TYT Dış Kuvvetler konu anlatımı; akarsu, rüzgâr, yer altı suları, buzullar, dalga ve akıntılar ile kütle hareketlerinin yeryüzünü nasıl biçimlendirdiğini açıklar. İç kuvvetler yer şekillerinin ana çatısını kurarken dış kuvvetler bu yüzeyi aşındırır, taşır ve uygun alanlarda biriktirir. Bu nedenle bir yer şeklini tanırken yalnız görünüşüne değil, onu oluşturan etkene ve sürecin hangi aşamasında meydana geldiğine bakmak gerekir.
DIŞ KUVVETLERİN ÇALIŞMA MANTIĞI
Aşındırma, Taşıma ve Biriktirme
Dış kuvvetlerin başlıca enerji kaynağı Güneş’tir. Güneş; su döngüsünü, rüzgârları ve buzulların eriyip hareket etmesini dolaylı olarak besler. Yer çekimi ise akarsuyun aşağı yönde akmasını, buzulların eğim boyunca ilerlemesini ve ayrışmış malzemenin yamaçtan aşağı hareketini sağlar. Kayaçların parçalanıp çözülmesiyle hazırlanan malzeme, dış kuvvetler tarafından yerinden koparılır ve taşınır.
Bir dış kuvvetin taşıma gücü yüksekse aşındırma ve taşıma, enerjisi azalıyorsa biriktirme öne çıkar. Akarsu eğimin azaldığı yerde alüvyon bırakabilir; rüzgâr hızını kaybettiğinde kumul oluşturabilir; dalga ve kıyı akıntıları taşıdığı kumu korunaklı bir kıyıda biriktirebilir. İklim, kayaç yapısı, eğim, bitki örtüsü ve zaman hangi dış kuvvetin baskın olacağını belirler.
→
→
AKARSULARIN OLUŞTURDUĞU YER ŞEKİLLERİ
Akarsu Gücü, Rejim ve Denge Profili
Akarsuyun doğduğu yere kaynak, sularını topladığı alana havza, iki havzayı ayıran yüksek sınıra su bölümü çizgisi denir. Sularını denize ulaştıran havza açık, denize ulaştıramayan havza kapalıdır. Bir akarsuyun belirli kesitinden bir saniyede geçen su miktarı debi (akım), yıl içindeki akım değişimi ise rejim kavramıyla anlatılır.
Akarsuyun aşındırma ve taşıma gücü; debi, eğim, akış hızı, yük miktarı ve kayaç direncine bağlıdır. Yatak eğiminin fazla olduğu yukarı çığırda derine aşındırma; eğimin azaldığı aşağı çığırda yana aşındırma ve biriktirme daha belirgin olabilir. Akarsu, kaynak ile ağız arasında aşındırabileceği en düşük seviyeye yaklaşarak pürüzleri azalttığında denge profiline ulaşır. Bu durumda eğim ve hız genel olarak azalır; ulaşım ve biriktirme koşulları güçlenebilir.
Akarsu Aşındırma Şekilleri
Akarsular yataklarını derine ve yana doğru aşındırarak farklı vadi tipleri oluşturur. Yatak eğiminin fazla olduğu genç arazilerde çentik vadi; dirençli kütleleri enine yaran akarsularda boğaz vadi; tabakaların farklı direnç göstermesiyle yamaçları eşit olmayan asimetrik vadi; kurak bölgelerde yamaçları basamaklı ve dik kanyon vadi gelişebilir. Eğimin azaldığı alanlarda yana aşındırma güçlenir ve akarsu büklümler yaparak menderes oluşturur.
Yatakta direnç farkı bulunduğunda suyun yüksekten döküldüğü şelale ve altında aşınmayla gelişen dev kazanı meydana gelir. Sel suları, bitki örtüsünün seyrek olduğu eğimli yüzeyleri yararak kırgıbayır oluşturur. Volkanik tüflerin sel sularıyla aşındırıldığı, üstteki dirençli kaya bloklarının alt kısmı koruduğu yerlerde peri bacaları gelişir. Akarsuların geniş alanları uzun sürede deniz seviyesine yakın dalgalı düzlük hâline getirmesiyle peneplen (yontukdüz) oluşur; yükselip yeniden yarılan eski aşınım yüzeyleri plato görünümü kazanabilir.
Akarsu Biriktirme Şekilleri
Akarsuyun eğimi ve hızı azaldığında taşıdığı alüvyonları biriktirir. Dağlık alandan ovaya çıkan akarsuyun eğimin birden azaldığı yerde birikinti konisi oluşur; daha yayvan olanına birikinti yelpazesi denir. Komşu yelpazelerin birleşmesi dağ eteği ovasını, dağlar arasındaki çukur alanların dolması dağ içi ovasını meydana getirebilir. Akarsuyun yatağı çevresindeki geniş alüvyal düzlüğe taban seviyesi ovası veya taşkın ovası denir.
Akarsu, deniz ya da göle ulaştığı ağız kısmında taşıdığı malzemeyi biriktirerek delta ovası oluşturabilir. Bunun için kıyının sığ, gelgitin ve kıyı akıntılarının zayıf, akarsuyun taşıdığı alüvyonun fazla olması gerekir. Yatak içinde biriken malzemenin oluşturduğu sığlıklara ırmak adası denir. Akarsuyun eski taşkın ovasını yeniden aşındırıp basamak hâlinde bırakması ise seki (taraça) oluşturur; seki yalnız birikim değil, birikimden sonra yeniden aşındırmanın da kanıtıdır.
RÜZGÂR VE KARST ŞEKİLLERİ
Rüzgâr Aşındırma ve Biriktirme Şekilleri
Rüzgâr; kurak ve yarı kurak, bitki örtüsünün seyrek, toprağın kuru ve gevşek olduğu alanlarda etkili bir dış kuvvettir. Yerden kaldırdığı kumları kaya yüzeylerine çarparak aşındırır. Kayaların alt bölümlerinin daha çok aşınmasıyla mantar kaya, farklı dirençteki tabakaların oyulmasıyla şahit kaya, uzun oluk ve sırtların gelişmesiyle yardang, kaya yüzeyindeki oyukların büyümesiyle tafoni oluşabilir. Rüzgârın gevşek malzemeyi süpürüp taşımasına deflasyon denir.
Rüzgârın hızı azaldığında taşıdığı malzemeyi biriktirir. Kumların yığılmasıyla genel olarak kumul, hilal biçimli hareketli kumullarla barkan meydana gelir. Çok ince tozların geniş alanlarda birikmesi ise lös örtülerini oluşturur. Lös verimli olabilse de kolay aşınabilen gevşek bir malzemedir.
Karstik Aşındırma ve Biriktirme Şekilleri
Kalker, jips ve kaya tuzu gibi suda çözünebilen kayaçların bulunduğu alanlarda karstik şekiller gelişir. Yağış ve yer altı suları kayaçları kimyasal olarak çözer. Yüzeydeki küçük oluklara lapya, dairesel çukurlara dolin, dolinlerin birleşmesiyle oluşan daha büyük çukurlara uvala, geniş tabanlı karstik ovalara polye denir. Tavan çökmesi veya çözünmeyle oluşan derin çukurlar obruk, suların yer altına geçtiği açıklıklar düden olarak adlandırılır. Yer altında mağara ve galeri sistemleri gelişebilir.
Kalsiyum karbonatça zengin sular mağara tavanından damlarken çözünmüş minerali bırakır. Tavandan aşağı büyüyen şekil sarkıt, tabandan yukarı büyüyen şekil dikit, ikisinin birleşmesiyle oluşan şekil sütundur. Karstik kaynak sularının yeryüzünde basamaklı biçimde çökelmesiyle traverten oluşur.
→
→
BUZUL VE KIYI ŞEKİLLERİ
Buzulların Oluşturduğu Şekiller
Buzullar kutup bölgelerinde ve kalıcı kar sınırının üzerindeki yüksek dağlarda etkili olur. Buzulun oluştuğu çanak biçimli oyuklara sirk, buzul aşındırmasıyla genişleyip tabanı düzleşen vadilere tekne (U) vadi denir. Ana buzul vadisine yukarıdan bağlanan yan vadiler asılı vadi oluşturur. Buzulun kayaları cilalayıp bir yüzünü yatık, diğer yüzünü dik biçimde aşındırmasıyla hörgüç kaya meydana gelir.
Buzulların taşıdığı irili ufaklı, çoğu kez boylanmamış malzemelerin birikmesine moren denir. Buzul tabanındaki malzemenin uzun ve oval tepeler hâlinde biçimlenmesiyle drumlin, buzul erime sularının biriktirdiği kum ve çakıllarla sander düzlüğü gelişebilir. Buzul aşındırmasıyla açılan çukurlarda buzul gölleri oluşabilir.
Dalga ve Akıntıların Oluşturduğu Şekiller
Dalgalar dik kıyıların tabanını aşındırarak oyuk oluşturur; üstteki bölümün çökmesiyle kıyı geriler ve falez (yalıyar) meydana gelir. Falezin önünde aşınmayla gelişen az eğimli kayalık yüzeye abrazyon platformu denir. Kayalık kıyılarda dalga aşındırması deniz mağarası, doğal köprü ve deniz sütunu gibi şekiller de oluşturabilir.
Kıyı akıntıları, dalgaların kıyıya taşıdığı kum ve çakılları kıyı boyunca sürükler. Bir uçtan karaya bağlı uzanan birikim şeridi kıyı okudur. Okun bir koyun önünü kapatmasıyla kıyı kordonu, geride kalan sığ su alanıyla lagün (deniz kulağı) oluşur. Bir adanın birikim şeridiyle karaya bağlanmasına tombolo (saplı ada) denir. Kumsal da dalga ve akıntı biriktirmesinin yaygın sonucudur.
↔
→
Başlıca Kıyı Tiplerini Ayırt Etme
Kıyı tipleri; dağların uzanışı, vadilerin biçimi, buzulların etkisi, akarsu ağızları ve deniz seviyesindeki değişmelerle oluşur. Dağların kıyıya paralel uzandığı boyuna kıyılarda kıyı çizgisi sade, kıta sahanlığı dar ve falez yaygındır. Dağların kıyıya dik uzandığı enine kıyılarda girinti-çıkıntı, koy ve körfez daha fazladır; kıta sahanlığı genellikle geniştir.
Deniz yükselerek akarsu vadilerini basarsa ria, kıyıya paralel uzanan dağ sıraları arasındaki vadileri basarsa Dalmaçya tipi kıyı gelişir. Buzul vadilerinin deniz altında kalması fiyort, buzul aşındırmasıyla parçalanmış alçak kayalık alanların basılması skyer kıyılarını oluşturur. Gelgitin güçlü olduğu akarsu ağızlarında haliç (estuar), akarsu ağzının kıyı kordonuyla kapanmasında limanlı kıyı görülür. Mercan kolonilerinin sıcak ve sığ denizlerde oluşturduğu kıyılar resif kıyılarıdır.
KÜTLE HAREKETLERİ
Heyelan ve Kaya Düşmesi
Toprak, kaya veya molozun yer çekiminin doğrudan etkisiyle yamaç aşağı hareket etmesine kütle hareketi denir. Heyelan, eğimli arazideki malzemenin bir kayma yüzeyi boyunca topluca yer değiştirmesidir. Eğimin fazla olması, tabakaların yamaç yönünde uzanması, killi ve suya doygun zemin, şiddetli yağış, kar erimesi, deprem ve yamacın tabanının oyulması heyelan olasılığını artırabilir.
Kaya düşmesi, dik ve çatlaklı yamaçlardan kopan kaya parçalarının düşmesi ya da yuvarlanmasıdır. Donma-çözülme, sıcaklık farkları, deprem ve yol açma çalışmaları çatlakları genişletebilir. Her iki olayda da temel hareket ettirici yer çekimidir; su çoğu zaman malzemenin ağırlığını artırarak veya sürtünme direncini azaltarak süreci kolaylaştırır.
DIŞ KUVVETLERİ BİRLİKTE OKUMA
Aynı alanda birden fazla dış kuvvet ardışık veya eş zamanlı çalışabilir. Akarsu bir yamacın tabanını oyarak kütle hareketini kolaylaştırabilir; rüzgârın taşıdığı malzeme akarsuya katılabilir; dalga ve akıntılar akarsuyun denize getirdiği alüvyonu kıyı boyunca yeniden dağıtabilir. Bir soruda doğru sonuca ulaşmak için iklim ve kayaç → baskın etken → aşındırma veya biriktirme → oluşan şekil zinciri kurulmalıdır.
→
→

