TYT İç Kuvvetler konu anlatımı; yeryüzünü içten biçimlendiren orojenez, epirojenez, volkanizma ve deprem süreçlerini birbiriyle bağlantılı biçimde açıklar. Dünya’nın iç enerjisi levhaları hareket ettirir; bu hareket bazı yerlerde dağları yükseltir, bazı yerlerde geniş kara parçalarını alçaltır, magmayı yüzeye taşır veya faylarda biriken gerilimi depremle açığa çıkarır.
İÇ KUVVETLERİN KAYNAĞI
İç Kuvvetler Nasıl Çalışır?
İç kuvvetlerin temel enerji kaynağı Dünya’nın iç ısısıdır. Bu enerji mantodaki çok yavaş hareketleri ve levha tektoniğini besler. Levhalar yaklaşırken, uzaklaşırken veya birbirinin yanından geçerken yerkabuğunda sıkışma, gerilme ve kırılma meydana gelir. Böylece yeryüzü uzun jeolojik zamanlarda yeniden şekillenir.
İç kuvvetler genel olarak yapıcıdır; dağ, plato ve volkan konisi gibi yeni yükseltiler oluşturabilir. Ancak bu ifade onların yalnızca yükselttiği anlamına gelmez. Epirojenez geniş alanları alçaltabilir, faylanma grabenleri çökertebilir ve volkanik çökme kalderalar meydana getirebilir. Sonuç, kabuğun bir bütün olarak yeniden düzenlenmesidir.
OROJENEZ: DAĞ OLUŞUMU
Kıvrım Dağları: Antiklinal ve Senklinal
Orojenez, levhaların yaklaşmasıyla tortul tabakaların sıkışıp yükselmesi sonucunda dağ sistemlerinin oluşmasıdır. Deniz tabanındaki uzun ve derin tortul birikim alanlarına jeosenklinal denir. Bu alanlarda biriken esnek tabakalar yanal basınç altında kırılmadan bükülebilir.
Kıvrımın yukarı doğru kubbeleşen bölümüne antiklinal, aşağı doğru çanaklaşan bölümüne senklinal adı verilir. Alpler, Himalayalar, Andlar ve Kayalık Dağları genç kıvrım kuşaklarının önemli örnekleridir. Türkiye’deki Kuzey Anadolu Dağları ile Toroslar da Alp-Himalaya kıvrım sistemi içinde gelişmiştir.
∩ biçimli kemer
∪ biçimli oluk
Kırık Dağları: Horst ve Graben
Yerkabuğundaki sert tabakalar tektonik gerilmeye veya basınca dayanamayınca kırılır. Kırılma yüzeyine fay denir. Faylarla sınırlandırılmış bloklardan yükselen veya çevresine göre yukarıda kalan bölüm horst, çöken bölüm ise graben olarak adlandırılır. Horstlar kırık dağlarını, grabenler ise uzun çöküntü ovalarını meydana getirebilir.
Batı Anadolu, horst-graben sisteminin Türkiye’deki en belirgin örneğidir. Kaz, Madra, Yunt, Boz ve Aydın dağları horstlara; Bakırçay, Gediz, Küçük Menderes ve Büyük Menderes ovaları grabenlere örnektir. Bu dağ ve ovaların genel olarak doğu-batı doğrultusunda uzanması, Ege Bölgesi’nin kıyı ve ulaşım özelliklerini de etkiler.
→
→
EPİROJENEZ: GENİŞ ALANLI KABUK HAREKETLERİ
Yük Değişimi, Yükselme ve Alçalma
Epirojenez, kıta büyüklüğündeki geniş yerkabuğu parçalarının çok yavaş biçimde yükselmesi veya alçalmasıdır. Orojenezde tabakalar yoğun biçimde kıvrılıp kırılırken epirojenezde geniş bir alan bütün olarak dikey yönde hareket eder. Bu nedenle süreç, kıta oluşumu veya kıtasal yükselme-alçalma olarak da anılır.
Yerkabuğu, mantonun daha yoğun ve uzun zaman ölçeğinde şekil değiştirebilen bölümü üzerinde dengede bulunur. Bu dengeye izostatik denge denir. Buzul, tortul veya volkanik malzeme gibi yükler arttığında kabuk alçalma; aşınma veya buzulların erimesiyle yük azaldığında yükselme eğilimi gösterir. İskandinavya’nın son buzul çağından sonra yükselmeyi sürdürmesi, yük boşalmasına verilen klasik örnektir.
Transgresyon ve Regresyon
Kara ile denizin birbirine göre seviyesinin değişmesi kıyı çizgisini hareket ettirir. Kara alçalırsa deniz karaya doğru ilerler; buna transgresyon (deniz ilerlemesi) denir. Kara yükselirse deniz kıyıdan çekilir ve regresyon (deniz gerilemesi) yaşanır. Burada önemli olan göreli deniz seviyesidir: kıyı çizgisi, yalnız deniz suyunun miktarıyla değil karanın dikey hareketiyle de değişebilir.
Epirojenez, kıyılarda taraça adı verilen eski kıyı düzlüklerinin yüksekte kalmasına katkı sağlayabilir. Ancak her deniz seviyesi değişimini epirojenezle açıklamak doğru değildir; küresel iklim değişimleri, buzulların erimesi veya okyanus havzalarının hacmindeki değişimler de deniz seviyesini etkileyebilir.
→
↔
VOLKANİZMA
Yüzey Volkanizması ve Volkanik Şekiller
Magmanın yerkabuğundaki çatlaklardan yüzeye ulaşmasına yüzey volkanizması denir. Yüzeye çıkan eriyik malzeme lav adını alır; lavla birlikte gaz, kül ve daha iri piroklastik parçalar da çıkabilir. Bu malzemelerin baca çevresinde birikmesi volkan konisini oluşturur.
Volkan bacasının tepesindeki küçük çanağa krater denir. Şiddetli patlama veya magma odasının boşalması sonrasında tepe bölümünün genişçe çökmesiyle kaldera oluşabilir. Magmanın yer altı suyuyla temas ederek patlama meydana getirmesiyle oluşan geniş, alçak kenarlı çukurlara maar denir. Türkiye’de Ağrı, Tendürek, Nemrut, Süphan, Erciyes ve Hasan Dağı; genç volkanik yer şekillerinin önemli örnekleridir. Kula çevresinde de genç volkanik koniler ve lav alanları bulunur.
Derinlik Volkanizması: Sill, Dayk, Lakolit ve Batolit
Magma her zaman yüzeye ulaşmaz. Yer kabuğunun içine sokulup yavaşça soğuyarak katılaşırsa derinlik volkanizması gerçekleşir. Bu oluşumlar başlangıçta yüzeyin altında kalır; üstteki tabakalar uzun sürede aşındığında yeryüzünde görünür hâle gelebilir.
Sill, magmanın kayaç tabakaları arasına paralel biçimde sokulmasıyla; dayk ise tabakaları kesen çatlaklarda katılaşmasıyla oluşur. Lakolit, üstteki tabakaları kubbe gibi yükselten mercek biçimli sokulumdur. Batolit, derinlerde katılaşan çok geniş magma kütlesidir. Aşınmayla açığa çıkan batolitler geniş granit kütleleri oluşturabilir.
DEPREMLER VE FAYLAR
Deprem Odağı, Dış Merkez ve Sismik Dalgalar
Tektonik hareketler kayaçlarda gerilim biriktirir. Kayaçlar dayanma sınırını aştığında fay boyunca aniden yer değiştirir ve biriken enerji sismik dalgalar hâlinde çevreye yayılır. Bu olay depremdir. Depremin yer içinde başladığı noktaya odak (hiposantr), odağın yeryüzündeki tam karşılığına dış merkez (episantr) denir.
Sismik dalgalar sismometre ile algılanır ve kaydedilir. Dış merkez, depremin en güçlü hissedileceği yere çoğu zaman yakın olsa da en büyük hasarın mutlaka tam burada olması gerekmez. Fay kırığının uzanışı, zemin özellikleri, odak derinliği ve yapıların dayanıklılığı hasarın dağılışını değiştirir.
↑
→
Fay Türleri ve Deprem Çeşitleri
Faylar, blokların hareket yönüne göre sınıflandırılır. Normal fay gerilme ortamında üst bloğun aşağı hareket etmesiyle, ters veya bindirme fayı sıkışma ortamında üst bloğun yukarı çıkmasıyla oluşur. Doğrultu atımlı fayda bloklar büyük ölçüde yatay yönde birbirinin yanından geçer. Gerçekte bazı faylarda bu hareketlerin birden fazlası birlikte görülebilir.
Oluşum nedenine göre depremler; faylardaki kırılmaya bağlı tektonik, volkanik faaliyetle ilişkili volkanik ve yer altı boşluklarının çökmesiyle oluşan çöküntü depremleri olarak ayrılır. En geniş alanı etkileyen ve en büyük enerjiyi açığa çıkarabilen grup çoğunlukla tektonik depremlerdir.
Türkiye, Alp-Himalaya deprem kuşağında yer alır. Kuzey Anadolu Fay Zonu ve Doğu Anadolu Fay Zonu başlıca doğrultu atımlı sistemlerdir; Batı Anadolu’da ise gerilmeyle ilişkili normal faylar yaygındır.
Üst blok aşağı
Üst blok yukarı
Bloklar sıyrılır
Deprem Büyüklüğü ve Şiddeti Arasındaki Fark
Deprem büyüklüğü, kaynağın boyutunu ve açığa çıkan enerjiyle ilişkili fiziksel özellikleri ifade eden tek bir değerdir. Büyük depremlerde günümüzde yaygın olarak moment büyüklüğü (Mw) kullanılır. “Richter ölçeği” ifadesi günlük dilde yaygın olsa da modern deprem kataloglarında tek ve evrensel büyüklük yöntemi değildir.
Deprem şiddeti ise sarsıntının belirli bir yerde insanlar, yapılar ve çevre üzerindeki gözlenen etkisidir. Aynı depremin büyüklüğü tektir; fakat dış merkeze uzaklık, zemin, odak derinliği ve yapı kalitesine göre farklı yerlerde farklı şiddet değerleri oluşur. Değiştirilmiş Mercalli gibi şiddet ölçekleri etkileri dereceler hâlinde sınıflandırır.
Enerji ve kırılma boyutuyla ilişkili
Örnek gösterim: Mw
Konuma ve zemine göre değişir
Bir deprem için birçok değer olabilir
İÇ KUVVETLERİN BİRLİKTE ETKİSİ
İç kuvvetler birbirinden kopuk olaylar değildir. Levha yakınlaşması bir yandan kıvrım dağlarını oluştururken bir yandan faylanma ve depremlere yol açabilir; dalma-batma alanlarında magma üretimi volkanizmayı destekleyebilir. Buna karşılık her deprem volkanik değildir ve her dağ bir volkan konisi değildir. TYT sorularında süreci doğru ayırt etmek için hareket türü → oluşan yapı → örnek alan bağlantısı kurulmalıdır.
→
→


