Zarflar (belirteçler); fiilleri, fiilimsileri, sıfatları ve başka zarfları anlam bakımından etkileyen sözcüklerdir. Eylemin nasıl, ne zaman, ne kadar, hangi yöne veya hangi sebeple gerçekleştiğini bildirebilir; bir sıfatın ya da zarfın derecesini artırıp azaltabilir. “Yavaş yürüdü.” cümlesinde eylemin yapılışını, “çok güzel konuştu.” cümlesinde ise başka bir zarfın derecesini belirtir.
TYT sorularında bir sözcüğün zarf sayılması için yalnız anlamına bakmak yeterli değildir. Güzel, hızlı, çok, ileri, yarın, böyle, ne gibi sözcükler bağlama göre sıfat, isim, zamir veya zarf olabilir. Bu nedenle önce sözcüğün hangi ögeyi etkilediği bulunmalı, ardından cümleye kattığı anlam belirlenmelidir.
Zarfı Cümlede Tanıma
Zarfın Etkilediği Sözcükler
Zarflar en sık çekimli fiilleri etkiler: “Çocuk kapıyı yavaşça açtı.” Burada yavaşça, açtı fiilinin nasıl gerçekleştiğini bildirir. Fiilimsileri de belirtebilir: “Çok çalışarak başarılı oldu.” cümlesinde çok, çalışarak zarf-fiilinin miktarını artırır.
Bir sıfatın derecesini etkileyen sözcük de zarftır: “Oldukça zor bir soruydu.” Oldukça, zor sıfatını derecelendirir. Bir zarf başka bir zarfı da etkileyebilir: “Soruları çok hızlı çözdü.” Burada hızlı fiili, çok ise hızlı zarfını belirtir.
Zarfın cümlede mutlaka fiilin hemen yanında bulunması gerekmez. “Dün bu konuyu sınıfta ayrıntılı biçimde anlattı.” cümlesinde dün zaman, ayrıntılı biçimde durum bildirerek aynı yükleme bağlanır. Sözcüklerin yerinden çok anlam ilişkisi önemlidir.
Zarf ile Sıfatı Ayırma
Sıfatlar isimleri, zarflar ise fiilleri, fiilimsileri, sıfatları ve zarfları etkiler. “Hızlı tren istasyona yaklaştı.” cümlesinde hızlı, tren ismini nitelediği için sıfattır. “Tren hızlı ilerledi.” cümlesinde aynı sözcük, ilerledi fiilini belirttiği için zarftır.
Bir sözcük isimden önce bulunmasına rağmen doğrudan o ismi etkilemeyebilir. “Çok başarılı öğrenci ödül aldı.” sözünde başarılı ismin sıfatı, çok ise bu sıfatın derecesini belirten zarftır. “Çok öğrenci ödül aldı.” cümlesinde çok, doğrudan öğrenci isminin miktarını bildirdiği için belgisiz sıfattır.
Niteleme bildiren sözcüklerin -ce/-ca eki alması onları her zaman zarf yapmaz. “Çocukça davrandı.” cümlesinde eylemi belirten zarf, “Çocukça tavırlar sergiledi.” cümlesinde ismi niteleyen sıfat vardır. Tür, ekten değil sözcüğün cümledeki bağından çıkarılır.
Durum Zarfları
Eylemin Yapılışını ve Tutumu Bildiren Zarflar
Fiilin veya fiilimsinin nasıl gerçekleştiğini bildiren sözcüklere durum zarfı denir. Yükleme yöneltilen nasıl? sorusuna cevap verir: “Soruyu dikkatle okudu.”, “Kapıyı sessizce kapattı.”, “Bize gülerek yaklaştı.”
Durum anlamı tek bir sözcükle sınırlı değildir. İkilemeler ve söz grupları da zarf olabilir: ağır ağır yürüdü, koşa koşa geldi, hiç durmadan çalıştı, büyük bir özenle hazırladı. Fiilimsi grupları cümlede eylemin yapılışını, zamanını veya sebebini belirttiğinde zarf işlevi görür; ancak fiilimsi türü ayrıca incelenebilir.
Kesinlik, olasılık, yaklaşıklık, yineleme, üleştirme ve sebep bildiren bazı zarflar da geniş anlamıyla durum zarfları içinde değerlendirilir: mutlaka gelecek, belki uğrar, yaklaşık bir saat sürdü, tekrar denedi, teker teker dağıttı, korkudan titredi. Sözcüğün eyleme kattığı anlam açıkça belirlenmelidir.
Durum Zarflarında Pekiştirme ve Yineleme
Durum zarfları ikilemeyle pekiştirilebilir: yavaş yavaş konuştu, güzel güzel anlattı, koşa koşa geldi. İkilemenin türünü belirlemek için etkilediği sözcüğe bakılır. “Ağır ağır adımlarla yürüdü.” sözünde ikileme adımlar ismini nitelerse sıfat; “Ağır ağır yürüdü.” cümlesinde doğrudan fiili belirttiği için zarftır.
Pekiştirme hece eklenmesiyle de yapılabilir: dosdoğru yürüdü, sapasağlam döndü, yapayalnız kaldı. Aynı biçimler isimden önce kullanıldığında sıfat olabilir: “Yapayalnız adam kıyıda bekliyordu.” Buna karşılık “Adam yapayalnız bekliyordu.” cümlesinde yüklemin durumunu bildirir.
Yine, tekrar, yeniden, bir daha sözleri eylemin yinelendiğini bildirir. “Soruyu yeniden çözdü.” cümlesinde eylemin tekrarı; “Kitabı tekrar tekrar okudu.” cümlesinde ise güçlü yineleme anlamı vardır.
Miktar Zarfları
Azlık, Çokluk ve Derecelendirme
Fiilleri, fiilimsileri, sıfatları veya başka zarfları miktar ve derece bakımından belirten sözcüklere miktar zarfı denir. Az, biraz, çok, pek, oldukça, fazla, daha, en yaygın miktar zarflarıdır: “Biraz dinlendi.”, “Çok çalışıyor.”, “Oldukça zor bir sınavdı.”, “Daha dikkatli konuştu.”
Miktar zarfını bulmak için etkilediği sözcüğe ne kadar? sorusu yöneltilebilir. “Bu yıl daha çok okudu.” cümlesinde çok fiilin miktarını, daha ise çok zarfının derecesini artırır. “En güzel tablo” sözünde en sıfatı, “En güzel konuştu.” cümlesinde ise zarfı derecelendirir.
Azlık, eşitlik, üstünlük ve aşırılık miktar zarflarının kurduğu başlıca derece ilişkileridir: az konuştu, onun kadar çalıştı, daha hızlı koştu, pek fazla bekledi. Karşılaştırma anlamının açıkça kurulması için hangi nitelik veya eylemin derecelendirildiği belirlenmelidir.
“Çok”, “Daha” ve “En” Sözcüklerinin Görevleri
Çok sözcüğü doğrudan ismi belirttiğinde belgisiz sıfat, fiili veya bir niteleme sözcüğünü derecelendirdiğinde zarftır: “Çok insan geldi.” cümlesinde sıfat; “İnsanlar çok konuştu.” ve “Çok güzel bir gündü.” cümlelerinde zarftır.
Daha çoğunlukla karşılaştırma veya üstünlük bildirerek miktar zarfı olur: “Daha hızlı koştu.” Ancak “henüz” anlamında kullanıldığında zaman zarfıdır: “Otobüs daha gelmedi.” Bu ayrımda sözcüğün yerine henüz getirilebilip getirilemediği denenebilir.
En, bir niteliğin en üst derecesini bildirir ve sıfat ya da zarfı etkiler: “Sınıfın en çalışkan öğrencisi” sözünde sıfatı, “Soruyu en hızlı Ayşe çözdü.” cümlesinde zarfı derecelendirir. En doğrudan ismin miktarını belirtmez.
Zaman ve Yer-Yön Zarfları
Zaman Zarfları
Fiil veya fiilimsinin gerçekleşme zamanını bildiren sözcüklere zaman zarfı denir. Yükleme yöneltilen ne zaman? sorusuna cevap verir: dün geldi, şimdi konuşuyor, birazdan başlayacak, henüz bitmedi, az önce çıktı, her sabah yürür.
Zaman anlamı taşıyan her sözcük cümlede zarf değildir. “Yarın yola çıkacağız.” cümlesinde fiili belirttiği için zarf; “Yarını düşünmeliyiz.” cümlesinde belirtme hâli eki almış isim; “Yarınki toplantı ertelendi.” sözünde ise toplantı ismini niteleyen sıfattır.
“Akşam, sabah, gece, önce, sonra” gibi sözcüklerin görevi de bağlama göre değişir: “Akşam görüşürüz.” cümlesinde zaman zarfı, “Güzel bir akşamdı.” cümlesinde isimdir. Bir sözcüğün zaman bildirmesi kadar hangi unsura bağlandığı da önemlidir.
Yer-Yön Zarfları
Fiilin yönünü bildiren içeri, dışarı, yukarı, aşağı, ileri, geri, öte, beri gibi yalın hâldeki sözcüklere yer-yön zarfı denir: “Bir adım geri çekildi.”, “Çocuklar dışarı çıktı.”, “Kutuyu aşağı indirdi.”
Bu sözcükler isim çekim eki aldığında zarf görevini kaybedip isimleşir: “Çocuk dışarıya çıktı.” cümlesinde yönelme hâli eki alan sözcük yer tamlayıcısıdır; “Bizi dışarıda bekledi.” cümlesinde bulunma hâli eki almıştır. Zarf olan biçim yalındır: dışarı çıktı, yukarı baktı, ileri yürüdü.
Her yön bildiren söz yer-yön zarfı değildir. “Okula doğru yürüdü.” sözünde doğru edat; “Sola döndü.” sözünde sola isim kökenli ve yönelme ekli bir ögedir. Yer-yön zarfı sınıfındaki sınırlı sözcükler ve bunların yalın kullanımları esas alınır.
Soru Zarfları ve Çoklu Görevler
Soru Zarfları
Fiilleri, fiilimsileri, sıfatları veya zarfları soru yoluyla belirten sözcüklere soru zarfı denir. Nasıl, ne zaman, ne kadar, niçin, neden, niye ve bazı kullanımlarda ne soru zarfı olabilir: “Buraya nasıl geldin?”, “Ne zaman döneceksin?”, “Bu kadar niçin bekledin?”
Soru zarfına verilen cevap çoğunlukla başka bir zarftır: “Nasıl konuştu?” — sakin konuştu; “Ne zaman geldi?” — dün geldi; “Ne kadar çalıştı?” — çok çalıştı. Soru sözcüğü bir ismin yerini tutuyorsa soru zamiri, açıkça söylenmiş bir ismi belirtiyorsa soru sıfatıdır.
Cümlenin sonunda soru işareti bulunması şart değildir. “Toplantının ne zaman başlayacağını bilmiyorum.” cümlesinde soru anlamı dolaylı olarak korunur ve söz grubu başlayacağını fiilimsisinin zamanını sorar. Buna karşılık “Toplantının hangi gün başlayacağını bilmiyorum.” sözünde hangi, gün ismini belirten soru sıfatıdır.
Aynı Sözcüğün Farklı Görevleri
Zarflarda en sık karşılaşılan sınav yöntemi, aynı sözcüğün farklı cümlelerdeki görevlerini karşılaştırmaktır. “İyi insanlarla çalıştı.” cümlesinde sıfat, “Soruyu iyi anladı.” cümlesinde durum zarfı, “İyiyi kötüden ayırdı.” cümlesinde ise adlaşmış sıfat vardır.
Böyle, şöyle, öyle sözcükleri isimden önceyse sıfat, bir ismin yerini tutuyorsa zamir, fiili belirtiyorsa zarf olabilir: “Böyle insan az bulunur.”, “Böylesini görmedim.”, “Ben de böyle düşündüm.” Aynı biçim farklı görevlerde kullanılabildiği için cümledeki bağ koparılmamalıdır.
Ne sözcüğü “niçin” anlamıyla fiile bağlanırsa soru zarfıdır: “Ne ağlıyorsun?” Bir ismin yerini tutarsa soru zamiridir: “Ne aldın?” Bir isimden önce “hangi” anlamında kullanılırsa soru sıfatıdır: “Ne gün geleceksin?”

