AYT MUDANYA ATEŞKES ANTLAŞMASI VE LOZAN BARIŞ ANTLAŞMASI

0
22
AYT Mudanya Ateşkes Antlaşması ve Lozan Barış Antlaşması tarih konu anlatımı kapağı

AYT Mudanya Ateşkes Antlaşması ve Lozan Barış Antlaşması konu anlatımı kapsamında askerî zaferden diplomasiye geçiş, Mudanya hükümleri, saltanatın kaldırılması, Lozan görüşmeleri ve barış düzeninin temel kararları işlenecektir. AYT konu anlatımı arşivinden ulaşabilirsiniz.

Askerî Zaferden Diplomatik Çözüme Geçiş

Büyük Taarruz Sonrasında Ortaya Çıkan Durum

Başkomutanlık Meydan Muharebesi ve onu izleyen takip harekâtı sonucunda Yunan ordusu Batı Anadolu’dan çıkarıldı. Bununla birlikte İstanbul, Boğazlar ve Doğu Trakya hâlâ İtilaf Devletleri ile Yunanistan’ın denetimindeydi. Türk ordusunun Çanakkale ve İstanbul yönüne ilerlemesi, İngiliz birlikleriyle doğrudan çatışma ihtimalini doğurdu. Fransa ve İtalya yeni bir savaşı desteklemedi; Sovyet Rusya da TBMM’nin yanında bir tutum sergiledi. Böylece İngiltere, tek başına askerî çatışmayı sürdürmek yerine ateşkese yöneldi.

Bu aşamada askerî başarı ile diplomatik sonuç aynı şey değildir. Büyük Taarruz, Türk tarafının pazarlık gücünü oluşturdu; Mudanya silahlı çatışmayı durdurup Doğu Trakya’nın savaşsız alınmasını sağladı; Lozan ise kalıcı barışın hukukî çerçevesini kurdu. Bu nedenle üç gelişme, birbirinin yerine geçen değil birbirini tamamlayan aşamalardır.

Büyük Taarruz askerî zaferinden Mudanya Ateşkesi'ne ve Lozan Barışı'na geçiş
Örnek - 1
Büyük Taarruz’un ardından Türk ordusunun Boğazlar yönünde ilerlemesi, Fransa ile İtalya’nın yeni bir savaşı desteklememesi ve Sovyet Rusya’nın TBMM lehine tutumu birlikte değerlendirildiğinde Mudanya Ateşkesi’nin imzalanmasında aşağıdakilerden hangisinin belirleyici olduğu söylenebilir?

A) İstanbul Hükûmetinin askerî üstünlük kurması
B) Yunan ordusunun Anadolu’da yeniden taarruza geçmesi
C) İngiltere’nin yalnızlaşması ve çatışmanın maliyetinin yükselmesi
D) Sevr hükümlerinin TBMM tarafından benimsenmesi
E) Doğu Cephesi’nin yeniden açılması
Sahadaki Türk üstünlüğü, İngiltere’nin müttefik desteğini kaybetmesiyle birleşince ateşkes seçeneğini güçlendirmiştir. Bu sonuç askerî güç dengesi ile diplomatik yalnızlaşmanın birlikte etkisidir.

Cevap: C

Örnek - 2
Büyük Taarruz, Mudanya ve Lozan arasındaki ilişki aşağıdakilerden hangisinde doğru kurulmuştur?

A) Diplomatik tanınma — iç isyan — askerî savunma
B) Askerî üstünlük — çatışmanın durması ve devir — kalıcı barış düzeni
C) Ateşkes — askerî yenilgi — geçici işgal
D) Saltanatın güçlenmesi — Sevr’in uygulanması — TBMM’nin kapanması
E) Doğu sınırı — güney sınırı — yalnız Batı Trakya
Büyük Taarruz askerî üstünlüğü sağladı, Mudanya çatışmayı durdurup devir sürecini başlattı, Lozan ise barışın kapsamlı hukukî metnini oluşturdu.

Cevap: B

Ateşkes ile Barış Antlaşmasının Farkı

Ateşkes, savaşan tarafların silahlı faaliyetleri hangi şartlarla durduracağını belirler; savaşın bütün hukukî ve siyasi sorunlarını çözmek zorunda değildir. Barış antlaşması ise sınırlar, egemenlik, borçlar, azınlıklar, ulaşım rejimi ve karşılıklı yükümlülükler gibi daha geniş meseleleri düzenler. Mudanya’nın hükümleri bu nedenle öncelikle askerî çatışmanın durması ve işgal bölgelerinin devriyle ilgilidir; Lozan’ın hükümleri ise yeni devletin uluslararası statüsünü belirler.

Örnek - 3
I. Doğu Trakya’nın belirli sürede boşaltılması
II. Kapitülasyonların tamamen kaldırılması
III. Türk ve Yunan nüfusun mübadelesi
IV. Silahlı çatışmaların durdurulması

Bu düzenlemelerden hangileri bir ateşkes metninin doğrudan işleviyle daha çok ilişkilidir?

A) Yalnız II
B) I ve II
C) II ve III
D) I, II ve IV
E) I ve IV
Tahliye takvimi ve çatışmanın durması ateşkesin askerî işlevine girer. Kapitülasyonlar ile nüfus mübadelesi kalıcı barış düzeninin konularıdır.

Cevap: E

Mudanya Ateşkes Antlaşması

Görüşmeler, Taraflar ve Temsilciler

Mudanya görüşmeleri 3 Ekim 1922’de başladı ve antlaşma 11 Ekim’de imzalandı. TBMM Hükûmetini Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa temsil etti. İngiltere, Fransa ve İtalya’nın askerî temsilcileri masada yer aldı. Yunanistan görüşmelere doğrudan katılmadı; hazırlanan hükümleri daha sonra kabul etti. İsmet Paşa’nın askerî komutan olmasına rağmen diplomatik heyete başkanlık etmesi, ateşkesin cephedeki güç dengesiyle doğrudan ilişkisini gösterir.

Türk tarafının temel amacı Doğu Trakya’nın Yunan kuvvetlerinden boşaltılması, bölgenin TBMM yönetimine geçmesi ve yeni bir savaşa gerek kalmadan İstanbul ile Boğazlar üzerindeki egemenlik yolunun açılmasıydı. İtilaf Devletleri ise Türk ve İngiliz birliklerinin karşı karşıya gelmesini önlemek, geri çekilmeyi denetlemek ve kalıcı barış konferansına kadar geçici bir düzen kurmak istiyordu.

Örnek - 4
Mudanya görüşmelerinde TBMM’yi bir diplomat yerine Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa’nın temsil etmesi aşağıdakilerden hangisiyle en güçlü biçimde açıklanabilir?

A) Görüşmelerin öncelikle askerî harekâtın durdurulması ve birliklerin konumuyla ilgili olması
B) TBMM’de hiçbir sivil yöneticinin bulunmaması
C) İstanbul Hükûmetinin İsmet Paşa’yı görevlendirmesi
D) Lozan Barış Antlaşması’nın daha önce imzalanmış olması
E) Yunan ordusunun konferansı yönetmesi
Ateşkesin ağırlık noktası cephedeki çatışma, tahliye ve askerî sınırlardı. Batı Cephesi Komutanı bu konuların uygulanabilirliğini değerlendirebilecek yetkiye sahipti.

Cevap: A

Mudanya’nın Temel Hükümleri

Türk ve Yunan kuvvetleri arasındaki çatışmalar duracak; Yunan kuvvetleri Doğu Trakya’yı Meriç’in batısına çekilerek boşaltacaktı. Tahliyenin ardından bölgenin sivil yönetimi TBMM görevlilerine teslim edilecekti. TBMM, asayişi sağlamak amacıyla Doğu Trakya’da en fazla 8.000 kişilik jandarma gücü bulundurabilecekti. Türk ordusunun barış antlaşmasına kadar Doğu Trakya’ya geçirilmemesi, ateşkesin geçici güvenlik düzeniydi.

İstanbul ve Boğazlar TBMM Hükûmetinin yönetimine bırakılacak; ancak İtilaf kuvvetleri barış antlaşması yapılıncaya kadar bu bölgelerde kalacaktı. Bu ayrım, yönetim hakkının tanınması ile yabancı askerlerin hemen çekilmesinin aynı anda gerçekleşmediğini gösterir. Refet Bele, TBMM temsilcisi ve Trakya Yüksek Komiseri olarak devir sürecinde görevlendirildi.

Hüküm Doğrudan sonuç Niteliği
Çatışmaların durması Türk-Yunan silahlı mücadelesinin bitmesi Askerî
Doğu Trakya’nın boşaltılması Bölgenin savaş yapılmadan geri alınması Askerî ve siyasi
8.000 jandarma sınırı TBMM’nin asayiş sağlaması Geçici güvenlik
İstanbul ve Boğazlar yönetiminin TBMM’ye bırakılması Ankara’nın egemenlik iddiasının tanınması Siyasi
İtilaf kuvvetlerinin barışa kadar kalması Nihai tahliyenin Lozan sonrasına bırakılması Geçici
Örnek - 5
Mudanya’da İstanbul ve Boğazların yönetiminin TBMM’ye bırakılmasına karşın İtilaf kuvvetlerinin barış antlaşmasına kadar bölgede kalmasının kabul edilmesi aşağıdakilerden hangisini gösterir?

A) TBMM’nin İstanbul üzerindeki bütün haklarından vazgeçtiğini
B) Yunanistan’ın Boğazlar Komisyonunu kurduğunu
C) Saltanatın yeniden güçlendiğini
D) Egemenliğin tanınmasıyla fiilî tahliyenin farklı aşamalara bağlandığını
E) Mudanya’nın kalıcı barış antlaşması olduğunu
Yönetim hakkı Ankara’ya tanınmış, yabancı birliklerin çekilmesi ise barış antlaşması sonrasına bırakılmıştır. Hukukî kabul ile fiilî tahliye aynı tarihli değildir.

Cevap: D

Örnek - 6
Mudanya hükümlerinden;
I. Doğu Trakya’nın Yunan kuvvetlerince boşaltılması,
II. TBMM’nin bölgede jandarma bulundurması,
III. İtilaf kuvvetlerinin barışa kadar İstanbul’da kalması

hangileri antlaşmanın hem kazanım hem de geçiş dönemi sınırlaması içerdiğini kanıtlar?

A) Yalnız I
B) I, II ve III
C) Yalnız III
D) I ve II
E) II ve III
I ve II, TBMM lehine devir ve güvenlik yetkisini; III ise barış yapılana kadar süren geçici sınırlamayı gösterir. Üç hüküm birlikte antlaşmanın karma niteliğini ortaya koyar.

Cevap: B

Mudanya Ateşkesi’nin Tarihsel Önemi

Mudanya, Millî Mücadele’nin askerî safhasını kapatan ve barış konferansının yolunu açan ilk diplomatik belgedir. Doğu Trakya, İstanbul ve Boğazlar için yeni bir meydan savaşı yapılmadan sonuç alınması, Büyük Taarruz’un diplomatik değerini ortaya koydu. İstanbul yönetimi artık ülkenin geleceğini belirleyen taraf olarak görülmedi; TBMM Hükûmeti savaşın ve barışın muhatabı hâline geldi.

İsmet Paşa’nın Mudanya’daki başarısı, Lozan heyetinin başına getirilmesinde etkili oldu. Antlaşma Osmanlı Devleti’nin siyasi varlığının fiilen etkisizleştiğini açık biçimde gösterse de devletin resmen sona ermesini saltanatın kaldırılmasıyla ilişkilendirmek daha doğrudur. Mudanya, Ankara’nın egemenliğinin kabulünü hızlandıran hukukî-siyasi eşiktir.

Örnek - 7
Mudanya Ateşkes Antlaşması’nın “askerî zaferi tamamlayan siyasi başarı” olarak nitelendirilmesinde aşağıdakilerden hangisi en güçlü kanıttır?

A) Kapitülasyonların kaldırılması
B) Musul’un Türkiye’ye bırakılması
C) Doğu Trakya’nın yeni bir savaş yapılmadan TBMM’ye devredilmesi
D) Boğazlar Komisyonunun kaldırılması
E) Nüfus mübadelesinin tamamlanması
Büyük Taarruz Batı Anadolu’da askerî üstünlük sağladı; Mudanya bu üstünlüğü Doğu Trakya’nın savaşsız devrine dönüştürdü. Diğer seçenekler Lozan ya da sonraki gelişmelerle ilgilidir.

Cevap: C

Örnek - 8
Mudanya’dan sonra İsmet Paşa’nın Lozan başdelegeliğine getirilmesi aşağıdaki yargılardan hangisini destekler?

A) Lozan’ın yalnız askerî bir toplantı olduğunu
B) TBMM’nin dış politikayı İstanbul’a bıraktığını
C) Yunanistan’ın Türk heyetini belirlediğini
D) Saltanatın Lozan’da temsil edildiğini
E) Ateşkes deneyiminin barış görüşmelerinde güven ve süreklilik sağladığını
Mudanya’da askerî ve diplomatik baskıyı yönetebilen İsmet Paşa’nın Lozan’a gönderilmesi, müzakere tecrübesinin ve kurumsal devamlılığın önemsendiğini gösterir.

Cevap: E

Saltanatın Kaldırılması ve Lozan’da Tek Temsil

İki Hükûmetin Davet Edilmesi Sorunu

İtilaf Devletleri Lozan Barış Konferansı’na TBMM Hükûmetiyle birlikte İstanbul Hükûmetini de çağırdı. Bu yöntem Türk tarafını iki ayrı heyetle temsil ettirerek görüş ayrılığı oluşturabilir, Ankara’nın Millî Mücadele sonunda kurduğu üstün meşruiyeti zayıflatabilir ve İtilaf Devletlerine taraflardan birini diğerine karşı kullanma imkânı verebilirdi. TBMM, temsil ikiliğini ortadan kaldırmak amacıyla 1 Kasım 1922’de saltanatı kaldırdı.

Saltanat ile halifelik birbirinden ayrıldı; siyasi egemenliği temsil eden saltanat sona erdirilirken halifelik bir süre daha devam etti. Böylece Osmanlı Devleti resmen sona erdi, Lozan’da Türkiye’yi yalnız TBMM Hükûmeti temsil etti ve ulusal egemenlik anlayışının önündeki önemli bir kurum kaldırıldı.

İstanbul ve TBMM hükûmetlerinin Lozan'a davet edilmesinden saltanatın kaldırılması ve tek temsile geçiş
Örnek - 9
İtilaf Devletlerinin Lozan’a hem İstanbul hem TBMM hükûmetini davet etmesi karşısında saltanatın kaldırılması aşağıdaki amaçlardan hangisine öncelikle yöneliktir?

A) Türk tarafında temsil birliği sağlayıp egemenlik ikiliğini sona erdirmek
B) Halifeliği güçlendirerek görüşmelere iki heyet göndermek
C) Sevr’in İstanbul Hükûmetince yeniden onaylanmasını sağlamak
D) Lozan Konferansı’nı süresiz ertelemek
E) Boğazları İngiltere’ye bırakmak
Saltanatın kaldırılmasıyla ülkenin hukukî ve siyasi temsilcisi yalnız TBMM Hükûmeti oldu. Böylece dış müdahaleye açık ikili temsil ortadan kalktı.

Cevap: A

Örnek - 10
Saltanatın kaldırılmasının;
I. ulusal egemenlik anlayışını güçlendirme,
II. Osmanlı Devleti’ni resmen sona erdirme,
III. Lozan’da tek temsil sağlama

sonuçlarından hangileri iç ve dış politika arasındaki bağlantıyı birlikte gösterir?

A) Yalnız I
B) I ve II
C) II ve III
D) I, II ve III
E) Yalnız III
Karar içeride egemenlik yapısını değiştirmiş, Osmanlı siyasi varlığını sona erdirmiş ve dışarıda tek heyetle temsil sağlamıştır. Üç sonuç aynı kararda birleşir.

Cevap: D

Lozan Barış Konferansı’nın Toplanması ve Görüşmeler

Türk Heyeti ve Temel Müzakere İlkeleri

Lozan’da Türkiye’yi Dışişleri Bakanı İsmet Paşa başkanlığında Dr. Rıza Nur ve Hasan Saka’nın da bulunduğu heyet temsil etti. TBMM’nin hedefi Misak-ı Millî’yi mümkün olduğunca gerçekleştirmek, tam bağımsızlığı sınırlayan hukukî ve ekonomik ayrıcalıkları kaldırmak ve yeni devletin egemenliğini tanıtmaktı. Türk heyetine özellikle bir Ermeni yurdu kurulması ve kapitülasyonların sürdürülmesi konularında taviz verilmemesi talimatı verildi.

Bu iki kırmızı çizgi tesadüf değildir. Ermeni yurdu talebi ülke bütünlüğünü; kapitülasyonlar ise hukuk, ekonomi ve yönetim alanındaki bağımsızlığı tehdit ediyordu. Böylece Lozan diplomasisinin temel ölçütü yalnız toprak kazanmak değil, egemenliğin bölünmezliğini ve devletin kendi ülkesinde tek hukuk düzeni kurabilmesini sağlamaktı.

Örnek - 11
Türk heyetine Ermeni yurdu ve kapitülasyonlar konusunda taviz verilmemesi talimatı verilmesi, aşağıdaki ilkelerden hangilerinin birlikte korunduğunu gösterir?

A) Hanedan egemenliği ve ümmetçilik
B) Ülke bütünlüğü ve tam bağımsızlık
C) Mandacılık ve bölgesel özerklik
D) Sömürgecilik ve açık kapı
E) Saltanat ve kapitülasyon
Ermeni yurdu toprak bütünlüğünü, kapitülasyonlar ise hukukî ve ekonomik bağımsızlığı ilgilendirir. Talimat iki temel egemenlik alanını birlikte korur.

Cevap: B

Konferansa Katılımın Konuya Göre Değişmesi

Konferansın başlıca tarafları Türkiye, İngiltere, Fransa, İtalya, Yunanistan, Japonya, Romanya ve Sırp-Hırvat-Sloven Devleti idi. Bütün devletler her başlıkta aynı yetkiyle yer almadı. Sovyet Rusya ve Bulgaristan özellikle Boğazlar görüşmelerine katıldı; ABD konferansta gözlemci bulundurdu. Belçika ve Portekiz gibi devletler ekonomik veya ticari meselelerle ilgili oturumlara dâhil edildi.

Katılımın konuya göre değişmesi, Lozan’ın yalnız Türk-Yunan savaşını bitiren ikili bir antlaşma olmadığını gösterir. Boğazlar uluslararası ulaşımı, Osmanlı borçları alacaklı devletleri, sınırlar ise komşu ülkeleri ilgilendiriyordu. Bu çok taraflı yapı, görüşmelerin aylar sürmesinin ve her başlıkta farklı çıkar çatışmalarının ortaya çıkmasının başlıca nedenidir.

Örnek - 12
Sovyet Rusya ve Bulgaristan’ın özellikle Boğazlar görüşmelerine katılması aşağıdakilerden hangisiyle açıklanabilir?

A) Bu devletlerin Osmanlı borçlarının tek alacaklısı olmasıyla
B) Musul’u doğrudan yönetmeleriyle
C) Boğazlar rejiminin Karadeniz güvenliği ve deniz ulaşımını etkilemesiyle
D) Yunan ordusunu birlikte yönetmeleriyle
E) Saltanatın kaldırılmasına karşı çıkmalarıyla
Boğazlardan geçiş rejimi Karadeniz’e kıyısı olan veya Karadeniz güvenliğiyle ilgilenen devletleri doğrudan etkiler. Katılımın konuya özgü olması bu stratejik ilgiden kaynaklanır.

Cevap: C

Görüşmelerin İki Dönemi ve Antlaşmanın İmzalanması

Lozan görüşmeleri 20 Kasım 1922’de başladı. Kapitülasyonlar, Osmanlı borçları, Musul, Boğazlar ve ekonomik bağımsızlık konularındaki anlaşmazlıklar nedeniyle konferans 4 Şubat 1923’te kesildi. Türk heyetinin Ankara’ya dönmesi barış hedefinden vazgeçildiği anlamına gelmiyordu; kabul edilemez şartlar karşısında müzakere pozisyonunun korunmasıydı.

Türkiye bu arada 17 Şubat 1923’te İzmir İktisat Kongresi’ni toplayarak siyasi bağımsızlığı ekonomik programla tamamlamaya çalıştı. Seçimlerin yenilenmesi kararı alındı ve I. TBMM son toplantılarının ardından dağıldı. Görüşmeler 23 Nisan 1923’te yeniden başladı; Lozan Barış Antlaşması 24 Temmuz 1923’te imzalandı. Antlaşmayı görüşen ve imzalayan heyet I. TBMM tarafından gönderilmiş, onay ise seçimlerden sonra toplanan II. TBMM tarafından yapılmıştır.

20 Kasım 1922 başlangıç, 4 Şubat 1923 kesinti, 23 Nisan yeniden başlangıç ve 24 Temmuz imza tarihleri
Örnek - 13
Lozan görüşmelerinin 4 Şubat 1923’te kesilmesinden sonra İzmir İktisat Kongresi’nin toplanması aşağıdaki yargılardan hangisini en güçlü biçimde destekler?

A) Türkiye’nin siyasi bağımsızlıktan vazgeçtiğini
B) TBMM’nin kapitülasyonları kabul ettiğini
C) Lozan’ın yalnız askerî bir antlaşma olduğunu
D) Saltanatın yeniden kurulmak istendiğini
E) Diplomatik bağımsızlığın ekonomik hedeflerle tamamlanmak istendiğini
Konferanstaki ekonomik anlaşmazlıklar sürerken millî ekonomi programının tartışılması, tam bağımsızlığın yalnız siyaset ve toprakla sınırlı görülmediğini gösterir.

Cevap: E

Örnek - 14
Aşağıdaki olayların kronolojik sıralaması hangisidir?
I. Lozan görüşmelerinin yeniden başlaması
II. Saltanatın kaldırılması
III. Mudanya Ateşkes Antlaşması’nın imzalanması
IV. Lozan Barış Antlaşması’nın imzalanması

A) III – II – I – IV
B) II – III – IV – I
C) III – I – II – IV
D) I – II – III – IV
E) II – I – III – IV
Mudanya 11 Ekim 1922, saltanatın kaldırılması 1 Kasım 1922, görüşmelerin ikinci dönemi 23 Nisan 1923 ve Lozan’ın imzası 24 Temmuz 1923 tarihlidir.

Cevap: A

Lozan’da Sınırlar ve Toprak Düzenlemeleri

Batı Sınırı, Doğu Trakya ve Adalar

Türkiye-Yunanistan sınırında Meriç Nehri esas alındı. Yunanistan savaş tazminatı ödeyecek ekonomik güçte olmadığı için Karaağaç ve çevresi tazminat karşılığında Türkiye’ye bırakıldı. Mudanya ile geri alınan Doğu Trakya’nın hukukî durumu Lozan’la kesinleşti. Gökçeada, Bozcaada ve Tavşan Adaları Türkiye’de kaldı; Lozan’da Yunanistan’a bırakılan Anadolu kıyılarına yakın bazı Ege adaları için askerî sınırlamalar getirildi. On İki Ada’nın İtalya’daki durumu ve İngiltere’nin Kıbrıs üzerindeki egemenliği tanındı.

Bu düzenlemeler değerlendirilirken Karaağaç ile Batı Trakya karıştırılmamalıdır. Karaağaç Türkiye’ye savaş tazminatı olarak verildi; Batı Trakya ise Türkiye sınırları dışında kaldı. Benzer biçimde Gökçeada ve Bozcaada Türkiye’de kalırken bütün Ege adalarının Türkiye’ye verildiği söylenemez.

Örnek - 15
Lozan’da Karaağaç’ın Türkiye’ye bırakılması aşağıdaki sorunlardan hangisinin çözüm biçimidir?

A) Boğazların yönetimi
B) Osmanlı borçları
C) Nüfus mübadelesi
D) Yunanistan’ın savaş tazminatı
E) Kapitülasyonlar
Yunanistan para olarak tazminat ödeyemediği için Karaağaç ve çevresi Türkiye’ye bırakılmıştır. Bu karar sınır düzenlemesi görünümünde bir tazminat çözümüdür.

Cevap: D

Suriye, Doğu ve İran Sınırları

Suriye sınırında 20 Ekim 1921 tarihli Ankara Antlaşması esas alındı; Hatay Türkiye sınırları dışında kaldı. Doğu sınırında 13 Ekim 1921 tarihli Kars Antlaşması’nın hükümleri korundu. İran sınırı ise Osmanlı-İran ilişkilerinde 1639 Kasr-ı Şirin Antlaşması’yla oluşan tarihsel çerçeveye dayandı. Bu örnekler Lozan’ın bütün sınırları sıfırdan çizmediğini, Millî Mücadele sırasında daha önce kurulmuş antlaşma düzenlerini büyük ölçüde uluslararası barış sistemine taşıdığını gösterir.

Örnek - 16
Lozan’da Suriye sınırı için Ankara, doğu sınırı için Kars Antlaşması’nın esas alınması aşağıdakilerden hangisini gösterir?

A) Lozan’ın önceki bütün antlaşmaları geçersiz kıldığını
B) Millî Mücadele sırasında oluşan bölgesel uzlaşmaların genel barış düzenine aktarıldığını
C) Türkiye’nin bütün sınır taleplerinden vazgeçtiğini
D) Sevr sınırlarının aynen benimsendiğini
E) İstanbul Hükûmetinin yeniden karar mercii olduğunu
Ankara ve Kars antlaşmaları ilgili cepheleri daha önce kapatmıştı. Lozan bu düzenlemeleri yeni devletin uluslararası sınır sistemine dâhil etti.

Cevap: B

Irak Sınırı ve Musul Sorunu

Türkiye, Musul’u Misak-ı Millî sınırları içinde değerlendiriyordu; İngiltere ise petrol kaynakları ve Irak’ın güvenliği nedeniyle bölgeyi bırakmak istemedi. Lozan’da uzlaşma sağlanamayınca Türkiye-Irak sınırının dokuz ay içinde Türkiye ile İngiltere arasında yapılacak görüşmelerle belirlenmesi kararlaştırıldı. Anlaşma çıkmazsa konu Milletler Cemiyetine götürülecekti.

Musul’un sonraya bırakılması, Lozan’ın geçersiz olduğu anlamına gelmez; antlaşmanın bütün sorunları aynı anda çözemediğini gösterir. Sorun 1926 Ankara Antlaşması’yla sonuçlandı ve Musul Türkiye sınırları dışında kaldı. Hatay ise Lozan’da Türkiye dışında kalmış, sonraki süreçte Türkiye’ye katılmıştır.

Örnek - 17
Musul sorununun Lozan’da çözülemeyip Türkiye ile İngiltere arasındaki sonraki görüşmelere bırakılması aşağıdaki sonuçlardan hangisini doğrudan ortaya koyar?

A) Türkiye-Irak sınırının antlaşma tarihinde kesinleşmediğini
B) Kapitülasyonların devam ettiğini
C) Doğu Trakya’nın Yunanistan’a bırakıldığını
D) Saltanatın yeniden kurulduğunu
E) Bütün sınırların Sevr’e göre çizildiğini
Musul üzerindeki anlaşmazlık nedeniyle Irak sınırı Lozan’da kesinleştirilememiştir. Bu sorun daha sonraki ikili görüşme ve uluslararası süreçlere taşınmıştır.

Cevap: A

Egemenlik, Ekonomi ve Boğazlar

Kapitülasyonlar ve Osmanlı Borçları

Kapitülasyonlar bütün sonuçlarıyla kaldırıldı. Böylece yabancıların ayrıcalıklı mahkemelerden, vergi muafiyetlerinden ve ekonomik imtiyazlardan yararlanmasına dayalı düzen sona erdi. Türkiye’nin kendi ülkesinde tek hukuk, vergi ve yönetim sistemi kurabilmesi sağlandı. Bu karar Lozan’ın tam bağımsızlık bakımından en kesin kazanımlarından biridir.

Osmanlı Devleti’nin borçları, imparatorluktan ayrılan devletlerle Türkiye arasında paylaştırıldı; Türkiye kendi payına düşen bölümü ödemeyi kabul etti. Düyûn-ı Umûmiye’nin Türkiye üzerindeki devlet içinde devlet görünümündeki mali denetimi sona erdi. Borcu reddetmek yerine paylaştırmak, devletler arası hukukî devamlılık sorumluluğunu kabul ederken yabancı mali denetime son verme yaklaşımıdır.

Örnek - 18
Lozan’da kapitülasyonların kaldırılması ve Düyûn-ı Umûmiye’nin Türkiye üzerindeki denetiminin sona ermesi birlikte değerlendirildiğinde aşağıdakilerden hangisine ulaşılır?

A) Yalnız askerî bağımsızlığın sağlandığına
B) Osmanlı borçlarının bütünüyle yok sayıldığına
C) Yabancı okulların bağımsız devlet sayıldığına
D) Boğazların tamamen Türk askerine açıldığına
E) Hukukî ve ekonomik egemenliği sınırlayan dış ayrıcalıkların tasfiye edildiğine
Kapitülasyonlar hukukî-ekonomik ayrıcalıkları, Düyûn-ı Umûmiye ise mali denetimi temsil ediyordu. İkisinin sona ermesi egemenliğin bu alanlarda güçlenmesidir.

Cevap: E

Boğazlar Rejimi

Lozan’da Boğazlardan barış zamanında geçiş serbestliği kabul edildi. Boğazların yönetimi, başkanı Türk olan uluslararası bir komisyona bırakıldı; Boğazların her iki yakasında asker bulundurulmamasını öngören bir güvenlik düzeni kuruldu. Komisyonun başkanının Türk olması Türkiye’nin statüsünü Sevr’e göre güçlendirse de uluslararası komisyon ve askersizleştirme, egemenlik bakımından sınırlama oluşturuyordu.

Boğazlar meselesi Lozan’ın kalıcı olmayan hükümlerinden biridir. Avrupa güvenlik ortamının değişmesi üzerine 1936 Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile komisyon kaldırılmış, yönetim ve asker bulundurma yetkisi Türkiye’ye geçmiştir. Bu sonraki değişiklik, Lozan’ın temel barış metni olma niteliğini ortadan kaldırmaz; belirli bir hükmün yeni koşullarda yeniden düzenlendiğini gösterir.

Örnek - 19
Lozan Boğazlar rejiminde komisyon başkanının Türk olması ile bölgenin askersizleştirilmesi birlikte değerlendirildiğinde aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılır?

A) Sevr’e göre iyileşme sağlanmakla birlikte egemenlik sınırlamasının tamamen kalkmadığına
B) Boğazların hiçbir uluslararası düzenlemeye konu olmadığına
C) Türkiye’nin komisyona üye olmadığına
D) Musul’un Türkiye’ye bırakıldığına
E) Kapitülasyonların Boğazlarda sürdüğüne
Türk başkanlık statüsü Sevr’deki dışlanmaya göre kazanımdır; ancak uluslararası yönetim ve askersizleştirme tam egemenlik açısından sınırlamadır.

Cevap: A

Örnek - 20
Aşağıdaki görselde Lozan’ın dört hükmü verilmiştir.

Kapitülasyonlar, yabancı okullar, Musul ve Boğazlar hakkında dört Lozan hükmü

Bu hükümlerden hangileri Türkiye’nin iç hukuk ve yönetim alanındaki bağımsızlığını doğrudan ve kesin biçimde güçlendirmiştir?

A) Yalnız I
B) Yalnız III
C) II ve IV
D) I ve II
E) III ve IV
Kapitülasyonların kaldırılması yabancı ayrıcalıklarını bitirdi; yabancı okulların Türk hukukuna bağlanması iç egemenliği güçlendirdi. Musul ertelenmiş, Boğazlar Komisyonu ise egemenlik sınırlaması taşımıştır.

Cevap: D

Yabancı Okullar ve Patrikhane

Yabancı okullar Türk kanunlarına ve yetkili makamların denetimine bağlı olacaktı. Türkiye bu meseleyi dış devletlerin müdahale edebileceği uluslararası bir ayrıcalık değil, kendi iç hukukuna ait eğitim konusu saydı. Fener Rum Patrikhanesinin İstanbul dışına çıkarılması kabul edilmedi; kurum İstanbul’da kaldı, ancak siyasi ve hukukî ayrıcalık sahibi bir devlet kurumu olarak tanınmadı ve dinî alanla sınırlandırıldı.

Örnek - 21
Yabancı okulların Türk kanunlarına bağlanması ile azınlıkların Türk vatandaşı kabul edilmesi aşağıdaki ortak amaca yöneliktir?

A) Ülkede farklı hukuk sistemleri oluşturmak
B) İç işlerine dış müdahaleyi sınırlayıp hukuk birliğini güçlendirmek
C) Kapitülasyonları yeniden kurmak
D) Boğazları askersizleştirmek
E) Saltanatı devam ettirmek
Her iki hüküm de yabancı devletlerin okul veya azınlık meselesi üzerinden ayrıcalık ve müdahale alanı oluşturmasını önlemeye yöneliktir.

Cevap: B

Azınlıklar, Nüfus Mübadelesi ve Toplumsal Düzen

Azınlık Statüsü ve Vatandaşlık

Lozan’da Türkiye’deki gayrimüslim azınlıklar Türk vatandaşı kabul edildi ve hakları antlaşma hükümleriyle güvence altına alındı. Temel amaç, yabancı devletlerin azınlıkları koruma bahanesiyle Osmanlı döneminde olduğu gibi Türkiye’nin iç işlerine müdahale etmesini önlemekti. Vatandaşlık vurgusu, ayrı siyasi topluluklar yerine ortak devlet hukukuna bağlı bireyler anlayışını güçlendirdi.

Azınlık haklarının güvence altına alınması ile hukuk birliği birbirine zıt değildir. Lozan, gayrimüslim azınlıkların din ve kültür alanındaki belirli haklarını korurken Türk vatandaşlığını ortak hukuki statü olarak düzenledi; yabancı devletlere Türkiye’nin iç işlerine müdahale yetkisi tanımadı.

Örnek - 22
Lozan’da azınlıkların Türk vatandaşı kabul edilmesinin aşağıdakilerden hangisini önlemeye yönelik olduğu savunulabilir?

A) Türkiye’nin kendi vatandaşlarına hukuk uygulamasını
B) Nüfus mübadelesinin belirli istisnalar içermesini
C) Yabancı devletlerin azınlıkları gerekçe göstererek iç işlerine müdahale etmesini
D) Doğu Trakya’nın TBMM’ye bırakılmasını
E) Osmanlı borçlarının paylaştırılmasını
Vatandaşlık statüsü, azınlık meselesini Türkiye’nin iç hukuk alanına taşımış ve dış koruyuculuk iddialarının siyasal müdahale aracına dönüşmesini sınırlamıştır.

Cevap: C

Türk-Yunan Nüfus Mübadelesi

Türk-Yunan nüfus mübadelesine ilişkin sözleşme 30 Ocak 1923’te imzalandı ve Lozan barış düzeninin parçası oldu. Anadolu’daki Rum Ortodoks nüfus ile Yunanistan’daki Müslüman nüfusun karşılıklı yer değiştirmesi kararlaştırıldı. İstanbul Rumları ile Batı Trakya Müslümanları değişim dışında bırakıldı. Buradaki “etabli” kavramı, yerleşik sayılan ve mübadeleye tabi tutulmayan nüfusu ifade eder.

Mübadele, Türk-Yunan ilişkilerinde azınlık kaynaklı çatışmaları azaltmayı amaçladı; ancak yüz binlerce insanın yaşadığı yeri terk etmesi nedeniyle büyük toplumsal, ekonomik ve insani sorunlar doğurdu. Mülkiyet, iskân ve yerleşik nüfusun tanımı sonraki yıllarda iki ülke arasında anlaşmazlık konusu olmaya devam etti.

Örnek - 23
Lozan nüfus mübadelesinde İstanbul Rumları ile Batı Trakya Müslümanlarının değişim dışında tutulması aşağıdaki kavramlardan hangisiyle ilişkilidir?

A) Kapitülasyon
B) Mandater yönetim
C) Boğazlar Komisyonu
D) Savaş tazminatı
E) Etabli
Etabil kavramıyla da karşılaşılan “etabli”, belirlenen bölgelerde yerleşik kabul edilerek zorunlu değişim dışında bırakılan nüfusu ifade eder.

Cevap: E

Lozan’ın Niteliği, Sevr’den Farkı ve Sonuçları

Sevr ile Lozan’ın Temel Karşılaştırması

Sevr, Osmanlı Devleti’ne askerî yenilgi sonrasında dayatılan; Anadolu’yu paylaşan, egemenliği sınırlayan ve kapitülasyonları genişleten bir tasarıydı. Lozan ise TBMM’nin askerî zaferi sonrasında eşit devletler arası müzakereyle ortaya çıktı. Doğu Trakya Türkiye’de kaldı, Ermeni devleti ve Kürdistan projeleri kabul edilmedi, kapitülasyonlar kaldırıldı ve yeni Türk devletinin bağımsızlığı tanındı.

Bununla birlikte Lozan, Misak-ı Millî’nin bütün hedeflerini gerçekleştirmedi. Musul çözülemedi, Hatay ve Batı Trakya Türkiye dışında kaldı, Boğazlarda egemenliği sınırlayan geçici bir rejim kuruldu. Bir antlaşmanın tarihsel başarısı, bütün taleplerin eksiksiz elde edilmesiyle değil; dönemin güç dengesi içinde devletin bağımsızlığını, ülke bütünlüğünü ve uluslararası hukuk kişiliğini ne ölçüde güvenceye aldığıyla değerlendirilir.

Lozan'da kapitülasyonlar, azınlıklar, Musul ve Boğazlar meselelerinin sonuçları
Başlık Sevr Lozan
Devletin konumu Yenilmiş Osmanlı Devleti’ne dayatma TBMM’nin zafer sonrası müzakeresi
Doğu Trakya ve İzmir Yunan egemenliğini genişleten hükümler Doğu Trakya ve Batı Anadolu Türkiye’de
Kapitülasyonlar Genişletilmiş ayrıcalıklar Tamamen kaldırıldı
Doğu Anadolu Ermeni ve Kürt siyasi oluşumları Bu projeler kabul edilmedi
Boğazlar Türkiye’nin dışlandığı uluslararası denetim Türk başkanlı komisyon; yine sınırlı egemenlik
Örnek - 24
Sevr’de kapitülasyonların genişletilmesine karşılık Lozan’da kaldırılması, Ermeni devleti projesinin Lozan’da reddedilmesi ve Doğu Trakya’nın Türkiye’ye bırakılması birlikte değerlendirildiğinde aşağıdakilerden hangisine ulaşılır?

A) Lozan’ın siyasi, ekonomik ve toprak egemenliğini birlikte güçlendirdiğine
B) Sevr’in TBMM tarafından uygulandığına
C) Lozan’ın yalnız nüfus değişimini düzenlediğine
D) Osmanlı Devleti’nin Lozan’da yeniden kurulduğuna
E) Bütün Misak-ı Millî hedeflerinin gerçekleştiğine
Üç hüküm sırasıyla ekonomik-hukukî bağımsızlık, ülke bütünlüğü ve toprak egemenliğiyle ilgilidir. Lozan’ın çok boyutlu etkisi bu ortaklıkta görülür.

Cevap: A

Örnek - 25
Lozan’ın Sevr’in yerine geçmesi aşağıdakilerden hangisinin doğrudan göstergesidir?

A) Osmanlı hanedanının yeniden egemen olduğunun
B) Millî Mücadele’nin yalnız yerel bir ayaklanma olduğunun
C) İtilaf Devletlerinin Anadolu’yu paylaşma planının güçlendiğinin
D) Askerî zaferin uluslararası hukukta yeni bir barış düzenine dönüştüğünün
E) TBMM’nin Misak-ı Millî’den tamamen vazgeçtiğinin
Sevr’in uygulanamaması askerî ve siyasi direnişin sonucudur; Lozan bu yeni güç dengesini devletler arası antlaşmaya dönüştürmüştür.

Cevap: D

Çözülen, Ertelenen ve Sonradan Değişen Meseleler

Lozan hükümleri üç grupta değerlendirilebilir. Kapitülasyonlar, Doğu Trakya, Ermeni yurdu iddiası ve devletin uluslararası tanınması kesin çözüme bağlanan meselelerdir. Musul, Türkiye-İngiltere görüşmelerine bırakıldığı için ertelenmiştir. Boğazlar rejimi antlaşmada düzenlenmiş, fakat 1936 Montrö Sözleşmesi’yle Türkiye lehine değiştirilmiştir. Hatay ise Lozan’da Ankara Antlaşması sınırı içinde Türkiye dışında kalmış ve daha sonraki dış politika sürecinde anavatana katılmıştır.

“Lozan’da çözülmedi” ile “Lozan’da Türkiye aleyhine kesinleşti” aynı anlamda değildir. Musul’un statüsü sonraya bırakılmıştır; Boğazlar için bir rejim kurulmuş ancak bu rejim değiştirilebilmiştir; Hatay’ın durumu ise mevcut Suriye sınırı üzerinden kabul edilmiştir. Bu örnekler, Lozan’da bir meselenin ertelenmesinin, bir rejimin daha sonra değiştirilmesinin ve bir sınırın dönemin koşullarına göre düzenlenmesinin farklı sonuçlar olduğunu gösterir.

Dikkat
Kesin çözüm, erteleme ve geçici sınırlama birbirinden ayrılmalıdır. Kapitülasyonlar Lozan’da kaldırılmıştır. Musul Lozan’da çözülemeyerek sonraya bırakılmıştır. Boğazlar Lozan’da düzenlenmiş, fakat egemenliği sınırlayan bu rejim 1936 Montrö Sözleşmesi’yle değiştirilmiştir.

Örnek - 26
Aşağıdaki Lozan meselelerinden hangisi “antlaşmada bir çözüme bağlanmış, fakat daha sonra Türkiye lehine yeni bir sözleşmeyle değiştirilmiş” niteliğindedir?

A) Kapitülasyonlar
B) Boğazlar
C) Karaağaç
D) Ermeni yurdu
E) Doğu Trakya
Boğazlar için Lozan’da komisyon ve askersizleştirme rejimi kurulmuş, bu düzen 1936 Montrö Boğazlar Sözleşmesi’yle değiştirilmiştir.

Cevap: B

Örnek - 27
I. Musul’un sonraki görüşmelere bırakılması
II. Boğazlarda uluslararası komisyon kurulması
III. Kapitülasyonların kaldırılması

Bu hükümler sırasıyla hangi nitelikleri taşır?

A) Kesin çözüm — erteleme — geçici işgal
B) Toprak kazanımı — kesin egemenlik — ekonomik taviz
C) Erteleme — egemenlik sınırlaması — tam bağımsızlık kazanımı
D) Ateşkes — savaş tazminatı — nüfus değişimi
E) İç sorun — askerî zafer — sınır kaybı
Musul kesinleştirilmemiştir; uluslararası Boğazlar Komisyonu egemenlik sınırlamasıdır; kapitülasyonların kaldırılması ise tam bağımsızlığın kesin kazanımıdır.

Cevap: C

Lozan’ın Onaylanması ve Uluslararası Önemi

Lozan Barış Antlaşması II. TBMM tarafından 23 Ağustos 1923’te onaylandı. İtilaf kuvvetleri antlaşmanın yürürlüğe girmesine ilişkin sürecin ardından İstanbul’u boşalttı; Türk birlikleri 6 Ekim 1923’te İstanbul’a girdi. Böylece İstanbul’un Mudanya’da tanınan yönetim devri, Lozan sonrasındaki fiilî tahliyeyle tamamlandı.

Lozan yeni Türk devletinin bağımsızlığını, egemenliğini ve uluslararası hukuk kişiliğini tanıtan kurucu nitelikte bir barış metnidir. Millî Mücadele’nin yalnız askerî savunma değil, yeni bir devlet düzeni oluşturma hareketi olduğunu uluslararası düzeyde kabul ettirdi. Antlaşmanın bugün de Türkiye’nin temel barış belgelerinden biri olması, onu geçici ateşkes metinlerinden ayırır.

Örnek - 28
Mudanya’da İstanbul’un yönetiminin TBMM’ye bırakılması, Lozan’dan sonra İtilaf kuvvetlerinin İstanbul’u boşaltması ve Türk birliklerinin şehre girmesi birlikte değerlendirildiğinde aşağıdakilerden hangisine ulaşılır?

A) İstanbul’un Lozan’da Yunanistan’a bırakıldığına
B) TBMM’nin Boğazlar üzerindeki bütün haklarından vazgeçtiğine
C) Saltanatın yeniden kurulduğuna
D) Mudanya’nın Sevr’i yürürlüğe koyduğuna
E) Hukukî tanınma ile fiilî egemenlik devrinin aşamalı biçimde tamamlandığına
Mudanya yönetim hakkını tanımış, Lozan barış düzenini kurmuş, yabancı kuvvetlerin çekilmesiyle egemenlik fiilen tamamlanmıştır. Süreç tek tarihte değil ardışık aşamalarda gerçekleşmiştir.

Cevap: E

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz