İki Dünya Savaşı arasında dünya, I. Dünya Savaşı’nın sona erdiği 1918’den II. Dünya Savaşı’nın başladığı 1939’a kadar barış arayışlarıyla siyasi ve ekonomik krizlerin iç içe geçtiği dönemdir. Savaş sonrası düzen uluslararası iş birliğini güçlendirmeyi amaçlasa da ağır barış antlaşmaları, ekonomik bunalım, totaliter yönetimler ve yayılmacı politikalar yeni bir savaşın zeminini hazırladı.
Türkiye’nin aynı yıllardaki gelişmeleri için İnönü Dönemi ve II. Dünya Savaşı’nda Türkiye yazısını inceleyebilirsiniz. Bu yazıda ise 1918-1939 döneminin küresel siyasi, ekonomik, toplumsal ve kültürel dönüşümü ele alınacaktır.
I. Dünya Savaşı Sonrasında Kurulan Yeni Düzen (1919-1923)
Paris Barış Konferansı’nda hazırlanan antlaşmalar Avrupa’nın siyasi haritasını değiştirdi. Avusturya-Macaristan ve Osmanlı imparatorluklarının parçalanmasıyla yeni devletler kuruldu; Almanya ise Versay Antlaşması’nın askerî, ekonomik ve toprakla ilgili ağır hükümleriyle karşılaştı. Milliyetler ilkesi öne çıkarılsa da yeni sınırlar içinde çok sayıda azınlığın kalması, sınır ve güvenlik sorunlarının sürmesine yol açtı.
Savaşın yıkımını tekrar yaşamamak için Milletler Cemiyeti kuruldu. Cemiyet 10 Ocak 1920’de resmen faaliyete geçti ve merkezini Cenevre’de oluşturdu. Temel düşünce kolektif güvenlikti: Bir üyeye yönelen saldırı diğer üyeleri de ilgilendirecekti. Ancak ABD Senatosunun Versay Antlaşması’nı onaylamaması nedeniyle ABD cemiyete katılmadı. Kararların çoğunda oy birliği aranması, teşkilatın kendi askerî gücünün bulunmaması ve büyük devletlerin farklı çıkarları uygulama gücünü sınırladı.
Milletler Cemiyetinin etkisini azaltan yapısal sorunlardan biri aşağıdakilerden hangisidir?
B) Yalnız Amerika kıtasındaki devletlere açık olması
C) ABD’nin teşkilata katılmaması ve yaptırım gücünün sınırlı kalması
D) II. Dünya Savaşı’ndan sonra kurulması
E) Bütün kararların tek bir devlet tarafından alınması
SSCB’nin Kuruluşu ve Sovyet Ekonomisinin Dönüşümü (1917-1928)
1917 Bolşevik Devrimi’nin ardından Rusya’da iç savaş başladı. Lenin yönetimi, ekonomideki çöküşü hafifletmek amacıyla 1921’de Yeni Ekonomi Politikası’nı (NEP) uyguladı. Devlet büyük sanayi, bankacılık ve dış ticaret üzerindeki denetimini sürdürürken küçük işletmelere ve köylülere sınırlı özel girişim imkânı tanındı. Rusya, Ukrayna, Belarus ve Transkafkasya cumhuriyetlerinin birleşmesiyle 30 Aralık 1922’de Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği kuruldu.
Lenin’in 1924’te ölümünden sonra iktidar mücadelesini Stalin kazandı. 1928’de başlayan Birinci Beş Yıllık Plan, ağır sanayiyi hızla geliştirmeyi ve tarımı kolektifleştirmeyi hedefledi. Kolhoz adı verilen kolektif çiftlikler yaygınlaştırılırken üretim merkezi planlamaya bağlandı. Sanayileşme hızlandı; fakat zorunlu kolektifleştirme, kıtlık, baskı ve büyük insani kayıplar doğurdu.
Lenin dönemindeki NEP ile Stalin dönemindeki Beş Yıllık Planlar arasındaki temel fark aşağıdakilerden hangisidir?
B) NEP’in sınırlı özel girişime izin vermesi, planların merkezi planlama ve kolektifleştirmeyi güçlendirmesi
C) Her ikisinin de yalnız dış politikayı düzenlemesi
D) Beş Yıllık Planların Çarlık yönetiminde uygulanması
E) NEP’in SSCB dağıldıktan sonra uygulanması
1929 Dünya Ekonomik Bunalımı ve Sonuçları (1929-1930’lar)
1920’lerde ABD ekonomisi tüketim, otomobil, inşaat ve borsa yatırımlarıyla büyüdü. Ancak üretim artışı toplumun satın alma gücüyle aynı hızda ilerlemedi. Hisse senetleri büyük ölçüde krediyle alındı, bankalar riskli krediler verdi ve tarım ürünlerinde savaş sonrasında fiyat düşüşü yaşandı. Ekonomik genişleme 1929 yazında yavaşlarken New York Borsasındaki keskin satışlar ekim ayında paniğe dönüştü. 24 Ekim 1929 Kara Perşembe olarak anıldı; 29 Ekim’deki büyük satış dalgası çöküşü derinleştirdi.
Borsa çöküşü bunalımın tek nedeni değil, birikmiş dengesizlikleri görünür kılan kırılma noktasıydı. Banka iflasları tasarrufları yok etti, krediler daraldı, işletmeler üretimi kıstı ve işsizlik hızla arttı. ABD’nin Avrupa’ya verdiği kredileri azaltması ve ülkelerin korumacı gümrük politikalarına yönelmesi krizi dünya çapında yaydı. Franklin D. Roosevelt 1933’ten itibaren New Deal adı verilen banka denetimi, kamu yatırımı, istihdam ve sosyal koruma programlarını uyguladı.
1929 Borsa Çöküşü ile Büyük Buhran aynı kavram değildir. Borsa çöküşü finansal kırılmadır; Büyük Buhran ise banka iflasları, üretim kaybı ve işsizlikle yıllarca süren daha geniş ekonomik bunalımdır.
Aşağıdakilerden hangisi 1929 Dünya Ekonomik Bunalımının uluslararası ölçekte yayılmasını hızlandırmıştır?
B) ABD kredilerinin daralması ve korumacı politikaların yayılması
C) Milletler Cemiyetinin ortak para birimi kurması
D) Sanayi üretiminin bütün ülkelerde artması
E) İşsizliğin tamamen ortadan kalkması
İki Savaş Arasında Dünya Barışını Koruma Çabaları (1920-1929)
Birinci Dünya Savaşı’nın ardından barışı korumak için Milletler Cemiyetinin yanında çeşitli antlaşmalar yapıldı. Locarno Antlaşmaları 1925’te Almanya, Fransa, Belçika, İngiltere ve İtalya’nın merkezinde bulunduğu bir uzlaşma sistemi oluşturdu. Almanya, Fransa ve Belçika arasındaki batı sınırları güvence altına alınırken İngiltere ve İtalya garantör oldu. Bu ortam Almanya’nın 1926’da Milletler Cemiyetine kabul edilmesini kolaylaştırdı ve kısa süreli bir yumuşama havası oluşturdu.
Briand-Kellogg Paktı 27 Ağustos 1928’de Paris’te ilk on beş devlet tarafından imzalandı. Taraflar savaşı millî politikanın aracı olarak kullanmamayı ve anlaşmazlıkları barışçıl yollarla çözmeyi kabul etti. Çok sayıda devlet daha sonra pakta katıldı. Fakat ihlal hâlinde uygulanacak açık ve etkili bir yaptırım mekanizması bulunmadığından pakt, 1930’lardaki saldırganlıkları durduramadı.
Locarno Antlaşmaları ile Briand-Kellogg Paktının ortak amacı aşağıdakilerden hangisidir?
B) Anlaşmazlıkların barışçıl yollarla çözülmesini desteklemek
C) Mihver Devletleri kurmak
D) Almanya’yı parçalamak
E) Milletler Cemiyetini ortadan kaldırmak
Avrupa’da Totaliter Rejimlerin Yükselişi (1922-1939)
Ekonomik krizler, savaş sonrası hoşnutsuzluk, komünizm korkusu ve parlamenter sistemlerin zayıflığı bazı ülkelerde otoriter hareketlerin güçlenmesine ortam hazırladı. Totaliter yönetimler yalnız siyasi muhalefeti sınırlamakla kalmadı; eğitim, basın, kültür, ekonomi ve gündelik yaşamı da tek lider ve resmî ideoloji çevresinde denetlemeye çalıştı. İtalya’daki faşizm ile Almanya’daki Nazizm ortak otoriter özelliklere sahip olsa da Nazizm ırkçı ve antisemitik dünya görüşünü devlet politikasının merkezine yerleştirdi.
İtalya’da Faşizm ve Mussolini (1922-1943)
Benito Mussolini’nin liderliğindeki Faşist Parti, savaş sonrası ekonomik ve toplumsal karışıklıktan yararlandı. Kara Gömleklilerin baskısı ve Ekim 1922’deki Roma Yürüyüşü sonrasında Kral III. Vittorio Emanuele, Mussolini’yi başbakanlığa atadı. Mussolini 1925-1926 yıllarında muhalefet partilerini ve özgür basını tasfiye ederek tek parti diktatörlüğünü kurdu.
Faşizm devleti bireyin üstünde tutuyor, aşırı milliyetçilik, lider kültü ve militarizmi öne çıkarıyordu. Korporatif düzen adı verilen sistemde işçi ve işveren örgütleri devlet denetimine alındı. Rejim, Roma İmparatorluğu mirasını canlandırma iddiasıyla Mare Nostrum yani “Bizim Deniz” düşüncesini benimsedi ve Akdeniz’de yayılmacı hedefler izledi.
İtalya’daki faşist yönetimin temel özelliklerinden biri aşağıdakilerden hangisidir?
B) Çok partili rekabeti güçlendirmesi
C) Lider kültü, aşırı milliyetçilik ve devlet denetimini öne çıkarması
D) Sömürgeciliğe bütünüyle karşı çıkması
E) Parlamentonun yürütmeyi tam olarak denetlemesi
Almanya’da Nazizm ve Hitler’in İktidarı (1933)
Versay Antlaşması’na duyulan tepki, Weimar Cumhuriyeti’nin siyasi istikrarsızlığı ve Büyük Buhran’ın doğurduğu kitlesel işsizlik Nazi Partisinin desteğini artırdı. Adolf Hitler 30 Ocak 1933’te Cumhurbaşkanı Paul von Hindenburg tarafından şansölye atandı. Reichstag Yangını sonrasında temel haklar askıya alındı; Yetki Kanunu hükümete yasama yetkisi verdi. Diğer partiler ve sendikalar kapatılarak Almanya kısa sürede tek parti diktatörlüğüne dönüştürüldü.
Nasyonal Sosyalizm aşırı milliyetçiliği, lider ilkesini, Lebensraum yani “hayat sahası” hedefini, ırkçılığı ve antisemitizmi birleştiriyordu. Nürnberg Yasaları 1935’te Yahudileri vatandaşlık haklarından mahrum bıraktı ve ayrımcılığı hukuk düzenine yerleştirdi. SA, SS, Gestapo, propaganda teşkilatı ve toplama kampları siyasi ve toplumsal denetimin araçları hâline geldi.
Hitler’in 1933’te iktidarını hızla sağlamlaştırmasında aşağıdakilerden hangisi etkili olmuştur?
B) Milletler Cemiyetinin Almanya’yı yönetmesi
C) Versay Antlaşması’nın Almanya lehine kaldırılması
D) Monarşinin halkoyuyla geri getirilmesi
E) Bütün siyasi tutukluların serbest bırakılması
İspanya İç Savaşı (1936-1939)
1936 seçimlerini Halk Cephesinin kazanmasının ardından General Francisco Franco önderliğindeki milliyetçi birlikler ayaklandı. Cumhuriyetçiler Sovyetler Birliği ve uluslararası gönüllülerden; milliyetçiler ise Almanya ile İtalya’dan destek aldı. İngiltere ve Fransa resmî olarak müdahalesizlik politikası izledi. Franco kuvvetlerinin 1939’da zafer kazanmasıyla uzun sürecek otoriter yönetim başladı.
İspanya İç Savaşı, yeni silahların ve hava bombardımanının denendiği bir çatışmaya dönüştü. Alman Condor Lejyonunun 1937’de Guernica’yı bombalaması sivil hedeflere yönelik saldırıların simgesi oldu. Pablo Picasso’nun Guernica tablosu savaşın yıkımını ve sivillerin acısını güçlü bir sanat diliyle anlattı.
İspanya İç Savaşı’nın uluslararası niteliğini gösteren gelişme aşağıdakilerden hangisidir?
B) Almanya ve İtalya’nın Franco’yu, SSCB ve gönüllülerin Cumhuriyetçileri desteklemesi
C) Milletler Cemiyetinin ülkeyi doğrudan yönetmesi
D) Savaşın yalnız sömürgelerde gerçekleşmesi
E) İspanya’nın savaştan hemen sonra demokrasiye geçmesi
Bilim, Sanat, Mimari ve Kitle İletişimindeki Gelişmeler (1919-1939)
İki savaş arasındaki dönem yalnız krizlerle değil, bilimsel ve kültürel yeniliklerle de şekillendi. Banting ve Best’in 1921’deki çalışmaları insülin tedavisinin yolunu açtı; Banting ve Macleod 1923 Nobel Tıp Ödülü’nü aldı. Alexander Fleming 1928’de penisilinin bakterileri engellediğini gözlemledi ve sonuçlarını 1929’da yayımladı. Radyo yayınlarının yaygınlaşması haber, eğitim ve eğlenceyi hızlandırırken otoriter rejimler radyoyu propaganda aracı olarak kullandı.
Sanatta sürrealizm bilinçaltı ve düş dünyasına yönelirken Salvador Dalí akımın önde gelen temsilcilerinden biri oldu. John Steinbeck’in Gazap Üzümleri romanı Büyük Buhran sırasında yoksullaşan ve göç eden ailelerin deneyimini işledi. Charlie Chaplin Modern Zamanlar filminde makineleşme ve çalışma hayatını, Büyük Diktatör filminde ise faşizm ile Hitler’i eleştirdi; ikinci film 1940’ta gösterime girse de ele aldığı siyasal düzen 1930’larda oluşmuştu.
Bauhaus, Walter Gropius’un 1919’da Weimar’da kurduğu sanat ve tasarım okuluydu. Sanat, zanaat ve mimariyi işlevsel tasarım anlayışında birleştirdi. Weimar, Dessau ve Berlin’de faaliyet gösteren okul, Nazi baskısı sonucunda 1933’te kapandı; öğretmen ve öğrencilerinin göçü Bauhaus düşüncesini dünyanın farklı ülkelerine taşıdı.
Aşağıdaki eşleştirmelerden hangisi doğrudur?
B) Guernica – 1929 Borsa Çöküşünü anlatan ekonomik plan
C) Penisilin – Benito Mussolini’nin siyasi öğretisi
D) Sürrealizm – yalnız askerî mimariye dayalı akım
E) Radyo – iki savaş arasında kullanılmayan iletişim aracı
Barış Düzeninin Çözülmesi ve Savaşa Giden Yol (1931-1939)
1930’larda saldırgan devletlerin adımları karşısında barış düzeni aşındı. Japonya 1931’de Mançurya’yı işgal etti ve Milletler Cemiyetinin eleştirileri üzerine 1933’te teşkilattan ayrıldı. İtalya 1935’te Habeşistan’a saldırdı; cemiyetin ekonomik yaptırımları sınırlı kaldı ve işgali durduramadı. Bu gelişmeler kolektif güvenlik sisteminin büyük devlet iradesi olmadan işlemediğini gösterdi.
Milletler Cemiyetinin Mançurya ve Habeşistan krizlerinde saldırganlığı durduramaması aşağıdakilerden hangisini göstermiştir?
B) Cemiyetin bütün devletleri tek ordu altında topladığını
C) ABD’nin cemiyet kararlarını tek başına uyguladığını
D) Barış antlaşmalarının eksiksiz uygulandığını
E) Sömürgeciliğin 1930’larda sona erdiğini
Almanya 1933’te Milletler Cemiyetinden ve Silahsızlanma Konferansı’ndan çekildi. 1936’da askerden arındırılmış Ren Bölgesi’ne asker gönderdi, 1938’de Avusturya’yı ilhak etti. Münih Konferansı’nda İngiltere ve Fransa, savaşın önleneceği umuduyla Südet bölgesinin Almanya’ya bırakılmasını kabul etti. Yatıştırma politikası olarak bilinen bu yaklaşım Hitler’in yayılmacılığını durdurmadı; Almanya Mart 1939’da Çekoslovakya’nın kalan bölümünü işgal etti.
Yatıştırma politikasının başarısız olduğunu açıkça gösteren gelişme aşağıdakilerden hangisidir?
B) Milletler Cemiyetinin Cenevre’de kurulması
C) Almanya’nın Münih sonrasında Çekoslovakya’nın kalan bölümünü işgal etmesi
D) Briand-Kellogg Paktının imzalanması
E) Bauhaus’un Weimar’da açılması
Almanya ile İtalya arasındaki yakınlaşma 1936 Roma-Berlin Mihveri ve 1939 Çelik Paktı ile güçlendi. Almanya ve Japonya 1936’da Anti-Komintern Paktı’nı kurdu; İtalya daha sonra katıldı. Almanya ile SSCB’nin 23 Ağustos 1939’da imzaladığı saldırmazlık paktı Polonya’nın paylaşımına ilişkin gizli protokol içeriyordu. Almanya’nın 1 Eylül 1939’da Polonya’ya saldırması, iki savaş arasındaki dönemi kapatıp II. Dünya Savaşı’nı başlattı.
1918-1939 Döneminin Genel Değerlendirmesi
| Alan | Başlıca gelişme | Döneme etkisi |
|---|---|---|
| Uluslararası düzen | Milletler Cemiyeti, Locarno ve Briand-Kellogg | Barış için kurum ve hukuk arayışı oluştu; yaptırım gücü yetersiz kaldı. |
| Ekonomi | 1929 Büyük Buhranı | İşsizlik ve korumacılık arttı; demokratik sistemlere güven sarsıldı. |
| Siyaset | Faşizm, Nazizm ve diğer otoriter yönetimler | Muhalefet bastırıldı; militarizm ve yayılmacılık güçlendi. |
| Bilim ve kültür | Tıp, radyo, sinema, sürrealizm ve Bauhaus | Gündelik hayat ve kitle iletişimi dönüştü; sanat siyasal krizlere tanıklık etti. |
1918-1939 dönemi, barış idealinin kurumlara ve antlaşmalara dönüştüğü fakat ekonomik kriz, ulusal çıkarlar ve saldırgan ideolojiler karşısında korunamadığı bir geçiş çağıdır. Milletler Cemiyeti ve savaş karşıtı paktlar uluslararası iş birliği için önemli bir miras bıraktı; buna karşılık etkili yaptırım eksikliği Mançurya, Habeşistan ve Çekoslovakya krizlerinde açıkça görüldü. Büyük Buhran toplumsal huzursuzluğu derinleştirirken totaliter rejimler kitle iletişimini ve devlet gücünü yayılmacı amaçlarla kullandı.

