I. Dünya Savaşı ve Osmanlı Devleti konusu; savaşın nedenlerinden Osmanlı’nın savaşa girişine, cephelerin sınıflandırılmasından savaşın siyasi sonuçlarına uzanan geniş bir neden-sonuç zinciridir. Konuyu çalışırken yalnız cephe adlarını ezberlemek yerine her cephenin açılma amacı, önemli gelişmesi ve sonucunu birlikte değerlendirmek gerekir.
Osmanlı Devleti savaşa; Trablusgarp ve Balkan savaşlarının yol açtığı toprak, insan ve ekonomik kayıpları henüz telafi edemeden girdi. Bu tarihsel zemini hatırlamak için 20. Yüzyıl Başlarında Osmanlı Devleti, Trablusgarp ve Balkan Savaşları yazısına göz atabilirsiniz.
I. Dünya Savaşı’nın Nedenleri ve Bloklaşma (1914–1918)
Sanayi Devrimi sonrasında üretim ve sermaye birikimi hızlandı. Sanayileşmiş devletlerin ham madde ve pazar arayışı sömürge rekabetini büyüttü. Fransız İhtilali’nin yaydığı milliyetçilik düşüncesi ise çok uluslu imparatorluklarda ayrılıkçı hareketleri güçlendirdi. Devletlerin karşılıklı güvensizlik içinde silahlanması ve Avrupa’nın iki büyük ittifak çevresinde kutuplaşması, bölgesel bir krizin genel savaşa dönüşebileceği ortamı hazırladı.
| Neden alanı | Temel rekabet | Savaşa etkisi |
|---|---|---|
| Ekonomik | Ham madde, pazar ve sömürge arayışı | İngiltere-Almanya rekabetini sertleştirdi. |
| Siyasi | Milliyetçilik ve nüfuz alanları | Balkanları çatışma alanına dönüştürdü. |
| Askerî | Silahlanma ve donanma yarışı | Krizlerin barışçı çözümünü zorlaştırdı. |
| Diplomatik | İttifak ve İtilaf blokları | Yerel çatışmayı zincirleme biçimde genişletti. |
İttifak Devletleri bloğunun çekirdeğini Almanya, Avusturya-Macaristan ve İtalya oluşturdu. İtalya savaş başladığında tarafsız kaldı ve 1915’te İtilaf Devletleri’ne geçti. Osmanlı Devleti ile Bulgaristan daha sonra İttifak grubuna katıldı. İtilaf Devletlerinin çekirdeğinde İngiltere, Fransa ve Rusya bulunuyordu; savaş ilerledikçe İtalya, ABD, Japonya ve başka devletler de bu grupta yer aldı.
Savaşı Başlatan Gelişme
Avusturya-Macaristan veliahtı Franz Ferdinand’ın 28 Haziran 1914’te Saraybosna’da bir Sırp milliyetçisi tarafından öldürülmesi savaşın kıvılcımı oldu. Avusturya-Macaristan’ın Sırbistan’a savaş ilan etmesiyle ittifaklar devreye girdi: Rusya Sırbistan’ı, Almanya Avusturya-Macaristan’ı destekledi; Almanya’nın Belçika üzerinden Fransa’ya saldırması İngiltere’yi de savaşa çekti. Böylece genel nedenlerin hazırladığı ortam, Saraybosna Suikastı ile genel savaşa dönüştü.
Aşağıdakilerden hangisi I. Dünya Savaşı’nın genel nedenlerinden biri değil, savaşı başlatan özel gelişmedir?
B) Milliyetçilik düşüncesi
C) Devletler arası silahlanma
D) Saraybosna Suikastı
E) Avrupa’daki bloklaşma
Osmanlı Devleti’nin Savaşa Girişi
Tarafsızlık ve İttifak Arayışı
Osmanlı Devleti savaş başladığında tarafsızlığını ilan etti, Boğazları savaş gemilerine kapattı ve genel seferberlik başlattı. Bununla birlikte yönetim, devletin siyasi yalnızlığını aşmak için bir ittifaka katılmak istiyordu. İngiltere, Fransa ve Rusya ile yapılan girişimlerden sonuç alınamaması üzerine 2 Ağustos 1914’te Almanya ile gizli ittifak antlaşması imzalandı.
Osmanlı yöneticileri kaybedilen toprakların bir bölümünü geri alma, Rusya’nın Boğazlar ve Doğu Anadolu üzerindeki baskısını dengeleme, kapitülasyonların ve ekonomik bağımlılığın oluşturduğu yükten kurtulma, diplomatik yalnızlığı sona erdirme ve Almanya’nın savaşı kazanacağı beklentisinden yararlanma düşüncesindeydi. Almanya ise Osmanlı’nın jeopolitik konumu ve insan gücü sayesinde yeni cepheler açmayı, İngiltere’nin sömürge yollarını tehdit etmeyi, Rusya üzerindeki baskıyı artırmayı ve halifenin Müslümanlar üzerindeki etkisinden yararlanmayı amaçlıyordu.
Almanya’nın Osmanlı Devleti’ni kendi yanında savaşa sokmak istemesinde aşağıdakilerden hangisi etkili değildir?
B) Süveyş Kanalı ve İngiliz sömürge yollarını tehdit etmek
C) Halifeliğin dinî etkisinden yararlanmak
D) Rusya üzerindeki askerî baskıyı artırmak
E) Osmanlı’nın Balkanlarda kaybettiği bütün toprakları doğrudan yönetmek
Yavuz ve Midilli Olayı
Akdeniz’de İngiliz donanmasından kaçan Alman Goeben ve Breslau gemileri Osmanlı sularına sığındı. Tarafsızlık kuralının ihlal edilmemesi için gemilerin Osmanlı Devleti tarafından satın alındığı açıklandı; adları Yavuz ve Midilli olarak değiştirildi. Ancak gemilerin Alman komuta yapısıyla bağlantısı sürdü. Amiral Souchon komutasındaki filo 29 Ekim 1914’te Sivastopol, Odesa ve diğer Rus limanlarını bombaladı.
Rusya 2 Kasım’da, İngiltere ve Fransa ise 5 Kasım’da Osmanlı Devleti’ne savaş ilan etti. Osmanlı Devleti de 11 Kasım’da İtilaf Devletleri’ne resmen savaş ilan etti. Padişah V. Mehmet Reşat’ın cihat ilanı, İtilaf Devletleri yönetimindeki Müslüman toplulukları etkilemeyi amaçladı; ancak beklenen ölçüde genel bir ayaklanma doğurmadı.
Gemilerin Osmanlı donanmasına katılması ile devletin fiilen savaşa girmesi aynı olay değildir. Savaşa giriş sürecindeki belirleyici adım, Yavuz ve Midilli’nin de yer aldığı filonun Rus limanlarını bombalamasıdır.
Osmanlı Devleti’nin I. Dünya Savaşı’na fiilen katılmasına yol açan gelişme aşağıdakilerden hangisidir?
B) Yavuz ve Midilli’nin içinde bulunduğu filonun Rus limanlarını bombalaması
C) Bulgaristan’ın bağımsızlığını ilan etmesi
D) Londra Antlaşması’nın imzalanması
E) ABD’nin savaşa katılması
Osmanlı Cephelerinin Sınıflandırılması
Osmanlı Devleti çok geniş bir coğrafyada savaştı. Cepheler, açılma amaçlarına göre üç grupta ele alınır: Osmanlı’nın kaybettiği alanları geri almak veya rakibin bağlantısını kesmek için açtığı taarruz cepheleri; Osmanlı topraklarını İtilaf saldırılarına karşı koruduğu savunma cepheleri; Almanya ve Avusturya-Macaristan’a destek için sınırları dışında asker gönderdiği yardım cepheleri.
| Cephe türü | Cepheler | Temel mantık |
|---|---|---|
| Taarruz | Kafkas, Kanal | İnisiyatifi ele alarak stratejik hedefe ulaşma |
| Savunma | Çanakkale, Irak-Basra, Hicaz-Yemen, Suriye-Filistin | Osmanlı toprağını İtilaf saldırısına karşı koruma |
| Yardım | Galiçya, Romanya, Makedonya | Müttefiklerin Avrupa cephelerine asker gönderme |
Kafkas Cephesi
Osmanlı Devleti’nin Rusya’ya karşı açtığı Kafkas Cephesi’nin amaçları arasında 1877–1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nda kaybedilen Kars, Ardahan ve Batum’u geri almak; Rus kuvvetlerini meşgul etmek; Kafkasya üzerinden Orta Asya Türkleriyle bağlantı kurmak ve Rusya’nın güneye ilerlemesini durdurmak bulunuyordu. Kış şartları, ulaşım yetersizliği, hastalık ve ikmal sorunları altında yürütülen Sarıkamış Harekâtı ağır kayıpla sonuçlandı.
Rus ordusu Doğu Anadolu’ya ilerleyerek Erzurum, Erzincan, Trabzon, Muş ve Bitlis çevresinde etkili oldu. Savaş ortamında Rus ordusuyla iş birliği yapan silahlı Ermeni örgütlerinin faaliyetleri ve cephe gerisinin güvenliği gerekçe gösterilerek 1915’te Sevk ve İskân Kanunu uygulandı. Bu süreç sivil nüfus açısından ağır kayıplara ve büyük bir insani yıkıma yol açtı. Konu, askerî güvenlik gerekçesi ile siviller üzerindeki sonuçları birbirinden ayırarak değerlendirilmelidir.
Mustafa Kemal 1916’da Muş ve Bitlis’i Rus işgalinden kurtardı. 1917 Bolşevik İhtilali sonrasında Rusya savaştan çekildi; 3 Mart 1918 tarihli Brest-Litovsk Antlaşması ile Kars, Ardahan ve Batum Osmanlı Devleti’ne geri verildi. Bu üç şehir için Elviye-i Selâse ifadesi kullanılır.
Brest-Litovsk Antlaşması’nın Osmanlı Devleti açısından sonucu aşağıdakilerden hangisidir?
B) Boğazların uluslararası yönetime açılması
C) Kars, Ardahan ve Batum’un geri alınması
D) Trablusgarp’ın yeniden kazanılması
E) Bulgaristan’ın İtilaf grubuna katılması
Kanal, Hicaz-Yemen ve Suriye-Filistin Cepheleri
Kanal Cephesi
Kanal Cephesi, Süveyş Kanalı’nı ele geçirerek İngiltere’nin Hindistan ve Uzak Doğu sömürgeleriyle bağlantısını kesmek ve Mısır’ı yeniden Osmanlı denetimine almak amacıyla açıldı. Alman stratejisinin de etkili olduğu iki Kanal Harekâtı; çöl şartları, su ve ikmal yetersizliği, İngiliz savunması ve ulaşım güçlüğü nedeniyle başarısız oldu. Başarısızlık sonrasında savaş hattı Sina’dan Filistin ve Suriye’ye doğru Osmanlı toprakları içine çekildi.
Kanal Cephesi’nin açılmasındaki temel stratejik amaç aşağıdakilerden hangisidir?
B) İngiltere’nin sömürge yollarını kesmek ve Mısır’a yönelmek
C) Avusturya-Macaristan’ın Balkan topraklarını korumak
D) İtalya’nın On İki Ada’dan çekilmesini sağlamak
E) Fransa’nın Alsas-Loren bölgesini ele geçirmek
Hicaz-Yemen ve Suriye-Filistin
İngiltere, Mekke Emiri Şerif Hüseyin ile yaptığı yazışmalar sonucunda bağımsız Arap devleti vaadinde bulundu ve Osmanlı yönetimine karşı başlayan Arap İsyanı’nı destekledi. Osmanlı birlikleri Hicaz demiryolunu, kutsal şehirleri ve Kızıldeniz kıyılarını korumaya çalıştı. Fahreddin Paşa, Mondros Ateşkes Antlaşması’ndan sonra dahi Medine’yi bir süre savunmayı sürdürdüğü için Medine Müdafii olarak anıldı.
Kanal harekâtlarının başarısızlığından sonra İngiliz kuvvetleri Sina üzerinden Filistin’e ilerledi. Gazze’deki ilk iki İngiliz saldırısı durduruldu; ancak üçüncü saldırıdan sonra Osmanlı ordusu Kudüs ve Şam yönünde çekildi. Mustafa Kemal, Yıldırım Orduları Grubu içindeki 7. Ordu Komutanı olarak Suriye-Filistin hattında görev yaptı ve Halep’in kuzeyinde savunma düzeni kurdu. Cephe, Mondros Ateşkes Antlaşması imzalandığında Anadolu’nun güney sınırına yaklaşmıştı.
Medine savunmasıyla özdeşleşen Osmanlı komutanı aşağıdakilerden hangisidir?
B) Cevat Paşa
C) Halil Paşa
D) Mahmut Şevket Paşa
E) Şükrü Paşa
Çanakkale Cephesi (1915–1916)
İtilaf Devletleri Çanakkale Boğazı’nı geçerek İstanbul’u ele geçirmek, Osmanlı Devleti’ni savaş dışı bırakmak, Rusya’ya güvenli bir yardım yolu açmak ve Balkan devletlerini kendi yanlarında savaşa çekmek istedi. Boğazın açılması, Rus buğdayının dünya pazarlarına çıkarılması ve Rusya’ya silah-cephane ulaştırılması bakımından da stratejik önem taşıyordu.
İngiliz ve Fransız donanmasının 18 Mart 1915’teki büyük deniz saldırısı; kıyı bataryaları, Nusret Mayın Gemisi’nin döktüğü mayınlar ve Cevat Paşa yönetimindeki boğaz savunması sayesinde başarısız oldu. Deniz yoluyla geçemeyen İtilaf kuvvetleri 25 Nisan’da Gelibolu Yarımadası’na çıkarma yaptı. Mustafa Kemal’in 19. Tümen Komutanı olarak Arıburnu, Conkbayırı ve daha sonra Anafartalar’da aldığı inisiyatif, ilerleyişin durdurulmasında belirleyici oldu.
İtilaf Devletlerinin Çanakkale Cephesi’ni açma amaçları arasında aşağıdakilerden hangisi yer almaz?
B) Rusya’ya yardım yolu açmak
C) Balkan devletlerini etkilemek
D) Kafkasya üzerinden Orta Asya Türkleriyle birleşmek
E) Boğazların stratejik denetimini sağlamak
Çanakkale Zaferi İstanbul’un işgalini önledi, Osmanlı Devleti’nin savaşta kalma süresini uzattı ve Rusya’ya yardım ulaştırılmasını engelledi. Rusya’daki ekonomik ve toplumsal krizin derinleşmesi 1917 Bolşevik İhtilali’ne giden süreçte etkili oldu. Bulgaristan’ın İttifak Devletleri yanında savaşa katılmasıyla Almanya ve Osmanlı Devleti arasında kara bağlantısı kuruldu. Mustafa Kemal’in askerî yeteneği ülke çapında tanındı; cephede Avustralya ve Yeni Zelanda birliklerinin yaşadığı kayıplar Anzak kimliğinin gelişmesinde önemli yer tuttu.
Çanakkale Cephesi’nin Rusya’daki ihtilalin tek nedeni olduğu söylenemez. Ancak Boğazların açılamaması, Rusya’ya yardım ulaştırılmasını zorlaştırarak mevcut ekonomik ve toplumsal krizin derinleşmesine katkı sağladı.
Çanakkale Zaferi’nin sonuçlarından biri aşağıdakilerden hangisidir?
B) Rusya’ya yardım yolunun açılması
C) Bulgaristan’ın İttifak Devletleri yanında savaşa katılması
D) İngiltere’nin Süveyş Kanalı’nı kaybetmesi
E) İtalya’nın Trablusgarp’ı Osmanlı’ya geri vermesi
Irak-Basra Cephesi ve Kutü’l-Amâre
İngiltere Irak Cephesi’ni Basra Körfezi’ndeki petrol alanlarını ve Hindistan yolunu güvence altına almak, Osmanlı’nın İran ve Orta Asya yönündeki etkisini sınırlamak ve kuzeye ilerleyerek Rus kuvvetleriyle bağlantı kurmak amacıyla açtı. İngiliz birlikleri Basra’yı ele geçirdikten sonra Dicle boyunca Bağdat’a ilerledi. Osmanlı kuvvetleri Selman-ı Pak’ta İngilizleri durdurdu ve geri çekilen General Townshend komutasındaki birlikleri Kut kasabasında kuşattı.
Halil Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu, 29 Nisan 1916’da Kutü’l-Amâre’de büyük bir İngiliz birliğini teslim aldı. Bu başarı Çanakkale’den sonra savaşın önemli Osmanlı zaferlerinden biri oldu. Ancak İngiltere bölgeye yeni kuvvetler gönderdi; 1917’de Bağdat’ı, 1918’de Musul yönünü ele geçirdi. Dolayısıyla Kut zaferi cephenin genel sonucunu Osmanlı lehine kalıcı biçimde değiştiremedi.
Kutü’l-Amâre Zaferi aşağıdaki cephelerden hangisinde kazanılmıştır?
B) Kanal
C) Çanakkale
D) Irak-Basra
E) Galiçya
Müttefiklere Yardım Cepheleri
Osmanlı Devleti, kendi sınırları dışındaki Galiçya, Romanya ve Makedonya cephelerine müttefiklerine destek olmak amacıyla asker gönderdi. Galiçya’da Rusya’ya, Romanya’da Romanya ve Rusya’ya, Makedonya’da ise İtilaf kuvvetlerine karşı mücadele edildi. Bu cepheler Osmanlı toprağını doğrudan savunmak veya Osmanlı’nın kaybettiği bir bölgeyi geri almak için açılmadığından yardım cepheleri olarak sınıflandırılır.
Savaş Sırasındaki Diplomatik Gelişmeler
İtilaf Devletleri savaş devam ederken Osmanlı topraklarını paylaşmak için gizli antlaşmalar yaptı. İstanbul Antlaşması ile İstanbul ve Boğazlar Rusya’ya; Londra Antlaşması ile bazı Osmanlı toprakları İtalya’ya vaat edildi. Sykes-Picot Antlaşması İngiltere ile Fransa’nın Orta Doğu’daki nüfuz alanlarını, Petrograd Protokolü Rusya’nın Doğu Anadolu’daki payını, Saint-Jean-de-Maurienne Antlaşması ise İtalya’ya bırakılması planlanan Anadolu alanlarını düzenlemeye çalıştı. McMahon-Hüseyin yazışmaları kapsamında İngiltere, Osmanlı’ya karşı ayaklanma karşılığında Arap bağımsızlığına ilişkin vaatlerde bulundu.
1917’de Rusya’da Bolşevik İhtilali gerçekleşti. Yeni yönetim savaştan çekildi ve Çarlık döneminde yapılan gizli antlaşmaları açıkladı. Aynı yıl ABD’nin Almanya’nın denizaltı savaşı ve başka gerilimler nedeniyle İtilaf Devletleri yanında savaşa katılması güç dengesini değiştirdi. Başkan Wilson’ın yayımladığı ilkeler; açık diplomasi, ulusların geleceğini belirleme hakkı ve kalıcı barış için uluslararası örgüt kurulması gibi hedefler taşıyordu. Ancak savaş sonrasında ilkelerin her bölgede eşit uygulanmaması manda yönetimlerinin kurulmasına zemin hazırladı.
İtilaf Devletlerinin Osmanlı topraklarını paylaşmaya yönelik gizli antlaşmalarının açıklanmasını sağlayan gelişme aşağıdakilerden hangisidir?
B) II. Meşrutiyet’in ilanı
C) Uşi Antlaşması
D) Babıali Baskını
E) Balkan İttifakının kurulması
Savaşın Sona Ermesi ve Genel Sonuçlar
1918’e gelindiğinde ABD’nin insan ve malzeme gücü İtilaf Devletleri lehine etkisini gösterirken İttifak Devletleri askerî ve ekonomik bakımdan tükendi. Bulgaristan’ın 29 Eylül 1918’de Selanik Ateşkes Antlaşması’nı imzalayarak savaştan çekilmesi, Almanya ile Osmanlı Devleti arasındaki kara bağlantısını kopardı. Osmanlı Devleti 30 Ekim 1918’de Mondros Ateşkes Antlaşması’nı imzaladı; ardından Avusturya-Macaristan ve Almanya da ateşkes istedi.
Savaş sonunda Almanya, Avusturya-Macaristan, Rusya ve Osmanlı imparatorlukları dağıldı; Avrupa ve Orta Doğu haritasında yeni devletler ortaya çıktı. Milyonlarca insan yaşamını yitirdi, üretim ve altyapı büyük zarar gördü. Sömürgecilik doğrudan yönetimden manda ve himaye sistemine yöneldi. Dünya barışını korumak amacıyla Milletler Cemiyeti kuruldu; ancak ağır barış antlaşmaları, sınır ve azınlık sorunları ile ekonomik yıkım II. Dünya Savaşı’na giden ortamı hazırladı.
Osmanlı Devleti açısından savaş; insan gücü, ekonomi ve toprak bakımından ağır kayıplarla sonuçlandı. Buna karşılık Çanakkale ve Kutü’l-Amâre gibi başarılar önemli askerî tecrübeler doğurdu; Mustafa Kemal’in liderliği geniş çevrelerce tanındı. Ateşkes sonrasında başlayan işgaller, Millî Mücadele’nin doğrudan tarihsel zeminini oluşturdu.

