YUMUŞAMA DÖNEMİ VE SONRASI

0
100
Yumuşama Dönemi ve Sonrası KPSS Tarih konu anlatımı kapak görseli

Yumuşama Dönemi, Soğuk Savaş’ın sona erdiği değil; ABD ile SSCB’nin nükleer savaş riskini ve sınırsız silahlanmanın maliyetini azaltmak için görüşme, anlaşma ve kriz yönetimine daha fazla başvurduğu evredir. Fransızca détente sözcüğüyle de adlandırılan bu süreç özellikle 1960’ların sonlarından 1970’lerin sonuna kadar belirginleşti. Bununla birlikte Vietnam, Orta Doğu, Afganistan ve başka bölgelerdeki çatışmalar devam etti.

İki kutuplu düzenin nasıl kurulduğunu görmek için önceki Soğuk Savaş Dönemi yazısını inceleyebilirsiniz. Bu yazıda yumuşamanın nedenleri, silahsızlanma görüşmeleri, bölgesel krizler, Bağlantısızlar Hareketi ve 1960–1983 arasında Türkiye’nin dış politika, siyaset, ekonomi ve toplum alanındaki dönüşümü birlikte ele alınacaktır.

YUMUŞAMA DÖNEMİNİN ORTAYA ÇIKIŞI (1962-1969)

ABD ile SSCB arasındaki nükleer denge, iki tarafa da ilk saldırının karşılıksız kalmayacağını gösterdi. Karşılıklı kesin yıkım ihtimali, doğrudan savaşın kazananı olmayacağı düşüncesini güçlendirdi. Silahlanma yarışının ekonomik yükü, ABD’nin Vietnam’da karşılaştığı güçlükler ve SSCB ile Çin arasındaki görüş ayrılığının sınır çatışmasına dönüşmesi de tarafları daha esnek diplomasiye yöneltti.

Yumuşama, blokların veya ideolojik rekabetin ortadan kalkması anlamına gelmez. Asıl değişiklik, süper güçlerin rekabeti sürdürürken doğrudan iletişim kanalları açması, silah sistemlerine sınır koymaya çalışması ve Avrupa’daki statükoyu müzakere yoluyla yönetmesidir. Bu nedenle dönemin temel kavramları diyalog, caydırıcılık, silahların sınırlandırılması ve kontrollü rekabettir.

Örnek - 1

Yumuşama Dönemi’nin temel niteliği aşağıdakilerden hangisidir?

A) Soğuk Savaş bloklarının tamamen dağılması
B) ABD ile SSCB’nin rekabeti sürdürürken gerilimi görüşmeler ve anlaşmalarla yönetmeye çalışması
C) Bütün nükleer silahların ortadan kaldırılması
D) Bölgesel savaşların sona ermesi
E) Bağlantısız ülkelerin NATO’ya katılması

Yumuşama, rekabetin bitmesi değil; doğrudan çatışma riskinin diplomasi ve silah kontrolü yoluyla sınırlandırılmaya çalışılmasıdır.

Cevap: B

U-2 Olayı ve Küba Füze Krizi (1960-1962)

ABD’ye ait bir U-2 keşif uçağının 1 Mayıs 1960’ta Sovyet toprakları üzerinde düşürülmesi, Paris’te yapılması planlanan zirvenin başarısız olmasına ve güvensizliğin artmasına yol açtı. Daha ağır kriz Ekim 1962’de yaşandı. ABD keşif uçuşları, SSCB’nin Küba’ya orta ve ara menzilli nükleer füzeler yerleştirdiğini ortaya çıkardı. Başkan John F. Kennedy adaya karşı deniz “karantinası” ilan etti; Sovyet gemileri ve iki süper gücün askerî kuvvetleri alarma geçti.

Kriz, Nikita Kruşçev’in Küba’daki füzeleri kaldırmayı kabul etmesi ve ABD’nin Küba’yı işgal etmeme güvencesi vermesiyle çözüldü. ABD’nin Türkiye’deki Jüpiter füzelerini daha sonra kaldırması gizli uzlaşmanın parçasıydı. Tarafların yanlış anlaşılma yüzünden nükleer savaşa ne kadar yaklaşabildiği görülünce Washington ile Moskova arasında doğrudan haberleşme hattı kuruldu; 1963 Kısmi Nükleer Deneme Yasağı Antlaşması atmosferde, uzayda ve su altında nükleer denemeleri yasakladı.

Örnek - 2

Küba Füze Krizi’nin yumuşama sürecine katkısı aşağıdakilerden hangisidir?

A) NATO’nun dağılmasına yol açması
B) Taraflara doğrudan iletişim ve nükleer kriz yönetiminin önemini göstermesi
C) Küba’nın Varşova Paktından ayrılması
D) Vietnam Savaşı’nı sona erdirmesi
E) SALT II’nin hemen onaylanmasını sağlaması

Kriz sonrasında kurulan doğrudan haberleşme hattı ve nükleer denemeleri sınırlayan ilk anlaşmalar, benzer bir tırmanmayı önleme arayışının sonucudur.

Cevap: B

SİLAHLARIN SINIRLANDIRILMASI VE HELSİNKİ SÜRECİ (1968-1979)

1968 Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması, nükleer silah sahibi devletlerin sayısını sınırlamaya ve barışçıl nükleer iş birliğini denetim altına almaya yönelik küresel bir çerçeve oluşturdu. ABD ile SSCB arasındaki Stratejik Silahların Sınırlandırılması Görüşmeleri 1969’da Helsinki’de başladı. Başkan Richard Nixon ile Sovyet lideri Leonid Brejnev Mayıs 1972’de Moskova’da SALT I düzenlemelerini imzaladı.

SALT I kapsamında Anti-Balistik Füze Antlaşması, füze savunma sistemlerini sınırlayarak taraflardan birinin karşı tarafın misilleme kapasitesini etkisizleştirmesini önlemeyi amaçladı. Geçici anlaşma ise kıtalararası ve denizaltından atılan balistik füze rampalarının sayısına tavan getirdi. Bu düzenlemeler silahları yok etmedi; nükleer dengenin daha öngörülebilir olmasını hedefledi.

Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Konferansı sonunda 1 Ağustos 1975’te imzalanan Helsinki Nihai Senedi; sınırların dokunulmazlığı, devletlerin egemen eşitliği, uyuşmazlıkların barışçı çözümü, ekonomik-kültürel iş birliği ve insan hakları gibi ilkeleri aynı çerçevede topladı. SALT II 1979’da Jimmy Carter ile Brejnev tarafından imzalandı; ancak SSCB’nin Afganistan’a müdahalesi sonrasında ABD Senatosunda onay süreci ilerlemedi.

Örnek - 3

Aşağıdaki gelişmelerden hangisi Avrupa’da güvenlik, sınırlar, iş birliği ve insan haklarını aynı belge içinde ele almıştır?

A) Truman Doktrini
B) Helsinki Nihai Senedi
C) Varşova Paktı
D) Marshall Planı
E) Eisenhower Doktrini

1975 Helsinki Nihai Senedi, Avrupa güvenlik düzenini askerî güven artırıcı önlemler, iş birliği ve insan hakları ilkeleriyle birlikte ele aldı.

Cevap: B

Dikkat

SALT I yürürlüğe giren iki düzenleme üretmiştir. SALT II ise imzalanmasına rağmen ABD Senatosu tarafından onaylanmamıştır. Bu iki sonucu birbirine karıştırmayınız.

Küba Füze Krizi, SALT I, Helsinki Nihai Senedi, SALT II ve Afganistan müdahalesi üzerinden Yumuşama Dönemi kronolojisi

ASYA’DA REKABET: ÇİN, VİETNAM VE BAĞLANTISIZLAR (1955-1976)

ABD-Çin Yakınlaşması ve Vietnam Savaşı

SSCB ile Çin arasındaki ideolojik ve sınır anlaşmazlıkları 1960’larda derinleşti. ABD bu ayrışmadan yararlanarak Çin ile ilişkilerini yeniden kurmaya yöneldi. 1971’de masa tenisi takımlarının karşılıklı ziyaretleri “Ping-Pong diplomasisi” olarak anıldı; Henry Kissinger’in gizli temaslarının ardından Başkan Nixon Şubat 1972’de Çin’i ziyaret etti. Bu yakınlaşma, ABD’nin Moskova ve Pekin ile ilişkilerini birbirine karşı dengelediği üçgen diplomasinin önemli parçası oldu.

Vietnam ise yumuşamanın çatışmaları ortadan kaldırmadığını gösterdi. 1954 Cenevre düzenlemelerinden sonra ülke 17. paralel çevresinde kuzey ve güney olarak bölündü. ABD, komünizmin Güneydoğu Asya’da yayılmasını önlemek amacıyla Güney Vietnam’ı destekledi ve 1964’ten sonra askerî varlığını büyük ölçüde artırdı. Gerilla savaşı, coğrafi koşullar, kamuoyu tepkisi ve yüksek maliyet ABD’nin savaşı sürdürmesini zorlaştırdı.

Başkan Nixon döneminde “Vietnamlaştırma” politikasıyla kara savaşının yükü Güney Vietnam kuvvetlerine aktarılırken ABD birlikleri çekilmeye başladı. 27 Ocak 1973 Paris Barış Antlaşması ABD kuvvetlerinin çekilmesini ve ateşkesi öngördü. Savaş antlaşmayla tamamen bitmedi; Kuzey Vietnam kuvvetlerinin 1975’te Saygon’u ele geçirmesinden sonra ülke 1976’da Vietnam Sosyalist Cumhuriyeti adıyla birleşti.

Örnek - 4

Vietnam Savaşı hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

A) Paris Barış Antlaşması Vietnam’ı 1973’te kalıcı olarak iki devlete ayırmıştır.
B) ABD’nin savaştaki rolü 1973 antlaşmasıyla sona ermiş, Vietnam 1976’da birleşmiştir.
C) Çin savaş boyunca ABD’nin müttefiki olmuştur.
D) Savaş yalnız Avrupa topraklarında gerçekleşmiştir.
E) Vietnamlaştırma ABD asker sayısını sürekli artırma politikasıdır.

Paris Barış Antlaşması ABD’nin çekilmesini sağladı; kuzey ve güney arasındaki mücadele devam etti ve birleşme 1976’da gerçekleşti.

Cevap: B

Bandung Konferansı ve Bağlantısızlar Hareketi (1955-1961)

Asya ve Afrika’da bağımsızlığını yeni kazanan ülkeler, ABD veya SSCB öncülüğündeki bloklardan birine bağlanmadan uluslararası siyasette etkili olmayı amaçladı. 1955 Bandung Konferansı; egemenliğe saygı, ırk eşitliği, iç işlerine karışmama, uyuşmazlıkların barışçı çözümü ve sömürgeciliğe karşı durma ilkelerini öne çıkardı. Bu bir askerî ittifak değil, bağımsız dış politika ve dayanışma arayışıydı.

Hindistan Başbakanı Cevahirlal Nehru, Mısır lideri Cemal Abdülnasır ve Yugoslavya lideri Josip Broz Tito hareketin öne çıkan isimleriydi. İlk Bağlantısızlar Zirvesi 1961’de Belgrad’da yapıldı. Hareket, sömürgeciliğin tasfiyesi, silahsızlanma, ekonomik kalkınma ve Birleşmiş Milletlerde gelişmekte olan ülkelerin ortak hareket etmesi konularında etkili oldu.

Örnek - 5

Bağlantısızlar Hareketi’nin temel amacı aşağıdakilerden hangisidir?

A) Üyeleri zorunlu olarak Varşova Paktına bağlamak
B) İki güç blokundan bağımsız politika alanı oluşturmak ve sömürgeciliğe karşı dayanışmak
C) NATO’nun askerî komutasını genişletmek
D) Avrupa’daki sınırları değiştirmek
E) Nükleer silah üretimini zorunlu tutmak

Bağlantısızlık tarafsız ve etkisiz kalmak değil; büyük güç bloklarına resmen bağlanmadan ortak çıkarları savunmak anlamına geliyordu.

Cevap: B

ORTA DOĞU, PETROL VE BÖLGESEL ÇATIŞMALAR (1967-1988)

1967 Altı Gün Savaşı’nda İsrail; Sina Yarımadası, Gazze, Batı Şeria, Doğu Kudüs ve Golan Tepeleri’ni ele geçirdi. Mısır ile Suriye’nin kaybettikleri toprakları geri alma amacıyla 6 Ekim 1973’te başlattığı saldırı Yom Kippur veya Ramazan Savaşı olarak bilinir. Savaşın ardından ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger’in mekik diplomasisi ateşkes ve kuvvetlerin ayrılması anlaşmalarına katkı sağladı.

ABD Başkanı Jimmy Carter’ın arabuluculuğunda Mısır Cumhurbaşkanı Enver Sedat ile İsrail Başbakanı Menahem Begin Eylül 1978’de Camp David Çerçeve Anlaşmalarını imzaladı. Bu belgeler Mart 1979 Mısır-İsrail Barış Antlaşması’nın temelini oluşturdu; Mısır İsrail’i tanıyan ilk Arap ülkesi oldu. Filistin sorununun ise kalıcı çözüme kavuşmaması bölgesel gerilimin sürmesine yol açtı.

Petrol üreticileri 1960’ta İran, Irak, Kuveyt, Suudi Arabistan ve Venezuela öncülüğünde OPEC‘i kurdu. 1973 savaşında Arap petrol ihracatçılarının üretim kısıntısı ve ambargosu enerji fiyatlarını keskin biçimde artırdı. 1973 Petrol Krizi, petrolün yalnız ekonomik bir ürün değil, dış politika aracı olduğunu gösterdi; ithalatçı ülkelerde enflasyon, durgunluk ve enerji tasarrufu politikaları güçlendi.

Örnek - 6

1973 Petrol Krizi’nin dünya siyaseti bakımından önemi aşağıdakilerden hangisidir?

A) Petrolün siyasi baskı ve dış politika aracı olarak kullanılabildiğini göstermesi
B) OPEC’in 1973’te ilk kez kurulması
C) Bütün petrol fiyatlarının kalıcı olarak düşmesi
D) Camp David sürecinin sona ermesi
E) Arap-İsrail çatışmasının tamamen çözülmesi

Arap petrol ihracatçılarının üretim ve ihracat kararları, enerji bağımlılığının uluslararası siyasette etkili bir baskı unsuru olduğunu ortaya koydu.

Cevap: A

Afganistan ve İran-Irak Savaşı (1979-1988)

SSCB Aralık 1979’da Afganistan’a asker göndererek Kabil’deki Sovyet yanlısı yönetimi ayakta tutmaya çalıştı. Müdahale, yumuşama döneminin sona erişini hızlandırdı. ABD SALT II’yi Senatoda onaylatmadı, Sovyetler’e ekonomik yaptırımlar uyguladı, 1980 Moskova Olimpiyatlarını boykot etti ve Afgan mücahitlerine desteğini artırdı. Sovyet kuvvetleri 1988 Cenevre düzenlemelerinin ardından 1989’da ülkeden çekildi.

Örnek - 7

SSCB’nin Afganistan’a asker göndermesinin yumuşama sürecine etkisi aşağıdakilerden hangisidir?

A) SALT II’nin hızla onaylanmasını sağlaması
B) ABD-SSCB iş birliğini zayıflatıp yeniden sert rekabeti güçlendirmesi
C) Varşova Paktını NATO ile birleştirmesi
D) İran-Irak Savaşı’nı hemen sona erdirmesi
E) Bağlantısızlar Hareketini dağıtması

Afganistan müdahalesi ABD’nin SALT II onayını durdurmasına, yaptırımlara ve vekâlet rekabetinin yeniden sertleşmesine yol açtı.

Cevap: B

İran’da 1979 İslam Devrimi Şah yönetimini sona erdirip Ayetullah Humeyni önderliğinde yeni bir rejim kurdu. Irak lideri Saddam Hüseyin; sınır anlaşmazlıkları, Şattülarap üzerindeki egemenlik ve devrimin Irak’taki Şiiler üzerindeki etkisine ilişkin kaygılarla 22 Eylül 1980’de İran’a saldırdı. Sekiz yıl süren savaşta kentler, petrol tesisleri ve tankerler hedef alındı; kimyasal silahlar kullanıldı ve ağır insan kaybı yaşandı. BM Güvenlik Konseyinin 598 sayılı kararı temelinde 1988’de ateşkes sağlandı; sınırlar bakımından belirleyici bir değişiklik olmadı.

YUMUŞAMA DÖNEMİNDE TÜRKİYE’NİN DIŞ POLİTİKASI (1960-1983)

Kıbrıs Sorunu ve 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı

1959 Zürih ve Londra antlaşmaları temelinde 1960’ta Kıbrıs Cumhuriyeti kuruldu; Türkiye, Yunanistan ve İngiltere garantör devlet oldu. Cumhurbaşkanı Makarios’un anayasal düzeni değiştirme girişimi ve toplumlar arası şiddet, Türk toplumunun güvenliğini ağır biçimde tehdit etti. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi 4 Mart 1964’te 186 sayılı kararla UNFICYP barış gücünü kurdu. Aynı yıl ABD Başkanı Lyndon Johnson’ın Türkiye’nin müdahale kararına karşı gönderdiği mektup, Türk-Amerikan ilişkilerinde güvensizliği artırdı.

Örnek - 8

1964 Johnson Mektubu’nun Türkiye’nin dış politikası üzerindeki sonucu aşağıdakilerden hangisidir?

A) Türkiye’nin NATO’dan hemen ayrılması
B) ABD’ye duyulan güvenin sarsılması ve dış politikada seçenekleri çeşitlendirme arayışının güçlenmesi
C) Kıbrıs Cumhuriyeti’nin 1964’te dağılması
D) Varşova Paktına üyelik başvurusu yapılması
E) Ege sorunlarının tamamen çözülmesi

Mektup, Türkiye’nin NATO müttefiki ABD’nin desteğini koşulsuz kabul edemeyeceğini gösterdi ve daha çok yönlü dış politika arayışını teşvik etti.

Cevap: B

Yunanistan’daki askerî yönetimin desteklediği darbe sonucunda Nikos Sampson’un 15 Temmuz 1974’te adada yönetime gelmesi üzerine Türkiye, Garanti Antlaşması’na dayanarak 20 Temmuz’da harekât başlattı. Görüşmelerden sonuç alınamayınca 14 Ağustos’ta ikinci aşamaya geçildi. Ateşkes hattı adayı fiilen iki kesime ayırdı; 1975’te Kıbrıs Türk Federe Devleti, 1983’te Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ilan edildi. 1974 sonrasında ABD’nin Türkiye’ye uyguladığı silah ambargosu 1978’de kaldırıldı.

Ege Sorunları ve ASALA Terörü

Türkiye ile Yunanistan arasında 1970’lerde kıta sahanlığı, karasularının genişliği, hava sahası ve Doğu Ege adalarının silahlandırılması konuları öne çıktı. Kıta sahanlığı anlaşmazlığı deniz yatağındaki doğal kaynakların araştırılmasıyla, hava sahası sorunu ise Yunanistan’ın hava sahası iddiası ile uluslararası uçuş bilgi bölgesi uygulamalarının ayrıştırılmasıyla ilgilidir. İki ülke 1976 Bern Bildirisi ile kıta sahanlığı konusunda tek taraflı gerilimi artıracak davranışlardan kaçınmayı kabul etti.

1975’ten 1980’lerin ortasına kadar ASALA ve başka Ermeni terör örgütleri Türkiye’nin yurt dışındaki diplomatik görevlilerini ve sivilleri hedef aldı. 1982 Esenboğa Havalimanı ve 1983 Orly Havalimanı saldırıları çok sayıda kişinin ölümüne ve yaralanmasına yol açtı. Bu saldırılar Türkiye’nin dış temsilcilik güvenliğini ve terörle mücadele diplomasisini dönemin önemli meselelerinden biri hâline getirdi.

TÜRKİYE’DE SİYASET, EKONOMİ VE TOPLUM (1960-1983)

27 Mayıs 1960 askerî müdahalesi Demokrat Parti iktidarını sona erdirdi. Millî Birlik Komitesi yönetime el koydu; Yassıada yargılamaları sonunda Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan idam edildi. 1961 Anayasası; Anayasa Mahkemesi, Cumhuriyet Senatosu ve Devlet Planlama Teşkilatı gibi kurumlarla kuvvetler ayrılığını ve çoğulcu siyasal düzeni güçlendirdi. 1961 seçimleri sonrasında koalisyonlar kuruldu; 1965’te Adalet Partisi Süleyman Demirel liderliğinde tek başına iktidara geldi.

12 Mart 1971’de Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanları hükûmete muhtıra verdi; Demirel istifa etti ve Nihat Erim başkanlığında partiler üstü hükûmet kuruldu. 1973 sonrasında koalisyonlar, ekonomik kriz, siyasal kutuplaşma ve sağ-sol şiddeti ülke yönetimini zorlaştırdı. 12 Eylül 1980’de Türk Silahlı Kuvvetleri yönetime el koydu; Meclis ve siyasi partiler kapatıldı, Millî Güvenlik Konseyi yasama ve yürütme yetkilerini üstlendi. 1982 Anayasası halkoyuyla kabul edildi; 1983 seçimlerini Anavatan Partisi kazandı ve Turgut Özal hükûmeti kuruldu.

Örnek - 9

Aşağıdakilerden hangisi 1961 Anayasası döneminde oluşturulan kurumlardan biridir?

A) Divan-ı Hümayun
B) Anayasa Mahkemesi
C) İstiklâl Mahkemeleri
D) Saltanat Şûrası
E) Heyet-i Temsiliye

Anayasa Mahkemesi 1961 Anayasası’nın getirdiği anayasal denetim kurumudur; aynı dönemde iki meclisli yasama ve planlama düzeni de kurulmuştur.

Cevap: B

Ekonomide 1960’ta kurulan Devlet Planlama Teşkilatıyla beş yıllık kalkınma planları uygulandı. 1960’larda ithal ikameci sanayileşme, içeride üretilebilecek tüketim mallarının ithalatını azaltmayı amaçladı. Avrupa’ya giden işçilerin dövizleri ekonomiye katkı sağladı. Buna karşılık 1970’lerde petrol fiyatları, dış ödeme güçlüğü, yüksek enflasyon, döviz ve temel mal kıtlığı ağırlaştı.

24 Ocak 1980 Kararları; fiyat ve kur sistemini piyasa koşullarına yaklaştırmayı, ihracatı teşvik etmeyi, kamu açıklarını ve enflasyonu azaltmayı hedefledi. Bu kararlar Türkiye’nin ithal ikameci modelden dışa açık ve ihracata dayalı ekonomi politikasına geçişinde dönüm noktası oldu. 1983 sonrasında Özal hükûmeti bu yönelimi sürdürdü; 1985’te katma değer vergisi uygulamaya konuldu.

Örnek - 10

24 Ocak 1980 Kararlarının temel yönelimi aşağıdakilerden hangisidir?

A) İthal ikameci modeli daha da kapalı hâle getirmek
B) İhracata dayalı, dışa açık ve piyasa mekanizmasına daha fazla ağırlık veren ekonomik yapıya geçmek
C) Bütün özel işletmeleri devletleştirmek
D) Dış ticareti tamamen yasaklamak
E) Beş yıllık planları 1940’ta başlatmak

Kararlar, ihracatı artırma, kur ve fiyatları piyasa sinyallerine yaklaştırma ve dışa açık büyüme modeline geçiş amacı taşıdı.

Cevap: B

Toplumsal alanda 1968 kuşağının özgürlük, savaş karşıtlığı ve üniversite reformu talepleri Türkiye’deki gençlik hareketlerini de etkiledi. TRT’nin 1964’te kurulması, televizyon yayınlarının yaygınlaşması, Anadolu rock müziği, toplumcu edebiyat ve sinemanın gelişmesi kitle kültürünü dönüştürdü. Uzay yarışında Yuri Gagarin’in 1961’de uzaya çıkması ve Apollo 11 astronotlarının 1969’da Ay’a ulaşması, bilimsel rekabetin dönemin gündelik hayal gücüne kadar uzandığını gösterdi.

Alan Başlıca gelişme Temel sonuç
Süper güçler SALT, Helsinki ve doğrudan iletişim Rekabet kontrollü hâle getirilmeye çalışıldı.
Bölgesel siyaset Vietnam, Orta Doğu, Afganistan ve İran-Irak Yumuşamaya rağmen vekâlet ve bölgesel savaşlar sürdü.
Yeni aktörler Bağlantısızlar ve petrol üreticileri İki blok dışındaki devletlerin pazarlık gücü arttı.
Türkiye Kıbrıs, Ege, askerî müdahaleler ve ekonomik model değişimi Dış politika ve iç yapı birlikte dönüştü.

Yumuşama Dönemi, nükleer dengeyi görüşme ve anlaşmalarla yönetme arayışının güçlendiği; fakat küresel rekabetin bölgesel savaşlar üzerinden devam ettiği bir geçiş evresidir. Küba Füze Krizi iletişimin önemini gösterirken SALT ve Helsinki süreci kontrollü rekabetin kurumlarını oluşturdu. Bağlantısızlar ve petrol üreticileri uluslararası sistemde yeni hareket alanları açtı. Afganistan müdahalesi ise 1970’lerin sonunda iş birliği havasını zayıflatarak yeni sertleşmeye zemin hazırladı.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz