AYT Atatürk Dönemi İç Politikası konu anlatımı kapsamında Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki meclis ve parti düzeni, çok partili hayata geçiş denemeleri, rejime yönelen tehditler ve millî egemenliği ilgilendiren iç gelişmeler neden-sonuç ilişkileriyle işlenecektir. AYT konu anlatımı arşivinden ulaşabilirsiniz.
Cumhuriyet’in İlk Yıllarında Siyasal Düzen
I. TBMM’den II. TBMM’ye Geçiş
I. TBMM, Millî Mücadele’nin yürütülmesi ve saltanatın kaldırılması gibi olağanüstü görevleri yerine getiren bir mücadele meclisiydi. Farklı görüşleri aynı bağımsızlık amacı çevresinde toplamıştı; ancak savaş sonrasında devletin yeni kurumlarını kurma ve inkılapları gerçekleştirme konusunda meclis içi görüş ayrılıkları belirginleşti.
Mustafa Kemal Paşa 1 Nisan 1923’te seçimlerin yenilenmesini istedi. Seçimler sonrasında 11 Ağustos 1923’te açılan II. TBMM, Lozan Barış Antlaşması’nı onayladı, Ankara’yı başkent yaptı ve Cumhuriyet’i ilan etti. Bu nedenle I. TBMM için “mücadele ve kurucu irade”, II. TBMM için ise “inkılap ve kurumlaşma” nitelemesi ayırt edicidir.

B) II. TBMM’nin millî egemenliği terk ettiğini
C) Siyasal kurumların dönemin ihtiyaçlarına göre farklı görevler üstlendiğini
D) I. TBMM’de hiçbir görüş ayrılığı bulunmadığını
E) Lozan’ın I. TBMM tarafından onaylandığını
Halk Fırkasının Kuruluşu ve Ad Değişiklikleri
Mustafa Kemal Paşa, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Grubunu siyasal partiye dönüştürerek 9 Eylül 1923’te Halk Fırkasını kurdu. Parti, Millî Mücadele’nin örgütlü kadrosunu barış döneminde inkılapların yürütücüsü hâline getirdi. Cumhuriyet’in ilanından sonra adı 10 Kasım 1924’te Cumhuriyet Halk Fırkası, 1935’te ise Cumhuriyet Halk Partisi oldu.
Programında millî egemenlik, Cumhuriyet rejimi, inkılapların korunması ve ekonomik kalkınmada devletin etkinliği öne çıktı. Parti 1950’ye kadar iktidarda kaldı; 1946 seçimlerine kadar siyasal hayat esas olarak tek parti düzeninde yürüdü. 1946’da tek dereceli seçim sistemine geçilmesi, parti adlarıyla seçim yönteminin birbirine karıştırılmaması gereken ayrı bir gelişmedir.
B) Millî Mücadele kadrosunun yeni devletin siyasal kurumlaşmasına taşındığının
C) Parti programının saltanatı yeniden kurmayı amaçladığının
D) Çok partili hayatın 1923’te kesintisiz başladığının
E) Ekonomide devletin hiçbir rol üstlenmediğinin
Çok Partili Hayata Geçişin Amaçları ve Ön Koşulları
Çok partili hayat; farklı programların seçmene sunulmasını, hükûmetin meclis içinde denetlenmesini ve eleştirilerin yasal siyasal kanallarda ifade edilmesini sağlar. Cumhuriyet’in demokrasi yönünün gelişmesi için yalnız seçim yapılması değil, örgütlü muhalefetin varlığı, hukuk düzenine bağlılık ve rejimin temel ilkeleri konusunda ortak zemin gerekir.
Atatürk dönemindeki iki deneme, bu hedefin benimsendiğini; fakat savaş sonrası güvenlik sorunları, inkılaplara karşı tepki, demokratik kültürün yeterince yerleşmemesi ve ekonomik sıkıntılar nedeniyle sürdürülemediğini gösterir. Denemelerin başarısız olması “demokrasi istenmedi” biçiminde değil, siyasal çoğulculuk ile rejim güvenliği arasındaki dengenin kurulamadığı biçiminde yorumlanmalıdır.

B) Muhalefetin yalnız dış politika amacıyla kurulduğuna
C) Toplumda hiçbir siyasal görüş ayrılığı olmadığına
D) Çoğulculuk hedefinin bulunduğuna, fakat güvenlik ve toplumsal koşulların sürekliliği engellediğine
E) Her iki partinin aynı yöntemle kapatıldığına
B) Farklı ekonomi programlarının seçmene sunulması
C) Siyasal taleplerin yasal örgütler içinde ifade edilmesi
D) Seçmenlerin alternatifler arasında tercih yapması
E) Rejimin temel hukuk kurallarının parti rekabeti uğruna askıya alınması
Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası Denemesi
Kuruluşu, Kadrosu ve Programı
Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası (TCF), 17 Kasım 1924’te Kazım Karabekir başkanlığında kuruldu. Ali Fuat Cebesoy, Rauf Orbay, Refet Bele ve Adnan Adıvar kurucular arasındaydı. Parti, Cumhuriyet döneminin ilk muhalefet partisidir ve Halk Fırkasından ayrılan milletvekillerinin hükûmeti meclis içinde denetleme isteğini temsil eder.
TCF cumhuriyetçi ve liberal bir program benimsedi; ekonomide devlet müdahalesinin sınırlandırılmasını, özel girişimin desteklenmesini ve tek dereceli seçim sistemini savundu. Programındaki “dinî inançlara saygılı olma” ilkesi, inkılaplara karşı çevrelerin parti çevresinde toplanmasına zemin hazırladığı gerekçesiyle eleştirildi. Bu ifade, partinin programını doğrudan saltanatçı ilan etmek için tek başına yeterli değildir; önemli olan siyasal sonuçlarının nasıl geliştiğidir.
B) Dış sınırlar ve askerî ittifaklar
C) Eğitim dili ve din hizmetleri
D) Nüfus mübadelesi ve kapitülasyonlar
E) Tarım üretimi ve takvim sistemi
Ordunun Siyasetten Ayrılması
TCF kurucularının bir bölümünün askerlik görevini sürdürürken milletvekili olması, ordu ile siyaset arasındaki ilişkinin tartışılmasına yol açtı. Komutanların ya askerlik görevini ya da milletvekilliğini seçmesi istendi. Kazım Karabekir ve Ali Fuat Cebesoy askerlikten ayrılarak siyasete devam etti.
Bu düzenleme, ordunun günlük parti rekabetinin dışında tutulmasını ve seçilmiş sivil kurumların güçlendirilmesini amaçladı. Askerlerin siyasal hakları tümüyle kaldırılmadı; aktif komuta göreviyle milletvekilliğinin aynı kişide birleşmesi önlendi.
B) Ordunun parti rekabetinden uzak tutulup sivil siyasal düzenin güçlendirilmesine
C) Bütün eski komutanları siyasetten kalıcı olarak dışlamaya
D) Çok partili hayatı hukuken yasaklamaya
E) Seçimleri ertelemeye
Şeyh Sait Ayaklanması
13 Şubat 1925’te Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da başlayan Şeyh Sait Ayaklanması, Cumhuriyet rejimine ve laikleşme yönündeki yeniliklere karşı dinî söylemler kullanan geniş çaplı bir ayaklanmaydı. Bölgesel otorite, aşiret ilişkileri ve rejim karşıtlığı iç içe geçti. Ayaklanma, Musul sorununun İngiltere ile görüşüldüğü sırada çıkması nedeniyle dış politika ve güvenlik bakımından da Türkiye’nin elini zayıflattı.
Fethi Okyar hükûmeti ayaklanmayı bastırmakta yetersiz görüldü ve istifa etti; İsmet Paşa hükûmeti kuruldu. Ayaklanma askerî tedbirlerle bastırıldı. Sonuçları yalnız asayiş alanıyla sınırlı kalmadı: olağanüstü yetkiler, basın ve siyaset üzerindeki denetim, İstiklal Mahkemeleri ve muhalefet partisinin kapatılması gibi siyasal sonuçlar doğurdu.
B) Türkiye’nin Milletler Cemiyetinden ayrılması
C) İç güvenlik sorununun Musul üzerindeki askerî ve diplomatik kapasiteyi zayıflatması
D) İngiltere’nin kapitülasyonları yeniden kazanması
E) Boğazların hemen silahlandırılması
I. hükûmet değişikliği,
II. olağanüstü yetki kanunu,
III. çok partili hayat denemesinin kesintiye uğraması
gelişmelerinden hangileri gösterilebilir?
B) Yalnız II
C) I ve III
D) I, II ve III
E) II ve III
Takrir-i Sükûn, İstiklal Mahkemeleri ve TCF’nin Kapatılması
4 Mart 1925 tarihli Takrir-i Sükûn Kanunu, hükûmete kamu düzenini ve inkılapları tehdit ettiği değerlendirilen yayın, örgüt ve hareketlere karşı geniş yetkiler verdi. Ankara ve Şark İstiklal Mahkemeleri kuruldu. Kanun iki yıl için çıkarıldı, daha sonra uzatıldı ve 1929’da yürürlükten kalktı.
TCF, programındaki dinî inançlara saygı ifadesinin rejim karşıtlarınca kullanıldığı ve bazı teşkilatlarının ayaklanmayla ilişkili olduğu gerekçeleriyle 5 Haziran 1925’te hükûmet kararıyla kapatıldı. Böylece Cumhuriyet döneminin ilk çok partili hayat denemesi sona erdi. Parti kapatma kararı ile ayaklanmanın bastırılması aynı olay değildir; aralarında güvenlik siyaseti üzerinden neden-sonuç bağı vardır.

B) Meclisin bütün yetkilerini yerel yönetimlere bıraktığını
C) TCF’nin seçimle iktidara geldiğini
D) Saltanatın yeniden kurulduğunu
E) Dış politika sorunlarının sona erdiğini
B) Kapatma yalnız ekonomik görüş ayrılığından doğmuştur.
C) Bütün kurucular ayaklanmayı bizzat yönetmiştir.
D) Parti seçimlerde iktidarı kaybettiği için dağılmıştır.
E) Güvenlik krizi sırasında parti çevresindeki rejim karşıtı birikim, hükûmetin kapatma kararına gerekçe yapılmıştır.
1926’daki İç Siyaset ve Egemenlik Gelişmeleri
İzmir Suikastı Girişimi
Mustafa Kemal’e karşı hazırlanan İzmir Suikastı girişimi, 16 Haziran 1926’da ortaya çıkarıldı. Ziya Hurşit ve arkadaşlarının planı, Mustafa Kemal’in İzmir ziyaretinin gecikmesi ve Giritli Şevki’nin durumu yetkililere bildirmesi üzerine uygulanamadan engellendi. Sanıklar İstiklal Mahkemesinde yargılandı.
Girişim, eski İttihatçı çevrelerle yeni rejim arasındaki siyasal hesaplaşmayı derinleştirdi ve iktidarın güvenlik kaygılarını artırdı. TCF’nin kapatılması suikast girişiminden önce gerçekleşti; dolayısıyla girişim, partinin kapatılmasının nedeni değildir.
B) Suikast girişiminin TCF’nin kapatılmasının doğrudan nedeni olduğu iddiasını
C) İstiklal Mahkemelerinin siyasal davalarda görev almasını
D) Cumhuriyet karşıtı çevrelerin varlığını sürdürmesini
E) İç siyasette güvenlik kaygısının etkili olmasını
I. Ziyaret programının gecikmesi
II. Giritli Şevki’nin ihbarı
III. SCF’nin kendini feshetmesi
B) Yalnız II
C) I ve III
D) I ve II
E) II ve III
Bozkurt-Lotus Olayı
2 Ağustos 1926’da Fransız Lotus gemisi ile Türk Bozkurt gemisi Midilli yakınlarında çarpıştı; Bozkurt battı ve Türk vatandaşları yaşamını yitirdi. Türkiye, olay Türkiye’yi ilgilendirdiği için Lotus’un nöbetçi subayı hakkında yargılama başlattı. Fransa, Türkiye’nin yargı yetkisine itiraz ederek konuyu Lahey’deki Milletlerarası Daimi Adalet Divanına taşıdı.
Mahkeme 1927’de Türkiye’yi haklı buldu. Dava, genç Cumhuriyet’in kapitülasyonlardan arınmış egemen ve eşit devlet olarak kendi yargı yetkisini savunması bakımından önemlidir. Bu nedenle gelişme bir deniz kazasından fazlası; hukuk egemenliği, tam bağımsızlık ve uluslararası eşitlik örneğidir.
B) Fransa’nın Türk mahkemeleri üzerindeki denetimini
C) Türkiye’nin kapitülasyonsuz, egemen ve eşit devlet statüsünü
D) Milletler Cemiyetinin Türkiye üzerinde manda kurmasını
E) Boğazlar Komisyonunun yargı yetkisini
B) Türkiye’nin Fransa’ya savaş ilan etmesi
C) Olayın bir muhalefet partisi tarafından çıkarılması
D) Kazanın Türk karasularında gerçekleşmesi
E) Milletler Cemiyetinin Musul’u Türkiye’ye bırakması
Serbest Cumhuriyet Fırkası Denemesi
Kuruluş Sebepleri ve Kurucusu
Serbest Cumhuriyet Fırkası (SCF), 12 Ağustos 1930’da Ali Fethi Okyar tarafından Atatürk’ün isteği ve desteğiyle kuruldu. Amaç hükûmeti denetleyecek yasal bir muhalefet oluşturmak, tek parti yönetiminin yol açtığı eleştiri eksikliğini azaltmak ve 1929 Dünya Ekonomik Krizi’nin doğurduğu toplumsal hoşnutsuzluğu meşru siyasal kanallara taşımaktı.
Parti cumhuriyetçi ve laik esaslara bağlılığını açıkladı. Kuruluşun iktidarın bilgisi ve teşvikiyle gerçekleşmesi, denemenin rejimi değiştirmek için değil, rejim içinde çoğulculuk ve denetim oluşturmak için tasarlandığını gösterir.
B) Saltanatçı çevrelerin iktidara taşınmasını
C) Ekonomik krizin dış politikayla çözülmesini
D) Yasal muhalefet ve hükûmet denetiminin rejim içinde geliştirilmesini
E) Seçimlerin süresiz ertelenmesini
Programı ve Toplumsal Tabanı
SCF ekonomide liberalizmi, özel girişimi, düşük vergileri ve devlet harcamalarında tasarrufu savundu. Kadınların siyasal haklardan yararlanmasını desteklemesi, partinin programındaki demokratik açılım unsurlarındandı. Ekonomik bunalımdan etkilenen tüccar, çiftçi ve geniş halk kesimleri partiye yoğun ilgi gösterdi.
Ancak kısa sürede inkılaplara ve laik Cumhuriyet’e karşı olan çevreler de parti çevresinde toplandı. Özellikle İzmir gezisindeki kitlesel gösteriler, parti rekabetinin kontrol edilemeyecek bir gerilime dönüşebileceği kaygısını artırdı. Bir partiye yönelen geniş ilgi, bütün destekçilerin aynı amacı taşıdığı anlamına gelmez; ekonomik hoşnutsuzlukla rejim karşıtlığı ayırt edilmelidir.
B) Ekonomik hoşnutsuzluğun siyasal alternatif arayışını hızlandırdığını
C) Devletçiliğin 1923’te bütünüyle sona erdiğini
D) TCF’nin yeniden açıldığını
E) Dış borçların tamamen silindiğini
B) Hukuki ve kültürel
C) Ekonomik ve siyasal
D) Dinî ve askerî
E) Coğrafi ve nüfus
Partinin Kendini Feshetmesi
Ali Fethi Okyar, parti rekabetinin Atatürk ile karşı karşıya gelme görüntüsü doğurması ve rejim karşıtı unsurların denetim güçlüğü yaratması üzerine SCF’yi 17 Kasım 1930’da kendi kararıyla feshetti. Bu nokta TCF ile temel farktır: TCF hükûmet kararıyla kapatılmış, SCF ise kurucusu tarafından dağıtılmıştır.
Üç ay süren deneme, toplumdaki ekonomik ve siyasal taleplerin gücünü görünür kıldı. Aynı zamanda çok partili yaşam için yalnız parti kurmanın yetmediğini; örgütlü demokratik kültür, rejim ilkelerinde uzlaşma ve gerilimi hukuk içinde tutacak kurumların gerekli olduğunu gösterdi.
B) TCF: seçim yenilgisi — SCF: askerî müdahale
C) TCF: meclis kararı — SCF: halk oylaması
D) TCF: birleşme — SCF: hükûmet kararı
E) TCF: hükûmet kararıyla kapatma — SCF: kurucusunun feshi
Menemen Olayı ve Millî Kimlik Tartışması
Menemen Olayı ve Kubilay
23 Aralık 1930’da Menemen’de Derviş Mehmet ve çevresindekiler dinî sloganlarla ayaklandı. Olayı bastırmak için görevlendirilen yedek subay ve öğretmen Mustafa Fehmi Kubilay ile bekçiler Hasan ve Şevki öldürüldü. Bölgede sıkıyönetim ilan edildi; sanıklar askerî mahkemede yargılandı.
Olay, laik Cumhuriyet düzenine yönelmiş bir tehdit olarak değerlendirildi. Menemen Olayı SCF’nin 17 Kasım 1930’daki feshinden sonra gerçekleşmiştir. Bu nedenle olayın partiyi kapattırdığı söylenemez; buna karşılık SCF çevresinde görünür hâle gelen rejim karşıtı toplumsal birikimin denemenin ardından da sürdüğünü gösterdiği yorumlanabilir.
B) Olayın TCF’nin kuruluşundan önce gerçekleştiğini
C) Çok partili hayatın 1930’da kesintisiz devam ettiğini
D) Menemen Olayı’nın ekonomik program tartışması olduğunu
E) SCF’nin hükûmet kararıyla kapatıldığını
B) Uluslararası deniz hukuku sorunu
C) Parti içi olağan bir tartışma
D) Laik Cumhuriyet düzenine yönelik ciddi güvenlik tehdidi
E) Yalnız belediye hizmetleri protestosu
Çok Partili Hayatın Ertelenmesi
TCF deneyiminin Şeyh Sait Ayaklanması ortamında sona ermesi, SCF deneyiminin kontrolsüz kutuplaşma kaygısıyla feshedilmesi ve ardından Menemen Olayı’nın çıkması, Atatürk döneminde yeni bir muhalefet partisi girişiminden vazgeçilmesine yol açtı. Siyasal hayat 1945’e kadar tek parti yönetimi altında devam etti; 1946’da çok partili seçim süreci başladı.
Bu sonuç, halkın değişmez biçimde demokrasiye karşı olduğu şeklinde genellenemez. Daha doğru çıkarım, erken Cumhuriyet’te demokratik çoğulculuğu taşıyacak kurum ve siyasal kültürün güvenlik krizleri karşısında yeterince dayanıklı olmamasıdır.
B) Rejimi ve inkılapları güvence altında tutma
C) Kapitülasyonları canlandırma
D) Dış ticareti durdurma
E) Hanedan yönetimine dönme
Wagon-Lits Olayı ve Vatandaş Türkçe Konuş Kampanyası
22 Şubat 1933’te, İstanbul’daki Wagon-Lits şirketinde görevli Naci Bey, telefonda Türkçe konuştuğu gerekçesiyle bir şirket yöneticisi tarafından işten uzaklaştırıldı. Olayın basına yansıması üzerine üniversite öğrencileri şirketin Beyoğlu bürosu önünde protesto gösterileri düzenledi. Bu tepkiler, yabancı sermayeli işletmelerde Türkçenin ve millî kimliğin saygınlığına ilişkin toplumsal hassasiyeti yansıttı.
“Vatandaş Türkçe Konuş” kampanyası 1928’de başlatılmıştı; bu nedenle 1933’teki Wagon-Lits olayı kampanyanın başlangıcı değil, Türkçe kullanımı çevresindeki tartışmaları yeniden görünür kılan ayrı bir gelişmedir. Kampanya milliyetçilik ve dil birliğiyle ilişkilidir; ancak özel dillerin tamamını yasaklayan resmî bir kanun olarak yorumlanmamalıdır.
B) Cumhuriyetçilik
C) Milliyetçilik
D) Laiklik
E) Barışçılık
Atatürk Dönemi İç Politikasının Karşılaştırmalı Değerlendirmesi
TCF ile SCF’nin Benzer ve Farklı Yönleri
İki parti de Cumhuriyet döneminde çok partili hayatı deneme, hükûmeti denetleme ve ekonomide daha liberal bir çizgi önerme bakımından benzerdir. İki partinin de kısa sürede rejim karşıtı çevrelerin ilgisini çekmesi, çoğulcu siyasal düzenin kırılganlığını göstermiştir.
| Ölçüt | TCF | SCF |
|---|---|---|
| Kuruluş | 17 Kasım 1924 | 12 Ağustos 1930 |
| Kurucu/başkan | Kazım Karabekir | Ali Fethi Okyar |
| Kuruluş biçimi | CHP’den ayrılan muhalif kadro | Atatürk’ün isteği ve desteği |
| Ekonomi | Liberalizm, özel girişim | Liberalizm, özel girişim ve tasarruf |
| Sona eriş | Hükûmet kararıyla kapatıldı | Kurucusu tarafından feshedildi |
| Bağlam | Şeyh Sait Ayaklanması ve güvenlik krizi | 1929 krizi, kitlesel muhalefet ve rejim kaygısı |
B) Hükûmet kararıyla kapatılmaları
C) Şeyh Sait Ayaklanması sırasında faaliyet göstermeleri
D) Kadınların siyasal haklarını programlarının merkezine almaları
E) Ekonomide özel girişimi ve liberal yaklaşımı savunmaları
Kronoloji ile Neden-Sonuç Ayrımı
Olayların kronolojik sırası, aralarındaki neden-sonuç ilişkisini tek başına kanıtlamaz. TCF’nin kapatılması Şeyh Sait Ayaklanması sonrasında gerçekleşti; SCF’nin feshi ise parti çevresindeki kontrolsüz siyasal gerilimle ilişkilidir. İzmir Suikastı TCF’nin kapatılmasından, Menemen Olayı ise SCF’nin feshinden sonra yaşandı.
İç Politika Olaylarında Temel Ayrımlar
Bir olayın “rejim güvenliği” ile ilişkili olması, bütün muhaliflerin rejim düşmanı olduğu anlamına gelmez. Ekonomik bunalımın muhalefeti büyütmesi ile rejim karşıtı grupların muhalefet çevresinde toplanması ayrı olgulardır. Aynı biçimde laiklik, din karşıtlığı değil; siyasal ve hukuki düzenin dinî otoriteden bağımsızlaşmasıdır.
Kronoloji, aktör, yöntem ve sonuç dört temel ayırıcıdır. TCF–Kazım Karabekir–1924–hükûmet kararı; SCF–Ali Fethi Okyar–1930–kendi kendini fesih eşleştirmeleri temel omurgadır. Şeyh Sait Ayaklanması, İzmir Suikastı ve Menemen Olayı ise ayrı tarihlerde gerçekleşen üç farklı güvenlik olayıdır.
B) İzmir Suikastı — İstiklal Mahkemesi yargılamaları
C) SCF — Ali Fethi Okyar
D) Bozkurt-Lotus — yargı egemenliği
E) Menemen Olayı — SCF’nin kurulma nedeni
I. siyasal çoğulculuğun denenmesi,
II. rejim güvenliği kaygısının olağanüstü tedbirler doğurması,
III. ekonomik sorunların siyasal muhalefeti güçlendirmesi
yargılarından hangilerine ulaşılabilir?
B) I ve II
C) I, II ve III
D) II ve III
E) Yalnız III
Önceki Konu: Atatürk İlkeleri ve İnkılapları
Sonraki Konu: Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası

