AYT İki Dünya Savaşı Arasındaki Dönemde Dünya konu anlatımı kapsamında, 1919–1939 yıllarındaki barış arayışları, siyasal rejimler, 1929 Ekonomik Bunalımı, ideolojiler ve bilim-kültür hayatı neden-sonuç bağlantılarıyla işlenecektir. AYT konu anlatımı arşivinden ulaşabilirsiniz.
I. Dünya Savaşı Sonrasında Yeni Düzen ve Barışı Koruma Çabaları
Paris Barış Düzeninin Temel Çelişkisi
I. Dünya Savaşı; Alman, Rus, Osmanlı ve Avusturya-Macaristan imparatorluklarının dağılmasına, Avrupa haritasında Polonya, Yugoslavya ve Çekoslovakya gibi yeni devletlerin ortaya çıkmasına ve milliyetçiliğin güçlenmesine yol açtı. Barış antlaşmalarında etnik dağılım ile sınırlar tam örtüşmediği için azınlık sorunları doğdu. ABD savaş sonrasında Monroe Doktrini’nin yalnızlık çizgisine dönerken Avrupa düzeninin ağırlığı İngiltere ve Fransa’da kaldı.
Galip devletler hem yeni bir uluslararası düzen kurmak hem de savaş kazançlarını korumak istedi. Paris Barış Konferansı’nda self-determinasyon ve yenilenlerden toprak alınmaması gibi Wilson ilkeleri öne sürülse de uygulamada sömürgeciliğin yerini manda ve himaye, savaş tazminatının yerini tamirat borcu aldı. Böylece barış söylemiyle galiplerin çıkarlarını koruyan antlaşmalar aynı düzen içinde yan yana geldi. Bu çelişki, sisteme karşı revizyonist tepkilerin doğmasına zemin hazırladı.
B) Sömürgeciliğin bütün dünyada kesin olarak sona erdiğini
C) Yenilen devletlerin barış koşullarını tek başına belirlediğini
D) Uluslararası siyasette güç dengesinin önemini yitirdiğini
E) Milletler Cemiyetinin bütün kararları zorla uyguladığını
Milletler Cemiyeti ve Kolektif Güvenlik
Paris’te hazırlanan sözleşmeyle Milletler Cemiyeti 10 Ocak 1920’de Cenevre merkezli olarak kuruldu. Amaç; uyuşmazlıkları iş birliği ve uluslararası hukuk yoluyla çözmek, saldırganlığı ortak tepkiyle caydırmak ve barışı korumaktı. Ancak kurucu fikrin sahibi ABD’nin örgüte katılmaması, Sovyetler Birliği’nin uzun süre dışarıda kalması, büyük devletlerin ağırlığı ve askerî yaptırım mekanizmasının zayıflığı örgütün etkinliğini sınırladı. Japonya’nın Mançurya’ya, İtalya’nın Habeşistan’a saldırısı karşısında caydırıcı sonuç alınamaması bu yapısal açığı görünür kıldı.
B) Kolektif güvenlik ilkesinin inandırıcılığını
C) Sanayi üretiminin artmasını
D) Sömürge devletlerinin ekonomik gücünü
E) Bilimsel gelişmelerin uluslararası niteliğini

Locarno Antlaşması (1925)
Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya, Belçika, Polonya ve Çekoslovakya arasında imzalanan Locarno Antlaşması, Almanya’nın batı sınırları konusunda güvence vermesi ve Fransa-Almanya ilişkilerinin yumuşaması bakımından önemlidir. Almanya yeniden Avrupa diplomasisine kabul edildi ve 1926’da Milletler Cemiyetine üye oldu. Buna karşılık doğu sınırlarının batı sınırları kadar güçlü güvenceye bağlanmaması, Locarno sisteminin sınırlılıklarından biridir.
B) Almanya Avrupa dışına itilmiştir.
C) Almanya’nın uluslararası sisteme yeniden dâhil edilmesi amaçlanmıştır.
D) Milletler Cemiyeti dağılmıştır.
E) Almanya’nın doğu ve batı sınırları aynı ölçüde güvence altına alınmıştır.
Briand-Kellogg Paktı (1928)
ABD ve Fransa’nın girişimiyle başlayan Briand-Kellogg Paktı, 27 Ağustos 1928’de dokuz devletçe imzalandı; Türkiye ve SSCB dâhil çok sayıda ülke daha sonra katıldı. Taraflar saldırı savaşını ulusal politika aracı olarak kullanmamayı ve uyuşmazlıkları barışçı yollarla çözmeyi kabul etti. Pakt savaşı hukuk dışı ilan eden normatif bir adım olsa da ihlale karşı zorlayıcı bir mekanizma kurmadığı için 1930’lardaki saldırganlığı önleyemedi.
B) Savunma savaşlarını da yasaklaması
C) Almanya’yı uluslararası sisteme almaması
D) Norm koymasına rağmen ihlali caydıracak etkin bir yaptırım düzeni kurmaması
E) Milletler Cemiyetinden önce imzalanması
B) Yalnız Almanya’nın güvenliğini amaçlamaları
C) Ekonomik bunalımı devlet müdahalesiyle çözmeleri
D) Bütün sınır sorunlarını ortadan kaldırmaları
E) Savaş sonrası düzeni hukuk, uzlaşma ve iş birliğiyle korumaya çalışmaları
SSCB ve Uzak Doğu’da Yeni Bir Güç Olarak Japonya
Lenin, NEP ve Stalin Dönüşümü
1917 Bolşevik Devrimi’nden sonra iç savaş ve savaş komünizmi üretimi düşürünce Lenin 1921’de Yeni Ekonomi Politikası’nı (NEP) uyguladı. Devlet ağır sanayi, bankacılık ve dış ticaretin denetimini korurken küçük üretim ve sınırlı özel girişime izin verildi. NEP, sosyalist hedeflerden vazgeçiş değil ekonomiyi toparlamak için geçici bir esneklikti. Stalin döneminde ise NEP terk edildi; beş yıllık planlar, hızlı ağır sanayileşme ve tarımda kolektifleştirme öne çıktı. Siyasal iktidar tek merkezde toplandı, muhalefet ve toplumsal hayat yoğun devlet denetimine alındı.
B) Kapitalizme koşulsuz geçildiğini
C) Kolektifleştirmenin tamamlandığını
D) Devletin ekonomiden bütünüyle çekildiğini
E) Sovyet sisteminin 1921’de sona erdiğini
B) Üretim kaynaklarını merkezî planlama altında hızla seferber etmek
C) Tarımsal mülkiyeti tamamen bireyselleştirmek
D) Dış ticareti özel şirketlere bırakmak
E) Siyasi çoğulculuğu güçlendirmek
SSCB’nin Milliyetler Politikası ve Basmacı Hareketi
Bolşevikler başlangıçta ulusların kendi kaderini tayin hakkını ilan etti; ancak merkezî Sovyet yönetimi güçlendikçe bağımsızlık hareketleri bastırıldı. Türkistan’da 1917’den 1931’e kadar aralıklarla süren Basmacı Hareketi, bölgeyi Sovyet egemenliğinden kurtarma amacı taşıdı. Enver Paşa 1921’de harekete katıldı ve 1922’de hayatını kaybetti. Bu örnek, devrimci söylemdeki milliyetlerin özgürlüğü ile uygulamadaki merkezîleşme arasındaki gerilimi gösterir.
B) SSCB’nin manda yönetimini benimsediğine
C) Siyasal söylem ile merkezî yönetim uygulaması arasında çelişki bulunduğuna
D) Basmacıların komünist yönetimi kurmak istediğine
E) Enver Paşa’nın Çarlık Rusyası adına savaştığına
Meiji Restorasyonu’ndan Yayılmacı Japonya’ya
İmparator Mutsuhito 1867’den sonra derebeylikleri kaldırarak merkezî devleti güçlendirdi. Meiji Restorasyonu sırasında Prusya-Alman modelinden anayasa ve ordu, İngiliz modelinden donanma örnek alındı; zorunlu eğitim, çağdaş bankacılık, ağır sanayi, demir-çelik ve gemi yapımı geliştirildi. Japonya’nın Batı kurumlarını seçerek uyarlaması, kültürel kimliği tümüyle terk etmekten çok devlet gücünü artırma hedefi taşıdı. Hızlı sanayileşmenin hammadde ve pazar ihtiyacı, askerî çevrelerin siyasetteki ağırlığıyla birleşince Kore ve Mançurya yönünde yayılmacılık güçlendi.
B) Dış dünyaya kapanmaya
C) Sömürge devletlerin vesayetini kabul etmeye
D) Merkezî, eğitimli ve sanayileşmiş bir güç oluşturmaya
E) Askerî kapasiteyi azaltmaya
B) Mançurya yalnız dinî nedenlerle hedeflenmiştir.
C) Japonya askerî gücünü bütünüyle tasfiye etmiştir.
D) Milletler Cemiyeti Japonya’ya Mançurya’yı vermiştir.
E) Hammadde ve pazar arayışı, askerî yayılmacılığın ekonomik zeminlerinden birini oluşturmuştur.
Orta Doğu’da Manda Yönetimleri ve Yeni Siyasal Yapılar
San Remo Düzeni ve Manda Sisteminin Niteliği
1920 San Remo Konferansında Osmanlı’dan ayrılan Orta Doğu toprakları manda bölgelerine dönüştürüldü. Fransa Suriye ve Lübnan’da; İngiltere Irak, Filistin ve Ürdün’de etkili oldu. Manda, resmî söylemde toplumları kendi kendini yönetecek düzeye ulaştırma görevi olarak sunuldu; uygulamada ise Milletler Cemiyeti adına yürütülen yeni bir siyasal-ekonomik denetim biçimiydi. Süveyş Kanalı’nın Uzak Doğu yollarındaki önemi ve bölgenin petrol kaynakları, İngiltere açısından Orta Doğu’yu stratejik hâle getirdi.
B) Bölgedeki bütün devletlerin aynı anda tam bağımsız olduğunu
C) Milletler Cemiyetinin büyük devletleri bölgeden çıkardığını
D) San Remo’nun self-determinasyonu eksiksiz uyguladığını
E) Orta Doğu’nun stratejik önemini yitirdiğini
İngiltere’nin Irak, Filistin ve Ürdün Politikası
İngiltere, Mekke Emiri Şerif Hüseyin’in oğlu Faysal’ı Irak kralı yaparak kendi çıkarlarıyla uyumlu bir monarşi kurmaya çalıştı. Irak 1930 antlaşmasıyla bağımsızlık yoluna girdi; fakat İngiliz askerî ve siyasal etkisi sürdü. Ürdün’de Şerif Hüseyin’in diğer oğlu Abdullah’ın yönetimi desteklendi. Filistin İngiliz mandasında kaldı ve çelişen ulusal talepler gelecekteki çatışmaların zeminini büyüttü. Mısır’ın bağımsızlığı 1922’de tanınsa da Süveyş ve savunma konularındaki İngiliz etkisi tam egemenliği sınırladı.
B) Dolaylı yönetim araçlarıyla stratejik denetimin devam ettirilebildiğini
C) Bölgenin bütün petrol kaynaklarının millîleştirildiğini
D) İngiltere’nin Süveyş yolundan vazgeçtiğini
E) Milletler Cemiyetinin ulusal monarşileri yasakladığını
Fransa’nın Suriye ve Lübnan Politikası
Fransa, Suriye Krallığı’nı sona erdirerek bölgeyi askerî ve idarî denetime aldı; Lübnan’ı ayrı bir siyasal yapı hâlinde genişletti. Millî direnişler ve yönetim maliyeti arttıkça Lübnan’da 1926, Suriye’de 1930 anayasal-bağımsızlık süreçleri başladı; ancak Fransız askerî varlığının tamamen çekilmesi II. Dünya Savaşı sonrasını buldu. Bu nedenle “bağımsızlığın kabulü” ile “fiilî dış denetimin sona ermesi” aynı tarih değildir.
B) Milliyetçilik ile sosyalizmin
C) Hukukî statü değişikliği ile fiilî egemenliğin
D) Monarşi ile cumhuriyetin
E) İthalat ile ihracatın
Suudi Arabistan’ın Kuruluşu
Necd Emiri Abdülaziz İbn Suud, Şerif Hüseyin’i yenerek Hicaz ve Necd’i yönetimi altında birleştirdi; 1932’de Suudi Arabistan Krallığı kuruldu. Petrol imtiyazlarının Amerikan şirketlerine verilmesi, bölgede yalnız İngiltere ve Fransa’nın değil ABD’nin de ekonomik etkisini artırdı. Böylece yerel hanedan mücadelesi, petrol ve büyük güç rekabeti aynı siyasal dönüşümde birleşti.
B) İngiltere’nin bütün bölgede tek güç kaldığına
C) Petrolün siyasal önemini yitirdiğine
D) Yeni devletleşme süreçlerinin büyük güçlerin ekonomik rekabetiyle iç içe geçtiğine
E) Manda sisteminin bütün Arap Yarımadası’nı aynı biçimde yönettiğine
I. eski Osmanlı topraklarında yeni sınırlar ve yönetimler oluşmuştur.
II. petrol ve ulaşım yolları büyük güç rekabetini artırmıştır.
III. manda yönetimleri bütün etnik ve ulusal sorunları kalıcı olarak çözmüştür.
yargılarından hangilerine ulaşılabilir?
B) Yalnız II
C) Yalnız III
D) I ve III
E) I ve II
1929 Dünya Ekonomik Bunalımı
Bunalım Öncesi Kırılganlıklar
I. Dünya Savaşı ABD’yi Avrupa’nın alacaklısı hâline getirdi. Avrupa devletleri savaş ve yeniden yapılanma borçlarını, Almanya ise tamirat borçlarını ödemekte zorlandı. ABD’de şirketlerin holdingler altında tekelleşmesi, bankacılık sisteminin denetimsizliği, kolay krediyle hisse senedi alınması ve üretim artışının gerçek talebi aşması ekonomik yapıyı kırılganlaştırdı. “Kükreyen Yirmiler”in iyimserliği borsa değerlerini şirketlerin gerçek kazançlarından kopardı. İngiliz sterlininin aşırı değerlenmesi ve uluslararası ödeme zincirinin ABD kredilerine bağımlılığı da küresel riski artırdı.
B) Dünya ticaretinin ABD’den bağımsızlaşmasını
C) Altın standardının bütün ülkelerde kaldırılmasını
D) SSCB’nin serbest piyasa sistemine geçmesini
E) Tarımsal üretimin bütünüyle durmasını
Kara Perşembe ve Finansal Çöküşün Yayılması
Hisse satışlarının hızlanmasıyla New York Borsası 24 Ekim 1929’da büyük çöküş yaşadı; bu gün Kara Perşembe olarak anıldı. Borsa kaybı, hisse alımlarını krediyle finanse eden yatırımcıları ve alacaklı bankaları aynı anda vurdu. Banka iflasları krediyi daralttı; kredi bulamayan işletmeler üretimi kıstı veya kapandı. İşsizlik yükselince tüketim daha da azaldı. Böylece finans piyasasındaki şok reel ekonomiye domino etkisi ile aktarıldı.

B) Banka zararları → kredi daralması → işletme kapanmaları
C) Vergi indirimi → kamu harcaması → tam istihdam
D) Tarım fiyatı artışı → göç azalması → sanayi büyümesi
E) Para arzı artışı → dış borçların silinmesi → refah
Küresel Sonuçlar ve Korumacılık Sarmalı
Bunalım milyonlarca kişinin işsiz kalmasına, banka ve fabrika iflaslarına, tarım ürünleri ile hammadde fiyatlarının düşmesine, inşaat ve madenciliğin gerilemesine yol açtı. Devletler iç piyasayı korumak için gümrük duvarlarını yükseltti ve ithalatı sınırladı. Fakat bir ülkenin ithalatı diğerinin ihracatı olduğundan, eş zamanlı korumacılık dünya ticaretini daha da daralttı. Ekonomik güvensizlik liberal demokrasilere duyulan güveni aşındırdı; radikal ve otoriter hareketler işsizlik, yoksulluk ve toplumsal öfkeden yararlandı. Planlı ekonomisi ve dışa görece kapalı yapısı nedeniyle SSCB krizden kapitalist sanayi ülkelerine göre daha az doğrudan etkilendi.
B) Bankaların sermayesini otomatik olarak güçlendirdiği için
C) Her ülkenin ihracat pazarını daraltarak dünya ticaretini küçülttüğü için
D) İşsizliği hemen ortadan kaldırdığı için
E) Uluslararası kredileri ucuzlattığı için
B) Dünya borsalarının merkezini yönetmesiyle
C) Dış borçlarının ABD tarafından silinmesiyle
D) Merkezî planlama ve dünya piyasalarına sınırlı eklemlenmeyle
E) Korumacılığı reddetmesiyle
New Deal ve Türkiye’nin Tepkileri
ABD Başkanı Franklin D. Roosevelt 1933’ten itibaren New Deal politikalarıyla bankacılığı düzenlemeye, kamu yatırımlarıyla istihdam yaratmaya, sosyal güvenliği genişletmeye ve toplam talebi canlandırmaya çalıştı. Bu yaklaşım klasik “devlet ekonomiye mümkün olduğunca az karışmalıdır” düşüncesinden belirgin bir sapmaydı. Türkiye ise ithalatı sınırladı, gümrükleri yükseltti, yerli malı ve tasarrufu teşvik etti, Millî İktisat ve Tasarruf Cemiyetini destekledi ve karşılıklı mal takasına dayalı kliring sistemini kullandı. Bunalım, Türkiye’de devletçi-korumacı sanayileşme yönelimini güçlendirdi.
B) Tarımda kolektifleştirmeyi
C) Altın üretimindeki artışı
D) Sanayinin aşırı iş gücü talebini
E) İşsizlik → gelir kaybı → talep daralması döngüsünü
Görsel Belge Yorumu: Bunalımın Aşamaları

Görselde R belgesindeki iki gelişmenin S belgesindeki sonuçlara dönüşmesinde aşağıdaki ara mekanizmalardan hangisi etkilidir?
B) Kredi bulamayan işletmelerin üretimi ve istihdamı azaltması
C) İthalatın dünya çapında artması
D) Devlet harcamalarının kendiliğinden çoğalması
E) Tarım fiyatlarının kalıcı biçimde yükselmesi

Görselde T belgesinin temsil ettiği yaklaşım klasik liberal ekonomi anlayışında hangi değişime işaret eder?
B) Dış ticaretin sona erdirilmesine
C) Devletin ekonomik daralmayı gidermek için etkin müdahale üstlenmesine
D) Bütün bankaların işçilere devredilmesine
E) Tarımsal üretimin zorla kolektifleştirilmesine
İdeolojiler ve Totaliter Rejimlerin Yükselişi
Liberalizm, Kapitalizm, Sosyalizm ve Komünizm
Liberalizm; temel haklar, hukukun üstünlüğü, güçler ayrılığı, temsil, serbest seçim ve bireysel özgürlüğü savunan siyasal-fikrî çerçevedir. Kapitalizm özel mülkiyet, sermaye, rekabet, kâr ve piyasa mekanizmasına dayanan ekonomik sistemdir. Sosyalizm, üretim araçları üzerindeki toplumsal mülkiyet ve eşitsizliğin azaltılması fikrini öne çıkaran geniş ideoloji ailesidir. Komünizm ise Marx ve Engels’in teorisi çerçevesinde sınıfsız ve ortak mülkiyetçi toplum hedefini ileri sürmüş; 1917’den sonra Lenin önderliğinde devlet pratiğine dönüşmüştür.
| Akım | Odak | Ayırt edici kavramlar |
|---|---|---|
| Liberalizm | Siyasal ve bireysel özgürlük | Hukukun üstünlüğü, temsil, seçim |
| Kapitalizm | Ekonomik örgütlenme | Özel mülkiyet, rekabet, kâr |
| Sosyalizm | Eşitsizlik ve mülkiyet eleştirisi | Toplumsal mülkiyet, sosyal adalet |
| Komünizm | Sınıfsız toplum hedefi | Ortak mülkiyet, devrimci dönüşüm |
B) Nazizm – Sosyalizm
C) Komünizm – Liberalizm
D) Liberalizm – Kapitalizm
E) Kapitalizm – Faşizm
B) Sosyalizm yalnız dış politika, komünizm yalnız sanat akımıdır.
C) Komünizm liberalizmin piyasa kanadıdır.
D) Aralarında tarihsel ve düşünsel bağ yoktur.
E) Sosyalizm geniş bir eşitlik ve toplumsal mülkiyet geleneği, komünizm bunun sınıfsız toplum ve ortak mülkiyet hedefini keskinleştiren koludur.
İtalya’da Faşizm
İtalya savaşın galipleri arasında bulunmasına rağmen beklediği toprak ve sömürge kazançlarını elde edemediğini düşündü. Ekonomik sıkıntı, işsizlik, grevler ve komünizm korkusu Mussolini’nin Faşist Partisini güçlendirdi. Kara Gömleklilerin Roma Yürüyüşü sonrasında Kral, Mussolini’yi 30 Ekim 1922’de başbakan atadı. Zamanla diğer partiler ve özgür sendikalar tasfiye edildi; 1927 Korporatif İş Yasası ile işçi ve işveren örgütleri devlet denetimindeki korporasyonlara bağlandı. Faşizm bireyi devlete tabi kıldı, lider kültünü ve militarizmi yüceltti; “Mare Nostrum” söylemiyle Akdeniz’de Roma mirasına dayalı yayılmacılık benimsendi.
B) İşçi sınıfına bağımsız siyasi iktidar verme
C) Serbest sendikal rekabeti genişletme
D) Devleti ekonomiden çekme
E) Çok partili sistemi güvence altına alma
Almanya’da Nazizm
Versay’ın ağır koşulları, Weimar Cumhuriyeti’nin siyasal istikrarsızlığı, hiperenflasyon ve 1929 Bunalımı Nazi Partisinin kitle desteğini artırdı. Adolf Hitler 1933’te başbakan olduktan sonra tek parti diktatörlüğü kurdu. Gestapo ve toplama kampları baskı aracı, eğitim ve propaganda kitleleri biçimlendirme aracı hâline geldi. Nazizm, faşizmin otoriter-militarist özelliklerine ek olarak Alman ırkının üstünlüğü ve antisemitizmi merkezîleştirdi. Dış politikada Versay’ın kaldırılması, bütün Almanların birleştirilmesi ve doğuda Hayat Sahası elde edilmesi hedeflendi.
B) Ulusal aşağılanma algısı ile sosyoekonomik güvensizlik, radikal hareketlerin kitle tabanını genişletebilir.
C) Nazizm yalnız bilimsel gelişmelerin sonucudur.
D) Weimar yönetimi Versay’ı hazırlayan galip devlettir.
E) Hitler 1929’dan önce bütün Avrupa’yı yönetmiştir.
B) Silahsızlanmayı tek taraflı sürdürme
C) Irkçı milliyetçiliğe dayalı revizyonizm ve yayılmacılık
D) Sömürgeleri bağımsızlaştırma
E) Milletler Cemiyetinin yaptırım gücünü artırma
İspanya İç Savaşı ve Militarist Japonya
İspanya’da 1936-1939 arasında Cumhuriyetçiler ile General Franco önderliğindeki Milliyetçiler savaştı. Almanya ve İtalya Milliyetçilere, SSCB Cumhuriyetçilere destek verirken Batılı demokrasiler geniş ölçüde müdahalesiz kaldı. Franco’nun zaferi otoriter yönetimi kurdu; çatışma aynı zamanda Avrupa’daki ideolojik kutuplaşmanın deneme alanı oldu. Japonya’da ise ordu siyaset üzerindeki etkisini artırdı; Mançurya’nın işgali ve Asya’da genişleme, Milletler Cemiyetinin yaptırım zayıflığını açığa çıkardı.
Görsel Belge Yorumu: Rejim Dosyaları

Görselde K ve M dosyalarındaki uygulamalar karşılaştırıldığında ortak sonuç aşağıdakilerden hangisidir?
B) Üretim ve emek ilişkileri üzerinde devlet denetiminin artması
C) Çok partili sistemin kurulması
D) Sendikaların devletten tamamen bağımsızlaşması
E) Dışa açık liberal ekonomiye geçilmesi

Görselde L ve N dosyalarını Milletler Cemiyetinin zayıflığıyla ilişkilendiren ortak nokta aşağıdakilerden hangisidir?
B) Kollektif tarımı birlikte uygulamaları
C) Yayılmacı hedeflerin uluslararası düzeni ve mevcut sınırları tehdit etmesi
D) New Deal programına katılmaları
E) Saldırı savaşını etkili biçimde yasaklamaları

Görseldeki dört dosyanın tümünde doğrudan ya da dolaylı biçimde gözlenen ortak eğilim aşağıdakilerden hangisidir?
B) Uluslararası barış örgütlerinin güçlenmesi
C) Ekonomik ve siyasal kararların yerel yönetimlere devredilmesi
D) Devlet veya askerî bürokrasinin toplum ve dış politika üzerindeki ağırlığının artması
E) Sömürgecilikten bütünüyle vazgeçilmesi
Bilim, Teknoloji, Toplum ve Sanat
Tıp, Fizik ve Teknolojik Gündelik Hayat
İki savaş arası yıllarda Albert Einstein’ın görelilik çalışmaları modern fiziği dönüştürdü; baskı ortamı nedeniyle Almanya’dan ayrılan bilim insanları bilginin uluslararası dolaşımını hızlandırdı. Alexander Fleming 1928’de penisilini keşfederek antibiyotik çağının yolunu açtı; BCG aşısı tüberkülozla mücadelede kullanıldı, insülinin elde edilmesi şeker hastalığının tedavisini değiştirdi. C vitamini araştırmaları, elektron mikroskobu, DDT’nin böcek ilacı olarak kullanılması ve organ nakli denemeleri tıp-biyoloji alanındaki dönüşümü genişletti. Elektrik ve petrolün gündelik hayata girmesi; otomobil, yolcu uçağı ve radyo kullanımının yayılması zaman-mekân algısını değiştirdi.
B) Toplumların dış dünyaya tamamen kapanması
C) Kitle iletişiminin ortadan kalkması
D) Bilimin yalnız tek bir devletin tekelinde kalması
E) Ulaşım teknolojisinin gerilemesi
Kitle İletişimi, Mimari ve Popüler Kültür
Radyo “konuşan basın” dönemini başlatarak haber, reklam, müzik ve propaganda mesajlarını aynı anda geniş kitlelere ulaştırdı. Sinema ve çizgi film endüstrisi büyüdü; Charlie Chaplin’in Modern Zamanlar ve Büyük Diktatör filmleri modern fabrika düzeni ile diktatörlük eleştirilerini perdeye taşıdı. Caz ABD’den Avrupa’ya yayıldı. Şehirleşme hızlanırken Empire State Building gibi gökdelenler modern ekonomik gücün simgesi oldu; Bauhaus işlevsellik, yalın geometrik tasarım ve sanat-zanaat-teknoloji birlikteliğiyle mimariyi etkiledi.

Sürrealizm, Dışavurumculuk ve Yeni Düşünce Akımları
Savaşın yıkımı, geleneksel akıl ve ilerleme anlayışına duyulan güveni sarstı. Sürrealizm bilinç dışı, düş ve beklenmedik çağrışımlara yöneldi; Salvador Dalí, Max Ernst ve Joan Miró öne çıktı. Dışavurumculuk dış gerçekliği aynen kopyalamaktan çok sanatçının kaygı ve duygusunu çarpıtılmış biçimlerle görünür kıldı. Dadaizm yerleşik sanat ve burjuva değerlerine radikal tepki gösterdi. Picasso’nun Guernica‘sı İspanya İç Savaşı’ndaki bombardımanın yıkımını, John Steinbeck’in Gazap Üzümleri ise ekonomik bunalımın toplumsal sonuçlarını sanatın diliyle yansıttı. Felsefede varoluşçuluk, sosyal bilimlerde psikoloji önem kazandı. Tarih yazıcılığı da yalnız hükümdar ve savaşlardan yerel, sosyal, ekonomik ve medeniyet konularına doğru genişledi.
B) Kitle iletişim araçlarının yasaklanması
C) Bilimsel araştırmaların bütünüyle durması
D) Geleneksel kesinliklerin savaş ve kriz deneyimiyle sorgulanması
E) Ekonomik refahın bütün toplumlarda eşitlenmesi
1919-1939 Döneminin Bütüncül Okuması
Barış Düzeninden Sistem Krizine
Dönemin temel gerilimi üç aşamada okunabilir. Birincisi, Paris düzeninin eşitsiz ve cezalandırıcı hükümleri revizyonist hoşnutsuzluk üretti. İkincisi, 1929 Bunalımı işsizlik ve güvensizlik yaratarak liberal demokrasilerin toplumsal desteğini zayıflattı. Üçüncüsü, Milletler Cemiyeti ve savaş karşıtı paktlar etkili yaptırımdan yoksun kalınca Almanya, İtalya ve Japonya’nın yayılmacılığı cesaret kazandı. Buna karşılık bilim, tıp, iletişim ve sanat alanındaki yenilikler modern toplumun dönüşümünü hızlandırdı. Dolayısıyla iki savaş arası dönem yalnız “savaşa hazırlık” değil; siyasal kriz ile kültürel-teknolojik dinamizmin aynı anda yaşandığı çelişkili bir çağdır.
| Alan | Başlangıç koşulu | Dönüştürücü süreç | Sonuç |
|---|---|---|---|
| Uluslararası düzen | Paris antlaşmaları | Zayıf kolektif güvenlik | Revizyonizmin güçlenmesi |
| Ekonomi | Kredi ve spekülasyon | 1929 çöküşü | İşsizlik, korumacılık, devlet müdahalesi |
| Siyaset | Toplumsal güvensizlik | Propaganda ve tek parti | Totaliter/otoriter rejimler |
| Toplum-kültür | Kentleşme ve teknoloji | Radyo, sinema, bilim ve sanat | Kitle kültürü ve yeni düşünce akımları |
I. ekonomik bunalım siyasal radikalleşmeyi beslemiştir.
II. barışı koruma girişimlerinin yaptırım zayıflığı saldırganlığı caydırmada yetersiz kalmıştır.
III. siyasal krizler bilim, iletişim ve sanat alanındaki bütün gelişmeleri durdurmuştur.
yargılarından hangilerine ulaşılabilir?
B) Yalnız II
C) Yalnız III
D) I ve III
E) I ve II
Önceki Konu: Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası
Sonraki Konu: II. Dünya Savaşı ve Türkiye
