TBMM’NİN AÇILMASI, AYAKLANMALAR VE SEVR ANTLAŞMASI

0
68
TBMM'nin açılması ayaklanmalar ve Sevr Antlaşması KPSS Tarih konu anlatımı kapağı

TBMM’nin açılması, ayaklanmalar ve Sevr Antlaşması konusu, Millî Mücadele’nin meşru bir devlet otoritesi kazanmasını, bu otoritenin karşılaştığı ilk büyük iç güvenlik sorunlarını ve İstanbul Hükûmetine dayatılan paylaşım düzenine Ankara’nın verdiği cevabı ele alır. 23 Nisan 1920’de açılan Büyük Millet Meclisi yalnız kanun çıkaran bir kurum değildi; bağımsızlık savaşını yöneten, hükûmet kuran, ordu oluşturan ve yeni Türk devletinin temellerini atan kurucu merkezdi.

Meclisin açılışına uzanan genelge, kongre ve Temsil Heyeti sürecini hatırlamak için Kuvayımilliye, Kongreler ve Millî Mücadele’ye Hazırlık yazısına göz atabilirsiniz.

TBMM’nin Açılmasını Hazırlayan Gelişmeler

Son Osmanlı Mebusan Meclisinin Misak-ı Millî’yi kabul etmesi İtilaf Devletlerinin tepkisini çekti. İstanbul’un 16 Mart 1920’de resmen işgal edilmesi, milletvekillerinin tutuklanması ve meclisin çalışamaz hâle gelmesi millî iradenin İstanbul’da temsil edilemeyeceğini gösterdi. Osmanlı Mebusan Meclisi 11 Nisan’da padişah tarafından resmen kapatılınca Ankara’da olağanüstü yetkilere sahip yeni bir meclisin toplanması zorunlu hâle geldi.

Mustafa Kemal, 19 Mart 1920’de yayımladığı bildiriyle Ankara’da olağanüstü yetkili bir meclis toplanacağını duyurdu. Her sancaktan beş temsilci seçilmesini, seçimlerin süratle tamamlanmasını ve İstanbul’dan kaçabilen Mebusan Meclisi üyelerinin de Ankara’daki meclise katılabilmesini istedi. Böylece yeni meclis hem doğrudan seçimle gelen temsilcilerden hem de Son Osmanlı Mebusan Meclisinin katılabilen üyelerinden oluştu.

21 Nisan tarihli genelgeyle açılış programı valiliklere ve kolordu komutanlıklarına bildirildi. Hacı Bayram-ı Veli Camii’nde kılınan cuma namazının ardından dualar ve törenlerle Meclis 23 Nisan 1920’de açıldı. İlk toplantıyı en yaşlı üye sıfatıyla Sinop Milletvekili Şerif Bey yönetti. Mustafa Kemal, 24 Nisan’daki ikinci toplantıda Meclis Başkanı seçildi. TBMM’nin açılmasıyla Temsil Heyetinin görevi sona erdi ve sahip olduğu yetkiler Meclise devredildi.

Örnek - 1

TBMM’nin Ankara’da açılmasını hızlandıran temel gelişme aşağıdakilerden hangisidir?

A) İstanbul’un resmen işgal edilip Mebusan Meclisinin çalışamaz hâle gelmesi
B) Saltanatın kaldırılması
C) Lozan Barış Antlaşması’nın imzalanması
D) Düzenli ordunun bütün cephelerde kurulması
E) Cumhuriyet’in ilan edilmesi

İstanbul’un 16 Mart 1920’de işgali ve Osmanlı Mebusan Meclisinin çalışamaz hâle gelmesi, millî iradeyi güvenli bir merkezde temsil edecek yeni bir meclisin açılmasını zorunlu kıldı.

Cevap: A

24 Nisan Kararları ve Yeni Yönetim Anlayışı

Mustafa Kemal, 24 Nisan 1920’de Meclise sunduğu önergeyle yeni yönetimin dayanacağı temel esasları açıkladı. Bu kararlar İstanbul Hükûmetinden bağımsız bir devlet otoritesinin kurulduğunu, egemenliğin kaynağının millet olduğunu ve Meclisin savaş şartlarında hızlı hareket edebilmesi için yasama ile yürütme yetkilerini birlikte kullanacağını ortaya koydu.

24 Nisan ilkesi Anlamı
Hükûmet kurmak zorunludur. İstanbul Hükûmeti ülkeyi yöneten meşru ve yeterli merkez olarak kabul edilmedi.
Geçici hükûmet başkanı veya padişah vekili atanamaz. Meclisin geçici olmadığı ve kararlarında saraydan bağımsız çalışacağı belirtildi.
TBMM’nin üstünde hiçbir güç yoktur. Meclis üstünlüğü ve millî egemenlik benimsendi.
Yasama ve yürütme yetkileri TBMM’dedir. Savaş şartlarında hızlı karar almak amacıyla güçler birliği uygulandı.
Meclis içinden seçilen kurul hükûmet işlerini yürütür. Meclis hükûmeti sistemi kuruldu; Meclis Başkanı aynı zamanda hükûmetin de başkanı oldu.
Padişah ve halifenin durumu kurtuluştan sonra belirlenir. Öncelik millî bağımsızlığa verildi; toplumsal birliği bozabilecek rejim tartışması ertelendi.

Meclis hükûmeti sisteminde bakanlar Meclis üyeleri arasından tek tek seçilir ve Meclise karşı sorumlu olur. Ayrı bir başbakanlık makamı bulunmaz; Meclis Başkanı hükûmetin de başkanıdır. Bu yapı, yürütmenin doğrudan Meclisin içinden çıkmasını ve Meclis denetiminde çalışmasını sağlar.

Örnek - 2

“Yasama ve yürütme yetkileri TBMM’ye aittir.” kararı aşağıdaki ilkelerden hangisinin uygulandığını gösterir?

A) Güçler ayrılığı
B) Federal yönetim
C) Güçler birliği
D) Mutlak monarşi
E) Çift meclis sistemi

Yasama ve yürütmenin aynı kurumda toplanması güçler birliği ilkesidir. Bu tercih savaş döneminde kararların süratle alınması ve uygulanması amacıyla yapılmıştır.

Cevap: C

I. TBMM’nin Temel Özellikleri

I. TBMM farklı mesleklerden, toplumsal çevrelerden ve düşüncelerden gelen milletvekillerini bir araya getiren geniş tabanlı ve çok sesli bir meclisti. Mecliste siyasi parti bulunmadı; Tesanüt, Halk Zümresi, İstiklal, Islahat, Yeşil Ordu ve Müdafaa-i Hukuk gibi gruplar ortaya çıktı. Görüş ayrılıklarına rağmen milletvekillerinin ortak amacı vatanın kurtarılması ve tam bağımsızlığın sağlanmasıydı.

  • Millî ve demokratiktir: Üyeleri seçimle gelmiş, egemenliği millete dayandırmıştır.
  • Kurucudur: Yeni devlet düzenini kurmuş ve 1921 Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nu hazırlamıştır.
  • İhtilalci niteliktedir: İstanbul Hükûmetinin otoritesini tanımamış, egemenlik anlayışını değiştirmiştir.
  • Olağanüstü yetkilidir: Yasama ve yürütmeyi, İstiklal Mahkemeleri aracılığıyla da yargı gücünü kullanmıştır.
  • Savaş meclisidir: Düzenli orduyu kurmuş ve Kurtuluş Savaşı’nı sevk ve idare etmiştir.
  • Meclis hükûmeti sistemini uygular: Hükûmet doğrudan Meclis içinden oluşur ve ona karşı sorumludur.

Meclis, 25 Nisan’da yayımladığı Büyük Millet Meclisinin Memleketine Beyannamesi ile padişah ve halifeye isyan ettiği yönündeki propagandanın asılsız olduğunu belirtti; halkı vatanın kurtuluşu için birlik olmaya çağırdı. Açılıştan önce 6 Nisan’da kurulan Anadolu Ajansı ile 10 Ocak’tan beri yayımlanan Hâkimiyet-i Milliye gazetesi de millî hareketin görüşlerini halka ulaştırdı.

Örnek - 3

I. TBMM’nin “kurucu meclis” olarak nitelendirilmesinin temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

A) Yalnız vergi kanunları çıkarması
B) Yeni devlet düzenini kurup Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nu hazırlaması
C) Padişah tarafından görevlendirilmesi
D) İtilaf Devletleri tarafından tanınması
E) Siyasi partilerden oluşması

I. TBMM yeni devletin yönetim kurumlarını oluşturmuş ve 1921 Anayasası’nı kabul etmiştir. Bu faaliyetler kurucu meclis niteliğinin göstergesidir.

Cevap: B

Teşkilat-ı Esasiye Kanunu (20 Ocak 1921)

Kanun-ı Esasi’nin yeni devlet düzeninin ihtiyaçlarını karşılamaması üzerine TBMM, I. İnönü Zaferi’nin ardından Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nu kabul etti. “Hâkimiyet bilâ kaydü şart milletindir.” hükmüyle egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu açıklandı. Yasama ve yürütme yetkileri Büyük Millet Meclisinde toplandı; meclis hükûmeti sistemi anayasal dayanak kazandı.

1921 Anayasası savaş şartlarında hazırlanmış kısa ve çerçeve bir metindir. Temel hak ve özgürlükleri ayrıntılı biçimde düzenlemez. Cumhuriyet henüz ilan edilmediği için devletin yönetim biçimini açıkça adlandırmaz. Teşkilat-ı Esasiye’ye aykırı olmayan Kanun-ı Esasi hükümleri de bir süre uygulanmaya devam etti.

Örnek - 4

1921 Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nun “Hâkimiyet bilâ kaydü şart milletindir.” hükmü aşağıdakilerden hangisini anayasal ilke hâline getirmiştir?

A) Millî egemenlik
B) Saltanat yönetimi
C) Manda ve himaye
D) Kapitülasyonlar
E) Teokratik monarşi

Egemenliğin hiçbir kayıt ve şart olmadan millete ait olduğunun belirtilmesi millî egemenlik ilkesini ifade eder.

Cevap: A

TBMM’ye Karşı Ayaklanmaların Nedenleri

TBMM açıldığında Anadolu’nun tamamında otorite kurmuş değildi. İstanbul Hükûmeti millî hareketi kendi varlığı için tehdit görüyor, İtilaf Devletleri ise Anadolu’daki direnişi zayıflatarak işgalleri kolaylaştırmak istiyordu. Şeyhülislam Dürrizade Abdullah’ın hazırladığı fetvada Millî Mücadele taraftarlarının din ve padişah karşıtı gösterilmesi, halkın dinî duygularının siyasi amaçla kullanılmasına yol açtı. Fetva ve bildiriler işgal uçaklarıyla Anadolu’ya dağıtıldı.

Haberleşme imkânlarının sınırlı olması, halkın yeni Meclisin amaçlarını yeterince tanımaması, yerel nüfuz mücadeleleri, asker toplama ve vergi uygulamalarına tepki, bazı Kuvayımilliye birliklerinin disiplinsiz davranışları ve azınlık örgütlerinin bağımsız devlet kurma hedefleri ayaklanmaların yayılmasını kolaylaştırdı. Düzenli orduya katılmak istemeyen bazı yerel kuvvet liderleri de merkezî otoriteyle karşı karşıya geldi.

TBMM'ye karşı ayaklanmaların doğrudan İstanbul, İstanbul ve İtilaf, azınlık ve eski Kuvayımilliye gruplarına göre sınıflandırılması

Doğrudan İstanbul Hükûmetinin Çıkardığı Ayaklanmalar

Ahmet Anzavur Ayaklanmaları

Ahmet Anzavur, padişah ve halife adına hareket ettiğini ileri sürerek Balıkesir, Biga, Gönen, Manyas ve çevresinde ayaklanmalar çıkardı. Amaç Marmara ile Batı Anadolu arasındaki millî örgütlenmeyi bozmak, Boğazlar çevresindeki İngiliz denetimini rahatlatmak ve Kuvayımilliye birliklerinin cepheye yönelmesini engellemekti. Ayaklanmalar Çerkez Ethem ve millî kuvvetlerin müdahalesiyle bastırıldı.

Kuvay-ı İnzibatiye (Halifelik Ordusu)

İstanbul Hükûmeti tarafından kurulan Kuvay-ı İnzibatiye, millî kuvvetlere karşı kullanılmak üzere maaşlı ve düzenli bir birlik olarak örgütlendi. İzmit, Geyve ve Adapazarı çevresinde etkili olmaya çalıştı. İtilaf Devletlerinin, özellikle İngiltere’nin desteğini alan bu birlik Ali Fuat Paşa komutasındaki millî kuvvetler karşısında başarı sağlayamadı ve dağıldı.

Örnek - 5

Aşağıdaki ayaklanmalardan hangisi doğrudan İstanbul Hükûmeti tarafından çıkarılmıştır?

A) Yozgat Ayaklanması
B) Koçgiri Ayaklanması
C) Kuvay-ı İnzibatiye
D) Çerkez Ethem Ayaklanması
E) Pontus Ayaklanması

Kuvay-ı İnzibatiye, İstanbul Hükûmetinin millî kuvvetlere karşı kurduğu ve Halifelik Ordusu adıyla da bilinen askerî birliktir.

Cevap: C

İstanbul Hükûmeti ve İtilafların Etkisiyle Çıkan Ayaklanmalar

Bu gruptaki hareketler doğrudan İstanbul’da kurulmuş bir ordu niteliğinde değildi; yerel hoşnutsuzlukların İstanbul Hükûmeti ve İtilaf propagandasıyla birleşmesi sonucunda ortaya çıktı. Bazıları TBMM açılmadan önce başlayıp Meclisin ilk aylarında devam ettiği için öğretim kaynaklarında TBMM’ye karşı ayaklanmalar kapsamında değerlendirilir.

Ayaklanma Bölge / ayırt edici bilgi
Bolu–Düzce–Hendek–Adapazarı İstanbul ile Ankara arasındaki ulaşımı ve Batı Cephesi bağlantısını tehdit etti.
Yozgat Çapanoğulları öncülüğünde çıktı; Çerkez Ethem kuvvetleri bastırılmasında görev aldı.
Konya ve Bozkır Delibaş Mehmet ve yerel gruplar etkili oldu; Refet Bey komutasındaki birliklerce bastırıldı.
Afyon Çopur Musa hareketi olarak bilinir.
Millî Aşiret Urfa çevresinde çıktı; Fransızlarla iş birliği yapıldı.
Koçgiri Sivas ve Erzincan çevresinde etkili oldu.
Ali Batı ve Cemil Çeto Mardin–Midyat–Nusaybin ve Batman–Garzan çevresindeki yerel hareketlerdir.
Örnek - 6

Aşağıdaki ayaklanma-lider eşleştirmelerinden hangisi doğrudur?

A) Yozgat — Çapanoğulları
B) Konya — Ahmet Anzavur
C) Afyon — Delibaş Mehmet
D) Millî Aşiret — Çerkez Ethem
E) Kuvay-ı İnzibatiye — Demirci Mehmet Efe

Yozgat Ayaklanması Çapanoğullarıyla; Konya Delibaş Mehmet, Afyon Çopur Musa ve doğrudan İstanbul Hükûmetinin kurduğu Kuvay-ı İnzibatiye ise Halifelik Ordusuyla ilişkilidir.

Cevap: A

Azınlık ve Eski Kuvayımilliye Ayaklanmaları

Azınlık Ayaklanmaları

Pontus Rum çeteleri Doğu Karadeniz’de bağımsız bir Rum devleti kurma hedefiyle faaliyet gösterdi. Bölgede güvenliği sağlamak ve silahlı çetelerle mücadele etmek amacıyla daha sonra Nurettin Paşa komutasında Merkez Ordusu kuruldu. Ermeni silahlı hareketleri ise Doğu Anadolu’da bağımsız bir Ermeni devleti oluşturma amacı taşıdı ve Doğu Cephesi’nde Kazım Karabekir komutasındaki düzenli birliklerle etkisiz hâle getirildi.

Eski Kuvayımilliye Liderlerinin Ayaklanmaları

Kuvayımilliye’nin yerel ve bağımsız yapısı düzenli ordu kurulurken merkezî komuta sorununa dönüştü. Demirci Mehmet Efe, birliklerini düzenli orduya katmak istemediği için Isparta ve çevresinde ayaklandı; Refet Bey tarafından etkisiz hâle getirildi. Çerkez Ethem ise Kuvay-ı Seyyare’nin Batı Cephesi Komutanlığına bağlanmasını kabul etmedi. Düzenli orduya karşı çıkması üzerine I. İnönü Savaşı günlerinde İsmet Bey komutasındaki kuvvetlerle mücadele etti ve Yunan tarafına geçti.

Çerkez Ethem’in daha önce Anzavur, Düzce ve Yozgat ayaklanmalarının bastırılmasında görev almış olması ile daha sonra TBMM’ye karşı ayaklanması birbirine karıştırılmamalıdır. İlk dönemde Millî Mücadele’ye hizmet etmiş, merkezî ve düzenli ordu kurulunca otorite çatışmasına girmiştir.

Örnek - 7

Çerkez Ethem ve Demirci Mehmet Efe ayaklanmalarının ortak nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

A) İstanbul Hükûmeti tarafından Halifelik Ordusuna atanmaları
B) Azınlık devleti kurmak istemeleri
C) Birliklerini düzenli ordu ve merkezî komuta altına vermek istememeleri
D) Misak-ı Millî’yi kabul etmeleri
E) Mebusan Meclisini yeniden açmak istemeleri

Her iki lider de yerel kuvvetlerinin bağımsız yapısını korumak istemiş ve düzenli ordunun merkezî komutasına katılmaya karşı çıkmıştır.

Cevap: C

TBMM’nin Ayaklanmalara Karşı Aldığı Önlemler

TBMM yalnız askerî kuvvet kullanmadı; hukuk, haberleşme, dinî açıklama ve kamuoyu araçlarını birlikte devreye soktu. Böylece hem ayaklanmalara katılanları cezalandırmayı hem de halkın yanlış bilgiyle millî harekete karşı yönlendirilmesini önlemeyi amaçladı.

Önlem Amaç ve etkisi
Hıyanet-i Vataniye Kanunu (29 Nisan 1920) TBMM’nin meşru otoritesine karşı silahlı veya propagandaya dayalı girişimleri vatana ihanet suçu kapsamına aldı.
İstiklal Mahkemeleri (18 Eylül 1920) Ayaklanma, asker kaçaklığı ve Millî Mücadele’yi zayıflatan suçları süratle yargılamak için kuruldu; üyeleri milletvekilleri arasından seçildi.
Rıfat Börekçi’nin karşı fetvası Şeyhülislam fetvasına karşı Millî Mücadele’nin dinen meşru olduğu açıklandı.
Anadolu Ajansı ve Hâkimiyet-i Milliye Halkın doğru ve düzenli bilgiye ulaşması, İstanbul ve İtilaf propagandasının etkisinin kırılması sağlandı.
İrşad heyetleri Milletvekilleri ve din adamları halka TBMM’nin amaçlarını anlattı.
Askerî müdahale ve düzenli ordu Millî birlikler ve düzenli ordu kuvvetleri ayaklanma bölgelerinde güvenliği yeniden kurdu.
Örnek - 8

TBMM üyeleri arasından seçilen İstiklal Mahkemelerinin kurulması, Meclisin aşağıdaki yetkilerden hangisini kullandığını gösterir?

A) Yalnız yürütme
B) Yargı
C) Diplomasi
D) Yerel yönetim
E) Dış ticaret

İstiklal Mahkemeleri yargılama yapıp hüküm verdiği için TBMM’nin yargı gücünü de kullandığını gösterir.

Cevap: B

Dikkat

İrşad heyetleri TBMM tarafından halkı Millî Mücadele konusunda bilgilendirmek için gönderildi. Nasihat heyetleri ise İstanbul Hükûmetinin işgallere karşı tepkileri yatıştırmak ve halkı hükûmete bağlı tutmak amacıyla oluşturduğu heyetlerdi.

Örnek - 9

İrşad heyetleri ile Nasihat heyetleri arasındaki fark aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?

A) Her ikisi de İtilaf Devletleri tarafından kurulmuştur.
B) İrşad heyetleri TBMM’yi ve Millî Mücadele’yi anlatmış, Nasihat heyetleri İstanbul Hükûmeti adına halkın tepkisini yatıştırmaya çalışmıştır.
C) Nasihat heyetleri düzenli orduyu, İrşad heyetleri Kuvay-ı İnzibatiye’yi kurmuştur.
D) İrşad heyetleri yalnız azınlıklara, Nasihat heyetleri yalnız askerlere gönderilmiştir.
E) Her iki heyet de yargılama yetkisine sahiptir.

İrşad heyetleri TBMM’nin amaçlarını halka anlatırken Nasihat heyetleri İstanbul Hükûmeti adına tepkileri yatıştırmaya çalışmıştır.

Cevap: B

Ayaklanmaların Sonuçları

Ayaklanmalar Millî Mücadele’nin zaman, insan ve malzeme kaybetmesine yol açtı. Cephelerde kullanılması gereken kuvvetlerin bir bölümü iç güvenliğe ayrıldı; özellikle Yunan ordusunun Batı Anadolu’daki ilerleyişi kolaylaştı. Anadolu’da kardeş çatışmaları yaşandı ve TBMM’nin düzenli orduyu kurma süreci gecikti.

Buna karşılık ayaklanmaların bastırılması TBMM’nin Anadolu’daki otoritesini güçlendirdi. Hukuk ve haberleşme kurumları işlerlik kazandı, düzenli orduya geçişin zorunluluğu daha açık görüldü ve İstanbul Hükûmetinin Anadolu üzerindeki etkisi zayıfladı. Millî Mücadele’nin yalnız dış işgale karşı değil, merkezî devlet otoritesini kurma mücadelesi de olduğu ortaya çıktı.

Örnek - 10

Aşağıdakilerden hangisi TBMM’ye karşı ayaklanmaların sonuçlarından biri değildir?

A) Millî Mücadele’nin zaman ve kaynak kaybetmesi
B) Yunan ilerleyişinin kolaylaşması
C) Düzenli orduya geçiş ihtiyacının belirginleşmesi
D) Ayaklanmalar bastırıldıkça TBMM otoritesinin güçlenmesi
E) İşgal kuvvetlerinin Anadolu’dan hemen ve tamamen çekilmesi

Ayaklanmaların bastırılması işgal kuvvetlerinin kendiliğinden çekilmesini sağlamadı. Dış işgallere karşı mücadele cephe savaşları ve diplomatik gelişmelerle sürdü.

Cevap: E

Sevr Antlaşması (10 Ağustos 1920)

İtilaf Devletleri, Osmanlı topraklarının paylaşım esaslarını Nisan 1920’deki San Remo Konferansı’nda belirledi. Hazırlanan metin Osmanlı Hükûmetine bildirildi; ağır hükümleri kabul ettirmek amacıyla Yunan ordusu Batı Anadolu’da yeni bir saldırıya geçti. İstanbul Hükûmeti, antlaşmayı kabul edip etmemeyi görüşmek üzere Saltanat Şûrasını topladı. Kabul yönündeki kararın ardından Osmanlı temsilcileri Sevr Antlaşması’nı 10 Ağustos 1920’de Paris yakınlarındaki Sevr kasabasında imzaladı.

Antlaşma, İstanbul’un işgalinden sonra dağıtılan Osmanlı Mebusan Meclisi tarafından onaylanmadı. Osmanlı Kanun-ı Esasi’sine göre parlamento onayı gerektiğinden yürürlüğe girmedi. TBMM antlaşmayı kesin biçimde reddetti; Sevr’i imzalayanları ve onaylayanları vatan haini ilan etti. Millî Mücadele’nin askerî başarısı da hükümlerinin fiilen uygulanmasını engelledi.

Sevr’in Başlıca Hükümleri

  • Doğu Trakya ve Batı Anadolu’nun önemli bir bölümü Yunanistan’a bırakılacaktı.
  • Doğu Anadolu’da bir Ermeni devleti, Güneydoğu Anadolu’da ise ileride bağımsızlığa dönüşebilecek bir Kürt yönetimi kurulması planlanıyordu.
  • İstanbul Osmanlı Devleti’nde kalacak; ancak antlaşma hükümlerine uyulmazsa şehir Türklerin elinden alınabilecekti.
  • Boğazlar, Türk üyesi bulunmayan uluslararası bir komisyon tarafından yönetilecekti.
  • Osmanlı ordusu 50.700 kişiyle sınırlandırılacak; ağır silah ve askerî güç denetim altına alınacaktı.
  • Kapitülasyonlar genişletilecek, maliye ve bütçe yabancı denetimine girecekti.

Sevr yalnız toprak kaybı öngören bir antlaşma değildi; egemenlik, savunma, ekonomi ve yargı alanlarında bağımsız karar verme gücünü ortadan kaldırmayı amaçlıyordu. Bu yönüyle Misak-ı Millî’nin millî sınırlar içinde tam bağımsızlık anlayışının karşısında yer aldı.

Örnek - 11

Sevr Antlaşması’nın yürürlüğe girmemesinde aşağıdakilerden hangisi doğrudan etkili olmuştur?

A) Osmanlı Mebusan Meclisinin antlaşmayı onaylamaması
B) Cumhuriyetin ilan edilmesi
C) Halifeliğin kaldırılması
D) Kabotaj Kanunu’nun çıkarılması
E) Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin imzalanması

Sevr gerekli parlamento onayını alamadığı için hukuken yürürlüğe girmedi; Millî Mücadele’nin kazanılması da antlaşmanın fiilen uygulanmasını engelledi.

Cevap: A

Örnek - 12

Sevr Antlaşması ile Misak-ı Millî arasındaki temel karşıtlık aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?

A) İkisinin de kapitülasyonları genişletmesi
B) Sevr’in millî egemenliği sınırlaması, Misak-ı Millî’nin tam bağımsızlığı esas alması
C) İkisinin de Boğazları Türk egemenliğine bırakması
D) Sevr’in TBMM, Misak-ı Millî’nin İtilaf Devletleri tarafından hazırlanması
E) İkisinin de Anadolu’da manda yönetimini kabul etmesi

Sevr ülke bütünlüğünü ve bağımsız karar verme gücünü ortadan kaldıran hükümler içerirken Misak-ı Millî, millî sınırlar içinde tam bağımsızlığı savunmuştur.

Cevap: B

TBMM’nin Açılışının Tarihî Önemi

TBMM’nin açılmasıyla millî irade kurumsal bir yönetime dönüştü; Temsil Heyeti dönemi sona erdi ve Millî Mücadele tek merkezden sevk edilmeye başladı. Meclis, İstanbul Hükûmetinden bağımsız bir hükûmet kurarak yeni Türk devletinin fiilen ortaya çıktığını gösterdi. Savaşın yürütülmesi, düzenli ordunun kurulması, dış ilişkilerin geliştirilmesi ve yeni anayasal düzenin hazırlanması bu meşru siyasi zemin üzerinde gerçekleşti.

İç ayaklanmalar TBMM’nin ilk döneminde ciddi bir tehdit oluşturdu; fakat hukuk, kamuoyu ve askerî tedbirlerin birlikte uygulanmasıyla merkezî otorite güçlendi. Sevr’in reddi ise millet adına karar verme yetkisinin İstanbul Hükûmetinden TBMM’ye geçtiğini dış politika alanında da gösterdi.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz