Kuvayımilliye, kongreler ve Millî Mücadele’ye hazırlık süreci; işgallere karşı başlayan yerel direnişin ortak bir amaç, merkezî bir örgüt ve millî iradeye dayalı siyasi program kazanmasını anlatır. Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkışıyla hızlanan bu dönem; Havza ve Amasya genelgeleri, Erzurum ve Sivas kongreleri, Temsil Heyetinin çalışmaları, Son Osmanlı Mebusan Meclisi ve Misak-ı Millî üzerinden Büyük Millet Meclisinin açılışına zemin hazırlamıştır.
İşgallerin dayanaklarını, cemiyetlerin kuruluşunu ve ilk yerel direnişleri hatırlamak için Mondros Ateşkes Antlaşması, İşgaller ve Cemiyetler yazısına göz atabilirsiniz.
Kuvayımilliye’nin Kuruluşu ve Özellikleri
Mondros Ateşkes Antlaşması’nın ardından Osmanlı ordusunun büyük ölçüde terhis edilmesi, silah ve cephanenin denetim altına alınması, işgallerin genişlemesi ve İstanbul Hükûmetinin etkili bir savunma kuramaması halkı kendi imkânlarıyla direnmeye yöneltti. Düzenli orduya bağlı olmayan, çoğunlukla gönüllülerden oluşan yerel silahlı birliklere Kuvayımilliye adı verildi. Dörtyol çevresindeki direniş, Ayvalık’ta Ali Çetinkaya’nın mücadelesi ve Ödemiş’teki yerel savunma hareketleri bu oluşumun öne çıkan örnekleridir.
Kuvayımilliye birlikleri işgal kuvvetlerini oyaladı, ilerleyişlerini yavaşlattı, halka moral verdi ve düzenli ordunun kurulabilmesi için zaman kazandırdı. Bununla birlikte yerel ve dağınık olmaları, ortak komuta ve disiplin eksikliği, askerî eğitim ile ağır silah yetersizliği kesin sonuç alınmasını güçleştirdi. Bazı birliklerin ihtiyaçlarını halktan zor kullanarak karşılaması da merkezî otorite sorununa yol açtı. Bu yüzden Kuvayımilliye, Millî Mücadele’nin başlangıç aşamasında zorunlu ve yararlı bir savunma gücü olsa da savaşın ilerleyen döneminde düzenli ordunun yerini tutamadı.
| Kuvayımilliye’nin katkıları | Kuvayımilliye’nin yetersizlikleri |
|---|---|
| İşgallere karşı ilk silahlı direnişi örgütledi. | Yerel ve dağınık birliklerden oluştu. |
| Düşmanı yavaşlatarak zaman kazandırdı. | Ortak komuta, disiplin ve eğitim eksikliği yaşadı. |
| Millî bilinci ve halkın direnişe katılımını güçlendirdi. | Düzenli orduya karşı kesin zafer sağlayacak askerî güce sahip değildi. |
Aşağıdakilerden hangisi Kuvayımilliye birliklerinin özelliklerinden biri değildir?
B) Gönüllülük esasına dayanmaları
C) İşgal kuvvetlerini yavaşlatmaları
D) Tek merkezden yönetilen düzenli bir ordu olmaları
E) Millî bilincin gelişmesine katkı sağlamaları
Mustafa Kemal’in Samsun’a Çıkışı (19 Mayıs 1919)
İtilaf Devletleri, Karadeniz Bölgesi’nde Türklerle Rumlar arasında yaşanan çatışmaları gerekçe göstererek Mondros’un 7. maddesine dayanabileceklerini ve bölgeyi işgal edebileceklerini İstanbul Hükûmetine bildirdi. Hükûmet, bölgede asayişi sağlamak ve silahları toplatmak amacıyla geniş yetkilere sahip bir müfettiş göndermeye karar verdi. Mustafa Kemal Paşa, 9. Ordu Müfettişi olarak görevlendirildi ve Bandırma Vapuru’yla 19 Mayıs 1919’da Samsun’a ulaştı.
Mustafa Kemal’in resmî görevi bölgede güvenliği sağlamak, dağınık birlikleri denetlemek, silah ve cephaneyi toplatmak ve millî teşkilatları dağıtmaktı. Asıl amacı ise askerî ve sivil makamlarla kuracağı bağlantılardan yararlanarak milleti işgallere karşı örgütlemekti. Samsun’daki incelemelerinden sonra hazırladığı raporda karışıklıkların temel nedeninin Rumların siyasi amaçlı faaliyetleri olduğunu, Türklerin yabancı işgaline karşı tepki gösterdiğini ve bölgede Rum nüfusun çoğunlukta olmadığını belirtti.
Mustafa Kemal’in 9. Ordu Müfettişi olarak gönderilmesindeki resmî görev ile Anadolu’daki asıl amacı aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?
B) Asayişi sağlamak ve silahları toplatmak — Millî direnişi örgütlemek
C) Yeni bir antlaşma imzalamak — İtilaf mandasını kabul ettirmek
D) Meclisi kapatmak — İstanbul’a asker sevk etmek
E) Yunan ordusunu denetlemek — Doğu Cephesi’ni dağıtmak
Havza Genelgesi (28 Mayıs 1919)
Mustafa Kemal, Samsun’un İngiliz denetimi altında bulunması ve bölgede güvenli hareket etmenin güçleşmesi üzerine 25 Mayıs’ta Havza’ya geçti. Buradan askerî ve sivil makamlara gönderdiği genelgeyle İzmir’in işgali başta olmak üzere işgallerin mitingler ve protesto telgraflarıyla kınanmasını istedi. Gösteriler sırasında düzenin korunması, Hristiyan halka karşı saldırı ve düşmanlık yapılmaması gerektiğini özellikle vurguladı.
Havza Genelgesi, halkın işgallere karşı tepki göstermesini ve ülke çapında ortak bir kamuoyu oluşmasını amaçlayan ilk genel çağrı niteliğindedir. Genelge sonrasında birçok şehirde mitingler düzenlendi; İstanbul’daki Sultanahmet Mitingi bu toplumsal tepkinin en bilinen örneklerinden biri oldu. İngilizlerin baskısıyla İstanbul Hükûmeti Mustafa Kemal’i geri çağırdı, ancak o Anadolu’daki çalışmalarını sürdürdü.
Havza Genelgesi’nin aşağıdaki amaçlardan hangisine yönelik olduğu söylenebilir?
B) Saltanatı kaldırarak cumhuriyeti ilan etmek
C) Düzenli orduyu kurup Batı Cephesi’ni açmak
D) Misak-ı Millî kararlarını mecliste kabul ettirmek
E) İstanbul Hükûmeti ile Amasya Protokollerini imzalamak
Amasya Genelgesi (22 Haziran 1919)
Mustafa Kemal, Rauf Bey, Refet Bey ve Ali Fuat Paşa’nın katkılarıyla hazırlanan; Kazım Karabekir ile Cemal Paşa’nın onayı alınan Amasya Genelgesi, Millî Mücadele’nin gerekçe, amaç ve yöntemini ortaya koydu. Metinde vatanın bütünlüğü ile milletin bağımsızlığının tehlikede olduğu belirtilerek mücadelenin gerekçesi açıklandı. İstanbul Hükûmetinin sorumluluğunu yerine getiremediği ifade edilerek mevcut yönetimin yetersizliği duyuruldu.
“Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.” hükmü, kurtuluşun kaynağını millî iradede gördü ve mücadelenin yöntemini belirledi. Her türlü baskıdan uzak millî bir heyetin gerekli olduğu belirtildi; böylece Temsil Heyeti fikrinin temeli atıldı. Ayrıca Anadolu’nun en güvenli yeri olarak görülen Sivas’ta ulusal bir kongre toplanması ve her sancaktan milletin güvenini kazanmış üç temsilcinin gizlice gönderilmesi istendi. Doğu illeri adına Erzurum’da yapılacak kongrenin de ardından Sivas’taki genel kongreye katılması planlandı.
Amasya Genelgesi bir ihtilal bildirisi niteliğindedir. Millî egemenlik düşüncesini açıkça ortaya koyması, İstanbul Hükûmetinin karşısına millet iradesine dayanan yeni bir otorite fikri çıkarması ve Millî Mücadele’yi kişisel bir girişim olmaktan çıkarıp komutanların ortak kararı hâline getirmesi bu niteliğin temel göstergeleridir.
Amasya Genelgesi’ndeki “Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.” hükmü aşağıdaki kavramlardan hangisini öne çıkarır?
B) Manda yönetimi
C) Millî egemenlik
D) Mutlak monarşi
E) Bölgesel kurtuluş
Erzurum Kongresi (23 Temmuz–7 Ağustos 1919)
Erzurum Kongresi, Doğu Anadolu’daki Ermeni ve Pontus iddialarına karşı çalışan Şark Vilayetleri Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ile Trabzon Muhafaza-i Hukuk Cemiyetinin girişimleriyle toplandı. Toplanma amacı ve katılımcıları bakımından bölgesel, aldığı kararlar bakımından ise bütün vatanı ilgilendirdiği için ulusal niteliktedir. Mustafa Kemal, kongre öncesinde İstanbul Hükûmetinin baskısı üzerine 8–9 Temmuz gecesi askerlik görevinden istifa ederek mücadeleyi sivil bir kişi olarak sürdürdü. Kazım Karabekir’in desteği, liderliğinin devamında belirleyici oldu.
Kongrede millî sınırlar içinde vatanın bir bütün olduğu ve parçalanamayacağı; işgale karşı birlikte savunma yapılacağı; manda ve himayenin kabul edilemeyeceği; merkezî hükûmet vatanı koruyamazsa geçici bir hükûmet kurulacağı; Kuvayımilliye’nin etkin, millî iradenin hâkim kılınmasının esas olduğu kararlaştırıldı. Mebusan Meclisinin açılması ve hükûmet çalışmalarının meclis denetimine alınması istendi. Hristiyan azınlıklara siyasi hâkimiyet ve toplumsal dengeyi bozacak ayrıcalıklar verilemeyeceği de belirtildi.
Kongre sonunda başkanlığını Mustafa Kemal’in yaptığı dokuz kişilik bir Temsil Heyeti oluşturuldu. Bu heyet başlangıçta Doğu Anadolu’yu temsil ediyordu. Geçici hükûmet düşüncesinin dile getirilmesi İstanbul Hükûmetine güvenilmediğini, manda ve himayenin reddedilmesi tam bağımsızlığın hedeflendiğini, millî iradenin hâkim kılınması ise egemenliğin millete dayandırılmak istendiğini gösterir. Erzurum kararları daha sonra Sivas Kongresi ve Misak-ı Millî üzerinde etkili oldu.
Erzurum Kongresi’nin toplanma biçimi ile aldığı kararların niteliği aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?
B) Bölgesel — Ulusal
C) Uluslararası — Yerel
D) Yerel — Kişisel
E) Ulusal — Uluslararası
Batı Anadolu ve Diğer Bölgesel Kongreler
Millî Mücadele yalnız Erzurum ve Sivas kongrelerinden ibaret değildi. İşgallerin doğrudan etkilediği bölgelerde yerel savunmayı kurmak, gönüllü birlikleri desteklemek ve cephe ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla çok sayıda kongre düzenlendi. Bu kongreler başlangıçta bölgesel hareket etse de halkın kendi güvenliğini ve siyasi geleceğini örgütlü biçimde savunabileceğini gösterdi.
| Kongre | Tarih | Başlıca özellik |
|---|---|---|
| Balıkesir | 26–30 Temmuz 1919 | Yunan işgaline karşı Batı Cephesi direnişini örgütledi; padişah ve halifeye bağlılık vurgulandı. |
| Alaşehir | 16–25 Ağustos 1919 | Batı Anadolu’daki savunmayı genişletti; gerektiğinde İtilaf yardımından yararlanma düşüncesi tartışıldı. |
| Nazilli | 1919 | Celal Bayar’ın “Galip Hoca” adıyla yürüttüğü çalışmalarla anılır; Güneybatı Anadolu direnişine katkı verdi. |
| Edirne ve Lüleburgaz | 1919–1920 | Trakya-Paşaeli Cemiyetinin girişimleriyle Trakya’nın savunulmasını ele aldı. |
Afyon Kongresi ile Pozantı Kongresi TBMM açıldıktan sonra düzenlendi. Pozantı Kongresi, Millî Mücadele döneminde toplanan kongrelerin sonuncusu olarak kabul edilir.
Balıkesir ve Alaşehir kongrelerinin ortak özelliği aşağıdakilerden hangisidir?
B) Misak-ı Millî’yi kabul etmeleri
C) Yunan işgaline karşı Batı Anadolu direnişini örgütlemeleri
D) Temsil Heyetini ilk kez kurmaları
E) İstanbul Hükûmeti tarafından düzenlenmeleri
Sivas Kongresi (4–11 Eylül 1919)
Sivas Kongresi’nin toplanması Amasya Genelgesi’nde kararlaştırılmıştı. Kongre öncesinde İstanbul Hükûmeti, Elazığ Valisi Ali Galip’i kongreyi dağıtmak ve Mustafa Kemal’i etkisiz hâle getirmekle görevlendirdi; ancak girişim başarısız oldu. Fransız subayı Brunot’nun Sivas’ın işgal edilebileceğine ilişkin tehdidi ve İngiliz Binbaşı Noel’in bölgedeki çalışmaları da kongreyi engelleyemedi.
Kongre, ülkenin farklı bölgelerinden gelen delegeleri ve bütün vatanı ilgilendiren amacı nedeniyle her bakımdan ulusal nitelikteydi. Başkanlık ve Amerikan mandası tartışmalarının ardından Mustafa Kemal kongre başkanı seçildi, manda ve himaye kesin olarak reddedildi. Erzurum Kongresi kararları ülke geneline yayıldı; bütün yararlı cemiyetler Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adı altında birleştirildi. Böylece bölgesel direnişler ortak bir siyasi merkez altında toplandı.
Temsil Heyetinin üye sayısı ve yetki alanı genişletilerek bütün vatanı temsil eder hâle getirildi. Ali Fuat Paşa’nın Batı Anadolu Kuvayımilliye Komutanlığına atanması, heyetin ilk kez yürütme yetkisi kullanarak bir hükûmet gibi hareket ettiğini gösterdi. Millî Mücadele’nin görüşlerini halka duyurmak amacıyla İrade-i Milliye gazetesinin çıkarılmasına karar verildi.
Sivas Kongresi sonrasında Temsil Heyeti, Anadolu ile İstanbul arasındaki haberleşmeyi denetim altına aldı ve Damat Ferit Paşa Hükûmetinin istifasında etkili oldu. Yerine Millî Mücadele’ye daha ılımlı yaklaşan Ali Rıza Paşa Hükûmeti kuruldu. Bu gelişme Temsil Heyetinin ilk siyasi başarısı kabul edilir.
Sivas Kongresi’nde Ali Fuat Paşa’nın Batı Anadolu Kuvayımilliye Komutanlığına atanması, Temsil Heyetinin hangi yetkiyi kullandığını gösterir?
B) Yasama
C) Yürütme
D) Kurucu iktidar
E) Diplomatik dokunulmazlık
Amasya Görüşmeleri (20–22 Ekim 1919)
Ali Rıza Paşa Hükûmeti, Bahriye Nazırı Salih Paşa’yı Temsil Heyeti ile görüşmek üzere Amasya’ya gönderdi. İstanbul Hükûmeti adına Salih Paşa ile Temsil Heyeti adına Mustafa Kemal, Rauf Bey ve Bekir Sami Bey arasında yapılan görüşmeler sonunda bir dizi protokol hazırlandı. Vatanın bütünlüğünün ve bağımsızlığının korunması, manda ve himayenin reddi, azınlıklara siyasi dengeyi bozacak ayrıcalıklar verilmemesi ve Sivas Kongresi kararlarının benimsenmesi üzerinde uzlaşıldı.
Seçimlerin yapılarak Mebusan Meclisinin toplanması, meclisin güvenli bir yerde çalışması ve İstanbul Hükûmetinin barış görüşmelerinde Temsil Heyetinin görüşünü alması kararlaştırıldı. İstanbul Hükûmeti, Temsil Heyeti ile Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyetinin varlığını ilk kez resmen tanıdı. Bu nedenle Amasya Görüşmeleri Temsil Heyetinin ikinci önemli siyasi başarısı sayılır. Bununla birlikte İstanbul Hükûmeti, protokollerden yalnız seçimlerin yapılması ve meclisin İstanbul’da açılması kararını uyguladı.
Amasya Görüşmeleri’nin Millî Mücadele açısından en önemli siyasi sonucu aşağıdakilerden hangisidir?
B) İstanbul Hükûmetinin Temsil Heyeti ve millî teşkilatı resmen tanıması
C) Saltanatın kaldırılması
D) Sevr Antlaşması’nın geçersiz sayılması
E) Batı Cephesi’nin kapanması
Temsil Heyetinin Ankara’ya Gelişi (27 Aralık 1919)
Amasya Görüşmelerinin ardından yapılan seçimlerde Mustafa Kemal Erzurum milletvekili seçildi. Mebusan Meclisinin İstanbul’da toplanacağının kesinleşmesi üzerine Millî Mücadele’nin yönetim merkezinin Batı Anadolu’ya ve İstanbul’a daha yakın bir yere taşınması gündeme geldi. Sivas’ta yapılan Komutanlar Toplantısında gelişmeler değerlendirildi; Temsil Heyeti 27 Aralık 1919’da Ankara’ya ulaştı.
Ankara’nın Anadolu’nun ortasında ve işgal dışında bulunması, demiryolu ve telgraf bağlantılarının gelişmiş olması, Batı Cephesi’ne yakınlığı, Ali Fuat Paşa’nın komutasındaki 20. Kolordunun şehirde güvenlik sağlaması ve İstanbul’daki meclis çalışmalarının yakından izlenebilmesi başlıca tercih nedenleriydi. Temsil Heyetinin gelişiyle Ankara fiilen Millî Mücadele’nin yönetim merkezi oldu. Burada Hâkimiyet-i Milliye gazetesi yayımlanarak millî hareketin görüşleri halka duyuruldu.
Son Osmanlı Mebusan Meclisi ve Misak-ı Millî
Son Osmanlı Mebusan Meclisinin Açılması (12 Ocak 1920)
Seçimlerin ardından Son Osmanlı Mebusan Meclisi 12 Ocak 1920’de İstanbul’da açıldı. Mustafa Kemal, hakkında tutuklama kararı bulunduğu için İstanbul’a gitmedi. Millî Mücadele taraftarı milletvekillerinden kendisini meclis başkanı seçmelerini, Müdafaa-i Hukuk Grubu kurmalarını ve Misak-ı Millî kararlarını kabul etmelerini istedi. Meclis başkanlığı isteğinin amacı, gerektiğinde meclisi güvenli bir yerde toplantıya çağırabilecek konuma gelmekti.
Milletvekilleri Mustafa Kemal’i başkan seçmedi; Müdafaa-i Hukuk Grubu yerine Felah-ı Vatan Grubunu kurdu. Buna rağmen Millî Mücadele’nin temel hedeflerini içeren Misak-ı Millî’yi kabul ederek tarihî bir görev yerine getirdi.
Misak-ı Millî Kararları (28 Ocak 1920)
Misak-ı Millî, Son Osmanlı Mebusan Meclisinin 28 Ocak 1920 tarihli gizli oturumunda kabul edildi ve 17 Şubat’ta kamuoyuna açıklandı. Amasya Genelgesi ile başlayan, Erzurum ve Sivas kongrelerinde şekillenen millî hedefler meclis kararı hâline gelerek resmiyet kazandı. Kararlar, Türk milletinin kabul edebileceği barışın asgari şartlarını ve Millî Mücadele’nin siyasi programını belirledi.
| Konu | Misak-ı Millî’nin yaklaşımı |
|---|---|
| Millî sınırlar | Mondros imzalandığında işgal edilmemiş ve Osmanlı-İslam çoğunluğunun bulunduğu yerler bölünmez bir bütündür. |
| Halk oylaması | Arapların çoğunlukta olduğu bölgeler, Batı Trakya ve Elviye-i Selâse’nin geleceği halkın serbest oyuyla belirlenmelidir. |
| Azınlıklar | Komşu ülkelerdeki Müslümanlara tanınan haklar ölçüsünde karşılıklı hak tanınmalıdır. |
| Boğazlar | İstanbul ve Marmara’nın güvenliği sağlanmak şartıyla dünya ticaretine açılabilir. |
| Ekonomik bağımsızlık | Siyasi, adli ve mali gelişmeyi engelleyen kapitülasyonlar kabul edilemez; borçlar bağımsızlık ilkesine uygun çözülmelidir. |
Misak-ı Millî demokratik, barışçı ve eşitlikçi bir programdı. Sınırlar, referandum, Arap bölgeleri, azınlıklar, Boğazlar, kapitülasyonlar ve dış borçlar hakkında ilkeler belirledi. Millî bağımsızlığı esas aldı; ancak padişah etkisindeki Osmanlı meclisinde kabul edildiği için millî egemenlik ve yönetim biçimi konularını açıkça düzenlemedi.
Aşağıdakilerden hangisi Misak-ı Millî’de yer alan konulardan biri değildir?
B) Azınlık haklarında karşılıklılık
C) Kapitülasyonların kabul edilmemesi
D) Tartışmalı bölgelerde halk oylaması
E) Cumhuriyet yönetiminin ilan edilmesi
İstanbul’un Resmen İşgali (16 Mart 1920)
Misak-ı Millî’nin ilanı İtilaf Devletlerinin tepkisini çekti. Baskılar sonucunda Ali Rıza Paşa Hükûmeti istifa etti; yerine Salih Paşa Hükûmeti kuruldu. İtilaf kuvvetleri 16 Mart 1920’de İstanbul’u resmen işgal ederek devlet kurumlarını denetim altına aldı, Şehzadebaşı Karakolu’nu bastı ve bazı milletvekilleriyle aydınları tutukladı. İşgali Mustafa Kemal’e telgrafçı Manastırlı Hamdi Bey bildirdi. Mebusan Meclisi çalışamaz hâle geldi; 11 Nisan’da padişah tarafından resmen kapatıldı.
Temsil Heyeti işgali protesto etti, İstanbul ile resmî haberleşmeyi kesti, Anadolu’daki İtilaf subaylarını tutuklattı, Geyve ve Ulukışla çevresindeki demiryolu geçişlerini denetim altına aldı ve mali kaynakların İstanbul’a gönderilmesini durdurdu. İstanbul’un işgali, Mustafa Kemal’in meclisin güvenli bir Anadolu şehrinde toplanması gerektiği yönündeki uyarılarının haklılığını gösterdi. Ayrıca Osmanlı meclisinin dağıtılması Ankara’da olağanüstü yetkili yeni bir meclisin açılmasını zorunlu hâle getirdi.
İstanbul’un 16 Mart 1920’de resmen işgal edilmesinin Millî Mücadele açısından doğrudan sonucu aşağıdakilerden hangisidir?
B) Ankara’da yeni bir millî meclis açılması gereğinin belirginleşmesi
C) Kuvayımilliye’nin bütün cephelerde dağıtılması
D) Misak-ı Millî kararlarından vazgeçilmesi
E) İşgallerin kendiliğinden sona ermesi
Hazırlık Döneminin Genel Değerlendirmesi
Millî Mücadele’nin hazırlık döneminde yerel ve dağınık tepkiler adım adım ulusal bir harekete dönüştü. Havza Genelgesi halkı işgallere karşı harekete geçirdi; Amasya Genelgesi gerekçe, amaç ve yöntemi açıkladı; Erzurum Kongresi bağımsızlık ve millî irade ilkelerini karara bağladı; Sivas Kongresi örgütleri tek çatı altında birleştirdi. Temsil Heyeti önce millî hareketin yürütme merkezi, sonra İstanbul Hükûmetinin tanımak zorunda kaldığı siyasi otorite hâline geldi.
Son Osmanlı Mebusan Meclisinin Misak-ı Millî’yi kabul etmesi, kongrelerde oluşan programı resmîleştirdi. İstanbul’un işgali ise bu programın Osmanlı başkentinde uygulanamayacağını göstererek Ankara’da millet iradesine dayanan yeni bir meclisin açılışını hızlandırdı.
Sonraki konu: TBMM’nin Açılması, Ayaklanmalar ve Sevr Antlaşması

