KPSS ünlülerle ilgili ses olayları konu anlatımı kapsamında ünlülerin özellikleri, büyük ve küçük ünlü uyumu, ünlü düşmesi, türemesi, daralması, değişimi ve ulama işlenecektir.
KPSS Türkçe konularının tamamına KPSS konu anlatımı arşivinden ulaşabilirsiniz.
Ünlüler ve Ses Olaylarının Temeli
Sekiz Ünlünün Üç Ölçüte Göre Sınıflandırılması
Ses, konuşma sırasında çıkarılan; harf ise sesi yazıda gösteren birimdir. Türkçenin sekiz ünlüsü a, e, ı, i, o, ö, u, ü harfleriyle gösterilir. Ünlü söylenirken hava akımı ağızda belirgin bir engelle karşılaşmaz. Diğer sesler ünsüzdür. Bir hecenin merkezinde bir ünlü bulunur; bu nedenle yazıdaki ünlü sayısı, olağan Türkçe sözcüklerde hece sayısını da verir.
Ünlüler tek bir ölçüte göre dört gruba ayrılmaz; üç ayrı ölçütle değerlendirilir. Dilin geride veya önde oluşu kalın–ince; dudakların biçimi düz–yuvarlak; ağzın açıklık derecesi geniş–dar ayrımını verir. Aynı ünlü bu üç özelliği birlikte taşır. Örneğin ö, ince ve yuvarlak olduğu kadar geniştir; ü ise ince ve yuvarlak olmakla birlikte dardır.
| Ünlü | Kalınlık–incelik | Dudak biçimi | Açıklık |
|---|---|---|---|
| a | Kalın | Düz | Geniş |
| e | İnce | Düz | Geniş |
| ı | Kalın | Düz | Dar |
| i | İnce | Düz | Dar |
| o | Kalın | Yuvarlak | Geniş |
| ö | İnce | Yuvarlak | Geniş |
| u | Kalın | Yuvarlak | Dar |
| ü | İnce | Yuvarlak | Dar |
“Ölçülü” sözcüğünün ünlüleriyle ilgili aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?
B) Ünlülerin tümü ince ve yuvarlaktır; ilk ünlü geniş, diğerleri dardır.
C) İlk ünlü kalın, diğerleri incedir.
D) Ünlülerin tümü düz; biri geniş, ikisi dardır.
E) İlk ve son ünlüler geniş, ortadaki dardır.
Kök, Ek ve Değişen Sesin Ayrılması
Kök, sözcüğün anlamlı en küçük temelidir; gövde, köke yapım eki getirilerek oluşan yeni sözcük tabanıdır. Yapım eki yeni bir sözcük oluşturur; çekim eki sözcüğün cümledeki görevini, kişisini veya zamanını belirler. “Burun + u = burnu” çekim; “sarı + ar = sarar-” türetme; “kahve + altı = kahvaltı” birleşme örneğidir.
Çözümlemelerde + işareti birleşen parçaları, → işareti oluşan biçimi gösterir; bunlar sözcüğün gerçek yazımına katılmaz. Fiil sonundaki kısa çizgi, “sarar-” gibi çekimlenmemiş fiil tabanını belirtir. Sorulardaki I, II, III gibi Romen rakamları sözcük veya yargı etiketidir.
Ünlü uyumu, sözcükteki ünlülerin birbiriyle ilişkisini; ses olayı ise bir biçimden diğerine geçerken neyin değiştiğini anlatır. Sözcüğe bir ek gelmesi, tek başına türeme ya da düşme değildir. “Ev + i → evi” biçimindeki i ekin kendisidir. “Burun + u → burnu”nda ise kökteki u kaybolmuştur. Bu ayrım, görünen harfi hangi parçaya bağladığımıza dayanır.
Aşağıdaki mevcut şema yazıdaki temel başlıkların bir bölümünü gösterir. Oklar konu bağlantısıdır; olayların gerçekleşme sırası değildir. Uyumlar ses dizilişi kuralları, ulama ise söyleyiş bağlantısıdır. Şemada yer almayan ünlü değişimi de ayrı başlıkta açıklanır.
Büyük Ünlü Uyumu
Kalınlık ve İnceliğin Sözcük Boyunca Korunması
Büyük ünlü uyumu, çok heceli bir sözcüğün ünlülerinin kalınlık–incelik bakımından aynı grupta bulunmasıdır. Kalın ünlüler a, ı, o, u; ince ünlüler e, i, ö, ü’dür. İlk ünlü kalınsa diğerlerinin de kalın, inceyse diğerlerinin de ince olması uyumu sağlar. Ünsüzlerin sayısı veya sertliği bu değerlendirmeye katılmaz.
