AYT sıvı çözeltiler, çözücü–çözünen etkileşimleri ve derişim birimleri konu anlatımı kapsamında polarite, solvatasyon ve hidratasyon, çözünme enerjisi, yüzde derişimler, ppm, mol kesri, molarite, molalite, seyreltme ve iyon derişimi işlenecektir.
AYT kimya konularının tamamına AYT konu anlatımı arşivinden ulaşabilirsiniz.
Çözeltiyi Oluşturan Tanecikler ve Çözünme
Çözelti, Çözücü ve Çözünen
Çözelti, bir maddenin başka bir madde içinde tanecik boyutunda ve her noktada aynı bileşimi verecek biçimde dağılmasıyla oluşan homojen karışımdır. Dağılan bileşene çözünen, diğer bileşenleri kendi içinde dağıtan ve genellikle miktarı daha fazla olan bileşene çözücü denir. Tuzlu suda su çözücü, sodyum klorür çözünen; kolonya örneğinde ise miktarına göre etanol veya su çözücü olabilir.
“Çözünen görünmez oldu” ifadesi, maddenin yok olduğu anlamına gelmez. Çözünen tanecikleri molekül veya iyon hâlinde çözücünün bütün hacmine dağılır. Homojenlik, alınan küçük örneklerin aynı sıcaklık ve basınçta aynı bileşimi göstermesidir. Çözeltinin derişimi ise bu homojen karışımda ne kadar çözünen bulunduğunu sayısal olarak belirtir.
I. Y çözücü, X çözünendir.
II. Karışımın her noktasında X/Y oranı aynıdır.
III. X tanecikleri çözünme sırasında kimyasal olarak yok olmuştur.
yargılarından hangileri doğrudur?
B) Yalnız II
C) I ve II
D) II ve III
E) I, II ve III
Çözeltinin Fiziksel Hâli ve Çözücünün Rolü
Bir çözelti katı, sıvı veya gaz hâlinde olabilir. Alaşımlar katı çözeltilere, hava gaz çözeltiye, tuzlu su ise sıvı çözeltiye örnektir. Çözeltinin fiziksel hâli, çözünenden çok çözücünün hâliyle belirlenir. Bu yazının odağı çözücüsü sıvı olan çözeltilerdir; çözünen katı, sıvı veya gaz olabilir.
Çözücünün “miktarı her zaman daha fazla olan bileşen” diye tanımlanması çoğu örnekte işe yarasa da temel ölçüt, çözeltinin sürekli fazını ve fiziksel hâlini belirlemesidir. Özellikle birbiri içinde her oranda çözünebilen iki sıvıda hangi bileşenin çözücü sayıldığı, verilen bileşime göre değişebilir. Sulu çözelti ifadesi ise çözücünün su olduğunu kesin olarak belirtir.
Polar ve Apolar Tanecikler
Bir bağdaki elektronlar iki atom tarafından eşit çekilmiyorsa bağın uçlarında kısmi yükler oluşur. Molekülün bağ kutupları geometrik olarak birbirini götürmüyorsa molekülün bir ucu kısmen pozitif, diğer ucu kısmen negatif kalır; böyle moleküller polardır. H2O ve NH3 polar moleküllerdir. Yük dağılımı dengeli olan CCl4, CO2 ve I2 gibi tanecikler ise apolar davranır.
İyonlar polar molekül değildir; tam elektrik yükü taşıyan taneciklerdir. Na+ ve Cl− gibi iyonların suyla etkileşimi, iki polar molekül arasındaki çekimden farklı olarak iyon–dipol etkileşimidir. Bir maddenin suda çözünüp çözünmeyeceği yalnız “polar mı?” sorusuyla değil, çözünme sırasında koparılan ve kurulan bütün etkileşimlerin dengesiyle belirlenir.
“Benzer Benzeri Çözer” İlkesinin Nedeni
Çözünme sırasında çözücü taneciklerinin bir bölümü birbirinden uzaklaştırılır, çözünen tanecikleri de kendi aralarındaki çekimlerden ayrılır. Bu ayrılmaların ardından çözücü ile çözünen arasında yeni çekimler kurulmalıdır. Yeni kurulan etkileşimler, bozulan etkileşimlerin yerini yeterince iyi doldurabiliyorsa tanecikler karışım içinde dağılmış hâlde kalabilir.
Bu nedenle polar ve iyonik maddeler çoğunlukla polar çözücülerde; apolar maddeler çoğunlukla apolar çözücülerde daha iyi çözünür. “Benzer benzeri çözer” sözü kesin ve istisnasız bir kimlik kuralı değil, etkileşim türlerinin benzerliğini özetleyen bir ilkedir. Örneğin su ile etanol hidrojen bağı kurabildiği için karışabilir; iyot ise apolar CCl4 içinde London kuvvetleriyle daha elverişli biçimde çevrelenir.

I. KNO3 su içinde iyonlarına ayrılarak iyon–dipol etkileşimleriyle hidratlanır.
II. CH3OH suyla hidrojen bağı kurarak karışır; moleküler kaldığı için çözeltisi güçlü elektrolit değildir.
III. I2, CCl4 içinde London kuvvetleriyle çözünür ve çözeltide iyon oluşturmaz.
yargılarından hangileri doğrudur?
B) Yalnız II
C) I ve II
D) II ve III
E) I, II ve III
Çözücü–Çözünen Arasındaki Etkileşim Türleri
İyonik bir çözünen polar çözücüde çözünürken başlıca iyon–dipol etkileşimleri kurulur. İki polar molekül arasında dipol–dipol etkileşimi; uygun F–H, O–H veya N–H bağları bulunduğunda daha güçlü ve yönlü bir dipol–dipol türü olan hidrojen bağı oluşabilir. Polar bir tanecik apolar bir taneciğin elektron bulutunu geçici olarak bozarsa dipol–indüklenmiş dipol etkileşimi ortaya çıkar.
İki apolar tanecik arasında anlık ve indüklenmiş dipollerden doğan London kuvvetleri etkilidir. Bir iyon apolar taneciğin elektron bulutunu bozduğunda iyon–indüklenmiş dipol etkileşimi oluşur. Çözünürlüğü değerlendirirken yalnız çözücü–çözünen etkileşiminin adını bilmek yeterli değildir; çözücü–çözücü ve çözünen–çözünen çekimlerinin ne kadar güçlü olduğu da karşılaştırılır.
B) CH3OH–H2O: hidrojen bağı
C) HCl–H2O: dipol–dipol ve ardından iyon–dipol
D) I2–CCl4: London kuvvetleri
E) KBr–CCl4: güçlü dipol–dipol
Solvatasyon ve Hidratasyon
Çözünen taneciklerinin çözücü molekülleri tarafından çevrelenip kararlı hâle getirilmesine solvatasyon denir. Çözücü su olduğunda aynı olay özel olarak hidratasyon adını alır. Hidratasyon, çözünenin yalnız ıslanması değildir; su moleküllerinin elektriksel uçlarını çözünen iyon veya polar bölgelere uygun yönde çevirerek bir çevreleme kabuğu oluşturmasıdır.
Su molekülünde oksijen tarafı kısmen negatif (δ−), hidrojen tarafları kısmen pozitiftir (δ+). Bu nedenle Na+ gibi katyonların çevresinde suyun oksijen ucu; Cl− gibi anyonların çevresinde hidrojen uçları iyondan yana yönelir. İyon kristalden ayrıldığında “çıplak” kalmaz; hidratlanmış iyon hâlinde çözeltide dağılır.

I. Na+ iyonuna su molekülünün O atomu tarafı yönelir.
II. Cl− iyonuna su molekülünün H atomu tarafı yönelir.
III. Eşit uzaklıkta Mg2+ ile su arasındaki iyon–dipol çekimi, Na+ ile su arasındakinden genellikle daha güçlüdür.
IV. Hidratasyon sırasında iyon ile su arasında zorunlu olarak kovalent bağ kurulur.
yargılarından hangileri doğrudur?
B) I ve III
C) II ve IV
D) I, II ve III
E) I, II, III ve IV
Moleküler Çözünme, İyonik Ayrışma ve İyonlaşma
Moleküler yapılı şeker veya etanol suda çözündüğünde moleküller birbirinden ayrılıp su içinde dağılır; molekülün kimliği korunur. Bu olaya moleküler çözünme denir. İyonik kristal NaCl suda çözündüğünde kristalde zaten bulunan Na+ ve Cl− iyonları birbirinden ayrılır. Bu süreç iyonik ayrışmadır: NaCl(k) → Na+(suda) + Cl−(suda).
HCl gibi bazı moleküler maddeler ise suyla etkileştiğinde yeni iyonlar oluşturur. HCl(g)+H2O(s) → H3O+(suda)+Cl−(suda) süreci iyonlaşmadır. Ayrışmada iyonlar başlangıçtaki kristalde vardır; iyonlaşmada yüksüz moleküllerden iyonlar oluşur. Bu ayrım, çözeltideki tanecik türlerini ve elektrik iletkenliğini doğru yorumlamak için gereklidir.
Çözeltilerde Elektrik İletkenliği
Bir sıvı çözeltinin elektrik akımını iletebilmesi için elektrik alan altında hareket edebilen iyonlar içermesi gerekir. NaCl, KNO3 ve güçlü asitler suda çok sayıda iyon oluşturduğu için çözeltileri iyi iletkendir. Şeker ve etanol çözeltilerinde ise çözünen tanecikler yüksüz molekül hâlinde kaldığından çözelti elektrik akımını belirgin biçimde iletmez.
“Suda çözünen her madde iletkendir” sonucu bu nedenle yanlıştır. İletkenlik yalnız çözünmenin gerçekleşmesine değil, çözeltideki hareketli iyonların sayısına ve yüküne bağlıdır. Saf suyun çok düşük iletkenliği de suyun çok küçük bir bölümünün iyonlaşmasından kaynaklanır; bu durum şeker çözeltisini güçlü iletken yapmaz.
I. Glikoz çözeltisinde çözünen kaynaklı tanecik derişimi 0,20 M’dir ve bu tanecikler yüksüzdür.
II. NaCl çözeltisinde çözünen kaynaklı toplam iyon derişimi 0,20 M’dir.
III. Al2(SO4)3 çözeltisinde çözünen kaynaklı toplam iyon derişimi 0,40 M’dir.
IV. Üç çözeltiden yalnız glikoz çözeltisinde çözünen, moleküler kimliğini korur.
yargılarından hangileri doğrudur?
B) II ve III
C) I, II ve III
D) II, III ve IV
E) I, II, III ve IV
Çözünmenin Enerji Basamakları ve Çözünme Entalpisi
Bir çözeltinin oluşması tanecik düzeyinde üç enerji basamağıyla ele alınır. Birinci basamakta çözücü tanecikleri birbirinden uzaklaştırılır; çekimlere karşı iş yapıldığı için enerji alınır ve ΔH1>0’dır. İkinci basamakta çözünen tanecikleri birbirinden ayrılır; bu işlem de enerji gerektirir ve ΔH2>0’dır. Üçüncü basamakta çözücü ile çözünen arasında yeni etkileşimler kurulur; enerji verilir ve ΔH3<0’dır.
Toplam çözünme entalpisi ΔHçözünme=ΔH1+ΔH2+ΔH3 bağıntısıyla bulunur. Sonuç pozitifse çözünme endotermik, negatifse ekzotermiktir. Kendiliğinden çözünen bir maddenin çözünme entalpisi mutlaka negatif olmak zorunda değildir; taneciklerin daha düzensiz dağılması da sürecin gerçekleşmesine katkı verebilir.
I. Çözünme entalpisi +10 kJ/mol’dür.
II. Çözünme endotermiktir.
III. Çözücü–çözünen etkileşimlerinin kurulması enerji alır.
yargılarından hangileri doğrudur?
B) Yalnız II
C) I ve II
D) II ve III
E) I, II ve III
X: ΔH1+ΔH2=+90 kJ/mol, ΔH3=−125 kJ/mol
Y: ΔH1+ΔH2=+140 kJ/mol, ΔH3=−105 kJ/mol
Buna göre aşağıdakilerden hangisi kesinlikle doğrudur?
B) Y’nin çözünmesi ekzotermiktir.
C) X çözünürken ortamdan 35 kJ/mol ısı alınır.
D) Y’nin çözünme entalpisi X’inkinden 70 kJ/mol büyüktür.
E) X’in çözünürlüğü kesinlikle Y’den fazladır.
Yüzde Derişimler, ppm ve Mol Kesri
Derişim ve Çözelti Miktarı
Derişim, belirli miktardaki çözelti veya çözücü içinde bulunan çözünen miktarını gösterir. Derişim ile çözelti miktarı aynı kavram değildir. İki çözeltinin hacimleri farklı olsa bile molariteleri eşit olabilir; bu durumda büyük hacimli çözeltide daha çok çözünen bulunur. Buna karşılık aynı miktarda çözünen içeren iki çözeltinin hacimleri farklıysa derişimleri farklıdır.
Derişim biriminin paydası hangi toplamın temel alındığını belirler. Kütlece yüzde çözelti kütlesini, molarite çözelti hacmini, molalite çözücü kütlesini kullanır. Hesaba başlamadan önce çözünen, çözücü ve çözelti niceliklerinin ayrılması gerekir: mçözelti=mçözünen+mçözücü. Burada m kütleyi gösterir.
Kütlece Yüzde Derişim
Kütlece yüzde derişim, 100 birim kütle çözeltide kaç birim kütle çözünen bulunduğunu gösterir. Kütlece %=mçözünen/mçözelti×100 bağıntısıyla hesaplanır. Örneğin kütlece %20’lik 250 g çözeltide 50 g çözünen, 200 g çözücü vardır.
Yüzde değeri çözünenin çözeltiye oranıdır; çözünenin çözücüye oranı değildir. Kütle korunuyorsa çözelti kütlesi bileşenlerin kütleleri toplamıdır. Çözünen ve çözücü kütleleri aynı birimde alınır; gram veya kilogram seçimi oranı değiştirmez.
B) 32
C) 36
D) 40
E) 45
Çözünen veya Çözücü Ekleme ve Buharlaştırma
Bir çözeltiye yalnız çözücü eklendiğinde çözünen kütlesi sabit, çözelti kütlesi artar; kütlece yüzde azalır. Yalnız çözücü buharlaştırıldığında çözünen uçucu değilse çözünen kütlesi sabit, çözelti kütlesi azalır; yüzde artar. Çözünen eklenip tamamı çözündüğünde hem çözünen hem çözelti kütlesi artar ve yüzde yükselir.
Çözelti doygunluğa ulaşırsa eklenen katının tamamının çözündüğü varsayımı ayrıca geçerli olmayabilir; bu nokta çözünürlük konusuna aittir. Bu yazıdaki derişim hesaplarında “tamamen çözünüyor” ifadesi, eklenen maddenin çözeltiye katıldığını belirtir. Buharlaşan bileşen çözücüden farklıysa kütle dengesi buna göre yeniden kurulmalıdır.
Aynı Çözüneni İçeren Çözeltilerin Karıştırılması
Aynı çözüneni içeren çözeltiler karıştırıldığında toplam çözünen kütlesi, her çözeltiden gelen çözünen kütlelerinin toplamıdır. İki çözelti için m1w1+m2w2=(m1+m2)wson yazılabilir. Burada m çözelti kütlesini, w ise kütlece derişimin ondalık biçimini gösterir.
Son yüzde, başlangıç yüzdelerinin basit aritmetik ortalaması olmak zorunda değildir. Aritmetik ortalama yalnız çözelti kütleleri eşitse elde edilir. Farklı kütlelerde son değer, kütlesi daha büyük olan çözeltinin derişimine daha yakın olur.
B) 200
C) 250
D) 300
E) 350
Hacimce Yüzde Derişim
Hacimce yüzde derişim, özellikle bir sıvının başka bir sıvı içindeki oranını belirtmek için kullanılır: Hacimce %=Vçözünen/Vçözelti×100. Burada V hacmi gösterir. Hacimce %40 etanol çözeltisi ifadesi, 100 mL son çözeltide 40 mL etanole karşılık gelen miktar bulunduğunu anlatır.
Sıvı hacimleri karışım sırasında her zaman tam toplanmaz; moleküller arasındaki boşluk ve etkileşim değişimi büzülme veya genişleme oluşturabilir. Bu nedenle paydada “eklenen sıvı hacimlerinin toplamı” değil, soruda verilen veya ölçülen son çözelti hacmi kullanılır. Hacimlerin toplanabilir olduğu açıkça belirtilmişse Vçözelti=V1+V2 alınabilir.
B) 41,7
C) 40,0
D) 42,5
E) 48,0
Kütle–Hacim Yüzdesi
Kütle–hacim yüzdesi, 100 mL çözeltide bulunan çözünenin gram cinsinden kütlesini gösterir. Kütle–hacim %=mçözünen(g)/Vçözelti(mL)×100 bağıntısı kullanılır. Bu ifade bir kütle oranı değildir; pay gram, payda mililitre cinsindendir. Sağlık alanındaki bazı serum etiketlerinde bu gösterime rastlanır.
Örneğin %0,9 (m/V) NaCl çözeltisinin 100 mL’sinde 0,9 g NaCl vardır. Aynı çözeltinin 500 mL’sinde 4,5 g NaCl bulunur. Bu bilgi, çözeltinin kütlece %0,9 olduğu anlamına gelmez; kütlece yüzdeyi bulmak için çözeltinin toplam kütlesi veya yoğunluğu da bilinmelidir.
B) 2,0
C) 4,8
D) 3,0
E) 6,0
ppm: Milyonda Bir Kısım
Çözünen miktarı çok küçük olduğunda yüzde yerine ppm kullanılır. ppm, “milyonda bir kısım” demektir: ppm=mçözünen/mçözelti×106. Kütle oranı kullanılıyorsa pay ve payda aynı kütle biriminde olmalıdır. 1 ppm, 1 kg çözeltide 1 mg çözünen anlamına gelir.
Seyreltik sulu çözeltilerde yoğunluk yaklaşık 1,00 g/mL kabul edildiğinde 1 L çözeltinin kütlesi yaklaşık 1 kg olur; bu özel koşulda mg/L sayısal olarak ppm’e eşit alınabilir. Yoğunluk farklıysa mg/L ile ppm doğrudan eşitlenmez. Gaz veya hacim temelli ppm tanımları da bulunabilir; soruda hangi oranın verildiği okunmalıdır.
B) 2,5
C) 4,0
D) 6,0
E) 7,2
Mol Kesri
Bir bileşenin mol kesri, o bileşenin mol sayısının çözeltideki bütün bileşenlerin toplam mol sayısına oranıdır. A ve B’den oluşan çözelti için XA=nA/(nA+nB) ve XB=nB/(nA+nB) yazılır. Burada X mol kesrini, n mol sayısını gösterir.
Mol kesrinin birimi yoktur ve bütün bileşenlerin mol kesirleri toplamı 1’dir. Kütleler verildiğinde önce n=m/MA bağıntısıyla mol sayısına geçilir; MA mol kütlesidir. Mol kesri kütlece yüzdeyle aynı değildir, çünkü farklı maddelerin bir molünün kütlesi farklı olabilir.
B) 0,20
C) 0,25
D) 0,40
E) 0,50
B) 3/7
C) 9/20
D) 1/2
E) 11/20
Molarite, Çözelti Hazırlama ve Yoğunluk İlişkisi
Molarite ve Çözelti Hacmi
Molarite, bir litre çözeltide bulunan çözünenin mol sayısıdır. M=nçözünen/Vçözelti bağıntısıyla gösterilir. Burada M molariteyi (mol/L), n çözünenin mol sayısını (mol), V ise çözeltinin litre cinsinden hacmini gösterir. 0,40 M NaCl çözeltisinin her 1 litresinde 0,40 mol NaCl vardır.
Paydadaki hacim çözücünün değil, çözünme tamamlandıktan sonraki çözeltinin hacmidir. Mililitre cinsinden verilen hacim 1000’e bölünerek litreye çevrilir. Çözünen kütlesi verildiğinde önce n=m/MA kullanılır; burada m kütle, MA mol kütlesidir.
B) 0,0500
C) 0,0625
D) 0,1000
E) 0,2500
Balonjojeyle Belirli Derişimde Çözelti Hazırlama
Katı bir maddeden belirli molaritede çözelti hazırlanırken gereken mol sayısı n=M·V, gereken kütle ise m=n·MA ile bulunur. Hesaplanan katı tartılır, bir miktar saf suda tamamen çözülür ve çözelti balonjojeye nicel olarak aktarılır. Çözme kabı saf suyla çalkalanarak yıkama sıvıları da balonjojeye eklenir; böylece çözünen kaybı önlenir.
Son aşamada saf su, balonjojenin kalibrasyon çizgisine kadar eklenir ve kap homojenlik için karıştırılır. “500 mL çözelti hazırlamak” 500 mL su kullanmak değildir; çözünen ve başlangıç suyu birlikteyken son hacim 500 mL’ye tamamlanır. Katı doğrudan ağzına kadar dolu balonjojeye eklenirse son hacim ve aktarım doğruluğu denetlenemez.

I. 10,0 g NaOH tartılır ve üzerine 250 mL saf su eklenir.
II. 4,0 g NaOH tartılır ve üzerine doğrudan 250 mL saf su eklenir.
III. 4,0 g NaOH bir miktar saf suda çözülür, balonjojeye nicel aktarılır ve son çözelti hacmi 250 mL’ye tamamlanır.
Buna göre hangi işlem dizileri hedef çözeltiyi doğru hazırlar? (NaOH: 40 g/mol)
B) Yalnız II
C) Yalnız III
D) I ve III
E) II ve III
Seyreltme ve Deriştirme
Bir çözeltiye yalnız çözücü eklenerek hacmi artırılırsa seyreltme gerçekleşir. Çözünenin mol sayısı değişmediği için başlangıç ve son durum arasında M1V1=M2V2 bağıntısı kullanılır. M molariteyi, V çözelti hacmini; 1 ve 2 indisleri başlangıç ve son durumu gösterir.
Uçucu olmayan çözünen içeren çözeltiden yalnız çözücü buharlaştırıldığında çözünen molü korunur, hacim azalır ve molarite artar; aynı bağıntı hacim değişimi için geçerlidir. Ancak çözeltiden belirli bir hacim örnek alınıp uzaklaştırılırsa örnekle birlikte çözünen de gider. Bu durumda önce alınan örnekteki mol sayısı belirlenir, ardından kalan veya seyreltilen bölüm ayrı değerlendirilir.
B) 0,40
C) 0,50
D) 0,60
E) 0,45
Aynı Çözüneni İçeren Çözeltilerin Molariteyle Karıştırılması
Aynı çözüneni içeren ve tepkime vermeyen çözeltiler karıştırıldığında çözünen mol sayıları toplanır. Hacimlerin toplanabilir olduğu kabul edilirse Mson=(M1V1+M2V2)/(V1+V2) yazılır. Birden fazla çözelti için paya bütün M·V katkıları, paydaya son toplam çözelti hacmi alınır.
Çözünenler farklıysa tek bir “karışım molaritesi” yerine her türün veya her iyonun molaritesi ayrı hesaplanır. Çözeltiler tepkime veriyorsa başlangıç molleri doğrudan son hacme bölünmez; önce kimyasal tepkimeye göre tüketilen ve kalan miktarlar bulunur.
B) 0,60
C) 0,50
D) 0,75
E) 0,84
Çözelti Yoğunluğu
Yoğunluk, birim hacimdeki kütledir ve d=mçözelti/Vçözelti bağıntısıyla gösterilir. d yoğunluğu, m çözelti kütlesini, V çözelti hacmini belirtir. Örneğin yoğunluğu 1,20 g/mL olan 250 mL çözeltinin kütlesi 1,20×250=300 g’dır.
Yoğunluk bir derişim birimi değildir; fakat hacim üzerinden verilen bir çözeltiyi kütleye çevirdiği için kütlece yüzde ile molarite arasında köprü kurar. Yoğunluk sıcaklığa bağlı olabileceğinden farklı sıcaklıklardaki değerler aynı kabul edilmez. Yoğunluk ve hacim çarpılırken birimlerin uyumu korunmalıdır.
Kütlece Yüzde ve Yoğunluktan Molariteye Geçiş
Kütlece yüzdesi w ve yoğunluğu d g/mL olan çözeltinin 1 litresi temel alınabilir. 1 L=1000 mL olduğundan bu çözeltinin kütlesi 1000d gramdır. Çözünen kütlesi 1000d·w/100=10dw gram, çözünen molü 10dw/MA olur. Bir litre içindeki mol sayısı molarite olduğundan M=10dw/MA bağıntısı elde edilir.
Bu bağıntıda w yüzde sayısıdır; %30 için w=30 yazılır. Ondalık kesir kullanılırsa doğrudan 1000d·0,30/MA hesabı yapılır. Ters dönüşümde molariteden bir litre çözeltideki çözünen kütlesi bulunur, yoğunlukla bulunan toplam çözelti kütlesine oranlanır.
B) 8
C) 10
D) 12
E) 14
B) 4,0
C) 5,0
D) 8,0
E) 10,0
Molalite ve İyon Derişimi
Molalite ve Çözücü Kütlesi
Molalite, bir kilogram çözücüde çözünmüş maddenin mol sayısıdır. m=nçözünen/mçözücü(kg) bağıntısıyla gösterilir. Burada küçük m molaliteyi (mol/kg), n çözünenin mol sayısını, paydadaki mçözücü ise yalnız çözücünün kilogram cinsinden kütlesini belirtir.
Çözelti kütlesi paydada kullanılmaz. Örneğin 0,20 mol madde 400 g, yani 0,400 kg suda çözünürse molalite 0,20/0,400=0,50 mol/kg olur. Uçucu olmayan çözünen içeren çözeltiden su buharlaştığında çözünen molü sabit, çözücü kütlesi azalır ve molalite artar.
B) 5/9
C) 4/5
D) 20/27
E) 1
Molarite ile Molalite Arasındaki Fark
Molarite bir litre çözelti içindeki mol sayısını, molalite bir kilogram çözücü içindeki mol sayısını verir. Molaritenin paydası hacim, molalitenin paydası kütledir. Bu nedenle aynı sayısal değer ve aynı “mol” payı bulunsa bile iki birim birbirinin yerine kullanılamaz.
Sıcaklık değiştiğinde sıvı çözeltinin hacmi değişebildiği için çözünen molü sabit kalsa da molarite değişebilir. Kütleler sıcaklıktan etkilenmediğinden madde kaybı yoksa molalite değişmez. Benzer biçimde kütlece yüzde de bileşen kütleleri korunuyorsa sıcaklık değişiminden etkilenmez.
I. Molarite azalır.
II. Molalite değişmez.
III. Kütlece yüzde değişmez.
IV. Çözeltideki çözünen molü azalır.
yargılarından hangileri doğrudur?
B) I ve II
C) II ve III
D) I, II ve III
E) I, II, III ve IV
İyonik Bileşiklerin Ayrışma Katsayıları
İyonik bir bileşik suda tam ayrıştığında formüldeki alt indisler, oluşan iyonların mol sayılarını belirler. Genel olarak XaYb → aX + bY biçiminde bir mol bileşik a mol X iyonu ve b mol Y iyonu verir. Örneğin Al2(SO4)3 bir mol bileşikten 2 mol Al3+ ve 3 mol SO42− oluşturur.
Yüklerin toplamı her iki tarafta da korunur. İyon derişimi bulunurken bileşiğin molaritesi ilgili stokiyometrik katsayıyla çarpılır: Ciyon=k·Mbileşik. Buradaki k, bir formül biriminden oluşan o iyonun sayısıdır. Toplam iyon molaritesi ise bütün iyon türlerinin molariteleri toplamıdır.
Tek Çözeltide İyon Derişimi
0,20 M Al2(SO4)3 çözeltisi tam ayrışırsa [Al3+]=2×0,20=0,40 M ve [SO42−]=3×0,20=0,60 M olur. Köşeli ayraç, belirtilen türün molar derişimini gösterir. Toplam iyon molaritesi 1,00 M’dir; ancak bu değer çözeltinin elektriksel yük taşıdığı anlamına gelmez.
Çözelti bütünüyle elektrikçe nötrdür. Pozitif yük molaritesi ile negatif yük molaritesi eşittir: 0,40×3=0,60×2=1,20 mol yük/L. İyon molaritelerinin sayısal toplamı değil, derişim ile iyon yükünün çarpımlarından oluşan yük dengesi eşitlenir.
Tepkimesiz Çözeltilerin Karıştırılması ve Ortak İyon
Farklı iyonik çözeltiler karıştırıldığında çökelme, gaz çıkışı veya zayıf elektrolit oluşumu yoksa her iyonun molü korunur. Önce her çözeltinin sağladığı iyon molleri niyon=k·M·V ile bulunur, aynı iyon farklı çözeltilerden geliyorsa katkılar toplanır ve sonuç son toplam hacme bölünür.
Örneğin NaCl ve Na2SO4 karıştırıldığında Na+ ortak iyondur. NaCl’den gelen Na+ molü M·V, Na2SO4‘ten gelen Na+ molü 2M·V’dir. Hacimlerin toplanabilir olduğu kabulünde her iki katkı aynı son hacme bölünür.
Tepkime veya Çökelme Sonrası İyon Derişimi
Karıştırılan iyonlar arasında çökelme tepkimesi varsa bütün başlangıç iyonları son çözeltide kalmaz. Önce net iyon denklemi yazılır, tepkimeye giren iyonların başlangıç molleri karşılaştırılır ve sınırlayıcı iyon belirlenir. Oluşan katı çözeltinin iyon derişimine katılmaz; artan iyonlar ile seyirci iyonlar son toplam hacme bölünür.
Ag++Cl−→AgCl(k) tepkimesinde Ag+ ve Cl− eşit mol tüketilir. Na+ ve NO3− net tepkimede yer almaz ve seyirci iyon olarak çözeltide kalır. Son çözeltinin yük dengesi, çökelme sonrası kalan bütün çözünmüş iyonlar üzerinden yeniden sağlanır.
B) 0,18
C) 0,30
D) 0,36
E) 0,24

