SÖZCÜK TÜRLERİ

0
1833

KPSS sözcük türleri konu anlatımı kapsamında sekiz temel türün görevleri, birbirine benzeyen kullanımların ayrımı ve karşılaştırmalı cümle çözümlemeleri işlenecektir.
KPSS Türkçe konularının tamamına KPSS konu anlatımı arşivinden ulaşabilirsiniz.

Sözcük Türleri Nelerdir?

Sözcük türü, bir sözcüğün kullanıldığı yerde üstlendiği dil bilgisel özelliktir. Temel sınıflandırmada sekiz tür vardır: isim, sıfat, zamir, zarf, edat, bağlaç, ünlem ve fiil. Sözcüğün ne anlama geldiği kadar hangi sözcükle ilişki kurduğu da önemlidir.

İsim (ad): Varlık, kavram, duygu veya olayları adlandırır. “Çocuğun sevinci yüzünden okunuyordu.” cümlesinde çocuk bir varlığın, sevinç bir duygunun adıdır; duyguyu adlandırmak sözcüğü ünlem yapmaz. Ayrıntılı anlatım: İsimler ve isim tamlamaları.

Sıfat (ön ad): Bir ismi niteler veya belirtir. “Sessiz sokak” sözünde sessiz, sokağın niteliğini; “bu sokak” sözünde bu, hangi sokaktan söz edildiğini gösterir. İki kullanımda da belirtilen isim yazılmıştır. Ayrıntılı anlatım: Sıfatlar.

Zamir (adıl): İsmi yeniden söylemeden onun yerini tutar. “Dosyayı aldım, onu okuyacağım.” cümlesinde onu, dosyayı karşılar. Sözcüğün karşıladığı varlık, önceki cümleden veya konuşma ortamından anlaşılır. Ayrıntılı anlatım: Zamirler.

Zarf (belirteç): Fiilin, fiilimsinin, sıfatın veya başka bir zarfın anlamını belirler. “Yavaş konuştu.” sözünde yavaş, konuşmanın nasıl gerçekleştiğini; “çok güzel bir ses” sözünde çok, güzelliğin derecesini bildirir. Ayrıntılı anlatım: Zarflar.

Edat (ilgeç): Bir sözcük veya grupla birlikte benzerlik, amaç, sebep, araç gibi anlam ilişkileri kurar. “Çocuk gibi sevindi.” cümlesinde gibi, çocuk ile sevinmenin biçimi arasında benzerlik bağı kurar. Ayrıntılı anlatım: Edatlar.

Bağlaç: Eş görevli sözcükleri, grupları veya anlamca ilişkili cümleleri bağlar. “Defter ve kalem aldım.” cümlesinde ve iki adı; “Geldi ama kalmadı.” cümlesinde ama iki yargıyı bağlar. Ayrıntılı anlatım: Bağlaçlar.

Ünlem: Duygu veya seslenmeyi doğrudan bildirir. “Eyvah, dosya silindi!” sözünde eyvah endişeyi; “Hey, beni bekleyin!” sözünde hey seslenmeyi taşır. Ünlem sözcüğüyle ünlem işareti aynı şey değildir. Ayrıntılı anlatım: Ünlemler.

Fiil (eylem): İş, durum veya oluş bildirir. “Yazdı, uyudu, büyüdü” sözcükleri farklı eylemleri yargıya dönüştürür. Bir sözcüğün cümlede yüklem olması ise tek başına fiil olduğunu göstermez: “Öğrenciydi.” ad kökenli bir yüklemdir. Ayrıntılı anlatım: Fiiller.

Şemada merkezden çıkan oklar sekiz türü gösterir; bir türün diğerine dönüşümünü veya işlem sırasını anlatmaz.

İsim, sıfat, zamir, zarf, edat, bağlaç, ünlem ve fiilden oluşan sekiz sözcük türü

Sözcüğün Türü, Anlamı ve Cümledeki Görevi

Tür Adı ile Öge Adı Arasındaki Fark

Cümlenin ögesi, sözcük veya grubun bütün cümle içindeki görevidir. Özne, yargının kime ya da neye ait olduğunu; yüklem, bildirilen işi veya durumu gösterir. “Çocuk bekledi.” cümlesinde çocuk tür bakımından isim, öge bakımından öznedir. “Onu bekledim.” cümlesinde onu tür bakımından zamir, öge bakımından nesnedir.

Dikkat

Yüklem olan her sözcük fiil değildir. “Kardeşim öğrencidir.” cümlesinde öğrencidir yüklemdir; öğrenci ise isimdir. Özne, nesne ve yüklem birer öge adıdır; isim, zamir ve fiil ise sözcük türüdür.

Örnek - 1

“Araştırmacı, bu belgeleri dün inceledi; bazıları ise hâlâ arşivdeydi.” cümlesindeki koyu sözcükler için hangi değerlendirme doğrudur?

A) İkisi de özne olduğundan aynı sözcük türündedir.
B) Bu, belgeleri belirten sıfattır; bazıları, belgelerin yerini tutan zamirdir.
C) Bu zamirdir; bazıları, çoğul eki taşıdığı için isimdir.
D) İkisi de bir varlığı işaret ettiğinden zamirdir.
E) Bazıları yüklem olmadığı için sözcük türü belirlenemez.

Bu, açıkça yazılmış belgeler ismini işaret yoluyla belirtir. Bazıları ise ikinci yargıda belgelerden bir bölümünün yerini tutar. Birinin sıfat, diğerinin zamir oluşu bu ilişkiden kaynaklanır; öge adı ile tür adı birbirinin yerine kullanılamaz.

Cevap: B

Aynı Sözcüğün Farklı Türlerde Kullanılması

“İnce kumaş” ve “ince düşünce” sözlerinde ince farklı anlamlar taşısa da bir ismi nitelediği için sıfattır. Anlamın değişmesi her zaman türü değiştirmez. Buna karşılık “Güzel resim yaptı.” sözünde güzel resmi nitelerken “Güzel konuştu.” sözünde konuşmanın yapılışını bildirir; ilkinde sıfat, ikincisinde zarftır.

Niteleme sıfatının belirttiği isim söylenmeyip o varlık sıfatla karşılandığında adlaşmış sıfat oluşur. “Yaşlı yolcu oturdu.” yerine “Yaşlı oturdu.” dendiğinde yaşlı sözcüğü yolcunun yerini alır. Bu, ismi nitelemeyi sürdüren sıfatla ad görevindeki kullanım arasındaki farktır.

“Büyük, küçüklere yol göstermeli.”: Büyük, büyük kişi anlamıyla ad görevindedir; özel adı adlaşmış sıfattır.
“Büyük elleri vardı.”: Büyük, eller ismini niteleyen sıfattır.
“Bu oyunu büyük oynayalım.”: Büyük, oynamak eyleminin kapsamını/yapılışını belirten zarftır.

Örnek - 2

I. Bu ağır kapıyı tek başına açamadı.
II. Yokuşu her zamankinden ağır çıktı.
III. Paketlerin ağırını alt rafa koydu.
Koyu sözcüklerin görevleri sırasıyla hangisidir?

A) Zarf – sıfat – zamir
B) İsim – zarf – sıfat
C) Sıfat – isim – zarf
D) Sıfat – zarf – adlaşmış sıfat
E) Zamir – sıfat – isim

I’de ağır, kapının niteliğini bildirir. II’de çıkma eyleminin yavaş biçimde yapıldığını belirttiği için zarftır. III’te ağır paket sözü yerine ağırını kullanılmış, nitelik sözcüğü ad görevini üstlenmiştir; bu kullanım adlaşmış sıfattır.

Cevap: D

Sıfat, Zamir ve Zarf Arasındaki Ayrımlar

İsmi Belirtme ile İsmin Yerini Tutma

“Bu dosya eksik.” cümlesinde bu, yazılmış olan dosya ismini işaret yoluyla belirtir; işaret sıfatıdır. “Bu eksik.” cümlesinde ise dosyanın adı yerine kullanıldığı için işaret zamiridir. Benzer biçimde “Bazı dosyalar eksik.” sözünde bazı belgisiz sıfat; “Bazıları eksik.” sözünde bazıları belgisiz zamirdir. Belgisizlik, varlığın kesin sayı veya kimlikle belirtilmemesidir.

O ve onlar kişi adını karşılıyorsa kişi zamiri, insan dışındaki bir varlığın yerini tutuyorsa işaret zamiri olarak değerlendirilir. “Ece geldi, o bekliyor.” ile “Otobüs geldi, o bekliyor.” cümlelerindeki gönderme farklıdır. Bu ve şu ise insanı gösterse de bu ayrımla kişi zamirine dönüşmez.

Örnek - 3

“Duru ile Ece az önce çıktı. Onlar toplantıya yetişecek. Masadaki dosyaları ise kaldırmadım; onları görevli alacak. Bu dosya şimdilik burada kalsın.” parçasındaki koyu sözcüklerin sınıflandırılması hangisidir?

A) Kişi zamiri – işaret zamiri – işaret sıfatı
B) İşaret zamiri – kişi zamiri – işaret zamiri
C) Kişi zamiri – kişi zamiri – işaret sıfatı
D) İşaret zamiri – işaret zamiri – belgisiz sıfat
E) Kişi zamiri – işaret sıfatı – işaret zamiri

Onlar, Duru ile Ece’yi; onları, dosyaları karşılar. Bu nedenle ilk kullanım kişi, ikinci kullanım işaret zamiridir. Son cümlede bu, dosya isminin yerine geçmemiş, onu belirtmiştir; işaret sıfatıdır.

Cevap: A

Soru Sıfatı, Soru Zamiri ve İlgi Zamiri

“Hangi defteri aldın?” cümlesinde hangi, defter ismini soru yoluyla belirtir; soru sıfatıdır. “Hangisini aldın?” cümlesinde aranan nesnenin adı söylenmez; hangisini soru zamiridir. “Nerede çalışıyorsun?” sözündeki nerede de bir yer adının yerini tutar; yer sorması onu kendiliğinden zarf yapmaz.

İlgi zamiri olan -ki, bir isim tamlamasında söylenmeyen ikinci adın yerini tutar. “Benim dosyam mavi, seninki yeşil.” sözünde seninki, senin dosyan anlamındadır. “Masadaki dosya” sözünde ise -ki sıfat yapan ektir; dosya adı yerinde durur. Bir ekin işleviyle bütün sözcüğün türü aynı düzeyde adlandırmalar değildir.

Örnek - 4

“Benim notlarım masada, seninkiler dolapta. Hangi defterin kaybolduğunu bilmiyorum; hangisini arıyorsun?” parçasında koyu biçimler için hangisi doğrudur?

A) Üçü de soru zamiridir.
B) Seninkiler kişi zamiri, diğerleri soru sıfatıdır.
C) Hangi soru zamiri, hangisini soru sıfatıdır.
D) Seninkiler ilgi zamiri içerir; hangi soru sıfatı, hangisini soru zamiridir.
E) Seninkiler sıfat-fiildir; diğerleri işaret zamiridir.

Seninkiler, senin notların anlamını kurar; -ki tamlananın yerini tutmaktadır. Hangi, defter ismini soru yoluyla belirtir. Hangisini ise defterin adını söylemeden onu soru yoluyla karşılar. İlgi zamiri olan ek ile bütün bir sözcüğün türü aynı düzeyde adlandırmalar değildir.

Cevap: D

İsmi Niteleyen Sıfat ile Eylemi Belirleyen Zarf

Sıfat bir isme, zarf ise fiile ya da nitelik/derece bildiren başka bir söze bağlanır. “Dikkatli öğrenci” sözünde dikkatli öğrenciyi niteler; “Dikkatli dinledi.” cümlesinde dinlemenin biçimini bildirir. Bu nedenle yalnız “nasıl?” sorusu değil, bu sorunun hangi sözcüğe yöneltildiği belirleyicidir.

“Çok güzel konuştu.” cümlesinde güzel konuşmanın yapılışını, çok ise güzel zarfının derecesini bildirir. “Çok güzel bir konuşma yaptı.” cümlesinde güzel, konuşma ismini niteler; çok yine güzel sözcüğünün derecesini bildirir. Güzel sözcüğünün türü değişirken çok zarf olmayı sürdürür.

Örnek - 5

I. Görevli çok dikkatli konuştu.
II. Görevli çok dikkatli bir konuşmacıydı.
Bu cümlelerdeki koyu sözcüklerin türleri için hangisi doğrudur?

A) Çok her iki cümlede de sıfattır.
B) Dikkatli her iki cümlede de zarftır.
C) Çok her iki cümlede zarf; dikkatli I’de zarf, II’de sıfattır.
D) Çok I’de zamir, II’de zarftır.
E) Dikkatli I’de sıfat, II’de adlaşmış sıfattır.

I’de dikkatli, konuştu fiilinin yapılışını belirler. II’de konuşmacı ismini niteler. Çok, iki cümlede de dikkatli sözcüğünün derecesini bildirdiği için zarftır. Bir derecelendirme sözünün ardından isim grubunun gelmesi, o sözü kendiliğinden sıfat yapmaz.

Cevap: C

Yön ve Zaman Bildiren Sözcüklerin Bağlamı

İçeri, dışarı, ileri, geri, aşağı, yukarı gibi sözler çekim eki almadan fiilin yönünü bildirdiğinde yer–yön zarfıdır: “İçeri girdi.” Buna karşılık “İçerisi karanlıktı.” cümlesinde içerisi bir yerin adıdır; “ileri düşünce” sözünde ileri ismi niteleyen sıfattır.

“İçeriye girdi.” cümlesinde içeriye yönelme eki almış bir yer adıdır. Yönelme, bulunma veya ayrılma ekiyle yükleme bağlanan bu tür yer adları cümlede yer tamlayıcısı olur. “Yarın başlayacak.” sözünde yarın zaman zarfı; “Yarının planı hazır.” sözünde ise bir isim tamlamasının içindeki isimdir. Yön veya zaman anlamı tek başına türü kesinleştirmez.

Örnek - 6

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde koyu sözcük çekim eki almamış yer–yön zarfıdır?

A) Kutuları yukarıya çıkardılar.
B) Yukarının havası daha serindi.
C) İleri düşüncelerini ilgiyle dinledik.
D) Görevliler içeride bekliyordu.
E) Son uyarıyla herkes dışarı çıktı.

Dışarı, çekim eki almadan çıkma eyleminin yönünü bildirir. Yukarıya yönelme, yukarının tamlayan, içeride bulunma eki almıştır. İleri ise düşünceler ismini niteleyen sıfattır. Yön anlamı tek başına zarf sayılmaya yetmez.

Cevap: E

Edat ve Bağlaçların Cümlede Kurduğu İlişkiler

Edatın Kendisi ile Kurduğu Anlam İlişkisi

Edatın türü ile edat grubunun anlamı farklı sorulardır. “Çocuk gibi sevindi.” sözünde gibi edat, çocuk gibi bütünü benzerlik bildiren bir gruptur. “Bilgi almak için aradı.” cümlesinde için amaç; “Yol kapandığı için gecikti.” cümlesinde sebep ilişkisi kurar. Aynı edatın anlam ilişkisi bağlama göre değişebilir.

Kullanım Kurulan ilişki
Bana göre yeterli. Kişisel değerlendirme açısı.
Akşama kadar bekledi. Sürenin son sınırı.
Senin kadar hızlı. Ölçü veya karşılaştırma.
Kalem ile işaretledi. Kullanılan araç.
Örnek - 7

“Rapor, bana göre yeterliydi; toplantı akşama kadar sürdüğü için eve taksi ile döndüm.” cümlesindeki koyu grupların kurduğu ilişkiler hangi sıradadır?

A) Değerlendirme açısı – zaman sınırı – araç
B) Amaç – karşılaştırma – birliktelik
C) Sebep – zaman başlangıcı – yön
D) Benzetme – miktar – araç
E) Değerlendirme açısı – amaç – sebep

Bana göre kişisel değerlendirme açısını, akşama kadar sürenin son sınırını, taksi ile ulaşım aracını bildirir. Edatın adı kadar içinde bulunduğu grubun anlamı da belirleyicidir; kadar burada nicelik karşılaştırması değildir.

Cevap: A

“İle” Sözcüğünün Edat ve Bağlaç Kullanımı

İle, eş görevli adları sıraladığında bağlaçtır: “Ece ile Duru geldi.” sözünde iki kişi aynı yargının öznesidir; ile yerine ve getirilebilir. “Duru ile görüştüm.” sözünde ise ile, görüşülen kişiyle ilişki kuran edattır. “Kalem ile çizdim.” sözünde araç bildirir; bu iki cümlede ve aynı ilişkiyi korumaz.

Bağlaç çıkarıldığında anlamın kesinlikle değişmediği biçiminde genel bir kural yoktur. “Geldi ama kalmadı.” cümlesindeki ama karşıtlığı belirginleştirir. Bir sözcüğün çıkarılmasının yarattığı değişiklik yardımcı bir gözlemdir; türün asıl ölçütü bağlama veya ilişki kurma görevidir.

Örnek - 8

I. Editör ile yazar toplantıya katıldı.
II. Editör, yazar ile görüştü.
III. Metni kırmızı kalem ile işaretledi.
Koyu sözcüklerin görevleri hangi sırayla verilmiştir?

A) Edat – bağlaç – edat
B) Bağlaç – bağlaç – edat
C) Edat – edat – bağlaç
D) Bağlaç – edat – edat
E) Bağlaç – edat – bağlaç

I’de editör ve yazar birlikte özneyi oluşturan eş görevli adlardır; ile bağlaçtır. II’de görüşülen kişiyle birliktelik, III’te araç ilişkisi kurulur; ile edattır. Virgülün bulunması veya bulunmaması tek başına türü belirleyen ölçüt değildir.

Cevap: D

Bağımsız Sözcük ile Ek Ayrımı

“Ece de geldi.” cümlesindeki de, ekleme ilişkisi kuran bağımsız bağlaçtır. “Ece evde.” cümlesindeki -de ise isme bitişen bulunma ekidir; evde sözcüğünün bütünü isimdir. Benzer biçimde “Biliyorum ki başaracak.” sözündeki ki bağlaç; “kapıdaki görevli” sözündeki -ki sıfat yapan ek; “benimki kayboldu” sözündeki -ki ilgi zamiridir.

Yalnız ve ancak “ama/fakat” anlamıyla yargıları bağladığında bağlaçtır. Yalnız, bir adı niteliyorsa sıfat (“yalnız yolcu”), eylemin yapılışını bildiriyorsa zarftır (“yalnız yürüdü”). “Yalnız Ece geldi.” gibi sadece anlamındaki sınırlayıcı kullanım zarf veya edat olarak adlandırılabilir; bu terminoloji farklılığı sınırlama ile karşıtlık işlevlerinin ayrılığını ortadan kaldırmaz.

Örnek - 9

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde koyu biçim bağımsız bir bağlaçtır?

A) Çantamda iki kalem vardı.
B) Benimki masada kaldı.
C) Kapıdaki görevli bizi karşıladı.
D) Ece evde bekliyordu.
E) Biliyordum ki bu iş zaman alacaktı.

E’de ki, bilme yargısıyla bilinen yargıyı bağlar ve ayrı bir sözcüktür. A ve D’de bulunma eki, B’de ilgi zamiri eki, C’de sıfat yapan ek vardır. Bitişik bir ekin kalın yazılması onu bağımsız sözcük yapmaz.

Cevap: E

Ünlem, Fiil ve Fiilimsi Ayrımları

Ünlem Sözcüğü ile Ünlem İşareti

Ünlem bir sözcük türü, ünlem işareti ise noktalama işaretidir. “Kapıyı kapat!” cümlesinde kapat emir biçiminde çekimli fiildir; ünlem işareti onu ünlem sözcüğüne dönüştürmez. “Eyvah, kapı kapandı!” sözünde eyvah duyguyu doğrudan bildiren ünlemdir.

Bir ünlem sözü sesin adı olarak da kullanılabilir. “Uzun bir ah duyuldu.” cümlesinde ah, uzun ve bir sözleriyle nitelenip belirtilmiş bir addır. “Acısını gizledi.” cümlesindeki acı da duyguyu adlandırır; duyguyu adlandırma ile ünlem olarak dışa vurma farklı kullanımlardır.

Örnek - 10

I. Eyvah, anahtarı içeride unuttum!
II. Kapıyı hemen aç!
III. Uzun bir ah çekti.
Koyu sözcüklerle ilgili hangi açıklama doğrudur?

A) Üçü de ünlem işareti veya duygu taşıdığı için ünlemdir.
B) I ünlem, II çekimli fiil, III isim görevindedir.
C) I bağlaç, II fiilimsi, III ünlemdir.
D) I ve III isim, II ünlemdir.
E) II, ünlem işareti nedeniyle fiil özelliğini yitirmiştir.

Eyvah duyguyu doğrudan bildirir. Aç emir kipinde fiildir; noktalama onun türünü değiştirmez. III’te ah, bir sesin adı olarak kullanılmış, uzun bir sözleriyle nitelenip belirtilmiştir.

Cevap: B

Çekimli Fiil ile İsim Yüklemi

Çekimli fiil, eylemi kip ve kişi ilişkisiyle yargıya dönüştürür. “Yazdım.” sözünde yaz- eylem, -dı geçmiş zaman, -m birinci tekil kişi bilgisini taşır. “Yaz!” sözü de emir ve kişi anlamı taşıyan çekimli fiildir; her bilginin ayrı, görünür bir eki olmak zorunda değildir.

Ek fiil, isim soylu bir sözcüğü yüklem yapabilir. “Öğrenciydi.” ad kökenli yüklem; “Çalışıyordu.” çekimli fiildir. “Hava soğuk.” cümlesinde görünür ek bulunmasa da soğuk bir yargı kurar. Yüklem görevi üstlenen bir sıfat, sırf yargı bildirdiği için eylem köküne dönüşmez.

Örnek - 11

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yüklem çekimli fiil değil, isim soylu bir sözcüktür?

A) Sabah erkenden yola çıktık.
B) Görevli belgeleri incelemiş.
C) O gün hepimiz oldukça yorgunduk.
D) Toplantı biraz gecikecek.
E) Bu ayrıntıyı mutlaka açıklamalısınız.

Yorgun, -gun yapım ekiyle fiilden türemiş isim soylu bir sözcüktür. “Yorgunduk” biçiminde -du ek-fiilin geçmiş zamanını, -k ise birinci çoğul kişiyi bildirir. Bu nedenle yüklem çekimli fiil değil, ek-fiille çekimlenmiş isim soylu sözcüktür. Diğer seçeneklerde yüklemler eylem köklerine kip ve kişi ekleri getirilerek çekimlenmiştir.

Cevap: C

Fiilimsi ile Çekimli Fiilin Ayrılması

Fiilimsi, fiilden türeyip bağımsız kip–kişi yargısı kurmadan isim, sıfat veya zarf görevi üstlenen biçimdir. “Yürümek iyidir.” sözünde yürümek işin adıdır ve isim-fiildir. “Yürüyen çocuk” sözünde yürüyen çocuğu eylem ilişkisiyle niteler ve sıfat-fiildir. “Yürüyerek geldi.” sözünde yürüyerek gelişin biçimini belirtir ve zarf-fiildir.

Aynı görünen ek farklı görevler taşıyabilir: “Gelecek konuklar” sözünde gelecek ismi niteler; “Konuklar gelecek.” cümlesinde ise başlı başına bir yargıdır. Fiilimsi, fiilden türemeyi de bildiren bir adlandırmadır; sekiz temel türe mekanik biçimde eklenen dokuzuncu tür sayılmaz. Eklerin ayrıntılı listesi bu temel görev farkının yerine geçmez.

Örnek - 12

I. Gelecek konuklar için yer ayırdık.
II. Konuklar akşam gelecek.
III. Konuklar gelince toplantı başlayacak.
Koyu sözcüklerin sıralaması hangisidir?

A) Sıfat-fiil – çekimli fiil – zarf-fiil
B) Çekimli fiil – sıfat-fiil – isim-fiil
C) İsim-fiil – çekimli fiil – zarf-fiil
D) Sıfat – isim – bağlaç
E) Zarf-fiil – çekimli fiil – sıfat-fiil

I’de gelecek, konuklar ismini eylem ilişkisiyle niteler; sıfat-fiildir. II’de konukların yapacağı işi gelecek zaman yargısı olarak bildirir. III’te gelince, başlamanın zamanını belirten zarf-fiildir. Ek benzerliği yerine bütünün görevi esas alındığında ayrım açıklaşır.

Cevap: A

Sözcük Türlerini Birlikte Değerlendirme

Tek Sözcüğün Türü ile Grubun Görevi

Sözcük grubu, birden fazla sözcüğün bir görev için birlikte kullanılmasıdır. “Pamuk gibi bulut” sözünde pamuk gibi bütünü bulutu niteler; gibi tek başına edat, pamuk isimdir. “Pamuk gibi yumuşaktı.” sözünde aynı grup yumuşaklığın derecesini/benzerliğini belirtir. Grubun sıfat veya zarf işlevi, içindeki bütün sözcüklerin aynı türden olduğu anlamına gelmez.

İkilemeler ve isim tamlamaları da birlikte görev alabilir. “Ağır ağır yürüdü.” sözünde ikileme eylemin yapılışını belirtir; “irili ufaklı taşlar” sözünde ismi niteler. İkileme, sözcüklerin kuruluş biçimidir; isim, sıfat ve zarfla aynı düzeyde dokuzuncu bir tür değildir.

Dikkat

“Kuş gibi uçtu.” cümlesinde yalnız gibi sözcüğünün türü edattır; kuş gibi grubunun işlevi ise uçmanın yapılışını belirleyen zarf işlevidir. Koyu yazılan veya altı çizilen bölümün sınırı, yapılan çözümlemenin hangi birime ait olduğunu belirler.

Örnek - 13

“Çocuk rüzgâr gibi koşuyordu.” cümlesinde koyu grubun işlevi ile bu gruptaki gibi sözcüğünün türü hangi seçenekte birlikte doğru verilmiştir?

A) Sıfat işlevi – bağlaç
B) İsim işlevi – zamir
C) Zarf işlevi – zarf
D) Özne işlevi – edat
E) Zarf işlevi – edat

Rüzgâr gibi bütünü koşmanın nasıl gerçekleştiğini belirtir ve zarf işlevindedir. Gibi, rüzgâr sözcüğüyle benzerlik bağı kuran edattır. Grubun görevini onun içindeki tek sözcüğe aktarmak, edat ile zarfı karıştırır.

Cevap: E

Soru Sözcüklerinin Bağlama Göre Değişmesi

Soru anlamı aynı sözcüğü her yerde aynı türden yapmaz. “Ne aldın?” sözünde ne nesnenin adını soru yoluyla karşılayan zamirdir. “Ne gün geleceksin?” sözünde gün ismini belirten sıfattır. “Ne susuyorsun?” cümlesinde niçin anlamı kastediliyorsa eylemin sebebini soran zarftır.

Soru dolaylı olarak aktarıldığında da bu görevler sürer. “Hangi kitabı aldığını biliyorum.” sözünde hangi, kitap ismini belirtir. “Hangisini aldığını biliyorum.” sözünde ise ismin yerine geçer. Cümle sonundaki nokta veya soru işareti tek başına bu türleri belirlemez.

Örnek - 14

I. Ne okuduğunu söylemedi.
II. Ne gün döneceğini bilmiyorum.
III. Ne susuyorsun, neden cevap vermiyorsun?
III’te ne sözcüğü niçin anlamındadır. Koyu sözcüklerin türleri hangi sıradadır?

A) Soru sıfatı – soru zamiri – soru zarfı
B) Soru zamiri – soru sıfatı – soru zarfı
C) Belgisiz zamir – işaret sıfatı – bağlaç
D) Soru zamiri – zaman zarfı – soru sıfatı
E) Soru zarfı – soru sıfatı – soru zamiri

I’de okunan şeyin adı yerine ne kullanılmıştır. II’de ne, açıkça yazılan gün ismini belirtir. III’te ise susmanın sebebini sorar. İlk iki cümlede soru işareti bulunmaması, dolaylı biçimde aktarılan soru sözlerinin görevini değiştirmez.

Cevap: B

Bir Cümlede Birden Fazla Sözcük Türü

“Bu küçük odayı dün gördüm.” cümlesinde bu işaret sıfatı, küçük niteleme sıfatı, odayı isim, dün zaman zarfı, gördüm çekimli fiildir. Bu ve küçük aynı isme farklı açılardan bağlanır; odayı sözcüğü belirtme eki aldığı hâlde isimdir. Cümlede sözcükler yan yana dizilse de aynı dil bilgisel görevi üstlenmez.

“Dosyaları aldım; bazılarını sonra incelemek için ayırdım.” sözünde bazılarını dosyaların bir bölümünün yerini tutar; sonra eylemin zamanını, için ise inceleme amacıyla ayırma arasındaki ilişkiyi bildirir. Bir bütünün çözümlemesinde her sözcüğün hangi birime bağlandığı ayrı ayrı açıklanabilir.

Örnek - 15

“Bu notları yavaşça okudum ama bazılarını açıklamak için ek bilgiye ihtiyaç duydum.” cümlesindeki “Bu”, “yavaşça”, “ama”, “bazılarını” ve “için” sözcüklerinin türleri sırasıyla hangisidir?

A) Zamir – zarf – bağlaç – sıfat – edat
B) Sıfat – isim – edat – zamir – bağlaç
C) Sıfat – zarf – edat – zamir – bağlaç
D) Sıfat – zarf – bağlaç – zamir – edat
E) Zamir – sıfat – bağlaç – isim – zarf

Bu, notları işaret yoluyla belirtir. Yavaşça, okumanın nasıl yapıldığını bildirir. Ama iki yargı arasındaki karşıtlığı kurar. Bazılarını, notların bir bölümünün adını yinelemeden karşılar. İçin, açıklamak eylemiyle amaç ilişkisi kuran edattır.

Cevap: D

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz