ANLATIM BOZUKLUKLARI

0
2441

KPSS anlatım bozuklukları konu anlatımı kapsamında anlama ve dil bilgisine dayalı yanlışlar, bozukluğun nedenleri ve anlamı koruyan düzeltmeler işlenecektir.
KPSS Türkçe konularının tamamına KPSS konu anlatımı arşivinden ulaşabilirsiniz.

Anlatım bozukluklarının sözcük ve cümle düzeyindeki ana grupları

Anlatımın Açıklığı, Duruluğu ve Doğruluğu

Anlam ile Dil Bilgisi Arasındaki Ayrım

Anlatım, bir düşüncenin, duygunun veya olayın sözle ya da yazıyla ifade edilmesidir. Anlatım bozukluğu, amaçlanan anlamın yanlış ya da belirsiz aktarılması veya cümlenin dil bilgisi ilişkilerinin aksamasıdır. Bir cümlenin alışılmadık, uzun ya da devrik olması tek başına bozukluk değildir. “Oldukça sıcaktı içerisi.” cümlesi devriktir; ancak neyin sıcak olduğu ve yargı arasındaki ilişki açıktır.

Anlama dayalı bozukluklar sözcük seçimi, söz dizimi, gereksiz tekrar, çelişki, mantık ve belirsizlikle ilgilidir. Yapıya dayalı bozukluklar ise eklerin, tamlamaların, ögelerin ve yüklemlerin birbirine bağlanışından doğar. Kaynaklarda bu ayrım için bağdaşıklık ve bağlaşıklık terimleri de kullanılır. Aynı cümlede birden fazla sorun bulunabilir; sorunun istediği neden, yapılan düzeltmeyle örtüşmelidir.

“Ona dikkat ediyor, her zaman kolluyoruz.” cümlesinde dikkat etmek ona, kollamak ise onu biçimini ister. Eksik olan ikinci bir “ona” değil, belirtme durumundaki onu nesnesidir: “Ona dikkat ediyor, onu her zaman kolluyoruz.” Anlamın tahmin edilebilmesi, yüklemin gerektirdiği dil bilgisel biçimin yerini tutmaz.

Duruluk, Açıklık ve Anlamı Koruyan Düzeltme

Duruluk, aynı görev ve anlamı gereksiz yere yineleyen sözlerin bulunmamasıdır. Açıklık, anlatılmak istenenin bağlam içinde belirgin olmasıdır. Doğruluk, ögelerin ve eklerin uygun ilişkiler kurmasıdır. Mantıksal tutarlılık da yargıların aynı koşullarda birbirini boşa çıkarmamasını gerektirir. Bunlar birbirinin eş anlamlısı değildir.

Duru bir cümleden hiçbir sözcük çıkarılamayacağı söylenemez. “Çocuk dün bahçede oynadı.” cümlesinden dün çıkarılabilir; fakat zaman bilgisi kaybolur. Buna karşılık “Odasına girince hemen anında bilgisayar başına oturdu.” cümlesindeki hemen ve anında aynı zaman anlamını yineler. Sözcüğü silmekle cümleyi kısaltmak başka, gereksiz tekrarı gidermek başkadır.

Bir düzeltme yalnız dil bilgisel olarak düzgün yeni bir cümle kurmamalı; metinde amaçlanan kişi, zaman, nicelik ve olumlu–olumsuz yargıyı da korumalıdır. “Hiç gelmedi.”yi “Geldi.” yapmak kısa ve düzgün bir cümle üretir, fakat aynı anlamı düzeltmez.

Örnek - 1
“Öğrenci dün kütüphanede iki saat çalıştı.” cümlesindeki dün sözcüğü çıkarıldığında cümle yine kurulabilmektedir. Bu durumdan hangi sonuca ulaşılır?

A) Çıkarılabilen bütün sözcükler gereksizdir.
B) Dün sözcüğü kesinlikle anlatım bozukluğu oluşturur.
C) Cümle kurulabilse de zaman bilgisi eksilir; yalnız çıkarılabilirlik gereksizlik kanıtı değildir.
D) Yer bildiren sözler hiçbir cümlede çıkarılamaz.
E) Duruluk yalnız cümlenin kısa olmasıdır.
Dün, çalışmanın zamanını bildirir. Silinince cümle dil bilgisel olarak ayakta kalır fakat içerik daralır. Gereksizlik için aynı bilginin başka bir ögede zaten karşılanması ve silmenin amaçlanan anlama zarar vermemesi gerekir. A, B ve E bu ayrımı yok sayar; D ise gereksiz bir mutlaklık kurar.

Cevap: C

Gereksiz Sözcük, Ek ve Yardımcı Eylem Kullanımı

Aynı Anlamın Tekrarlanması

Eş ya da yakın anlamlı sözler aynı nesne için aynı özelliği, ek bir ayrım kurmadan söylendiğinde gereksiz tekrar doğabilir. “Deneyimlerimiz ve tecrübelerimiz bize yol gösterir.” cümlesinde iki ad aynı birikimi karşılar. “Yaklaşık olarak aşağı yukarı on gündür kayıp.” cümlesinde de tek tahmin iki kez belirtilmiştir.

Cümle Anlamı koruyan değerlendirme
Babası çok zengin ve varlıklı bir aileden gelmiş. Zengin ve varlıklı aynı ekonomik niteliği yineliyorsa biri yeterlidir.
Bu maddeyi sıfırın altında, eksi 273 dereceye soğuttular. Sıfırın altında ile eksi aynı yönü iki kez belirtir; “eksi 273 dereceye” yeterlidir.
Gençliğinde amelelik, hamallık yapmış. İnşaatta çalışma ile yük taşıma ayrı işler olabilir; kendiliğinden eş anlamlı sayılamaz.
Gitarın sesi, tınısı ayrı bir güzel. Tını sesin ayırt edici niteliğidir. Ayrı özellikler kastediliyorsa otomatik gereksizlik hükmü kurulmaz.

Yakınlık, sözcüklerin her cümlede birbirinin yerine geçmesini sağlamaz. “Büyümek ve gelişmek” de aynı olmak zorunda değildir: bir kuruluşun büyüklüğü artarken işleyişi gelişebilir. Bir soruda tek cevap için tekrarın aynı anlamı karşıladığı bağlam açık olmalıdır.

Örnek - 2
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde gereksiz sözcük kullanımından kaynaklanan anlatım bozukluğu vardır?

A) Kim bakar bana bu yaştan sonra?
B) Gerçek şair olmanın yolu kendini tanımaktan geçer.
C) Onun buluşmaya gecikmesi bizim bütün planlarımızı bozdu.
D) Odaya girince hemen anında bilgisayarın başına oturdu.
E) Sen ki yılların fatihisin.
D’de hemen ve anında aynı işin gecikmeden yapıldığını belirtir; biri çıkarıldığında verilen bilgi korunur. Diğer seçenekler devrik ya da edebî anlatım taşısa da aynı nedenle bozuk değildir.

Cevap: D

Anlamın Başka Bir Sözcükte veya Ekte Bulunması

Bazı sözler kendi anlamlarının içinde başka bir bilgiyi de taşır. “Karşılıklı mektuplaşıyorlar.” cümlesinde mektuplaşmak zaten karşılıklı yazışmadır. “Kendi ağzıyla sözlü olarak anlattı.” gibi bir ifadede de açıklamanın yazılı değil sözlü oluşu gereksiz biçimde yinelenebilir. Ancak bağlamda konuşmanın doğrudan kişiden alındığı özellikle karşılaştırılıyorsa kendi ağzıyla sözü ayrı bilgi taşır.

Cümle Ayrım
Deneyimlerimiz ve tecrübelerimiz bize yol gösterir. Tek kavram iki eş anlamlı adla yinelenmiştir.
Yaklaşık olarak aşağı yukarı on gündür kayıp. Aynı sayı iki yaklaşık ifadesiyle belirtilmiştir.
Sınav günü yaklaştıkça heyecanım gittikçe artıyor. Gittikçe, artışın aşamalılığını pekiştirebilir. Zaman yan cümlesiyle sırf birlikte diye kesin yanlış denmez.
Şirket her geçen gün büyüyüp gelişmekte. Büyüklük ile nitelik değişimi farklıysa iki fiil de anlam taşır.

“Bayburt’ta aşağı yukarı dört yıl kadar yaşadım.” cümlesinde iki yaklaşık anlatımı aynı süreye bağlıdır; biri yeterlidir. Buna karşılık “Belki yaşanması muhtemel bu durumun önüne geçebiliriz.” cümlesinde belki önleme başarısına, muhtemel durumun gerçekleşmesine bağlanabilir. İki olasılık sözünün görülmesi, kapsamları incelenmeden gereksizlik kararı verdirmez.

Örnek - 3
Aşağıdaki cümlede numaralanmış sözlerden hangisi çıkarılırsa anlam daralmadan gereksiz tekrar giderilir?
“Arşivdeki mektupları (I) karşılıklı (II) mektuplaştıkları (III) yıllara göre (IV) dikkatle (V) ayırdı.”

A) I
B) II
C) III
D) IV
E) V
Mektuplaşmak karşılıklı yazışma anlamını taşır; karşılıklı ayrıca yeni bilgi getirmez. Yıllara göre sınıflama ölçütünü, dikkatle işlemin niteliğini, ayırdı yapılan işi belirtir. Mektuplaştıkları çıkarıldığında da yılların hangi yıllar olduğu bilgisi kaybolur.

Cevap: A

Vurgu, İyelik ve Kalıplaşmış Eylemler

İyelik eki, adın kime veya neye ait olduğunu gösterir: aracım, kitabın, çantası. “Benim aracım var.”daki benim, iyelik eki bulunduğu için yasak değildir; özellikle başkasının aracıyla karşılaştırmada vurguyu taşır. Aynı şekilde eğer, şartlı cümlede koşulu güçlendiren bir bağlaçtır: “Eğer erken yatsaydın uykunu almış olurdun.” sırf eğer ve -sa birlikte diye bozuk sayılmaz.

Yardımcı eylem, bir adla birleşerek eylem kurar: yardım etmek, mutlu olmak. Yerleşmiş her birleşik eylem tek sözcükle karşılanabildiği için yanlış olmaz. Ümit etmek ve arıza yapmak Türkçede yerleşik kullanımlardır. “Araba arıza yaptı.” ile “Araba arızalandı.” alternatif anlatımlardır. Buna karşılık “Bu duruma üzgünlük hissi duyuyorum.” gibi gereksiz dolambaçlı bir kuruluş, “Bu duruma üzülüyorum.” biçiminde daha duru aktarılabilir; anlam ve kullanım farkı ayrıca gözetilir.

Birisi–biri, kimisi–kimi gibi yerleşik biçimlerin varlığı, uzun biçimi otomatik ek yanlışı yapmaz. “Borcunu ödemediğinden dolayı haciz gelmiş.”te dolayı, neden ilişkisi kuran bir edattır; her -dığından sonra yasaklandığı söylenemez. “Daha yeni geldim.” ve “Görsem de yine de seviyorum.” gibi pekiştirmelerde de sözcük çiftlerini bağlamdan koparıp genel bir yasak listesine dönüştürmek doğru değildir.

Dikkat
Devrik cümle, açık özne, iyelik zamiri, eğer bağlacı veya yerleşik bir yardımcı eylem tek başına anlatım bozukluğu değildir. Hata, sözcüğün yalnız bulunmasından değil; cümlede gereksiz tekrar, yanlış bağ, belirsizlik ya da uyumsuzluk oluşturmasından doğar.

Örnek - 4
Aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi yanlıştır?

A) “Benim aracım var.” cümlesinde benim sözü karşılaştırma vurgusu taşıyabilir.
B) “Eğer gelirsen konuşuruz.” sırf eğer ve şart eki birlikte diye bozuk değildir.
C) “Araba arıza yaptı.” yerleşik bir birleşik eylem içerir.
D) “Odasına girince hemen anında oturdu.”nda iki zaman sözü aynı bilgiyi yineler.
E) Birleşik eylem tek sözcükle karşılanabiliyorsa her kullanımında anlatım bozukluğu vardır.
E, alternatif anlatım olanağını dil yanlışlığıyla karıştırır. Ümit etmek gibi yerleşik birleşik eylemler yanlış değildir. A–C’de dilin olağan vurgu ve kuruluş olanakları, D’de ise aynı anlama dayalı gerçek tekrar belirtilmiştir.

Cevap: E

Sözcüğün Anlamı ve Cümledeki Yeri

Birbiriyle Karıştırılan Sözcükler

Sözcüğün sesçe veya yazılışça benzemesi, anlamca birbirinin yerine kullanılabileceğini göstermez. Azımsamak miktarı az bulmak, küçümsemek ise değer veya önem bakımından küçük görmektir. “Maaşının geçinmeye yetmediğini düşünüyor, aldığı miktarı küçümsüyordu.” cümlesinde miktarın yetersizliği amaçlandığı için azımsıyordu daha uygundur. Fakat bir kazancı değersiz bulmak kastediliyorsa küçümsemek kullanılabilir.

Süre, iki zaman noktası arasındaki uzunluktur; süreç, birbiriyle bağlantılı değişme ve aşamaların akışıdır. “Boş geçecek bu süreci iyi değerlendirmelisin.” ifadesi yalnız boş saatlerden söz ediyorsa süreyi gerektirir; birbirini izleyen aşamalar kastediliyorsa süreç yanlış değildir. Etkin rol oynamak ile bir olayın etkeni olmak da farklı kuruluşlardır.

Kullanım Amaçlanan anlama uygun biçim
Bu, Ankara’ya özel bir durumdur. Yalnız o yere ait bir özellik kastediliyorsa “Ankara’ya özgü”; özel amaçla hazırlanmış bir uygulamada “Ankara’ya özel” olabilir.
Görmeyeli saçların bayağı büyümüş. Saçın uzunluğundaki artış: “Saçların uzamış.”
İş başvurunda bana referans olacak bildiğin kimse var mı? Kişisel tanışıklık: “tanıdığın kimse”.
Yaşadığımız bu süreçte etken bir rol oynadın. “Etkin bir rol oynadın.” veya “Bu sonucun oluşmasında etken oldun.”
Konuşmasına insanların etkisi olumluydu. Dinleyicilerin verdiği karşılık amaçlanıyorsa “İnsanların konuşmasına tepkisi olumluydu.”
Örnek - 5
“Toplantı başlamadan önceki yirmi dakikalık boş süreci dosyaları düzenleyerek geçirdi.” cümlesinde, yalnız zamanın uzunluğu kastedilmektedir. Anlatım hangi değişiklikle kesinleştirilir?

A) Önceki yerine sonraki getirilerek
B) Süreci yerine süreyi getirilerek
C) Dosyaları yerine belgeleri getirilerek
D) Yirmi çıkarılarak
E) Düzenleyerek yerine düzenlediğini getirilerek
Yirmi dakika, aşamalar dizisini değil zaman uzunluğunu verir; bu anlamın karşılığı süredir. A zamanı değiştirir, C eş anlamlı bir ad seçimiyle sorunu çözmez, D miktar bilgisini siler, E cümlenin bağlanışını bozar.

Cevap: B

Olumlu–Olumsuz Bağlam ve Sözcük Seçimi

Sözler yalnız sözlük anlamlarıyla değil, cümlede amaçlanan değerlendirmeyle de uyumlu olmalıdır. “Sayende sırılsıklam oldum.” ciddi bir yakınmaysa “Senin yüzünden sırılsıklam oldum.” daha doğrudandır; alaylı bir teşekkürse sayende bilinçli olarak ters anlamla kullanılabilir. Dil bilgisi sorusunda alaylı bağlam yoksa olağan anlam esas alınır; edebî ironi genel bir yasakla silinmez.

“Projeyi batırma şansı yüksek.”te istenmeyen sonuç için risk veya olasılık seçimi daha uygundur. Sağlamak, amaçlanan bir sonucu elde etmeyi anlatırken; yol açmak ve neden olmak sebep ilişkisini kurar. Ancak neden olmak sözünün yalnız olumsuz sonuçlarla kullanılabileceği biçiminde mutlak bir sözlük kuralı yoktur. Kesin hata aranan soruda bağlamı tartışmalı böyle bir karşıtlık tek dayanak yapılmaz.

“Bu işi de tükettik.” ifadesinde görevin tamamlanması amaçlanıyorsa bitirdik denir. “Şirketin batmasını sana borçluyuz.” ifadesi düz ve ciddi dilde “Şirket senin yüzünden battı.” biçiminde aktarılabilir; bunun alaylı kullanım olabileceği de anlam yorumunda hesaba katılır. “Fayda değil, zarar sağlar.” yerine “Fayda değil, zarar verir.” söz dizimi amaçlanan olumsuz sonucu açıklaştırır.

Örnek - 6
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde amaçlanan anlam açıkça belirtilmesine rağmen yanlış sözcük seçilmiştir?

A) Yaşlılara karşı hoşgörülü olmak önemlidir.
B) Beni şaşırtmaya devam ediyorsun.
C) Böyle davranışlar sergilemesi kendini küçük düşürmesine sebep oluyor.
D) Ayırdığı parayı miktar bakımından yetersiz buluyor, yani bu miktarı küçümsüyordu.
E) Sergilediği eseri görenler şaşkınlıklarını gizleyemediler.
Miktarı yetersiz bulmak azımsamaktır; küçümsemek değer ve önem bakımından küçük görmeyi anlatır. D’nin başındaki açıklama hangi anlamın amaçlandığını kesinleştirir. Diğer seçeneklerde sözcükler belirtilen yargıyla uyumludur.

Cevap: D

Yanlış Bağlanma ile Devrik Cümle Ayrımı

Bir sıfat veya zarfın yanlış söze bağlanması, amaçlanmayan bir anlam doğurabilir. “Yeni doğan amcamın çocuğunu görmeye gittik.” cümlesinde yeni doğan sözü amcayı niteliyormuş gibi okunur. “Amcamın yeni doğan çocuğunu görmeye gittik.” biçimi nitelemenin hedefini açıkça gösterir. “Domates çok buzdolabında beklediği için çürümüş.” ifadesinde de çok, buzdolabına değil bekleme süresine bağlanmalıdır: “Domates buzdolabında çok beklediği için çürümüş.”

Her yer değişikliği hata düzeltmesi değildir. “Şimdi restorana girdim.” ile “Restorana şimdi girdim.” ikisi de doğrudur; vurgu farklıdır. “Oldukça sıcaktı içerisi.”nde oldukça sıfatın derecesini doğru biçimde belirtir. “Teker teker bakacağız çaresine.” devrikliği nedeniyle bozuk olmaz; teker tekerin neye gönderme yaptığı bağlamla belirlenir.

Yalnız, sadece, bile gibi sözlerin yeri de kapsamı değiştirir. “Yalnız Ece dosyayı inceledi.” inceleyen kişiyi sınırlar; “Ece yalnız dosyayı inceledi.” incelenen şeyi sınırlar. Hangisinin doğru olduğu, aktarılmak istenen anlamla belirlenir; ikisinden biri her durumda yanlış değildir.

Örnek - 7
“Görevli, üç gün içinde bozulan cihazların listesini hazırlayacak.” cümlesinde listenin hazırlanmasının üç gün süreceği anlatılmak istenmektedir. Hangi düzeltme bu anlamı sağlar?

A) Görevli sözcüğünü cümlenin sonuna almak
B) Cihazların yerine aygıtların getirmek
C) Bozulan sözcüğünü çıkarmak
D) Hazırlayacak yerine hazırladı getirmek
E) Üç gün içinde sözünü listesini sözcüğünden sonraya almak
Üç gün içinde sözü mevcut yerinde bozulan cihazları niteleyen bölüme bağlanır. “Görevli, bozulan cihazların listesini üç gün içinde hazırlayacak.” biçiminde hazırlama süresini bildirir. Diğer değişiklikler bu bağı kurmaz veya verilen zamanı ve içeriği değiştirir.

Cevap: E

Çelişki, Mantık ve Kalıplaşmış Sözler

Aynı Yargıya Bağlanan Çelişkili İfadeler

Çelişki, aynı olay veya ölçü için aynı koşullarda bağdaşmayan bilgilerin verilmesidir. “Kayıp köpeğini yaklaşık tam üç gündür arıyor.” cümlesinde yaklaşık ve tam, aynı sürenin hem kesin hem yaklaşık olduğunu söyler. Süre kesin biliniyorsa tam, tahmin ediliyorsa yaklaşık korunur.

Kesinlik bildiren kuşkusuz, kesinlikle, eminim gibi sözler; aynı yargıyı olasılık olarak sunan belki veya olabilir ile gelişigüzel birleştirilmez. Ancak “Kesin olan şu: Toplantı ertelenmiş olabilir.” ifadesinde kesinlik olasılığın varlığına yönelmiştir. Farklı kapsamlar aynı olguya ait çelişki gibi değerlendirilmez.

İfade Değerlendirme
Yaklaşık olarak bundan tam on sekiz yıl önce başladı. Aynı süre hem yaklaşık hem tam verilmiş; biri çıkarılmalı.
Yanlış hatırlamıyorsam kalemi en son senin elinde gördüğüme eminim. Aynı hatırlamaya ilişkin kuşku ile kesinlik çatışır.
Şüphesiz bunu göz ardı etmemiş olmalı. Olmalı tahmin olarak kullanılıyorsa şüphesiz ile çelişir; amaçlanan kesinlik düzeyi seçilir.
Eminim ki evine varmıştır. -dır her zaman ihtimal eki değildir; güçlü kanaat veya kesinlik de bildirebilir. Yalnız bu eke bakılarak yanlış denmez.

Tezlik fiili -ıvermek de yalnız hız anlamı taşımaz; beklenmediklik, kolaylık veya isteksizlik gibi anlamlar kazanabilir. “Yavaşça uzanıverdi.” cümlesi otomatik çelişki sayılmaz. Hız ve yavaşlık gerçekten aynı hareketin aynı yönünü karşılıyorsa sorun doğar; ekin bağlamdaki işlevi belirleyicidir.

Örnek - 8
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde aynı yargıya bağlı kesinlik ve olasılık sözleri çelişmektedir?

A) İpe sapa gelmez şeylerle uğraşıyorsun.
B) Bu yarışı kesinlikle kazanacağım.
C) Kuşkusuz toplantı belki yarına ertelenecek.
D) Yazının taslağını masama bırakır mısın?
E) Otomotiv sektörü ivme kaybetti.
C’de kuşkusuz kesinlik, belki olasılık bildirir ve ikisi de toplantının ertelenmesine yönelir. Amaçlanan kesinlik düzeyine göre biri çıkarılmalıdır. Diğer seçeneklerde aynı olayın kesinliğini karşıt biçimde belirleyen iki söz yoktur.

Cevap: C

Derecelendirme, Kapsam ve Mantıksal İlişki

Hatta bağlacı, aynı doğrultudaki yargılar arasında daha güçlü, daha ileri ya da beklenmedik durumu vurgulayabilir. “Bu yaptığı yüzünden onu işten atarlar, hatta uyarı verirler.” ciddi bir yaptırım sıralaması olarak ters kurulmuştur. “Bu yaptığı yüzünden ona uyarı verirler, hatta onu işten atarlar.” biçiminde daha hafif sonuçtan daha ağıra geçilir; ayrıca uyarı vermek ona, işten atmak onu biçimini gerektirir.

Kapsayan ile kapsanan da uygun sırada verilmelidir. “Başta Türkiye’nin tüm şehirleri olmak üzere Ankara ve İstanbul’da konser vereceğiz.” ifadesinde bütün şehirler iki şehrin alt kümesi gibi sunulmuştur. Amaç geniş bir turneyse “Başta Ankara ve İstanbul olmak üzere Türkiye’nin çeşitli şehirlerinde konser vereceğiz.” denebilir. Bütün şehirler sözü gerçekten tümünü taahhüt ediyorsa düzeltmede bu kapsam keyfî biçimde daraltılmaz.

Mantık yanlışlığı, her mecazın ya da gerçekleşmemiş isteğin yasaklanması değildir. “Yarına duyduğum hasretle yaşıyorum.” cümlesinde gelecekte arzulanan yaşama kavuşma isteği anlatılabilir; “Geleceğe özlem duyulamaz.” diye genel bir kural kurulamaz. “Onu biraz tanımasına rağmen her şeyini bilir.”de ise tanımanın kapsamıyla bilmenin kapsamı bağlama göre uyuşmayabilir; iddia açıklığa kavuşturulmalıdır.

Örnek - 9
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde kapsayan–kapsanan ilişkisinin ters kurulmasından kaynaklanan bir anlatım bozukluğu vardır?

A) Geçmişte hepimiz bu tür hatalar yaptık ama hiçbirimiz yılmadık.
B) Başta Türkiye’nin tüm şehirleri olmak üzere Ankara ve İstanbul’da konser vereceğiz.
C) Yazar, anlatımına yeni doğmuş bir bebeğin gözünden başlıyor.
D) Birbirimizi ömür boyu seveceğiz.
E) Bana söylediklerin doğru mu?
Ankara ve İstanbul, Türkiye’nin şehirleri kümesinin içindedir; geniş küme bu iki örneğin altına yerleştirilemez. Başta Ankara ve İstanbul olmak üzere Türkiye’nin tüm şehirlerinde denirse kapsam korunarak ilişki düzelir. A’daki hepimiz ve hiçbirimiz farklı yüklemlere bağlandığı için çelişki oluşturmaz.

Cevap: B

Örnek - 10
“Bu ihmali sürdürürse üyelikten çıkarılabilir, hatta yazılı uyarı alabilir.” cümlesinde yaptırımlar hafiften ağıra sıralanmak istenmektedir. Hangi düzenleme uygundur?

A) Yazılı uyarı alabilir, hatta üyelikten çıkarılabilir.
B) Üyelikten kesinlikle çıkarılabilir, hatta belki yazılı uyarı alabilir.
C) Bu ihmali sürdüremezse üyelikten çıkarılabilir.
D) Hatta sözcüğünü aynı yerde bırakarak yazılı sözcüğünü çıkarmak.
E) Üyelikten yerine üyeliğe getirmek.
Uyarı, üyelikten çıkarılmadan daha hafif yaptırımdır. A hem bu sırayı kurar hem koşulu değiştirmez. B yaptırım sırasını değiştirmediği gibi kesinlik sorununu ekler; C koşulu tersine çevirir; D ve E ise amaçlanan ilişkiyi kurmaz.

Cevap: A

Deyim ve Atasözlerinde Kalıp ile Anlam

Deyim, çoğunlukla gerçek anlamının dışında bir durumu karşılayan kalıplaşmış söz grubudur; atasözü, genel bir deneyim veya yargıyı kalıplaşmış biçimde aktarır. Bir deyimin sözcüklerini rastgele eş anlamlılarıyla değiştirmek, kalıbı bozar. “Bu laflara karnım doydu.” yerine “Bu laflara karnım tok.”; “Mum dibine ışık tutmaz.” yerine “Mum dibine ışık vermez.” denir.

Kalıbın doğru olması tek başına yeterli değildir. Etekleri zil çalmak sevinci, etekleri tutuşmak telaşı anlatır. Korkuyla ne yapacağını şaşıran kişiye sevinç deyimi yüklemek anlam uyuşmazlığıdır. “Elinden geleni yapmak” çaba göstermek, “elinden geleni ardına koymamak” ise çoğu kullanımda karşıdakine karşı yapabileceklerini yapmaktan çekinmemek anlamındadır.

Deyimler kişiye ve zamana göre çekimlenebilir: “göz yumdu”, “göz yummadım” biçimleri kalıbı bozmaz. Atasözlerinin yerleşmiş varyantları da bulunabilir. Hata, her küçük biçim farkı değil; sözün yerleşmiş kuruluşunun veya bağlama uygun anlamının kaybolmasıdır.

Örnek - 11
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde kalıplaşmış söz doğru kullanılmıştır?

A) Üzüm üzüme baka baka büyür.
B) Akacak kan vücutta durmaz.
C) Mum dibine ışık tutmaz.
D) Bu laflara karnım doydu.
E) Artık hiçbir şeyin tadı tuzu yok.
E’de tadı tuzu olmamak, zevk ve çekicilik taşımamayı anlatır. Yerleşmiş biçimler A’da “baka baka kararır”, B’de “damarda durmaz”, C’de “ışık vermez”, D’de “karnım tok” şeklindedir. Kelimelerin yakın çağrışımlar taşıması kalıbı değiştirmeye yetmez.

Cevap: E

Anlam Belirsizliği ve Karşılaştırma

Zamirin ve İyeliğin Göndergesi

Gönderge, bir zamirin veya ekin işaret ettiği kişi ya da varlıktır. “Kız kardeşini iş yerinden aradılar.” cümlesindeki kardeşini, senin kız kardeşini ya da onun kız kardeşini biçiminde çözümlenebilir. Önceki cümleler kişiyi belirlemiyorsa “Senin kız kardeşini…” veya “Onun kız kardeşini…” denerek amaçlanan anlam açıklanır.

Her açık zamirin yokluğu anlatım bozukluğu değildir. “Ece yeni bir kitap aldı. Kitabını akşam okumaya başladı.” bağlamında kitabın kime ait olduğu bellidir. Zamir eklenmesi, ancak gerçek bir belirsizliği gidermesi veya gerekli dil bilgisel bağı kurması hâlinde zorunlu düzeltmedir. Açıklık değerlendirmesi tek sözcükten değil, cümle ve bağlamdan yapılır.

Örnek - 12
Bağlam verilmeden söylenen “Dosyalarını teslim ettim.” cümlesinde, teslim edilen dosyaların üçüncü bir kişiye ait olduğu açıkça belirtilmek isteniyor. Hangi değişiklik bunu sağlar?

A) Teslim ettim yerine bıraktım getirmek
B) Cümleye dün sözcüğünü eklemek
C) Dosyalarını yerine dosyaları getirmek
D) Cümlenin başına onun zamirini eklemek
E) Yüklemi cümlenin başına almak
Onun dosyalarını kuruluşu üçüncü kişiye aitliği açıklar. Dosyalarını tek başına senin veya onun dosyalarını biçiminde yorumlanabilir. Zaman ya da yüklem sırası bu iyelik belirsizliğini çözmez; dosyaları biçimi de üçüncü kişiye aitliği bildirmez.

Cevap: D

Noktalama ve Adlaşmış Sıfat

Sıfat bir adı niteler: küçük bahçe, yaşlı adam. Adın yerini tuttuğunda adlaşmış sıfat olur: “Küçük, bahçeye doğru koşmaya başladı.” cümlesindeki küçük, çocuğu karşılar. Virgül bulunmayan “Küçük bahçeye doğru koşmaya başladı.” ise küçük bir bahçeye koşmayı da anlatabilir.

“Yaşlı adamdan su istedi.” iki biçimde anlaşılabilir: bir kişi yaşlı bir adamdan su istemiştir veya yaşlı kişi başka bir adamdan su istemiştir. İkinci anlam için “Yaşlı, adamdan su istedi.” yazılır. Virgül eklemek bir anlamı seçer; amaç yaşlı adamdan su istenmesi ise gelişigüzel virgül eklemek anlamı değiştirir.

Örnek - 13
“Genç araştırmacıya bir soru yöneltti.” cümlesinde, soruyu yönelten kişinin genç olduğu belirtilmek istenmektedir. Hangi işlem bu anlamı açıklaştırır?

A) Araştırmacıya sözcüğünü çıkarmak
B) Genç sözcüğünden sonra virgül koymak
C) Bir sözcüğünü çıkarmak
D) Yöneltti yerine yöneltmiş getirmek
E) Soru sözcüğünden sonra virgül koymak
Genç, araştırmacıyı niteleyen sıfat olarak da okunabilir. “Genç, araştırmacıya bir soru yöneltti.” biçiminde genç sözü adlaşarak soruyu yönelten kişi olur. Diğer işlemler bu iki yorumu ayırmaz veya verilen bilgiyi siler.

Cevap: B

Karşılaştırmanın İki Ucunu Belirleme

Karşılaştırma, en az iki varlığı veya iki durumu ortak bir ölçüt bakımından ilişkilendirir. “Seni kardeşimden çok arıyorum.” cümlesi, kardeşimi aradığımdan çok seni arıyorum veya kardeşimin seni aradığından çok ben arıyorum biçimlerinde anlaşılabilir. Karşılaştırılan arama sayıları farklı kişilere ait olduğu için ayrım önemlidir.

Açık anlatım, ölçüt ve karşılaştırma uçlarını ortaya koyar: “Seni, kardeşimi aradığımdan daha sık arıyorum.” ya da “Seni, kardeşimin aradığından daha sık arıyorum.” Aynı sözcüklerin farklı yerlere alınması her zaman belirsizliği gidermez; eksik bırakılan karşılaştırma ilişkisi tamamlanmalıdır.

Örnek - 14
“Müzeyi ablamdan daha sık ziyaret ediyorum.” cümlesindeki belirsizliği, ziyaret sıklığının ablanın müzeye gitme sıklığıyla karşılaştırıldığını belirterek gideren cümle hangisidir?

A) Ablamdan daha sık ziyaret ediyorum müzeyi.
B) Müzeyi çok sık ziyaret ediyorum.
C) Müzeyi, ablamı ziyaret ettiğimden daha sık ziyaret ediyorum.
D) Ablamı müzeden daha sık ziyaret ediyorum.
E) Müzeyi, ablamın ziyaret ettiğinden daha sık ziyaret ediyorum.
E’de iki kişinin aynı müzeyi ziyaret etme sıklıkları karşılaştırılır. C başka bir anlamı, ablayı ziyaret etmekle müzeyi ziyaret etmeyi karşılaştırır. A eski belirsizliği sürdürür; B karşılaştırmayı kaldırır; D karşılaştırmanın varlıklarını ve anlamını değiştirir.

Cevap: E

Eklerin ve Tamlamaların Kuruluşu

Sözcük Türetme ve Durum Eki Yanlışları

Yapım eki yeni bir sözcük kurar; çekim eki sözcüğü cümledeki ilişkiye bağlar. Bir meslek adına gereksiz bir meslek eki getirmek sözcüğü bozar: “Babam vinç operatörcülüğüne başlayacak.” yerine “Babam vinç operatörlüğüne başlayacak.” denir. Bu, bütün meslek adlarının ek alamayacağı anlamına gelmez; öğretmenlik doğru bir türetmedir.

Durum ekleri adın yüklemle ilişkisini gösterir: birini tanıştırmak, biriyle tanıştırmak, birine güvenmek. “Bize ne zaman tanıştıracaksın?” cümlesinde tanıştırılan kişiler biz isek “Bizi ne zaman tanıştıracaksın?” gerekir. “Onu bize tanıştırdı.” yerine “Onu bizimle tanıştırdı.” kurulur. Ekler yalnız ses uyumuna göre değil, fiilin istediği ilişkiye göre seçilir.

Örnek Düzeltme ve nedeni
Dörtyol ilçesindeki yaşanan kaza haberlere çıktı. “Dörtyol ilçesinde yaşanan…”: -ki burada yaşanan sıfat-fiilinden önce gereksizdir. “İlçedeki kaza” ise doğru bir yapıdır.
Onun piyano çalınmasına ilgisi hiç azalmadı. Kendisinin çalma etkinliği amaçlanıyorsa “Onun piyano çalmaya ilgisi…”; başka birinin çalmasını dinleme kastediliyorsa yeni bağlam gerekir.
Bize ne zaman tanıştıracaksın? Tanıştırılan biz isek “Bizi…”; tanıştırılacağımız kişi ayrıca belirtilir.
Misyonumuz ihracatta birinci olmamızdır. Amaç bildiren yalın kuruluş: “Misyonumuz ihracatta birinci olmaktır.”
Örnek - 15
“Okuldaki çalışan görevliler, ziyaretçileri bize tanıştırdı.” cümlesi “okulda görev yapan kişiler ziyaretçilerle bizi tanıştırdı” anlamında kullanılmaktadır. Hangi iki değişiklik gereklidir?

A) Okuldaki → okulda; bize → bizimle
B) Çalışan → çalışkan; bize → bizden
C) Görevliler → görevli; ziyaretçileri → ziyaretçiler
D) Okuldaki → okulun; tanıştırdı → tanıştı
E) Bize → bizi; ziyaretçileri → ziyaretçilere
Çalışan sıfat-fiiliyle yer belirten okulda kullanılır; -ki gereksizdir. Tanıştırmak eyleminde tanıştırılan ziyaretçiler nesne, tanışılacak kişiler bizimle biçiminde verilir. İki düzeltme birlikte, cümlenin amaçlanan ilişkilerini korur. E’de biz nesne yapılırken diğer tarafın gerekli ile biçimi kurulmamaktadır.

Cevap: A

Tamlayan ve Tamlanan Ekleri

İsim tamlaması, iki ad arasında aitlik veya ilişki kurar. “Kitapların değeri”nde kitapların tamlayan, değeri tamlanandır. Tamlayan -ın/-in, tamlanan iyelik eki alır. Araya başka sözler girmesi bu ilişkiyi ortadan kaldırmaz: “Kitapların, dijitalleşmeyle ne kadar geri plana atılsa da, değeri değişmez.”

“Kitaplar, dijitalleşmeyle ne kadar geri plana atılsa da, değeri değişmez.” cümlesinde kitabın değeri ilişkisi kurulurken kitapların biçimi gerekir. Öte yandan tamlayan ve tamlanan ekleri görev bakımından aynı değildir; eksik olan ekin hangi sözcükte bulunduğu açıklanmalıdır.

Bir grubun bir bölümünü belirtirken -dan eki kullanılabilir: “Taraftarlardan bazıları olay çıkardı.” veya “Taraftarların bazıları olay çıkardı.” Grubun bütünü için “Taraftarların hepsi…” doğal kuruluştur; “Taraftarlardan hepsi…” aynı ilişkiyi kurmaz. Buradaki -dan, ayrılma durum ekidir; bulunma eki -da ile karıştırılmaz.

Örnek - 16
“Bu belgeler, aradan uzun yıllar geçse de, tarihsel değeri azalmıyor.” cümlesindeki bozukluğu anlamı koruyarak gideren işlem hangisidir?

A) Uzun sözcüğünü çıkarmak
B) Azalmıyor yerine azalıyor getirmek
C) Bu belgeler sözünü bu belgelerin yapmak
D) Geçse de yerine geçtiği için getirmek
E) Tarihsel sözcüğünü çıkarmak
Değeri sözü belgelerin değeri tamlamasının tamlananıdır; belgelerin tamlayan ekini almalıdır. Diğer değişiklikler eksik tamlayan bağını kurmaz; B yargıyı, D ilişkiyi değiştirir.

Cevap: C

İsim ve Sıfat Tamlamalarında Ortak Öge

Sıfat tamlaması bir niteliği veya niceliği ada bağlar: sanatsal yön, görsel açı. İsim tamlamasında ise adlar arasındaki ilişki çoğunlukla tamlanan ekiyle kurulur: ifade yönü, betimleme açısı. İki kuruluş aynı son sözcüğe bağlanırken ek ihtiyacı aynı değilse her biri ayrı tamamlanmalıdır.

“Bu eser sanatsal ve ifade yönünden incelenmelidir.” ifadesinde sanatsal yönden ile ifade yönünden farklı biçimler ister. “Bu eser sanatsal yönden ve ifade yönünden incelenmelidir.” düzeltmesi her iki bağı kurar. Buna karşılık “Türkçe ve edebiyat öğretmenleri” gibi iki isim tamlayanının uyumlu ortak tamlanana bağlanması sırf ortaklık nedeniyle yanlış değildir.

Eksik/uyumsuz kuruluş İlişkiyi tamamlayan biçim
Ülkemiz jeolojik ve kaynak açısından incelendi. Jeolojik açıdan ve kaynak açısından incelendi.
Paragraftaki ana düşünce ve yazım yanlışlıklarını bulunuz. Paragraftaki ana düşünceyi ve yazım yanlışlıklarını bulunuz.
Dernek tıbbi ve gıda yardımı yaptı. Dernek tıbbi yardım ve gıda yardımı yaptı.

Bir sıfatın art arda gelen bütün adları nitelediği de otomatik kabul edilmez. “Soğuk limonata ve pasta verildi.” cümlesinde soğuk yalnız limonataya bağlanabilir. Cümlenin gerçekten kurduğu ilişki değerlendirilmeden her ortak kullanım anlatım bozukluğu sayılmaz.

Örnek - 17
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde tamlama kuruluşundan kaynaklanan anlatım bozukluğu vardır?

A) Dişlerimizi günde en az iki kere fırçalamalıyız.
B) Öğrenciler okul müdürünün aracına zarar vermişler.
C) Kur farkı nedeniyle konut satışlarında azalma oldu.
D) Bu eser betimleme ve görsel açıdan incelendi.
E) Karadeniz’i Akdeniz’den daha çok gördüm.
Betimleme açısından isim tamlamasıyla, görsel açıdan sıfat tamlamasıyla kurulur. Ortak açıdan biçimi betimleme sözüne gerekli tamlanan ekini sağlayamaz; “betimleme açısından ve görsel açıdan” denmelidir. Diğer seçeneklerde bu tür bir ortak tamlanan uyuşmazlığı yoktur.

Cevap: D

Tamlayan Eksikliği ile Bağlamdan Anlaşılma

Bir iyelik ilişkisinde tamlayan başka bir kişi veya nesneyle karışıyorsa açık tamlayan gerekir. “Ece ile Duru konuştuktan sonra kararının değiştiği anlaşıldı.” ifadesinde kimin kararının değiştiği belirsizdir. “Ece’nin kararının…” biçimi amaçlanan kişiyi belirler.

Buna karşılık “Kitabı eline aldı ve sayfalarını çevirmeye başladı.” cümlesinde sayfaların kitaba aitliği doğal biçimde anlaşılır; kitabın sözünün ayrıca yazılmaması zorunlu olarak hata değildir. “Ahmet kedilerini çok sever, yiyeceklerini eksik etmezdi.” de açık bağlamda kedilerin yiyeceklerini anlatabilir. Göndergenin belirsizliği ile dilin olağan eksiltisi birbirine karıştırılmamalıdır.

Örnek - 18
Aşağıdaki açıklamalardan hangisi doğrudur?

A) İyelik eki taşıyan her adın önünde açık tamlayan bulunmalıdır.
B) “Kitabı aldı ve sayfalarını çevirdi.” cümlesi kitabın sözü yazılmadığı için mutlaka bozuktur.
C) Zamir eklemek her belirsizliği kendiliğinden giderir.
D) Tamlayan yalnız bir isim tamlaması iki sözcükten oluşuyorsa bulunur.
E) Bağlamın göndergeyi açıkça belirlediği eksiltili tamlama ile gerçek anlam belirsizliği ayrı değerlendirilir.
Tamlayan bağlamdan açıkça anlaşılabilir; her tekrarın yazılması zorunlu değildir. Birden fazla kişi veya nesne arasında karışıklık doğuyorsa amaçlanan tamlayan açıklaştırılır. A ve B olağan eksiltiyi yanlış sayar, C belirsiz zamirlerin kendisini göz ardı eder, D tamlamanın uzunluğundan kural çıkarır.

Cevap: E

Sayı ve Belgisiz Sıfatlardan Sonraki Adlar

Asıl sayı sıfatıyla nicelenen adlar olağan kullanımda tekildir: üç öğrenci, beş dosya. Birçok, birkaç ve her gibi belirleyiciler de “birçok olay”, “birkaç kişi”, “her ürün” biçimlerini kurar. “Birçok olaylar yaşadım.”da olaylar yerine olay gerekir. “Bunca çabalarım boşa gitti.” olağan nicelik anlatımında “Bunca çabam…” biçiminde düzeltilir.

Bütün belgisiz sıfatlar aynı değildir: bazı öğrenciler, bütün dosyalar, çeşitli kitaplar doğrudur. Yerleşmiş özel adlar ve tarihî adlandırmalar da sıradan sayı tamlaması gibi düzeltilmez. “Ne kadar insanlar var!” gibi şaşkınlık anlatımıyla sıradan miktar sorusu aynı değildir; anlam ve kullanım alanı belirleyicidir.

“Her türlü ürünlerin satışını yapıyoruz.” yerine “Her türlü ürünün satışını yapıyoruz.” denir. Burada hem her türlü ifadesinin nicelik ilişkisi hem ürünün satışı tamlaması korunur. Adın çoğul eki ile yüklemin kişi eki de ayrı denetlenmelidir.

Örnek - 19
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde sayı veya belgisiz sıfatla nitelenen adın kuruluşu yanlıştır?

A) Bazı öğrenciler raporlarını erken teslim etti.
B) Birçok araştırmacılar aynı belgeyi inceledi.
C) Bütün dosyalar yeniden sıralandı.
D) Üç görevli girişte bekliyordu.
E) Çeşitli kitaplar ayrı raflara yerleştirildi.
Birçok sözüyle araştırmacı adı olağan kullanımda tekil kurulur: “Birçok araştırmacı…”. Bazı, bütün ve çeşitli ise çoğul adla kullanılabilir. D’de asıl sayıdan sonra tekil ad vardır. Kural bütün nicelik belirleyicilerine yayılmaz.

Cevap: B

Özne ile Yüklemin Uyumu

Özne Eksikliği ve Ortak Özne

Yüklem, cümlenin yargısını taşıyan bölümdür; özne bu yargının yüklediği işi yapan veya durumu taşıyan varlıktır. “Ece geldi ve dosyayı açtı.” cümlesinde iki yüklem aynı özneyi paylaşabilir. Birden fazla yüklemin tek özneye bağlanması bu nedenle kendiliğinden yanlış değildir.

“Burnu kanamaya başlamış ve dengesini kaybetmişti.” cümlesinde kanamaya başlayan burnudur; dengesini kaybeden burnu değildir. İkinci yükleme kişi öznesi gerekir: “Burnu kanamaya başlamış ve o, dengesini kaybetmişti.” Benzer biçimde binanın inşaatı tamamlanır, fakat hizmete açılan inşaat değil binadır.

Cümle Doğru teşhis
Burnu kanamaya başlamış ve dengesini kaybetmişti. İkinci yargıya kişi öznesi gerekir: “o”.
İnsanlar ona bakmıyor, görmezden geliyorlardı. Eksik olan özne değil, ikinci yüklemin nesnesi “onu”dur.
Onun anlattıklarını duymuyor, bildiğini okuyordu. Kendi bildiğini okumak deyimi amaçlanıyorsa “kendi” eklenir; bu ekleme özne eksikliği değildir.
Örnek - 20
“Tiyatro binasının onarımı geçen ay tamamlandı ve yeniden seyirci kabul etmeye başladı.” cümlesindeki anlatım bozukluğunun nedeni hangisidir?

A) İki yüklemin aynı zamanda çekimlenmesi
B) Onarımı sözcüğünün gereksiz kullanılması
C) İkinci yüklemin gerektirdiği öznenin belirtilmemesi
D) Geçen ay sözünün yanlış yerde kullanılması
E) Tiyatro sözcüğünün mecaz anlamda kullanılması
Tamamlanan onarımdır; seyirci kabul eden ise tiyatrodur. “… tamamlandı ve tiyatro yeniden seyirci kabul etmeye başladı.” biçiminde ikinci özne verilmelidir. Burada sorun her ortak öznenin yasak olması değil, bu öznenin ikinci yargıyı taşıyamamasıdır.

Cevap: C

Olumluluk, Olumsuzluk ve Kapsam

Hiç kimse ve hiçbiri gibi sözler olağan bildirme cümlesinde olumsuz yüklemle kurulur: “Hiç kimse gelmedi.” Herkes sözü ise yalnız olumlu yüklem alır diye bir kural yoktur: “Herkes bu görüşe katılmıyor.” farklı katılım durumlarını bildiren mümkün bir cümledir. Herkes, hepsi, hiçbiri aynı kapsamı taşımaz.

“Hiç kimse başaramadı ancak elinden geleni yaptı.” cümlesinde ikinci olumlu yargıya ilk özne doğrudan ortak edilemez. Amaç bütün kişilerin çaba göstermesiyse “Hiç kimse başaramadı ancak herkes elinden geleni yaptı.” denir. “Herkes başaramadı.” ile “Hiç kimse başaramadı.” da aynı değildir; ikincisi başarılı olan tek kişi bulunmadığını açıkça bildirir.

Özne-yüklem olumluluğu konusu, insanın “olumlu” veya “olumsuz” olmasıyla ilgili değildir. Denetlenen şey niceleyici sözün yargı üzerindeki kapsamıdır. İki farklı yükleme bağlanan hepimiz ve hiçbirimiz, aynı cümlede bulunabilir: “Hepimiz denedik ama hiçbirimiz başaramadık.”

Örnek - 21
“Hiçbiri sözünü tutmadı fakat toplantıya zamanında geldi.” cümlesinde, ikinci yargıda bütün kişilerin zamanında geldiği anlatılmak istenmektedir. Hangi düzeltme uygundur?

A) Tutmadı yerine tuttu getirmek
B) Fakat yerine çünkü getirmek
C) Zamanında sözcüğünü çıkarmak
D) Fakat sözcüğünden sonra hepsi öznesini eklemek
E) Hiçbiri yerine bazıları getirmek
İkinci olumlu yargıya hepsi öznesi eklenir; “Hiçbiri sözünü tutmadı fakat hepsi toplantıya zamanında geldi.” olur. İlk yargının olumsuzluğu ve ikinci yargının bütün kişileri kapsaması korunur. Diğer değişiklikler bu iki bilgiyi birlikte korumaz.

Cevap: D

Tekillik, Çoğulluk ve Kişi Uyumu

Tekil insan özneyle yüklem olağan kullanımda tekildir. İnsan bildiren çoğul öznede yüklem tekil de çoğul da olabilir: “Yemeği Ayşe ve Mehmet hazırladı.” ile “Yemeği Ayşe ve Mehmet hazırladılar.” doğrudur. Saygı veya sitem bildiren özel kullanımlarda tek kişiye çoğul yüklem de yöneltilebilir; olağan biçim ile üslup kullanımı ayrılır.

Kişileştirme bulunmayan insan dışı çoğul öznelerle olağan yüklem tekildir: “Bütün lambalar söndü.”, “Araçlar çalışmadı.”, “Günler geçmek bilmez.” Kişileştirme varsa “Ağaçlar fısıldaşıyorlar.” gibi insana özgü yüklem ve çoğulluk mümkündür. Sayıyla veya birçok, birkaç gibi sözlerle kurulan öznelerde de genel kullanım “Üç kişi geldi.”, “Birçok insan itiraz etti.” biçimindedir.

“Ağustos ayları yılın en sıcak aylarıdır.” bir ad cümlesidir; son addaki çoğulluk her durumda bir kişi eki gibi silinemez. Zaman adlarıyla ilgili “Yıllar geçti.” örneğinden bütün ad cümlelerinin yüklemine uygulanacak bir yasak çıkarılmaz. “Yıllar ne çabuk da geçti.” ifadesinde ise hem yüklemin tekilliği hem ayrı yazılan da korunur.

Kişi uyumu birlikte işi yapanların konuşan, dinleyen veya üçüncü kişi olmasına bağlıdır. Öznede ben veya biz varsa birinci çoğul kişi; bunlar yok fakat sen veya siz varsa ikinci çoğul kişi kullanılır. “Sen ve o bu işi başardınız.” doğrudur; “başardın” iki kişiyi karşılamaz. Yalnız üçüncü kişiler varsa insan öznenin tekil–çoğul yüklem olanağı ayrıca geçerlidir.

Örnek - 22
Kişileştirme bulunmayan olağan anlatım dikkate alındığında aşağıdaki cümlelerin hangisinde özne–yüklem uyumsuzluğu vardır?

A) Biz bugün sana geleceğiz.
B) Sabah olunca hayvanlar yuvalarından çıkar.
C) Hayvanlar sıcaktan bunaldılar.
D) Bu duruma sadece birkaç insan itiraz etti.
E) Günler geçmek bilmez.
İnsan dışı çoğul özne için olağan yüklem tekildir: “Hayvanlar sıcaktan bunaldı.” B ve E’de bu uyum vardır; D’de birkaç insan tekil yükleme bağlanır. Soruda kişileştirme dışlandığı için üslup kaynaklı çoğul kullanıma başvurulamaz.

Cevap: C

Örnek - 23
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde kişi bakımından özne–yüklem uyumu sağlanmamıştır?

A) Sen, Duru ve ben raporu birlikte hazırlayacağız.
B) Siz ve onlar sonuçları yarın açıklayacaksınız.
C) Ece ile Deniz salonda bekliyor.
D) Sen ve kardeşin belgeleri teslim edeceksiniz.
E) Ben ve arkadaşlarım sergiyi dün gezdiler.
Ben öznesi grubun içindeyse yüklem birinci çoğul kişi olmalıdır: gezdik. A’da birinci, B ve D’de ikinci çoğul kişi uygundur. C’de insan bildiren çoğul özne tekil yüklemle doğru kurulabilir.

Cevap: E

Nesne ve Tümleç Eksiklikleri

Nesnenin Yüklemle Kurduğu Bağ

Nesne, geçişli fiilin yöneldiği varlığı belirtir; kimi, neyi veya uygun bağlamda ne sorularıyla bulunur. “Etkinliklere katılırdı.”daki etkinliklere yönelme ekiyle yer tamlayıcısıdır. Aksatmak ise neyi sorusunu ister: “Etkinlikleri aksatmazdı.” Aynı sözün anlamca yakın olması iki farklı ekli biçimin yerine geçmez.

“Grubumuzun etkinliklerine katılır, hiç aksatmazdı.” cümlesinde ikinci yükleme “grubumuzun etkinliklerini” veya “onları” eklenir. “Ona dikkat ediyor, onu her zaman kolluyoruz.” ve “İnsanlar ona bakmıyor, onu görmezden geliyorlardı.” cümlelerinde de onu, nesne ihtiyacını karşılar. İkinci yüklemden önce her eklenen zamir özne değildir.

Cümle Düzeltme ve eksik öge
Bu kararda anlaşın ve uygulayın. “Bu kararda anlaşın ve kararı uygulayın.”: nesne.
İnsanlar ona bakmıyor, görmezden geliyorlardı. “… onu görmezden geliyorlardı.”: nesne.
Yaptığını onaylamıyor, gitmeni istiyorum. Gitmeni ikinci yüklemin nesnesidir; buradan eklemek zorunlu nesne düzeltmesi değildir. Yer ayrıntısının verilmemesi tek başına bozukluk yapmaz.
Örnek - 24
Aşağıdaki cümlelerin hangisindeki anlatım bozukluğu, ikinci yükleme nesne eklenerek giderilir?

A) Bu öneriye karşı çıktı ama sonunda benimsedi.
B) Seni dinliyor ve sana güveniyorum.
C) Dosyayı açtı ve ilk sayfasını okudu.
D) Sergiye gittik ve salonda uzun süre kaldık.
E) Herkes konuştu fakat hiç kimse karar veremedi.
Karşı çıkmak öneriye biçimini, benimsemek öneriyi biçimini ister. “… sonunda öneriyi benimsedi.” düzeltmesi nesne ekler. B’de nesne ve yönelme tümleci zaten ayrı verilmiş; C–E’de de bu eksiklik bulunmamaktadır.

Cevap: A

Yer Tamlayıcısı ve Edat Tümleci

Yer tamlayıcısı, yönelme, bulunma veya ayrılma ekiyle yükleme bağlanan ögedir; geleneksel adlandırmada dolaylı tümleç denir. “Şehre yaklaşmak” ile “şehirden uzaklaşmak” farklı ekli biçimler ister. “Şehre yaklaşıyor muyuz, yoksa uzaklaşıyor muyuz?” cümlesi aynı şehirle ilişkili iki hareketi karşılaştırırken ikinci bölümde şehirden biçimiyle tamamlanır.

İle, için gibi edatlarla kurulan gruplar da yüklemin istediği ilişkiyi taşır: birine güvenmek, biriyle iş birliği yapmak. Bazı sınıflandırmalarda edat tümleci zarf tümleci içinde değerlendirilir; adı değişse de gerekli ilişkinin yokluğu aynı sorundur. “Sana güveniyor ve çalışmak istiyorum.”da amaç birlikte çalışmaksa “seninle çalışmak” gerekir.

Cümle Gerekli ilişki
Söylenenleri duyuyor ancak aldırış etmiyordu. Aldırış etmek söylenenlere bağlanır; eklenen öge nesne değil yer tamlayıcısıdır.
Yaşananları iyi değerlendirmeli, ders çıkarmalıyız. “… yaşananlardan ders çıkarmalıyız.”: ayrılma ilişkisi.
Bu zorlukların altından nasıl kalktı, nasıl göğüs gerdi? “… bu zorluklara nasıl göğüs gerdi?”: yönelme ilişkisi.

“Buna herkes katlanamaz, başarısız olur.” cümlesinde başarısızlığın alanını açıklamak isteniyorsa bunda denebilir; bunda bir nesne değildir. Ancak başarısız olmak her kullanımında açık bir yer tamlayıcısı istemez. Zorunlu tamamlayıcı eksikliğiyle isteğe bağlı ayrıntının belirtilmemesi ayrılmalıdır.

Örnek - 25
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ortak kullanılmak istenen sözün iki yükleme farklı durum ekleriyle bağlanması gerekir?

A) Şehre yaklaşıyor muyuz, yoksa uzaklaşıyor muyuz?
B) Onu yanına çağırıp onunla görüştü.
C) Yaptıklarının sorumluluğunu hep yanında taşıdı.
D) Bu inatçılığın beni öldürüyor.
E) Aylar geçtikçe günler daha yorucu oluyor.
Yaklaşmak yönelme, uzaklaşmak ayrılma ilişkisi kurar: “Şehre yaklaşıyor muyuz, yoksa şehirden uzaklaşıyor muyuz?” B’de gereken farklı biçimler onu ve onunla zaten yazılmıştır. Diğer seçeneklerde iki yükleme uygun olmayan ortak durum eki sorunu yoktur.

Cevap: A

Zarf Tümleci ve Olumsuz Yargı

Zarf tümleci zaman, durum, neden, miktar gibi ilişkileri belirtir. “Her zaman bana yardım eder, yalnız bırakmazdı.” cümlesinde her zaman sözü yardım etmeye bağlanır. İkinci yargıyla amaçlanan “hiçbir zaman yalnız bırakmazdı” anlamıysa uygun zaman sözü ayrıca verilmelidir; aynı niceleyicinin iki yargıya nasıl yayıldığı önemlidir.

Her zaman gelmedi, hiçbir zaman gelmedi ve her zaman gelirdi farklı anlamlar taşır. “Her zaman gelmedi.” her seferinde gelmediğini söyleyebilir; hiç gelmediği sonucunu zorunlu kılmaz. Bu nedenle düzeltme için ikinci yargının amaçlanan kapsamı açık olmalıdır. “Sabah erken kalktı çünkü erken yattı.” cümlesine akşam eklemek ise çoğu bağlamda yalnız açıklık sağlar; sabah sözü kendiliğinden bütün sonraki fiillere yayılmaz.

Örnek - 26
“Her zaman bizimle ilgilenir, yardımsız bırakmazdı.” cümlesinde ikinci yargının “bizi hiçbir sefer yardımsız bırakmadı” anlamını açıkça vermesi isteniyor. Hangi ekleme bunu sağlar?

A) İlgilenir sözcüğünden önce bazen
B) Yardımsız sözcüğünden önce hiçbir zaman
C) Cümlenin sonuna herhâlde
D) Bizimle yerine bize
E) Bırakmazdı yerine bırakırdı
Hiçbir zaman, olumsuz yüklemin zaman bakımından bütün durumları kapsadığını açıkça belirtir. Bazen ilk yargıyı değiştirir; herhâlde kesinlik düzeyini azaltır; D yüklemin istediği biçimi bozar; E ikinci yargıyı tersine çevirir.

Cevap: B

Yüklem, Ek Eylem ve Fiilimsi Eksiklikleri

Farklı Yargılar İçin Ortak Yüklem

Ortak yüklem, birden fazla sözle aynı anlam ve çekim ilişkisini kurabiliyorsa kullanılabilir: “Ece roman, Deniz öykü okuyor.” cümlesindeki okuyor iki kişiye de bağlanabilir. Yüklemin anlamı, kişisi veya olumlu–olumsuz biçimi farklı ihtiyaçları karşılamıyorsa ayrı yüklem gerekir.

“Makarnayı çok, patatesi hiç sevmem.” cümlesinde makarnaya yönelik olumlu sevme ile patatese yönelik olumsuz sevme amaçlanıyorsa tek sevmem yeterli değildir: “Makarnayı çok severim, patatesi hiç sevmem.” Bu açıklama, çok sevmem sözünün tek başına yanlış olduğu anlamına gelmez; o söz “pek sevmem” anlamı da taşıyabilir. İki farklı yargı amaçlandığı açık olmalıdır.

Verilmek istenen ilişki Açık kuruluş
Ben sana sevdicek, sen bana balım derdin. Ben sana sevdicek derdim, sen bana balım derdin. Kişiler farklıdır.
Sıcağı çok, soğuğu hiç sevmez. Sıcağa olumlu, soğuğa olumsuz tutum amaçlanıyorsa: “Sıcağı çok sever, soğuğu hiç sevmez.”
Aramayı eve gelmeden önce mi sonra mı yaptınız? Eve gelişin iki yanı karşılaştırılıyorsa: “Eve gelmeden önce mi, eve geldikten sonra mı yaptınız?” Sonra bölümüne farklı fiilimsi gerekir.
Örnek - 27
“Ben raporu, sen sunumu hazırlayacaksın.” cümlesinde iki kişinin kendi işini yapacağı anlatılmak isteniyor. En uygun düzeltme hangisidir?

A) Ben raporu hazırlayacağım, sen sunumu hazırlayacaksın.
B) Ben raporu ve sunumu hazırlayacaksın.
C) Ben ve sen raporu hazırlayacağım.
D) Ben raporu, sen sunumu hazırlayacağım.
E) Ben raporu, sen sunumu hazırladım.
Ben birinci, sen ikinci kişidir. İkinci tekil kişi eki taşıyan hazırlayacaksın her iki özneye ortak olamaz; ilk bölüm hazırlayacağım ile tamamlanır. Diğer seçenekler işi yapan kişileri değiştirir veya kişi uyumsuzluğunu sürdürür.

Cevap: A

Ek Eylemin Zaman ve Olumluluk İlişkisi

Ek eylem, ad ve sıfatları yargı hâline getirir veya çekimli fiile birleşik zaman anlamı katar: güzeldi, öğrenciymiş, gelmişti. “Düşüncelerinde ısrarcı ama inatçı değildi.” cümlesinde iki özelliğin de geçmişte bulunduğu amaçlanıyorsa ilk bölüm ısrarcıydı biçiminde tamamlanır. Değildi yalnız ikinci niteliği olumsuzlar; ilk olumlu yargının geçmiş zamanı açıklaştırılır.

“Telefon çok güzel ama ekranı küçüktü.” ifadesi aynı geçmiş andaki iki özelliği karşılaştırıyorsa “Telefon çok güzeldi ama ekranı küçüktü.” denir. Biri şimdiki, diğeri geçmiş bir durumu anlatıyorsa zamanların farklı olması başlı başına yanlış değildir. Bağlam verilmeden her farklı zamanı aynılaştırmak anlamı bozabilir.

Ek eylem ortak kullanılabilir: “Ev geniş ve aydınlıktı.”, evin hem geniş hem aydınlık olduğunu geçmişte bildirir. “Bir varmış, bir yokmuş.” gibi yerleşik anlatımda ise iki yargının biçimi korunur. Ortak ek her durumda yasak olmadığı gibi her yerde yeterli de değildir.

Örnek - 28
“Geçen yıl çalıştığımız salon geniş ama aydınlık değildi.” cümlesinde iki özellik de geçen yıla aittir. Anlatımın bu zaman ilişkisini açıkça kurması için hangi değişiklik yapılmalıdır?

A) Geçen yıl sözü çıkarılmalıdır.
B) Aydınlık yerine karanlık getirilmelidir.
C) Ama yerine çünkü getirilmelidir.
D) Geniş yerine genişti getirilmelidir.
E) Değildi yerine değildir getirilmelidir.
Genişti, ilk olumlu ad yargısını da geçmiş zamana bağlar. Böylece “Salon genişti ama aydınlık değildi.” ilişkisi kurulur. C neden ilişkisi getirir; E ikinci yargıyı şimdiki/genel duruma çeker; A ve B ise amaçlanan zaman bağını kurmaz.

Cevap: D

Yardımcı Eylem ve Fiilimsi Ortaklığı

Fiilimsi, fiilden türeyip ad, sıfat veya zarf görevi yapan biçimdir: içmek, içen, içerek. Tek başına çekimli yüklem olmasa da nesne ve tümleç alabilir. “Dolaptaki vişne suyunu, böreği yemeyi unutma.” cümlesinde su içilir, börek yenir. “Vişne suyunu içmeyi, böreği yemeyi unutma.” düzeltmesinde eklenen içmeyi bir isim-fiildir; yardımcı eylem diye adlandırılmaz.

“Az ya da hiç çalışmadan yaşanabilir mi?” cümlesinde az çalışmak ile hiç çalışmamak karşılaştırılıyorsa “Az çalışarak ya da hiç çalışmadan yaşanabilir mi?” denir. İlk bölümün olumlu fiilimsiye, ikinci bölümün olumsuz fiilimsiye ihtiyacı vardır. Aynı görevde bulunmaları aynı biçimi paylaşmalarına yetmez.

Yardımcı eylemler de ortak ada uygun olmalıdır. “Bize yardım ve mutlu etti.” sözünde yardım etmek ve mutlu etmek farklı tümleçlerle kurulur: “Bize yardım etti ve bizi mutlu etti.” Burada hem ilk eylem hem ikinci nesne tamamlanır. Bir tek sözcük eklemenin bütün bozuklukları gidermesi zorunlu değildir.

Örnek - 29
“Konukların çay ve kek yiyerek sohbet etmesi hoş bir görüntüydü.” cümlesindeki bozukluğu gideren işlem hangisidir?

A) Konukların sözünü konuklar yapmak
B) Çay sözünden sonra içerek sözcüğünü eklemek
C) Sohbet yerine konuşma getirmek
D) Hoş sözcüğünü çıkarmak
E) Yiyerek yerine yiyip getirmek
Yemek fiili çaya bağlanamaz. “Çay içerek ve kek yiyerek…” biçiminde her nesneye uygun fiilimsi verilir. E, fiilimsi türünü değiştirse de çayı yemek anlamını sürdürür; diğer işlemler yanlış ortaklığı gidermez.

Cevap: B

Çatı ve Bağlaç Uyumsuzlukları

Etken–Edilgen Yapıda İşi Yapanın İzlenmesi

Etken cümlede özne işi yapan kişidir: “Görevli belgeleri inceledi.” Edilgen cümlede işten etkilenen varlık özne konumuna geçer, işi yapan kişi belirtilmeyebilir: “Belgeler incelendi.” Belgelerin işi yapmadığı, incelemeden etkilendiği anlaşılır.

Aynı işi yapan kişiye bağlanması gereken fiilimsi ile yüklem, biri etken diğeri edilgen kurulduğunda ilişki aksayabilir: “Belgeleri inceleyip dosyaya kaldırıldı.” cümlesinde inceleyip işi yapanı, kaldırıldı ise kaldırılanı özne olarak gerektirir. İki çözüm mümkündür: “Görevli belgeleri inceleyip dosyaya kaldırdı.” veya “Belgeler incelenip dosyaya kaldırıldı.”

Her etken ve edilgen fiilin aynı cümlede bulunması yanlış değildir. “Belgeler incelendikten sonra görevli raporu yazdı.” cümlesinde incelenen belgeler, raporu yazan görevli ayrı ayrı bellidir. “Doktora muayene edildikten sonra…” kuruluşunda ise edildikten biçimiyle doktora eki uyuşmaz; “Doktora muayene olduktan sonra…” veya “Doktor tarafından muayene edildikten sonra…” kurulur. Sorun yalnız etken–edilgen eklerinin görünmesi değildir.

Dikkat
Çatı denetiminde fiil eklerini aynılaştırmak tek başına çözüm değildir. Eylemi kimin yaptığı, kimin veya neyin etkilendiği ve fiilimsiyle yüklemin hangi özneye bağlandığı birlikte belirlenir. Özneleri açıkça farklı olan yan ve temel cümleler farklı çatılarda kurulabilir.

Örnek - 30
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde fiilimsi ile yüklem arasında işi yapan bakımından uyumsuzluk vardır?

A) Rapor incelendikten sonra müdür kısa bir açıklama yaptı.
B) Görevli kapıyı açıp konukları karşıladı.
C) Kutular sayılıp depoya yerleştirildi.
D) Konuklar salona alındı ve toplantı başladı.
E) Belgeleri sıraya koyup arşive kaldırıldı.
Sıraya koyup etken biçimi işi yapan özneyi, kaldırıldı edilgen biçimi kaldırılan belgeleri gerektirir. “Belgeler sıraya konup arşive kaldırıldı.” veya “Görevli belgeleri sıraya koyup arşive kaldırdı.” denmelidir. A ve D’de farklı özneler açık; B’de ortak etken, C’de ortak edilgen ilişki doğrudur.

Cevap: E

Bağlacın Kurduğu Anlam İlişkisi

Bağlaç, sözcükleri, grupları veya yargıları anlam ilişkisiyle birleştirir. Ve ekleme, ama beklenene aykırılık veya karşıtlık, çünkü gerekçe bildirebilir. Cümlenin iki bölümü aynı doğrultuda ilerlerken bunları karşıt sonuçlarmış gibi bağlamak anlamı aksatır. “Bu yöntemi yararlı buluyorum çünkü gereksiz zaman kaybına yol açıyor.” olağan değerlendirmede gerekçeyi ters kurar.

Ne…ne bağlacı olağan kullanımda olumsuz anlamı kendisi verir ve olumlu yüklemle kurulur: “Ne aradı ne haber gönderdi.” Karmaşık olumsuzluk, vurgu veya farklı kapsam taşıyan edebî kullanımlar vardır; bunlar basit bir sınav cümlesine gelişigüzel uygulanmaz. “Hem…hem”, “ya…ya”, “gerek…gerek” gibi eşleşen bağlaçların parçaları ve bağladıkları dil bilgisel birimler uyumlu olmalıdır.

“Onunla konuşmuyorum ama ona küs de değilim.” cümlesinde konuşmamak küs olma beklentisi doğurur; ikinci yargı bu beklentiyi bozar. Bu yüzden iki yüklemin de olumsuz olması ama kullanımını yanlış yapmaz. Karşıtlık, yalnız olumlu ve olumsuz eklerden değil anlam ilişkisinden doğar.

Örnek - 31
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bağlaç, yargılar arasında belirtilen ilişkiyi doğru kurmuştur?

A) Onunla konuşmuyorum ama ona küs de değilim.
B) Çalışmayı yararlı buldum çünkü hiçbir yarar sağlamadı.
C) Hem dosyayı inceledi ya sonuçları açıkladı.
D) Ne mektup yazdı ne de telefon etmedi.
E) Bu görüşe bütünüyle katılıyorum fakat aynı görüşü bütünüyle benimsiyorum.
A’da konuşmama ile küslük arasında beklenen ilişki ikinci yargıyla reddedilir; ama yerindedir. B’de gerekçe ilk yargıyla çelişir, C’de bağlaç çifti uyumsuzdur. D olağan ne…ne kuruluşunda gereksiz olumsuz yüklem kullanır; E’de aynı doğrultudaki iki eş değer yargı karşıtlık gibi bağlanmıştır.

Cevap: A

Birden Fazla Bozukluğu Birlikte Değerlendirme

Düzeltmenin Türü ve Anlamın Korunması

Bir cümleye eklenen sözün türü, düzeltme gerekçesini belirler. “Ona güvenir, severdi.” cümlesine onu eklemek nesne eksikliğini; “Yüzü solmuş, yere yığılmıştı.” cümlesine o eklemek özne eksikliğini giderir. İkisinde de zamir kullanılması aynı bozukluk türünü göstermez.

Aynı cümlede biri sözcük anlamına, diğeri dil bilgisine ilişkin iki hata olabilir. “Yaklaşık tam iki saat seni bekledi ve sana çok özledi.” cümlesinde yaklaşık–tam çelişkisi ve özlemek fiilinin istediği nesne biçimi ayrı sorunlardır. “Yaklaşık iki saat seni bekledi ve seni çok özledi.” iki ilişkiyi de düzeltir; yalnız yaklaşık sözünü çıkarmak ikinci yanlışı bırakır.

Örnek - 32
“Kesinlikle belki bu öneriyi kabul eder ve sana teşekkürünü bildirir.” cümlesinde ilk bölümdeki kesinlik çelişkisi giderilmek istenmektedir. Hangi işlem, yargıyı yalnız olasılık olarak korur?

A) Belki çıkarılmalıdır.
B) Kesinlikle çıkarılmalıdır.
C) Kabul eder yerine kabul etmez getirilmelidir.
D) Sana yerine seni getirilmelidir.
E) Ve yerine fakat getirilmelidir.
Belki korunup kesinlikle çıkarıldığında kabul etme olasılık olarak kalır. A çelişkiyi giderse de olasılık yerine kesinlik bildirir; bu yüzden istenen anlamı korumaz. D teşekkürünü bildirmek fiilinin yönelme ilişkisini bozar; C ve E farklı anlam değişiklikleri yapar.

Cevap: B

Örnek - 33
Aşağıdaki düzeltme–gerekçe eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır?

A) “Ona kızdı ama affetti.” → “Ona kızdı ama onu affetti.”: nesne eksikliği
B) “Hiçbiri gelmedi ama haber gönderdi.” → “Hiçbiri gelmedi ama hepsi haber gönderdi.”: ikinci yargıda özne eksikliği
C) “Seni dinler ve güvenirdi.” → “Seni dinler ve sana güvenirdi.”: yer tamlayıcısı eksikliği
D) “Çayı ve keki yemeyi unutma.” → “Çayı içmeyi ve keki yemeyi unutma.”: yardımcı eylem eksikliği
E) “Ben notları, sen raporu yazacaksın.” → “Ben notları yazacağım, sen raporu yazacaksın.”: yüklem eksikliği
D’de eklenen içmeyi, içmek fiilinden türemiş isim-fiildir; yardımcı eylem değildir. Düzeltme cümleyi onarır fakat gerekçe yanlış adlandırılmıştır. Diğer seçeneklerde eklenen ögenin görevi doğru belirtilmiştir.

Cevap: D

Karma Metinde Birden Çok İlişki

Metin düzeyinde bir bozukluğu gidermek, yeni bir belirsizlik veya anlam değişikliği üretmemelidir. Örneğin kişi bildiren sözü değiştirmek yüklem uyumunu onarırken işi kimin yaptığı bilgisini silebilir. Yerinde düzeltme, hatalı bağı değiştirir; metindeki doğru bilgiler aynı kalır.

Aynı yapı farklı cümlelerde farklı görev taşır. -ı eki nesne eki veya iyelik eki olabilir; onu nesne, o özne olarak kullanılabilir. Bu nedenle bozukluğun adı yalnız ekin görüntüsüne göre değil, cümledeki görevine göre belirlenir.

Örnek - 34
“Birçok öğrenciler bu öneriye karşı çıktı fakat sonunda benimsediler.” cümlesinde hem adın kuruluşu hem ikinci fiilin gerektirdiği öge düzeltilerek olağan tekil yüklem uyumu kurulacaktır. Hangi cümle uygundur?

A) Birçok öğrenciler bu öneriye karşı çıktı fakat sonunda onu benimsedi.
B) Birçok öğrenci bu öneriyi karşı çıktı fakat sonunda benimsedi.
C) Birçok öğrenci bu öneriye karşı çıktı fakat sonunda öneriyi benimsedi.
D) Birçok öğrenci bu öneriye karşı çıkmadı fakat sonunda öneriyi benimsedi.
E) Birçok öğrenci bu öneriye karşı çıktı fakat sonunda ona benimsedi.
Birçok öğrenci tekil adla kurulur; karşı çıkmak öneriye, benimsemek öneriyi ister. C bu bağları ve olağan tekil yüklemi birlikte sağlar. A çoğul ad yanlışını bırakır, B ve E fiilin istediği durum eklerini bozar, D ilk yargıyı olumsuza çevirerek anlamı değiştirir.

Cevap: C

Örnek - 35
I. Ece ile Deniz sergiyi birlikte gezdi.
II. Benim dosyam masanın üzerinde duruyor.
III. Yeni taşınan komşumuzun kızını gördüm.
IV. Müdür belgeleri inceleyip imzalandı.
Bağlamda III’te yeni taşınanın komşu olduğu belirtilmiştir. Buna göre yalnız kesin dil bilgisel uyumsuzluk taşıyan cümle hangisidir?

A) I
B) II
C) III
D) I ve II
E) IV
IV’te müdür inceleme işini yapar; imzalandı ise edilgen biçimde imzalananı özne yapar. “Müdür belgeleri inceleyip imzaladı.” denmelidir. I’de insan bildiren çoğul özne tekil yüklemle kullanılabilir. II’de açık iyelik zamiri yasak değildir. III’te yeni taşınanın komşu olduğu bağlamla belirtilmiştir; niteleme doğru kişiye bağlıdır.

Cevap: E

Önceki Konu: Noktalama İşaretleri
Sonraki Konu: Sözcük Türleri

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz