AYT Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası konu anlatımı kapsamında Lozan’dan kalan sorunlar, ikili ilişkiler, bölgesel güvenlik düzenlemeleri, Boğazlar ve Hatay meselesi neden-sonuç ve kronoloji ilişkileriyle işlenecektir.
AYT tarih konularının tamamına AYT konu anlatımı arşivinden ulaşabilirsiniz.
Atatürk Dönemi Türk Dış Politikasının Temel İlkeleri
Tam Bağımsızlık, Millî Menfaat ve Egemenlik
Yeni Türk devleti dış politikada Misak-ı Millî hedeflerini ve Lozan’la kazanılan egemenliği korumayı esas aldı. Tam bağımsızlık yalnız sınır güvenliği değildir; karar alma, eğitim, hukuk, ekonomi ve ulaşım gibi alanlarda yabancı denetimini kabul etmemektir. Yabancı okulların Türk hukukuna bağlanması, yabancı şirketlerin işlettiği demir yollarının millîleştirilmesi ve Boğazlar üzerindeki sınırlamaların kaldırılması bu yaklaşımın farklı alanlardaki yansımalarıdır.

Türkiye’nin yabancı okulları kendi eğitim mevzuatına bağlaması ile Boğazlar Komisyonunu kaldırmaya çalışması birlikte değerlendirildiğinde bu iki girişimin ortak hedefi aşağıdakilerden hangisidir?
B) Yayılmacı bir dış politika izlemek
C) Devlet egemenliğini ülkenin farklı alanlarında eksiksiz kullanmak
D) Osmanlı’nın çok hukuklu yapısını sürdürmek
E) Yalnız ekonomik bağımsızlığı sağlamak
Atatürk dönemi dış politikasında millî menfaatin esas alınması aşağıdakilerden hangisini zorunlu kılmaz?
B) Uluslararası hukuktan yararlanılmasını
C) Egemenlik haklarının korunmasını
D) Her anlaşmazlığın askerî yöntemle çözülmesini
E) Değişen koşullara uygun diplomatik araç seçilmesini
Gerçekçilik, Akılcılık ve Barışçılık
“Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesi pasiflik veya haklardan vazgeçme anlamına gelmez. Türkiye, Musul’da askerî ve diplomatik imkânlarının daraldığı bir ortamda uzlaşmayı kabul ederken Montrö ve Hatay’da uluslararası şartların değişmesini fırsata çevirmiştir. Böylece amaçlarda millî, yöntemde gerçekçi ve hukukçu bir çizgi izlenmiştir.
Atatürk dönemindeki diplomatik düzenlemeler, Türkiye’nin çözülmemiş sorunlarını ele alma ve bölgesel güvenliği iş birliğiyle güçlendirme hedeflerine yöneldi. Bu gelişmeler, ele aldıkları sorun ve oluşturdukları sonuçlar bakımından şöyle özetlenebilir:
| Gelişme | Ele aldığı sorun / alan | Temel sonuç |
|---|---|---|
| 1926 Ankara Antlaşması | Musul ve Türkiye-Irak sınırı | Musul Irak’a bırakıldı ve Türkiye-Irak sınırı belirlendi. |
| 1930 Ankara Antlaşması | Türkiye-Yunanistan ilişkileri | Mübadele sonrasında kalan yerleşim ve mal varlığı sorunları ele alındı. |
| Balkan Antantı (1934) | Balkanlar | Bölgesel güvenlik ve sınırların korunması için iş birliği oluşturdu. |
| Sadabat Paktı (1937) | Türkiye, İran, Irak ve Afganistan | Saldırmazlık ve ortak sınırların korunmasına dayalı iş birliği kurdu. |
| Montrö Sözleşmesi (1936) | Türk Boğazları | Boğazlar Komisyonu kaldırıldı; Türkiye Boğazları yeniden askerîleştirme hakkı kazandı. |
| Hatay’ın Türkiye’ye katılması (1937–1939) | Hatay’ın siyasi statüsü | Özel statü, Hatay Devleti ve Meclis kararı aşamalarından geçti. |
Türkiye’nin Hatay konusunda Milletler Cemiyetine başvurması, Montrö için ilgili devletleri konferansa çağırması ve Balkan Antantı’na katılması aşağıdaki dış politika özelliklerinden hangisini en kapsamlı biçimde kanıtlar?
B) Sınırları sürekli savaş yoluyla genişletme
C) Sorunları uluslararası hukuk ve iş birliği içinde çözme
D) Yalnız ikili antlaşmalara dayanma
E) Eski rejimin dış politikasını değiştirmeden sürdürme
Türkiye-Yunanistan İlişkileri
Nüfus Mübadelesi ve Etabli Anlaşmazlığı
Lozan’a göre İstanbul Rumları ile Batı Trakya Türkleri dışında, Türkiye’deki Rumlarla Yunanistan’daki Türkler zorunlu değişime tabi tutulacaktı. Anlaşmazlığın düğüm noktası etabli, yani “yerleşik” sayılacak kişilerin belirlenmesiydi. Yunanistan İstanbul’da daha fazla Rum bırakmak, Batı Trakya’daki Türklerin bir bölümünü ise mübadele kapsamına almak istiyordu. Sorun Milletler Cemiyeti ve Milletlerarası Daimî Adalet Divanı süreçleriyle kesin çözüme ulaşmadı; 10 Haziran 1930 Ankara Antlaşması ile İstanbul Rumları ve Batı Trakya Türkleri yerleşme tarihlerine bakılmaksızın yerleşik kabul edildi.
Nüfus mübadelesinde “etabli” kavramının tartışılması, anlaşmazlığın doğrudan hangi konuda yoğunlaştığını gösterir?
B) Musul petrol gelirlerinin paylaşılmasında
C) Osmanlı borçlarının ödeme para biriminde
D) Mübadeleden muaf tutulacak yerleşik nüfusun kapsamının belirlenmesinde
E) Hatay Devleti’nin yönetim biçiminde
1930 Ankara Antlaşması’nın İstanbul Rumları ile Batı Trakya Türklerinin tamamını yerleşik sayması aşağıdakilerden hangisine yönelik karşılıklı bir uzlaşmadır?
B) Patrikhaneye siyasi yetki verilmesine
C) Batı Trakya’nın Türkiye’ye bırakılmasına
D) İki azınlık grubunun mübadele kapsamı dışında tutulmasına
E) Yunanistan’ın Milletler Cemiyetinden çıkarılmasına
Patrikhane Meselesi
Türkiye, mübadeleye tabi olması gerektiğini savunduğu VI. Konstantinos Arapoğlu’nun patrik seçilmesine itiraz etti. Yunanistan konuyu uluslararasılaştırmaya çalışırken Türkiye Patrikhanenin siyasal değil, Türkiye’nin iç hukukuna bağlı dinî bir kurum olduğunu vurguladı. Konstantinos’un ayrılmasından sonra mübadele dışında kalan Vasilios Yeorgiadis’in seçilmesiyle gerilim giderildi.
Türkiye’nin Patrikhane meselesini “iç sorun” olarak nitelemesi en çok hangi Lozan sonrası hassasiyetiyle ilişkilidir?
B) Musul’u Irak’a bırakmama
C) Yunanistan ile ortak devlet kurma
D) Boğazlar Komisyonunu güçlendirme
E) Kapitülasyon benzeri dış müdahale kanallarını önleme
1930 Sonrası Türk-Yunan Yakınlaşması
Mübadele sorununun çözülmesi, Başbakan Eleftherios Venizelos’un 1930 Türkiye ziyareti ve İsmet İnönü’nün 1931 Yunanistan ziyaretiyle ilişkiler yumuşadı. İtalya’nın Doğu Akdeniz ve Balkanlardaki yayılmacılığı iki devleti güvenlik iş birliğine yöneltti. Bu yakınlaşma 1934 Balkan Antantı’nın kurulmasını kolaylaştırdı; Venizelos aynı yıl Atatürk’ü Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterdi.
Türkiye ile Yunanistan’ın 1930’dan sonra yakınlaşmasında;
I. mübadele anlaşmazlığının çözülmesi,
II. İtalya’nın yayılmacı siyasetinin ortak tehdit oluşturması,
III. Balkanlarda mevcut sınırları koruma isteği
etkenlerinden hangileri birlikte rol oynamıştır?
B) Yalnız II
C) I ve II
D) II ve III
E) I, II ve III
Türkiye-İngiltere ve Türkiye-Fransa İlişkileri
Musul Sorununun Diplomatik Süreci
Lozan’da Türkiye-Irak sınırı çözülemedi; Türkiye ile İngiltere’nin dokuz ay içinde görüşmesi, sonuç alınamazsa meselenin Milletler Cemiyetine götürülmesi kararlaştırıldı. 1924 Haliç Konferansında Türkiye’yi Fethi Okyar temsil etti. İngiltere Musul yanında Hakkâri üzerinde de istek ileri sürünce uzlaşma sağlanamadı. Konu Milletler Cemiyetine taşındı; oluşturulan komisyon Musul’un Irak’ta kalmasını ve sınırın Brüksel hattı temelinde belirlenmesini önerdi.
| Aşama | İşlem | Sonuç |
|---|---|---|
| Lozan | İkili görüşme kararı | Süreç ertelendi |
| 1924 Haliç | Türkiye-İngiltere görüşmesi | Uzlaşma sağlanamadı |
| Milletler Cemiyeti | Komisyon ve karar | Irak lehine tutum |
| 1926 Ankara | Antlaşma | Sınır kesinleşti |
Musul sorununun Lozan’dan Haliç Konferansına, oradan Milletler Cemiyetine taşınması aşağıdaki yargılardan hangisini doğrular?
B) Türkiye’nin Lozan’da Musul üzerindeki bütün haklarından vazgeçtiğini
C) Sorunun çözümünde önceden belirlenmiş aşamalı bir diplomatik yol izlendiğini
D) İngiltere’nin Irak üzerindeki mandasının sona erdiğini
E) Haliç Konferansının Ankara Antlaşmasından sonra toplandığını
İngiltere’nin Haliç Konferansında Hakkâri’yi de tartışmaya açması aşağıdakilerden hangisinin göstergesidir?
B) Irak mandasından çekilme kararı aldığının
C) Misak-ı Millî’yi bütünüyle kabul ettiğinin
D) Sorunun kapsamını Türkiye aleyhine genişletmeye çalıştığının
E) Türkiye’nin Milletler Cemiyetine üye olduğunun
Şeyh Sait Ayaklanması ve 1926 Ankara Antlaşması
Musul görüşmeleri sürerken çıkan Şeyh Sait Ayaklanması Türkiye’nin askerî ve diplomatik hareket alanını daralttı. 5 Haziran 1926 Ankara Antlaşması ile Musul, İngiliz mandasındaki Irak’a; Hakkâri Türkiye’ye bırakıldı. Irak’ın Musul petrollerinden elde edeceği gelirin yüzde 10’unun 25 yıl süreyle Türkiye’ye verilmesi kararlaştırıldı; Türkiye daha sonra bu paya karşılık toplu ödeme kabul etti. Musul’un sınırlar dışında kalması Misak-ı Millî’den taviz olarak değerlendirilir.
Şeyh Sait Ayaklanmasının Musul görüşmeleriyle aynı döneme rastlaması, dış politika bakımından en doğrudan hangi sonucu doğurmuştur?
B) İngiltere’nin Hakkâri’yi Türkiye’ye bırakmaktan vazgeçmesi
C) Boğazların derhâl silahlandırılması
D) Yunanistan’ın mübadeleyi kabul etmesi
E) Türkiye’nin Milletler Cemiyetine üye olması
Yabancı Okullar Sorunu
Tevhid-i Tedrisat Kanunu sonrasında yabancı okullar Millî Eğitim Bakanlığının denetimine alındı. Türkçe, tarih ve coğrafya derslerinin Türk öğretmenlerce Türkçe okutulması istendi; dinî sembol ve propaganda konusunda Türk mevzuatı uygulandı. Fransa konuyu ikili müzakereye ve uluslararası alana taşımak istese de Türkiye bunun bir iç hukuk ve egemenlik meselesi olduğunu bildirdi. Yabancı okullar Türk kurallarına uymak zorunda kaldı.
Türkiye’nin yabancı okullar sorununu uluslararası görüşmeye açmaması aşağıdakilerden hangisiyle en doğrudan açıklanır?
B) Fransa ile bütün diplomatik ilişkileri kesmesiyle
C) Yabancı okulların tamamını Lozan’da kapatmasıyla
D) Milletler Cemiyetinin Türkiye lehine karar vermesiyle
E) Sorunun Musul petrolleriyle bağlantılı olmasıyla
Osmanlı Borçları ve Adana-Mersin Demir Yolu
Osmanlı borçlarının önemli alacaklısı Fransa’ydı. Lozan’dan sonra borçların Osmanlı’dan ayrılan devletler arasında paylaştırılması, ödeme takvimi ve para birimi tartışıldı. 13 Haziran 1928 Antlaşması ile ödeme sistemi kuruldu; 1929 Dünya Ekonomik Krizi sonrasında şartlar yeniden düzenlendi ve Türkiye son taksiti 1954’te ödedi. Fransız şirketinin işlettiği Adana-Mersin demir yolu ise 1929’da satın alınarak millîleştirildi. Borçta yükümlülüğün hukuk içinde yerine getirilmesi, demir yolunda millî denetim sağlanması hedeflendi.
Türkiye’nin Osmanlı borçlarını bir ödeme planına bağlaması ile yabancı şirketçe işletilen demir yolunu satın alması birlikte değerlendirildiğinde aşağıdakilerden hangisine ulaşılır?
B) Fransa’ya kapitülasyon verdiğine
C) Hukuki yükümlülükleri yerine getirirken stratejik ekonomik alanlarda millî denetimi güçlendirdiğine
D) Devletçilik ilkesinden vazgeçtiğine
E) Bütün borçların 1928’de tek seferde ödendiğine
Aşağıdaki gelişmelerden hangisi Türkiye-Fransa ilişkilerinin konusu değildir?
B) Osmanlı borçlarının ödenmesi
C) Adana-Mersin demir yolunun millîleştirilmesi
D) Hatay’ın geleceği
E) Musul’un Irak’a bırakılması
Türkiye-Sovyetler Birliği İlişkileri ve İtalya Tehdidi
Sovyetler Birliği ile Denge Politikası
Millî Mücadele döneminde başlayan Türk-Sovyet yakınlaşması 1921 Moskova Antlaşmasıyla hukuki zemine kavuşmuş, 1925 Dostluk ve Tarafsızlık Antlaşmasıyla sürmüştür. Türkiye’nin 1930’lardan itibaren Batılı devletler ve Milletler Cemiyetiyle yakınlaşması Sovyetlerde kaygı yarattı. Montrö Türkiye’nin Boğazlar üzerindeki egemenliğini güçlendirirken Karadeniz güvenliği konusunda iki ülkenin beklentilerini bütünüyle örtüştürmedi. Buna rağmen Türkiye tek bir bloğa bağımlı olmamaya çalıştı.
Türkiye’nin Sovyetlerle dostluğu sürdürürken Milletler Cemiyetine girmesi ve Batılı devletlerle yakınlaşması aşağıdaki dış politika tutumlarından hangisini yansıtır?
B) Ulusal çıkar doğrultusunda çok yönlü denge kurma
C) Komşu devletlerle bütün ilişkileri kesme
D) Yayılmacı blok siyaseti izleme
E) Boğazları uluslararası komisyonda bırakma
Faşist İtalya’nın Yayılmacılığı ve Bölgesel Güvenlik
Mussolini yönetiminin Akdeniz ve Balkanlara yönelik söylemleri, On İki Ada’yı askerîleştirmesi ve 1935’te Habeşistan’ı işgali Türkiye’nin tehdit algısını artırdı. Almanya’nın Versay düzenini bozması ve Japonya’nın Mançurya’yı işgali de ortak güvenlik sisteminin zayıfladığını gösterdi. Türkiye bu ortamda batıda Balkan Antantı, doğuda Sadabat Paktı, deniz güvenliğinde Montrö ve İngiltere öncülüğündeki Akdeniz güvenceleriyle çevresel güvenlik kuşağı kurdu.
İtalya’nın Balkanlar, Doğu Akdeniz ve Habeşistan’a yönelik politikalarının Türkiye’yi farklı bölgesel düzenlemelere yöneltmesi aşağıdakilerden hangisini gösterir?
B) Sovyetlerle ilişkilerin tamamen sona erdiğini
C) Türkiye’nin Milletler Cemiyetinden ayrıldığını
D) Türkiye’nin değişik coğrafyalardaki risklere birbirini tamamlayan araçlarla karşılık verdiğini
E) Bütün düzenlemelerin aynı devletlerden oluştuğunu
1930-1937 Arasında Çok Taraflı Dış Politika
Milletler Cemiyetine Giriş (1932)
Türkiye, başlangıçta Musul kararının İngiltere lehine oluşması nedeniyle mesafeli olduğu Milletler Cemiyetine 18 Temmuz 1932’de katıldı. Üyelik, İspanya’nın önerisi ve Yunanistan’ın desteğiyle yapılan davet üzerine gerçekleşti. Davet edilerek üye olunması Türkiye’nin uluslararası saygınlığındaki artışı; üyeliğin kabulü ise barışçı sorun çözme ve çok taraflı diplomasi iradesini gösterir.
Yunanistan’ın Türkiye’nin Milletler Cemiyetine üyeliğini desteklemesi, en güçlü biçimde aşağıdaki gelişmelerden hangisinin sonucu olarak yorumlanabilir?
B) Türk-Yunan sorunlarının 1930 uzlaşmasıyla yumuşamasının
C) Hatay’ın Türkiye’ye katılmasının
D) Balkan Antantı’nın dağılmasının
E) Boğazlar Komisyonunun kurulmasının
Balkan Antantı (1934)
Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya 9 Şubat 1934’te Balkan Antantı’nı kurdu. Taraflar Balkan sınırlarını karşılıklı güvence altına almayı ve bölgesel statükoyu korumayı amaçladı. Revizyonist “Büyük Bulgaristan” hedefi nedeniyle Bulgaristan; İtalya’nın etkisi altındaki Arnavutluk ise antanta katılmadı. Antant, Türkiye’nin batı sınırları için güvenlik sağladı; İkinci Dünya Savaşıyla etkisini yitirdi.
Balkan Antantı’na Bulgaristan’ın katılmaması ile antantın temel amacı birlikte düşünüldüğünde aşağıdakilerden hangisine ulaşılır?
B) Bulgaristan’ın mevcut Balkan sınır düzenini bütünüyle benimsediğine
C) Antantın statükoyu korumayı, Bulgaristan’ın ise sınır revizyonunu amaçladığına
D) Antantın yalnız ekonomik bir gümrük birliği olduğuna
E) Bulgaristan’ın İtalya tarafından işgal edildiğine
Balkan Antantı’nın Türkiye açısından en doğrudan stratejik işlevi aşağıdakilerden hangisidir?
B) Batı sınırlarında ortak güvenlik ve mevcut sınır düzenini korumak
C) Musul petrol gelirlerini artırmak
D) Hatay’da bağımsız devlet kurmak
E) Boğazlardan geçiş rejimini tek başına belirlemek
Çok Taraflı Güvenlik Düzenlemelerinin İşlevleri

Bu düzenlemeler farklı sorun alanlarına yöneldi. Milletler Cemiyeti küresel iş birliği platformuydu; Balkan Antantı Balkanlar’da bölgesel güvenliği destekledi. 1937’de imzalanan Sadabat Paktı, Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında saldırmazlık ve ortak sınırların korunmasına dayalı iş birliği kurdu. Montrö Sözleşmesi ise Boğazlar rejimini değiştirerek Türkiye’nin Boğazlar üzerindeki egemenliğini pekiştirdi.
Aşağıdaki görselde dört diplomasi dosyası, çözdüğü sorun veya güvenlik alanıyla verilmiştir.

K, L, M ve N dosyalarının karşılığı sırasıyla aşağıdakilerden hangisidir?
B) Lozan – Balkan Antantı – Sadabat Paktı – Montrö
C) Haliç Konferansı – Lozan – Balkan Antantı – Milletler Cemiyeti
D) Ankara Antlaşması (1930) – Ankara Antlaşması (1926) – Sadabat Paktı – Montrö
E) Montrö – Sadabat Paktı – Ankara Antlaşması (1926) – Balkan Antantı
Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin Nedenleri (1936)
Lozan, Boğazları askerden arındırmış ve Türkiye başkanlığında uluslararası bir komisyonun yönetimine bırakmıştı. 1930’larda Japonya’nın Mançurya’yı, İtalya’nın Habeşistan’ı işgali; Almanya’nın Ren bölgesini silahlandırması ve Milletler Cemiyetinin yaptırım gücünün zayıflığı Türkiye’nin güvenlik kaygısını artırdı. Türkiye, şartların köklü biçimde değiştiğini belirterek Lozan’ın Boğazlar rejiminin yeniden görüşülmesini istedi. Talebin antlaşmaya taraf devletlerce kabul edilmesi, Türkiye’nin barışçı revizyon yönteminin başarısıdır.
Türkiye’nin Boğazlar rejiminin değiştirilmesini isterken “şartların değişmesi” ilkesine dayanması aşağıdakilerden hangisini amaçlamıştır?
B) Yeni güvenlik ortamının eski askersizleştirme düzenini tehlikeli hâle getirdiğini hukuk yoluyla göstermek
C) Boğazları bütün ticaret gemilerine kapatmak
D) Milletler Cemiyetinden ayrılmak
E) Balkan Antantı’nı dağıtmak
Montrö’nün Hükümleri ve Sonuçları
20 Temmuz 1936 Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile Boğazlar Komisyonu kaldırıldı, yetkileri Türkiye’ye geçti ve Türkiye Boğazların iki yakasını askerîleştirme hakkı kazandı. Barış zamanında ticaret gemilerinin geçiş serbestisi korundu; savaş gemilerine tür, tonaj, süre ve bildirim sınırlamaları getirildi. Türkiye savaşta tarafsa veya yakın savaş tehdidi görürse savaş gemilerinin geçişi üzerinde geniş yetki kullanabilir. Böylece Lozan’ın egemenliği sınırlayan Boğazlar düzeni Türkiye lehine değişti.
Montrö’nün;
I. Boğazlar Komisyonunu kaldırması,
II. Türkiye’ye Boğazları askerîleştirme hakkı vermesi,
III. savaş gemilerinin geçişini kurallara bağlaması
hükümlerinden hangileri Türkiye’nin egemenlik ve güvenliğini birlikte güçlendirmiştir?
B) Yalnız II
C) I ve II
D) II ve III
E) I, II ve III
Aşağıdakilerden hangisi Montrö’nün Lozan Boğazlar rejimine göre Türkiye lehine getirdiği değişikliklerden biri değildir?
B) Boğazların askerîleştirilebilmesi
C) Savaş gemileri üzerinde Türkiye’nin yetkisinin artması
D) Türkiye’nin Boğazlar üzerindeki egemenliğinin güçlenmesi
E) Bütün yabancı savaş gemilerine koşulsuz ve sınırsız geçiş sağlanması
Akdeniz Güvenceleri (1936)
İtalya’nın Habeşistan’ı işgali üzerine İngiltere, Akdeniz’deki bazı devletlerle karşılıklı güvence düzenlemeleri geliştirdi. Türkiye de dönemin belgelerinde ve ders literatüründe “Akdeniz Paktı” olarak anılan bu güvence sistemine katıldı. Bu yapı, Balkan Antantı gibi sürekli ve aynı üyelerden oluşan bağımsız bir bölgesel örgüt değil; İtalyan saldırganlığına karşı Akdeniz güvenliğini destekleyen bir dayanışma çerçevesiydi.
Sadabat Paktı (1937)
Türkiye, İran, Irak ve Afganistan 8 Temmuz 1937’de Tahran’daki Sadabat Sarayı’nda paktı imzaladı. Taraflar birbirlerinin iç işlerine karışmamayı, sınırlarına saygı göstermeyi ve saldırmazlığı kabul etti. İtalya’nın Doğu Akdeniz ve Orta Doğu’ya yönelen yayılmacılığı paktı hızlandırdı. Türkiye ile Hatay, Irak ile sınır meselesi bulunan Suriye pakta katılmadı. Sadabat Paktı Türkiye’nin doğu sınır güvenliğini tamamladı.
Balkan Antantı ile Sadabat Paktı karşılaştırıldığında aşağıdaki yargılardan hangisi doğrudur?
B) İlki batı, ikincisi doğu sınır güvenliğini destekleyen bölgesel statüko düzenlemeleridir.
C) İkisinin de bütün üyeleri aynıdır.
D) İkisi de Musul sorununu çözmüştür.
E) İkisi de İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kurulmuştur.
Hatay Sorunu ve Hatay’ın Türkiye’ye Katılması
Sorunun Uluslararası Gündeme Taşınması
1921 Ankara Antlaşması ile İskenderun Sancağı Fransız mandasındaki Suriye sınırlarında kalmış, bölgeye özel yönetim ve Türk kültürünü koruyan hükümler tanınmıştı. Fransa 1936’da Suriye’ye bağımsızlık vermeye hazırlanırken sancağı Suriye’ye bırakmak isteyince Türkiye itiraz etti. Atatürk bölgeye “Hatay” adını verdi; Türkiye Fransa’ya nota sundu ve meseleyi Milletler Cemiyetine taşıdı.
Hatay sorununun 1936’da yeniden gündeme gelmesinin temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
B) Fransa’nın Suriye’ye bağımsızlık verirken İskenderun Sancağını Suriye’ye bırakmak istemesi
C) Yunanistan’ın Batı Trakya Türklerini mübadeleye almak istemesi
D) İtalya’nın Milletler Cemiyetine girmesi
E) Boğazlar Komisyonunun Hatay’ı yönetmesi
Sandler Raporu, Özel Statü ve Hatay Devleti
Milletler Cemiyeti İsveçli diplomat Rickard Sandler başkanlığındaki heyeti görevlendirdi. Rapor doğrultusunda 1937’de sancağın Suriye sınırları içinde fakat iç işlerinde ayrı, kendi anayasa ve meclisine sahip bir statüde olması kabul edildi; dış işleri ve gümrükte Suriye ile bağ korunacaktı. Türk-Fransız uzlaşması ve seçim sürecinin ardından Hatay Meclisi 2 Eylül 1938’de Hatay Devletini ilan etti. Cumhurbaşkanı Tayfur Sökmen, başbakan Abdurrahman Melek oldu.
| Tarih | Hatay sürecindeki aşama |
|---|---|
| 1936 | Türkiye’nin notası ve Milletler Cemiyetine başvuru |
| 1937 | Özel statü ve anayasal düzen |
| 2 Eylül 1938 | Hatay Devleti’nin kurulması |
| 23 Temmuz 1939 | Türkiye’ye katılmanın tamamlanması |
Hatay’ın 1937’de özel statü kazanması ile 1938’de bağımsız devlet hâline gelmesi arasındaki ilişki aşağıdakilerden hangisidir?
B) Özel statü Hatay’ın doğrudan 1937’de Türkiye’ye katılmasıdır.
C) Hatay Devleti, Milletler Cemiyetinden önce kurulmuştur.
D) Özel statü Fransa’nın bölgeyi ilhak etmesini sağlamıştır.
E) İki gelişme birbirinden tamamen bağımsızdır.
Hatay Meclisinin Katılma Kararı (1939)
Avrupa’da savaş tehlikesinin büyümesi Fransa’yı Türkiye ile uzlaşmaya yöneltti. 23 Haziran 1939’da Türkiye ile Fransa arasında Hatay’ın Türkiye’ye iadesini düzenleyen anlaşma imzalandı. 29 Haziran’da Hatay Millet Meclisi, Hatay’ın Türkiye’ye katılmasını ve Meclisin sona ermesini oy birliğiyle kabul etti. Katılma sürecinin son aşaması, 23 Temmuz 1939’da Fransız askerlerinin Hatay’dan çekilmesi ve Türk bayrağının göndere çekilmesiyle tamamlandı. Atatürk 10 Kasım 1938’de vefat ettiğinden süreç İsmet İnönü döneminde tamamlandı; diplomatik hazırlık, özel statünün oluşturulması ve Hatay Devleti’nin kurulması ise Atatürk döneminde gerçekleşti.
Sandler Raporu Hatay’ın doğrudan Türkiye’ye katılmasını kararlaştırmadı. Süreç; özel statü, Hatay Devleti ve Hatay Meclisinin katılma kararı aşamalarından geçti. Ayrıca Hatay’ın Türkiye’ye katılması Atatürk’ün ölümünden sonra tamamlandı.
Hatay’ın Türkiye’ye katılmasıyla ilgili aşağıdaki yargılardan hangisi kronolojik olarak doğrudur?
B) Hatay Devleti, Türkiye’nin 1936 notasından önce kuruldu.
C) Atatürk döneminde başlatılan diplomatik süreç, onun ölümünden sonra meclis kararıyla tamamlandı.
D) Hatay doğrudan askerî harekâtla Türkiye’ye katıldı.
E) Katılma, Montrö Sözleşmesinden önce tamamlandı.
Hatay’ın katılma sürecinde nota, Milletler Cemiyeti incelemesi, seçim, bağımsız meclis ve katılma kararı araçlarının kullanılması aşağıdaki yargılardan hangisini en güçlü biçimde destekler?
B) Türkiye’nin bütün sınır sorunlarını askerî yöntemle çözdüğünü
C) Hatay’ın Lozan’da Türkiye’ye bırakıldığını
D) Fransa ile hiçbir uzlaşma yapılmadığını
E) Milletler Cemiyetinin Hatay’ı tek kararla Türkiye’ye verdiğini
Atatürk Dönemi Türk Dış Politikasında Sorunlar ve Sonuçlar
1923-1939 Kronoloji Haritası
| Yıl | Gelişme | Temel işlev |
|---|---|---|
| 1924 | Haliç Konferansı | Musul için ikili görüşme |
| 1926 | Ankara Antlaşması | Türkiye-Irak sınırı ve Musul |
| 1928 | Borçlar Antlaşması | Osmanlı borçlarının ödeme sistemi |
| 1929 | Adana-Mersin demir yolunun alınması | Ulaşımda millî denetim |
| 1930 | Ankara Antlaşması | Mübadele-etabli sorununun çözümü |
| 1932 | Milletler Cemiyeti üyeliği | Çok taraflı diplomasi |
| 1934 | Balkan Antantı | Batı sınırı güvenliği |
| 1936 | Montrö | Boğazlarda egemenlik ve güvenlik |
| 1937 | Sadabat Paktı | Doğu sınırı güvenliği |
| 1938 | Hatay Devleti | Bağımsız siyasal aşama |
| 1939 | Hatay’ın katılması | Millî hedefin barışçı tamamlanması |
Aşağıdaki gelişmelerin kronolojik sıralaması hangisinde doğru verilmiştir?
I. Balkan Antantı
II. Ankara Antlaşması ile Musul sorununun çözümü
III. Milletler Cemiyetine giriş
IV. Montrö Boğazlar Sözleşmesi
V. Hatay Devleti’nin kurulması
B) II – I – III – V – IV
C) III – II – I – IV – V
D) II – III – IV – I – V
E) I – II – III – V – IV
AYT’de Ayırt Edici Kavramlar ve Yorum Tuzakları
AYT sorularında olay adı kadar hangi devletle, hangi sorun için, hangi araçla ve hangi sonuçla bağlantı kurulduğu önemlidir. İki Ankara Antlaşmasını karıştırmayın: 1926 Ankara Antlaşması İngiltere/Irak-Musul, 1930 Ankara Antlaşması Yunanistan-mübadele ile ilgilidir. Balkan Antantı batı; Sadabat doğu güvenliğidir. Montrö Boğazlarda egemenlik, Hatay ise barışçı millî hedef örneğidir.
| Olay | Karıştırılan nokta | Ayırt edici anahtar |
|---|---|---|
| 1926 Ankara | 1930 Ankara | Musul ve Irak sınırı |
| 1930 Ankara | 1926 Ankara | Etabli ve mübadele |
| Balkan Antantı | Sadabat Paktı | Batı sınırı |
| Sadabat Paktı | Balkan Antantı | Doğu sınırı |
| Montrö | Lozan Boğazlar rejimi | Komisyonun kaldırılması ve askerîleştirme |
| Hatay | Doğrudan ilhak sanısı | Özel statü → devlet → meclis kararı |
Atatürk dönemi dış politikası bir bütün olarak değerlendirildiğinde;
I. Lozan’dan kalan sorunların her birinde aynı yöntem ve aynı sonuç ortaya çıkmıştır.
II. 1930’lardan sonra ikili sorun çözümünden çok taraflı güvenlik iş birliğine yönelim güçlenmiştir.
III. Türkiye barışçı yöntemlerle egemenliğini ve bölgesel güvenliğini artırmaya çalışmıştır.
yargılarından hangilerine ulaşılabilir?
B) Yalnız II
C) I ve III
D) II ve III
E) I, II ve III
Önceki Konu: Atatürk Dönemi İç Politikası
Sonraki Konu: İki Dünya Savaşı Arasındaki Dönemde Dünya