“Çocuk, oyun, soğuk, kalın, takı, odun” sözcüklerinin ünlüleri kalındır; “yüzme”de ü–e incedir. Bunlar büyük ünlü uyumuna uyar. “Elma”da e–a, “inanç”ta i–a farklı gruptadır. “Kalem” de a–e dizisiyle uyuma aykırıdır; ancak kalem, Türkçe kökenli bir istisna değil, alıntı bir sözcüktür.
Aşağıdaki sözcük çiftlerinin hangisinde her iki sözcük de büyük ünlü uyumuna uyar?
B) kardeşlik – oduncu
C) yüzme – boyunduruk
D) inanmak – kalabalık
E) elmalık – güzellik
Uyumun Aranmadığı Yapılar ve Türkçe İstisnalar
Tek heceli sözcükte karşılaştırılabilecek ikinci bir hece bulunmadığından büyük ünlü uyumu aranmaz. Alıntı sözcükler ile bitişik yazılan birleşik sözcükler de bu kuralın zorunlu kapsamına girmez. Bu, onların ünlü dizilerinin görülemeyeceği anlamına gelmez: alıntı bir sözcük görünüşte uyumlu olabilir; uyumlu olması Türkçe kökenli olduğunu kanıtlamaz.
Anne, elma, hangi, kardeş, inanmak gibi Türkçe sözcükler bugünkü biçimleriyle büyük ünlü uyumuna aykırıdır. “Hanımeli” gibi bir birleşikteyse iki ayrı sözcüğün ses dizileri bir araya gelmiştir. Kurala uymamak ile yanlış yazılmak aynı şey değildir. “Elma”yı sırf uyum sağlamak için değiştirmek doğru olmaz.
Bir öğrenci “elma, kol, hanımeli, limon” sözcüklerini değerlendirirken aşağıdaki yargılardan hangisinde yanılmıştır?
B) Hanımeli birleşik yapıda olduğu için büyük ünlü uyumu zorunluluğuyla değerlendirilmez.
C) Limon alıntıdır; seslerinin uyumsuzluğu tek başına yazım yanlışı değildir.
D) Elma uyuma aykırı olduğundan standart yazıda alma biçimine çevrilmelidir.
E) Bu dört sözcüğün aynı kuralla ve aynı gerekçeyle açıklanması doğru değildir.
Eklerin Uyumu ve Değişmeyen Ekler
Uyumlu eklerin kalın–ince biçimi genellikle sözcüğün son ünlüsüne göre seçilir: kapı-dan, sergi-den, gel-di, kal-dı. Sözcüğün kökü uyumsuz olsa da ek son heceyi izleyebilir: anne-si, kardeş-lik. Bazı alıntılarda ince söylenen son ses ekin de ince gelmesine yol açar: saat-e, kontrol-ü. Bu biçimler yanlış değildir.
-yor, -ken, -leyin, -gil, -mtırak ve aitlik bildiren -ki gibi ekler her tabana göre kalın–ince biçim değiştirmez. -daş/-taş da meslektaş ve gönüldaş gibi örneklerde ince ünlülü tabana kalın ünlüyle gelir. Ek istisnası ile oluşan sözcüğün sonucu ayrıdır: “başlıyor”un ünlüleri kalın olduğu için büyük uyum korunur; “bekliyor”da ince ünlülerden sonra o geldiği için bozulur. “Benimki” uyumlu, “akşamki” uyumsuzdur.
“Başlıyor, bekliyor, benimki, akşamki” sözcükleriyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
B) -ki eki bulunduğu her sözcüğün ünlülerini uyumsuz hâle getirir.
C) Başlıyor ve benimki büyük uyuma uyar; bekliyor ve akşamki uymaz.
D) Bekliyor büyük uyuma uyar; başlıyor uymaz.
E) Ekler değerlendirmeye katılmadığından dört sözcük de uyumludur.
Küçük Ünlü Uyumu
Düzlük–Yuvarlaklık ve Ardışık Ünlüler
Küçük ünlü uyumu iki ilişkiye dayanır: düz ünlüden (a, e, ı, i) sonra düz ünlü; yuvarlak ünlüden (o, ö, u, ü) sonra dar–yuvarlak (u, ü) veya geniş–düz (a, e) ünlü gelir. Bu kural kalınlık–incelikten farklıdır; iki uyum ayrı ayrı incelenir.
İlişki yalnız ilk ve son ünlü arasında değil, ardışık ünlüler arasında kurulur. “Çocukların”daki o–u, u–a ve a–ı geçişleri uygundur. “Koyunlar”da o–u ve u–a uygundur. Yuvarlak ünlüden sonra a/e geldiğinde sonraki basamakta artık düz ünlünün kuralı işler. Bu yüzden o–a–u dizisinin son geçişi uyuma aykırıdır.
| Önceki ünlünün niteliği | Sonraki ünlüde aranan nitelik | Somut geçiş |
|---|---|---|
| Düz: a, e, ı, i | Düz: a, e, ı, i | ge-ce-lik: e–e–i |
| Yuvarlak: o, ö, u, ü | Düz–geniş a/e veya yuvarlak–dar u/ü | ko-ca-man: o–a–a; ku-zu: u–u |
Kuzu, kocaman, tosun, torba ve bodur bu kurala uyar. Tabur, torpil, kopilya, koro ve folyo dizilerinde ise aykırı geçiş vardır. Örneğin taburda a’dan sonra u; torpilde o’dan sonra dar–düz i; koroda o’dan sonra geniş–yuvarlak o gelir. Alıntı sözcüklerde bu uyumu sağlama zorunluluğu aranmaz; burada yapılan, görünen ses dizisinin karşılaştırılmasıdır.
Aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi küçük ünlü uyumunun işleyişini doğru açıklar?
B) Kocaman sözcüğünde o’dan sonra a gelmesi, sonraki hecelerde yuvarlak ünlü zorunluluğu doğurur.
C) Koyunlar sözcüğündeki o–u ve u–a geçişleri kurala uygundur.
D) Torba sözcüğünde yuvarlaktan düze geçildiği için uyum bozulur.
E) Bodur sözcüğünde iki farklı ünlü bulunduğu için uyum yoktur.
İki Ünlü Uyumunun Birbirinden Ayrılması
Bir sözcük büyük uyuma uyduğu hâlde küçük uyuma uymayabilir. “Yağmur”un a–u ünlüleri kalındır; büyük uyum vardır. Ancak düz a’dan sonra yuvarlak u gelmesi küçük uyuma aykırıdır. “Elma”da e–a düz ünlülerdir; küçük uyum vardır, kalın–ince karıştığı için büyük uyum yoktur.
Küçük uyumda da avuç, çamur, kabuk, kavun, kavurmak, kavuşmak, savurmak, yağmur gibi Türkçe istisnalar bulunur. Bunları yazım yanlışına dönüştürmek doğru değildir. Tek heceli biçimlerde karşılaştırılacak ikinci ünlü yoktur; birleşikler kendi yapıları içinde ele alınır, alıntılarda uyum zorunluluğu aranmaz.
“Yağmur, elma, çocuk” sözcüklerinin büyük ve küçük ünlü uyumu bakımından değerlendirmesi hangi seçenekte doğru verilmiştir?
B) Yağmur yalnız büyüğe; elma yalnız küçüğe; çocuk ikisine uyar.
C) Üçü de büyük uyuma uyar; hiçbiri küçük uyuma uymaz.
D) Yağmur yalnız küçüğe; elma ikisine; çocuk yalnız büyüğe uyar.
E) Üçü de küçük uyuma uyar; yalnız çocuk büyük uyuma uymaz.
Ekli Sözcüklerde Küçük Uyum
Birçok ekin düz ve yuvarlak biçimleri, tabanın son ünlüsüne göre değişir: ev-im, göz-üm, yol-um, kapı-mız. Kökün önceki bir hecesindeki aykırılık ekle giderilmez; “yağmurluk”ta u–u geçişi uygun olsa da a–u aykırılığı sürer. Alıntılarda kabul-ü, alkol-lü gibi yerleşik eklenişler ayrıca değerlendirilir.
-yor ekindeki o ilk hece dışında bulunduğundan bu eki alan sözcük küçük ünlü uyumuna uymaz. “Başlıyor” büyük uyuma uyarken küçük uyuma uymaz. Aitlik eki -ki’nin bugünkü, dünkü, öbürkü biçimleri de yuvarlaklaşmış özel örneklerdir. Ünlülerin genel dizisi ile ekin yerleşik biçimi birbirine karıştırılmamalıdır.
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde küçük ünlü uyumuna aykırı sözcük yoktur?
B) Arabanın kaputu zarar görmüş.
C) Horoz dövüştürdükleri için cezai işlem uygulandı.
D) Sobayı yakmayı unutma.
E) Yağmurlu bir günde şemsiyesiz yürüyorduk.
Ünlü Düşmesi ve Gerçekleşme Yolları
Çekim Eki Alırken Dar Ünlünün Düşmesi
Ünlü düşmesi, bir sözcük ek alırken, türetilirken veya başka bir sözcükle birleşirken başlangıçtaki ünlülerinden birini kaybetmesidir. Kaybolan ünlü bir hecenin merkezindeyse olay hece düşmesi diye de adlandırılır. Son biçimdeki toplam ünlü sayısı tek başına yeterli değildir: ekin getirdiği ünlü, kaybolan kök ünlüsünün sayısını dengeleyebilir.
İkinci hecesinde dar ünlü bulunan bazı iki heceli isimler ünlüyle başlayan çekim eki aldığında bu dar ünlüyü düşürür. “Burun + u”da kökün ikinci u’su düşer; sondaki u ekindir: burnu. Her iki heceli sözcük aynı biçimde davranmaz; avuç + u → avucu, ayıp + ı → ayıbı örneklerinde ünlüler korunur. Ayıbıdaki p→b değişmesi ünsüzle ilgilidir, ünlü düşmesi değildir.
| Eklenmeden önce | Doğru biçim | Düşen ünlü |
|---|---|---|
| alın + ı | alnı | ı |
| böğür + ü | böğrü | ü |
| beyin + i | beyni | i |
| devir + i | devri | i |
| omuz + u | omzu | u |
“Boyun + u → boynu” çözümlemesi ile “boy + un + u → boyunu” aynı sözcük değildir. “Çocuğun boyunu ölçtü.” cümlesinde boyunu doğrudur ve ünlü düşmesi yoktur. Anlam, hangi kökten hareket edildiğini belirler; bir biçim bağlamdan koparılarak yanlış sayılamaz.
“Görevli, çocuğun boyunu ölçtü; çocuk boynunu eğince ölçümü tekrarladı.” cümlesindeki koyu yazılı sözcüklerle ilgili hangisi doğrudur?
B) Boyunu yanlış yazılmıştır; iki yerde de boynunu olmalıdır.
C) İlkinde ünlü türemesi, ikincisinde daralma vardır.
D) İlki boy, ikincisi boyun tabanına dayanır; ünlü düşmesi yalnız ikincidedir.
E) İkisinde de kökün bütün ünlüleri korunduğundan düşme yoktur.
İkilemeler, Özel Adlar ve Yazıda Korunan Ünlüler
Ünlüsü düşebilen isimlerle kurulan “burun buruna, omuz omuza, ağız ağıza, devirden devire, nesilden nesile” gibi ikilemelerde ikinci sözcüğün dar ünlüsü korunur. “Omzu ağrıyor.” ile “Omuz omuza çalışıyorlar.” aynı ekleniş koşulunda değildir. Bu belirli ikileme örüntüsünden, her türlü ikilemede hiçbir ses olayı olamayacağı sonucu çıkarılmaz.
Özel adların yazımında da “Ömer’i, Rasim’i” gibi örneklerde dar ünlü korunur. İçeri, dışarı, ileri, şura, bura, ora, yukarı ve aşağı sözcükleri çekim eki aldığında son ünlüleri standart yazıda düşmez: içeride, dışarıdan, ileride, şurada. Konuşmada duyulan kısalmayı otomatik biçimde doğru yazım saymak uygun değildir.
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ünlünün korunması ya da düşmesi bakımından yazım yanlışı vardır?
B) Ömer’i dün kütüphanede gördüm.
C) Çantasını içerde unuttuğunu söyledi.
D) Avucunu açıp küçük taşı gösterdi.
E) Bu gelenek nesilden nesile aktarıldı.
Yapım Eki Alırken ve Fiil Gövdesinde Düşme
Bir yapım ekiyle yeni sözcük veya fiil gövdesi oluşurken de ünlü kaybolabilir. “Sarı + ar → sarar-” renk adından o renge dönüşmeyi anlatan fiili kurar. “Ayır- + ım → ayrım” fiilden isim oluşturur. “Çevir- + il → çevril-”de ise fiilin gövdesi değişirken i düşer. Bunların çekim ekiyle oluşan “burnu”dan farkı, türetme aşamasında gerçekleşmeleridir.
| Çözümleme | Son biçim | Açıklama |
|---|---|---|
| devir- + ik | devrik | Tabandaki i düşer. |
| sıyır- + ıl + dı | sıyrıldı | ı, fiil gövdesi oluşurken düşer. |
| kavur- + ul + mak | kavrulmak | u, fiil gövdesi oluşurken düşer. |
| sarı + ar + ma | sararma | Renk adının son ı ünlüsü düşer. |
“Oyun + a → oyna-”, “koku + la → kokla-”, “sızı + la → sızla-”, “uyu- + ku → uyku”, “kavuş- + ak → kavşak”, “çağır- + ı → çağrı” da yapım aşamasındaki kayıplardır. “Sızlıyor” ve “oynuyor” gibi çekimli biçimlerde, bu eski türetme aşamasına daha sonra daralma da eklenebilir. Olaylar aynı anda değil, farklı ekleniş basamaklarında ortaya çıkabilir.
Yeşil + er → yeşer- ve kızıl + ar → kızar- çözümlemelerinde yalnız i/ı değil, l de kaybolur. Bu yüzden hem ünlü hem ünsüz düşmesi vardır. “Öğren- + ici → öğrenci” biçiminde düşen i ise kökün değil yapım ekinin ilk ünlüsüdür. Sesin hangi parçadan kaybolduğu ayrıca belirtilir.
Aşağıdaki sözcüklerden hangisinde ünlü düşmesi, diğer dördünden farklı olarak yapım ekiyle yeni bir sözcük oluşurken gerçekleşmiştir?
B) fikrim
C) omzuna
D) ağzında
E) ayrım
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yazım yanlışı vardır?
B) İki günde iki kitap bitirdim.
C) O kadar konuşmama rağmen ikna olmadı.
D) Oradan oraya savurulup durdu.
E) Kapıyı o kadar sert çarpmamalısın.
Birleşme Sırasında Düşme ve Ünlü Aşınması
İsim ile etmek, olmak gibi yardımcı fiiller birleşirken isimdeki dar ünlü düşebilir: sabır + etmek → sabretmek, hapis + olmak → hapsolmak. Ses kaybıyla oluşan bu birleşik fiiller bitişik yazılır. “Yardım etmek”te aynı türden bir düşme yoktur; iki sözcüğün yan yana gelmesi tek başına bitişik yazım veya ses kaybı oluşturmaz.
| Birleşen parçalar | Oluşan biçim | Kaybolan ünlü |
|---|---|---|
| şükür + etme | şükretme | ü |
| kahve + altı | kahvaltı | e |
| devir + etme | devretme | i |
| keşif + etme | keşfetme | i |
İki sözcük arasındaki ünlü karşılaşmasının kalıcı bir kısalmayla sonuçlandığı kahve + altı → kahvaltı, ne + için → niçin, ne + asıl → nasıl, cuma + ertesi → cumartesi gibi birleşmelere ünlü aşınması da denir. Aşınma, ünlü kaybını adlandırır; ayrı bir ünlü türemesi değildir. Sütlü + aş → sütlaç gibi örneklerde ünlü kaybına ek ses değişmeleri de eşlik eder.
Kalıplaşmış bazı birleşik yer adlarında iyelik ekinin ünlüsü düşmüştür: Kadıköy ve Beşiktaş gibi biçimler bu yapı bakımından değerlendirilir. Şiirde ölçüye bağlı “n’olur” türü kısalmalar da görülebilir; bunlar olağan düz yazıdaki bütün sözcüklerin kısaltılabileceği anlamına gelmez. Aşınma ile yazımda korunması gereken “içeride” örneği aynı durum değildir.
Aşağıdaki eşleştirmelerden hangisinde ünlü düşmesinin oluşum yolu yanlış gösterilmiştir?
B) sabrım — çekim eki alınması
C) ayrım — yapım ekiyle türeme
D) şükretmek — iki sözcüğün birleşmesi
E) burnu — yapım ekiyle yeni sözcük türetme
İle ve Ek Fiil Biçimlerinin Eklenişi
“İle” ayrı yazılabilir; sözcüğe eklenirse başındaki i düşer: kalem ile → kalemle, arkadaş ile → arkadaşla. Önceki sözcük ünlüyle bitiyorsa ayrıca bağlayıcı y gelir: araba ile → arabayla, Ali ile → Ali’yle. Burada düşen ünlü araba veya Ali’nin değil, ile’nin başındaki i’dir.
İsimleri yargıya bağlayan veya çekimli fiile zaman/koşul anlamı ekleyen ek fiilin idi, imiş, ise biçimleri de bitişirken ilk i’lerini kaybeder: güzel idi → güzeldi; güzel imiş → güzelmiş; güzel ise → güzelse. Sonu ünlülü tabanlarda y bağlantısı kurulur: hasta idi → hastaydı. “İken” de genç iken → gençken, evde iken → evdeyken olur. Ayrı yazılan “hasta idi”de böyle bir kayıp yoktur.
I. kalem ile → kalemle
II. hasta idi → hastaydı
III. evde iken → evdeyken
Bu dönüşümlerle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
B) Yalnız I’de ünlü düşmesi vardır.
C) Üçünde de ekleşen birimin ilk i’si düşer; II ve III’te ayrıca y bağlantısı vardır.
D) II ve III’te ünlü türemesi, I’de daralma vardır.
E) Yalnız III’te sözcüğün kök ünlüsü değişmiştir.
Ünlü Türemesi
Küçültme Yapılarında Ekten Önce Gelen Ünlü
Ünlü türemesi, sözcüğün ve ekin başlangıç biçimlerinde bulunmayan yeni bir ünlünün oluşmasıdır. Bazı küçültme yapılarında -cık/-cik öncesine ünlü girer. “Dar + cık → daracık”ta araya giren a, ne dar sözcüğünün ne -cık ekinin parçasıdır. Buna karşılık ev + cik → evcik biçiminde ek dışında yeni bir ünlü yoktur.
| Taban | Küçültme yapısı | Doğru biçim |
|---|---|---|
| bir | bir + cik | biricik |
| dar | dar + cık | daracık |
| az | az + cık | azıcık |
| genç | genç + cik | gencecik |
Gencecikte ünlü türemesine ç→c ünsüz değişmesi de eşlik eder. Minik + cik → minicik biçimindeyse yeni ünlü oluşmaz, k düşer. “Öpücük” ve “gülücük” sözcükleri de daracık örneğinden hareketle ünlü türemesi sayılmaz; fiilden türeyen bu yerleşik biçimlerin yapı çözümlemesi farklıdır. Sözcükte -cık/-cik benzeri bir bölüm görmek tek başına türeme kanıtı değildir.
“Daracık, evcik, gencecik, minicik” sözcükleri için aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
B) Daracık ve gencecikte ünlü türemesi vardır; evcikteki i ekin parçasıdır, minicikte k düşer.
C) Yalnız evcikte ünlü türemesi vardır.
D) Gencecikte yalnız ünlü düşmesi görülür.
E) Minicikte iki i bulunduğundan ünlü türemesi vardır.
Pekiştirmelerde Türeme ve Karşı Örnekler
Pekiştirme, niteliği daha güçlü anlatan yapıdır. Tertemiz ve masmavi gibi örneklerde sözcüğün başlangıcından alınan bölüm, uygun m/p/r/s ünsüzüyle sözcüğün önüne getirilir. Her pekiştirmede yeni bir ünlü oluşmaz: ter + temiz → tertemiz, mas + mavi → masmavi.
| Taban | Pekiştirme bölümü ve taban | Türemiş ünlülü biçim |
|---|---|---|
| çevre | çep + çevre | çepeçevre |
| düz | düp + düz | düpedüz |
| yalnız | yap + yalnız | yapayalnız |
| sağlam | sap + sağlam | sapasağlam |
Güpegündüzde güp ile gündüz arasındaki e de bu türdendir. Sırılsıklam ve çırılçıplakta pekiştirme parçası genişlerken ünlünün yanında l ünsüzü de bulunur; bu örnekler ünlü ve ünsüz türemesinin birlikte görüldüğü yapılardır. Buna karşılık ipince, upuzun ve apaçıkta p’den sonraki ünlü zaten ince, uzun ve açık tabanlarının başındadır. Yeni bir ünlü doğmadığından yalnız bu görünüme bakılarak türeme denemez.
Aşağıdaki cümlelerden hangisinde ünlü türemesi vardır?
B) Yeniden seni görmek ne kadar güzel.
C) Bankayı güpegündüz soymuşlar.
D) Sen de benim yerimde olsaydın aynısını yapardın.
E) Yeni yılı arkadaşlarımla kutladım.
I. apaçık
II. sapasağlam
III. sırılsıklam
Bu sözcüklerle ilgili hangi yargı doğrudur?
B) Üçünde de p/r’den sonraki ünlü yeni oluşmuştur.
C) Yalnız I’de hem ünlü hem ünsüz türemesi vardır.
D) I’de tabanın başındaki a korunur; II’de yeni a oluşur; III’te ünlüye ek olarak l ünsüzü de türer.
E) II ve III’te ünlü düşmesi vardır.
Ünlü Daralması
-yor Ekinin Fiil Tabanına Etkisi
Ünlü daralması, geniş a/e ünlüsünün dar ı/i/u/ü ünlüsüne dönüşmesidir. Ünlü yok olmaz; niteliği değişir. A/e ile biten bir fiil tabanına şimdiki zaman eki -yor geldiğinde son ünlü daralır: a, ı veya u’ya; e, i veya ü’ye dönüşür. Önceki hecelerin ünlüleri, dar ünlünün düz veya yuvarlak olmasında etkili olabilir.
| Fiil tabanı ve ek | Çekimli biçim | Değişme |
|---|---|---|
| izle- + yor | izliyor | e → i |
| topla- + yor | topluyor | a → u |
| oyna- + yor | oynuyor | a → u |
| başla- + yor | başlıyor | a → ı |
| gözle- + yor | gözlüyor | e → ü |
Ünsüzle biten tabanda ise bu biçimde daralacak son a/e yoktur. “Sar- + ı + yor → sarıyor” ve “gel- + i + yor → geliyor” örneklerindeki dar ünlü, eklenişi sağlayan yardımcı ünlü olarak açıklanır; -ıyor/-iyor ek biçiminin içinde de gösterilebilir. İki gösterimde de sonuç aynıdır: kökteki bir a/e değişmediği için daralma yoktur. Olağan yardımcı ünlü ile daracıktaki türeme aynı soru kategorisi sayılmaz.
Aşağıdaki sözcük çiftlerinden hangisinde birinci sözcükte ünlü daralması vardır, ikinci sözcükte yoktur?
B) izliyor – sarıyor
C) oturuyor – topluyor
D) biliyor – anlıyor
E) yazıyor – söylüyor
Aşağıdaki cümlelerden hangisinde ünlü daralmasına örnek vardır?
B) Bu gece otelde kalalım.
C) Düşünceni gözden geçirmelisin.
D) Her akşam erkenden yatar.
E) İşçiler kazıkları toprağa saplıyorlardı.
Olumsuzluk Ekinde ve Türemiş Tabanlarda Daralma
Olumsuzluk eki -ma/-me, fiilin yapılmadığını bildirir. Bu ekin ardından -yor geldiğinde ekin a/e’si de daralır: gel-me-yor → gelmiyor, yap-ma-yor → yapmıyor. Bu nedenle “geliyor”da daralma yokken “gelmiyor”da vardır. Daralma her zaman kökte gerçekleşmez; ek ünlüsü de daralabilir.
“Beklemiyor” biçiminde daralan ses, bekle- tabanının e’si değil, -me olumsuzluk ekinin e’sidir: bekle-me-yor → beklemiyor. “Oynuyor”da ise iki ayrı basamak bulunur: oyun + a → oyna- sırasında u düşer; oyna- + yor → oynuyor sırasında a, u’ya dönüşür. Son biçimde u görülmesi, önceki basamakta düşme olmadığını göstermez.
“Geliyor, gelmiyor, beklemiyor” sözcükleriyle ilgili aşağıdaki yargılardan hangisi doğrudur?
B) Yalnız geliyor sözcüğünde daralma vardır.
C) Gelmiyor ve beklemiyorda daralan ünlü olumsuzluk ekine aittir; geliyor sözcüğünde daralma yoktur.
D) Beklemiyorda hem kökün hem olumsuzluk ekinin e’si daralmıştır.
E) Gelmiyorda e düşmüş, onun yerine yeni i türemiştir.
-yor Dışındaki Daralma ve Standart Yazım
Daralma yalnız -yor ile sınırlı değildir. Tek heceli de- ve ye- fiillerinin y bağlantısı taşıyan bazı biçimlerinde e, i’ye dönüşür: diye, diyen, diyerek, diyecek; yiyen, yiyerek, yiyecek, yiyip. Buna karşılık deyip ve deyince biçimlerinde e yazıda korunur. Ne + ye → niye biçimi de y etkisiyle daralma örneği olarak değerlendirilir.
Çok heceli a/e sonlu fiillerde söyleyişte duyulabilen her daralma yazıya geçirilmez. Başlayan, yaşayacak, atlayarak, gelmeyen, izlemeyecek biçimlerinde a/e korunur. “Başlıyan”, “gelmiyen” gibi yazımlar standart değildir. Böylece “gelmiyor” ile “gelmeyen” aynı olumsuz tabana dayansa da farklı eklerin önünde farklı görünür.
Bir metindeki “bekliyen, gelmiyor, diyecek, deyince, yiyerek” biçimlerinden hangisi standart yazıma uygun değildir?
B) gelmiyor
C) diyecek
D) deyince
E) yiyerek
Ünlü Değişimi
Ben ve Sen Zamirlerinde Kök Ünlüsünün Değişmesi
Ben ve sen kişi zamirlerine yönelme anlamı veren -a/-e durum eki geldiğinde kökteki e, a’ya dönüşür: ben + e → bana, sen + e → sana. Bu olay ünlü değişimi adıyla ayrı değerlendirilir. E ve a ikisi de geniş olduğu için burada daralma yoktur. Ünlü sayısı eksilmediğinden düşme, yeni bir ünlü oluşmadığından türeme de değildir.
Aynı zamirlerin beni, seni, bende, sende biçimlerinde kök ünlüsü korunur. Dolayısıyla değişimin koşulu zamirin herhangi bir ek alması değil, bu özel yönelme biçimini almasıdır. “Bana”daki son a ekin biçimi, ilk a ise kökteki e’nin değişmiş karşılığıdır.
“Beni çağırdı; sonra bana bir dosya verdi. Seni de aradı ama sana ulaşamadı.” cümlelerindeki zamirlerle ilgili hangisi doğrudur?
B) Bana ve sana sözcüklerinde ünlü düşmesi vardır.
C) Beni ve seni sözcüklerinde e, i’ye daralmıştır.
D) Bana ve sana sözcüklerinde kökün e’si a olur; beni ve seni biçimlerinde kök ünlüsü korunur.
E) Bana ve sana sözcüklerinin son ünlüleri türemiştir.
Ulama
Sözcük Sınırında Söyleyiş Bağlantısı
Ulama, ünsüzle biten bir sözcüğün son sesinin, duraklama olmadan ardından gelen ünlüyle başlayan sözcüğe bağlanarak okunmasıdır. Sözcüklerin yazımı ve ayrı oluşu değişmez. Ünlü düşmesi veya birleşik sözcük oluşması değildir. “Bir okul” ifadesinde r, sonraki o’ya bağlanır; söyleyiş heceleri “bi-ro-kul” gibi duyulabilir, yazıda “birokul” yazılmaz.
“Bugünlerde ekmek aslanın ağzında.” örneğinde ekmek–aslanın ve aslanın–ağzında sınırları; “Kalemin ucunu köreltmişler.” örneğinde kalemin–ucunu; “Sabahın ilk ışıklarında yola çıktık.” örneğinde sabahın–ilk ve ilk–ışıklarında sınırları ulama için uygundur. Özel adlar da aynı ses koşulunu taşıyabilir: Tarık Akan.
İlk sözcüğün ünlüyle bitmesi veya ikinci sözcüğün ünsüzle başlaması bu bağlantıyı oluşturmaz. “Eski okul” ünlü–ünlü sınırıdır; “bir kapı” ünsüz–ünsüz sınırıdır. “Bir okul”daki durumdan farklıdırlar. Örneklerde çizgi yalnız sözcük sınırını işaretler, yazımda tire kullanılmasını istemez.
Duraklama yapılmadan okunan “Genç adam eski okulun açık kapısından içeri girdi.” cümlesinde kaç sözcük sınırı ulama için uygundur?
B) 2
C) 3
D) 4
E) 5
Duraklamanın Etkisi ve Kaynaştırmadan Farkı
Ulama, kesintisiz söyleyişe bağlıdır. Virgül veya başka bir noktalama işaretinin gerektirdiği duraklama iki sözcük arasında yapılırsa bağlantı kurulmaz. “Kavak, altına gölge verir.” cümlesinde kavak ile altına arasında bu durak vardır. Soru yalnız harf sınırlarını değil, noktalama ile belirlenen söyleyiş koşulunu da dikkate alır.
Kaynaştırma ise ekleniş sırasında taban ile ek arasında kullanılan yardımcı ünsüzle ilgilidir: araba + y + a → arabaya. Ulamada yeni bir ünsüz eklenmez; zaten var olan son ünsüz sonraki sözcüğe bağlanır. “Arabayla”da ile’nin i’sinin düşmesi ve y bağlantısı sözcük içinde, “kalemin ucu”nda ulama iki ayrı sözcüğün sınırında gerçekleşir.
Aşağıdaki açıklamalardan hangisi doğrudur?
B) “Kavak, altına gölge verir.” cümlesinde virgülün gerektirdiği duraklama ulama bağlantısını keser.
C) “Arabaya” sözcüğündeki y, iki ayrı sözcüğü birbirine bağlayan ulamadır.
D) Ulama yapılan sözcükler yazıda bitiştirilir.
E) Özel adlar arasında ünsüz–ünlü sınırı bulunsa da ulama yapılamaz.

