Fiilimsiler, fiil kök veya gövdelerine getirilen belirli eklerle kurulan; fiilin iş, oluş ve hareket anlamını koruduğu hâlde cümlede isim, sıfat ya da zarf görevi üstlenen sözcüklerdir. Okumak, okuyan ve okuyunca sözcükleri aynı fiilden türemiştir fakat cümledeki görevleri birbirinden farklıdır.
TYT sorularında fiilimsiyi bulmak için yalnızca ezberlenmiş ekleri aramak yeterli değildir. Aynı biçimde görünen bir ek çekimli fiilde kip eki olabilir, fiilimsi kalıcı bir isme dönüşebilir veya fiilimsinin nitelediği isim düşerek yapı adlaşabilir. Bu nedenle sözcüğün kökü, aldığı ek, cümledeki görevi ve taşıdığı yargı birlikte değerlendirilmelidir.
Fiilimsilerin Yapısı ve Cümledeki Görevi
Fiilimsi Nedir, Nasıl Bulunur?
Fiilimsi, bir fiil kökünden veya gövdesinden türemelidir. Sözcükte iş, oluş ya da hareket anlamı bulunur; ancak sözcük tek başına bir yargıyı tamamlamaz. “Çocukların bahçede oynaması bizi sevindirdi.” cümlesinde oynaması bir eylemi adlandırır ve özne görevindeki söz grubunun çekirdeğini oluşturur. Buna karşılık “Çocuklar bahçede oynadı.” cümlesindeki sözcük zaman ve kişi anlamı taşıyan çekimli fiildir.
Fiilimsiler fiillerin bazı özelliklerini korur. Olumsuzluk eki alabilir, nesne veya zarf tamlayıcısı isteyebilir ve kendilerine bağlı sözcüklerle fiilimsi grubu kurabilirler: kitabı dikkatle okumak, kapıyı açınca, dün gelen öğrenci. Bununla birlikte kip ve kişi eki alarak cümlenin temel yargısını oluşturmazlar.
Bir sözcüğün fiilimsi olup olmadığını belirlerken şu sıra izlenebilir: Önce sözcüğün fiil kökü bulunur; ardından fiilimsi eki belirlenir; son olarak sözcüğün cümlede isim, sıfat veya zarf görevinde olup olmadığı sınanır. Bu üç koşuldan biri sağlanmıyorsa yalnız ek benzerliğine dayanarak fiilimsi denemez.
Fiilimsi ile Çekimli Fiili Ayırma
Çekimli fiilde en az bir kip veya zaman anlamı ve bir kişi bağlantısı bulunur: gel-di-m, oku-yor-sun, bekle-yecek. Fiilimside ise bu iki unsur yoktur. “Yarın gelecek.” cümlesinde -ecek gelecek zaman ekidir ve sözcük yargı bildirir. “Yarın gelecek konuklar için hazırlık yaptık.” cümlesinde aynı biçim, konuklar adını niteleyen sıfat-fiil ekidir.
Bir fiilimsi, içinde bulunduğu yan anlam birimini temel yargıya bağlar. “Yağmur başlayınca eve döndük.” cümlesinde asıl yargı döndük, bu yargının zamanını bildiren yan yapı ise yağmur başlayıncadır. Fiilimsi bulunan her söz dizisi ayrı bir cümle kabul edilmez; yüklem ve yargı sayısı, sorunun benimsediği dil bilgisi yaklaşımına göre fiilimsi sayısıyla karıştırılmamalıdır.
İsim-Fiiller (Ad-Eylemler)
İsim-Fiil Ekleri ve Kullanımı
Fiil kök veya gövdelerine -ma/-me, -ış/-iş/-uş/-üş, -mak/-mek eklerinden biri getirilerek kurulan ve cümlede isim görevi üstlenen sözcüklere isim-fiil denir. Bu ekler “ma(y)ışmak” sözüyle hatırlanabilir: bekle-me, gül-üş, anlat-mak.
İsim-fiiller, isimler gibi hâl, iyelik ve tamlayan ekleri alabilir: gelmesi, okumayı, bekleyişten, çalışmanın. “Onun soruyu kısa sürede çözmesi herkesi şaşırttı.” cümlesinde çözmesi iyelik eki almış ve bütün söz grubunu özne yapmıştır. Eylem anlamı sürdüğü için sözcük isim görevinde kullanılmasına rağmen fiilimsi özelliğini korur.
-ma/-me isim-fiil eki, fiilin olumsuzluk ekiyle karıştırılabilir. “Burada yüksek sesle konuşma.” cümlesinde sözcük emir kipindeki fiilin olumsuzudur; “Toplantıda açıkça konuşması herkesi rahatlattı.” cümlesinde ise eylemi adlandıran isim-fiildir. İsim-fiil eki üzerine bir başka olumsuzluk eki gelebilir: konuş-ma-ma-sı. İlk -ma olumsuzluk, ikincisi isim-fiil ekidir.
Kalıcı İsim ve İsim-Fiil Ayrımı
Bazı sözcükler fiilimsi ekiyle kurulmuş görünse de zamanla bir varlığın, nesnenin veya kavramın kalıcı adı hâline gelir: dondurma, çakmak, dolma, ekmek, danışma, giriş, çıkış. Bu sözcükler kullanıldıkları bağlamda eylem anlamını tamamen yitirmişse fiilimsi sayılmaz. “Çocuk dondurma yedi.” cümlesinde bir yiyecek adı; “Suyu yeniden dondurma işlemi uzun sürdü.” cümlesinde ise eylem adı vardır.
Aynı sözcük farklı cümlelerde yeniden isim-fiil işlevi kazanabilir. “Binanın girişi kapalıydı.” cümlesinde giriş yer adı, “Yarışmacının salona girişi alkışlandı.” cümlesinde ise gir- eylemini adlandıran isim-fiildir. Ayrım sözlükteki biçime değil, cümlede korunan hareket anlamına göre yapılır.
Sıfat-Fiiller (Ortaçlar)
Sıfat-Fiil Ekleri ve Niteleme Görevi
Fiillere -an/-en, -ası/-esi, -maz/-mez, -ar/-er/-r, -dik/-dık/-duk/-dük, -acak/-ecek, -mış/-miş/-muş/-müş eklerinden biri getirilerek kurulan ve bir ismi niteleyen sözcüklere sıfat-fiil denir. Ekler “anası mezar dikecekmiş” sözüyle hatırlanabilir: gülen çocuk, görülesi yer, tükenmez kalem, akar su, okuduğum kitap, gelecek hafta, solmuş çiçek.
Sıfat-fiil, nitelediği adla birlikte bir sıfat tamlaması kurar ve fiilin gerektirdiği ögeleri de yanında taşıyabilir: “Dün kütüphaneden aldığım kitabı bitirdim.” Burada aldığım sözcüğü kitap adını niteler; dün ve kütüphaneden sözcükleri de sıfat-fiile bağlıdır.
Nitelenen isim düşerse sıfat-fiil adlaşmış sıfat-fiil olur: “Sınava giren öğrenciler salona alındı.” → “Sınava girenler salona alındı.” Sözcük çokluk veya hâl eki alsa da fiilimsi niteliğini korur çünkü zihinde tamamlanan bir adı nitelemeye devam eder.
Sıfat-Fiil ile Kip ve Zaman Ekini Ayırma
-acak/-ecek, -mış/-miş, -ar/-er, -maz/-mez biçimleri çekimli fiillerde kip veya zaman eki olarak da kullanılabilir. Ayırıcı ölçüt, sözcüğün bir adı niteleyip nitelemediği ve yargı bildirip bildirmediğidir. “Bu mektup yarın ulaşacak.” cümlesinde çekimli fiil; “Yarın ulaşacak mektubu bekliyorum.” cümlesinde sıfat-fiil vardır.
Fiilden türeyen her sıfat da sıfat-fiil değildir. Çalışkan öğrenci, kırık masa, yorgun işçi gibi sözcükler fiille anlam ilişkisi taşısa bile sıfat-fiil eklerinden birini almamıştır; kalıcı nitelik bildiren türemiş sıfatlardır. Sıfat-fiil tespitinde hem ek listesi hem de cümledeki niteleme görevi birlikte aranmalıdır.
Zarf-Fiiller (Bağ-Fiiller / Ulaçlar)
Zaman ve Durum Bildiren Zarf-Fiiller
Fiillere getirilen belirli eklerle kurulan ve cümlede temel fiili zaman ya da durum yönünden tamamlayan sözcüklere zarf-fiil denir. Yaygın ekler arasında -ip, -arak/-erek, -ınca/-ince, -dıkça/-dikçe, -madan/-meden, -alı/-eli, -ken, -maksızın/-meksizin, -asıya/-esiye, -r…-maz bulunur.
“Beni görünce gülümsedi.” cümlesinde zarf-fiil “Ne zaman gülümsedi?” sorusuna cevap verir. “Soruları dikkatle okuyarak çözdü.” cümlesinde ise “Nasıl çözdü?” sorusunu karşılar. Aynı ek her cümlede tek bir anlam vermeyebilir; -ince zamanın yanında neden, -dikçe süreklilik veya koşula yakınlık, -meden olumsuz durum ve öncelik bildirebilir.
Zarf-fiil, temel yüklemle çoğunlukla aynı özneyi paylaşır: “Eve gelince seni ararım.” Ancak öznesi açıkça belirtilmiş bir zarf-fiil grubu da kurulabilir: “Yağmur başlayınca maç ertelendi.” Burada zarf-fiilin öznesi yağmur, temel yargının öznesi maçtır.
Zarf-Fiil Ekleri, İkilemeler ve Yan Anlamlar
-a/-e eki çoğunlukla aynı veya yakın anlamlı fiillerin tekrarıyla zarf-fiil kurar: koşa koşa, düşe kalka, güle oynaya. Bazı kalıplaşmış kullanımlarda tek sözcükte de görülebilir: ortaklaşa, nöbetleşe. -r…-maz yapısı iki çekimli fiil değil, eylemin hemen ardından gerçekleşen yargıyı bildiren bir zarf-fiil öbeğidir: gelir gelmez, görür görmez.
-ken eki fiil köküne doğrudan gelmekten çok geniş zaman, şimdiki zaman veya isim soylu yapılara eklenebilir: gelirken, çalışıyorken, çocukken. Çocukken sözcüğü fiil kökünden türemediği için fiilimsi değildir; zaman zarfıdır. Bu ayrım, ekin görünüşüne değil sözcüğün köküne bakmanın neden gerekli olduğunu gösterir.
-dığında/-diğinde ve -casına/-cesine gibi yapılar kaynaklarda zarf-fiil değeriyle ele alınabilir: seni gördüğümde, yağmur yağarcasına. Soruda kullanılan sınıflandırma ne olursa olsun, yapının temel fiile kattığı zaman veya durum anlamı ve cümlede yargı kurmaması değişmez.
Fiilimsi Grupları ve TYT’de Karıştırılan Yapılar
Fiilimsi Grubu, Özne, Nesne ve Tamlayan İlişkisi
Fiilimsi, kendisine bağlı özne, nesne ve tümleçlerle birlikte bir fiilimsi grubu oluşturur. “Öğrencilerin soruları dikkatle çözmesi öğretmeni sevindirdi.” cümlesinde bütün grup temel yargının öznesidir; grubun içinde öğrencilerin tamlayan/eyleyen, soruları nesne, dikkatle zarf görevindedir.
İsim-fiil ve adlaşmış sıfat-fiiller isim çekim eklerini alabilir: okumaktan, gelenleri, yazdıklarımızın. Bu ekler fiilimsiyi çekimli fiile dönüştürmez. “Yazdıklarını dikkatle okudum.” cümlesindeki sözcük yazdığı şeyleri anlamındaki adlaşmış sıfat-fiildir; iyelik, çokluk ve belirtme durumu anlamlarını üzerinde taşır.
Bir fiilimsi grubunun sınırını belirlerken fiilimsiye soru sorulur. “Dün akşam arkadaşlarıyla uzun uzun konuşmak ona iyi geldi.” yapısında dün akşam, arkadaşlarıyla, uzun uzun sözleri isim-fiile bağlıdır. Grubun tamamı cümlede özne olur.
Üç Fiilimsi Türünü Birlikte Bulma ve Tuzaklar
Bir cümlede birden fazla fiilimsi türü bulunabilir ve biri diğerinin kurduğu grubun içinde yer alabilir: “Okumayı seven öğrencilerin kütüphaneye giderek yeni kitaplar seçmesi bekleniyor.” Bu yapıda seven sıfat-fiil, giderek zarf-fiil, okumayı ve seçmesi isim-fiildir.
Tarama yapılırken önce temel yüklem belirlenmeli, ardından kalan fiil anlamlı sözcükler tek tek incelenmelidir. Sıfat-fiilin nitelediği ad, zarf-fiilin bağlandığı eylem ve isim-fiilin cümlede üstlendiği isim görevi açıkça gösterilebiliyorsa çözüm sağlamdır. Kalıcı isimler, kip ekleri ve isim köküne gelen -ken gibi yapılar ise fiilimsi sayısına eklenmemelidir.
| Tür | Temel görev | Kontrol sorusu |
|---|---|---|
| İsim-fiil | Eylemi adlandırır. | Cümlede bir isim gibi özne, nesne veya tümleç olabilir mi? |
| Sıfat-fiil | Bir adı niteler. | Nitelediği açık veya düşmüş bir isim var mı? |
| Zarf-fiil | Eylemi zaman veya durum yönünden tamamlar. | Temel fiile “ne zaman, nasıl?” sorularından biri sorulabiliyor mu? |
Bu cümledeki fiilimsilerle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Sonraki konu: Sözcük Grupları: İkilemeler, Birleşik Fiiller ve Kalıplaşmış Yapılar

