AYT kinetik teori, gaz karışımları ve gerçek gazlar konu anlatımı kapsamında gaz taneciklerinin hareketi ve kinetik enerjisi, difüzyon ve efüzyon, gaz karışımlarında kısmi basınç, bağlı kaplar, gerçek gazların ideal davranıştan sapması, faz diyagramları ve Joule–Thomson olayı işlenecektir.
AYT kimya konularının tamamına AYT konu anlatımı arşivinden ulaşabilirsiniz.
Gazlarda Kinetik Teori
Kinetik Teorinin Amacı ve İdeal Tanecik Varsayımları
Kinetik teori, basınç ve sıcaklık gibi gözle ölçülebilen gaz özelliklerini, doğrudan görülemeyen tanecik hareketleriyle açıklayan kuramsal bir modeldir. Modelde gaz; çok sayıda, birbirinden uzak ve sürekli hareket eden tanecikten oluşur. Bir modelin varsayım içermesi, doğadaki bütün ayrıntıları birebir taşıdığı anlamına gelmez. Amaç, gerçek gazların çoğu koşuldaki davranışını sade ve hesaplanabilir bir çerçeveyle açıklamaktır.
İdeal tanecik modelinde taneciklerin kendi hacmi, kabın hacmine göre ihmal edilir; tanecikler arasında çarpışma anı dışında çekme veya itme kuvveti bulunmadığı kabul edilir. Tanecikler doğrusal yollar boyunca hareket eder, birbirleriyle ve kap çeperiyle çarpıştıklarında toplam kinetik enerji korunur. Bu koşulları taşıyan varsayımsal gaza ideal gaz denir. Doğadaki gazlar gerçek gazdır; ancak düşük basınç ve yüksek sıcaklık gibi koşullarda ideal modele yaklaşabilir.

I. Taneciklerin toplam öz hacmi, kabın hacmi yanında ihmal edilir.
II. Tanecikler arasında çarpışma anı dışında etkileşim olmadığı kabul edilir.
III. Taneciklerin çeperle çarpışmaları esnektir.
IV. Aynı sıcaklıktaki bütün tanecikler aynı hızla hareket eder.
yargılarından hangileri doğrudur?
B) I ve II
C) II ve IV
D) I, II ve III
E) I, II, III ve IV
Gaz Taneciklerinin Hareketi ve Esnek Çarpışma
Gaz taneciklerinin yönü ve hızı, art arda gerçekleşen çarpışmalar nedeniyle sürekli değişir. Tek bir taneciğin izleyeceği yol önceden kestirilemese de çok büyük sayıdaki taneciğin ortalama davranışı basınç ve sıcaklık gibi düzenli sonuçlar verir. Gaz basıncı, taneciklerin çepere çarpıp momentum aktarmasının birim yüzeyde oluşturduğu makroskobik etkidir.
Esnek çarpışma, çarpışan taneciklerin toplam kinetik enerjisinin çarpışma öncesinde ve sonrasında aynı kalmasıdır. Bir tanecik enerji kaybederken diğeri enerji kazanabilir; korunması gereken her taneciğin tek başına enerjisi değil, çarpışan sistemin toplam kinetik enerjisidir. Gaz moleküllerinin rastgele hareketi bazen “Brown hareketi” diye adlandırılsa da iki kavram aynı değildir. Brown hareketi daha özel olarak, bir akışkan içindeki küçük asılı parçacıkların çevredeki moleküllerin dengesiz çarpışmalarıyla yaptığı düzensiz harekettir.
Ortalama Kinetik Enerji, Mutlak Sıcaklık ve Molekül Hızı
Kinetik enerji, hareket eden bir taneciğin sahip olduğu enerjidir ve tek tanecik için Ek=mv2/2 bağıntısıyla ifade edilir. Burada m taneciğin kütlesini, v hızını gösterir. Bir gaz örneğinde taneciklerin hızları farklı olduğundan tek bir kinetik enerji değeri yoktur; bu nedenle topluluğun ortalama kinetik enerjisi kullanılır.
Bir molekülün ortalama öteleme kinetik enerjisi 3kT/2, bir mol gazın ortalama öteleme kinetik enerjisi 3RT/2 değerindedir. k Boltzmann sabiti, R ideal gaz sabiti, T ise Kelvin cinsinden mutlak sıcaklıktır. Bu bağıntılarda gazın türü veya mol kütlesi bulunmaz. Dolayısıyla aynı sıcaklıktaki He ve CO2 gazlarının ortalama kinetik enerjileri eşittir.
Eşit ortalama enerji, eşit hız anlamına gelmez. urms=√(3RT/M) bağıntısındaki urms karekök ortalama hız, M ise kg/mol cinsinden mol kütlesidir. Aynı T (mutlak sıcaklık) değerinde M (mol kütlesi) küçük olan gaz daha hızlıdır; aynı gazda T arttıkça hız artar. Hız, sıcaklığın kareköküyle doğru; mol kütlesinin kareköküyle ters orantılıdır.

X: 300 K, 4 g/mol
Y: 300 K, 36 g/mol
Z: 600 K, 36 g/mol
Buna göre ortalama kinetik enerjileri E ve karekök ortalama hızları u ile gösterildiğinde aşağıdaki sıralamalardan hangisi doğrudur?
B) EX=EY<EZ ve uX>uZ>uY
C) EX=EY=EZ ve uX>uY=uZ
D) EX>EY>EZ ve uX>uZ>uY
E) EX=EY<EZ ve uZ>uX>uY
Maxwell–Boltzmann Hız Dağılımı
Bir gazdaki bütün tanecikler aynı hızla hareket etmez. Maxwell–Boltzmann hız dağılımı, belirli bir sıcaklıkta hangi hız aralıklarında kaç tanecik bulunduğunu gösterir. Yatay eksen molekül hızını, düşey eksen o hız çevresindeki göreli molekül sayısını gösterir. Eğrinin altındaki toplam alan, örnekteki toplam tanecik miktarını temsil eder.
Aynı gaz ısıtıldığında ortalama kinetik enerji artar. Daha yüksek hızlara ulaşan taneciklerin oranı büyüdüğü için dağılım sağa kayar, genişler ve tepe yüksekliği azalır. Aynı miktardaki gaz için eğrinin alanı değişmez; eğrinin yayvanlaşması tanecik kaybı değil, hızların daha geniş bir aralığa dağılmasıdır. Aynı sıcaklıkta farklı gazlar karşılaştırıldığında hafif gazın dağılımı daha yüksek hızlara kayar.


Eşit mol sayısındaki aynı ideal gazın üç farklı sıcaklıktaki hız dağılımları görselde X, Y ve Z ile gösterilmiştir. Buna göre,
I. Sıcaklık sırası TX<TY<TZ‘dir.
II. Eğrilerin altında kalan alanlar eşittir.
III. En yüksek urms değeri Z durumundadır.
yargılarından hangileri doğrudur?
B) Yalnız II
C) I ve III
D) II ve III
E) I, II ve III
B) 150
C) 300
D) 450
E) 600
Difüzyon ve Efüzyon
Difüzyon, gaz taneciklerinin kendi aralarında veya başka bir gaz içinde yayılıp karışmasıdır. Parfüm kokusunun bir odada zamanla her yere ulaşması difüzyona örnektir. Efüzyon ise bir gazın çok küçük bir delikten daha düşük basınçlı ortama veya boşluğa kaçmasıdır. İki süreçte de tanecik hareketi vardır; ayırıcı ölçüt, efüzyonda küçük bir delikten geçişin bulunmasıdır.
Gazın bir kaptan geniş bir açıklıkla başka kaba akması, dar anlamda efüzyon değildir; burada basınç farkına bağlı toplu akış baskın olabilir. Graham yasası, delik taneciklerin ortalama serbest yoluna göre yeterince küçük olduğunda ve çarpışmalar deliğin içinde akış oluşturmadan gerçekleştiğinde efüzyon hızını iyi açıklar.

B) Bir odadaki parfüm kokusunun zamanla yayılması
C) Gözenekli bir balondaki He gazının mikroskobik deliklerden dışarı kaçması
D) İki gaz kabı arasındaki geniş musluğun açılmasıyla gazların karışması
E) Sıcak havanın yoğunluk farkıyla yükselmesi
Graham Yasası: Mol Kütlesi, Sıcaklık, Yoğunluk, Süre ve Yol
Graham yasası, gazların yayılma hızlarını mol kütlesi ve sıcaklıkla ilişkilendirir. X ve Y gazları için hız oranı vX/vY=√[(TXMY)/(TYMX)] biçimindedir. Aynı sıcaklıkta T değerleri sadeleşir ve hız, mol kütlesinin kareköküyle ters orantılı olur. İdeal gazlarda aynı P ve T koşullarında yoğunluk mol kütlesiyle orantılı olduğundan vX/vY=√(dY/dX) bağıntısı da kullanılabilir.
Aynı sürede alınan yol hızla doğru orantılıdır: xX/xY=vX/vY. Aynı miktar gazın aynı delikten geçme süresi ise hızla ters orantılıdır: tX/tY=vY/vX. Geçen gaz hacimleri farklıysa yalnız süreleri ters çevirmek yeterli değildir; süre, geçecek miktarın hıza oranıyla ilişkilendirilir.
B) 1/3
C) √2
D) 3/√2
E) 3
B) 20
C) 24
D) 30
E) 40
Birim Yüzeye Çarpan Tanecik Sayısı
Bir çeperin birim alanına birim zamanda ulaşan tanecik sayısı, gazın çarpışma akısı olarak düşünülebilir. Bu nicelik birim hacimdeki tanecik sayısı n/V ile taneciklerin karakteristik hızıyla birlikte artar. Aynı gaz için sıcaklık sabitse hız değişmez; bu durumda n/V oranındaki değişim çarpışma akısını belirler.
Rijit kapta V (hacim) sabitken aynı sıcaklıkta gaz eklenmesi n/V oranını artırır. Hareketli pistonlu kapta P (basınç) ve T (mutlak sıcaklık) sabitse n arttığında V de aynı oranda artar; n/V oranı ve ortalama hız değişmediğinden birim yüzeye çarpan tanecik sayısı sabit kalabilir. Toplam çarpışma sayısı ile birim yüzeye düşen çarpışma sayısı aynı nicelik değildir.

Aynı sıcaklıktaki X gazından n mol, başlangıçta n mol X içeren iki kaba ayrı ayrı ekleniyor. I. kap rijit, II. kap sürtünmesiz hareketli pistonludur ve II. kapta dış basınç değişmemektedir. Buna göre çeperin birim yüzeyine birim zamanda çarpan tanecik sayısının başlangıç değerine oranı I ve II. kaplar için sırasıyla kaçtır?
B) 2 ve 1
C) 1 ve 2
D) 1 ve 1
E) 4 ve 2
Gaz Karışımları ve Kısmi Basınç
Gaz Karışımı, Toplam Basınç ve Kısmi Basınç
Birbiriyle tepkime vermeyen iki veya daha fazla gaz aynı kapta bulunduğunda homojen bir gaz karışımı oluşturur. Her gaz taneciği kabın bütün kullanılabilir hacmine yayılır ve diğer gazlar yokmuş gibi çeperle çarpışır. Karışımdaki tek bir gazın toplam basınca yaptığı katkıya o gazın kısmi basıncı denir.
A, B ve C gazlarından oluşan karışımda toplam basınç PT=PA+PB+PC olur. Her bileşen için ideal gaz denklemi ayrı yazılabilir: PAV=nART. Bütün gazlar aynı V (hacim) ve T (mutlak sıcaklık) değerini paylaştığından kısmi basınç, o gazın mol sayısıyla doğru orantılıdır.
Mol Kesri ve Dalton Kısmi Basınçlar Yasası
Mol kesri, bir bileşenin mol sayısının toplam mol sayısına oranıdır. A gazı için XA=nA/nT biçiminde gösterilir. Karışımdaki bütün mol kesirlerinin toplamı 1’dir. Mol kesri birimsizdir ve bileşimin mol esasındaki payını gösterir; kütlece yüzdeyle aynı değildir.
Dalton kısmi basınçlar yasası, ideal davranan ve birbiriyle tepkime vermeyen gazların toplam basıncının kısmi basınçlar toplamı olduğunu belirtir. PAV=nART ve PTV=nTRT bağıntıları oranlandığında PA/PT=nA/nT=XA elde edilir. Böylece PA=XAPT olur.

B) 1,0
C) 1,5
D) 2,0
E) 2,5
B) 12
C) 16
D) 24
E) 32
Sabit Hacimli Kapta Bileşim Değişimi
Rijit kapta V (hacim) sabittir. Her bileşenin kısmi basıncı Pi=niRT/V bağıntısıyla belirlenir. Sıcaklık sabitken yalnız A gazı eklenirse PA artar; B gazının nB, T ve V değerleri değişmediğinden PB değişmez. Toplam basınç, artan PA nedeniyle yükselir.
Kap ısıtıldığında bütün gazlar aynı T değişimini yaşar. Mol sayıları ve hacim sabitse her kısmi basınç mutlak sıcaklıkla aynı oranda artar; mol kesirleri ise mol sayıları değişmediği için sabit kalır. Kaptan yalnız bir bileşen çekilirse o gazın kısmi basıncı ve mol kesri azalırken diğer gazların kısmi basınçları sabit kalır.
B) 1,2; 0,9; 2,1
C) 1,6; 1,2; 2,8
D) 1,6; 0,9; 2,5
E) 2,4; 1,2; 3,6
Sabit Basınçlı Pistonlu Kapta Bileşim Değişimi
Sürtünmesiz hareketli piston, iç basıncı sabit dış basınca eşit tutar. Sabit T (mutlak sıcaklık) değerinde gaz eklendiğinde toplam mol sayısı artar; toplam basınç değişemediği için piston yükselir ve V (hacim) artar. Bu hacim artışı, eklenmeyen bileşenin birim hacimdeki miktarını azaltır.
A ve B karışımına yalnız A eklendiğinde XA artar, XB azalır. Toplam P sabit olduğundan PA=XAPT artar, PB azalır. Rijit kaptaki “eklenmeyen gazın kısmi basıncı değişmez” sonucu pistonlu kapta geçerli değildir; çünkü pistonlu kapta ortak hacim değişir.

Gaz Karışımlarında Ortalama Mol Kütlesi ve Yoğunluk
Bir gaz karışımının bir molünün ortalama kütlesine ortalama mol kütlesi denir ve Mkarışım ile gösterilir. Karışımdaki gazların mol sayıları eşit olmak zorunda olmadığından mol kütlelerinin doğrudan aritmetik ortalaması alınmaz. Toplam kütlenin toplam mol sayısına oranı kullanılır: Mkarışım=mtoplam/ntoplam. Aynı bağıntı mol kesirleriyle Mkarışım=x1M1+x2M2+… biçiminde yazılır. Burada xi bileşenin mol kesrini, Mi o bileşenin mol kütlesini gösterir.
İdeal gaz karışımında yoğunluk d=PMkarışım/RT bağıntısıyla hesaplanır. d yoğunluğu, P toplam basıncı, R ideal gaz sabitini ve T mutlak sıcaklığı gösterir. P ve T sabitken yoğunluk yalnız Mkarışım ile aynı yönde değişir. Eklenen gazın mol kütlesi mevcut karışımın ortalama mol kütlesinden büyükse Mkarışım ve yoğunluk artar; küçükse ikisi de azalır; eşitse değişmez.
Örneğin 1 mol He ile 1 mol N2 karışımının ortalama mol kütlesi (4+28)/2=16 g/mol’dür. Bu karışıma 1 mol He eklendiğinde yeni değer (4+28+4)/3=12 g/mol olur. Sabit P (basınç) ve T (mutlak sıcaklık) koşulunda yoğunluk da azalır. Rijit kapta ise V (hacim) değişmediğinden gaz eklenmesi toplam kütleyi artırır ve d=m/V tanımına göre yoğunluğu artırır; pistonlu kap sonucunun rijit kaba doğrudan taşınmaması gerekir.

Sabit sıcaklık ve 1 atm dış basınçta dengede bulunan pistonlu kapta n mol He ve n mol CH4 vardır. Kaba n mol CH4 eklendiğinde son durum için,
I. He’nin kısmi basıncı 1/3 atm olur.
II. CH4‘ün kısmi basıncı 2/3 atm olur.
III. Gaz karışımının yoğunluğu başlangıca göre artar.
yargılarından hangileri doğrudur? (He: 4, CH4: 16 g/mol)
B) Yalnız III
C) I ve II
D) II ve III
E) I, II ve III
Bağlı Rijit Kaplarda Gazların Karıştırılması
Farklı rijit kaplar arasındaki musluk açıldığında ve gazlar tepkime vermediğinde her gaz bağlı kapların toplam kullanılabilir hacmine yayılır. Sıcaklık başlangıçta ve sonda aynıysa toplam son basınç, başlangıçtaki PiVi katkılarının toplamının son hacme bölünmesiyle bulunur: PsonVson=P1V1+P2V2+…
Bir bileşenin son kısmi basıncı için yalnız o gazın başlangıç PiVi değeri kullanılır: Pi,son=Pi,ilkVi,ilk/Vson. Başlangıçta vakumlu olan kap basınç katkısı yapmaz; ancak son hacmi büyüttüğü için bütün gazların son basınçlarını azaltır. Musluk ve boru hacimleri soruda ihmal ediliyorsa son hacme eklenmez.


Sabit sıcaklıkta 2 L hacimli kapta 3 atm He, 3 L hacimli kapta 1 atm N2 ve 1 L hacimli kapta vakum vardır. Musluklar açılıp denge kurulduğunda He’nin kısmi basıncı, N2‘nin kısmi basıncı ve toplam basınç sırasıyla kaç atm olur?
B) 1,0; 0,5; 1,5
C) 1,0; 1,0; 2,0
D) 1,5; 0,5; 2,0
E) 2,0; 1,0; 3,0
Pistonlu ve Karma Kap Sistemlerinde Karıştırma
Bağlı sistemde kaplardan biri pistonluysa son toplam hacim baştan sabit olmayabilir. Piston serbestçe hareket ediyor ve dış basınç Pdış sabitse denge sonunda karışımın toplam basıncı Pdış‘a eşit olur. Önce toplam mol miktarı, başlangıçtaki n=PV/RT katkılarından bulunur; ardından son toplam hacim Vson=ntoplamRT/Pdış bağıntısıyla belirlenir.
Rijit kap hacmi değişmediğinden bulunan toplam hacmin rijit kap kısmı çıkarıldığında pistonlu bölümün son hacmi elde edilir. Gazlar musluk açıkken bütün bağlantılı hacmi paylaştığından kısmi basınçlar da toplam ortak hacim üzerinden hesaplanır. Pistonun bir engele dayanması veya sürtünmeli olması durumunda basıncın dış basınca eşit kalacağı varsayımı ayrıca doğrulanmalıdır.
B) 2
C) 3
D) 4
E) 5
Tepkime Gerçekleşen Gaz Karışımlarında Son Basınç
Gazlar tepkime veriyorsa Dalton yasası doğrudan başlangıç bileşimine uygulanıp bırakılmaz; tepkime sonunda hangi gazların kaç mol kaldığı bulunmalıdır. Sabit V ve T koşullarında kısmi basınç, mol sayısıyla doğru orantılı olduğundan başlangıç kısmi basınçları tepkime hesabında mol miktarı gibi oranlanabilir. Sınırlayıcı bileşen tüketildikten sonra kalan ve oluşan gazların kısmi basınçları toplanır.
Sıcaklık daha sonra değişirse bütün son kısmi basınçlar Kelvin sıcaklık oranıyla çarpılır. Katı ve sıvılar gaz basıncına doğrudan katkı yapmaz; ancak gaz molünü değiştiren tepkimede stokiyometrik hesapta yer alabilir.
B) 3,0 ve 2,4
C) 3,6 ve 2,4
D) 3,0 ve 1,2
E) 4,2 ve 2,4
Denge Buhar Basıncı ve Su Üzerinde Gaz Toplama
Buharlaşma, Yoğuşma ve Dinamik Denge
Sıvının yüzeyindeki bazı tanecikler, komşu taneciklerin çekimini yenebilecek kadar kinetik enerjiye ulaştığında gaz fazına geçer. Bu olaya buharlaşma denir ve her sıcaklıkta yalnız sıvı yüzeyinde gerçekleşebilir. Gaz fazındaki taneciklerin yeniden sıvıya dönmesi ise yoğuşmadır.
Kapalı bir kapta başlangıçta buharlaşma hızı yoğuşma hızından büyüktür. Gaz fazındaki tanecik sayısı arttıkça yoğuşma hızlanır. Bir süre sonra birim zamanda buharlaşan ve yoğuşan tanecik sayıları eşitlenir. Makroskobik miktarlar değişmediği hâlde iki olay da sürdüğü için bu durum dinamik dengedir. Dengede buharın yaptığı basınca denge buhar basıncı denir.
Buhar Basıncını Belirleyen Değişkenler
Denge buhar basıncı sıvının cinsine, saflığına ve sıcaklığına bağlıdır. Tanecikler arası çekim zayıfladıkça sıvıdan kaçmak kolaylaşır ve aynı sıcaklıktaki buhar basıncı büyür. Sıcaklık yükseldiğinde daha çok tanecik sıvıdan ayrılabilecek enerjiye ulaştığı için buhar basıncı artar. Uçucu olmayan bir madde sıvıda çözündüğünde yüzeyden ayrılabilen çözücü taneciklerinin oranı azalır; çözücünün buhar basıncı düşer.
Aynı sıcaklıkta, kapta hem sıvı hem buhar fazı bulunmaya devam ettiği sürece denge buhar basıncı sıvı miktarına, yüzey alanına, kap hacmine ve sıvının üzerindeki başka bir gazın basıncına bağlı değildir. Yüzey alanı dengeye ulaşma süresini değiştirebilir; denge basıncını değiştirmez. Bütün sıvı buharlaşırsa artık sıvı–buhar dengesi kalmaz ve gaz basıncı V (hacim), n (mol sayısı) ve T (mutlak sıcaklık) ile belirlenir.
I. X’in denge buhar basıncı değişmez.
II. Gaz fazındaki X molü artar.
III. Sıvı fazdaki X molü azalır.
yargılarından hangileri doğrudur?
B) Yalnız II
C) I ve II
D) II ve III
E) I, II ve III
Gaz–Buhar Karışımının Sıkıştırılması ve Genleştirilmesi
Bir kapta yoğuşmayan bir gaz ile sıvısıyla dengede bulunan buhar birlikteyse toplam basınç iki kısmi basıncın toplamıdır. Sıcaklık sabitken kap sıkıştırıldığında yoğuşmayan gazın n (mol sayısı) değeri değişmez; V (hacim) azaldığı için kısmi basıncı artar. Buharın basıncı ise denge değerini aşamaz. Sıkıştırmayla geçici olarak oluşan fazla buhar yoğuşur ve buhar basıncı aynı sıcaklıktaki denge değerine döner.
Kap genleştirildiğinde yoğuşmayan gazın kısmi basıncı azalır. Sıvı faz varsa bir miktar sıvı buharlaşarak buharın kısmi basıncını yeniden denge değerine çıkarır. Sıvının tamamı buharlaştıktan sonra genleşme sürerse buhar basıncı da azalır; çünkü artık basıncı sabit tutacak sıvı kaynağı kalmamıştır.
Su Üzerinde Gaz Toplama
Suyla tepkime vermeyen ve suda çok az çözünen gazlar, su dolu ters çevrilmiş bir kapta toplanabilir. Gaz kabına giren gaz suyu dışarı iter; ancak kapta yalnız aranan gaz bulunmaz. Suyun bir bölümü buharlaştığı için karışım, toplanan gaz ile su buharından oluşur. Dalton yasasına göre Ptoplam=Pgaz+Psu buharı yazılır.
Soruda verilen toplam basınçtan, deney sıcaklığındaki suyun denge buhar basıncı çıkarılır. Elde edilen Pgaz değeri PgazV=nRT bağıntısında kullanılır. Su seviyeleri kabın içinde ve dışında aynıysa içerideki toplam gaz basıncı dış basınca eşittir. Seviyeler farklıysa sıvı sütununun basınç farkı ayrıca hesaba katılmalıdır.

B) 40; 30; 70
C) 80; 15; 95
D) 80; 30; 110
E) 20; 30; 50
Gerçek Gazlar ve Faz Davranışı
İdeal Gaz Modeli ile Gerçek Gaz Arasındaki Fark
İdeal gaz, tanecik hacmini ve tanecikler arası çekim–itme etkileşimlerini yok sayan kuramsal bir modeldir. Bu modelde tanecikler yalnız esnek çarpışma sırasında etkileşir. Önceki konuda kullanılan PV=nRT ideal gaz denklemi, bu varsayımlar altında bütün basınç ve sıcaklıklarda geçerlidir.
Gerçek gaz tanecikleri ise belirli bir hacme sahiptir ve birbirlerini çeker. Tanecikler birbirinden çok uzakken bu iki etki küçülür; gaz ideal modele yaklaşır. Bu nedenle düşük P (basınç) ve yüksek T (mutlak sıcaklık) genel olarak ideal davranışı destekler. Gazın idealliği yalnız mol kütlesiyle belirlenmez; tanecik yapısı, kutupluluk ve moleküller arası etkileşimler de önemlidir.
Çekim Kuvveti ve Tanecik Hacminin Basınca Etkisi
Orta ve düşük basınçlarda gerçek gaz tanecikleri çepere yaklaşırken diğer tanecikler tarafından geriye doğru çekilir. Çepere aktarılan momentum ideal modele göre azalır; ölçülen gerçek basınç çoğu durumda ideal basınçtan küçük olur. Bu bölgede çekim etkisi baskındır.
Gaz çok yüksek basınca sıkıştırıldığında tanecikler birbirine yaklaşır. Taneciklerin kapladığı hacim, kabın toplam hacmine göre artık ihmal edilemez ve taneciklerin hareket edebildiği serbest hacim azalır. Kısa mesafeli itmeler de güçlenir. Bu bölgede tanecik hacmi ve itme etkisi baskın hâle gelir; gerçek basınç ideal değerinden büyük olabilir.
Sıkıştırılabilirlik Faktörü: Z=PV/nRT
Bir gazın ideal modelden sapması sıkıştırılabilirlik faktörü ile gösterilir: Z=PV/nRT. İdeal gaz için PV=nRT olduğundan Z=1’dir. Gerçek gazda Z<1 ise çekim etkisi baskındır ve ölçülen PV değeri ideal değerden küçüktür. Z>1 ise tanecik hacmi ile itme etkisi baskındır.
Z’nin 1’e yakın olması gazın o P ve T koşullarında ideale yakın davrandığını gösterir. Aynı gaz düşük basınçta Z≈1, orta basınçta Z<1 ve çok yüksek basınçta Z>1 gösterebilir. Bu nedenle bir gaza her koşulda “ideal” veya “ideal değil” etiketi vermek yerine, davranışın koşullara bağlı olduğu düşünülmelidir.


Aynı sıcaklıkta X ve Y gazlarına ait Z–P grafiğine göre,
I. Orta basınçlarda X gazında çekim etkisi Y’ye göre daha belirgindir.
II. Z>1 olan yüksek basınç bölgesinde tanecik hacmi ve kısa mesafeli itme etkisi baskındır.
III. Grafikten X’in mol kütlesinin kesinlikle Y’den küçük olduğu sonucuna ulaşılır.
yargılarından hangileri doğrudur?
B) Yalnız II
C) I ve II
D) II ve III
E) I, II ve III
Sıcaklık, Basınç ve Tanecik Yapısının İdealliğe Etkisi
Sıcaklık yükseldikçe taneciklerin ortalama kinetik enerjisi artar. Çekim kuvvetlerinin tanecik hareketine göre göreli önemi azalır ve gaz ideale yaklaşır. Basınç düşürüldüğünde tanecikler arasındaki ortalama uzaklık büyür; hem çekim hem de tanecik hacmi etkileri zayıflar.
Aynı koşullarda küçük, apolar ve kolay kutuplaşmayan taneciklerden oluşan gazlar genellikle ideale daha yakındır. Güçlü dipol–dipol etkileşimi veya hidrojen bağı kurabilen gazlarda çekim etkisi daha belirgindir. Ancak karşılaştırmada T ve P koşulları mutlaka aynı olmalıdır; yüksek sıcaklıktaki güçlü etkileşimli bir gaz, düşük sıcaklıktaki başka bir gazdan daha ideal davranabilir.
I. Genellikle He, CH4‘ten; CH4 de NH3‘ten ideale daha yakındır.
II. Sıcaklığın artırılması çekim etkisinin göreli önemini azaltır.
III. Basıncın azaltılması tanecikler arasındaki uzaklığı artırarak ideal davranışı destekler.
yargılarından hangileri doğrudur?
B) Yalnız II
C) I ve III
D) II ve III
E) I, II ve III
Gazların Sıvılaştırılması ve Kritik Koşullar
Bir gazın sıvılaşması için taneciklerin birbirine yaklaşması ve çekim kuvvetlerinin etkili olabilmesi gerekir. Soğutma taneciklerin kinetik enerjisini azaltır; sıkıştırma tanecikleri yaklaştırır. Bununla birlikte her sıcaklıkta yalnız basınç uygulayarak sıvılaşma sağlanamaz.
Bir maddenin basınçla sıvılaştırılabildiği en yüksek sıcaklığa kritik sıcaklık (Tc) denir. Kritik noktadaki basınç kritik basınç (Pc)tır. T>Tc iken ne kadar basınç uygulanırsa uygulansın ayrı bir sıvı faz oluşmaz. T<Tc koşulundaki gaz fazı basınçla sıvılaştırılabildiği için çoğu kaynakta buhar olarak adlandırılır; T>Tc koşulunda ise gaz terimi kullanılır.
I. X, 25 °C’de yalnız basınç uygulanarak sıvılaştırılamaz.
II. Y ve Z, 25 °C’de yeterli basınçla sıvılaştırılabilir.
III. X’in sıvılaştırılabilmesi için önce sıcaklığının −20 °C’nin altına indirilmesi gerekir.
yargılarından hangileri doğrudur?
B) Yalnız II
C) I ve II
D) II ve III
E) I, II ve III
Faz Diyagramı, Üçlü Nokta ve Denge Eğrileri
Faz diyagramı, bir maddenin farklı T (sıcaklık) ve P (basınç) koşullarında kararlı olduğu fiziksel hâli gösterir. Alanların içi tek fazı; iki alan arasındaki eğri ise iki fazın dengede bulunduğu koşulları temsil eder. Katı–gaz eğrisi süblimleşme, katı–sıvı eğrisi erime, sıvı–gaz eğrisi buharlaşma denge eğrisidir.
Üç denge eğrisinin kesiştiği üçlü noktada katı, sıvı ve gaz fazları birlikte dengededir. Sıvı–gaz eğrisi kritik noktada sona erer. Kritik noktanın üzerindeki bölgede sıvı ve gazı ayıran belirgin bir faz sınırı yoktur; madde süperkritik akışkan hâlindedir. Diyagramda sabit basınçta ısıtma yatay, sabit sıcaklıkta basınç değiştirme düşey yönde izlenir.

Verilen faz diyagramında K yolu sabit basınçta katı alanından gaz alanına geçmekte, L yolu sıvı–gaz eğrisini kesmekte, M noktası ise üç denge eğrisinin kesişiminde bulunmaktadır. Buna göre,
I. K yolunda sıvı faz oluşmadan süblimleşme gerçekleşir.
II. L yolunun sınırı kestiği noktada sıvı ve gaz dengededir.
III. M noktasında üç fiziksel hâl birlikte dengededir.
yargılarından hangileri doğrudur?
B) Yalnız II
C) I ve II
D) II ve III
E) I, II ve III
Su ve Karbondioksit Faz Diyagramlarının Karşılaştırılması
Çoğu maddede katı faz sıvıdan daha yoğundur. Basınç artışı daha yoğun olan sıvı fazı desteklediği için katı–sıvı denge eğrisinin eğimi pozitiftir. Suda ise buzun açık kristal yapısı nedeniyle katı hâl sıvı sudan daha az yoğundur. Basınç artışı buzu sıvılaştırma yönünde etkiler; bu nedenle suyun katı–sıvı eğrisi negatif eğimlidir.
CO2‘nin üçlü nokta basıncı 1 atm’den büyüktür. Bu yüzden CO2, 1 atm basınçta ısıtıldığında katıdan doğrudan gaza geçer; kararlı sıvı CO2 oluşmaz. Sıvı fazın bulunabilmesi için basıncın üçlü nokta basıncının üzerinde olması gerekir. Suyun üçlü nokta basıncı ise 1 atm’den çok küçüktür; bu nedenle 1 atm’de katı, sıvı ve gaz hâlleri uygun sıcaklık aralıklarında gözlenebilir.

I. Suyun katı–sıvı denge eğrisi negatif, CO2‘ninki pozitif eğimlidir.
II. CO2‘nin üçlü nokta basıncı 1 atm’den büyük olduğu için CO2 1 atm’de sıvı hâlde kararlı olamaz.
III. Her iki madde de kendi kritik sıcaklığının üzerinde yalnız basınç uygulanarak sıvılaştırılamaz.
yargılarından hangileri doğrudur?
B) Yalnız II
C) I ve II
D) II ve III
E) I, II ve III
Joule–Thomson Olayı
Yüksek basınçlı gerçek bir gazın ısı alışverişi önlenmiş gözenekli bir tıkaçtan veya dar bir vanadan düşük basınçlı bölgeye geçmesine Joule–Thomson genleşmesi denir. Gazın dışarı doğru serbestçe yayılması ile aynı süreç değildir; akış sırasında basınç düşer ve gerçek gazın sıcaklığı koşullara bağlı olarak değişebilir.
Oda sıcaklığı çevresinde birçok gaz, vana geçişinde tanecikler arası çekimi yenmek için iç enerjisinin bir bölümünü kullandığından soğur. Ancak her gaz her başlangıç sıcaklığında soğumaz. Gazın Joule–Thomson katsayısının işaret değiştirdiği sıcaklığa tersinme sıcaklığı denir. Başlangıç koşulları tersinme sıcaklığının uygun tarafında değilse gaz önce soğutulmalıdır. İdeal gazda tanecikler arası etkileşim bulunmadığından ideal Joule–Thomson sıcaklık değişimi sıfırdır.

Soğutucu Akışkanların Temel Özellikleri
Soğutma çevriminde kullanılan akışkan, düşük basınçta buharlaşırken çevreden ısı alır; sıkıştırılıp yoğuşturulduğunda aldığı ısıyı dış ortama verir. Uygun bir soğutucu akışkanın çalışma sıcaklığına elverişli düşük kaynama noktasına, kolay yoğuşmayı sağlayan yeterince yüksek kritik sıcaklığa ve yüksek buharlaşma ısısına sahip olması beklenir.
Teknik özelliklerin yanında güvenlik ve çevre etkisi de değerlendirilir. Akışkanın zehirli, aşındırıcı ve kolay tutuşur olmaması; ozon tabakasına zarar verme ve küresel ısınma potansiyelinin düşük olması istenir. Bu koşulların tamamını kusursuz karşılayan tek bir madde bulunmadığından seçim, kullanım alanına göre yapılır.

X ve Y gazları aynı başlangıç sıcaklığı ve aynı basınç farkında yalıtılmış vanadan geçirildiğinde X’in sıcaklığı 12 K, Y’nin sıcaklığı 2 K azalıyor. Buna göre,
I. Bu koşullarda Y, Joule–Thomson davranışı bakımından ideale daha yakındır.
II. X’teki daha büyük sıcaklık değişimi, gerçek gaz etkileşimlerinin bu süreçte daha belirgin olduğunu gösterir.
III. Bir maddenin soğutucu akışkan olarak seçilmesinde yalnız sıcaklık düşüşü değil; kritik sıcaklık, güvenlik ve çevre etkisi de değerlendirilir.
yargılarından hangileri doğrudur?
B) Yalnız II
C) I ve II
D) II ve III
E) I, II ve III
Sonraki Konu: Sıvı Çözeltiler, Çözücü–Çözünen Etkileşimleri ve Derişim Birimleri



