AYT İkinci Yeni şiiri konu anlatımı kapsamında İkinci Yeni’nin dil, imge ve anlam anlayışı, Garip şiiriyle ayrımları, başlıca şairleri ve eserleri işlenecektir.
AYT edebiyat konularının tamamına AYT konu anlatımı arşivinden ulaşabilirsiniz.
İKİNCİ YENİ’NİN DOĞUŞU VE POETİKASI
1950’lerin Ortamı, Pazar Postası ve Hareketin Adı
İkinci Yeni, 1950’lerin ortasında şiirleri çeşitli dergilerde yayımlanan şairlerin benzer yönlerinin sonradan fark edilmesiyle belirginleşir. Garip gibi ortak bir kitap, önceden yazılmış bildiri veya değişmez ilkeler etrafında kurulmuş bir topluluk değildir. Şairler birbirlerinden bağımsız biçimde yeni bir dil ve imge arayışına yönelmiş, şiirleri özellikle Pazar Postası çevresinde görünür olmuştur.
“İkinci Yeni” adını eleştirmen Muzaffer İlhan Erdost kullanmıştır. Hareketin öncüleri arasında İlhan Berk, Turgut Uyar, Cemal Süreya ve Metin Eloğlu; temel temsilcileri arasında ayrıca Edip Cansever, Ece Ayhan, Sezai Karakoç ve Ülkü Tamer sayılır. Bir topluluk programından çok, dönemin şiir dilindeki ortak kırılmayı ifade eder.
→
→
Dil, İmge, Soyutlama ve Anlam
İkinci Yeni, Garip’in şiiri fazla yalınlaştırdığı ve imgeyi geri plana ittiği düşüncesinden hareket eder. Şairler gündelik dilin alışılmış söz dizimini bozar; sözcükler arasında beklenmedik bağlar kurar, çağrışım alanını genişletir ve yeni sözcükler türetebilir. Dil yalnız iletişim aracı değil, şiirin gerçekliğini kuran estetik malzemedir.
Yoğun imge, soyutlama, kapalı anlatım, sürrealizme yaklaşan bağdaştırmalar, bireysel duyarlık, yalnızlık, yabancılaşma ve bunalım önemli özelliklerdir. Noktalama ve yazım kurallarında özgür davranılabilir; büyük–küçük harf kullanımı değişebilir. Şiirin tek ve kolay bir açıklamaya indirgenmesi amaçlanmaz; okurun çağrışımlarla yeni anlam ilişkileri kurması beklenir.
İkinci Yeni şairleri serbest ölçü kullanmaları bakımından Garip’le ortaklaşır; fakat şiirin gündelik açıklığı konusunda ondan ayrılır. Nükte ve tekerlemeyi değil, imge yoğunluğunu ve sözcüklerin çok anlamlılığını öne çıkarırlar. Halkı küçümsemek değil, şiir dilini gündelik iletişimin sınırlarından kurtarmak temel iddiadır.
İKİNCİ YENİ ŞAİRLERİ VE ESERLERİ
İlhan Berk ve Turgut Uyar
İlhan Berk, şiir yaşamı boyunca sürekli arayış içinde olmuş; başlangıçtaki toplumcu şiirden soyut ve yoğun imgeli İkinci Yeni estetiğine yönelmiştir. Şiirde anlamın zorunlu bir amaç olmadığını savunur; tarih, coğrafya, kent, beden, mitoloji ve nesneleri geniş bir çağrışım evreninde birleştirir. Güneşi Yakanların Selamı ilk toplumcu dönemle; Galile Denizi, Çivi Yazısı, Otağ, Mısırkalyoniğne, Atlas, Kül, Deniz Eskisi ve Pera sonraki şiiriyle ilişkilidir.
Turgut Uyar, Arz-ı Hâl ve Türkiyem adlı ilk kitaplarında hece ve memleketçi duyarlığın izlerini taşır. Dünyanın En Güzel Arabistanı ile İkinci Yeni’nin kapalı, çağrışımlı ve kent insanının sıkıntılarını işleyen şiirine yönelir. Tütünler Islak, Her Pazartesi, Divan, Toplandılar, Kayayı Delen İncir ve toplu şiirlerini içeren Büyük Saat diğer önemli eserleridir.
Cemal Süreya ve Edip Cansever
Cemal Süreya, İkinci Yeni’nin lirizm ve erotizmi güçlü şairlerindendir. Halk edebiyatını taklit etmek yerine onun ses ve söyleyiş imkânlarını modern şiir içinde dönüştürür; dilin alışılmış düzenini kıran çarpıcı imgeler kurar. Papirüs dergisini çıkarmış, “Folklor Şiire Düşman” yazısıyla folklorun hazır kalıplar hâlinde kullanılmasına karşı çıkmıştır. Üvercinka, Göçebe, Beni Öp Sonra Doğur Beni, Sevda Sözleri, Güz Bitiği ve Sıcak Nal başlıca eserleridir.
Edip Cansever, şiiri düşünce, varoluş soruları, dramatik durum ve farklı kişilerin sesleriyle genişletir. İlk kitaplarındaki Garip etkisinden Yerçekimli Karanfil ile uzaklaşır. Uzun şiirlerinde monolog ve diyaloglardan yararlanır; modern insanın yalnızlığını, iletişimsizliğini ve parçalanmış benliğini sahneye benzer bir yapı içinde işler. İkindi Üstü, Dirlik Düzenlik, Yerçekimli Karanfil, Umutsuzlar Parkı, Petrol, Nerde Antigone, Tragedyalar, Çağrılmayan Yakup ve Ben Ruhi Bey Nasılım önemli eserleridir.
Ece Ayhan, Sezai Karakoç ve Ülkü Tamer
Ece Ayhan, İkinci Yeni’nin en özgün ve kapalı şairlerindendir. Alışılmış tarih anlatısının dışında kalan kişilere, iktidar ve otorite ilişkilerine yönelir; sözdizimini kıran ve uzak çağrışımları bir araya getiren bir şiir dili kurar. Kınar Hanım’ın Denizleri, Bakışsız Bir Kedi Kara, Ortodoksluklar, Devlet ve Tabiat, Yort Savul ve Zambaklı Padişah eserleri arasındadır.
Bu adlandırmalar birbirini dışlayan üç ayrı türü değil, şiirin farklı yönlerini anlatır. “Sivil” şiir, iktidarın ve resmî kültürün dışında bırakılan kişilere ve yaşantılara yönelir; “kara” şiir, karamsarlık, yalnızlık ve ironiyle kurulan dünyayı öne çıkarır; “sıkı” şiir ise sözcük, imge ve düşünce ilişkilerinin yoğun biçimde örülmesini, anlamın ilk okumada hemen açılmamasını belirtir. Örneğin Devlet ve Tabiat‘ta devlet–birey ilişkisi ve toplum sorunlarının görünür olması sivil yönü gösterir. Bakışsız Bir Kedi Kara‘daki yoğun, kendini hemen ele vermeyen düzyazı şiirler sıkı yapıyı örnekler. Karamsar ve ironik anlatım kara niteliği taşır; bu yönler aynı şiirde birlikte bulunabilir.
Sezai Karakoç, İkinci Yeni’nin imge ve dil yeniliklerinden yararlanırken şiirini İslami–metafizik bir dünya görüşüyle kurar. Modern şiirin imkânlarını gelenek, diriliş düşüncesi ve medeniyet bilinciyle birleştirir. Körfez, Şahdamar, Sesler, Hızırla Kırk Saat, Taha’nın Kitabı, Gül Muştusu, Zamana Adanmış Sözler ve Mona Roza başlıca şiirleridir. İkinci Yeni tekniği içindeki yeri ile dinî–metafizik şiir çizgisi birbirini dışlamaz.
Ülkü Tamer, masal, halk anlatısı ve çocukluk dünyasından beslenen özgün imgeler kurar; şiirinde hüzün, ironi ve yalın görünen yoğun bir çağrışım bir aradadır. Soğuk Otların Altında, Gök Onları Yanıltmaz, Ezra ile Gary ve Virgülün Başından Geçenler şiir; Alleben Öyküleri öykü türündedir.
GARİP VE İKİNCİ YENİ’Yİ AYIRMA
İki Hareketin Ortak ve Karşıt Yönleri
Garip ve İkinci Yeni, yerleşik şiir anlayışına tepki göstermeleri, serbest ölçüyü kullanmaları ve şiir dilini yenilemeleri bakımından ortaklaşır. Ancak yeniliğin yönü farklıdır. Garip, şiiri gündelik dile ve geniş okur kitlesine yaklaştırır; İkinci Yeni ise gündelik dilin alışılmış düzenini bozup çağrışım imkânlarını çoğaltır.
Garip’te sıradan insan, küçük olay, açık anlam, mizah ve ironi; İkinci Yeni’de bireyin iç dünyası, kentte yabancılaşma, yoğun imge, soyutlama ve kapalı anlatım öne çıkar. Garip, şairanelik ve söz sanatlarına mesafe koyarken İkinci Yeni imgeyi şiirin merkezine yerleştirir. Her iki anlayışın da serbest şiir yazması, onları aynı poetika hâline getirmez.
| Ölçüt | Garip | İkinci Yeni |
|---|---|---|
| Dil | Gündelik, doğal ve açık | Alışılmış düzeni bozan, çağrışımlı |
| İmge | Geri planda | Şiirin merkezinde |
| İnsan | Sıradan kişi ve gündelik hayat | Bireyin iç dünyası ve yabancılaşma |
| Tavır | Mizah, ironi, nükte | Soyutlama, şaşırtıcı bağdaştırma |
| Biçim | Serbest şiir | Serbest şiir |
Şiir Parçası ve Eser İpuçlarından Sonuca Ulaşma
Papirüs, lirizm ve erotizm Cemal Süreya’yı; dramatik kişiler ve uzun monolog Edip Cansever’i; “sivil–sıkı–kara şiir” Ece Ayhan’ı; kent–coğrafya–nesne evreni İlhan Berk’i; memleketçi başlangıçtan Dünyanın En Güzel Arabistanı‘na geçiş Turgut Uyar’ı; İkinci Yeni tekniğiyle metafizik içerik Sezai Karakoç’u ayırt eder.
Sonraki konu: Cumhuriyet Dönemi Şiiri: Dinî-Metafizik, 1960 Sonrası ve 1980 Sonrası Eğilimler
