TYT PARAGRAFTA ANLATIM ÖZELLİKLERİ VE YAZARIN TUTUMU

0
53
Paragrafta anlatım özellikleri ve yazarın tutumu TYT Türkçe konu anlatımı

TYT paragrafta anlatım özellikleri ve yazarın tutumu konu anlatımı kapsamında açıklık, duruluk, yalınlık, akıcılık, tutarlılık, özlülük ve özgünlük ile yazarın yansız, eleştirel, alaycı, kaygılı ya da iyimser tutumu işlenecektir.
TYT Türkçe konularının tamamına TYT konu anlatımı arşivinden ulaşabilirsiniz.

Anlatım Özelliği ile Yazarın Tutumu Arasındaki Fark

Anlatım özelliği, metnin dil ve söyleyiş niteliğidir. “Cümleler kolay anlaşılıyor mu?”, “Gereksiz söz var mı?”, “Yazar başkalarından farklı bir söyleyiş kurmuş mu?” gibi sorular açıklık, duruluk, akıcılık ve özgünlükle ilgilidir. Yazarın tutumu ise yazarın konuya, kişiye ya da duruma nasıl yaklaştığını gösterir. Yazar bir gelişmeyi onaylayabilir, eleştirebilir, küçümseyebilir, kaygıyla karşılayabilir veya yansız biçimde aktarabilir.

Ölçüt Anlatım özelliği Yazarın tutumu
Temel soru Metin nasıl söylenmiş? Yazar anlattığı şeye nasıl yaklaşıyor?
İpucu Sözcük seçimi, cümle kuruluşu, gereksiz söz, özgün söyleyiş Değerlendirme sözleri, ton, onaylama, karşı çıkma, alay, kaygı
Örnek sonuç “Anlatımı duru ve akıcıdır.” “Yazar eleştirel bir tutum içindedir.”

Anlatım özellikleri ile yazarın tutumunu ayıran TYT Türkçe diyagramı

Dikkat
Bir metinde aynı anda birden fazla anlatım niteliği bulunabilir. Gereksiz söz içermeyen bir parça hem duru hem açık hem de akıcı olabilir. Soruda hangi özelliğin özellikle kanıtlandığına bakılmalıdır.

İyi ve Etkili Anlatımın Temel Nitelikleri

Açıklık, Duruluk ve Yalınlık

Açıklık, düşüncenin başka anlamlara yol açmadan kolayca anlaşılmasıdır. Sözcüğün yanlış yerde kullanılması, zamirin hangi varlığı karşıladığının belirsiz kalması veya noktalamanın anlamı değiştirmesi açıklığı bozar. “Onu kardeşine haber vermeden çağırdı.” cümlesinde kimin habersiz bırakıldığı bağlamdan anlaşılmıyorsa anlatım açık değildir.

Duruluk, anlatımda gereksiz sözcük ya da cümle bulunmamasıdır. Bir söz çıkarıldığında anlam değişmiyorsa o söz duruluğu zedeleyebilir. “İlk kez tanıştık.” ifadesinde “ilk kez” gereksizdir; tanışma zaten ilk karşılaşmayı bildirir. Yalınlık ise süsten, gösterişli söz sanatlarından ve dolambaçlı söyleyişten uzak durmaktır. Yalın bir metin mecaz kullanamaz diye bir kural yoktur; belirleyici olan, sanatlı söyleyişin metni gereksiz yere ağırlaştırmamasıdır.

Nitelik Bozulduğunu gösteren durum Ayırt edici soru
Açıklık Belirsizlik veya birden fazla anlama gelme “Ne denmek istendiği kesin mi?”
Duruluk Anlama katkısı olmayan söz “Bir sözcük anlam kaybı olmadan çıkarılabilir mi?”
Yalınlık Gereksiz süs, ağır ve dolambaçlı söyleyiş “Düşünce sade bir dille mi verilmiş?”
Örnek - 1
“Kurul, toplantıda gündeme alınan önerileri yeniden bir kez daha değerlendireceğini açıkladı.”

Bu cümlede koyu yazılan sözün kullanılması öncelikle aşağıdaki anlatım ilkelerinden hangisine aykırıdır?

A) Açıklık
B) Duruluk
C) Yalınlık
D) Özgünlük
E) Akıcılık
“Yeniden” ve “bir kez daha” aynı anlamı taşır. Bunlardan biri çıkarıldığında cümlenin anlamı değişmez. Gereksiz söz kullanımı duruluk ilkesine aykırıdır; cümlenin ne anlattığı belirsiz olmadığı için temel sorun açıklık değildir.

Cevap: B

Akıcılık ve Tutarlılık

Akıcılık, metnin okuru duraksatmadan ilerlemesidir. Birbiriyle uyumlu sözcükler, doğal cümle geçişleri ve rahat izlenen bir ritim akıcılığı güçlendirir. Sürekli aynı yapıda kurulan cümleler, gereksiz devriklikler, söyleyişi zorlaştıran ses yığılmaları ve bağlantısız sıçramalar anlatımı tutuklaştırabilir.

Tutarlılık, metindeki yargıların birbiriyle çelişmemesi ve aynı düşünce doğrultusunda ilerlemesidir. Yazar ilk bölümde “Teknoloji tek başına öğrenmeyi geliştirmez.” deyip hiçbir koşul değişmeden sonuçta “Öğrenme sorunlarının tek çözümü teknolojidir.” diyorsa tutarlılık bozulur. Tutarlılık düşünceler arasındaki mantıkla, akıcılık ise okuma sırasında hissedilen ilerleyişle ilgilidir.

Örnek - 2
Bir eleştirmen, bir romanla ilgili yazısının başında “Yazar, kişilerini tek boyutlu kahramanlara dönüştürmeden anlatıyor.” demiş; sonuç bölümünde ise herhangi bir gerekçe sunmadan “Romandaki bütün kişiler tek bir özelliğin temsilcisidir.” yargısına ulaşmıştır.

Bu eleştiride öncelikle aşağıdaki anlatım niteliklerinden hangisi zedelenmiştir?

A) Doğallık
B) Özlülük
C) Tutarlılık
D) Yalınlık
E) Evrensellik
İlk yargı kişilerin tek boyutlu olmadığını, ikinci yargı ise bunun tersini savunmaktadır. Koşulların değiştiğini gösteren bir açıklama da bulunmadığından düşünceler birbiriyle çelişmiş, tutarlılık bozulmuştur.

Cevap: C

Özlülük, Yoğunluk ve Özgünlük

Özlülük, az sözle kapsamlı bir düşünceyi anlatmaktır. Özlü anlatım yalnız kısa anlatım değildir; birkaç sözcüğün okura geniş bir çağrışım ve yorum alanı açması gerekir. “Bir kentin hafızası, yalnız ayakta kalan binalarda değil anlatılmaya devam eden hikâyelerde yaşar.” cümlesi kısa olduğu kadar katmanlı bir düşünce de taşır. Bu özellik kimi kaynaklarda yoğunluk adıyla da karşılanır.

Özgünlük, yazarın başkalarını taklit etmeyen, kendine özgü bir söyleyiş ve bakış geliştirmesidir. Alışılmış bir konuyu farklı bir bağlantıyla ele almak, beklenmedik fakat anlamlı imgeler kurmak veya kişisel bir anlatım ritmi oluşturmak özgünlüğü gösterebilir. Her sıra dışı söz özgün değildir; anlamsız bir kapalılık ya da yalnız dikkat çekme çabası özgünlük kanıtı sayılmaz.

Örnek - 3
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde özlü ve yoğun bir anlatım daha belirgindir?

A) Toplantı, sabah saat dokuzda başlayıp yaklaşık iki saat sonra sona erdi.
B) Yazarın yeni kitabında on iki öykü ve kısa bir ön söz bulunuyor.
C) Unutmak, bazen geçmişi silmek değil ona her baktığımızda başka bir yüz vermektir.
D) Müzenin ikinci katında farklı dönemlerden seramik kaplar sergileniyor.
E) Bahçedeki ağaçların bir bölümü geçen yıl belediye tarafından budandı.
C seçeneği, unutma kavramını kısa bir cümleyle yeniden yorumlar ve söylenenden daha geniş bir düşünce alanı açar. Diğer seçenekler kısa olsa da yalnız bilgi vermektedir; kısalık tek başına özlülük değildir.

Cevap: C

Doğallık, İnandırıcılık ve Titizlik

Doğallık, anlatımda zorlama ve yapmacıklık hissi bulunmamasıdır. Kişilerin yaşına ve çevresine uygun konuşması, yazarın duyguyu abartılı kalıplara başvurmadan içtenlikle aktarması doğallığı destekler. Günlük dil kullanmak tek başına doğallık sağlamaz; günlük söyleyiş de metne gösteriş amacıyla yerleştirilmişse yapay durabilir.

İnandırıcılık, anlatılanların kendi mantığı içinde güven uyandırmasıdır. Bilgilendirici metinde doğrulanabilir veri ve sağlam gerekçe; kurmaca metinde ise kişiler, olaylar ve kurulan dünya arasındaki uyum inandırıcılığı artırır. Titizlik de yazarın sözcükleri rastgele seçmemesi, ayrıntıları ve dilin imkânlarını özenle kullanmasıdır. Titiz anlatım, gereksiz ayrıntı yığmak değil her ayrıntıya işlev kazandırmaktır.

Örnek - 4
Bir tarihî romanda olaylar 19. yüzyılın küçük bir liman kentinde geçmektedir. Kişilerin kullandığı eşyalar dönemin koşullarıyla uyumlu, davranışlarının sonuçları önceki olaylarla bağlantılıdır. Yazar, rastlantıları olayları çözmek için kolay bir çıkış yolu olarak kullanmamıştır.

Bu parçada romanın hangi niteliği vurgulanmaktadır?

A) İnandırıcılığı
B) Yalınlığı
C) Evrenselliği
D) Özlülüğü
E) Akıcılığı
Dönem ayrıntıları ile kişilerin davranışları kendi bağlamları içinde uyumludur ve olaylar kolay rastlantılarla çözülmemiştir. Bu özellikler kurmaca dünyanın okura güven vermesini, yani inandırıcılığı sağlar.

Cevap: A

Yerellik, Ulusallık, Evrensellik, Güncellik ve Kalıcılık

Yerellik, belirli bir yörenin yaşamını, söz varlığını, geleneklerini ve çevresini yansıtır. Ulusallık, bir topluma veya millete özgü tarihsel ve kültürel değerlerle kurulan bağı gösterir. Bu nitelikler evrenselliğin karşıtı olmak zorunda değildir. Yerel bir köyde geçen öykü; kayıp, dayanışma veya özgürlük gibi farklı toplumlarda karşılık bulan bir insanlık durumunu güçlü biçimde işleyebilir.

Evrensellik, yapıtın yalnız belirli bir zaman ve çevreye bağlı kalmadan farklı çağlardan insanlara seslenebilmesidir. Güncellik, yaşanan dönemin sorunlarını ve ilgilerini yakalamayı; kalıcılık ise yapıtın üretildiği dönemi aşarak değerini korumasını anlatır. Güncel olan her yapıt kalıcı değildir; kalıcı bir yapıt da yalnız güncel olaylardan söz etmek zorunda değildir.

Örnek - 5
Bir öykü, Ege kıyısındaki küçük bir balıkçı köyünün yalnız o çevrede kullanılan sözlerini, imece geleneğini ve denizle kurduğu gündelik ilişkiyi ayrıntılarıyla yansıtır. Bununla birlikte öykünün merkezindeki kuşak çatışması ve ait olma arayışı, farklı kültürlerden okurların da kendi yaşamlarıyla bağ kurabileceği biçimde işlenir.

Bu öyküyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

A) Yerel ögeler evrensel bir insanlık durumuyla birleştirilmiştir.
B) Güncellik sağlamak için tarihsel gerçeklikten uzaklaşılmıştır.
C) Ulusal nitelik, anlatımın anlaşılmaz olmasına yol açmıştır.
D) Kalıcılık yalnız yöresel sözcüklerin çokluğuyla elde edilmiştir.
E) Evrensellik uğruna anlatının geçtiği çevre belirsiz bırakılmıştır.
Köyün söz varlığı ve imece geleneği yerelliği; kuşak çatışması ve ait olma arayışının farklı kültürlere seslenmesi evrenselliği gösterir. Evrensellik, yerel ayrıntıların silinmesini gerektirmez.

Cevap: A

Paragrafta Yazarın Tutumunu Belirleme

Tutumu Sözcüklerden ve Tondan Sezme

Yazarın tutumu çoğu zaman tek bir kavram adıyla açıkça söylenmez. Tutum; seçilen sıfatlardan, karşılaştırmalardan, ünlemlerden, soru cümlelerinden ve paragrafın bütünündeki tondan çıkarılır. “Bu düşünce yanlıştır.” açık bir eleştiridir; “Ne büyük buluş! Yıllardır kullanılan yöntemin adını değiştirmişler.” cümleleri ise tersinden söyleyişle alaycı bir tutum kurar.

Tutum belirlenirken önce yazarın bir değerlendirme yapıp yapmadığına bakılır. Ardından bu değerlendirmenin yönü ve tonu bulunur: olumlu mu olumsuz mu, sakin mi sert mi, doğrudan mı dolaylı mı? Tek bir olumsuz sözcük bütün paragrafı karamsar yapmayabilir; yazar sorunu anlatıp çözüm ihtimalini vurguluyorsa genel tutum umutlu olabilir.

Örnek - 6
Yıllardır boş duran taş yapı, sonunda çocuk kütüphanesine dönüştürüldü. Pencerelerinden akşam saatlerine kadar ışık sızıyor, avlusunda her gün başka bir atölye kuruluyor. Bir zamanlar önünden hızla geçilen bina, şimdi mahallenin buluşma yerine dönüşmüş durumda.

Bu parçadaki yazarın tutumu aşağıdakilerden hangisidir?

A) Küçümseyici
B) Kaygılı
C) Olumlayıcı
D) Kararsız
E) Alaycı
Yapının yeniden kullanılmaya başlanması; ışık, atölye ve buluşma yeri gibi olumlu çağrışımlarla aktarılmıştır. Yazar gelişmeyi beğenmekte ve olumlu karşılamaktadır.

Cevap: C

Yansız Aktarım ve Değerlendirici Tutum

Yansız tutumda yazar, kişisel beğenisini veya tepkisini öne çıkarmadan doğrulanabilir bilgileri aktarır. Ölçüm, tarih ve gözlem verilmesi metni kendiliğinden yansız yapmaz; bu veriler “felaket”, “muhteşem”, “beceriksizce” gibi değer yüklü sözlerle yorumlanıyorsa tutum öznel hâle gelir.

Değerlendirici tutumda yazar, bir yapıtın, kişinin veya uygulamanın güçlü ve zayıf yanları hakkında yargıda bulunur. Değerlendirme olumlu ya da olumsuz olabilir. “Romanın zaman sıçramaları karakterlerin dönüşümünü görünür kılıyor.” olumlu; “Yazar, aynı çatışmayı gerekçesizce tekrarladığı için gerilimi zayıflatıyor.” olumsuz değerlendirmedir.

Örnek - 7
Aşağıdaki parçalardan hangisinde yazarın yansız bir tutum benimsediği söylenebilir?

A) Serginin en etkileyici bölümü, kuşkusuz girişteki büyük yerleştirmeydi.
B) Köprünün yenileme çalışmaları üç aşamada yürütüldü; ilk aşamada taşıyıcı ayaklar güçlendirildi, ikinci aşamada tabliye değiştirildi.
C) Yönetmenin bu gereksiz uzun planlarla izleyicinin sabrını sınadığı açıkça görülüyor.
D) Şairin son kitabı, önceki şiirlerinin solgun bir tekrarından başka bir şey değil.
E) Mahallenin güzelim bahçesini otoparka çevirmek büyük bir düşüncesizlikti.
B seçeneğinde çalışmanın aşamaları, kişisel beğeni veya tepki bildiren sözler kullanılmadan aktarılmıştır. Diğer seçeneklerde “en etkileyici”, “gereksiz”, “solgun bir tekrar”, “güzelim” ve “düşüncesizlik” ifadeleri değerlendirme içerir.

Cevap: B

Eleştirel, Alaycı ve Küçümseyici Tutum

Eleştirel tutum, bir düşüncenin, yapıtın veya uygulamanın doğru ve yanlış yanlarını değerlendirmektir. Eleştiri yalnız olumsuz olmak zorunda değildir; yazar güçlü bir yönü belirleyip bir eksikliği de gösterebilir. Alaycı tutumda söylenenle kastedilen arasına mesafe girer; abartı, tersini söyleme veya iğneleme görülür. Küçümseyici tutumda ise konu değersiz, yetersiz ya da önemsiz gösterilir.

“Romanın ikinci bölümü gereksiz ayrıntılar yüzünden yavaşlıyor.” cümlesi eleştireldir. “Ne büyük yenilik! Kahramanın adını değiştirmiş, olayları aynen bırakmış.” sözleri alaycıdır. “Bu birkaç sayfalık karalamaya roman demek güç.” cümlesi ise küçümseyicidir. Her üçü olumsuz görünse de tonları ve amaçları farklıdır.

Örnek - 8
“Yayınevi kitabı ‘alışılmış bütün kalıpları yıkan büyük bir yenilik’ diye tanıtıyor. Gerçekten de çok yenilikçi: Eski öykünün kişilerini değiştirmiş, olayların sırasına dokunmamış!”

Bu parçada yazarın tutumu aşağıdakilerden hangisidir?

A) Yansız
B) Alaycı
C) Kaygılı
D) Hayranlık duyan
E) Kanıksayıcı
Yazar “çok yenilikçi” sözünü gerçek anlamıyla kullanmamış, kitabın eski bir kurguyu tekrarladığını iğneleyici biçimde vurgulamıştır. Söylenenle kastedilen arasındaki bu karşıtlık alaycı tutumu gösterir.

Cevap: B

Yakınma, Sitem, Kaygı, İyimserlik ve Karamsarlık

Yakınan tutum, bir durumdan duyulan hoşnutsuzluğu dile getirir. Sitemde ise bu kırgınlık, kendisinden farklı davranması beklenen bir kişiye yönelir. “Bu sokakta geceleri gürültü hiç bitmiyor.” yakınma; “Sessizliği sağlayacağını söylemiştin, şimdi telefonlarımıza bile cevap vermiyorsun.” sitemdir. Bu kavramların cümle düzeyindeki ayrıntıları Cümlede Anlam ve Cümle Yorumlama yazısında da açıklanır.

Kaygılı tutum, olası bir tehlike veya olumsuz sonuç karşısındaki endişeyi; uyarıcı tutum, bu tehlikeye karşı önlem alma gereğini öne çıkarır. İyimser tutum güçlükler içinde olumlu bir sonuç ihtimalini korurken karamsar tutum geleceği umutsuz ve olumsuz görür. Yazar sorunu sert biçimde anlatabilir ama çözüm umudunu koruyorsa bütünüyle karamsar sayılmaz.

Örnek - 9
Kentler büyürken meydanlarını birer birer kaybediyor. Her boşluğa bina dikmeyi ilerleme sanmak, ortak yaşamı metrekare hesabına indirgemektir. İnsanların karşılaşabileceği alanlar yok olduğunda kent, kalabalık bir konut yığınından başka neye dönüşebilir?

Bu parçanın anlatım özelliği ve yazarın tutumu aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?

A) Akıcı — beğenen
B) Özlü ve yoğun — eleştirel
C) Yalın — yansız
D) Özgün — kanıksayıcı
E) Duru — iyimser
“Ortak yaşamı metrekare hesabına indirmek” sözü, az sözle kent yaşamına ilişkin kapsamlı bir yargı kurduğu için anlatım özlü ve yoğundur. Yazar, ortak alanları yapılaşmaya açan anlayışı doğru bulmadığından eleştirel bir tutum sergilemektedir.

Cevap: B

Benzer Kavramları Ayıran Temel Noktalar

Açıklık anlamın tek ve anlaşılır olmasına, duruluk gereksiz söz bulunmamasına, yalınlık ise süssüz ve zorlamasız söyleyişe dayanır. Akıcılık okuma rahatlığını, tutarlılık düşünceler arasındaki mantıksal uyumu gösterir. Özlülük az sözle geniş anlam kurmak; özgünlük başkalarını taklit etmeyen kişisel bir anlatım geliştirmektir.

Yazarın tutumunda ise yalnız olumlu ya da olumsuz sözcük aramak yeterli değildir. Değerlendirmenin kime yöneldiği, doğrudan mı iğneleyici mi yapıldığı ve paragrafın sonunda hangi duygunun baskın kaldığı birlikte değerlendirilir. Böylece eleştiri ile alay, yakınma ile sitem, kaygı ile karamsarlık birbirinden ayrılır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz