Anlatım bozuklukları, bir cümlede düşüncenin açık, doğru, mantıklı ve dil bilgisi kurallarına uygun biçimde iletilememesinden doğar. Hata bazen gereksiz ya da yanlış seçilmiş tek bir sözcükten, bazen de ortak kullanılan bir ögenin ikinci yükleme uymamasından kaynaklanır. Bu nedenle cümleyi yalnız “kulağa hoş geliyor mu?” diye değerlendirmek güvenli değildir; anlam ilişkileriyle cümle kuruluşu ayrı ayrı denetlenmelidir.
TYT sorularında bozukluğu bulmanın en sağlam yolu önce cümlenin vermek istediği anlamı belirlemek, ardından sözcükleri ve ögeleri bu anlama göre sınamaktır. Bir sözcük çıkarıldığında anlam daralmıyorsa gereksizlik; sözcük gerçek anlamına uymuyorsa yanlış kullanım; iki yüklem aynı ögeyi alamıyorsa öge eksikliği düşünülebilir.
Anlatım Bozukluğunu Bulmanın Temeli
Anlam ve Dil Bilgisi Kaynaklı Hataları Ayırma
Anlama dayalı anlatım bozukluklarında sözcükler dil bilgisi bakımından doğru görünse de iletilen düşüncede gereksizlik, çelişki, belirsizlik veya mantık kusuru vardır. “Bu kararın alınmasında onun da katkısı ve yardımı oldu.” cümlesinde katkı ile yardım aynı bağlamda birbirini yineler.
Dil bilgisine dayalı anlatım bozukluklarında ise cümlenin kuruluşu sorunludur. “Kitabı çok beğendim ve notlar aldım.” cümlesinde ilk yüklemin nesnesi kitabı, ikinci yükleme ortak olamaz; ikinci yargıda “kitaptan notlar aldım” denmelidir. Burada sorun sözcük anlamından değil, öge ilişkisinden doğar.
Bir cümlede birden fazla bozukluk ihtimali görülebilir; ancak sınav sorusu genellikle bozukluğu en doğrudan açıklayan nedeni ister. Önce sözcük düzeyini, sonra anlam bütünlüğünü, en son cümlenin ögeleri ile yüklemler arasındaki ilişkiyi denetlemek hatayı daraltır.
Anlama Dayalı Anlatım Bozuklukları
Gereksiz Sözcük ve Çelişen Anlamlar
Cümlede aynı anlamı taşıyan ya da biri diğerinin anlamında zaten bulunan sözcüklerin birlikte kullanılması gereksiz sözcük kullanımına yol açar. “Sınava yaklaşık iki saat kadar çalıştı.” cümlesinde yaklaşık ve kadar aynı belirsizliği bildirir; birinin çıkarılması gerekir. “İlk kez tanıştık”, “geri iade etti”, “gizli sır” gibi kullanımlarda da anlam yinelenir.
Bazen bir sözcük, kelime değil ek tarafından karşılanır. “Toplantıya katılan üyelerden birkaçı fikirlerini söylediler.” cümlesinde özne çoğul anlam taşıdığı için bağlama göre yüklemin çoğul eki ayrıca sorgulanabilir; ancak her çoğul ek otomatik olarak gereksiz değildir. Ölçüt, cümlenin kuruluşu ve öznenin niteliğidir.
Anlamca çelişen sözler ise aynı yargıya kesinlik ve olasılık gibi uyuşmayan anlamlar yükler. “Bu sonuç kesinlikle değişebilir.” cümlesindeki kesinlikle ile değişebilir çatışır. “Sanırım mutlaka gelir.”, “Kuşkusuz olabilir.” gibi kullanımlar da aynı türdendir.
Sözcüğün Yanlış Anlamda veya Yanlış Yerde Kullanılması
Bir sözcüğün benzer sesli ya da yakın anlamlı başka bir sözcüğün yerine kullanılması cümlenin anlamını bozar. “Teknolojinin günlük yaşama sağladığı ayrıcalıkları anlattı.” cümlesinde anlatılmak istenen ayrıcalık değil, kolaylık veya olanaktır. “Fiyatlar pahalandı” yerine “fiyatlar yükseldi”, “başarı olasılığı küçümsenemez” yerine “başarı olasılığı azımsanamaz” denmesi gerekir.
Sözcük doğru seçilmiş olsa bile cümlede yanlış yerde bulunabilir. “Yeni doğan arkadaşımın bebeğini görmeye gittim.” sözünde yeni doğan, bulunduğu yere göre arkadaşımı niteler. Doğru diziliş “Arkadaşımın yeni doğan bebeğini…” biçimindedir. “Çok güneşte kalınca rahatsızlandı.” yerine “Güneşte çok kalınca…” denmelidir.
Yer yanlışlığını bulmak için niteleyici sözün hangi ögeye bağlandığına bakılır. Özellikle yalnız, sadece, hemen, henüz, ilk, yeni, çok gibi sözcüklerin yeri değiştiğinde vurgu ve anlam da değişebilir.
Deyim, Mantık ve Sıralama Hataları
Deyimler kalıplaşmış sözlerdir; sözcükleri keyfî olarak değiştirilemez. “Yönetim eleştirilere kulak tıkadı.” denebilir; “kulak kapadı” denemez. “Etekleri zil çalmak”, “gözden düşmek”, “pabucu dama atılmak” gibi deyimlerin anlamı da cümlenin bağlamına uygun olmalıdır. Çok sevinen biri için “küplere bindi” demek, deyimi doğru kalıpla fakat yanlış anlamda kullanmaktır.
Mantık hatası, olayların gerçeklik veya önem sırasına aykırı kurulmasıdır. “Bırak roman yazmayı, düzgün bir cümle bile kuramıyor.” cümlesinde zor olandan kolay olana doğru bir karşılaştırma vardır ve anlam doğrudur. “Bırak düzgün cümle kurmayı, roman bile yazamıyor.” biçiminde sıra ters döner.
Derecelendirmelerde kapsam ilişkisi de gözetilmelidir. “Kazanın ardından araç hasar gördü, sürücü de yaşamını yitirdi.” cümlesinde daha önemli sonuç sona bırakılmış olabilir; fakat “Sürücü yaşamını yitirdi, burnu bile kanamadı.” ifadesi açıkça mantıkla çelişir.
Anlam Belirsizliği ve Karşılaştırma Yanlışları
Bir zamirin hangi sözcüğün yerini tuttuğu belli değilse anlam belirsizliği oluşur. “Ayşe, Elif’e onun kitabını getireceğini söyledi.” cümlesindeki onun, Ayşe’yi de üçüncü bir kişiyi de gösterebilir. “Öğretmene bir hediye aldı, bu onu çok sevindirdi.” sözünde sevinenin öğretmen mi yoksa hediyeyi alan kişi mi olduğu açık değildir.
Tamlayan eksikliği de belirsizlik doğurabilir: “Resimlerini çok beğendim.” cümlesinde bağlam yoksa resimlerin kime ait olduğu anlaşılamaz. Ancak her zamir belirsizlik oluşturmaz; önceki cümle veya bağlam göndergeyi açıkça belirtiyorsa kullanım doğrudur.
Karşılaştırmada ölçüt ve karşılaştırılan taraflar eş değer kurulmalıdır. “Yeni romanını önceki eserlerinden daha çok beğendim.” açıktır. “Yeni romanını kardeşimden daha çok beğendim.” cümlesi ise romanı mı kardeşimden daha çok beğendiğimi, yoksa kardeşimin beğenisinden daha fazla mı beğendiğimi belirsiz bırakır.
Dil Bilgisine Dayalı Anlatım Bozuklukları
Tamlama Yanlışları ve Ek Eksiklikleri
Bir sıfatla bir ismin aynı tamlanana bağlanması, ortak sözcüğün iki yapıya da uymadığı durumlarda bozukluk oluşturur. “Ekonomik ve kültür sorunları ele alındı.” cümlesinde ekonomik sıfat, kültür ise isimdir. Doğru kuruluş “Ekonomik sorunlar ve kültür sorunları…” ya da “Ekonomi ve kültür sorunları…” biçimindedir.
Tamlayan veya tamlanan eksikliği de yapıyı bozar. “Evi beğendim ama bahçesi küçüktü.” cümlesinde bahçenin eve ait olduğu anlaşılır ve bağlam çoğu zaman yeterlidir; ancak “Benim ve senin kararın aynı.” cümlesinde ortak tamlanan farklı iyelik ekleri ister. “Benim kararım ve senin kararın…” denmelidir.
İyelik, hâl ve çoğul eklerinin gereksiz ya da eksik kullanılması da bu gruptadır. “Her öğrenci ödevlerini zamanında teslim etmelidir.” cümlesinde bağlama göre tekil özneyle ödevini daha uyumludur. “Birtakım sorunların çözülmesi gerekiyor.” doğruyken “birtakım sorunların çözülmeleri” gereksiz çoğulluk yaratabilir.
Özne ve Yüklem Eksikliği
Sıralı veya bağlı cümlede ortak özne, ikinci yükleme anlamca uymuyorsa yeni bir özne gerekir. “Bahçenin duvarı yıkıldı ve yeniden yaptırıldı.” cümlesinde bahçenin duvarı, yıkıldı yükleminin öznesidir; fakat yaptırıldı işini yapan değildir. “Bahçenin duvarı yıkıldı ve belediye duvarı yeniden yaptırdı.” gibi bir düzenleme gerekir.
Yüklem eksikliği, iki yargının tek bir yükleme bağlanamamasından doğar. “Şiiri çok, romanı hiç sevmem.” cümlesinde sevmem olumsuz yüklemi “şiiri çok” sözüne uymaz. Doğrusu “Şiiri çok severim, romanı hiç sevmem.” biçimindedir. Özellikle olumlu–olumsuz yargılar ile farklı ek fiil biçimleri aynı yükleme bağlandığında bu hata görülür.
Fiilimsiler de yan cümlenin yüklemi sayıldığından eksiklik oluşturabilir. “Evde yemek yapmayı ben, bulaşıkları yıkamayı kardeşim üstlendi.” kuruluşu açıkken tek yüklem iki özneye yanlış bağlanırsa anlam bozulabilir.
Nesne, Dolaylı Tümleç ve Zarf Tümleci Eksikliği
Bir öge, yalnız birinci yükleme uygun olduğu hâlde ikinci yükleme de ortakmış gibi kullanılırsa öge eksikliği oluşur. “Onu dikkatle dinledi ve güvendi.” cümlesinde dinledi belirtme hâlindeki nesneyi, güvendi ise yönelme hâlindeki dolaylı tümleci ister. “Onu dinledi ve ona güvendi.” denmelidir.
“Bu davranışı onaylamıyor ama karşı da çıkmıyorum.” cümlesinde karşı çıkmak yüklemi “bu davranışa” dolaylı tümlecini ister. “Sorunları biliyor ve çözüm arıyor.” cümlesinde ise ikinci yüklem “sorunlara çözüm arıyor” biçiminde yönelme hâlli bir öge gerektirir.
Zarf tümleci eksikliği daha seyrek görülür: “Bizi her zaman destekledi, hiçbir zaman vazgeçmedi.” cümlesinde ikinci yargının neyden vazgeçmediği ayrıca belirtilmelidir; asıl eksik öge bağlama göre dolaylı tümleçtir. Bu nedenle yüklemin hangi soruya cevap istediği belirlenmeden hata adı konmamalıdır.
Özne-Yüklem ve Çatı Uyuşmazlığı
Özne ile yüklem kişi ve sayı bakımından uyumlu olmalıdır. Birinci kişinin bulunduğu çoklu öznede yüklem birinci çoğul, ikinci ve üçüncü kişilerin birlikte bulunduğu öznede ikinci çoğul kişiyle çekimlenir: “Sen, Ece ve ben bu işi tamamlayacağız.”; “Sen ve Ece bu işi tamamlayacaksınız.”
İnsan dışındaki çoğul varlıklar çoğunlukla tekil yüklem alır: “Yapraklar sarardı.” Belgisiz sıfat, belgisiz zamir ve sayı sıfatıyla kurulan öznelerde de yüklem genellikle tekildir: “Öğrencilerin birçoğu salondan çıktı.” “Üç sporcu finale kaldı.” Kişileştirme ve edebî kullanım bu genel kuralın dışında değerlendirilebilir.
Fiilde çatı bakımından ortak kullanılan fiil ve fiilimsiler etkenlik–edilgenlik yönünden uyumlu olmalıdır. “Salon temizlenip konukları içeri aldılar.” cümlesinde temizlenip edilgen, aldılar etkendir. “Salonu temizleyip konukları içeri aldılar.” ya da “Salon temizlenip konuklar içeri alındı.” denmelidir.
Ek Fiil, Yardımcı Fiil, Bağlaç ve Fiilimsi Yanlışları
Olumlu ve olumsuz isim yargıları tek ek fiile bağlandığında ek fiil eksikliği oluşabilir. “Kitaplar pahalı, alınabilecek gibi değildi.” cümlesinde ilk yargı “Kitaplar pahalıydı” biçiminde tamamlanmalıdır. “Boyu uzun ama güçlü değildi.” sözü de anlatılmak istenene göre “Boyu uzundu ama güçlü değildi.” biçiminde kurulabilir.
Gereksiz yardımcı fiil, tek sözcükle karşılanabilecek yapıyı uzatır: “artış gösterdi” yerine bağlama göre “arttı”, “yenilgi aldı” yerine “yenildi” denebilir. Buna karşılık her etmek/olmak kullanımı bozuk değildir; “fark etmek”, “yok olmak”, “arz etmek” gibi kalıplaşmış yapılar anlam ve yazım bakımından ayrıca değerlendirilir.
Bağlaçlar yargılar arasındaki ilişkiye uygun seçilmelidir. “Hava çok soğuktu çünkü dışarı çıktık.” cümlesinde neden–sonuç ters kurulmuştur; “Hava çok soğuktu ama dışarı çıktık.” denebilir. Ya da tercih, çünkü neden, oysa ve ama karşıtlık bildirir.
Fiilimsi eki, yan yargının anlamına uygun olmalıdır. “Baharın geldiği ağaçların çiçek açmasından belli.” yerine “Baharın geldiği, ağaçların çiçek açmasından belli.” ya da “Baharın gelmesi ağaçların çiçek açmasından belli.” denmelidir. Fiilimsiyle çekimli fiilin çatısı ve öznesi de birbiriyle uyumlu kurulmalıdır.

