TYT Türkiye’nin Yer Şekilleri konu anlatımı; ülkemizin yükselti ve engebe özelliklerini, dağların uzanışını, ovalar ile platoların dağılışını ve kıyı tiplerini birlikte ele alır. Önceki Dış Kuvvetler konusunda yer şekillerinin nasıl oluştuğunu öğrendik. Bu yazıda ise aynı süreçlerin Türkiye’nin haritasında nerede ve hangi sonuçlarla görüldüğüne odaklanacağız.
TÜRKİYE YER ŞEKİLLERİNİN GENEL ÖZELLİKLERİ
Yükselti, Engebe ve Batıdan Doğuya Değişim
Türkiye, ortalama yükseltisi yaklaşık 1132 metre olan yüksek ve engebeli bir ülkedir. Arazinin önemli bölümü dağ, plato ve yüksek ovalardan oluşur; gerçek alan ile haritadaki izdüşüm alanı arasındaki fark fazladır. Bugünkü görünüm, genç tektonik hareketler ile aşındırma ve biriktirme süreçlerinin birlikte çalışmasının sonucudur.
Yükselti genel olarak batıdan doğuya doğru artar. Doğu Anadolu’da yüksek plato ve dağların geniş yer kaplaması; sıcaklığın düşmesine, karın yerde kalma süresinin uzamasına, tarım döneminin kısalmasına ve ulaşımın zorlaşmasına yol açar. Batıda ise daha alçak alanlar ve geniş graben ovaları belirgindir.
→
→
Yer Şekillerinin İklim, Ulaşım ve Tarıma Etkisi
Dağların kıyıya paralel uzandığı Karadeniz ve Akdeniz kıyılarında deniz etkisi iç kesimlere kolay ulaşamaz. Kıyı ile iç bölgeler arasında kısa mesafede sıcaklık ve yağış farkları oluşur; ulaşım çoğu yerde geçitleri izler. Ege’de dağların denize dik uzanması ise deniz etkisinin grabenler boyunca içerilere sokulmasını ve kıyı-iç kesim ulaşımını kolaylaştırır.
Engebenin fazla olması tarım alanlarını parçalar, makine kullanımını sınırlar ve yol yapım maliyetini artırır. Buna karşılık yükselti farkı akarsuların hidroelektrik potansiyelini, yüksek dağlar kış turizmini, serin ve otlu platolar yaylacılığı destekler. Kısa mesafede değişen yükselti, iklim ve bitki çeşitliliğini de artırır.
TÜRKİYE’NİN DAĞLARI
Kıvrım Dağları: Kuzey Anadolu Dağları ve Toroslar
Türkiye’nin genç kıvrım dağları Alp-Himalaya kuşağının parçasıdır. Kuzeyde uzanan Kuzey Anadolu Dağları; Küre, Bolu, Köroğlu, Ilgaz, Canik, Giresun, Kaçkar ve Yalnızçam gibi sıraları kapsar. Güneydeki Toros sistemi ise Beydağları, Geyik, Bolkar, Aladağlar ile Güneydoğu Torosları gibi kütlelerden oluşur.
Bu dağlar genel olarak doğu-batı yönünde ve Karadeniz ile Akdeniz kıyılarına paralel uzanır. Kıyı ovalarının dar, falezlerin yaygın, kıyı ile iç kesim ulaşımının zor ve iklim farkının belirgin olmasında bu uzanış etkilidir. Doğuya gidildikçe dağ kuşakları birbirine yaklaşır ve yükselti artar.
Kırık ve Volkanik Dağların Dağılışı
Kırık dağlar Türkiye’de en belirgin olarak Batı Anadolu’da görülür. Kaz, Madra, Yunt, Boz, Aydın ve Menteşe dağları yükselmiş fay blokları, yani horstlardır. Aralarındaki Bakırçay, Gediz, Küçük Menderes ve Büyük Menderes ovaları ise grabenlerde gelişmiştir. Amanos Dağları da kırıklı yapıyla ilişkilidir.
Volkanik dağların önemli bölümü İç ve Doğu Anadolu’dadır. İç Anadolu’da Erciyes, Hasan, Melendiz ve Karadağ; Doğu Anadolu’da Büyük ve Küçük Ağrı, Tendürek, Süphan ve Nemrut; Güneydoğu Anadolu’da Karacadağ başlıca örneklerdir. Kula çevresinde genç volkanik şekiller bulunur. Türkiye’nin en yüksek noktası, 5137 metrelik Büyük Ağrı Dağı’dır.
Kaz, Madra, Yunt, Boz, Aydın
Erciyes, Ağrı, Süphan, Nemrut
TÜRKİYE’NİN OVALARI
Tektonik ve İç Bölge Ovaları
Ova, çevresine göre alçakta kalan ve eğimi az olan geniş düzlüklerdir. Türkiye’deki iç ovaların önemli bölümü tektonik çöküntülerin alüvyonlarla dolmasıyla oluşmuştur. Batı Anadolu’daki Bakırçay, Gediz, Küçük Menderes ve Büyük Menderes ovaları graben tabanındadır. Erzincan, Erzurum, Pasinler, Muş ve Iğdır gibi doğu ovaları da tektonik havzalarla ilişkilidir.
Konya, Kayseri, Eskişehir, Malatya, Elbistan ve Harran ovaları önemli iç düzlüklerdir. İç ovaların tamamı deniz seviyesine yakın değildir; yükselti doğuya doğru artabilir. Verimli alüvyal toprak, düz yüzey ve su imkânı uygun olduğunda ovalar tarım, yerleşme ve ulaşımın yoğunlaştığı alanlara dönüşür.
Kıyı ve Delta Ovaları
Akarsuların taşıdığı alüvyonları sığ kıyılarda biriktirmesiyle delta ovaları oluşur. Kızılırmak’ın oluşturduğu Bafra, Yeşilırmak’ın oluşturduğu Çarşamba, Seyhan ve Ceyhan’ın oluşturduğu Çukurova, Göksu’nun oluşturduğu Silifke deltası başlıca örneklerdir. Ege’de Bakırçay, Gediz, Küçük Menderes ve Büyük Menderes ağızlarında da verimli kıyı ovaları gelişmiştir.
Delta ovaları düz ve verimli oldukları için tarım, yerleşme ve ulaşım bakımından elverişlidir. Ancak taşkın, kıyı erozyonu ve yanlış arazi kullanımı gibi risklere açıktır. Doğu Karadeniz’de dağların kıyıya çok yakın ve kıta sahanlığının dar olması büyük deltaların gelişmesini sınırlar.
TÜRKİYE’NİN PLATOLARI
Plato Türleri ve Bölgesel Dağılış
Plato, çevresine göre yüksek olan ve akarsular tarafından derin vadilerle yarılmış geniş düzlüklerdir. Türkiye’nin genç dönemde yükselmesi nedeniyle platoların çoğu yüksek ve parçalanmıştır. İç Anadolu’da Haymana, Cihanbeyli, Obruk ve Bozok; Orta Karadeniz’de Perşembe; Marmara’da Çatalca-Kocaeli önemli plato alanlarıdır.
Oluşumlarına göre platolar farklı gruplara ayrılır. Yatay tabakaların yarılmasıyla tabaka düzlüğü platoları; kalkerli yüzeylerin aşındırılmasıyla Teke ve Taşeli gibi karstik platolar; lav örtülerinin akarsularla yarılmasıyla Erzurum-Kars ve Ardahan gibi volkanik platolar; uzun süreli aşınım yüzeylerinin yükselip yarılmasıyla aşınım platoları gelişir.
TÜRKİYE’DE KIYI TİPLERİ
Boyuna ve Enine Kıyıları Karşılaştırma
Karadeniz ve Akdeniz kıyılarında dağlar çoğunlukla kıyıya paralel uzandığı için boyuna kıyı tipi görülür. Kıyı çizgisi görece sade, kıta sahanlığı dar, falezler yaygın ve kıyı ile iç kesim arasındaki ulaşım zordur. Kıyı ovaları genellikle dar ve parçalıdır.
Ege kıyılarında dağlar kıyıya dik uzandığı için enine kıyı tipi gelişir. Koy, körfez, yarımada ve doğal liman sayısı fazladır; kıta sahanlığı daha geniştir. Deniz etkisi ile ulaşım doğu-batı doğrultulu grabenler boyunca iç kesimlere sokulur.
Ria, Dalmaçya ve Türkiye’de Görülmeyen Kıyılar
Akarsu vadilerinin deniz altında kalmasıyla oluşan ria tipi kıyılar, İstanbul ve Çanakkale boğazları çevresi ile Menteşe yöresinde görülür. Kıyıya paralel uzanan sırt ve vadilerin deniz altında kalmasıyla oluşan Dalmaçya tipi kıyı Teke Yarımadası’nda, özellikle Kaş-Finike arasında belirgindir. Büyük ve Küçük Çekmece gibi kıyı kordonlarının gerisindeki sığ göller limanlı kıyı görünümüne örnektir.
Türkiye kıyılarında buzullar deniz seviyesine kadar inmediği için fiyort ve skyer kıyıları oluşmamıştır. Gelgit genliği zayıf olduğundan gerçek haliç kıyıları da gelişmemiştir. “Haliç” özel adıyla bilinen İstanbul’daki su alanı, oluşum bakımından gelgit haliçi değil ria sisteminin bir parçasıdır.
HARİTADA YER ŞEKİLLERİNİ BİRLİKTE OKUMA
Dağ, Ova, Plato ve Kıyı Arasındaki Bağlantı
Türkiye’nin yer şekilleri birbirinden bağımsız değildir. Batı Anadolu’da faylanma horst dağlar ile graben ovaları yan yana oluşturmuş; bu doğu-batı uzanış Ege’de enine kıyıların gelişmesini desteklemiştir. Kuzey Anadolu Dağları ve Torosların kıyıya paralel uzanması Karadeniz ile Akdeniz’de boyuna kıyıları, dar kıyı ovalarını ve geçitlere bağımlı ulaşımı ortaya çıkarmıştır.
İç kesimlerde yükselmiş düzlüklerin akarsularla yarılması geniş plato alanları oluşturur. Bu nedenle harita sorularında tek bir yer adını ezberlemek yerine oluşum → uzanış → bölge → sonuç bağlantısı kurulmalıdır. Aynı bağlantı iklim, tarım, nüfus, ulaşım ve ekonomik faaliyet sorularında da kullanılabilir.
→
→




