Cümle türleri, bir cümleyi tek bir özelliğe göre değil; yüklemin türü, yüklemin yeri, cümlenin anlamı ve yapısı bakımından ayrı ayrı sınıflandırır. Bu nedenle aynı cümle için “fiil, devrik, olumlu ve fiilimsi bulunan” gibi dört farklı niteleme birlikte kullanılabilir.
TYT sorularında asıl güçlük terimleri bilmekten çok yüklemi doğru belirlemek, olumsuzluk biçimiyle cümlenin ilettiği anlamı ayırmak ve kaç yargı bulunduğunu saptamaktır. Özellikle fiilimsi, bağlaç ve virgül görülür görülmez karar vermek hataya yol açar. Önce yüklem veya yüklemler bulunmalı, sonra her sınıflandırma kendi ölçütüyle yapılmalıdır.
Cümle Türlerini Sınıflandırmanın Temeli
Yüklemi ve Yargı Sayısını Belirleme
Cümle türünü bulmanın ilk adımı çekimli yüklemi belirlemektir. Yüklem çekimli fiil olabileceği gibi ek fiille yüklem olmuş isim veya isim soylu bir söz grubu da olabilir. “Kıyı boyunca yürüdük.” cümlesinde yürüdük çekimli fiildir. “Kıyının bu bölümü oldukça sakindi.” cümlesinde ise oldukça sakindi isim soylu yüklemdir.
Yapı incelemesinde yalnız noktalama işaretleri değil, yargı sayısı önemlidir. “Bahçedeki erik, kiraz ve kayısı ağaçları çiçek açtı.” cümlesinde virgül ve bağlaç bulunmasına rağmen tek yüklem ve tek yargı vardır. “Rüzgâr dindi, deniz sakinleşti.” cümlesinde ise iki çekimli yüklem bulunduğundan iki yargı vardır.
Fiilimsi çekimli yüklem değildir; ancak temel yargıya bağlı bir yan yargı kurar. “Seni görünce sevindim.” cümlesinin temel yüklemi sevindim, yan yargıyı kuran fiilimsi görüncedir. Bu ayrım, fiilimsiler ile cümle yapısını birbirine karıştırmamak için belirleyicidir.
Yüklemin Türüne ve Yerine Göre Cümleler
Fiil Cümlesi ve İsim Cümlesi
Yüklemi çekimli fiil olan cümle fiil cümlesidir: “Toplantı beklediğimizden erken bitti.” Yüklemi isim, sıfat, zamir, edat grubu veya isim-fiil gibi isim soylu bir birim olan cümle ise isim cümlesidir: “Bu karar hepimiz için şaşırtıcıydı.”
Bir sözcüğün kökü değil, cümledeki yüklemin son biçimi esas alınır. “Beni en çok sevindiren, kardeşimin de gelmesiydi.” cümlesinde gelmesiydi isim-fiil üzerine ek fiil alarak yüklem olmuştur; cümle isim cümlesidir. Buna karşılık “Kardeşim de toplantıya geldi.” cümlesi fiil cümlesidir.
Birden fazla yüklemli cümlelerde her yargının yüklem türü ayrı ayrı incelenebilir. “Hava soğuktu ama çocuklar oyuna devam etti.” cümlesinin ilk yargısı isim, ikinci yargısı fiil cümlesidir.
Kurallı Cümle
Yüklemi cümlenin sonunda bulunan cümleye kurallı cümle denir. Ögelerin özne–nesne–tümleç biçiminde dizilmesi zorunlu değildir; tek ölçüt yüklemin sonda olmasıdır. “Bu haberi dün akşam arkadaşından öğrenmiş.” cümlesinde gizli özne bulunmasına rağmen yüklem sonda olduğu için cümle kurallıdır.
Uzun tamlamalar ve fiilimsi grupları yüklemin yerini gözden kaçırabilir. “Sabah erkenden yola çıkan yolcuların dinlenmek için durduğu yer burasıydı.” cümlesinde asıl yüklem son sözcükteki burasıydıdır; çıkan, dinlenmek ve durduğu fiilimsidir.
Devrik Cümle ve Şiir Dili
Yüklemi cümlenin sonunda bulunmayan cümle devrik cümledir. “Yavaşça kapandı ardımızdan ağır kapı.” cümlesinde kapandı yükleminden sonra özne geldiği için cümle devriktir. Devriklik anlatım bozukluğu değildir; konuşma dilinde vurgu, şiirde ritim ve ahenk amacıyla sık kullanılır.
Yüklemi bulmadan yalnız son sözcüğe bakmak yanıltır. “Ne kadar da sessizmiş geceleri bu sokak!” cümlesinin yüklemi sessizmiş, son söz grubu ise zarf tümlecidir. Şiir dizelerindeki devriklik de aynı yöntemle belirlenir: önce yargı bildiren çekimli unsur bulunur, sonra bu unsurdan sonra öge kalıp kalmadığına bakılır.
Eksiltili Cümle
Yüklemi söylenmediği hâlde bağlamdan tamamlanabilen cümleye eksiltili cümle denir. “Önce kısa bir mola, sonra yeniden yola…” ifadesinde yargı, söylenmeyen bir yüklemle tamamlanır. Eksiltili cümlelerin sonunda çoğunlukla üç nokta bulunur; ancak tek başına üç nokta görmek yeterli değildir.
“Keşke o gün söylediklerimi dinleseydin…” cümlesinde dinleseydin çekimli yüklemi vardır; cümle eksiltili değildir. Buna karşılık “Kimi gün deniz kıyısında, kimi gün ıssız dağ yollarında…” sözünde açık bir yüklem bulunmadığı için yapı eksiltilidir.
Anlamına Göre Cümleler
Olumlu ve Olumsuz Cümle
Yüklemde bildirilen işin gerçekleştiğini ya da durumun var olduğunu anlatan cümle olumlu; işin gerçekleşmediğini veya durumun bulunmadığını anlatan cümle olumsuzdur. Fiil cümlelerinde -ma/-me, -maz/-mez; isim cümlelerinde değil, yok, -sız/-siz olumsuzluk kurabilir.
Olumluluk, sözcüklerin iyi veya kötü çağrışımına göre belirlenmez. “Hırsız kasadaki parayı çaldı.” cümlesi kötü bir olay anlatsa da çalma işi gerçekleştiği için biçim ve anlam bakımından olumludur. “Hasta bugün hiç ağrı çekmedi.” cümlesi iyi bir durum anlatsa da eylemin gerçekleşmediğini bildirdiği için olumsuzdur.
Biçim ve anlam her zaman aynı yönde olmayabilir. “Seni anlamıyor değilim.” cümlesinde iki olumsuzluk birbirini götürür ve “Seni anlıyorum.” anlamı oluşur; cümle biçimce olumsuz, anlamca olumludur. “Bu sözlere kim inanır?” sözde soru cümlesi ise biçimce olumlu görünürken “Kimse inanmaz.” anlamıyla olumsuzdur.
Soru Cümlesi ve Sözde Soru
Bir bilgiyi öğrenmek amacıyla kurulan cümle gerçek soru cümlesidir: “Toplantı saat kaçta başlayacak?” Soru anlamı mi edatıyla, soru zamiri veya zarfıyla, bazen de yalnız tonlamayla sağlanabilir: “Bu kitabı sen aldın?”
Biçimce soru olduğu hâlde cevap beklemeyen cümlelere sözde soru denir. Bu cümleler şaşma, sitem, öfke, küçümseme, onaylama ya da güçlü bir yargı bildirebilir. “Bunca iyiliği nasıl unuturum?” cümlesi cevap istemez; “Asla unutmam.” anlamını taşır. Sözde sorunun anlamca olumlu mu olumsuz mu olduğu, cümlenin ilettiği kesin yargıya göre belirlenir.
Yapısına Göre Cümleler
Tek Yüklemli ve Fiilimsi Bulunan Cümle
Tek çekimli yüklemi bulunan ve bu yükleme bağlı fiilimsi içermeyen cümle tek yüklemli cümledir; geleneksel adlandırmada basit cümle denir. “Tren istasyona zamanında ulaştı.” cümlesi bu yapıdadır. Bir cümlenin uzun olması veya çok sayıda öge içermesi yapısını değiştirmez.
Bir temel yükleme bağlı isim-fiil, sıfat-fiil veya zarf-fiil bulunan cümle fiilimsi bulunan cümledir; kaynaklarda girişik birleşik cümle adıyla da karşılaşılır. “İstasyona yaklaşan tren yavaşladı.” cümlesinde yaklaşan sıfat-fiili yan yargı kurar.
Geleneksel sınıflandırmada şart ekiyle kurulan yan yargılar şartlı birleşik, başka bir cümlenin doğrudan aktarıldığı yapılar iç içe birleşik, bazı ki bağlaçlı yapılar da ki’li birleşik başlığında ele alınabilir. TYT sorusunda kullanılan terminoloji ne olursa olsun güvenli yöntem; çekimli yüklemleri, fiilimsileri ve bağlama biçimini ayrı ayrı göstermektir.
Sıralı Cümle: Bağımlı ve Bağımsız
Birden fazla cümlenin virgül veya noktalı virgülle art arda sıralanmasıyla sıralı cümle oluşur. Her bölüm kendi yüklemine sahiptir: “Kapı açıldı, herkes salona girdi.” Cümleler arasında bağlaç değil noktalama işareti bulunur.
Sıralanan cümleler en az bir ögeyi ortak kullanıyorsa bağımlı sıralı, ortak öge yoksa bağımsız sıralıdır. “Çocuk kitabı aldı, dikkatle inceledi.” cümlesinde çocuk öznesi ve kitabı nesnesi iki yüklem için ortaktır; yapı bağımlı sıralıdır. “Güneş battı, sokak lambaları yandı.” cümlesinde öge ortaklığı bulunmaz.
Virgülle ayrılan her söz sıralı cümle kurmaz. “Duvardaki eski tabloları, aile fotoğraflarını ve işlemeli aynayı dikkatle paketledi.” cümlesinde virgüller eş görevli nesneleri ayırır; tek yüklem bulunduğu için sıralı cümle değildir.
Bağlı Cümle ve Bağlaç Ayrımı
Birden fazla cümlenin ve, ama, fakat, çünkü, ancak, oysa, ne… ne… gibi bağlaçlarla birbirine bağlanmasıyla bağlı cümle oluşur. “Hava soğuktu ama çocuklar dışarı çıktı.” örneğinde iki ayrı yüklem ama bağlacıyla birleştirilmiştir.
Cümlede bağlaç bulunması tek başına bağlı cümle kurmaya yetmez. “Elma ve armut aldı.” cümlesindeki ve, iki nesneyi bağlar; yalnız bir yüklem vardır. “Elmayı aldı ve çantasına koydu.” cümlesinde ise aldı ve koydu yüklemleri bağlandığı için yapı bağlı cümledir.
Bağlı cümlelerde de öge ortaklığı olabilir. “Öğrenci metni okudu ve önemli yerlerin altını çizdi.” cümlesinde gizli özne iki yüklem için ortaktır. Ancak bağlı–sıralı ayrımının temel ölçütü öge ortaklığı değil, yargıların bağlaçla mı yoksa virgül ya da noktalı virgülle mi birleştirildiğidir.

