AYT II. DÜNYA SAVAŞI VE TÜRKİYE

0
20
AYT II. Dünya Savaşı ve Türkiye konu anlatımı kapak görseli

AYT II. Dünya Savaşı ve Türkiye konu anlatımı kapsamında savaşın nedenleri, cepheleri, diplomatik konferansları, sonuçları ve Türkiye’nin izlediği denge politikası neden-sonuç bağlantılarıyla işlenecektir.
AYT tarih konularının tamamına AYT konu anlatımı arşivinden ulaşabilirsiniz.

Savaşın Eşiğindeki Dünya ve II. Dünya Savaşı’nın Başlaması

Savaşın Yapısal Nedenleri

II. Dünya Savaşı tek bir olayın değil, I. Dünya Savaşı sonrasında kurulan düzenin uzun süre biriktirdiği sorunların sonucudur. Versay Antlaşması Almanya’yı askerî, ekonomik ve siyasi bakımdan sınırlandırmış; Alman kamuoyunda “haksız barış” duygusunu beslemiştir. İtalya ve Japonya ise galipler arasında bulunmalarına rağmen bekledikleri nüfuz alanlarını elde edemediklerini düşünmüşlerdir. Böylece Almanya, İtalya ve Japonya mevcut sınırları ve güç dağılımını değiştirmek isteyen revizyonist devletler hâline gelmiştir.

1929 Dünya Ekonomik Bunalımı işsizliği, yoksullaşmayı ve siyasal güvensizliği artırarak totaliter hareketlerin tabanını genişletti. Nazi Almanyası’nın Hayat Sahası, Faşist İtalya’nın yeni Roma İmparatorluğu ve Japonya’nın Doğu Asya’da üstünlük hedefi ekonomik ihtiyaçlarla saldırgan milliyetçiliği birleştirdi. Milletler Cemiyetinin yaptırım gücünün zayıflığı, ABD’nin uzun süre Avrupa sorunlarından uzak durması ve İngiltere ile Fransa’nın savaşı geciktirmek için izlediği yatıştırma politikası saldırgan devletlerin risk alma isteğini artırdı.

Versay düzeni, 1929 Bunalımı, revizyonizm, totaliter rejimler, yatıştırma ve silahlanmayı II. Dünya Savaşı'nın nedenleri olarak gösteren şema
Örnek - 1

Versay düzenine duyulan tepki, 1929 Bunalımı ve totaliter rejimlerin yükselişi birlikte değerlendirildiğinde II. Dünya Savaşı’nın çıkışıyla ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılır?

A) Yalnız ekonomik rekabetin belirleyici olduğuna
B) Savaşın birbirini besleyen siyasi, ekonomik ve ideolojik etkenlerin ürünü olduğuna
C) Galip devletlerin tümünün statükoyu değiştirmek istediğine
D) Milletler Cemiyetinin saldırganlığı etkili biçimde durdurduğuna
E) 1929 Bunalımı’nın demokratik rejimleri her yerde güçlendirdiğine

Versay’ın yarattığı siyasal hoşnutsuzluk, ekonomik bunalımın toplumsal etkileri ve totaliter ideolojilerin yayılmacılığı aynı süreçte birleşmiştir. Bu nedenle savaş çok nedenli bir sistem krizidir.

Cevap: B

Örnek - 2

Milletler Cemiyetinin Mançurya ve Habeşistan işgallerine karşı etkisiz kalması, Almanya’nın hangi beklentisini güçlendirmiştir?

A) Sınır değişikliklerinin mutlaka ortak askerî müdahaleyle karşılaşacağı
B) ABD’nin Avrupa’da tek başına savaş başlatacağı
C) Revizyonist girişimlerin sınırlı bir uluslararası maliyetle sürdürülebileceği
D) Versay hükümlerinin bütün devletlerce gönüllü olarak kaldırılacağı
E) İtalya ile Japonya’nın statükocu bloka katılacağı

Yaptırım uygulanamaması kolektif güvenliğin caydırıcılığını zayıflattı. Almanya, diğer revizyonist devletlerin cezasız kalan girişimlerinden mevcut düzenin kararlı biçimde savunulmadığı sonucunu çıkarabildi.

Cevap: C

Yatıştırma Politikası ve Savaş Öncesi Genişleme

Hitler 1936’da Ren Bölgesi’ni yeniden silahlandırdı, Mart 1938’de Avusturya’yı Almanya’ya kattı (Anschluss) ve Çekoslovakya’nın Alman nüfuslu Südet bölgesini istedi. Eylül 1938 Münih Konferansı’nda İngiltere ve Fransa, savaşın önleneceği umuduyla Südetlerin Almanya’ya bırakılmasını kabul etti. Ancak Almanya Mart 1939’da Çekoslovakya’nın geri kalanını da denetimine alınca taleplerin yalnız Alman nüfusunu birleştirmekle sınırlı olmadığı ortaya çıktı.

İtalya’nın Habeşistan ve Arnavutluk’a, Japonya’nın Mançurya ve Çin’e yönelmesi farklı coğrafyalardaki saldırganlığın ortak bir sistem sorununa dönüştüğünü gösterir. Almanya ile İtalya Mihver çizgisinde yakınlaşırken Japonya da Anti-Komintern Paktı’yla bu bloka yaklaştı. İngiltere, Fransa, SSCB ve daha sonra ABD ise savaşın farklı aşamalarında Müttefik cephesinin temel güçleri oldu.

Dikkat

Yatıştırma politikası saldırganlığı onaylama amacıyla değil, yeni bir genel savaşı önleme ve hazırlanmak için zaman kazanma düşüncesiyle izlendi. Ancak verilen ödünler Almanya’nın taleplerini sınırlandırmadığı için politikanın fiilî sonucu caydırıcılığın aşınması oldu.

Örnek - 3

Münih Konferansı’nda Südetlerin Almanya’ya bırakılmasına rağmen Almanya’nın kısa süre sonra Çekoslovakya’nın geri kalanını işgal etmesi aşağıdakilerden hangisini kanıtlamaya daha elverişlidir?

A) Almanya’nın yalnız self-determinasyon ilkesini uyguladığını
B) Yatıştırma politikasının revizyonist talepleri kalıcı biçimde sınırlayamadığını
C) SSCB’nin Mihver Devletleri arasına katıldığını
D) Fransa’nın Versay düzeninden çekildiğini
E) Çekoslovakya’nın Almanya’ya savaş ilan ettiğini

Südet talebi Alman nüfusu gerekçesiyle savunulmuştu. Geri kalan toprakların da işgal edilmesi, yayılmacılığın etnik birleşme iddiasını aştığını ve ödünün yeni talepleri durdurmadığını gösterir.

Cevap: B

Örnek - 4

Japonya’nın Mançurya’ya, İtalya’nın Habeşistan’a ve Almanya’nın Orta Avrupa’ya yönelmesi aşağıdaki ortak hedeflerden hangisiyle açıklanabilir?

A) Mevcut güç dağılımını koruma
B) Ulusal silahlanmayı sınırlandırma
C) Sömürgeleri karşılıksız bağımsızlaştırma
D) Hammadde, pazar ve stratejik alanlar kazanarak statükoyu değiştirme
E) Milletler Cemiyetinin merkezî otoritesini güçlendirme

Üç devletin coğrafi hedefleri farklıydı; fakat ortak nitelikleri mevcut sınır ve nüfuz düzeninden hoşnutsuz olmaları, ekonomik-stratejik alan kazanmak istemeleri ve bunu askerî güçle gerçekleştirmeleriydi.

Cevap: D

Alman-Sovyet Saldırmazlık Paktı ve Polonya’nın İşgali

Almanya’nın son önemli hedefi, Versay düzeniyle Polonya’ya bırakılan ve Doğu Prusya’yı Almanya’dan ayıran Danzig Koridoru’ydu. Almanya iki cepheli savaştan kaçınmak, SSCB ise hazırlanmak ve batı sınırında güvenlik alanı kazanmak amacıyla 23 Ağustos 1939’da Alman-Sovyet Saldırmazlık Paktı’nı imzaladı. Gizli protokoller Doğu Avrupa’da nüfuz alanları öngörüyordu.

Almanya 1 Eylül 1939’da Polonya’yı işgal etti. İngiltere ve Fransa 3 Eylül’de Almanya’ya savaş ilan edince Avrupa savaşı başladı. SSCB de doğudan Polonya’ya girdi. Pakt ideolojik yakınlık anlamına gelmiyor; tarafların kısa vadeli güvenlik ve zaman kazanma hesaplarını yansıtıyordu. Almanya’nın 1941’de SSCB’ye saldırması bu geçici çıkar birlikteliğini sona erdirdi.

Örnek - 5

Nazi Almanyası ile SSCB’nin ideolojik karşıtlığa rağmen 1939’da saldırmazlık paktı imzalaması aşağıdaki kavramlardan hangisine örnektir?

A) Dış politikada kısa vadeli güvenlik çıkarlarının ideolojik ayrılıkların önüne geçebilmesine
B) İki devletin ortak bir siyasal rejime geçmesine
C) Kolektif güvenliğin tam olarak işlemesine
D) Almanya’nın bütün yayılmacı hedeflerinden vazgeçmesine
E) SSCB’nin Mihver Devletlerine kalıcı biçimde katılmasına

Pakt, Almanya’ya iki cepheli savaşı erteleme; SSCB’ye ise zaman ve tampon alan kazanma imkânı verdi. Taraflar ideolojik olarak yakınlaşmadı ve anlaşma 1941’de bozuldu.

Cevap: A

Örnek - 6

İngiltere ile Fransa’nın Anschluss ve Südet krizlerinde savaşa girmeyip Polonya’nın işgalinden sonra Almanya’ya savaş ilan etmeleri, politikalarında hangi değişimi gösterir?

A) Revizyonizmi desteklemekten sömürgeciliğe geçtiklerini
B) Avrupa sorunlarından bütünüyle çekildiklerini
C) Ödün yoluyla savaşı önleme çizgisinden askerî caydırıcılığa geçtiklerini
D) SSCB’ye savaş ilan ettiklerini
E) Mihver ittifakına katıldıklarını

Çekoslovakya’nın bütünüyle işgali, Alman taleplerinin sınırsızlığını gösterdi. Polonya garantisi ve ardından savaş ilanı, yatıştırmanın terk edilerek sınır değişikliklerine askerî karşılık verilmesi anlamına gelir.

Cevap: C

Mihver Üstünlüğünden Müttefik Taarruzuna: Cepheler ve Dönüm Noktaları

Yıldırım Savaşı, Fransa’nın Düşüşü ve Britanya Savaşı

Almanya Polonya’da uçak, tank ve motorize birliklerin eş güdümüne dayanan Yıldırım Savaşı yöntemini kullandı. Danimarka ve Norveç’in ardından Belçika ve Hollanda üzerinden Fransa’ya ilerledi; Maginot Hattı çevresinden dolaşıldığı için Fransa Haziran 1940’ta yenildi. Ülkenin kuzeyi işgal edilirken güneyde Almanya’yla iş birliği yapan Vichy yönetimi kuruldu.

Almanya Britanya’yı teslim olmaya zorlamak için hava üstünlüğü kazanmaya çalıştı. Ancak İngiliz radar sistemi, hava savunması ve toplumun direnci Britanya Savaşı’nda Alman planını durdurdu. Böylece Almanya Batı Avrupa’da kesin bir sonuç alamadan doğuya ve Akdeniz’e yöneldi.

Örnek - 7

Almanya’nın Maginot Hattı’na doğrudan yüklenmek yerine Belçika üzerinden Fransa’ya girmesi, Yıldırım Savaşı’nın hangi özelliğini gösterir?

A) Sabit savunma hatlarına dayandığını
B) Hız, sürpriz ve hareketli birliklerle savunmanın zayıf noktasını aşmayı amaçladığını
C) Deniz ablukasını temel aldığını
D) Uzun süreli siper savaşını benimsediğini
E) Hava kuvvetlerini kullanmadığını

Yıldırım Savaşı, cepheyi uzun süre aşındırmak yerine hız ve eş güdümle düşmanın karar merkezini felce uğratmayı amaçladı. Maginot’nun dolanılması bu hareketli savaş anlayışının örneğidir.

Cevap: B

Örnek - 8

Britanya Savaşı’nda Alman hava saldırılarının İngiltere’yi teslim olmaya zorlayamaması hangi sonucu doğurmuştur?

A) Almanya’nın Britanya’yı işgal planının ertelenmesini
B) ABD’nin savaştan çekilmesini
C) SSCB’nin Almanya’ya teslim olmasını
D) Fransa’nın yeniden savaşa girmesini
E) İtalya’nın Kuzey Afrika’dan çekilmesini

Deniz aşırı bir çıkarma için gerekli hava üstünlüğü kurulamadı. Bu nedenle Britanya işgali gerçekleşmedi ve Almanya’nın Batı Cephesi’ndeki hızlı zafer zinciri kesildi.

Cevap: A

Doğu Cephesi: Barbarossa’dan Stalingrad’a

Almanya 22 Haziran 1941’de Barbarossa Harekâtı’yla SSCB’ye saldırdı. Hedef, Sovyet devletini kısa sürede çökertmek; Ukrayna’nın tarımsal kaynaklarını, Kafkas petrollerini ve doğuda “Hayat Sahası”nı ele geçirmekti. İlk ilerleme hızlı oldu; fakat geniş coğrafya, uzayan ikmal hatları, Sovyet insan ve sanayi kapasitesi ile sert kış Alman ordusunun hızını kesti.

1942–1943 Stalingrad Muharebesi’nde Alman 6. Ordusunun teslim olması, Mihverin doğudaki ilerlemesini tersine çevirdi. SSCB bundan sonra stratejik inisiyatifi ele alarak batıya doğru ilerledi. Doğu Cephesi Almanya’nın askerî kaynaklarının büyük bölümünü tüketti.

Örnek - 9

Barbarossa Harekâtı’nın başarısızlığında Sovyet sanayisinin doğuya taşınması, geniş coğrafya ve Alman ikmal hatlarının uzaması birlikte değerlendirildiğinde hangi faktör öne çıkar?

A) Yalnız diplomatik yalnızlık
B) Askerî harekâtın ekonomik ve lojistik kapasiteden bağımsız yürütülebilmesi
C) Coğrafya, üretim ve ikmal unsurlarının savaşın sonucunu belirlemesi
D) Almanya’nın deniz gücünün üstünlüğü
E) SSCB’nin hiçbir kayıp vermemesi

Hızlı saldırının sürdürülebilmesi yakıt, mühimmat, ulaşım ve üretim kapasitesine bağlıydı. SSCB’nin derinliği ve sanayiyi koruması, Almanya’nın kısa savaş hesabını bozdu.

Cevap: C

Örnek - 10

Stalingrad’ın “dönüm noktası” sayılmasında aşağıdakilerden hangisi en belirleyicidir?

A) Almanya’nın SSCB ile kalıcı barış yapması
B) Alman ilerleyişinin durması ve stratejik inisiyatifin Sovyetlere geçmesi
C) Japonya’nın Pearl Harbor’a saldırması
D) İtalya’nın savaşa ilk kez katılması
E) Fransa’nın işgal edilmesi

Dönüm noktası, yalnız büyük kayıp verilen savaş demek değildir; savaşın genel yönünü değiştiren olaydır. Stalingrad sonrasında Almanya doğuda savunmaya çekilirken Sovyet ilerleyişi başladı.

Cevap: B

Kuzey Afrika Cephesi ve El Alameyn

Kuzey Afrika; Süveyş Kanalı, Akdeniz ulaşımı ve Orta Doğu petrollerine yakınlığı nedeniyle stratejik öneme sahipti. İtalya’nın başarısızlığı üzerine Almanya, Rommel komutasındaki Afrika Kolordusunu bölgeye gönderdi. Mihver kuvvetleri Mısır’a yaklaşsa da ikmal güçlükleriyle karşılaştı.

1942 El Alameyn Muharebesi’nde İngiliz kuvvetleri Mihver ilerlemesini durdurdu. Aynı dönemde Müttefiklerin Fas ve Cezayir’e çıkması Mihveri iki taraftan baskı altına aldı. 1943’te Kuzey Afrika’nın kaybedilmesi, Müttefiklere Sicilya ve İtalya üzerinden Avrupa’ya yaklaşma imkânı verdi.

Örnek - 11

El Alameyn zaferi ile Müttefiklerin Kuzey Afrika’nın batısına çıkarma yapması birlikte hangi sonucu doğurmuştur?

A) Mihver kuvvetlerinin iki yönlü baskı altında kalmasını
B) SSCB’nin savaştan çekilmesini
C) Japonya’nın Akdeniz’e egemen olmasını
D) Süveyş Kanalı’nın Mihvere bırakılmasını
E) Fransa’nın Almanya’yı işgal etmesini

El Alameyn doğudan ilerleyişi kesti; Meşale Harekâtı batıdan yeni bir cephe açtı. Bu kıskaca alınma Mihverin Kuzey Afrika’dan çıkarılmasını hızlandırdı.

Cevap: A

Örnek - 12

Kuzey Afrika’nın ardından Sicilya’ya çıkarma yapılması, Müttefik stratejisinin hangi özelliğini gösterir?

A) Cepheler arasında hiçbir bağlantı kurulmadığını
B) Kazanılan üs ve ulaşım imkânlarının bir sonraki harekât için basamak olarak kullanıldığını
C) Avrupa’ya yalnız doğudan girilmek istendiğini
D) Akdeniz’in askerî değerini yitirdiğini
E) İtalya’nın savaşa Müttefikler yanında başladığını

Kuzey Afrika’nın denetimi Akdeniz geçişini kolaylaştırdı ve İtalya’nın “yumuşak karın” olarak hedeflenmesine zemin hazırladı. Cepheler birbirini hazırlayan harekât alanlarıydı.

Cevap: B

Pasifik Cephesi: Pearl Harbor ve Midway

Japonya’nın Çin ve Güneydoğu Asya’daki yayılması ABD ile gerilimi artırdı. ABD’nin petrol başta olmak üzere stratejik ürünlere ambargo uygulaması üzerine Japonya 7 Aralık 1941’de Pearl Harbor’a saldırdı. Böylece ABD savaşa doğrudan katıldı; savaş gerçek anlamda küresel bir nitelik kazandı.

Japonya kısa sürede geniş bir alana yayılsa da Haziran 1942 Midway Deniz Savaşı’nda dört uçak gemisini kaybetti. Japon deniz-hava gücünün taarruz kapasitesi ağır darbe aldı. ABD bundan sonra ada atlama stratejisiyle Japonya’ya yaklaştı.

Örnek - 13

Pearl Harbor saldırısının savaşın genel dengesi üzerindeki en kapsamlı etkisi hangisidir?

A) ABD’nin tarafsızlığını güçlendirmesi
B) Almanya ile SSCB’yi yeniden müttefik yapması
C) Büyük sanayi ve askerî kapasiteye sahip ABD’yi Müttefik savaşına doğrudan katması
D) Japonya’nın Çin’den çekilmesini sağlaması
E) Avrupa Cephesi’ni sona erdirmesi

Saldırı yalnız Pasifik’te yeni bir cephe açmadı; ABD’nin üretim, finans ve insan gücünü savaşın tamamına seferber etmesine yol açtı. Bu durum uzun vadeli güç dengesini Müttefikler lehine etkiledi.

Cevap: C

Örnek - 14

Midway’de Japonya’nın uçak gemisi ve deneyimli hava personeli kayıpları neden kara toprağı kaybından daha stratejik görülür?

A) Deniz-hava taarruz gücünün kısa sürede yerine konması zor temel araçlarının yitirilmesi nedeniyle
B) Japonya’nın bütün ordusunun teslim olması nedeniyle
C) ABD’nin Avrupa’dan çekilmesi nedeniyle
D) SSCB’nin Japonya’yı işgal etmesi nedeniyle
E) Savaşın aynı gün sona ermesi nedeniyle

Pasifik’te geniş mesafeleri kontrol etmek uçak gemilerine ve yetişmiş mürettebata bağlıydı. Bu kayıplar Japonya’nın saldırı kapasitesini azaltıp savunmaya geçmesine yol açtı.

Cevap: A

Dönüm Noktalarının Birlikte Okunması

Stalingrad, El Alameyn ve Midway farklı cephelerde gerçekleşti; ancak ortak sonuçları Mihver ilerleyişini durdurmalarıdır. Stalingrad Almanya’nın doğudaki kara üstünlüğünü, El Alameyn Kuzey Afrika ve Süveyş yönündeki hedefini, Midway ise Japonya’nın Pasifik’teki deniz-hava üstünlüğünü kırdı. Bu savaşlardan sonra Müttefikler kaynak ve üretim üstünlüklerini sürekli taarruza dönüştürdüler.

Stalingrad, El Alameyn ve Midway üzerinden II. Dünya Savaşı cephelerini ve dönüm noktalarını gösteren şema
Örnek - 15

Stalingrad, El Alameyn ve Midway’in ortak özelliği aşağıdakilerden hangisidir?

A) Aynı devletler arasında ve aynı yıl gerçekleşmeleri
B) Mihver güçlerinin farklı cephelerdeki stratejik ilerleyişlerini tersine çevirmeleri
C) Atom bombasının kullanılmasına yol açmaları
D) Türkiye’nin savaşa fiilen katılmasını sağlamaları
E) Savaşın Avrupa’da sona erdiği gün yapılmaları

Üçü de farklı askerî alanlarda Mihverin taarruz gücünü kırmış, savunmaya çekilme sürecini başlatmıştır. Dönüm noktası olmalarının ortak temeli stratejik inisiyatif değişimidir.

Cevap: B

Örnek - 16
II. Dünya Savaşı'nın dönüm noktalarını yorumlatan P, R, S ve T belge kartları

Görseldeki P, R, S ve T dosyaları sırasıyla hangi cephe veya harekâtlarla ilişkilendirilmelidir?

A) Britanya Savaşı – Stalingrad – Midway – Normandiya
B) Stalingrad – Britanya Savaşı – Normandiya – Midway
C) El Alameyn – Stalingrad – Britanya Savaşı – Pearl Harbor
D) Britanya Savaşı – El Alameyn – Stalingrad – Midway
E) Normandiya – Midway – Stalingrad – Britanya Savaşı

P’deki hava üstünlüğü kurulamaması Britanya Savaşı’nı, R’deki doğu ilerleyişinin kırılması Stalingrad’ı, S’deki uçak gemisi gücü kaybı Midway’i, T’deki Batı Avrupa’da ikinci cephe ise Normandiya’yı gösterir.

Cevap: A

Örnek - 17
II. Dünya Savaşı'nın dönüm noktalarını yorumlatan P, R, S ve T belge kartları

Görseldeki dosyalardan hangileri Almanya’nın kara kuvvetlerini doğu ve batıdan doğrudan baskı altına alan gelişmeleri temsil eder?

A) P ve S
B) P ve T
C) R ve S
D) R ve T
E) S ve T

R, Stalingrad sonrasında Sovyetlerin doğudan ilerleyişini; T, Normandiya ile Batı Avrupa’da ikinci cephenin açılmasını temsil eder. Almanya böylece iki ana kara yönünde baskı altına girdi.

Cevap: D

Savaş Diplomasisi, Avrupa’nın Kurtarılması ve Savaşın Sona Ermesi

Casablanca, Tahran ve Normandiya

Müttefik liderler savaş devam ederken hem askerî harekâtı hem savaş sonrası düzeni konferanslarda görüştüler. Ocak 1943 Casablanca Konferansı’nda Mihver Devletlerinin kayıtsız şartsız teslim olması hedefi benimsendi ve Akdeniz harekâtı ele alındı. Kasım–Aralık 1943 Tahran Konferansı’nda Stalin, Roosevelt ve Churchill ilk kez bir araya geldi; Batı Avrupa’da ikinci cephenin açılması kararlaştırıldı.

6 Haziran 1944 Normandiya Çıkarması bu kararın askerî uygulaması oldu. Batıdan ABD ve İngiltere öncülüğündeki kuvvetler, doğudan SSCB Almanya’ya ilerledi. İtalya’da Mussolini yönetimi daha önce çökmüş; Almanya’nın çok cepheli savunma imkânı giderek daralmıştı.

Örnek - 18
II. Dünya Savaşı'nın dönüm noktalarını yorumlatan P, R, S ve T belge kartları

Görseldeki T dosyasının hangi diplomatik kararın askerî uygulaması olduğu söylenebilir?

A) Münih’te Südetlerin Almanya’ya bırakılması
B) Tahran’da Batı Avrupa’da ikinci cephe açılması
C) Yalta’da Güvenlik Konseyi oy düzeninin belirlenmesi
D) Potsdam’da Almanya’nın silahsızlandırılması
E) San Francisco’da Birleşmiş Milletler Antlaşması’nın imzalanması

T dosyası 1944’te Batı Avrupa’da ikinci cephenin açılmasını, yani Normandiya Çıkarması’nı gösterir. Bu harekâtın siyasi kararı 1943 Tahran Konferansı’nda kesinleştirilmiştir.

Cevap: B

Örnek - 19

Tahran Konferansı’nda ikinci cephenin açılması kararının alınması, SSCB açısından hangi ihtiyaca cevap vermiştir?

A) Almanya’nın Doğu Cephesi’ndeki bütün kuvvetlerini artırmasına
B) Alman askerî baskısının Batı Avrupa’ya da dağıtılmasına
C) Japonya’nın Çin’den çekilmesine
D) İtalya’nın Mihver’e katılmasına
E) Türkiye’nin Almanya’yı işgal etmesine

SSCB, Alman kara gücünün büyük bölümünü doğuda karşılıyordu. Normandiya ile batıda yeni cephe açılması, Almanya’yı iki ana yönde savaşmaya zorladı.

Cevap: B

Örnek - 20

Casablanca’da “kayıtsız şartsız teslim” hedefinin benimsenmesi aşağıdaki amaçlardan hangisiyle daha doğrudan ilişkilidir?

A) Mihver rejimlerinin pazarlıkla savaştan çıkarak askerî güçlerini korumasını önleme
B) Almanya ile ayrı barış yapma
C) Müttefiklerin kendi aralarında savaşa başlaması
D) Versay Antlaşması’nı yeniden yürürlüğe koyma
E) Milletler Cemiyetini savaş sırasında dağıtma

Hedef, Mihver rejimlerinin sınırlı tavizlerle savaşı bitirip yeniden tehdit oluşturmasını engellemekti. Savaşın askerî ve siyasal bakımdan kesin sonuçlanması amaçlandı.

Cevap: A

Yalta, San Francisco ve Potsdam

Şubat 1945 Yalta Konferansı, Almanya’nın yenilgisinin yaklaşması üzerine işgal bölgeleri, Birleşmiş Milletlerin Güvenlik Konseyi düzeni, Polonya ve savaş sonrası Avrupa gibi konuları ele aldı. 25 Nisan–26 Haziran 1945 arasında toplanan San Francisco Konferansı’nda Birleşmiş Milletler Antlaşması hazırlandı ve 26 Haziran’da imzalandı.

Temmuz–Ağustos 1945 Potsdam Konferansı savaş Avrupa’da bittikten sonra toplandı. Almanya’nın silahsızlandırılması, Nazizmden arındırılması, işgal düzeni, sınırlar ve savaş suçlularının yargılanması gibi uygulama sorunları görüşüldü. Bu üç konferans aynı işlevi taşımaz: Yalta savaş sonu pazarlığı, San Francisco yeni uluslararası örgütün hukuki kuruluşu, Potsdam ise mağlup Almanya’ya ilişkin uygulama düzenidir.

Casablanca, Tahran, Yalta, San Francisco ve Potsdam konferanslarını kronolojik gösteren zaman şeridi
Dikkat

Yalta’da Birleşmiş Milletlerin karar mekanizmasına ilişkin uzlaşmalar sağlandı; örgütün kurucu antlaşması San Francisco’da imzalandı ve 24 Ekim 1945’te yürürlüğe girdi. Potsdam ise Almanya’nın savaş sonrası yönetimi ve Avrupa düzeninin uygulanmasıyla ilgilidir.

Örnek - 21

Yalta ve San Francisco konferanslarının Birleşmiş Milletler açısından farkı aşağıdakilerden hangisidir?

A) Yalta örgütü dağıtmış, San Francisco Milletler Cemiyetini kurmuştur.
B) Yalta büyük güçler arasındaki karar usulü uzlaşmalarını geliştirmiş, San Francisco kurucu antlaşmayı kabul etmiştir.
C) İkisi de yalnız Almanya’nın işgal bölgelerini belirlemiştir.
D) San Francisco savaş başlamadan önce toplanmıştır.
E) Yalta’da Mihver ittifakı kurulmuştur.

Yalta, özellikle Güvenlik Konseyi ve veto düzenine ilişkin büyük güç uzlaşmasının aşamasıdır. San Francisco ise örgütün kurucu metninin çok taraflı konferansta kabul ve imza aşamasıdır.

Cevap: B

Örnek - 22

Potsdam’da Almanya’nın silahsızlandırılması ve Nazizmden arındırılmasının görüşülmesi, konferansın hangi niteliğini gösterir?

A) Savaş öncesi yatıştırma toplantısı olduğunu
B) Mihverin kuruluşunu tamamladığını
C) Yenilmiş bir devletin yeniden tehdit oluşturmasını önleyecek uygulama düzeni kurduğunu
D) Japonya’nın Mançurya’yı işgalini onayladığını
E) Milletler Cemiyetini yeniden canlandırdığını

Potsdam savaş sonrası işgal ve dönüşüm programını somutlaştırdı. Amaç Alman askerî kapasitesini tasfiye etmek ve Nazi kurumlarını ortadan kaldırmaktı.

Cevap: C

Almanya ve Japonya’nın Teslim Olması

Sovyet kuvvetleri Berlin’e girerken Hitler intihar etti; Almanya 7–8 Mayıs 1945’te kayıtsız şartsız teslim oldu. Avrupa’da savaş sona erdi. Pasifik’te ise Japonya ağır kayıplara rağmen teslim olmadı. ABD 6 Ağustos’ta Hiroşima’ya, 9 Ağustos’ta Nagazaki’ye atom bombası attı; SSCB de Japonya’ya karşı savaşa girdi.

Japonya 15 Ağustos’ta teslim kararını açıkladı, resmî belge 2 Eylül 1945’te imzalandı. Atom bombasının kullanılması savaşın bitişini hızlandırdı; aynı zamanda nükleer çağın ve sonraki güç rekabetinin temel sorunlarından birini başlattı.

Örnek - 23

Almanya’nın Mayıs 1945’te teslim olmasına rağmen savaşın Eylül’e kadar sürmesi aşağıdakilerden hangisini gösterir?

A) II. Dünya Savaşı’nın birbirine bağlı fakat farklı zamanlarda sonuçlanan Avrupa ve Pasifik cephelerine sahip olduğunu
B) Almanya’nın Pasifik’te savaşı tek başına sürdürdüğünü
C) Japonya’nın Avrupa’yı işgal ettiğini
D) Müttefiklerin Almanya’yla savaşa hiç girmediğini
E) Atom bombasının Avrupa’da kullanıldığını

Mihverin iki büyük gücü farklı cephelerde yenildi. Avrupa’daki teslimiyet küresel savaşın tamamını otomatik olarak bitirmedi; Japonya’nın teslimi ayrı bir askerî süreç sonunda gerçekleşti.

Cevap: A

Örnek - 24

Atom bombasının savaşın bitişindeki rolü ile Soğuk Savaş’a etkisi birlikte düşünüldüğünde hangi yargıya ulaşılır?

A) Bir askerî teknolojinin kısa vadede savaşı sonlandırırken uzun vadede yeni bir caydırıcılık ve silahlanma sorununa dönüşebileceğine
B) Nükleer silahların devletler arası güç hesabını ortadan kaldırdığına
C) Teknolojik gelişmenin yalnız sivil amaçlarla kullanıldığına
D) ABD’nin savaştan yenik ayrıldığına
E) Japonya’nın nükleer silah kullandığına

Nükleer saldırılar Japonya’nın teslim sürecini hızlandırdı; fakat nükleer kapasite daha sonra ABD-SSCB rekabetinin ve karşılıklı caydırıcılık anlayışının merkezine yerleşti.

Cevap: A

II. Dünya Savaşı’nın Sonuçları ve Yeni Uluslararası Düzen

Siyasi Sonuçlar: İki Kutupluluk ve Sömürgeciliğin Çözülmesi

Avrupa’nın büyük güçleri savaş sonunda ekonomik ve askerî bakımdan zayıflarken ABD ile SSCB iki süper güç olarak öne çıktı. Ortak düşmanın yenilmesiyle ideolojik ve jeopolitik ayrılıklar görünür hâle geldi; dünya kısa sürede ABD öncülüğündeki Batı Bloku ile SSCB öncülüğündeki Doğu Bloku arasında iki kutuplu bir yapıya yöneldi. Almanya ve Berlin’in işgal bölgelerine ayrılması bu yeni gerilimin merkezlerinden biri oldu.

Savaş, Avrupa devletlerinin sömürgelerini yönetme kapasitesini zayıflattı. Sömürge halklarının savaşta seferber edilmesi ve self-determinasyon söylemi bağımsızlık taleplerini güçlendirdi. Asya ve Afrika’daki çözülme bir anda tamamlanmasa da savaş sonrası dönemin temel eğilimlerinden biri hâline geldi.

Örnek - 25

Avrupa devletlerinin savaştan zayıflayarak çıkması ile Asya ve Afrika’daki bağımsızlık hareketlerinin güçlenmesi arasında hangi ilişki kurulabilir?

A) Sömürge yönetimlerinin askerî ve ekonomik dayanaklarının zayıflaması bağımsızlık hareketlerinin hareket alanını genişletmiştir.
B) Avrupa’nın zayıflaması sömürgeciliği her yerde aynı gün sona erdirmiştir.
C) Bağımsızlık hareketleri yalnız Mihver devletlerinde görülmüştür.
D) Self-determinasyon sömürgeciliği güçlendiren bir ilkedir.
E) Savaş, ulusal hareketleri bütünüyle ortadan kaldırmıştır.

Sömürgeci merkezlerin kaynakları azalmış, sömürge halklarının siyasal beklentileri artmıştır. Ancak çözülme farklı bölgelerde farklı tarihlerde gerçekleştiği için ani ve eş zamanlı değildir.

Cevap: A

Örnek - 26

Almanya’nın işgal bölgelerine ayrılması ve ABD ile SSCB’nin süper güç olarak öne çıkması hangi gelişmenin doğrudan zeminidir?

A) Avrupa merkezli tek kutuplu düzenin sürmesi
B) Soğuk Savaş’ın iki kutuplu güç rekabeti
C) Mihver Devletlerinin yeniden kurulması
D) Sömürgeciliğin güçlenmesi
E) Milletler Cemiyetinin yeniden faaliyete geçmesi

Savaş sonunda güç merkezi Avrupa’dan iki süper güce kaydı. Almanya’nın bölünmesi, bu rekabetin Avrupa’daki somut jeopolitik sınırlarından birini oluşturdu.

Cevap: B

Ekonomik, Bilimsel ve Toplumsal Sonuçlar

Savaş kentleri, ulaşım ağlarını ve sanayi merkezlerini yıktı; milyonlarca insanın ölmesine, yerinden edilmesine ve kıtlık yaşamasına yol açtı. Devletlerin savaş ekonomisinde üretim, fiyat ve tüketim üzerindeki denetimi arttı. Savaş sonrasında yeniden yapılanma ve uluslararası ödeme düzeni için Bretton Woods çerçevesinde IMF ve Dünya Bankası gibi kurumlar önem kazandı; ABD ekonomik ağırlığını genişletti.

Radar, roket, jet motoru, sentetik maddeler, antibiyotik üretimi ve nükleer fizik gibi alanlarda gelişmeler hızlandı. Bu yeniliklerin çoğu daha sonra sivil yaşama aktarıldı. Kadınların üretim ve hizmet sektörlerindeki rolü genişledi; kitlesel göçler ve demografik değişimler toplum yapısını etkiledi. Bilimsel ilerleme ile kitlesel yıkımın aynı dönemde görülmesi, teknolojinin kullanım amacına göre farklı sonuçlar doğurabileceğini gösterir.

Örnek - 27

Radar, roket ve antibiyotik üretiminin savaş sırasında hızlanıp sonradan sivil alanlara aktarılması aşağıdaki genellemelerden hangisini destekler?

A) Askerî ihtiyaçların araştırma yatırımlarını hızlandırabildiği ve sonuçların barış döneminde farklı amaçlarla kullanılabildiği
B) Bilimsel gelişmelerin ekonomiyle ilişkili olmadığı
C) Savaşın bütün sağlık araştırmalarını durdurduğu
D) Teknolojinin yalnız yıkıcı sonuç verdiği
E) Yeniliklerin uluslararası güç dengesini etkilemediği

Savaş, yüksek kaynak ve acil ihtiyaç nedeniyle araştırmayı hızlandırdı. Aynı bilgi daha sonra ulaşım, haberleşme ve sağlık gibi sivil alanlarda kullanılabildi.

Cevap: A

Örnek - 28

Savaş sonrasında uluslararası mali kurumların kurulması en çok hangi ihtiyacın sonucudur?

A) Dünya ticaretini bütünüyle durdurma
B) Yeniden yapılanma, ödeme dengesi ve ekonomik istikrarı kurumsal iş birliğiyle destekleme
C) Sömürge yönetimlerini askerî ittifaka dönüştürme
D) Bütün para birimlerini kaldırma
E) Özel mülkiyeti dünya çapında yasaklama

Yıkılan ekonomilerin onarılması ve 1930’lardaki korumacılık-kur krizlerinin tekrarlanmaması için finansman ve parasal iş birliği kurumlarına ihtiyaç duyuldu.

Cevap: B

Holokost, Savaş Suçları ve İnsan Hakları

Nazi rejimi Yahudileri, Romanları, engellileri, siyasi muhalifleri ve çeşitli toplumsal grupları sistemli baskı, sürgün ve imha politikalarına maruz bıraktı. Yaklaşık altı milyon Yahudi’nin öldürüldüğü Holokost, devlet bürokrasisi ve endüstriyel yöntemlerin kitlesel suç için kullanılmasının en ağır örneklerinden biri oldu. Savaş boyunca sivillere yönelik katliamlar, zorla çalıştırma ve işgal suçları farklı bölgelerde yaşandı.

Nürnberg ve Tokyo mahkemeleri, kişilerin devlet adına hareket etseler bile savaş suçları ve insanlığa karşı suçlardan sorumlu tutulabileceği anlayışını güçlendirdi. Bu deneyim Birleşmiş Milletler sistemi, soykırımın önlenmesi ve insan haklarının uluslararası güvenceye bağlanması yönündeki çalışmaları hızlandırdı.

Örnek - 29

Nürnberg Mahkemelerinde “devlet emrini uygulama” savunmasının sınırsız kabul görmemesi hangi hukuk anlayışını güçlendirmiştir?

A) Yalnız devletlerin suç işleyebileceği
B) Uluslararası suçlarda bireysel sorumluluğun bulunabileceği
C) Savaş hukukunun yalnız galipleri bağladığı
D) İnsan haklarının iç hukukla ilgisiz olduğu
E) Askerî emirlerin her koşulda üstün olduğu

Mahkemeler, resmî makam veya emir zincirinin kişiyi otomatik olarak sorumluluktan kurtarmayacağını kabul etti. Böylece uluslararası ceza hukukunda bireysel sorumluluk ilkesi güçlendi.

Cevap: B

Örnek - 30

Holokost ile savaş sonrası insan hakları belgeleri arasındaki bağ aşağıdakilerden hangisiyle en doğru açıklanır?

A) Kitlesel devlet şiddetinin yalnız iç mesele sayılamayacağı düşüncesinin güçlenmesiyle
B) İnsan haklarının yalnız savaşan askerleri kapsamasıyla
C) Uluslararası örgütlerin gereksiz görülmesiyle
D) Irkçı ideolojilerin hukuki güvenceye alınmasıyla
E) Sivil kayıpların savaş hukukundan çıkarılmasıyla

Sistemli kitlesel suçlar, bireyin korunmasının yalnız devletlerin iç düzenine bırakılamayacağını gösterdi. Bu tecrübe evrensel insan hakları ve soykırımın önlenmesi çabalarını besledi.

Cevap: A

Birleşmiş Milletlerin Kuruluş Süreci ve Yapısı

Yeni örgütün düşünsel ve diplomatik zemini savaş sürerken oluştu. 1941 Atlantik Bildirisi savaş sonrası barışın ilkelerini açıkladı. 1 Ocak 1942 Birleşmiş Milletler Bildirisi’ni imzalayan devletler Mihver’e karşı ortak mücadele sözü verdi. 1943 Moskova Konferansı genel bir uluslararası örgüt gereğini kabul etti; 1944 Dumbarton Oaks görüşmeleri örgütün temel yapısını tasarladı. Yalta’da Güvenlik Konseyinin oy düzeni konusunda uzlaşıldı.

San Francisco Konferansı’nda 50 devlet Birleşmiş Milletler Antlaşması’nı imzaladı; Polonya’nın daha sonra katılmasıyla kurucu üye sayısı 51 oldu. Antlaşma 24 Ekim 1945’te yürürlüğe girdi. Genel Kurul bütün üyeleri kapsar; Güvenlik Konseyi barış ve güvenlikte özel sorumluluk taşır. ABD, SSCB/Rusya, İngiltere, Fransa ve Çin daimi üyeler olarak veto yetkisine sahip oldu. Veto, büyük güçlerin örgüt içinde tutulmasını kolaylaştırırken kararları kilitleyebilme riski de yarattı.

Atlantik Bildirisi'nden Birleşmiş Milletlerin yürürlüğe girmesine uzanan kuruluş sürecini gösteren şema
Örnek - 31

Atlantik Bildirisi, Birleşmiş Milletler Bildirisi, Dumbarton Oaks ve San Francisco aşamaları birlikte değerlendirildiğinde hangi süreç görülür?

A) Savaş ittifakından ilke, örgüt tasarımı ve kurucu antlaşma yoluyla kalıcı uluslararası kuruma geçiş
B) Mihver Devletlerinin ortak pazar kurması
C) Milletler Cemiyetinin değişmeden sürdürülmesi
D) Avrupa sömürgelerinin aynı gün bağımsız olması
E) Dünya devletlerinin tek bir orduya dönüşmesi

Süreç önce ortak amaç ve ilkeleri, sonra örgütsel yapıyı, en sonunda hukukî kurucu metni oluşturmuştur. Geçici savaş koalisyonu kalıcı kuruma dönüştürülmüştür.

Cevap: A

Örnek - 32

Güvenlik Konseyinde beş büyük devlete veto yetkisi verilmesiyle ilgili aşağıdaki çıkarımlardan hangisi en dengelidir?

A) Bütün devletlerin karar gücünü tamamen eşitlemiştir.
B) Büyük güçlerin katılımını güvenceye alma amacı taşırken kararların kilitlenmesi riskini de yaratmıştır.
C) Genel Kurulu ortadan kaldırmıştır.
D) Milletler Cemiyetinin oy sistemini aynen korumuştur.
E) Savaşları otomatik olarak imkânsızlaştırmıştır.

Yeni örgütün etkili olabilmesi büyük güçlerin sistem içinde kalmasına bağlıydı. Veto bu gerçekçiliği yansıtır; fakat daimi üyeler anlaşamadığında ortak karar alınmasını zorlaştırır.

Cevap: B

II. Dünya Savaşı Sürecinde Türkiye

Türkiye’nin Güvenlik Kaygıları ve Denge Politikası

Türkiye’nin temel amacı savaşın dışında kalarak bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü korumaktı. Boğazlar, Balkanlar, Akdeniz ve Sovyet sınırı arasında bulunan ülke hem Mihver hem Müttefik baskısıyla karşılaştı. Türkiye diplomatik bağlarını tek bir bloka koşulsuz bağlamak yerine değişen askerî dengeye göre güvenlik alanı oluşturmaya çalıştı.

19 Ekim 1939’da İngiltere ve Fransa ile Üçlü İttifak Antlaşması imzalandı. Antlaşma Türkiye’yi Akdeniz kaynaklı saldırılara karşı Batı’yla yakınlaştırırken Sovyetler Birliği’yle silahlı çatışmaya sürükleyecek bir yükümlülüğe karşı çekince içeriyordu. Almanya Balkanlara ilerleyip Türkiye sınırına yaklaşınca 18 Haziran 1941 Türk-Alman Dostluk ve Saldırmazlık Antlaşması imzalandı. Bu iki belge birbirine zıt görünse de Türkiye’nin farklı yönlerden gelebilecek tehdidi sınırlama çabasının parçalarıdır.

Örnek - 33

Türkiye’nin 1939’da İngiltere ve Fransa ile ittifak, 1941’de Almanya ile saldırmazlık antlaşması imzalaması hangi dış politika anlayışını yansıtır?

A) Mihver’e koşulsuz katılma
B) Tek bir devlete sürekli bağımlı kalma
C) Değişen tehditlere karşı savaşa girmeden denge ve güvenlik alanı oluşturma
D) Boğazları bütün devletlere kapatma
E) SSCB’ye savaş ilan etme

Belgeler ideolojik yön değişikliğinden çok coğrafi tehdit algısına cevap verir. Türkiye Batı’yla bağını korurken Almanya’nın Balkan ilerleyişi karşısında doğrudan saldırı riskini azaltmıştır.

Cevap: C

Örnek - 34

1939 Üçlü İttifak Antlaşması’ndaki Sovyet çekincesinin temel amacı aşağıdakilerden hangisidir?

A) Türkiye’nin Batı taahhüdü nedeniyle SSCB ile istemediği bir savaşa sürüklenmesini önlemek
B) Almanya’nın Polonya’yı işgalini desteklemek
C) Türkiye’yi Mihver Devletlerine katmak
D) Boğazlar üzerindeki egemenliği kaldırmak
E) İngiltere ve Fransa’yla ilişkileri sona erdirmek

Türkiye Batı’yla güvenlik bağı kurarken kuzey komşusu SSCB’yle çatışma riskini sınırlamak istedi. Çekince, ittifakın otomatik savaşa giriş üretmesini engelleyen denge unsurudur.

Cevap: A

Adana ve Kahire Görüşmelerinden Savaş İlanına

Müttefikler özellikle Stalingrad ve El Alameyn sonrasında Türkiye’nin savaşa katılmasını Balkanlarda yeni bir cephe açma aracı olarak gördüler. Churchill ile İsmet İnönü 30 Ocak 1943 Adana Görüşmesi’nde bir araya geldi. Türkiye ordunun donatılmadan savaşa girmesinin ülkeyi işgale açık bırakacağını savundu.

Birinci Kahire görüşmelerinde ve Tahran Konferansı’nda Türkiye üzerindeki baskı arttı. 4–6 Aralık 1943 İkinci Kahire Konferansı’nda İnönü, Roosevelt ve Churchill’le görüştü; ilke olarak Müttefiklere yakınlaşmakla birlikte askerî hazırlık ve yardım koşullarını öne çıkardı. Türkiye 1944’te Almanya’ya krom satışını durdurdu, diplomatik ilişkilerini kesti ve Mihver’e yönelik geçişleri sınırladı.

Yalta’da, kurulacak Birleşmiş Milletlere katılabilmek için 1 Mart 1945’e kadar Almanya ve Japonya’ya savaş ilan etmiş olma şartı benimsendi. Türkiye 23 Şubat 1945’te bu iki devlete savaş ilan etti. Bu karar fiilî bir cephe savaşı doğurmadı; Türkiye’nin savaş sonrası uluslararası düzende yer alma ve San Francisco Konferansı’na katılma iradesini gösterdi.

Türkiye'nin II. Dünya Savaşı boyunca izlediği denge politikasını ve savaş ekonomisinin etkilerini gösteren şema
Dikkat

Türkiye’nin savaş dışı tutumu pasif ilgisizlik değildir; tehditleri dengeleyen, ordunun yetersizliklerini hesaba katan ve taraflarla eş zamanlı diplomasi yürüten aktif bir savaş dışı kalma politikasıdır. 23 Şubat 1945 savaş ilanı da fiilî çatışma değil, savaş sonrası örgüte katılmayı sağlayan siyasi-hukuki adımdır.

Örnek - 35

Türkiye’nin Adana ve Kahire görüşmelerinde savaşa giriş için askerî yardım ve hazırlık şartını öne sürmesi aşağıdakilerden hangisini gösterir?

A) Savaşa katılmayı ilke olarak her koşulda reddettiğini
B) Diplomatik kararlarını askerî kapasite ve işgal riski hesabıyla ilişkilendirdiğini
C) Almanya’nın kesin zaferini kabul ettiğini
D) Müttefiklerden uzaklaşıp Japonya’yla ittifak kurduğunu
E) Boğazları Mihver donanmasına açtığını

Türkiye’nin itirazı yalnız siyasi değildi; hava savunması, teçhizat ve lojistik yetersizlikler nedeniyle savaşın ülke topraklarına taşınmasından kaygı duyuluyordu. Güvenlik kararı kapasite hesabına bağlandı.

Cevap: B

Örnek - 36

Türkiye’nin Almanya’ya krom satışını durdurması, diplomatik ilişkileri kesmesi ve Şubat 1945’te savaş ilan etmesi birlikte hangi yönelişi gösterir?

A) Mihver’e aşamalı biçimde yaklaşma
B) Savaşın sonuna doğru Müttefiklerle siyasi uyumu kademeli artırma
C) SSCB öncülüğünde yeni bir Mihver kurma
D) Savaştan sonra uluslararası yalnızlığı tercih etme
E) İngiltere ve ABD ile bütün ilişkileri kesme

Adımlar ekonomik bağın kesilmesinden diplomatik kopuşa ve hukukî savaş ilanına ilerler. Türkiye, Müttefik zaferinin belirginleşmesiyle savaş sonrası düzene katılımını güvenceye almıştır.

Cevap: B

Görsel Belge Yorumu: Türkiye’nin Savaş Diplomasisi

Örnek - 37
Türkiye'nin II. Dünya Savaşı diplomasisini yorumlatan K, L, M ve N belge kartları

Görselde K, L, M ve N belgeleri kronolojik olarak nasıl sıralanmalıdır?

A) K – L – M – N
B) L – K – N – M
C) K – M – L – N
D) M – K – L – N
E) N – M – L – K

K belgesi 1939 Üçlü İttifakı, L belgesi 1941 Türk-Alman Saldırmazlık Antlaşması’nı, M belgesi 1943 Adana-Kahire baskısını, N belgesi 1945 savaş ilanı ve San Francisco yolunu temsil eder.

Cevap: A

Örnek - 38
Türkiye'nin II. Dünya Savaşı diplomasisini yorumlatan K, L, M ve N belge kartları

Görselde K ve L belgelerinin birlikte okunması hangi yargıyı destekler?

A) Türkiye’nin aynı anda iki tarafa savaş ilan ettiğini
B) Türkiye’nin değişen askerî çevreye göre farklı güçlerle güvenlik düzenlemesi yaparak savaş dışı kalmaya çalıştığını
C) Türkiye’nin 1939’da Mihver’e katıldığını
D) 1941’de İngiltere ve Fransa ile bağlarını tamamen kopardığını
E) Sovyetler Birliği’nin Türkiye’yi işgal ettiğini

K Batı’yla güvenlik bağı, L ise Almanya Balkanlara geldiğinde saldırı riskini azaltma aracıdır. Birlikte okunduğunda tutarlı eksen, savaşa sürüklenmeden toprak bütünlüğünü korumaktır.

Cevap: B

Örnek - 39
Türkiye'nin II. Dünya Savaşı diplomasisini yorumlatan K, L, M ve N belge kartları

Görselde M belgesinden N belgesine geçişi açıklayan en güçlü dış etken hangisidir?

A) Mihver zaferinin kesinleşmesi
B) Müttefik üstünlüğünün belirginleşmesi ve yeni uluslararası örgüte katılım şartının ortaya çıkması
C) Türkiye’nin askerî işgal altına girmesi
D) Japonya’nın Avrupa’yı ele geçirmesi
E) Milletler Cemiyetinin Türkiye’yi üyelikten çıkarması

1943’te Türkiye üzerindeki katılma baskısı artmıştı; 1945’te Mihver yenilgisi kesinleşirken Birleşmiş Milletlerin kurucu sürecine katılım için savaş ilanı siyasi gerekliliğe dönüştü.

Cevap: B

Savaş Ekonomisi: Millî Korunma Kanunu, Vergiler ve Karne

Türkiye fiilen savaşmasa da büyük bir orduyu seferber hâlde tuttu. Çalışabilir nüfusun önemli bölümünün silah altına alınması tarım ve sanayide iş gücünü azalttı; savunma harcamaları arttı, ithalat ve ulaşım zorlaştı. Üretim düşerken mal kıtlığı, fiyat artışı, karaborsa ve gelir dağılımı bozukluğu belirginleşti.

18 Ocak 1940 tarihli Millî Korunma Kanunu devlete üretim, dağıtım, fiyat, çalışma ve özel işletmeler üzerinde olağanüstü yetkiler verdi. Ekmek başta olmak üzere temel tüketim maddelerinde karne uygulandı. Hükûmet fiyatları sınırlamaya ve stokçuluğu önlemeye çalıştı; ancak uygulamalar karaborsayı bütünüyle engelleyemedi.

11 Kasım 1942’de çıkarılan Varlık Vergisi olağanüstü savaş kazançlarını vergilendirme ve bütçe ihtiyacını karşılama amacı taşıdı; fakat değerlendirme ve tahsil uygulamalarındaki eşitsizlikler özellikle gayrimüslim vatandaşları ağır biçimde etkiledi. Vergi 15 Mart 1944’te kaldırıldı. Tarımsal ürünlerden alınan Toprak Mahsulleri Vergisi de köylünün yükünü artırdı. Savaş şartları ekonomik büyümeyi ve yatırımları sınırladı.

Örnek - 40

Millî Korunma Kanunu, karne uygulaması, Varlık Vergisi ve Toprak Mahsulleri Vergisi birlikte değerlendirildiğinde aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılır?

A) Türkiye’nin savaş dışı kalmasının ekonomik ve toplumsal maliyetleri tamamen önlediğine
B) Olağanüstü savaş koşullarının devlet müdahalesini ve mali yükleri artırdığına
C) Serbest piyasa denetiminin bütünüyle kaldırıldığına
D) Tarımsal üretimin savaş boyunca sürekli arttığına
E) Seferberliğin iş gücü üzerinde hiçbir etkisi olmadığına

Fiilî çatışmaya girilmemesi seferberlik, kıtlık ve dış ticaret daralmasının etkilerini ortadan kaldırmadı. Devlet, üretim ve tüketimi düzenledi; yeni vergilerle kaynak toplamaya çalıştı.

Cevap: B

Toplum, Eğitim ve Kültür Hayatı

Kıtlık, karne, karaborsa ve göç gündelik hayatı etkilerken radyo hem savaş haberlerinin hem resmî duyuruların başlıca aracı oldu. Basın savaş şartlarının ve tarafsızlık siyasetinin etkisi altında çalıştı. 1940’ta kurulan Köy Enstitüleri, öğretmen yetiştirmenin yanı sıra üretimle eğitimi birleştirerek kırsal kalkınmaya katkı sağlamayı amaçladı.

Edebiyatta Orhan Veli, Melih Cevdet Anday ve Oktay Rifat’ın temsil ettiği Garip hareketi günlük dili ve sıradan insanın yaşamını şiire taşıdı. Böylece savaş dönemi yalnız diplomasi ve ekonomiyle sınırlı kalmadı; eğitim, iletişim ve kültürde de kalıcı izler bıraktı.

Örnek - 41

Köy Enstitülerinde öğretmenlik eğitiminin tarım, teknik iş ve yerel üretimle birleştirilmesi hangi hedefe yöneliktir?

A) Kırsal eğitimi yalnız kuramsal bilgiyle sınırlandırma
B) Köylerin eğitim ve kalkınma ihtiyacına çok yönlü insan gücü yetiştirme
C) Şehirlerde özel okul sayısını artırma
D) Üniversiteleri kapatma
E) Tarımsal üretimi bütünüyle devlet çiftliklerine taşıma

Model, öğretmeni yalnız ders anlatan kişi değil; sağlık, üretim, teknik beceri ve kültürel gelişimde köye öncülük edebilecek çok yönlü bir eğitimci olarak tasarladı.

Cevap: B

Örnek - 42

Türkiye’nin savaş dönemi bir bütün olarak değerlendirildiğinde;
I. fiilî çatışma dışında kalınmıştır.
II. seferberlik ve dış ticaret sorunları ekonomi üzerinde baskı oluşturmuştur.
III. savaş ilanı Birleşmiş Milletlerin kuruluş sürecine katılma hedefiyle ilişkilidir.

yargılarından hangilerine ulaşılabilir?

A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) I ve II
D) II ve III
E) I, II ve III

Türkiye savaş boyunca cepheye asker göndermedi; fakat seferberliğin ekonomik-toplumsal maliyetini yaşadı. 1945’teki ilan ise fiilî savaştan çok yeni uluslararası düzende kurucu üyelik hedefiyle bağlantılıydı.

Cevap: E

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz