TYT İslamiyet’in Doğuşu ve İlk İslam Devletleri konu anlatımı; İslamiyet öncesi Arabistan’dan Hz. Muhammed Dönemi’ne, Dört Halife’den Emevi ve Abbasilere kadar siyasi gelişmeleri neden-sonuç ilişkisiyle açıklar. Konu; İlk ve Orta Çağlarda Türk Dünyası ile aynı zaman diliminin farklı bir coğrafyadaki gelişmelerini anlamayı sağlar.
TYT sorularında yalnız tarih sıralamak yeterli değildir. Hicretin devletleşmeye, Hudeybiye’nin siyasi tanınmaya, fetihlerin idari kurumlara ve farklı toplumlarla temasın bilimsel gelişmeye nasıl zemin hazırladığını ayırt etmek gerekir.
İSLAMİYET’İN DOĞDUĞU DÖNEMDE DÜNYA VE ARABİSTAN
VII. yüzyıl başlarında Doğu Roma ve Sasani imparatorlukları uzun savaşlarla yıpranmıştı. İç Asya’da Kök Türkler, Kızıldeniz’in batısında Habeş Krallığı etkiliydi. Arap Yarımadası ise büyük ölçüde çöllerle kaplı olduğundan güçlü imparatorlukların doğrudan hâkimiyetinden uzak kalmıştı.
Arabistan’da siyasi birlik yoktu; kabile bağı ve kan davaları toplumsal düzeni belirliyordu. Çölde konargöçer yaşayanlara bedevi, köy ve şehirlerde yerleşik yaşayanlara hadari denirdi. Mekke, Kâbe ve ticaret yolları sayesinde dinî ve ekonomik merkezdi. Haram aylarda savaşlara ara verilir; Ukaz gibi panayırlarda ticaret, şiir yarışmaları ve kültürel etkileşim gerçekleşirdi.
→
→
Putperestlik yaygın olmakla birlikte Yahudilik, Hristiyanlık ve Hz. İbrahim’in tevhid inancını sürdürmeye çalışan Haniflik de görülüyordu. Güçlünün zayıfı korumasız bırakması, kölelik, faiz, kan davaları ve kadınlara yönelik kötü uygulamalar nedeniyle bu dönem Cahiliye Dönemi olarak adlandırıldı. Bu ad, toplumda hiç bilgi veya kültür bulunmadığını değil; tevhid, adalet ve ahlak ölçülerinden uzaklaşmayı ifade eder.
HZ. MUHAMMED DÖNEMİ: TEBLİĞDEN DEVLETLEŞMEYE
Hz. Muhammed 571’de Mekke’de doğdu. Güvenilirliği nedeniyle Muhammedü’l-Emin olarak tanındı ve Hacerülesved’in Kâbe’deki yerine konulması anlaşmazlığında hakemlik yaptı. 610’da Hira Mağarası’nda ilk vahyin gelmesiyle peygamberlik görevi başladı. İlk Müslümanlar arasında Hz. Hatice, Hz. Ali, Hz. Ebubekir ve Zeyd bin Harise yer aldı.
İslam’ın putperestliği, haksız kazancı ve soy üstünlüğünü reddetmesi; eşitlik ve adalet istemesi Mekke’nin ileri gelenlerinin ekonomik ve toplumsal çıkarlarıyla çatıştı. Baskılar artınca Müslümanların bir bölümü Habeşistan’a göç etti. Akabe Biatları’nda Medinelilerin Hz. Muhammed’i ve Müslümanları koruma sözü vermesi ise 622’deki Hicreti planlı ve güvenli bir göçe dönüştürdü.
→
→
→
Hicretle birlikte Medine’de İslam Devleti’nin temelleri atıldı ve hicri takvimin başlangıcı kabul edilen tarih oluştu. Mekke’den göç eden muhacirler ile onlara yardım eden Medineli ensar kardeş ilan edildi. Medine Sözleşmesi ise Müslümanlar, Yahudiler ve diğer grupların hak ve sorumluluklarını düzenleyerek ortak savunma ve hukuk düzeni kurdu.
Mekke ile mücadele ve barış süreci
Medine Dönemi’nde Mekkelilerle yapılan mücadeleler savunma, güvenlik ve siyasi tanınma ekseninde gelişti. Her olayın sonucu bir sonrakinin şartlarını etkiledi.
| Gelişme | Temel sonuç |
|---|---|
| Bedir Savaşı (624) | Müslümanların ilk büyük askerî başarısıdır; siyasi ve ekonomik güçleri arttı. Esirlerden okuma yazma bilenlerin eğitim karşılığında serbest bırakılması eğitime verilen önemi gösterdi. |
| Uhud Savaşı (625) | Okçuların emir almadan yerlerini terk etmesi savaş disiplininin önemini ortaya koydu. |
| Hendek Savaşı (627) | Medine’ye yönelik son büyük Mekke saldırısı başarısız oldu; savunmadan diplomatik üstünlüğe geçiş hızlandı. |
| Hudeybiye Antlaşması (628) | Mekkeliler Müslümanları hukuken tanıdı; barış ortamı İslamiyet’in yayılmasını hızlandırdı. |
| Hayber’in Fethi (629) | Şam ticaret yolunun güvenliği güçlendi ve Müslümanlar toprak kazandı. |
| Mekke’nin Fethi (630) | Kâbe putlardan temizlendi, genel af ilan edildi ve yarımadadaki siyasi birlik güçlendi. |
632’deki Veda Hutbesi’nde can ve mal güvenliği, faiz yasağı, kadın hakları, hukukun üstünlüğü ve ırk ayrımının reddi vurgulandı. Böylece Cahiliye Dönemi’nin temel adaletsizliklerine karşı evrensel ilkeler ilan edildi. Hz. Muhammed aynı yıl Medine’de vefat etti.
DÖRT HALİFE DÖNEMİ (632-661)
Hz. Muhammed’in vefatından sonra peygamberlik görevi dışındaki siyasi yetkilerini üstlenerek İslam Devleti’ni yöneten kişiye halife denildi. İlk dört halifenin seçim veya danışma yoluyla belirlenmesi nedeniyle bu dönem “Cumhuriyet Dönemi” olarak da adlandırılır.
Hz. Ebubekir Dönemi’nde yalancı peygamberler ve merkezî otoriteden ayrılmak isteyen kabilelerle mücadele edildi. Hafızların savaşlarda şehit olması Kur’an ayetlerinin tek kitapta toplanmasını gerekli kıldı. Hz. Ömer Dönemi’nde fetihlerin hızlanması ise ülkeyi yönetmek için eyaletler, düzenli ordugâhlar, divan teşkilatı, hicri takvim, beytülmal ve yeni vergi uygulamalarının geliştirilmesine yol açtı.
Hz. Osman zamanında farklı okuma biçimlerinden doğabilecek ayrılıkları önlemek amacıyla Kur’an çoğaltılarak önemli merkezlere gönderildi. İlk İslam donanması sayesinde Doğu Roma’ya karşı deniz üstünlüğü kuruldu. Dönemin sonundaki yönetim tartışmaları Hz. Osman’ın öldürülmesine ve iç karışıklıkların artmasına neden oldu. Hz. Ali Dönemi’ndeki Cemel Vakası ilk iç savaş; Sıffin ve Hakem Olayı ise siyasi-mezhebî ayrışmanın belirginleştiği gelişmeler oldu.
EMEVİLER (661-750)
Hz. Ali’nin vefatından sonra Muaviye’nin yönetimi ele almasıyla Emevi Devleti kuruldu ve başkent Şam oldu. Muaviye’nin oğlu Yezid’i veliaht göstermesi, halifeliği seçim ve danışma geleneğinden uzaklaştırarak saltanata dönüştürdü. Yezid Dönemi’ndeki Kerbela Olayı’nda Hz. Hüseyin’in öldürülmesi İslam dünyasındaki siyasi ve mezhebî ayrılıkları derinleştirdi.
Emeviler Türkistan, Kuzey Afrika ve İber Yarımadası yönünde genişledi. Tarık bin Ziyad’ın 711’de İspanya’ya geçmesiyle İslamiyet Avrupa’da yayıldı; 732 Puvatya Savaşı ise Franklar karşısındaki ilerleyişi durdurdu. Arapça resmî dil hâline getirildi ve ilk İslam parası basıldı; böylece merkezî yönetim güçlendirilmeye çalışıldı.
+
+
→
Emevilerin yıkılmasından sonra hanedandan Abdurrahman İspanya’da Endülüs Emevi Devleti’ni kurdu. Endülüs’teki bilim, mimari ve çeviri faaliyetleri İslam medeniyeti ile Avrupa arasında önemli bir kültür köprüsü oluşturdu.
ABBASİLER (750-1258)
Abbasi hareketi Horasan’da eşitlik ve adalet söylemiyle destek topladı. Ebü’l-Abbas’ın halife olmasıyla devlet kuruldu; Mansur Dönemi’nde Bağdat inşa edilerek başkent yapıldı. Abbasiler, Emevilerin Arap üstünlüğü politikasını terk ederek İranlılara ve Türklere yönetim ile orduda daha geniş yer verdi.
Harun Reşid Dönemi’nde ekonomi, bilim ve eğitim gelişti. Zamanla merkezî otoritenin zayıflamasıyla Endülüs Emevileri, İdrisiler ve Ağlebiler gibi bağımsız veya yarı bağımsız siyasi yapılar ortaya çıktı. Mısır’da Tolunoğulları ve İhşidiler gibi Türk devletleri kuruldu. Hülagü’nün 1258’de Bağdat’ı işgal etmesi Bağdat Abbasilerine son verdi; Abbasi halifeliği daha sonra Memlük himayesinde Kahire’de sürdü.
İSLAM MEDENİYETİNDE BİLİM, EĞİTİM VE SANAT
İslam medeniyetinde bilginin gelişmesi; Kur’an’ın düşünme ve öğrenmeye verdiği önem, geniş coğrafyadaki kültürlerle karşılaşma, devlet desteği ve çeviri faaliyetleriyle hızlandı. Mescit ve camiler ilk eğitim alanları arasında yer aldı. Mescid-i Nebevi’deki Suffe düzenli öğretimin erken örneğiydi; kütüphaneler, medreseler, şifahaneler ve rasathaneler zamanla uzmanlaşmış kurumlara dönüştü.
→
→
→
Bağdat’taki Beytülhikme çeviri ve araştırmanın, Endülüs ise İslam dünyasındaki eserlerin Latinceye aktarılmasının önemli merkezlerindendi. Hârizmî cebir, Râzî tıp ve kimya, Ferganî astronomi, Farabi felsefe, İbn Sina tıp ve Biruni matematik-coğrafya alanlarında öne çıktı. Bu bilim insanlarının bir bölümü sonraki Türk-İslam devletleri döneminde yaşamış olsa da eserleri ortak İslam medeniyeti birikiminin ürünüdür.
İslamiyet’in doğuşundan Abbasilere uzanan süreçte dinî topluluk devletleşmiş, fetihlerle büyüyen siyasi yapı yeni kurumlar geliştirmiş ve farklı kültürlerle temas ortak bir medeniyet birikimi oluşturmuştur. Dört Halife Dönemi seçim ve fetihlerle; Emeviler saltanat, genişleme ve mevali politikasıyla; Abbasiler ise çok unsurlu yönetim, Türklerin artan rolü ve bilimsel faaliyetlerle ayırt edilir.
Sonraki konu: Türklerin İslamiyet’i Kabulü ve İlk Türk-İslam Devletleri
