KPSS isimler ve isim tamlamaları konu anlatımı kapsamında isimlerin sınıflandırılması, yapısı, çekim ekleri, isim tamlamalarının kuruluşu ve karıştırılan kullanımlar işlenecektir.
KPSS Türkçe konularının tamamına KPSS konu anlatımı arşivinden ulaşabilirsiniz.
İsim ve İsimlerin Sınıflandırılması
İsim ile Fiil ve Ad Görevli Sözcükler
İsim (ad); varlık, kavram, duygu, yer veya olayları karşılayan sözcüktür. Kalem ve telefon birer nesneyi, özlem bir duyguyu, toplantı bir olayı adlandırır. İsimler, sözcük türleri içinde bu adlandırma göreviyle yer alır. Bir ismin cümlede özne, nesne veya yüklem olması onun türünden ayrı bir özelliktir.
“Mektubu yazdı.” cümlesindeki yazdı çekimli fiildir; “Yazısı okunaklıydı.” cümlesindeki yazı, fiilden türemiş bir isimdir. Fiil köküne -mak/-mek getirilebilmesi yardımcı bir ölçüttür; ancak sözcüğün cümledeki tamamı incelenir. “Yürümek yararlıdır.” sözünde yürümek bir isim-fiildir: eylemin adını bildirir, çekimli fiil gibi bağımsız kip–kişi yargısı kurmaz.
“Yaşlı yolcu bekledi.” sözünde yaşlı sıfattır. “Yaşlı bekledi.” dendiğinde yolcu söylenmemiş, nitelik sözü ad görevini üstlenmiştir; bu kullanıma adlaşmış sıfat denir. Ad görevinde bulunma ile başlangıçtan beri isim olma aynı açıklama değildir.
II. Her gün yazmak düşüncelerini düzenliyordu.
III. Metni dün yazdı.
Koyu sözcüklerin sınıflandırılması hangi seçenekte doğrudur?
B) I isim, II isim-fiil, III çekimli fiildir.
C) I sıfat, II isim, III isim-fiildir.
D) I ve II çekimli fiil, III isimdir.
E) Üçü de cümlede bir öge olduğundan isimdir.
| Adlandırılışına göre | Sayısına göre | Algılanışına göre |
|---|---|---|
| Özel isim · tür (cins) ismi | Tekil · çoğul · topluluk adı | Somut isim · soyut isim |
Bu ölçütler birbirinin alternatifi değildir. “Kalemler” aynı anda tür adı, somut isim ve çoğul isimdir. Bir sözcüğün bir ölçüte göre sınıflandırılması, diğer ölçütlerdeki özelliklerini ortadan kaldırmaz.
Varlıklara Verilişine Göre İsimler
Özel İsimler
Özel isim, belirli bir varlığı kendi adıyla tanıtır. Aynı adı taşıyan birden fazla insan bulunması, kişi adını tür adına dönüştürmez. Deniz bir kişinin adı olarak kullanıldığında özel isim; büyük su kütlesini karşılayan deniz ise tür ismidir. Özel adı belirleyen, varlığın dünyada bir benzerinin bulunmaması değil, adın belirli varlığı tanıtma işlevidir.
Ülke ve millet adları: Türkiye, İngiltere, İspanya; Türk, İngiliz, İspanyol.
Din, mezhep ve mensup adları: İslamiyet, Musevilik, Musevi, Yahudi, Bektaşi.
Kişi adları: Recep Tayyip Erdoğan, Donald Trump.
Hayvanlara verilen adlar: Karabaş, Maviş.
Yer ve yapı adları: Afrika, Amerika, Zafer Caddesi, Harman Sokak, Tac Mahal, Ayasofya Camii.
Kurum adı: Yükseköğretim Kurulu. Kurum adları, kurumun adındaki sözcüklerle doğru yazılır.
B) İlk sözcük cümle başında olduğu için kesinlikle tür adıdır.
C) İkinci sözcük tek bir yeri gösterdiği için özel addır.
D) İlki kişi adı olarak özel isim, ikincisi tür ismidir.
E) İki sözcük de somut varlık bildirdiği için özel isimdir.
Tür İsimleri ve Genel–Özel Anlam
Tür (cins) ismi, ortak özellik taşıyan varlıkların genel adıdır: kalem, bardak, rüya, telefon, altın. Bir tür ismi tek bir varlığı gösterdiğinde de tür adı olmayı sürdürür. “Bu kalem benim.” sözündeki kalem belirli bir nesneyi karşılar; ancak nesnenin özel adı değildir.
Genel anlam bir türün bütününü, özel anlam onun sınırlı bir örneğini veya bölümünü karşılayabilir. “Kuş, yumurtayla çoğalan bir canlıdır.” sözünde kuş genel; “Penceredeki kuş uçtu.” sözünde sınırlı anlamlıdır. İkisi de tür ismidir. Genel–özel anlam ile özel isim–tür ismi farklı sınıflandırmalardır.
II. Masadaki kitabı çantama koydum.
Koyu sözcüklerle ilgili hangi yargı yanlıştır?
B) II’de belirli bir nesneden söz edilmiştir.
C) II’de belirli bir nesne anlatıldığı için sözcük özel isim olmuştur.
D) İki sözcük de tür ismidir.
E) II’de ek alınması sözcüğün tür adı oluşunu değiştirmez.
Somut ve Soyut İsimler
Duyularla Algılanma Ölçütü
Somut isim, en az bir duyuyla algılanabilen varlığı karşılar. Ağaç, kuş ve böcek görülebilir; ses duyulur, koku koklanır. Bir varlığın elle tutulamaması onun soyut sayılması için yeterli değildir. Gölge de görmeyle algılanabilir.
Soyut isim, duyu organlarıyla doğrudan algılanamayan düşünce, duygu ve kavramları karşılar: öfke, endişe, hayal, özgürlük, özlem. Duygunun bedendeki belirtisi görülebilir; fakat bu, duygu adının kendisini somut yapmaz. Korkudan titreme gözlenebilir, korku ise soyut kavramdır.
B) Soyut – somut – somut
C) Somut – soyut – soyut
D) Soyut – soyut – somut
E) Üçü de elle tutulamadığı için soyut
Bağlama Göre Somutluk ve Soyutluk
Bir sözcüğün somut veya soyut anlamı cümleye göre değişebilir. “Ağacın gölgesinde oturdu.” sözünde gölge karanlık alanı karşılar; “Babasının gölgesinde yaşadı.” sözünde ise koruma veya etki anlamındadır. İlk kullanım somut, ikincisi soyuttur.
“Çektiği acıları anlayamazsınız.” cümlesinde acı ruhsal sıkıntının adıdır, soyut isimdir.
Anlamın somutluğu ile sözcüğün isim oluşu ayrı ayrı değerlendirilir.
II. Genç sanatçı ustasının gölgesinde kaldı.
Bu kullanımlar için hangisi doğrudur?
B) Her ikisinde aynı ek bulunduğu için anlamları aynıdır.
C) İkinci sözcük mecaz olduğu için fiile dönüşmüştür.
D) İlk sözcük yer bildirdiği için isim değildir.
E) İlkinde duyuyla algılanan alan, ikincisinde etki altında kalma anlamı vardır.
Sayı Bakımından İsimler
Tekil ve Çoğul İsimler
Tekil isim, çoğul eki almadan kullanılan ve topluluk anlamı taşımayan isimdir: kitap, cüzdan, kolye. Çoğul isim, -lar/-ler ekiyle birden fazla varlığı karşılar: peçeteler, yüzükler, kitaplar. Bu ek ünlü uyumuna göre değişir; görevi aynı kalır.
Bir ismin önüne sayı sıfatı geldiğinde isim genellikle çoğul eki almaz: “üç defter”, “beş öğrenci”. Burada isim biçimce tekildir; grubun anlamında birden çok varlık vardır. Bu nedenle sözcüğün ek yapısı ile bütün grubun sayısal anlamı ayrı sorulardır.
II. Raftaki defterler kaldırıldı.
Koyu isimler için hangi açıklama doğrudur?
B) I’deki isim çoğul eki almamış, çokluk sayı sıfatıyla belirtilmiştir; II’de çoğul eki vardır.
C) I topluluk adı, II özel addır.
D) I’deki üç, defter sözcüğünün yapım ekidir.
E) II’deki ek, defter sözcüğünü fiile dönüştürmüştür.
Çoğul Ekinin Bağlama Göre Kazandığı Anlamlar
-lar/-ler eki yalnız tek tek varlıkların sayısını artırmaz; aile veya çevre, benzerlik, yaklaşık sayı, abartma ve yineleme gibi anlamlar da kurabilir. “Zeynepler gelecek.” sözünde Zeynep ve yakın çevresi; “Otuz yaşlarında.” sözünde yaklaşık yaş anlatılır. “Gündüzleri başım ağrıyor.” sözünde yinelenen zaman belirtilir; gündüzleri bütün cümlede zarf işlevindedir.
“Nice Yunus Emreler yetişti.” sözünde adın taşıdığı özelliklere benzeyen kişiler; “Dünyalar kadar iş var.” sözünde abartma bulunur. “Almanlar” ise bir millete mensup kişileri topluca karşılayabilir. Çoğul ekinin farklı anlamlar katması, her örnekte aynı tür değişiminin gerçekleştiğini göstermez.
B) Bu toplum nice bilginler yetiştirdi.
C) Ayşeler yarın bize gelecek.
D) Kırk yaşlarında bir görevli kapıyı açtı.
E) Dünyalar kadar belgeyi tek tek inceledi.
Topluluk İsimleri ve Toplulukların Çoğulu
Topluluk adı, çoğul eki almadan birden fazla varlıktan oluşan bütünü adlandırır: sürü, takım, kurul, tümen, divan. “Takım kazandı.” cümlesinde birden fazla oyuncu tek bir topluluk adıyla karşılanmıştır. Üç kalem sözü ise bir sayı ve isim grubudur; kalem topluluk adı değildir.
Topluluk adı çoğul eki de alabilir: “Takımlar sahaya çıktı.” cümlesinde birden fazla takım vardır. Ek, topluluk anlamını ortadan kaldırmaz; toplulukların sayısını artırır. “Sınıf boyandı.” sözünde sınıf mekân adı, “Sınıf geziye çıktı.” sözünde öğrenciler topluluğunu karşılayan bir kullanımdır. Bağlam, aynı biçimin hangi varlığı anlattığını gösterir.
B) Kurul sözcüğü çoğul eki almadan da topluluk bildirir.
C) Kurullar çoğul eki aldığı için topluluk anlamını kaybetmiştir.
D) Sınıf bu cümlede bir mekânı karşılar.
E) Aynı sözcüğün topluluk veya yer anlamında kullanımı bağlama göre değişebilir.
İsimlerde Yapı ve Küçültme
Basit, Türemiş ve Birleşik İsimler
Basit isim yapım eki almamıştır; çekim eki alabilir. Ev, evler ve evlerden bu bakımdan basittir. Türemiş isim yeni bir sözcük kuran yapım eki taşır: göz–gözlük, kitap–kitaplık, yaz–yazı. Sözcüğün uzunluğu veya ek sayısı tek başına türemişlik ölçütü değildir.
Birleşik isim, birden fazla sözcüğün yeni bir kavramı karşılayan birlik oluşturmasıyla meydana gelir: hanımeli, gecekondu, çekyat. Hanımeli iki isim, gecekondu isim ve fiil, çekyat iki fiil kökenli unsur içerir. Birleşik yapılı bir ismin sonradan çekim eki alması birleşik oluşunu değiştirmez. Ayrıntılı kök ve ek sınıflandırması ayrı sözcükte yapı konusudur.
B) Türemiş – basit – birleşik
C) Birleşik – türemiş – basit
D) Basit – birleşik – türemiş
E) Türemiş – türemiş – türemiş
Küçültme, Sevgi ve Acıma Anlamları
İsimlere getirilen -cık/-cik/-cuk/-cük ve bunların ünsüz uyumuna giren biçimleri, küçüklük yanında sevgi veya acıma anlamı taşıyabilir. -cağız/-ceğiz de özellikle acıma, şefkat gibi anlamlarla kullanılır. “Evciğin penceresi açıktı.” sözünde küçüklük; “Adamcağız çok susamıştı.” sözünde acıma; “Yavrucuk hemen kaçıverdi.” sözünde sevgi ve şefkat öne çıkar.
“Büyükçe bir ev aldık.” cümlesindeki büyükçe ise ev ismini niteleyen sıfattır. -imsi ve -ımtırak gibi ekler de çoğu örnekte renge veya niteliğe yaklaşma bildirir; bunların bütün kullanımları isimlerde küçültme diye sınıflandırılamaz. Maymuncuk bir araç adı olarak kalıplaşmıştır; her -cık benzeri sonluk güncel küçüklük anlamı taşımaz. Arpacık ve parçacık gibi biçimlerde de sözcüğün hangi anlamda kullanıldığı önemlidir.
B) Büyükçe bir bavulla geldi.
C) Kilidi bir maymuncukla açtı.
D) Kayalığın ardında küçük bir ev vardı.
E) Kadıncağız saatlerce ayakta beklemişti.
İsim Çekim Ekleri ve İsmin Hâlleri
İyelik Ekleri
İyelik eki, adlandırılan varlığın kime veya neye ait olduğunu ya da neyle ilişkili olduğunu bildirir. “Defterim” benim defterimi, “defterin” senin defterini, “defteri” onun defterini karşılayabilir. Ek adı taşıyan varlığa gelir; kişi bilgisi sahibine ilişkindir.
| Sahip | Ünsüzle biten isim | Ünlüyle biten isim |
|---|---|---|
| Ben | el-im | araba-m |
| Sen | el-in | araba-n |
| O | el-i | araba-sı |
| Biz | el-imiz | araba-mız |
| Siz | el-iniz | araba-nız |
| Onlar | el-leri | araba-ları |
Tablodaki tireler ek sınırlarını gösterir; normal yazımda kullanılmaz. “Onun kitapları” sözünde bir kişinin birden fazla kitabı; “onların kitabı” sözünde birden fazla kişinin ortak veya bağlamda tek kabul edilen kitabı anlatılabilir. “Kitapları” tek başına görüldüğünde sahibin ve kitapların sayısı her zaman kesinleşmez; tamlayan ve cümle anlamı belirleyicidir.
II. Onların kitabı masadaydı.
Bu sözler için hangisi doğrudur?
B) I’de sahip tekil ve kitaplar çoğuldur; II’de sahip çoğul ve kitap tekil biçimdedir.
C) İki sözcükte de iyelik ilişkisi bulunmaz.
D) Kitapları biçimi her bağlamda birden fazla sahibin tek kitabını gösterir.
E) II’deki -ı yalnız belirtme hâli eki olabilir.
Yalın, Belirtme, Yönelme, Bulunma ve Ayrılma
Hâl (durum) ekleri, ismin cümlede diğer sözcüklerle kurduğu ilişkiyi gösterir. Temel öğretim sınıflandırmasında yalın, belirtme, yönelme, bulunma ve ayrılma olmak üzere beş durum ele alınır. Yalın hâl, hiçbir ek almama değil, bu dört hâl ekinden birini almama durumudur; isim çoğul veya iyelik eki taşıyabilir.
| Hâl | Ek | Örnek ve ilişki |
|---|---|---|
| Yalın | Hâl eki yok | Ev aldık. / Evler satıldı. |
| Belirtme | -(y)ı, -(y)i, -(y)u, -(y)ü | Evi gördük: görülen belirli nesne. |
| Yönelme | -(y)a, -(y)e | Eve gidiyoruz: yönelinen yer. |
| Bulunma | -da, -de, -ta, -te | Evde kalacağız: bulunulan yer. |
| Ayrılma | -dan, -den, -tan, -ten | Evden çıktık: ayrılmanın başlangıcı. |
Parantez içindeki y, ek ünlüyle biten bir isme geldiğinde araya giren yardımcı sestir: oda-y-a, oda-y-ı. Sonu sert ünsüzle biten sözcüklerde bulunma ve ayrılma eklerinin t’li biçimleri görülür: sokak-ta, sokak-tan. Bu ses değişmeleri ekin görevini değiştirmez.
“Evi gördüm.” cümlesinde evi, görülen nesneyi belirtir; -i belirtme hâli ekidir.
Eklerin aynı görünmesi görevlerinin aynı olduğunu göstermez.
B) Uzun süre istasyonda bekledi.
C) Eski defteri dikkatle inceledi.
D) Kitaplarım masanın üzerinde duruyor.
E) Görevli odadan çıktı.
Hâl Ekinin Anlamı ile Cümledeki Görevi
Bir hâl eki her cümlede yalnız tek anlam ilişkisi kurmaz. Yönelme eki “Okula gitti.” sözünde yön; “Akşama teslim ederim.” sözünde zaman sınırı; “Bu işe sevindi.” sözünde sevinmenin yöneldiği konu ilişkisini kurabilir. Ekin adı, sözcüğün cümle içindeki anlamını tek başına açıklamaz.
Benzer biçimde “Korkudan titredi.” sözünde ayrılma eki sebep, “Senden uzun.” sözünde karşılaştırma bildirir. Sözcük türü, ek türü ve cümle ögesi ayrı düzeylerdir. “Akşama” zaman bildiren bir kullanımda zarf tümleci olabilir; bunun ekinin yönelme eki oluşu değişmez.
B) Sabahtan beri bekliyoruz, düştüğümüz şu hâle bak.
C) Malları çarşambaya teslim edeceklerini belirttiler.
D) Önümüzdeki hafta yola çıkacağız.
E) Hayat her seferinde farklı yollara sokar bizleri.
Belirtme Eki ile İyelik Ekinin Ayrılması
Üçüncü tekil kişi iyelik eki ile belirtme eki -ı/-i/-u/-ü biçiminde görünebilir. “Çantası kayboldu.” sözünde çanta bir kişiye ait olduğu için iyelik; “Çantayı buldu.” sözünde bulunan belirli nesne olduğu için belirtme vardır. Ünlüyle biten adlarda s ve y farkı ayrımı görünür kılabilir; ünsüzle bitenlerde bağlam gerekir.
| Cümle | Ek çözümlemesi | Gerekçe |
|---|---|---|
| Onun evi uzaktaydı. | ev-i: iyelik | Kime ait olduğu bildirilir; evi özne içindedir. |
| Bu evi beğendim. | ev-i: belirtme | Beğenilen nesne belirtilir; sahiplik kurulmaz. |
| Onun evini beğendim. | ev-i-n-i: iyelik + belirtme | Ev hem birine aittir hem beğenilen nesnedir. |
Son örnekteki n, iyelikli biçim ile hâl eki arasında yer alır; bağımsız bir anlam veya yeni bir tamlama unsuru değildir. “Evi” tek başına verildiğinde iki farklı ek yorumu mümkün olabilir. Sözcüğün öncesi ve yüklemle ilişkisi bu belirsizliği giderir.
II. Bu yüzüğü dün buldum.
III. Onun yüzüğünü dün buldum.
Koyu sözcüklerdeki eklerle ilgili hangisi doğrudur?
B) Üçünde de yalnız belirtme eki vardır.
C) I belirtme, II iyelik, III yalnız çoğul eki taşır.
D) I ve II’de ekin görevi cümleden bağımsız olarak aynıdır.
E) III’teki n, sözcüğü türemiş isim yapan ektir.
İlgi Eki ve Birden Fazla Ekin Birlikte Kullanılması
İlgi (tamlayan) eki, bir ismi başka bir adla ilişkilendirir: ev-in kapısı, okul-un bahçesi. Ünlüyle biten adlarda -nın/-nin/-nun/-nün biçimi görülür: araba-nın kapısı. Su sözcüğünde su-y-un biçimi vardır. Ben ve biz zamirlerinde benim, bizim biçimleri kullanılır.
İlgi eki sahip veya ilişkili unsuru, iyelik eki ise bu unsurla ilişkili adı işaretler: “çocuğun defteri”. Bir sözcük birden fazla çekim eki taşıyabilir: “evlerimizden” ev-ler-imiz-den biçiminde çoğul, iyelik ve ayrılma eki almıştır. Yapım eki yoktur; çok sayıda ek taşımak tek başına türemişlik oluşturmaz.
“Senin evin” sözünde evin biçimindeki -in ikinci tekil kişi iyelik ekidir; “evin kapısı” sözünde aynı görünen -in ilgi ekidir. İlkinde ev bir kişiye bağlanır; ikincisinde ev, kapının tamlayanı olur. Aynı seslerden oluşan ekler, bağlı oldukları söz dizimsel ilişkiyle ayrılır.
B) Çoğul – belirtme – bulunma
C) İlgi – iyelik – çoğul
D) Çoğul – ayrılma – iyelik
E) Çoğul – iyelik – ilgi
İsim Tamlamalarının Kuruluşu
Tamlayan ve Tamlanan
İsim tamlaması, iki ad veya ad görevli unsur arasında aitlik, parça–bütün, tür, içerik gibi bir ilişki kuran sözcük grubudur. İlişki yalnız gerçek sahiplikle sınırlı değildir: “okul bahçesi” bir yerle ilişkili bölümü; “yağmur sesi” bir olayın çıkardığı sesi bildirir.
Tamlanan, asıl sözü edilen varlık veya kavramdır; tamlayan onu başka bir varlıkla ilişkilendirir. “Arabanın kapısı” sözünde asıl anlatılan kapı, onu belirleyen ise arabadır. Sözcüklerin ekleri bu bağı görünür kılar.
| Tamlayan | Tamlanan |
|---|---|
| Arabanın | kapısı |
| Tamlayan | Tamlanan |
|---|---|
| Kapının | kolu |
Araba ve kapı; kapı ve kol isimdir. İlk grupta kapı arabanın bir parçası, ikinci grupta kol kapının bir parçasıdır. “Kimin/neyin kapısı?” sorusu ilişkinin yönünü açığa çıkarır; tamlayan ve tamlanan adları yalnız cümlede ilk/son görünen sözcüğe bakılarak belirlenmez.
B) Kütüphanenin tamlayan, kapısı tamlanandır; kapı kütüphaneyle ilişkilendirilmiştir.
C) Açık sözcüğü isim tamlamasının tamlananıdır.
D) İki sözcükte de yalnız belirtme eki vardır.
E) Aitlik yalnız insana özgü olduğundan burada isim tamlaması yoktur.
Belirtili İsim Tamlaması
Belirtili isim tamlamasında tamlayan ilgi eki, tamlanan iyelik eki taşır: “bahçenin kapısı”. Bahçe-nin ilişkili varlığı, kapı-sı o varlığa bağlanan unsuru gösterir. Tamlayan bir kişi zamiri olduğunda tamlananın iyelik eki buna göre değişir: benim defterim, senin defterin, bizim defterimiz.
| Tamlayan + ilgi eki | Tamlanan + iyelik eki |
|---|---|
| konu-nun | baş-ı |
“Konunun başı” örneğinde -nun ilgi eki, -ı iyelik ekidir. “Çocuğun kitapları” sözünde -lar çokluğu bildirir; iyelik ilişkisi yine çocuğa yöneliktir. Belirtili tamlama iki unsurun eklerle kurduğu bağla tanınır; her unsurun yalnız bir kelimeden oluşması şart değildir.
II. Okul kapısı
III. Benim kalemim
IV. Bu kitap
V. Çocukların oyunları
Numaralanmış gruplardan hangileri belirtili isim tamlamasıdır?
B) II, III ve IV
C) I, II ve V
D) I, III ve V
E) III, IV ve V
Belirtisiz İsim Tamlaması
Belirtisiz isim tamlamasında tamlayan ilgi eki almaz; tamlanan iyelik/tamlama eki taşır. “Telefon ekranı” telefonla ilişkili ekran türünü, “kıyı bitkileri” kıyıya özgü bitki grubunu anlatır. Tamlayanın ilgi eki almaması, o sözcükte hiçbir yapım veya çoğul eki bulunamayacağı anlamına gelmez.
| Tamlayan | Tamlanan | İlişki |
|---|---|---|
| Telefon | ekran-ı | Bir nesnenin parçası |
| Kıyı | bitki-ler-i | Yerle ilişkili tür/grup |
Belirtisiz tamlamanın iki ana unsuru sıkı bir anlam birliği kurar. Olağan dizilişte tamlanana ait sıfat, bu bütünün önüne gelir: “yeni telefon ekranı”. Araya söz yerleştirmek veya unsurları ters çevirmek, belirtili tamlamadaki kadar serbest değildir; ilk ilişkinin korunup korunmadığı önemlidir.
| Tamlayan | Tamlanan | Cümlenin devamı |
|---|---|---|
| Gecekondu | evleri | şehre başka bir güzellik katıyor. |
“Gecekondu evleri” grubunda gecekondu ilgi eki almamıştır, evleri tamlanandır. “Evleri gecekondunun” aynı belirtisiz yapının basitçe ters çevrilmiş biçimi değildir; yeni biçimde ilgi ekiyle başka bir kuruluş oluşur.
B) Tamlanan kitapları sözcüğüdür.
C) Çocuk ilgi eki almadığı için isim tamlaması kurulmamıştır.
D) Tamlananda çoğul biçim bulunması belirtisizliği ortadan kaldırmaz.
E) Bu grup çocuklarla ilişkili bir kitap türünü belirtebilir.
Zincirleme İsim Tamlaması
Zincirleme isim tamlaması, bir isim tamlamasının başka bir isim tamlamasının içinde unsur olarak kullanılmasıyla oluşur. “Kapı menteşesinin gıcırtısı” sözünde önce kapı menteşesi belirtisiz tamlaması vardır; bu bütün, gıcırtısı sözcüğüne tamlayan olur. Yalnız menteşesinin gıcırtısı parçasına bakmak, kapı sözcüğünün kurduğu iç ilişkiyi eksik bırakır.
| Katman | Birlik | Görev |
|---|---|---|
| İç tamlama | Kapı menteşesi | Belirtisiz isim tamlaması |
| Dış tamlayan | Kapı menteşesinin | İç tamlamanın bütünü ilgi eki alır |
| Dış tamlanan | gıcırtısı | Bu bütüne bağlanan ad |
| Cümle | Kapı menteşesinin gıcırtısı beni uyutmadı. | Zincirleme grup cümlede birlikte görev alır |
İç içelik tamlayanda, tamlananda veya her ikisinde bulunabilir: “okul bahçesinin duvarı” sözünde tamlayan; “çocuğun okul çantası” sözünde tamlanan bir isim tamlamasıdır. “Okul müdürünün çalışma odası” sözünde iki unsur da kendi içinde isim tamlamasıdır. Üç isim bulunması sık görülen sonuçtur; tek başına sözcük saymak yeterli değildir.
B) Çocuğun mavi çantası
C) Bahçe kapısının kilidi
D) Yazarın çalışma masası
E) Eski evin geniş balkonu
İsim Tamlamalarında Özel Kuruluşlar
Araya Sözcük Girmesi ve Unsurların Yer Değiştirmesi
Belirtili isim tamlamasında tamlayan ile tamlanan arasına niteleyici veya açıklayıcı sözler girebilir. “Enes’in çok izlenen kanalı ona para kazandırıyor.” cümlesinde Enes’in tamlayan, kanalı tamlanandır; çok izlenen bu kanalı niteler. Araya giren söz, ilgi ve iyelik bağını ortadan kaldırmaz.
Belirtili tamlamanın unsurları devrik söyleyişte yer değiştirebilir: “Sesi duyuldu kuşların.” cümlesinde kuşların sesi ilişkisi sürer. Kuşların sonradan gelmesi onu tamlanan yapmaz. Araya giren sözler ile ters diziliş, tamlama türünün belirlenmesinden ayrı özelliklerdir.
B) Işığı başta bulunduğu için tamlayandır.
C) Kütüphanenin ilgi eki aldığı için cümlede tamlama kurulamaz.
D) Araya sözcük girmesi yapıyı belirtisiz tamlamaya dönüştürmüştür.
E) Kütüphanenin ışığı belirtili tamlamasının unsurları yer değiştirmiştir.
Tamlayanın veya Tamlanan Ekinin Söylenmemesi
Sahibi bağlamdan bilinen bir isimde tamlayan zamir söylenmeyebilir: “Çok izlenen kanalı ona para kazandırıyor.” sözünde bağlam bir kişiyi gösteriyorsa onun kanalı ilişkisi vardır. “Defterim kayboldu.” cümlesinde de benim sözü yazılmamıştır; -im eki sahibin birinci tekil kişi olduğunu gösterir. Her iyelikli sözcükte sahibin adı ayrıca yazılmak zorunda değildir.
“Bizim ev”, “sizin okul” gibi yerleşmiş söyleyişlerde tamlanan eki söylenmeyebilir; “bizim evimiz”, “sizin okulunuz” ilişkisi korunur. Bu özellik, belirtili tamlamanın olağan ek düzeninin eksiltili bir kullanımıdır. Yazılı biçimde bulunmayan ekle gerçekten yazılmış ek birbirinden ayrılır.
II. Bizim ev sokağın sonundadır.
Bu kullanımlarda eksiltiyle ilgili hangi açıklama doğrudur?
B) I’de tamlayan zamir söylenmemiş, II’de tamlanan eki kullanılmamıştır.
C) İki örnekte de sahiplik ilişkisi kurulmamıştır.
D) I’de tamlanan isim, II’de tamlayan zamir söylenmemiştir.
E) İkisi de tamlayanı ilgi eki almayan belirtisiz tamlamadır.
Ortak Tamlayan ve Ortak Tamlanan
Bir tamlayan birden fazla tamlanana bağlanabilir: “okulun kapısı ve pencereleri”. Burada okulun iki kez söylenmeden kapısı ve pencereleri ile ilişki kurar. Birden fazla tamlayan da ortak tamlanana bağlanabilir: “Ece’nin ve Duru’nun odası”. Tamlayanlar bir bağlaçla sıralanmış, tek tamlanana bağlanmıştır.
Bu ortaklıklar yalnız isim sayısı arttığı için zincirleme sayılmaz. Zincirlemede iç içe isim tamlaması gerekir; ortak unsurda ise aynı düzeyde birden fazla bağ bulunur. “Ece’nin ve Duru’nun odası” ile “Ece’nin odasının penceresi” arasındaki fark, kişi sayısı değil ilişkinin kuruluşudur.
II. Müzenin ve kütüphanenin kapısı yenilendi.
İki cümledeki tamlamaların kuruluşu hangisidir?
B) İkisi de yalnız üç isim bulunduğu için zincirlemedir.
C) I’de isim tamlaması, II’de sıfat tamlaması vardır.
D) I’de tamlayan, II’de tamlanan ortaktır.
E) I’de ilgi eki, II’de iyelik eki kullanılmamıştır.
Zamir, Fiilimsi ve Adlaşmış Sıfatın Tamlamaya Katılması
Tamlamanın unsurları yalnız sözlükte isim olan sözcüklerden oluşmaz; ad görevli biçimler de yer alabilir. “Onun fikri” sözünde tamlayan kişi zamiri; “öğrencilerin bazıları” sözünde tamlanan belgisiz zamirdir. “Bunun şurası” sözünde iki unsur da zamirdir. Zamir, ismin yerini tutan sözcüktür.
“Okumanın yararı” sözünde okuma eylemi adlandıran isim-fiil; “yoksulun ihtiyacı” sözünde yoksul, yoksul kişi yerine kullanılan adlaşmış sıfattır. Her ikisi de ilgi ekiyle tamlayan olmuştur. Bir söz veya cümle de ad gibi kullanılıp tamlayan olabilir: “Yarın gelirim sözü”. Burada aktarılan sözün bütünü, söz adıyla ilişkilidir.
B) Bunun kapağı
C) Konukların birkaçı
D) Çalışmanın önemi
E) Yoksulun umudu
Ayrılma Biçimiyle Kurulan Parça–Bütün İlişkisi
“Öğrencilerin biri” ile “öğrencilerden biri” sözlerinde bütünden bir kişi seçilir. İkinci biçimde -den, görünüşçe ayrılma ekidir; ancak bu kuruluşta ilgi ilişkisi kurarak öğrencilerin biri anlamını verir. “Kitaplardan hangisi?” ve “konuklardan bazıları” örneklerinde de bir bütünün içinden seçme vardır.
Bu kullanım bütün -dan/-den ekleri için geçerli değildir. “Okuldan ayrıldı.” gerçek ayrılma, “korkudan titredi” sebep bildirir. Ekten sonra gelen sayı veya zamir ile bütünün anlamı birlikte belirleyicidir. Biçimin adı ile cümlede üstlendiği ilişki aynı düzeyde değildir.
B) Evden uzak
C) Korkudan solgun
D) Dünden beri
E) Senden uzun
İsim Tamlaması ile Sıfat Tamlamasının Ayrılması
İlişki Bildiren İsim ve Nitelik Bildiren Sıfat
Sıfat tamlaması, bir sıfatın ismi nitelemesi veya belirtmesiyle oluşur: kırmızı gül, eski anı, üç dosya. İsim tamlamasında ise iki ad veya ad görevli unsur arasında ilişki vardır: gülün kokusu, anı defteri. Bir grupta herhangi bir sıfat bulunması, grubun tamamının yalnız sıfat tamlaması olduğu anlamına gelmez; ismin içinde bulunduğu asıl bağ incelenir.
“Polen toplayan arılar” sözünde polen toplayan bütünü arıları eylem ilişkisiyle niteler. “Aklımın köşesi” sözünde ise akıl ile köşe arasında ilgi–iyelik bağı kurulur. Sıfat görevli gruplar birden fazla kelimeden oluşabilir; kelime sayısı tek başına tamlama türünü göstermez.
| I | II | III |
|---|---|---|
| Kırmızı gülleri | sarı laleleri | polen toplayan arıları |
| IV | Cümlenin yüklemi | V |
|---|---|---|
| eski anılar | canlandı | aklımın köşesinde |
“Kırmızı gülleri, sarı laleleri, polen toplayan arıları görünce eski anılar canlandı aklımın köşesinde.” cümlesindeki numaralanmış gruplardan hangisi tamlama türü bakımından diğerlerinden farklıdır?
| A | B | C | D | E |
|---|---|---|---|---|
| I | II | III | IV | V |
Sıfat Almış İsim Tamlaması ile Zincirleme Yapı
“Yeşil hortumun ağzı” sözünde yeşil, hortum ismini niteler. Asıl isim tamlaması hortumun ağzıdır ve belirtilidir; yeşil yeni bir isim olmadığı için iç içe iki isim tamlaması oluşturmaz. Bu yapı ayrı bir “sıfat isim tamlaması” türü değildir; sıfatla genişletilmiş belirtili isim tamlamasıdır.
| Grup | İç ilişki | Sonuç |
|---|---|---|
| Kuş kafesinin yemliği kırılmış. | Kuş kafesi + bu bütünün yemliği | Zincirleme isim tamlaması |
| Grup | Niteleyici | Asıl isim tamlaması |
|---|---|---|
| Yeşil hortumun ağzı çıkmış. | Yeşil, hortumu niteler. | Hortumun ağzı: belirtili isim tamlaması |
Sıfat, belirtisiz bir tamlamanın bütününü de niteleyebilir. “Soğuk gecelerde sıcak soba ateşi gibisi yok.” sözünde sıcak, yalnız sobayı değil soba ateşi bütününün niteliğini bildirir. “Sıcak sobanın ateşi” denirse soba belirtili tamlamanın içinde nitelenir; ek düzeni ve nitelemenin kapsamı birlikte değişir.
| Cümledeki bölüm | Görev |
|---|---|
| Soğuk gecelerde | Zamanı belirten bölüm |
| sıcak | Soba ateşi bütününü niteleyen sıfat |
| soba ateşi | Belirtisiz isim tamlaması |
| gibisi yok. | Cümlenin devamı |
II. Okul kapısının kolu kırıldı.
Koyu grupların kuruluşuyla ilgili hangisi doğrudur?
B) İkisi de üç sözcüklü olduğu için zincirlemedir.
C) I’de eski tamlanan, II’de kolu tamlayandır.
D) I sıfatla genişletilmiş belirtili, II iç içe kurulmuş zincirleme isim tamlamasıdır.
E) I’de isim tamlaması yoktur; II belirtisiz isim tamlamasıdır.
Takısız Tamlama Adlandırması ve Eklerden Bağımsız İnceleme
“Taş duvar”, “ipek gömlek”, “çelik tencere” gibi gruplar, geleneksel bazı sınıflandırmalarda takısız isim tamlaması adıyla ele alınır. Sıfat görevini esas alan sınıflandırmalarda ise ilk sözün malzeme veya nitelik bildirmesi nedeniyle sıfat tamlaması olarak değerlendirilir. Bu terminoloji farklılığı, belirtili ve belirtisiz tamlamanın ilgi–iyelik düzeniyle karıştırılmamalıdır.
“Taşın rengi” belirtili, “duvar taşı” belirtisiz isim tamlamasının açık örnekleridir. “Taş duvar”da bu ek düzeni yoktur; taş, duvarın malzemesini belirtir. “Altın kalp” sözünde ise altın gerçek malzemeyi değil benzetmeye dayalı bir niteliği anlatır. Eklerin görünüşü kadar sözcüklerin kurduğu gerçek anlam ilişkisi de açıklanmalıdır.
