İnönü Dönemi ve II. Dünya Savaşı’nda Türkiye, 10 Kasım 1938’de Atatürk’ün vefatından savaşın sona erdiği 1945 yılına kadar yeni bir siyasi liderliğin kurulduğu, Türkiye’nin savaşa fiilen girmeden güvenliğini korumaya çalıştığı ve savaş ekonomisinin toplum hayatını derinden etkilediği dönemdir. Bu yılları yalnız dış politikadaki tarafsızlıkla açıklamak eksik kalır; Millî Şef yönetimi, olağanüstü ekonomik önlemler, eğitim hamleleri ve çok partili hayata geçişin ilk işaretleri birlikte değerlendirilmelidir.
Dönemin başlangıcındaki dış politika mirası için Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası yazısını inceleyebilirsiniz. Bu yazıda 1938-1945 arasında Türkiye’nin siyasi, diplomatik, ekonomik ve toplumsal gelişmeleri ele alınacak; savaşın küresel cepheleri ve sonuçları ise ayrı II. Dünya Savaşı yazısında işlenecektir.
Atatürk’ün Vefatı ve İsmet İnönü Döneminin Başlaması (1938)
Mustafa Kemal Atatürk 10 Kasım 1938’de vefat etti. 1924 Anayasası gereğince TBMM Başkanı Abdülhalik Renda geçici olarak Cumhurbaşkanlığına vekâlet etti. TBMM 11 Kasım 1938’de toplandı ve İsmet İnönü’yü oy birliğiyle Türkiye Cumhuriyeti’nin ikinci Cumhurbaşkanı seçti. Celâl Bayar bir süre daha başbakanlığını sürdürdü; 1939 başında görevi Refik Saydam’a bıraktı.
CHP’nin 26 Aralık 1938 tarihli olağanüstü kurultayında İnönü partinin değişmez genel başkanı seçildi ve Millî Şef unvanını aldı. Atatürk ise partinin değişmez kurucusu ve Ebedî Şef olarak kabul edildi. Böylece 1938-1945 arasındaki tek parti yönetimi, siyasi tarihte Millî Şef Dönemi adıyla anılmaya başladı.
Atatürk’ün vefatının ardından İsmet İnönü’nün Cumhurbaşkanı seçilmesiyle ilgili aşağıdaki bilgilerden hangisi doğrudur?
B) Seçim 29 Ekim 1938’de yapılmıştır.
C) İnönü 11 Kasım 1938’de TBMM tarafından seçilmiştir.
D) İnönü Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanı olmuştur.
E) Seçimden sonra çok partili hayata hemen geçilmiştir.
Tek Parti Yönetimi ve Müstakil Grup (1939)
1939 seçimlerinin ardından CHP içinde hükümeti ve parti yönetimini denetlemek amacıyla Müstakil Grup oluşturuldu. Grup üyeleri CHP milletvekili olmakla birlikte Mecliste hükümetin çalışmalarını eleştirmek ve denetim işlevini güçlendirmek üzere görevlendirildi. Ancak grubun başkanının Cumhurbaşkanı ve CHP Genel Başkanı İsmet İnönü olması, oluşumun bağımsız bir muhalefet partisi niteliği taşımadığını gösterir.
Bu düzenleme, tek parti sistemi içinde sınırlı bir denetim arayışıydı. Savaşın başlamasıyla güvenlik kaygıları arttığı için siyasi çoğulculuktan çok devlet yönetiminde birlik ve istikrar ön plana çıktı. Buna rağmen Müstakil Grup, yönetimin denetlenmesi ihtiyacının tek parti içinde de kabul edildiğini gösteren bir girişimdir.
1939’da CHP içinde oluşturulan Müstakil Grubun temel amacı aşağıdakilerden hangisidir?
B) Hükümet çalışmalarını parti içinden denetlemek
C) Türkiye’yi savaşa sokmak
D) Cumhurbaşkanlığı makamını kaldırmak
E) Yeni bir anayasa hazırlamak
II. Dünya Savaşı’nda Türkiye’nin Dış Politikası (1939-1945)
II. Dünya Savaşı 1 Eylül 1939’da Almanya’nın Polonya’ya saldırmasıyla başladı. Türkiye’nin temel hedefi toprak bütünlüğünü korumak, ülkeyi savaşa sokmamak ve savaşın değişen güç dengesinde tek bir devlete bağımlı hâle gelmemekti. Bu nedenle Türkiye savaş boyunca denge politikası izledi. Müttefik ve Mihver devletleri Türkiye’nin jeopolitik konumu, Boğazlar ve Balkanlar nedeniyle kendi yanlarında savaşa girmesini istediler.
Türkiye’nin savaş dışı kalması kayıtsızlık anlamına gelmiyordu. Hükümet bir yandan savunma hazırlıklarını artırdı, diğer yandan farklı devletlerle yaptığı anlaşmaları savaşın değişen şartlarına göre uyguladı. Askerî donanımın yetersizliği, Sovyetler Birliği’ne duyulan güvenlik kaygısı ve savaşın ülkeye vereceği ekonomik zarar kararların temel belirleyicileriydi.
II. Dünya Savaşı sırasında Türkiye’nin izlediği dış politikanın temel amacı aşağıdakilerden hangisidir?
B) Mihver Devletlerinin liderliğini üstlenmek
C) Toprak bütünlüğünü koruyarak savaş dışında kalmak
D) Boğazları bütün devletlere kapatmak
E) Milletler Cemiyetinden ayrılmak
1939 Ankara Antlaşması ve 1941 Türk-Alman Dostluk Antlaşması
Türkiye, İngiltere ve Fransa arasında 19 Ekim 1939’da Karşılıklı Yardım Antlaşması imzalandı. Ankara Antlaşması veya Üçlü İttifak olarak da anılan bu düzenleme, Akdeniz bölgesinde bir saldırı gerçekleşmesi durumunda tarafların birbirine yardım etmesini öngörüyordu. Bununla birlikte Türkiye, antlaşmaya eklenen Sovyet çekincesi sayesinde Sovyetler Birliği ile savaşa sürüklenebilecek bir yükümlülük üstlenmedi.
Almanya’nın Balkanlarda ilerleyerek Türkiye sınırlarına yaklaşması yeni bir güvenlik riski doğurdu. Türkiye ile Almanya 18 Haziran 1941’de Dostluk Antlaşması imzaladı. Bu iki anlaşma ilk bakışta çelişkili görünebilir; gerçekte Türkiye’nin İngiltere-Fransa ittifakı ile Almanya tehdidi arasında hareket alanını koruma ve savaşa girmeme politikasının farklı aşamalarıdır.
19 Ekim 1939 tarihli antlaşma İngiltere ve Fransa ile; 18 Haziran 1941 tarihli dostluk antlaşması Almanya ile yapılmıştır. Taraflar ve tarihler birbirine karıştırılmamalıdır.
Aşağıdaki eşleştirmelerden hangisi doğrudur?
B) 1941 Dostluk Antlaşması – Türkiye ve Almanya
C) 1939 Ankara Antlaşması – Türkiye ve SSCB
D) 1941 Dostluk Antlaşması – Türkiye ve ABD
E) 1939 Ankara Antlaşması – Almanya ve İtalya
Adana ve Kahire Görüşmeleri (1943)
Savaşın Müttefikler lehine dönmeye başlamasıyla Türkiye üzerindeki savaşa katılma baskısı arttı. İsmet İnönü ile İngiltere Başbakanı Winston Churchill 30-31 Ocak 1943’te Adana yakınlarındaki Yenice İstasyonu’nda görüştü. Churchill Türkiye’nin savaşa katılmasını isterken Türk tarafı ordunun silah ve malzeme bakımından yeterli olmadığını vurguladı. Müttefiklerin Türkiye’ye askerî yardım yapması gündeme geldi.
İnönü, Churchill ve ABD Başkanı Franklin D. Roosevelt 4-6 Aralık 1943’te II. Kahire Konferansı’nda bir araya geldi. Türkiye prensipte savaşa katılmayı kabul etse de gerekli silah, hava savunması ve hazırlık sağlanmadan fiilî katılım gerçekleşmedi. Adana ve Kahire görüşmelerinin ortak yönü, Müttefiklerin Türkiye’yi savaşa sokmak istemesi ve Türkiye’nin askerî hazırlık şartını öne sürmesidir.
Adana ve II. Kahire görüşmelerinin ortak konusu aşağıdakilerden hangisidir?
B) Musul sınırının yeniden çizilmesi
C) Türkiye’nin Müttefikler yanında savaşa katılmasının değerlendirilmesi
D) Balkan Antantı’nın kurulması
E) Türkiye’nin NATO’ya üyeliği
Almanya ve Japonya’ya Savaş İlanı (23 Şubat 1945)
Türkiye 1944’te Almanya’ya krom satışını durdurdu ve 2 Ağustos 1944’te Almanya ile diplomatik ilişkilerini kesti. Şubat 1945’te toplanan Yalta Konferansı’nda, Birleşmiş Milletlerin kuruluş konferansına katılacak devletlerin 1 Mart 1945’e kadar Almanya ve Japonya’ya savaş ilan etmiş olması şartı benimsendi.
Türkiye 23 Şubat 1945’te Almanya ve Japonya’ya savaş ilan etti. Savaşın sonucu artık belli olduğu için bu karar fiilî bir cephe açılmasına veya Türk birliklerinin çatışmaya girmesine yol açmadı. Karar, Türkiye’nin San Francisco Konferansı’na katılmasını ve Birleşmiş Milletlerin kurucu üyeleri arasında yer almasını sağladı.
Türkiye’nin 23 Şubat 1945’te Almanya ve Japonya’ya savaş ilan etmesinin başlıca amacı aşağıdakilerden hangisidir?
B) Yeni bir cephe açmak
C) Birleşmiş Milletlerin kuruluş sürecine katılmak
D) Sovyetler Birliği’ne savaş ilan etmek
E) Montrö Sözleşmesi’ni yürürlükten kaldırmak
Savaş Ekonomisi ve Toplumsal Hayat (1939-1945)
Türkiye savaşa fiilen girmese de milyonlarca insanın silah altında tutulması, savunma harcamalarının artması, dış ticaretin daralması ve üretici nüfusun azalması ekonomi üzerinde ağır baskı oluşturdu. Büyük şehirlerde karartma uygulamaları yapıldı, sınır bölgelerine askerî yığınak gerçekleştirildi ve Çatalca çevresinde Çakmak Hattı güçlendirildi. Temel tüketim mallarında kıtlık, fiyat artışı ve karaborsa görüldü.
Millî Korunma Kanunu ve Karne Uygulaması (1940-1942)
18 Ocak 1940’ta kabul edilen Millî Korunma Kanunu, hükümete üretim, dağıtım, fiyatlar, çalışma düzeni ve tüketim üzerinde olağanüstü yetkiler verdi. Amaç savaş şartlarında ordunun ve halkın temel ihtiyaçlarını karşılamak, kıtlığı ve aşırı fiyat artışını önlemekti. Koordinasyon Heyeti kuruldu; devlet gerektiğinde işletmelerin üretim biçimine ve malların dağıtımına müdahale edebildi.
Uygulamalar her zaman beklenen sonucu vermedi. Sıkı fiyat denetimi ve mal darlığı karaborsayı artırdı. Başta ekmek olmak üzere bazı temel ürünler karneyle dağıtıldı. II. Beş Yıllık Sanayi Planı savaş şartları nedeniyle uygulanamadı; yatırımların önemli bölümü ertelendi.
Millî Korunma Kanunu’nun çıkarılmasındaki temel amaç aşağıdakilerden hangisidir?
B) Savaş şartlarında üretim, dağıtım ve tüketimi devlet denetimine almak
C) Kapitülasyonları yeniden yürürlüğe koymak
D) Yabancı okulları kapatmak
E) Toprak reformunu tamamlamak
Varlık Vergisi ve Toprak Mahsulleri Vergisi (1942-1943)
Varlık Vergisi 11 Kasım 1942’de kabul edildi. Resmî amaç, savaş sırasında olağanüstü kazanç elde edenlerden vergi almak, bütçe ihtiyacını karşılamak ve enflasyonla mücadele etmekti. Ancak verginin belirlenme ve tahsil biçimi özellikle gayrimüslim vatandaşlara çok daha ağır yük getirdi; ödeme yapamayanların çalışma kamplarına gönderilmesi ciddi hak ihlallerine yol açtı. Vergi 1944’te kaldırıldı.
Toprak Mahsulleri Vergisi ise 1943’te tarımsal ürünlerden alınmak üzere çıkarıldı. Köylü üzerindeki yükü artırdığı ve kaldırılmış olan aşarı hatırlattığı için tepki çekti. İki vergi de savaş ekonomisinin gelir ihtiyacını karşılamayı amaçlasa da Varlık Vergisi daha çok ticaret ve servet sahiplerini, Toprak Mahsulleri Vergisi ise tarımsal üreticileri etkiledi.
Toprak Mahsulleri Vergisi 1943 yılında çıkarılmıştır. Bazı ders notlarında görülen 1944 tarihi kanunun çıkarılış tarihi değildir.
Varlık Vergisi ile Toprak Mahsulleri Vergisi arasındaki temel fark aşağıdakilerden hangisidir?
B) Varlık Vergisi’nin tarımsal ürünü, Toprak Mahsulleri Vergisi’nin serveti hedeflemesi
C) Varlık Vergisi’nin servet ve olağanüstü kazançları, Toprak Mahsulleri Vergisi’nin tarımsal üretimi hedeflemesi
D) İkisinin de 1938’de kaldırılması
E) İkisinin de çok partili hayatı başlatması
Köy Enstitülerinin Kurulması (17 Nisan 1940)
Savaş yıllarındaki ekonomik güçlüklere rağmen eğitim alanında önemli adımlar atıldı. 17 Nisan 1940’ta kabul edilen kanunla Köy Enstitüleri kuruldu. Amaç, köy kökenli öğrencileri öğretmen olarak yetiştirip yeniden köylere göndermek; temel eğitimi ülkenin geniş kesimlerine ulaştırmaktı. Eğitim programında kültür derslerinin yanında tarım, yapı ve el becerilerine dayalı uygulamalı çalışmalar da bulunuyordu.
Köy Enstitüleri kırsal kalkınma ile eğitimi birlikte ele alan bir modeldi. Öğrencilerin yalnız akademik bilgi edinmesi değil, görev yapacakları köylerin üretim ve günlük yaşam koşullarına katkı sağlayacak beceriler kazanması hedeflendi. Kurumlar kısa sürede öğretmen yetiştirilmesine ve köylerde okul sayısının artmasına katkı sağladı.
Köy Enstitülerinin kuruluş amacı aşağıdakilerden hangisidir?
B) Köyler için öğretmen yetiştirerek eğitim ve kırsal kalkınmayı desteklemek
C) Yabancı okulların yönetimini devralmak
D) Üniversite giriş sınavı düzenlemek
E) Büyük şehirlerde özel okul açmak
1945’te Demokratikleşme Arayışının Güçlenmesi
Savaşın sonuna yaklaşılırken Türkiye’nin Batılı devletlerle yakınlaşma isteği ve savaş yıllarında biriken ekonomik-toplumsal sorunlar siyasi değişim taleplerini güçlendirdi. Celâl Bayar, Adnan Menderes, Refik Koraltan ve Fuat Köprülü 7 Haziran 1945’te CHP Meclis Grubuna Dörtlü Takrir adı verilen önergeyi sundu. Önergede parti içinde ve ülkede demokratik uygulamaların genişletilmesi istendi; önerge reddedildi.
Nuri Demirağ’ın kurduğu Millî Kalkınma Partisi Temmuz 1945’te faaliyete geçti ve Cumhuriyet döneminde çok partili hayata geçişin ilk muhalefet partisi oldu. Dörtlü Takrir’i veren isimlerden Bayar, Menderes, Koraltan ve Köprülü ise 1946’da Demokrat Partiyi kuracaktı. Böylece 1945, savaş yıllarının tek parti düzeni ile savaş sonrasındaki çok partili hayat arasında geçiş yılı oldu.
Aşağıdakilerden hangisi 1945’te çok partili hayata geçiş yönündeki gelişmelerden biridir?
B) Serbest Cumhuriyet Fırkasının feshedilmesi
C) Dörtlü Takrir’in verilmesi ve Millî Kalkınma Partisinin kurulması
D) Saltanatın kaldırılması
E) Cumhuriyet’in ilan edilmesi
1938-1945 Döneminin Genel Değerlendirmesi
| Alan | Temel gelişme | Sonuç |
|---|---|---|
| Siyaset | Millî Şef Dönemi ve tek parti yönetimi | Yönetimde birlik öne çıktı; 1945’te çoğulculuk arayışı güçlendi. |
| Dış politika | Denge politikası ve savaş dışında kalma | Türkiye fiilî çatışmaya girmedi; 1945’te BM’nin kurucu üyeleri arasına katıldı. |
| Ekonomi | Millî Korunma Kanunu, vergiler ve karne | Kıtlık ve fiyat baskısı yönetilmeye çalışıldı; toplum üzerindeki yük arttı. |
| Eğitim | Köy Enstitüleri | Kırsal bölgelerde öğretmen yetiştirme ve kalkınma hedeflendi. |
İnönü Dönemi’nin 1938-1945 yılları, savaşa girmeden savaşın ağır ekonomik ve toplumsal sonuçlarını yaşayan bir ülkenin güvenlik mücadelesidir. Dış politikada farklı güçlerle kurulan ilişkiler bağımsız ittifak değişikliklerinden çok savaştan uzak kalma stratejisinin parçalarıdır. İç politikada Millî Şef yönetimi güçlenirken savaş ekonomisinin sert uygulamaları geniş kesimleri etkiledi; savaşın sonuna doğru ise çok partili düzene geçişin zemini oluştu.

