TYT 19. YÜZYILDA OSMANLI DEVLETİ VE DENGE STRATEJİSİ

0
17
TYT Tarih 19. Yüzyılda Osmanlı Devleti ve denge stratejisi konu anlatımı kapağı

TYT 19. Yüzyılda Osmanlı Devleti ve Denge Stratejisi konu anlatımı; milliyetçilik isyanlarından Mısır Meselesi ve Kırım Savaşı’na, II. Mahmut yeniliklerinden Tanzimat, Islahat ve meşrutiyet hareketlerine uzanan dönüşümü açıklar. Önceki konuda incelenen 18. Yüzyılda Osmanlı Devleti ve Yenileşme Hareketleri, XIX. yüzyıldaki daha kapsamlı reformların düşünsel ve kurumsal zeminini hazırlamıştır.

XIX. yüzyılda Osmanlı Devleti aynı anda Rusya’nın yayılmacılığı, milliyetçilik isyanları, Avrupa devletlerinin ekonomik baskısı ve merkezden bağımsızlaşan yerel güçlerle karşılaştı. Devlet, tek başına durduramadığı bir güce karşı başka bir büyük devletin desteğini kullanmaya dayanan denge siyaseti izledi. Bu dış politika, merkezî yönetimi güçlendiren reformlar ve bütün tebaanın devlete bağlılığını artırma arayışlarıyla birlikte yürütüldü.

XIX. YÜZYILDA DENGE SİYASETİ VE DIŞ SORUNLAR

Denge Siyasetinin Doğuşu

Denge siyaseti, büyük devletlerin çıkar çatışmalarından yararlanarak Osmanlı Devleti’nin toprak bütünlüğünü ve siyasi varlığını koruma yöntemidir. Fransa’nın 1798’de Mısır’ı işgali sırasında Osmanlı Devleti İngiltere ve Rusya’dan yardım istedi. Böylece bir büyük devletin tehdidine karşı başka güçlerle iş birliği yapma yöntemi belirginleşti.

Napolyon’un amacı İngiltere’nin Hindistan yolunu kesmek ve Doğu Akdeniz’de Fransız nüfuzunu artırmaktı. Fransız donanması Ebukır’da İngilizlerce yakıldı; Nizam-ı Cedid birlikleri Cezzar Ahmet Paşa komutasında Akka’da Napolyon’u durdurdu. Fransa 1801’de Mısır’dan çekildi. Bu gelişme, Osmanlı ülkesinin Avrupa devletleri arasındaki rekabetin merkezlerinden biri hâline geldiğini gösterdi.Rusya baskısı, milliyetçilik, Mısır meselesi ve ekonomik baskının Osmanlı denge siyasetine etkisi

Fransız tehdidiNapolyon Mısır’ı işgal eder

İngiltere ve Rusya desteğiOrtak çıkar geçici ittifak doğurur

Denge siyasetiBüyük güçler birbirine karşı kullanılır
Örnek - 1
Osmanlı Devleti’nin denge siyasetine yönelmesinin temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

A) Büyük devletlerin çıkar çatışmalarından yararlanarak varlığını korumak
B) Avrupa ile bütün diplomatik ilişkileri kesmek
C) Yalnız Rusya ile sürekli ittifak kurmak
D) Kapitülasyonları bütün devletlere kaldırmak
E) Yerel yönetimleri tamamen bağımsızlaştırmak
Denge siyaseti, Osmanlı Devleti’nin kendisini tehdit eden bir güce karşı başka büyük devletlerin desteğini kullanmasına dayanır.

Cevap: A

Milliyetçilik, Sırp ve Yunan İsyanları

Fransız İhtilali’nin yaydığı milliyetçilik düşüncesi çok uluslu imparatorlukları etkiledi. Rusya’nın Panslavizm ve Ortodoksları koruma siyaseti, Balkan milletlerini Osmanlı yönetimine karşı desteklemesine imkân verdi. İlk geniş çaplı Sırp İsyanı 1804’te başladı. Bükreş ve Edirne antlaşmalarıyla Sırplar ayrıcalık ve özerklik kazandı; 1878 Berlin Antlaşması’yla Sırbistan bağımsız oldu.

1821’de başlayan Yunan İsyanı, Avrupa kamuoyundaki Helen hayranlığı ve Rusya, İngiltere, Fransa desteğiyle uluslararası bir meseleye dönüştü. Müttefik donanmalar 1827’de Navarin’de Osmanlı-Mısır donanmasını yaktı. 1829 Edirne Antlaşması sonrasında Yunanistan bağımsızlığa giden yolu açtı ve 1830’da bağımsız devlet olarak tanındı. Böylece Osmanlı Devleti’nden ayrılarak bağımsız olan ilk Balkan milleti Yunanlar oldu.

Sırp İsyanıÖnce ayrıcalık ve özerklik, sonra bağımsızlık
Yunan İsyanıAvrupa desteğiyle bağımsız devlet
RusyaPanslavizm ve Ortodoksları koruma iddiası
MilliyetçilikÇok uluslu yapıyı zorlayan ana fikir
Örnek - 2
Osmanlı Devleti’nden ayrılarak bağımsız olan ilk Balkan milleti aşağıdakilerden hangisidir?

A) Yunanlar
B) Sırplar
C) Bulgarlar
D) Romenler
E) Arnavutlar
Yunanistan 1830’da bağımsız devlet olarak tanınmış ve Osmanlı Devleti’nden ayrılan ilk Balkan milleti Yunanlar olmuştur.

Cevap: A

Mısır Meselesi ve Boğazlar Sorunu

Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa, Yunan İsyanı sırasında yaptığı yardımın karşılığını alamadığını düşünerek Osmanlı Devleti’ne karşı harekete geçti. Oğlu İbrahim Paşa’nın Anadolu’da ilerlemesi üzerine II. Mahmut Rusya’dan yardım istedi. 1833 Kütahya Antlaşması ile Mehmet Ali Paşa’ya Mısır’ın yanında Suriye ve Adana yönetimleri bırakıldı.

Rusya ile imzalanan 1833 Hünkâr İskelesi Antlaşması, Osmanlı-Rus ittifakı kurdu ve Boğazlar Sorunu’nu uluslararası gündeme taşıdı. Osmanlı Devleti Rusya’yı dengelemek için İngiltere’yle 1838 Balta Limanı Ticaret Antlaşması’nı yaptı. Mısır Meselesi 1840 Londra Konferansı’yla çözüldü; Mısır valiliği Mehmet Ali Paşa ailesine kalıtsal olarak bırakıldı. 1841 Londra Boğazlar Sözleşmesi, barış zamanında Boğazları yabancı savaş gemilerine kapattı ve Boğazlar uluslararası statü kazandı.

1833Kütahya ve Hünkâr İskelesi

1840Londra ile Mısır Meselesi çözülür

1841Boğazlar uluslararası statü kazanır
Örnek - 3
Boğazlar Sorunu’nun uluslararası bir mesele hâline gelmesinde etkili olan antlaşma aşağıdakilerden hangisidir?

A) Hünkâr İskelesi
B) Bükreş
C) Paris
D) Berlin
E) Ayastefanos
1833 Hünkâr İskelesi Antlaşması Rusya’ya Boğazlar üzerinde ayrıcalık sağlayabilecek bir durum oluşturduğu için diğer Avrupa devletlerini harekete geçirmiştir.

Cevap: A

Kırım Savaşı ve Paris Antlaşması

Rusya’nın Osmanlı ülkesindeki Ortodoksları koruma iddiası ve sıcak denizlere inme politikası 1853 Kırım Savaşı’nı başlattı. Rusya’nın güçlenmesini istemeyen İngiltere ve Fransa Osmanlı Devleti’nin yanında savaşa katıldı; Piyemonte de ittifaka dâhil oldu. Osmanlı Devleti ilk dış borcunu bu savaş sırasında, 1854’te aldı.

1856 Paris Antlaşması ile Osmanlı Devleti Avrupa devletler hukukundan yararlanan bir devlet sayıldı ve toprak bütünlüğü Avrupa devletlerinin ortak garantisine alındı. Karadeniz tarafsızlaştırıldı; Rusya ve Osmanlı burada savaş gemisi ve tersane bulunduramayacaktı. Osmanlı Devleti savaşı kazanan tarafta olmasına rağmen egemenliğinin dış garantiye bağlanması, siyasi zayıflığını gösterdi.

Örnek - 4
Paris Antlaşması’nın Osmanlı Devleti açısından çelişkili sonucu aşağıdakilerden hangisidir?

A) Avrupa devletler hukukuna dâhil edilirken toprak bütünlüğünün dış garantiye bağlanması
B) Rusya’nın Karadeniz’de tek güç hâline gelmesi
C) Yunanistan’ın yeniden Osmanlı yönetimine girmesi
D) Boğazların yalnız Rus gemilerine açılması
E) Osmanlı Devleti’nin dış borçlarını tamamen kapatması
Paris Antlaşması Osmanlı Devleti’ni Avrupa hukukuna dâhil etmiş, ancak toprak bütünlüğünü büyük devletlerin garantisine bağlayarak zayıflığını da ortaya koymuştur.

Cevap: A

93 Harbi, Ayastefanos ve Berlin

Rusya’nın Balkanlardaki Slav topluluklarını desteklemesi ve Osmanlı Devleti üzerindeki baskısı 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’na, diğer adıyla 93 Harbi’ne yol açtı. Kafkas cephesinde Nene Hatun ve Erzurum halkının Aziziye Tabyaları’nı savunması, Balkan cephesinde Gazi Osman Paşa’nın Plevne direnişi savaşın sembolleri oldu. Buna rağmen Osmanlı Devleti yenildi.

Ayastefanos Antlaşması Rusya’nın etkisinde büyük bir Bulgaristan oluşturdu. İngiltere ve Avusturya bu durumun dengeyi bozmasına karşı çıkınca antlaşma 1878 Berlin Kongresi’nde yeniden düzenlendi. Sırbistan, Karadağ ve Romanya bağımsız oldu; Bulgaristan özerk prenslik hâline getirildi; Bosna-Hersek’in yönetimi Avusturya’ya bırakıldı. Berlin düzeni Osmanlı topraklarının paylaşılmasını hızlandırdı.

93 HarbiOsmanlı Devleti ağır yenilgi alır

AyastefanosRusya lehine büyük Bulgaristan

BerlinAvrupa dengesi için antlaşma yeniden kurulur
Örnek - 5
Ayastefanos Antlaşması’nın Berlin Kongresi’nde yeniden düzenlenmesinin temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

A) Rusya’nın Balkanlarda aşırı güçlenmesinin Avrupa dengesini bozması
B) Osmanlı Devleti’nin savaşı kazanması
C) Fransa’nın Mısır’dan çekilmesi
D) Sırp İsyanı’nın yeni başlaması
E) Boğazların ticaret gemilerine kapatılması
Büyük Bulgaristan üzerinden Rusya’nın Balkanlarda güçlenmesi İngiltere ve Avusturya’yı kaygılandırmış; Avrupa dengesi Berlin Kongresi’yle yeniden kurulmuştur.

Cevap: A

YENİLEŞME VE MERKEZÎLEŞME

II. Mahmut ve Merkezîleşme

II. Mahmut, merkezî otoriteyi güçlendirmek için ayanlarla 1808 Sened-i İttifak‘ı imzaladı. Belge padişahın yetkilerini fiilen sınırlayan ilk gelişmelerden biri sayılır; ancak halk hareketi sonucunda ortaya çıkmamıştır. Alemdar Mustafa Paşa’nın kurduğu Sekban-ı Cedid kısa ömürlü oldu. 1826’da Yeniçeri Ocağı Vak’a-i Hayriye ile kaldırıldı ve Asakir-i Mansure-i Muhammediye ordusu kuruldu.

Divan teşkilatı kaldırılarak nazırlıklar oluşturuldu; memurlara maaş bağlandı ve müsadere usulü kaldırıldı. İlk nüfus sayımı, posta teşkilatı, karantina uygulaması ve resmî gazete Takvim-i Vekayi bu dönemde gerçekleştirildi. Avrupa’ya öğrenci gönderildi, modern okullar açıldı ve devlet dairelerinde kıyafet düzenlemeleri yapıldı. Bu yenilikler, padişaha bağlı daha merkezî ve uzmanlaşmış bir bürokrasi kurmayı amaçladı.

OrduYeniçeri kaldırılır, yeni ordu kurulur
YönetimNazırlıklar ve maaşlı memurluk
İletişimPosta ve Takvim-i Vekayi
EğitimModern okullar ve Avrupa’ya öğrenci
Örnek - 6
Vak’a-i Hayriye olarak adlandırılan gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

A) Yeniçeri Ocağının kaldırılması
B) Tanzimat Fermanı’nın ilanı
C) İlk dış borcun alınması
D) I. Meşrutiyet’in ilanı
E) Mısır Meselesi’nin çözülmesi
II. Mahmut 1826’da Yeniçeri Ocağını kaldırmış; bu olay Vak’a-i Hayriye olarak adlandırılmıştır.

Cevap: A

Tanzimat ve Islahat Fermanları

1839 Tanzimat Fermanı, Sultan Abdülmecid döneminde Mustafa Reşit Paşa tarafından Gülhane Parkı’nda ilan edildi. Can, mal ve namus güvenliği; verginin gelire göre alınması; askerlik işlerinin düzene bağlanması; yargılamanın açık olması ve kimsenin yargılanmadan cezalandırılmaması ilkeleri benimsendi. Böylece padişah ilk kez kanun gücünün üstünlüğünü kabul etti.

1856 Islahat Fermanı, Paris Konferansı öncesinde Avrupa devletlerinin baskısıyla ilan edildi ve özellikle gayrimüslimlere yeni haklar tanıdı. Devlet memurluğu, okul açma, yerel meclislere katılma ve bedel ödeyerek askerlikten muaf olma gibi düzenlemeler getirildi. Her iki ferman Osmanlıcılık düşüncesiyle bütün tebaanın devlete bağlılığını güçlendirmeyi amaçladı; ancak Avrupa devletlerinin azınlık meselelerine müdahalesini tamamen önleyemedi.

Belge Öne çıkan yön Temel amaç
Tanzimat Fermanı (1839) Can-mal-namus güvenliği, vergi, askerlik ve hukuk Kanun üstünlüğü ve merkezî düzen
Islahat Fermanı (1856) Gayrimüslimlere yeni haklar ve eşitlik düzenlemeleri Avrupa baskısını azaltmak ve bağlılığı güçlendirmek
Dikkat
Tanzimat Fermanı bütün tebaanın temel güvenlik ve hukuk haklarını düzenler. Islahat Fermanı ise özellikle gayrimüslimlere yönelik eşitlik ve hak düzenlemelerini genişletir.
Örnek - 7
Tanzimat Fermanı’nın anayasal gelişme açısından önemi aşağıdakilerden hangisidir?

A) Padişahın kanun gücünün üstünlüğünü kabul etmesi
B) Saltanatın kaldırılması
C) Cumhuriyetin ilan edilmesi
D) Meclis-i Mebusan’ın sürekli açık kalması
E) Halifeliğin siyasi araç olarak ilk kez kullanılması
Tanzimat Fermanı’yla padişah, kendi iradesinin üzerinde kanun hükümlerinin bulunacağını kabul etmiştir.

Cevap: A

Meşrutiyet ve Anayasal Yönetim

Genç Osmanlıların çalışmaları ve Avrupa devletlerinin baskısı altında II. Abdülhamit 1876’da Kanun-ı Esasi‘yi ilan etti. I. Meşrutiyet’le Meclis-i Ayan ve halkın seçtiği temsilcilerden oluşan Meclis-i Mebusan açıldı. Böylece Osmanlı Devleti ilk anayasasına ve parlamentolu yönetime kavuştu. Padişahın yetkileri genişti; II. Abdülhamit 93 Harbi’ni gerekçe göstererek 1878’de meclisi kapattı.

İttihat ve Terakki’nin baskısıyla 1908’de II. Meşrutiyet ilan edildi ve meclis yeniden açıldı. 31 Mart Olayı Hareket Ordusu tarafından bastırıldı; II. Abdülhamit tahttan indirildi. 1909 anayasa değişiklikleriyle padişahın meclisi feshetme ve sürgün yetkileri sınırlandırıldı, hükûmetin meclise karşı sorumluluğu güçlendirildi. Böylece parlamenter sistem yönünde önemli bir adım atıldı.

1876Kanun-ı Esasi ve I. Meşrutiyet

1908II. Meşrutiyet ve meclisin yeniden açılması

1909Padişah yetkileri daha çok sınırlandırılır
Örnek - 8
Osmanlı Devleti’nin ilk anayasası aşağıdakilerden hangisidir?

A) Kanun-ı Esasi
B) Sened-i İttifak
C) Tanzimat Fermanı
D) Islahat Fermanı
E) Teşkilat-ı Esasiye
1876’da ilan edilen Kanun-ı Esasi, Osmanlı Devleti’nin ilk anayasasıdır ve I. Meşrutiyet dönemini başlatmıştır.

Cevap: A

EKONOMİK, TOPLUMSAL VE FİKRÎ DÖNÜŞÜM

Ekonomik ve Toplumsal Dönüşüm

1838 Balta Limanı Ticaret Antlaşması, İngiliz tüccarlara geniş ayrıcalıklar tanıdı ve yerli üreticinin Avrupa sanayi malları karşısındaki rekabetini zorlaştırdı. Devlet fabrikalar kurmaya, sanayi mektepleri açmaya ve yerli üretimi desteklemeye çalıştı. Demir yolu, telgraf, posta, liman ve modern belediye hizmetleri yaygınlaştı; yeni okullar, hastaneler, bankalar ve basın hayatı gelişti.

Kırım Savaşı’yla başlayan dış borçlanma giderek büyüdü. Devlet 1875’te borç ödemelerini durdurdu; 1881 Muharrem Kararnamesi ile Düyun-u Umumiye İdaresi kuruldu. Tuz, tütün, damga ve bazı vergi gelirleri yabancı alacaklıların denetimine bırakıldı. Bu durum Osmanlı Devleti’nin ekonomik bağımsızlığının zayıfladığını gösterdi. Kırsaldan kentlere göç, yeni meslekler ve eğitimli memur sınıfının büyümesi toplumsal yapıyı değiştirdi.

Dış ticaret ayrıcalıklarıYerli üretici rekabet baskısıyla karşılaşır

Dış borçMali bağımlılık artar

Düyun-u UmumiyeBazı devlet gelirleri alacaklıların denetimine girer
Örnek - 9
Düyun-u Umumiye İdaresinin kurulması aşağıdakilerden hangisinin göstergesidir?

A) Osmanlı maliyesi üzerindeki yabancı denetimin artmasının
B) Dış borçların tamamen sona ermesinin
C) Kapitülasyonların kaldırılmasının
D) Yerli sanayinin Avrupa’yı geçmesinin
E) Tımar sisteminin yeniden kurulmasının
Düyun-u Umumiye, bazı Osmanlı gelirlerini yabancı alacaklıların denetimine vermiş ve mali bağımsızlığı sınırlandırmıştır.

Cevap: A

Osmanlı’yı Kurtarma Fikir Akımları

Devletin dağılmasını önlemek isteyen aydınlar farklı fikirler geliştirdi. Osmanlıcılık, din ve millet ayrımı olmadan herkesin eşit Osmanlı vatandaşı sayılmasını savundu. Balkan milletlerinin bağımsızlaşması bu düşüncenin etkisini azalttı. İslamcılık, Müslümanları halife çevresinde birleştirmeyi amaçladı; özellikle II. Abdülhamit döneminde dış politikada kullanıldı.

Türkçülük, Türk dili, tarihi ve kültürü temelinde millî bilinç oluşturmayı savundu. Batıcılık ise Avrupa’nın bilim, teknik ve kurumlarının örnek alınması gerektiğini ileri sürdü. Bu akımların ortak amacı Osmanlı Devleti’nin varlığını korumaktı; ayrıldıkları nokta, birliği hangi kimlik ve kurumlar üzerinden kuracaklarıydı.

OsmanlıcılıkEşit vatandaşlıkla birlik
İslamcılıkHalife çevresinde Müslüman birliği
TürkçülükDil, tarih ve kültüre dayalı millî bilinç
BatıcılıkBilim, teknik ve kurumlarda Avrupa örneği
Örnek - 10
Din ve millet ayrımı gözetmeden bütün tebaanın eşit vatandaşlığına dayanan fikir akımı aşağıdakilerden hangisidir?

A) Osmanlıcılık
B) İslamcılık
C) Türkçülük
D) Batıcılık
E) Panslavizm
Osmanlıcılık, bütün tebaanın hukuken eşit Osmanlı vatandaşı kabul edilmesiyle devlet birliğini korumayı amaçlamıştır.

Cevap: A

KONUNUN ÖZÜ

XIX. yüzyılda Osmanlı Devleti, Rusya’nın yayılmacılığına ve Avrupa müdahalelerine karşı büyük devletleri birbirine karşı kullanarak denge siyaseti izledi. Milliyetçilik Sırp ve Yunan isyanlarını doğurdu; Mısır Meselesi Boğazları uluslararası gündeme taşıdı; Kırım Savaşı sonrasında Paris Antlaşması Osmanlı toprak bütünlüğünü dış garantiye bağladı. 93 Harbi ve Berlin Antlaşması Balkanlardaki çözülmeyi hızlandırdı. II. Mahmut merkezîleşme ve modern orduyu, Tanzimat ve Islahat fermanları hukuk ve eşitlik düzenlemelerini, meşrutiyetler ise anayasa ve parlamentoyu öne çıkardı. Demir yolu, telgraf, okul ve basın gelişirken dış borçlar Düyun-u Umumiye’ye yol açtı. Osmanlıcılık, İslamcılık, Türkçülük ve Batıcılık farklı yöntemlerle aynı soruya cevap aradı: devlet çok yönlü baskılar karşısında varlığını nasıl sürdürebilir?

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz