
C) — Neden böyle yaptınız, diye sordu.
D) “Neden böyle yaptınız?” diye sordu.
E) Görevli — Belgeleri buraya bırakınız.
Eğik Çizgi ve Ters Eğik Çizgi
Eğik çizgi (/), yan yana yazılan dizelerin arasına konur: “Akşam çöktü bahçeye / Bir ışık kaldı pencerede”. Böylece dize sınırı, metin tek satırda olsa da görünür kalır. Adreste apartman ve daire numarasıyla semt ve şehir ayrılabilir: “No.: 18/4 Çankaya / Ankara”.
Sayısal tarihte “12/05/2026”, eklerin farklı biçimlerini göstermede “-lık/-lik”, ağ adresinde “https://www.sinavaraci.com/” eğik çizgi kullanılır. Matematikte bölme; birim gösteriminde oran anlamı taşıyabilir: km/sa, kilometre/saat demektir. Birimlerin arasına bu kullanımda boşluk konmaz.
Ters eğik çizgi (\), bilişimde dizin basamaklarını ayırır: “C:\Belgeler\Notlar”. Dizin, dosyaların bulunduğu klasör yapısıdır. Ters eğik çizgi, tarih veya dize ayırmak için eğik çizginin yerine geçirilmez.
B) No.: 18/4 — Apartman ve daire numarasını ayırma
C) -lık/-lik — Ekin farklı biçimlerini gösterme
D) km/sa — Birimler arasında oran gösterme
E) C:\Belgeler\Notlar — Yan yana yazılan şiir dizelerini ayırma
Yay Ayraç ve Köşeli Ayraç
Ek Bilgi, Sahne Açıklaması ve Künye
Yay ayraç ( ), cümlenin dışında kalan ek bilgiyi veya açıklamayı çevreler: “Mustafa Kemal Atatürk (1881-1938) Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk cumhurbaşkanıdır.” Tarih açıklaması kaldırıldığında ana cümle sürer. “Adları niteleyen veya belirten sözcüklere sıfat (ön ad) denir.” örneğinde eş anlamlı terim verilmiştir. “Selfie (özçekim)” gibi yabancı söz ve Türkçe karşılığı da bu yolla yan yana gösterilebilir.
Ayraç içi yalnız bir kelime grubundan oluşuyorsa bağımsız cümle gibi bitiş noktası almaz. Tam bir yargıysa büyük harfle başlayıp uygun işaretle biter: “Eski evi (Burası çocukluğumun geçtiği evdi.) yeniden gördüm.” Ana cümlenin noktalaması ayrıca korunur.
Tiyatro ve senaryolarda hareket veya durum ayraç içinde gösterilebilir: “Görevli — (Masaya yaklaşır.) Belgeler burada.” Alıntının yazarı ve kaynak bilgisi de ayraçla verilebilir. Eksilti için (…), kuşku için (?), alay için (!) kullanımları başka görevlerdir. Madde sıralamasında yalnız kapanan ayraç bulunabilir: 1), a), I).
B) Eski evi (burası çocukluğumun geçtiği evdi.) yeniden gördüm.
C) Eski evi (Burası çocukluğumun geçtiği evdi) yeniden gördüm.
D) Eski evi (Burası çocukluğumun geçtiği evdi). yeniden gördüm.
E) Eski evi (Burası çocukluğumun geçtiği evdi.) Yeniden gördüm.
İç İçe Açıklama ve Aktaranın Eklediği Söz
Köşeli ayraç [ ], içinde ayrıca yay ayraç kullanılacak açıklamanın dış sınırını çizebilir: “Halikarnas Balıkçısı [Cevat Şakir Kabaağaçlı (1886-1973)] eserlerinde denizi anlattı.” Takma adın gerçek karşılığı köşeli ayraçta, yaşam tarihleri onun içindeki yay ayraçtadır.
Aktaran kişinin alıntıya eklediği açıklama da köşeli ayraçla belirtilir: “O gün [toplantının yapıldığı gün] şehir dışındaydım.” Köşeli ayraçlı bölüm özgün sözün bir parçası değil, aktaranın açıklamasıdır. Alıntıdan çıkarılan bölümün (…) ile gösterilmesi bunun tersidir; biri ekleme, diğeri eksiltme bildirir. Künye bilgilerinde eksik adın tamamlanması için de köşeli ayraç kullanılabilir.
Bu alıntıdaki köşeli ayraç ile yay ayraçlı üç noktanın görevleri hangisidir?
B) İlki çıkarılan sözü, ikincisi eklenen açıklamayı gösterir.
C) İlki soru anlamını, ikincisi alayı gösterir.
D) İlki aktaranın eklediği açıklamayı, ikincisi alınmayan bölümü gösterir.
E) İkisi de özel ada gelen eki ayırır.
Metinde İşaretlerin Birlikte Değerlendirilmesi
Görev Eşleştirmesi ve Birden Fazla Sınır
Bir metinde aynı işaret farklı görevlerde, farklı işaretler birbirini tamamlayan yerlerde kullanılabilir. “Evet, bu bölümde mektuplar, günlükler incelenecek.” cümlesindeki ilk virgül kabul sözünü, ikincisi eş görevli iki adı ayırır. “Yazar, yıllar önce topladığı mektupları inceledi; tarihler, kişiler, olaylar birbiriyle uyuşmuyordu.” cümlesinde ise virgüllü ikinci yargı, ilk yargıdan noktalı virgülle ayrılmıştır.
“Serginin konusu şuydu: Kentin değişen yüzü.” cümlesinde iki nokta açıklamayı sunar. “Sergi, kentin değişen yüzünü anlatıyordu.” cümlesindeki virgül aynı görevi üstlenmez; ilk özneyi belirginleştirir. Bir işaretin yerine başka bir işaret getirilmesi, yalnız görsel bir değişiklik değil, yapılar arasındaki bağın yeniden kurulmasıdır.
Numaralanmış yerlere sırasıyla hangi işaretler getirilmelidir?
B) İki nokta — noktalı virgül — virgül — nokta
C) Virgül — noktalı virgül — iki nokta — nokta
D) Noktalı virgül — virgül — iki nokta — üç nokta
E) Virgül — iki nokta — noktalı virgül — soru işareti
Bu parçadaki numaralanmış noktalama işaretlerinden hangisi yanlış kullanılmıştır?
B) II
C) III
D) IV
E) V

