TYT ORTA ÇAĞ’DA DÜNYA

0
22
TYT Orta Çağ'da Dünya konu anlatımı kapağı

TYT Orta Çağ’da Dünya konu anlatımı; Kavimler Göçü’nden İstanbul’un Fethi’ne uzanan dönemde Avrupa’nın siyasi ve toplumsal yapısını, kilisenin etkisini, feodal düzeni, başlıca devletleri, ticaret yollarını ve Haçlı Seferlerini neden-sonuç ilişkisiyle açıklar. Bu dönem, İlk Çağ uygarlıklarından kalan hukuk, şehir ve ticaret mirasının yeni siyasi yapılar içinde dönüşmesiyle şekillendi.

Orta Çağ için tek bir başlangıç ve bitiş tarihi bütün dünyada aynı biçimde kullanılmaz. Avrupa tarihi açısından Kavimler Göçü ve Batı Roma’nın yıkılması başlangıç; 1453 İstanbul’un Fethi ise bitiş için yaygın kabul gören dönüm noktalarıdır. TYT sorularında tarihten çok, bir gelişmenin hangi siyasi, ekonomik veya toplumsal sonucu doğurduğunu ayırt etmek önemlidir.

KAVİMLER GÖÇÜ VE ORTA ÇAĞ’A GEÇİŞ

MS 4. yüzyılın ikinci yarısında Hunların batıya ilerlemesi, Karadeniz’in kuzeyindeki toplulukları Roma İmparatorluğu sınırlarına doğru hareket ettirdi. 375 dolaylarında yoğunlaşan ve Kavimler Göçü olarak adlandırılan bu süreç tek bir kavmin tek seferde yer değiştirmesi değildi; birbirini etkileyen uzun süreli göç dalgalarıydı.

Kavimler Göçü sırasında Hunların ve Avrupa topluluklarının hareket yönleri

Haritadaki mor çizgi Hun hareketinin doğudan batıya genel yönünü, turuncu çizgiler ise oluşan baskıyla Avrupa içindeki toplulukların batı ve güneye yönelişini gösterir. Bu hareketlilik Roma’nın zaten zayıflayan sınır düzenini sarstı ve Avrupa’nın siyasi haritasını değiştirdi.

Doğudan gelen baskıHun hareketi başladı.

Avrupa içi göçlerTopluluklar Roma sınırlarına yöneldi.

Siyasi parçalanmaBatı Roma 476’da yıkıldı.

Yeni düzenKrallıklar ve feodal yapı güçlendi.

Kavimler Göçü sonucunda Batı Roma İmparatorluğu 476’da yıkıldı; Avrupa’da Germen kökenli krallıklar kuruldu, merkezî otorite zayıfladı ve güvenlik ihtiyacı yerel güç sahiplerini öne çıkardı. Avrupa toplumlarının kaynaşması bugünkü Avrupa milletlerinin oluşum sürecini etkiledi. Roma dünyasında Hristiyanlığın Katolik ve Ortodoks gelenekleri arasındaki ayrışma da zamanla belirginleşti.

Örnek - 1
Kavimler Göçü sonrasında Avrupa’da merkezî krallıkların zayıflaması ve yerel toprak sahiplerinin güç kazanması aşağıdakilerden hangisinin gelişmesine ortam hazırlamıştır?

A) Feodalitenin
B) Polis yönetiminin
C) Kast sisteminin
D) Satraplık düzeninin
E) Mutlak demokrasinin
Merkezî otoritenin zayıfladığı ve güvenliğin yerel güçlere bağlı hâle geldiği ortamda toprağa dayalı feodal düzen gelişmiştir.

Cevap: A

FEODAL DÜZEN VE AVRUPA TOPLUMU

Batı Roma’nın yıkılmasından sonra Avrupa’da güvenliği sağlayacak güçlü bir merkezî otorite uzun süre kurulamadı. Toprak sahibi senyörler, askerî hizmet ve bağlılık karşılığında daha alt derecedeki soylulara toprak kullanım hakkı verdi. Bu bağlılık ilişkisi içindeki kişiye vassal, toprağa dayalı siyasi ve ekonomik düzene ise feodalite denir.

Feodal düzende kral hukuken en üstte bulunsa da gücü her bölgede aynı değildi. Derebeyleri kendi topraklarında asker toplayabilir, vergi alabilir ve yargılama yapabilirdi. Bu nedenle siyasi birlik parçalıydı. Şatolar yalnız konut değil, savunma ve yerel yönetim merkezleriydi.

Orta Çağ Avrupa’sında sosyal sınıflar

Sınıf Temel özellik Düzendeki yeri
Asiller Toprak sahibi senyörler ve şövalyelerdi. Siyasi ve askerî gücü ellerinde tuttular.
Rahipler Din, eğitim ve kültür hayatında etkiliydiler. Kilise örgütü aracılığıyla geniş nüfuz kurdular.
Burjuvalar Şehirlerde ticaret ve zanaatla uğraştılar. Ticaret canlandıkça ekonomik etkileri arttı.
Köylüler ve serfler Toprağı işlediler; serfler toprağa bağlıydı. Üretimin temelini oluşturdular fakat siyasi hakları sınırlıydı.

Serf köleyle aynı değildi; alınıp satılan bağımsız bir eşya sayılmazdı fakat bağlı bulunduğu toprağı izinsiz terk edemezdi. Üretimin büyük bölümü malikânelerde yapıldığı için ekonomi başlangıçta kapalı ve tarıma dayalıydı. Ticaretin canlanması ve şehirlerin büyümesi burjuva sınıfını güçlendirerek feodal düzenin çözülmesine katkı sağladı.

Örnek - 2
Feodal Avrupa’da derebeylerinin asker toplaması, vergi alması ve yargılama yapması öncelikle aşağıdakilerden hangisinin göstergesidir?

A) Ekonominin sanayiye dayandığının
B) Siyasi yetkilerin yerel güçler arasında paylaşıldığının
C) Toplumsal sınıfların ortadan kalktığının
D) Kilisenin siyasi etkisini kaybettiğinin
E) Bütün Avrupa’da aynı hukukun uygulandığının
Merkezî devlete ait olması beklenen asker toplama, vergi ve yargı yetkilerinin derebeylerince kullanılması siyasi gücün yerelleştiğini gösterir.

Cevap: B

KİLİSE, PAPALIK VE DÜŞÜNCE HAYATI

Orta Çağ Batı Avrupa’sında Katolik Kilisesi yalnız dinî bir kurum değildi; eğitim, hukuk, ekonomi ve siyaset üzerinde de etkiliydi. Papaların krallara taç giydirmesi, hükümdarlığın meşruiyetinde kilisenin rolünü artırdı. Manastırlar el yazmalarını koruyan ve eğitim veren merkezler olarak kültürel sürekliliğe katkı sağladı.

Kilisenin başlıca araçları

AforozBir kişinin kilise topluluğundan çıkarılmasıdır.
EnterdiBir bölgedeki dinî törenlerin geçici olarak durdurulmasıdır.
EndüljansGünahların bağışlanmasına ilişkin kilise uygulamasıdır.
EngizisyonKilise öğretisine aykırı görülen düşünceleri yargılayan mahkemelerdir.

Kilisenin görüşlerinin eğitimde belirleyici olması skolastik düşünceyi güçlendirdi. Skolastik düşüncede inanç esaslarını akılla açıklama çabası öne çıksa da özgür sorgulamanın sınırlandırılması bilimsel gelişmeyi yavaşlatabildi. Bununla birlikte bütün Orta Çağ’ı bilimden yoksun ve değişmez görmek doğru değildir; manastır okulları, katedral okulları ve zamanla kurulan üniversiteler bilgi üretiminin devam ettiği kurumlardı.

Örnek - 3
Bir papanın bir hükümdarı aforoz ederek halkın ona bağlılığını zayıflatabilmesi aşağıdakilerden hangisine kanıt oluşturur?

A) Kilisenin siyasi otorite üzerinde etkili olduğuna
B) Feodalitenin tamamen sona erdiğine
C) Avrupa’da mezhep ayrılıklarının bulunmadığına
D) Burjuvazinin yönetimi ele geçirdiğine
E) Kralların bütün dinî kurumları kaldırdığına
Aforozun hükümdarın toplumdaki meşruiyetini etkileyebilmesi, kilisenin dinî gücünü siyasi alanda da kullanabildiğini gösterir.

Cevap: A

Örnek - 4
Orta Çağ Avrupa’sında manastırların el yazmalarını koruması ve eğitim vermesi aşağıdaki yargılardan hangisini destekler?

A) Kilise kurumlarının kültürel aktarımda rol oynadığını
B) Yazının ilk kez Orta Çağ’da bulunduğunu
C) Ticaret yollarının tamamen kapandığını
D) Feodal beylerin bütün yetkilerini kaybettiğini
E) Avrupa’da tek bir devlet kurulduğunu
Metinlerin korunması ve eğitim faaliyeti, geçmiş bilgi birikiminin sonraki kuşaklara aktarılmasına katkı sağlamıştır.

Cevap: A

ORTA ÇAĞ’IN BAŞLICA SİYASİ GÜÇLERİ

Orta Çağ yalnız Batı Avrupa’dan ibaret değildi. Akdeniz, İran, Orta Asya ve Çin çevresinde güçlü devletler bulunuyor; savaşlar kadar diplomasi ve ticaret de bu dünyaları birbirine bağlıyordu.

Bizans, Sasani ve Moğol siyasi düzenleri

Bizans İmparatorluğuDoğu Roma mirasını sürdürdü. Merkezî bürokrasi, güçlü imparatorluk anlayışı, Ortodoks Hristiyanlık ve İstanbul’un ticari konumu devletin temel dayanaklarıydı. İmparatorluk toprakları askerî ve idari amaçla thema adı verilen birimlere ayrıldı.
Sasani Devletiİran ve Mezopotamya çevresinde güçlü bir merkezî monarşi kurdu. İpek Yolu üzerindeki hâkimiyet için Bizans’la mücadele etti; 7. yüzyılda İslam fetihleri sonucunda yıkıldı.
Moğol İmparatorluğuTemuçin’in 1206’da Cengiz Han seçilmesiyle genişledi. Askerî örgütlenme ve haberleşme ağı büyük coğrafyaların denetimini kolaylaştırdı; güvenliğin arttığı dönemlerde Asya-Avrupa ticareti hızlandı.

Bizans’ın 6. yüzyılda hazırlattığı Justinianus Kanunları, Roma hukuk birikimini derleyip sistemleştirdi. Bu çalışma, Roma hukukunun sonraki dönemlere aktarılmasında önemli rol oynadı. Moğol yönetiminde ise Cengiz Han’a atfedilen ve Yasa adıyla anılan kurallar askerî ve toplumsal düzenin korunmasında etkili oldu; bunlar modern anlamda tek ve eksiksiz bir kanun kitabı gibi değerlendirilmemelidir.

Örnek - 5
Justinianus Kanunlarının Roma hukukuna ait düzenlemeleri bir araya getirmesi aşağıdakilerden hangisine katkı sağlamıştır?

A) Hukuk birikiminin korunup sonraki dönemlere aktarılmasına
B) Feodalitenin bütün Avrupa’da aynı anda sona ermesine
C) Kavimler Göçü’nün başlamasına
D) Kilisenin dinî yetkilerini kaybetmesine
E) İpek Yolu’nun önemini tamamen yitirmesine
Farklı dönemlere ait Roma hukuk metinlerinin derlenmesi, hukuk bilgisinin düzenli ve kalıcı biçimde sonraki toplumlara aktarılmasını sağlamıştır.

Cevap: A

TİCARET YOLLARI VE EKONOMİK HAYAT

Orta Çağ ekonomisinin temeli tarım olsa da kıtalar arası ticaret hiçbir zaman bütünüyle durmadı. Doğu ile Batı arasındaki mallar, fikirler ve teknik bilgiler kara ve deniz yollarıyla taşındı. Ticaret güzergâhını kontrol eden devletler gümrük geliri elde ederken kervanların ve limanların güvenliğini sağlamaya çalıştı.

İpek YoluÇin ve Orta Asya’dan İran, Anadolu ve Akdeniz’e uzanan kara bağlantıları üzerinden ipek, kâğıt ve değerli ürünler taşındı.
Baharat YoluHindistan ve Güneydoğu Asya ürünlerini Hint Okyanusu, Kızıldeniz ve Akdeniz üzerinden Avrupa’ya ulaştırdı.
Kürk YoluKuzey bölgelerinden elde edilen kürk ve hayvansal ürünleri Karadeniz ve Hazar çevresine bağladı.
Kral Yoluİlk Çağ’da kurulan Anadolu-İran güzergâhı sonraki dönemlerde de bölgesel ulaşım ve ticaretin tarihsel altyapılarından biri oldu.

11. yüzyıldan itibaren tarımsal üretimin artması, nüfusun çoğalması, pazarların canlanması ve Haçlı Seferleriyle Doğu Akdeniz bağlantılarının yoğunlaşması Avrupa şehirlerini büyüttü. Tüccar ve zanaatkârlardan oluşan burjuvazi güçlenirken loncalar üretimin niteliğini, fiyatları ve mesleğe giriş kurallarını düzenledi. Para ekonomisinin yaygınlaşması feodal malikânelerin kapalı yapısını zayıflattı.

Örnek - 6
Orta Çağ’da İpek ve Baharat yollarına hâkim olmak isteyen devletlerin temel amacı aşağıdakilerden hangisidir?

A) Ticaret gelirlerini ve stratejik denetimi artırmak
B) Tarımsal üretimi tamamen durdurmak
C) Bütün şehirleri kırsal yerleşime dönüştürmek
D) Yazılı hukuku ortadan kaldırmak
E) Mezhep ayrılıklarını sona erdirmek
Ticaret yolunun denetimi gümrük geliri, mal akışı ve askerî-stratejik üstünlük sağladığı için devletler bu güzergâhlara hâkim olmak istemiştir.

Cevap: A

HAÇLI SEFERLERİ

Haçlı Seferleri, 11. yüzyılın sonundan 13. yüzyılın sonlarına kadar Batı Avrupalı Hristiyanların Doğu Akdeniz’e düzenlediği askerî seferlerdir. Seferleri yalnız dinî bir nedenle açıklamak eksik olur; siyasi rekabet, toprak arayışı, ticaret yollarına ulaşma isteği ve Bizans’ın askerî yardım talebi birlikte etkiliydi.

Dinî nedenlerKudüs ve kutsal yerleri ele geçirme düşüncesi; papalığın çağrısı ve Katolik dünyasını birleştirme isteği.
Siyasi nedenlerDerebeylerinin yeni toprak kazanma amacı; papaların ve kralların nüfuz mücadelesi; Bizans’ın yardım talebi.
Ekonomik nedenlerDoğu’nun zenginliklerine ve Akdeniz ticaretine ulaşma; topraksız şövalyelerin yeni gelir alanı araması.
Örnek - 7
Haçlı Seferlerinin başlamasında kutsal yerleri ele geçirme düşüncesinin yanında Doğu’nun zenginliklerine ulaşma ve yeni toprak kazanma isteğinin de bulunması aşağıdakilerden hangisini gösterir?

A) Seferlerin dinî, ekonomik ve siyasi nedenleri birlikte taşıdığını
B) Avrupa’da merkezî otoritenin başlangıçtan beri güçlü olduğunu
C) Bizans’ın bütün seferlere karşı çıktığını
D) Ticaretin Orta Çağ boyunca tamamen durduğunu
E) Mezhep ayrılıklarının seferlerden önce sona erdiğini
Kutsal yerler dinî; zenginlik ve ticaret ekonomik; toprak kazanma ise siyasi nedenlere karşılık gelir. Bu nedenle seferler çok nedenli bir harekettir.

Cevap: A

Birinci Haçlı Seferi sonunda Kudüs ele geçirilerek bölgede Haçlı devletleri kuruldu. İkinci Sefer amacına ulaşamadı. Selahaddin Eyyubi’nin 1187 Hıttin Savaşı’ndan sonra Kudüs’ü geri alması Üçüncü Sefer’e yol açtı; buna rağmen Kudüs Haçlıların eline geçmedi. Dördüncü Sefer ise hedefinden saparak 1204’te İstanbul’un işgali ve Latin İmparatorluğu’nun kurulmasıyla sonuçlandı.

Haçlı Seferlerinin sonuçları

SiyasiBazı derebeyleri güç kaybetti; kralların merkezî otoritesi zamanla güçlendi. Bizans, 1204 işgaliyle ağır darbe aldı.
EkonomikDoğu Akdeniz ticareti canlandı; Venedik ve Ceneviz gibi liman şehirleri zenginleşti. Ticaretle birlikte burjuvazi güç kazandı.
KültürelDoğu-Batı etkileşimi arttı; kâğıt, barut, pusula ve matbaa gibi tekniklerin Avrupa’da tanınması ve yayılması hızlandı.
DinîPapalığa ve din adamlarına duyulan güven sarsıldı; Katolik-Ortodoks ayrılığı 1204 sonrasında daha da derinleşti.
Örnek - 8
Haçlı Seferleri sonrasında Akdeniz ticaretinin canlanması ve burjuva sınıfının güçlenmesi aşağıdaki süreçlerden hangisini hızlandırmıştır?

A) Kapalı feodal ekonominin çözülmesini
B) Serfliğin bütün Avrupa’da yaygınlaşmasını
C) Şehirlerin nüfus kaybetmesini
D) Ticarette paranın kullanım dışı kalmasını
E) Yerel derebeyliklerin ekonomik gücünün sürekli artmasını
Ticaret ve para ekonomisinin gelişmesi şehirleri ve burjuvaziyi güçlendirmiş, toprağa dayalı kapalı feodal ekonomiyi zayıflatmıştır.

Cevap: A

ORTA ÇAĞ’DA HUKUK, KRALLIKLAR VE DÖNÜŞÜM

1215’te İngiltere Kralı Yurtsuz John ile soylular arasında imzalanan Magna Carta, kralın bazı kararlarını hukuka ve soyluların onayına bağladı. Belge modern demokrasiyi bir anda kurmadı; ancak kralın yetkilerinin sınırsız olmadığı düşüncesini güçlendirmesi bakımından önemlidir. Vergi, yargılama ve tutuklama gibi alanlarda keyfî uygulamaların sınırlandırılmasına yönelik hükümler sonraki anayasal gelişmelere zemin hazırladı.

1337-1453 arasındaki Yüzyıl Savaşları, İngiltere ile Fransa arasında hanedan ve toprak iddiaları nedeniyle yaşandı. Uzun savaşlar şövalye ordularının önemini azaltırken merkezî orduları ve krallıkları güçlendirdi; İngiltere ve Fransa’da millî kimlik duygusunun gelişmesine katkı sağladı.

14. yüzyıldaki Kara Ölüm olarak bilinen büyük veba salgını Avrupa nüfusunda ağır kayıplara yol açtı. İş gücünün azalması emeğin değerini artırdı, üretim ilişkilerini sarstı ve birçok bölgede serfliğin çözülmesini hızlandırdı. Bu sonuç, bir sağlık krizinin ekonomik ve toplumsal düzeni de değiştirebileceğini gösterir.

375Kavimler Göçü476Batı Roma’nın yıkılışı1096Haçlı Seferlerinin başlaması1215Magna Carta1453İstanbul’un Fethi

İstanbul’un 1453’te Osmanlı Devleti tarafından fethedilmesi Avrupa tarihi açısından Orta Çağ’ın sonu kabul edilen başlıca dönüm noktalarındandır. Ateşli silahların gelişmesi, ticaret yolları arayışı, merkezî krallıkların güçlenmesi ve düşünce hayatındaki değişim de Yeni Çağ’a geçişi hazırlayan uzun vadeli gelişmelerdir.

Örnek - 9
Magna Carta’nın kralın vergi ve yargı alanındaki yetkilerini sınırlayan hükümler içermesi aşağıdaki düşüncelerden hangisini güçlendirmiştir?

A) Hükümdarın da hukukla bağlı olabileceği
B) Kilisenin bütün siyasi yetkileri üstlenmesi gerektiği
C) Feodal beylerin hiçbir hakka sahip olmadığı
D) Avrupa’da sınıfsız toplum kurulduğu
E) Krallık kurumunun tamamen kaldırıldığı
Magna Carta kralın bazı kararlarını kurallara bağlayarak yönetme yetkisinin sınırsız olmadığı anlayışını güçlendirmiştir.

Cevap: A

Örnek - 10
Kara Ölüm sonrasında Avrupa’da iş gücünün azalması, ücretlerin yükselmesi ve serflerin pazarlık gücünün artması aşağıdakilerden hangisine örnektir?

A) Demografik değişimin ekonomik ve toplumsal yapıyı etkilemesine
B) Kilisenin bütün yetkilerini kaybetmesine
C) Deniz ticaretinin tamamen sona ermesine
D) Kavimler Göçü’nün yeniden başlamasına
E) Roma İmparatorluğu’nun yeniden birleşmesine
Nüfus ve iş gücündeki azalma üretim ilişkilerini, ücretleri ve serflerin konumunu değiştirdiği için demografik bir olay ekonomik ve toplumsal sonuç doğurmuştur.

Cevap: A

Orta Çağ’ı anlamanın anahtarı, gelişmeleri birbirine bağlamaktır: Kavimler Göçü merkezî otoriteyi sarstı, feodal düzen güvenlik ihtiyacına cevap verdi, ticaret ve şehirler burjuvaziyi güçlendirdi, Haçlı Seferleri etkileşimi hızlandırdı, hukuk ve krallıklardaki dönüşüm ise Yeni Çağ’ın siyasi yapısına zemin hazırladı.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz