KÜRESELLEŞEN DÜNYA, ULUSLARARASI KURULUŞLAR VE BÖLGESEL GELİŞMELER

0
57
Küreselleşen Dünya, Uluslararası Kuruluşlar ve Bölgesel Gelişmeler KPSS Tarih konu anlatımı kapak görseli

Küreselleşen Dünya, Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle yalnızca yeni devletlerin ortaya çıktığı bir dönem değildir. Sermaye, ticaret, bilgi, teknoloji ve insan hareketliliğinin sınırları daha hızlı aşması; güvenlik sorunlarının ise terörizmden iklim değişikliğine kadar devletlerin tek başına çözemeyeceği ölçüde birbirine bağlanması bu dönemin temel özelliğidir. 1989’da Berlin Duvarı’nın yıkılması ve 1991’de SSCB’nin dağılması, iki kutuplu düzeni sona erdirerek uluslararası kuruluşların, bölgesel birliklerin ve yeni güç merkezlerinin önemini artırdı.

Bu dönüşümün eşiğini görmek için önceki Yumuşama Dönemi ve Sonrası yazısını inceleyebilirsiniz. Bu yazıda SSCB’nin çözülüşü, Türk cumhuriyetleri, Avrupa Birliği ve NATO’nun genişlemesi, Balkanlar ile Orta Doğu’daki krizler, uluslararası kuruluşlar ve 1980’lerden günümüze Türkiye’deki başlıca değişimler birlikte ele alınacaktır.

SSCB’NİN DAĞILMASI VE YENİ DÜNYA DÜZENİ (1985-1991)

Mihail Gorbaçov’un 1985’te Sovyetler Birliği Komünist Partisi Genel Sekreteri olmasıyla glasnost (açıklık) ve perestroyka (yeniden yapılanma) politikaları uygulandı. Glasnost siyasal ve toplumsal tartışma alanını genişletmeyi, perestroyka ise durağanlaşan ekonomiyi ve devlet yapısını yeniden düzenlemeyi amaçlıyordu. Reformlar sistemi toparlamak için başlatılsa da ekonomik sıkıntılar, milliyetçi hareketler, Doğu Avrupa’daki komünist yönetimlerin çözülmesi ve merkezî otoritenin zayıflaması dağılma sürecini hızlandırdı.

Örnek - 1

SSCB’de uygulanan glasnost ve perestroyka politikalarının doğru eşleştirmesi aşağıdakilerden hangisidir?

A) Glasnost: askerî genişleme / Perestroyka: sansür
B) Glasnost: açıklık / Perestroyka: yeniden yapılanma
C) Glasnost: kolektifleştirme / Perestroyka: bloklaşma
D) Glasnost: uzay yarışı / Perestroyka: sömürgecilik
E) Glasnost: sınırların kapatılması / Perestroyka: merkezîleşme

Glasnost kamusal tartışma ve bilgi akışını genişleten açıklık politikasını, perestroyka ise ekonomi ve devlet yapısının yeniden düzenlenmesini ifade eder.

Cevap: B

9 Kasım 1989’da Berlin Duvarı’nın açılması, Avrupa’daki bölünmenin sona erişinin simgesi oldu. 1990’da iki Almanya birleşti. Ağustos 1991’de Gorbaçov’a karşı yapılan başarısız darbe girişimi Boris Yeltsin’in konumunu güçlendirdi. Rusya, Ukrayna ve Belarus liderleri Aralık 1991’de Bağımsız Devletler Topluluğunu kurduklarını ilan etti; Gorbaçov 25 Aralık’ta görevinden ayrıldı ve SSCB hukuken sona erdi. Rusya Federasyonu, Sovyetler Birliği’nin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyindeki daimî koltuğunu devraldı.

Türk Cumhuriyetlerinin Bağımsızlığı

1991’de Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan bağımsız devletler hâline geldi. Türkiye bu devletleri tanıyan ilk ülkeler arasında yer aldı ve diplomatik temsilcilikler açtı. Yeni cumhuriyetler bir yandan planlı ekonomiden piyasa ekonomisine geçmeye, diğer yandan millî kimliklerini ve devlet kurumlarını güçlendirmeye çalıştı. Enerji kaynakları, ulaştırma koridorları ve Hazar havzası, bölgenin küresel önemini artırdı.

Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki Dağlık Karabağ sorunu Sovyet düzeninin çözülmesi sırasında açık çatışmaya dönüştü. Türkiye, Azerbaycan ile tarihî ve kültürel yakınlığını dış politikasının önemli unsurlarından biri hâline getirdi. Orta Asya’daki Türk cumhuriyetleriyle ilişkiler ise eğitim, kültür, kalkınma yardımı, ulaştırma ve enerji alanlarında gelişti.

Örnek - 2

Aşağıdakilerden hangisi SSCB’nin dağılmasıyla bağımsızlığını kazanan Türk cumhuriyetlerinden biri değildir?

A) Azerbaycan
B) Kazakistan
C) Kırgızistan
D) Türkmenistan
E) Moğolistan

Moğolistan SSCB’yi oluşturan cumhuriyetlerden değildi. Diğer dört devlet ile Özbekistan, 1991’de bağımsız olan Türk cumhuriyetleri arasındadır.

Cevap: E

TÜRK DÜNYASINDA İŞ BİRLİĞİ VE BÖLGESEL KURULUŞLAR

Türkiye, Soğuk Savaş sonrasında yeni bağımsız devletlerle ilişkilerini kurumsallaştırmak amacıyla farklı yapılar geliştirdi. TİKA 1992’de özellikle Türk cumhuriyetleri ve komşu ülkelerle kalkınma iş birliğini güçlendirmek için kuruldu. TÜRKSOY 1993’te Türk kültürünü araştırmak, korumak ve ortak kültürel etkinlikler düzenlemek amacıyla oluşturuldu. 1992’de İstanbul’da başlatılan Karadeniz Ekonomik İşbirliği girişimi ise Karadeniz çevresindeki ülkeler arasında ticaret, ulaşım ve ekonomik iş birliğini hedefledi; 1999’da uluslararası örgüt kimliği kazandı.

2009 Nahçıvan Anlaşması’yla kurulan Türk Konseyi, 2021’de Türk Devletleri Teşkilatı adını aldı. Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Türkiye kurucu üyelerdi; Özbekistan 2019’da tam üye oldu. Teşkilat ortak tarih, dil, kimlik ve kültür temelinde ekonomi, ulaştırma, gümrük, eğitim ve turizm gibi alanlarda çok taraflı iş birliği yürütür. Macaristan, Türkmenistan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti gözlemci statüsündedir.

Örnek - 3

Türk Devletleri Teşkilatının kurumsal başlangıcı aşağıdakilerden hangisidir?

A) 1949 Kuzey Atlantik Antlaşması
B) 1963 Ankara Anlaşması
C) 1992 Maastricht Antlaşması
D) 2009 Nahçıvan Anlaşması
E) 2015 Paris İklim Anlaşması

2009 Nahçıvan Anlaşması Türk Konseyini kurdu; yapı 2021’de Türk Devletleri Teşkilatı adını aldı.

Cevap: D

Küreselleşen dünyada SSCB'nin dağılması, Türk dünyası, AB ve NATO, Balkanlar, Orta Doğu ve Türkiye'deki dönüşüm kavram ağı

AVRUPA BİRLİĞİ VE NATO’NUN GENİŞLEMESİ

Avrupa Birliği ve Türkiye-AB İlişkileri

7 Şubat 1992’de imzalanıp 1993’te yürürlüğe giren Maastricht Antlaşması, Avrupa Topluluğunu ekonomik bütünleşmenin ötesine taşıyarak Avrupa Birliğini kurdu. Ortak dış ve güvenlik politikası, adalet ve içişlerinde iş birliği ile ekonomik ve parasal birlik, bütünleşmenin temel boyutları oldu. 1993 Kopenhag Kriterleri; aday devletlerde demokrasi, hukukun üstünlüğü, insan hakları, azınlıkların korunması, işleyen piyasa ekonomisi ve üyelik yükümlülüklerini üstlenme kapasitesi aradı.

Soğuk Savaş sonrasında Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinin katılımıyla AB genişledi. 2004 genişlemesi on yeni üyeyle birliğin en büyük genişleme dalgası oldu. Birleşik Krallık’ın 2020’de birlikten ayrılması Brexit olarak adlandırıldı. Genişleme, Avrupa’daki demokratik ve ekonomik dönüşümü desteklerken egemenlik paylaşımı, göç, ekonomik farklılıklar ve ortak dış politika gibi tartışmaları da beraberinde getirdi.

Türkiye’nin Avrupa bütünleşmesiyle ilişkisi 1959 başvurusu ve 1963 Ankara Anlaşması’na dayanır. Türkiye 1987’de tam üyelik başvurusu yaptı; Gümrük Birliği 1996’da yürürlüğe girdi ve 1999 Helsinki Zirvesi’nde aday ülke kabul edildi. Katılım müzakereleri 2005’te başladı. Bu süreçte siyasal kriterler, ekonomik uyum, Kıbrıs meselesi ve üye devletlerin yaklaşımları belirleyici oldu.

Örnek - 4

Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerindeki gelişmelerin kronolojik sırası aşağıdakilerden hangisidir?

A) Adaylık – Ankara Anlaşması – Gümrük Birliği – tam üyelik başvurusu
B) Ankara Anlaşması – tam üyelik başvurusu – Gümrük Birliği – adaylık
C) Gümrük Birliği – Ankara Anlaşması – adaylık – tam üyelik başvurusu
D) Tam üyelik başvurusu – adaylık – Ankara Anlaşması – Gümrük Birliği
E) Ankara Anlaşması – adaylık – tam üyelik başvurusu – Gümrük Birliği

Ankara Anlaşması 1963’te, tam üyelik başvurusu 1987’de, Gümrük Birliği 1996’da ve adaylık kararı 1999’da gerçekleşmiştir.

Cevap: B

NATO’nun Dönüşümü ve Genişlemesi

Varşova Paktı’nın dağılması NATO’nun varlık nedenini ortadan kaldırmadı; ittifak kolektif savunmanın yanında kriz yönetimi, ortaklık programları ve alan dışı operasyonlara yöneldi. 1994’te başlatılan Barış İçin Ortaklık programı, eski Doğu Bloku ülkeleriyle askerî ve siyasal iş birliği zemini oluşturdu. Çekya, Macaristan ve Polonya 1999’da; yedi Orta ve Doğu Avrupa ülkesi 2004’te NATO’ya katıldı. Daha sonraki genişlemelerle Finlandiya 2023’te, İsveç 2024’te üye oldu.

11 Eylül 2001 saldırılarından sonra NATO tarihinde ilk kez Kuzey Atlantik Antlaşması’nın 5. maddesini işletti. İttifak 2003’te Afganistan’daki Uluslararası Güvenlik Destek Gücünün komutasını devraldı. Böylece NATO’nun güvenlik anlayışı yalnız üye devlet sınırlarına yapılacak klasik saldırılardan terörizm, kitle imha silahlarının yayılması ve bölgesel istikrarsızlık gibi tehditlere doğru genişledi.

Örnek - 5

NATO’nun 11 Eylül 2001 saldırılarından sonra aldığı karar aşağıdakilerden hangisidir?

A) Avrupa Birliğini kurmak
B) Varşova Paktına katılmak
C) 5. maddeyi tarihinde ilk kez işletmek
D) Bütün ortaklık programlarını sona erdirmek
E) Birleşmiş Milletlerden ayrılmak

İttifak, saldırıları bütün üyelere yönelmiş bir saldırı olarak değerlendirerek kolektif savunmayı düzenleyen 5. maddeyi ilk kez uyguladı.

Cevap: C

Dikkat

AB ve NATO aynı kuruluş değildir. AB siyasal ve ekonomik bütünleşme örgütüdür; NATO ise kolektif savunma ittifakıdır. Üye listeleri ve katılım ölçütleri bu nedenle birbirinden farklıdır.

BALKANLARDAKİ GELİŞMELER (1991-1999)

Yugoslavya; Slovenya, Hırvatistan, Bosna-Hersek, Sırbistan, Karadağ ve Makedonya cumhuriyetlerinden oluşan federal bir devletti. Tito’nun ölümünden sonra ekonomik bunalım, cumhuriyetler arasındaki eşitsizlikler ve etnik milliyetçilik güçlendi. Slovenya ile Hırvatistan’ın 1991’de bağımsızlık ilanı, Yugoslavya’nın şiddetli biçimde parçalanmasını başlattı. Bosna-Hersek’in 1992’de bağımsızlığını ilan etmesiyle Boşnak, Sırp ve Hırvat güçler arasında savaş çıktı.

Bosna Savaşı sırasında kuşatma, toplama kampları, zorunlu göç ve etnik temizlik politikaları uygulandı. Birleşmiş Milletlerin “güvenli bölge” ilan ettiği Srebrenitsa’da Temmuz 1995’te Bosnalı Sırp kuvvetleri yaklaşık sekiz bin Boşnak erkek ve çocuğu öldürdü; uluslararası mahkemeler bu eylemleri soykırım olarak nitelendirdi. NATO hava harekâtının da oluşturduğu baskının ardından 1995 Dayton Barış Antlaşması savaşı sona erdirdi ve Bosna-Hersek’in karmaşık federal yapısını kurdu.

Örnek - 6

Bosna Savaşı’nı sona erdiren düzenleme aşağıdakilerden hangisidir?

A) Dayton Barış Antlaşması
B) Varşova Paktı
C) Camp David Antlaşması
D) Helsinki Nihai Senedi
E) Schengen Anlaşması

1995 Dayton düzenlemesi çatışmayı sona erdirdi ve Bosna-Hersek’in savaş sonrası anayasal-idari yapısının temelini oluşturdu.

Cevap: A

Kosova Sorunu

Sırbistan yönetiminin Kosova’nın özerkliğini sınırlandırması ve Arnavut çoğunluğa uygulanan baskılar, 1990’larda çatışmayı büyüttü. Diplomatik girişimlerin sonuçsuz kalmasının ardından NATO Mart 1999’da Yugoslavya Federal Cumhuriyeti’ne karşı 78 gün süren hava harekâtı düzenledi. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 1244 sayılı kararı temelinde NATO öncülüğündeki KFOR Kosova’ya yerleşti ve bölge BM geçici yönetimine bırakıldı.

Örnek - 7

Kosova’da güvenli ortamı desteklemek amacıyla 1999’da konuşlandırılan NATO öncülüğündeki güç aşağıdakilerden hangisidir?

A) UNFICYP
B) KFOR
C) CENTO
D) SEATO
E) COMECON

KFOR, BM Güvenlik Konseyinin 1244 sayılı kararı çerçevesinde Kosova’da güvenli ortamı desteklemek üzere konuşlandırılan NATO öncülüğündeki güçtür.

Cevap: B

Kosova 2008’de bağımsızlığını ilan etti. Türkiye Kosova’yı tanıdı; ancak Kosova’nın statüsü uluslararası toplumda tam bir görüş birliği oluşturmadı. Balkan savaşları, Soğuk Savaş sonrası Avrupa’da etnik milliyetçilik ve devletlerin parçalanmasının büyük insani krizlere dönüşebileceğini gösterdi.

ORTA DOĞU VE KÜRESEL GÜVENLİK SORUNLARI (1990-2011)

Körfez Savaşı, 11 Eylül ve Afganistan

Irak’ın 2 Ağustos 1990’da Kuveyt’i işgal etmesi, Soğuk Savaş sonrasının ilk büyük uluslararası krizlerinden birini doğurdu. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Irak’ın çekilmesini istedi ve kuvvet kullanımına izin verdi. ABD öncülüğündeki koalisyon 1991’de Çöl Fırtınası Harekâtı’nı başlatarak Irak kuvvetlerini Kuveyt’ten çıkardı. Türkiye BM yaptırımlarına uydu, Kerkük-Yumurtalık petrol boru hattını kapattı ve İncirlik Üssü’nün kullanılmasına izin verdi; sınırdaki ekonomik ve insani sonuçlardan da etkilendi.

Örnek - 8

1991 Körfez Savaşı’nın doğrudan nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

A) İran’ın Afganistan’ı işgal etmesi
B) Irak’ın Kuveyt’i işgal etmesi
C) Sovyetler Birliği’nin Berlin’e asker göndermesi
D) Mısır’ın Camp David’den çekilmesi
E) NATO’nun Varşova Paktını kurması

Irak’ın Ağustos 1990’da Kuveyt’i işgal etmesi, BM kararları ve ABD öncülüğündeki koalisyon müdahalesiyle sonuçlanan krizi başlatmıştır.

Cevap: B

11 Eylül 2001’de El Kaide’nin ABD’de düzenlediği saldırılar, terörizmi küresel güvenlik gündeminin merkezine taşıdı. ABD öncülüğündeki kuvvetler Taliban yönetiminin El Kaide’ye barınma alanı sağladığı gerekçesiyle Afganistan’a müdahale etti. NATO daha sonra ISAF’ın komutasını üstlendi. Bu gelişmeler güvenlik politikalarında sınır aşan örgütler, istihbarat paylaşımı ve devlet dışı aktörlerin önemini artırdı.

Filistin Sorunu, Su Sorunu ve Arap Baharı

Filistin Kurtuluş Örgütü ile İsrail arasında 1993 Oslo İlkeler Bildirgesi imzalandı; taraflar birbirini tanıdı ve sınırlı Filistin öz yönetiminin yolu açıldı. Buna rağmen Kudüs’ün statüsü, sınırlar, yerleşimler, mülteciler ve güvenlik başlıkları kalıcı çözüme bağlanamadı. Orta Doğu’da Fırat-Dicle, Nil, Şeria ve Asi havzalarının birden fazla devlet tarafından paylaşılması da suyu ekonomik olduğu kadar stratejik bir mesele hâline getirdi.

2010 sonunda Tunus’ta başlayan halk hareketleri kısa sürede Mısır, Libya, Suriye ve Yemen başta olmak üzere birçok ülkeye yayıldı ve Arap Baharı olarak adlandırıldı. İşsizlik, yolsuzluk, siyasal baskı, gelir eşitsizliği ve iletişim teknolojilerinin örgütlenmeyi kolaylaştırması hareketlerin ortak nedenleri arasındaydı. Tunus ve Mısır’da yönetimler değişti; Libya’da dış müdahale ve iç savaş yaşandı, Suriye ile Yemen’deki çatışmalar uzun süreli insani krizlere dönüştü. Bu farklı sonuçlar, aynı bölgesel dalganın her ülkede aynı siyasal düzeni üretmediğini gösterir.

Örnek - 9

Arap Baharı’nın ilk başladığı ülke aşağıdakilerden hangisidir?

A) Tunus
B) Suriye
C) Yemen
D) Libya
E) Irak

Aralık 2010’da Tunus’ta başlayan protestolar yönetim değişikliğine yol açmış ve kısa sürede başka Arap ülkelerine yayılmıştır.

Cevap: A

1980’LERDEN GÜNÜMÜZE TÜRKİYE

1983 seçimlerini Anavatan Partisi kazandı ve Turgut Özal başbakan oldu. 24 Ocak kararlarıyla başlayan dışa açılma; ihracatın teşviki, kambiyo rejiminin serbestleştirilmesi, özel girişimin güçlendirilmesi ve dünya piyasalarıyla bütünleşme yönünde sürdü. Ekonomik dönüşüm yeni tüketim ve iletişim alışkanlıkları doğururken enflasyon, gelir dağılımı ve iç göç gibi sorunlar devam etti.

1987 halkoylamasıyla 12 Eylül döneminde siyaset yasağı getirilen liderlerin yasağı kaldırıldı. Turgut Özal 1989’da cumhurbaşkanı seçildi; 1991 seçimlerinden sonra koalisyon hükûmetleri dönemi başladı. Süleyman Demirel 1993’te cumhurbaşkanı olurken Tansu Çiller Türkiye’nin ilk kadın başbakanı oldu. 1990’larda koalisyonlar, ekonomik krizler, PKK terörü ve 28 Şubat süreci siyasal hayatı etkiledi. 2002 seçimleriyle Adalet ve Kalkınma Partisi tek başına iktidara geldi.

Toplumsal ve kültürel yaşamı özel televizyonların yaygınlaşması, internetin 1993’ten itibaren kullanılması, cep telefonu ve dijital iletişim dönüştürdü. Türkiye bilim, sanat ve sporda Aziz Sancar’ın 2015 Nobel Kimya Ödülü, Nuri Bilge Ceylan’ın 2014 Cannes Altın Palmiye Ödülü ve olimpiyat başarıları gibi uluslararası sonuçlar elde etti. Çernobil, salgın hastalıklar, deprem riski, iklim değişikliği ve göç ise küresel sorunların ulusal hayatı doğrudan etkilediğini gösterdi.

Örnek - 10

Türkiye’de internet kullanımının başlaması ve özel televizyonların yaygınlaşması aşağıdaki dönüşümlerden hangisiyle en doğrudan ilişkilidir?

A) İletişim ve kitle kültürünün çeşitlenmesi
B) Kapitülasyonların kaldırılması
C) Çok partili hayata ilk kez geçilmesi
D) Halifeliğin kaldırılması
E) Misakımillî’nin kabul edilmesi

Yeni yayın kanalları ve dijital ağlar bilgiye erişimi, gündelik iletişimi ve kültürel üretim-tüketim biçimlerini çeşitlendirmiştir.

Cevap: A

Kuruluş / yapı Temel işlev Dönemin bağlamı
Bağımsız Devletler Topluluğu Eski Sovyet cumhuriyetleri arasında iş birliği SSCB’nin çözülüşü
Avrupa Birliği Siyasal ve ekonomik bütünleşme Maastricht ve genişleme
NATO Kolektif savunma ve kriz yönetimi Yeni tehditler ve doğuya genişleme
Türk Devletleri Teşkilatı Türk devletleri arasında çok taraflı iş birliği Türk cumhuriyetlerinin bağımsızlığı
Karadeniz Ekonomik İşbirliği Bölgesel ekonomik iş birliği Karadeniz çevresinde yeni bölgesel düzen

Küreselleşme, devletleri önemsizleştiren tek yönlü bir süreç değildir. SSCB’nin dağılması yeni devletler ortaya çıkarırken AB, NATO ve Türk Devletleri Teşkilatı gibi yapılar devletlerin ortak amaçlar için kurumsal iş birliğine yöneldiğini gösterdi. Balkanlar ve Orta Doğu’daki çatışmalar yeni dünya düzeninin barışçıl olmadığını; terörizm, göç, salgınlar ve iklim gibi sınır aşan sorunlar ise güvenliğin askerî alanla sınırlanamayacağını ortaya koydu.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz