AYT koligatif özellikler konu anlatımı kapsamında etkin tanecik sayısı, Van’t Hoff faktörü, buhar basıncı alçalması, Raoult yasası, kaynama noktası yükselmesi, donma noktası alçalması, ozmoz, ozmotik basınç ve ters ozmoz işlenecektir.
AYT kimya konularının tamamına AYT konu anlatımı arşivinden ulaşabilirsiniz.
Koligatif Özelliklerin Tanecik Temeli
Koligatif Özellik Ne Demektir?
Çözelti, çözünen taneciklerinin çözücü içinde homojen olarak dağıldığı karışımdır. Çözeltinin yalnız çözünen taneciklerinin sayısına veya derişimine bağlı olarak değişen özelliklerine koligatif özellikler denir. “Koligatif” sözcüğü burada taneciklerin ortak etkisini anlatır: ideal ve yeterince seyreltik iki çözeltide eşit sayıda etkin tanecik varsa taneciklerin şeker, tuz veya başka bir madde olması temel sonucu değiştirmez.
Dört temel koligatif değişim vardır: çözücünün buhar basıncı azalır, kaynama noktası yükselir, donma noktası düşer ve ozmotik basınç oluşur. Bu değişimlerin büyüklüğü çözünenin kimyasal adıyla değil, çözeltide oluşturduğu toplam tanecik sayısıyla ilişkilidir. Bununla birlikte bağıntılar ideal çözelti yaklaşımına dayanır; çok derişik çözeltilerde iyonlar arası etkileşimler sonucu deneysel değerler ideal hesaptan sapabilir.
I. X ve Y’nin buhar basıncı alçalmaları eşittir.
II. X ve Y’nin kaynama noktası yükselmeleri eşittir.
III. Y’nin çözüneninin kimyasal türü farklı olduğundan donma noktası alçalması kesinlikle daha büyüktür.
yargılarından hangileri doğrudur?
B) Yalnız II
C) I ve II
D) II ve III
E) I, II ve III
Moleküler Çözünme ve İyonik Ayrışma
Glikoz, sakkaroz ve üre gibi moleküler maddeler suda çözündüğünde molekülleri parçalanmadan dağılır. Bir mol glikoz ideal olarak bir mol çözünmüş tanecik oluşturur. NaCl gibi iyonik bir katı ise suda Na+ ve Cl− iyonlarına ayrışır; bir mol NaCl tam ayrıştığında iki mol tanecik oluşur. CaCl2 üç, Al2(SO4)3 ise beş mol iyon verir.
Koligatif hesapta maddenin formül molü ile çözeltideki tanecik molü aynı kabul edilmemelidir. Örneğin 0,10 mol glikoz 0,10 mol etkin tanecik, 0,10 mol MgCl2 ise tam ayrışma varsayımıyla 0,30 mol etkin tanecik oluşturur. Güçlü elektrolitlerde tam ayrışma kabulü ayrıca belirtilir; zayıf elektrolitlerde ayrışma tamamlanmadığı için tanecik sayısı verilen ayrışma derecesine göre belirlenmelidir.
B) NaCl > AlCl3 > C6H12O6
C) AlCl3 > NaCl > C6H12O6
D) AlCl3 > C6H12O6 > NaCl
E) Üçü eşittir.
Van’t Hoff Faktörü: i
Van’t Hoff faktörü (i), bir formül birimi çözünenin çözeltide kaç etkin taneciğe karşılık geldiğini gösterir. Moleküler çözünüp iyonlaşmayan maddelerde i=1’dir. Tam ayrışan NaCl için i=2, CaCl2 için i=3, Al2(SO4)3 için i=5 alınır. Bu sayı formüldeki bütün iyon katsayılarının toplamıdır; iyonların yük büyüklükleri toplanmaz.
Gerçek çözeltilerde iyonlar birbirini çekip kısa süreli iyon çiftleri oluşturabildiği için deneysel i, tam ayrışma sonucundaki tam sayıdan daha küçük çıkabilir. Bir madde moleküller hâlinde birleşiyorsa etkin tanecik sayısı azalır ve i<1 olabilir. Bir maddenin deneysel i değeri, ölçülen koligatif değişimin aynı derişimdeki iyonlaşmayan maddeye göre kaç kat olduğundan bulunabilir.
B) 2,0
C) 2,5
D) 3,0
E) 3,5
Molalite, Molarite ve Etkin Tanecik Derişimi
Molalite (m), çözünenin mol sayısının çözücünün kilogram cinsinden kütlesine oranıdır: m=nçözünen/mçözücü(kg). Kaynama ve donma noktası değişimlerinde molalite kullanılır; çünkü çözücü kütlesi sıcaklıkla değişmez. Molarite (M) ise çözünenin mol sayısının litre cinsinden çözelti hacmine oranıdır. Ozmotik basınçta hacimle ilişkili olduğu için molarite kullanılır.
İyonlaşma etkisi hesaba katıldığında kaynama ve donma için etkin tanecik molalitesi i·m, ozmotik basınç için etkin tanecik molaritesi i·M olur. m ile M aynı sembolün farklı yazımı değildir: küçük m molaliteyi, büyük M molariteyi belirtir. Buhar basıncı hesabında ise çözücü ve çözünenin mol sayılarından bulunan mol kesri kullanılır.
Buhar Basıncı Alçalması ve Raoult Yasası
Buharlaşma, Yoğuşma ve Denge Buhar Basıncı
Sıvının yüzeyindeki yeterli kinetik enerjiye sahip tanecikler, aralarındaki çekimleri yenerek gaz fazına geçebilir; bu olaya buharlaşma denir. Buharlaşma her sıcaklıkta ve yalnız sıvı yüzeyinde gerçekleşir. Kapalı kapta gaz fazındaki bazı tanecikler yeniden sıvıya döner; bu ters olay yoğuşmadır.
Sabit sıcaklıkta buharlaşma ve yoğuşma hızları eşitlendiğinde dinamik denge oluşur. Bu dengede sıvının üzerindeki buharın yaptığı basınca denge buhar basıncı denir. Denge buhar basıncı sıvının cinsine ve sıcaklığa bağlıdır; aynı sıcaklıkta sıvı miktarı, kabın biçimi ve yüzey alanı denge buhar basıncını değiştirmez. Yüzey alanı dengeye ulaşma hızını değiştirebilir, denge değerini değil.
Uçucu Olmayan Çözünen Buhar Basıncını Neden Düşürür?
Uçucu olmayan çözünen, bulunduğu sıcaklıkta buhar fazına anlamlı ölçüde geçmeyen maddedir. Böyle bir madde çözücüye eklendiğinde sıvı yüzeyindeki taneciklerin bir bölümü çözünen taneciklerinden oluşur. Yüzeydeki çözücü mol kesri azaldığı için belirli bir anda gaz fazına geçebilecek çözücü taneciği sayısı da azalır. Yeni denge, saf çözücüye göre daha düşük çözücü buhar basıncında kurulur.
Bu açıklama “çözünen her zaman çözücüyle daha güçlü çekim kurar” varsayımına dayanmaz. İdeal çözelti yaklaşımında temel nicelik, çözücünün sıvı fazdaki mol kesridir. Çözünenin mol kesri arttıkça çözücünün mol kesri azalır; aynı sıcaklıkta çözeltinin buhar basıncı daha düşük olur.
B) PIII>PII>PI
C) PI=PII=PIII
D) PII>PI>PIII
E) PIII>PI>PII
Uçucu Olmayan Çözünen İçin Raoult Yasası
İdeal bir çözeltide uçucu olmayan çözünen varsa buhar fazına yalnız çözücü katkı verir. Raoult yasası bu durumda Pçözelti=Xçözücü·P°çözücü biçimindedir. Pçözelti çözeltinin buhar basıncı, Xçözücü çözeltideki çözücünün mol kesri, P°çözücü ise aynı sıcaklıktaki saf çözücünün buhar basıncıdır.
İki bileşenli çözeltide Xçözücü+Xçözünen=1’dir. Buhar basıncı alçalması ΔP=P°çözücü−Pçözelti olduğundan bağıntı ΔP=Xçözünen·P°çözücü biçimine dönüşür. İyonik çözünen tam ayrışıyorsa mol kesri hesabında çözünenin formül molü değil, oluşturduğu toplam iyon molü hesaba katılır.
B) 100
C) 101
D) 102
E) 104
B) 4,0
C) 4,5
D) 5,0
E) 7,5
İki Uçucu Bileşenli İdeal Çözelti
Çözeltideki iki sıvı da uçucuysa her bileşen buhar fazına katkı verir. A bileşeninin kısmi buhar basıncı PA=XA·P°A, B bileşeninin kısmi buhar basıncı PB=XB·P°B olur. Dalton yasasına göre toplam basınç Ptoplam=PA+PB biçiminde bulunur.
İki bileşenli ideal çözeltide toplam buhar basıncı, saf bileşenlerin buhar basınçları arasında yer alır. Saf hâlde buhar basıncı daha büyük olan bileşen daha uçucudur; denge buharında sıvı fazdakine göre daha büyük bir paya sahip olur. Bu nedenle sıvı çözeltinin mol kesri ile üzerindeki buharın mol kesri genellikle aynı değildir.
B) 100
C) 110
D) 120
E) 140
İdeal ve Gerçek Çözelti Sınırı
Raoult yasasına her bileşimde tam uyan çözeltiler ideal kabul edilir. Bunun için A–A, B–B ve A–B tanecikleri arasındaki çekimlerin birbirine yakın olması gerekir. A–B çekimi belirgin biçimde farklıysa bileşenlerin gaz fazına kaçma eğilimi ideal değerden sapar; böyle çözeltilere gerçek çözelti denir.
Nicel bağıntılar, aksi belirtilmedikçe ideal çözelti kabulüne dayanır. “Uçucu olmayan çözünen” ifadesi verildiğinde çözünenin buhar basıncı katkısı sıfır alınır. İki sıvının da saf buhar basıncı verilmişse her ikisinin kısmi basıncı hesaplanır; yalnız çözücünün Raoult bağıntısını kullanmak eksik olur.

Grafikte aynı dış basınç altında X, Y ve Z sıvılarının buhar basıncı–sıcaklık eğrileri verilmiştir. Buna göre aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
B) Y’nin normal kaynama noktası Z’ninkinden yüksektir.
C) Aynı sıcaklıkta tanecikler arası çekimi en güçlü olan Z’dir.
D) Dış basınç azaltılırsa üçünün de kaynama sıcaklığı artar.
E) X, aynı çözücünün uçucu olmayan çözünen içeren çözeltisi; Z ise saf hâli olabilir.
Kaynama Noktası Yükselmesi
Kaynama Noktası ile Dış Basınç İlişkisi
Bir sıvının buhar basıncının üzerindeki dış basınca eşit olduğu sıcaklığa kaynama noktası denir. Deniz seviyesinde dış basınç yaklaşık 1 atm’dir ve saf su bu basınçta 100 °C’de kaynar. Dış basınç azalırsa eşitlik daha düşük sıcaklıkta, dış basınç artarsa daha yüksek sıcaklıkta kurulur. Bu nedenle kaynama noktası yalnız sıvının cinsine değil, dış basınca da bağlıdır.
Uçucu olmayan çözünen, aynı sıcaklıkta çözücünün buhar basıncını düşürür. Çözeltinin buhar basıncını değişmeyen dış basınca eşitlemek için sıcaklığın daha fazla artırılması gerekir; çözeltinin kaynamaya başlama sıcaklığı saf çözücününkinden yüksek olur. Bu artışa kaynama noktası yükselmesi denir.

Kaynama Noktası Yükselmesi Bağıntısı
İdeal ve seyreltik çözeltilerde kaynama noktası yükselmesi ΔTb=i·Kb·m bağıntısıyla hesaplanır. ΔTb kaynama noktasındaki artışı, i Van’t Hoff faktörünü, Kb çözücünün molal kaynama noktası yükselme sabitini, m ise çözeltinin molalitesini gösterir. Kb çözücüye özgüdür; çözünenin cinsine bağlı değildir.
Çözeltinin kaynamaya başlama sıcaklığı Tb,çözelti=T°b,çözücü+ΔTb ile bulunur. Suyun 1 atm’deki normal kaynama noktası 100 °C, Kb değeri yaklaşık 0,52 °C·kg/mol’dür. Bağıntıdaki m çözücü kilogramı başına çözünen molüdür; çözelti kütlesi paydaya yazılmaz.
B) 100,208
C) 100,312
D) 100,416
E) 100,520
B) III>I=II
C) II>I>III
D) I=II=III
E) III>II>I
Çözelti Kaynarken Derişim ve Sıcaklık
Saf bir sıvı sabit dış basınç altında kaynarken sıcaklığı sabit kalır; verilen enerji hâl değişiminde kullanılır. Uçucu olmayan çözünen içeren doymamış bir çözeltide ise buhar fazına başlıca çözücü geçer. Çözücü miktarı azaldıkça molalite ve etkin tanecik derişimi artar. Buna bağlı olarak kaynama noktası da yükselir; çözeltinin kaynama sıcaklığı zamanla artabilir.
Kaynama anında çözeltinin buhar basıncı her anda dış basınca eşittir. Sıcaklık artarken buhar basıncının da sürekli dış basıncın üzerine çıktığı düşünülmemelidir. Çözelti doygunluğa ulaşır ve çözünen çökmeye başlarsa sıvı fazın derişimi sabitlenebilir; bu aşamadan sonra sabit dış basınçta kaynama sıcaklığı da sabit kalabilir.
I. Sıvı fazdaki su miktarı azalır.
II. Çözeltinin molalitesi artar.
III. Çözeltinin kaynama sıcaklığı artar.
IV. Kaynama sırasında çözeltinin buhar basıncı 1 atm’den küçüktür.
yargılarından hangileri doğrudur?
B) II ve III
C) I, II ve III
D) II, III ve IV
E) I, II, III ve IV
Ebülyoskopi ile Mol Kütlesi
Kaynama noktası yükselmesinden yararlanarak bilinmeyen bir maddenin mol kütlesini bulma yöntemine ebülyoskopi denir. İyonlaşmayan ve uçucu olmayan çözünen için i=1 alınır. Önce ölçülen ΔTb değerinden m=ΔTb/Kb ile molalite, sonra çözücü kilogramıyla çözünen molü bulunur. Son adımda mol kütlesi MA=mçözünen/nçözünen bağıntısıyla hesaplanır.
Bilinmeyen madde iyonlaşıyor veya birleşiyorsa i ayrıca bilinmeden yalnız ΔTb ölçümü gerçek mol kütlesini vermez. Çünkü ölçüm doğrudan molekül molünü değil, etkin tanecik sayısını gösterir. Bu nedenle ebülyoskopi sorularında “moleküler çözünüyor” veya “iyonlaşmıyor” bilgisi belirleyicidir.
B) 72
C) 80
D) 92
E) 184
B) 100,260
C) 100,312
D) 100,364
E) 100,520
Donma Noktası Alçalması
Çözünen Tanecikleri Donmayı Nasıl Etkiler?
Bir sıvının donması, çözücü taneciklerinin düzenli bir katı örgü oluşturmasıdır. Çözünen tanecikleri sıvı fazda bu düzenin kurulmasını güçleştirir ve sıvı fazı saf çözücüye göre daha kararlı hâle getirir. Katı çözücü ile sıvı çözelti arasındaki denge ancak daha düşük sıcaklıkta kurulabildiği için çözeltinin donmaya başlama sıcaklığı düşer.
Donma sırasında saf çözücü kristalleri ayrıldıkça çözünen sıvı fazda kalır; kalan çözeltinin derişimi artar ve donma noktası daha da düşer. Bu nedenle çözeltinin donma süreci saf maddeninki gibi tek ve değişmeyen bir sıcaklıkta tamamlanmayabilir. “Donma noktası” hesapları, çözeltinin donmaya başladığı sıcaklığı ifade eder.
Donma Noktası Alçalması Bağıntısı
İdeal ve seyreltik çözeltilerde donma noktası alçalması ΔTf=i·Kf·m bağıntısıyla hesaplanır. ΔTf donma noktasındaki düşme miktarı, Kf çözücünün molal donma noktası alçalma sabiti, m molalite, i Van’t Hoff faktörüdür. Suyun Kf değeri yaklaşık 1,86 °C·kg/mol’dür.
ΔTf pozitif bir düşme büyüklüğüdür. Çözeltinin donma sıcaklığı Tf,çözelti=T°f,çözücü−ΔTf ile bulunur. Saf su 0 °C’de donduğundan sulu çözeltinin sonucu çoğu kez negatif çıkar. Formülde “eksi” işareti ikinci kez kullanılmaz; önce pozitif ΔTf hesaplanır, sonra saf çözücünün donma noktasından çıkarılır.
B) −1,116
C) −1,488
D) −2,232
E) −3,720

Görselde eşit miktarda aynı çözücüyü içeren X, Y ve Z çözeltilerinin çözünmüş etkin tanecikleri gösterilmiştir. Bütün tanecikler aynı miktarda koligatif etki oluşturduğuna göre,
I. Buhar basıncı en büyük olan X’tir.
II. Donmaya başlama sıcaklığı en düşük olan Z’dir.
III. Kaynama noktası yükselmesi Y’de X’ten büyük, Z’den küçüktür.
yargılarından hangileri doğrudur?
B) Yalnız II
C) I ve II
D) II ve III
E) I, II ve III
Tuzlama, Antifriz ve Buz–Tuz Karışımı
Kışın yola tuz serpilmesi, oluşan sulu çözeltinin donma noktasını 0 °C’nin altına indirir. Bu uygulama tuzun buzu doğrudan “ısıtarak” eritmesi değildir. Yüzeydeki ince sıvı su tabakası tuzu çözer; oluşan çözeltinin denge donma noktası çevre sıcaklığından daha düşükse buzun bir bölümü erir. Çok düşük sıcaklıkta çözeltinin yeni donma noktasının altına inildiğinde tuzlama etkisiz kalabilir.
Antifriz, araç soğutma sıvısının donma noktasını düşürür ve aynı zamanda kaynama noktasını yükseltir. Dondurma veya laboratuvar uygulamalarındaki buz–tuz karışımında buzun bir kısmı erirken çevreden ısı alınır; karışım 0 °C’nin altındaki sıcaklıklara ulaşabilir. Uçak kanatlarında buzlanmayı azaltan çözeltiler de benzer bir donma noktası alçalması ilkesinden yararlanır.
I. Yola tuz atılması, oluşan çözeltinin donma noktasını saf suyunkinden aşağı indirir.
II. Antifriz, aynı soğutma sıvısının hem donma noktasını düşürüp hem kaynama noktasını yükseltebilir.
III. Tuzlama her sıcaklıkta buzu bütünüyle eritir; alt sıcaklık sınırı yoktur.
IV. Buz–tuz karışımı 0 °C’nin altına inerken yalnız koligatif değişim değil, buzun erimesi için çevreden ısı alınması da etkilidir.
yargılarından hangileri doğrudur?
B) I ve III
C) II ve IV
D) I, II ve IV
E) I, II, III ve IV
Kriyoskopi ile Mol Kütlesi ve Deneysel i
Donma noktası alçalmasından mol kütlesi belirleme yöntemine kriyoskopi denir. İyonlaşmayan bir madde için önce m=ΔTf/Kf ile molalite, çözücü kütlesinden çözünen molü, son olarak çözünen kütlesi/molü oranından mol kütlesi hesaplanır. Deney, uçucu olmayan ve çözücüyle tepkime vermeyen maddelerde daha anlamlıdır.
Maddenin mol kütlesi biliniyorsa ölçülen ΔTf değerinden deneysel i de bulunabilir: i=ΔTf/(Kf·m). Tam ayrışması beklenen CaCl2 için ideal i=3 iken deneysel değerin 2,5 çıkması, çözeltideki etkin bağımsız tanecik sayısının idealden az olduğunu gösterir.
B) 46
C) 62
D) 93
E) 124
B) 1,5
C) 2,0
D) 2,5
E) 3,0
Ozmoz ve Ozmotik Basınç
Yarı Geçirgen Zar ve Ozmozun Yönü
Yarı geçirgen zar, çözücü moleküllerini geçirdiği hâlde çözünen taneciklerini geçirmeyen seçici bir engeldir. Böyle bir zarın iki yanında farklı etkin tanecik derişimine sahip çözeltiler bulunursa çözücü, seyreltik taraftan derişik tarafa doğru net olarak geçer. Çözücünün bu kendiliğinden geçişine ozmoz denir.
“Su tuza doğru gider” ifadesi bazı örnekleri anlatsa da genel tanım çözücü üzerinden kurulmalıdır; çözücü su olmak zorunda değildir. Geçişin yönünü toplam çözünen kütlesi veya yüzde değeri değil, zarın iki yanındaki etkin tanecik derişimi belirler. İyonik çözünenlerde ayrışma nedeniyle i·M dikkate alınır.


Görseldeki zar yalnız suyu geçirmektedir. X kolunda 0,20 M glikoz, Y kolunda 0,10 M CaCl2 çözeltisi vardır ve CaCl2 tamamen ayrışmaktadır. Başlangıçta sıvı seviyeleri eşit olduğuna göre,
I. Suyun net geçişi X’ten Y’ye olur.
II. Y kolundaki sıvı seviyesi yükselir.
III. Dengeye gelindiğinde iki çözeltinin etkin tanecik derişimleri mutlaka eşit olur.
yargılarından hangileri doğrudur?
B) Yalnız II
C) I ve II
D) II ve III
E) I, II ve III
Hipotonik, Hipertonik ve İzotonik Ortam
Yarı geçirgen zarın iki yanındaki çözeltilerden etkin tanecik derişimi daha düşük olan hipotonik, daha yüksek olan hipertonik olarak adlandırılır. Aynı sıcaklıkta ozmotik basınçları eşit olan çözeltiler izotoniktir. Bu adlar tek başına bir çözeltinin değişmez özelliği değildir; iki ortamın birbirine göre karşılaştırmasını ifade eder.
Bir hücre hipotonik ortamda su alıp şişebilir, hipertonik ortamda su kaybedip büzülebilir. İki çözeltinin formül molariteleri eşit olsa bile iyonlaşma sayıları farklıysa izotonik olmayabilir. 0,10 M glikozun etkin tanecik molaritesi 0,10 M, tam ayrışan 0,10 M NaCl’ninki yaklaşık 0,20 M olduğundan NaCl çözeltisi glikoza göre hipertoniktir.
B) Glikoz çözeltisi AlCl3 çözeltisine göre hipertoniktir.
C) Suyun net geçişi AlCl3 çözeltisinden glikoz çözeltisine olur.
D) AlCl3 çözeltisinin etkin tanecik molaritesi 0,40 M’dir.
E) Yalnız molarite verildiği için ozmoz yönü belirlenemez.
Ozmotik Basınç Bağıntısı
Ozmozla çözücü geçişini durdurmak için çözelti tarafına uygulanması gereken en küçük basınca ozmotik basınç (π) denir. Seyreltik ideal çözeltilerde π=i·M·R·T bağıntısı kullanılır. M molariteyi, R ideal gaz sabitini, T kelvin cinsinden mutlak sıcaklığı ve i Van’t Hoff faktörünü gösterir.
R=0,082 L·atm·mol−1·K−1 kullanıldığında π atm cinsinden bulunur. Sıcaklık °C verilmişse T(K)=t(°C)+273 dönüşümü yapılır. Aynı sıcaklıkta ozmotik basınç i·M ile doğru orantılıdır. Kaynama ve donma bağıntılarından farklı olarak burada molalite değil, çözelti hacmine dayanan molarite kullanılır.
B) 2,46
C) 3,69
D) 4,92
E) 7,38
B) 100
C) 150
D) 200
E) 250
Ters Ozmoz
Derişik çözelti tarafına, çözeltinin ozmotik basıncından daha büyük bir dış basınç uygulanırsa çözücünün doğal ozmoz yönü tersine çevrilebilir. Çözücü derişik taraftan seyreltik veya saf çözücü tarafına geçer; bu olaya ters ozmoz denir. Uygulanan basınç yalnız ozmotik basınca eşitse net akış durur, ters yönde sürekli akış için daha büyük olmalıdır.
Deniz suyundan içme suyu elde edilmesi, bazı su arıtma sistemleri ve gıda sanayindeki deriştirme işlemleri ters ozmozdan yararlanır. Zar çözünmüş tuzların büyük bölümünü geçirmediği için bir tarafta daha az tuzlu su elde edilirken diğer tarafta tuz derişimi artar. Bu süreç damıtma değildir; kaynama ve yoğuşma yerine basınç ve seçici zar kullanılır.
B) 0<P<12 atm
C) 12<P<24 atm
D) P=24 atm
E) P>24 atm
Koligatif Özellikleri Birlikte Yorumlama
Etkin Tanecik Derişimine Göre Ortak Sıralama
Aynı çözücü ve aynı sıcaklıkta etkin tanecik derişimi büyüdükçe buhar basıncı ve donma noktası azalır; kaynama noktası ve ozmotik basınç artar. Kaynama–donma karşılaştırmasında i·m, ozmotik basınçta i·M, Raoult yasasında ise çözücünün mol kesri temel alınır. Bu nicelikler benzer görünse de farklı paydalara sahip oldukları için koşulsuz olarak birbirlerinin yerine kullanılamaz.
Çözücü eklenmesi bütün etkin derişimleri azaltır: buhar basıncı saf çözücünün değerine yaklaşır, kaynama noktası düşer, donma noktası yükselir ve ozmotik basınç azalır. Uçucu olmayan çözünen içeren çözeltiden yalnız çözücü buharlaştırılması ters yönde değişim oluşturur. Çözünen eklenmesinde ise maddenin çözünüp çözünmediği önemlidir; çözünmeden dipte kalan katı, doygun çözeltinin sıvı fazındaki tanecik derişimini artırmaz.
I. AlCl3 çözeltisinin ozmotik basıncı daha büyüktür.
II. AlCl3 çözeltisinin kaynamaya başlama sıcaklığı daha yüksektir.
III. NaCl çözeltisinin donmaya başlama sıcaklığı daha düşüktür.
IV. NaCl çözeltisinin buhar basıncı daha büyüktür.
yargılarından hangileri doğrudur?
B) I ve III
C) II ve IV
D) I, II ve IV
E) I, II, III ve IV
Bağıntıların Geçerlilik Koşulları
Koligatif bağıntılar seyreltik ve ideale yakın çözeltiler için en doğru sonucu verir. Kaynama ve donma hesabında çözünenin uçucu olmaması, çözücüyle tepkime vermemesi ve çözeltideki tanecik sayısının bilinmesi gerekir. İyonlaşan veya birleşen maddelerde i=1 alınmaz; gerçek i bilinmiyorsa tam ayrışma gibi soruda verilen kabul uygulanır.
Raoult hesabında bir bileşen uçucu değilse yalnız çözücü katkısı, iki bileşen de uçucuysa iki kısmi basınç kullanılır. Ozmozda zarın hangi tanecikleri geçirdiği mutlaka dikkate alınır. Yarı geçirgen zar çözüneni de geçiriyorsa kalıcı ozmotik basınç farkı kurulmayabilir. Dış basınç değiştiğinde kaynama noktası değişir; bu değişim koligatif yükselmeyle karıştırılmamalıdır.
Sonraki Konu: Çözünürlük ve Çözünürlüğe Etki Eden Faktörler
