AYT DİNÎ-TASAVVUFÎ HALK EDEBİYATI

0
4
AYT dinî-tasavvufî halk edebiyatı konu anlatımı kapağı

Dinî-tasavvufî halk edebiyatı, İslamiyet’in ve tasavvuf düşüncesinin halka öğretilmesi amacıyla tekke ve dergâh çevrelerinde gelişen şiir geleneğidir. AYT dinî-tasavvufî halk edebiyatı soruları; geleneğin düşünce dünyasını, ilahi–nefes–nutuk–devriye–şathiye ayrımını, tasavvuf sembollerini ve sanatçı–eser eşleştirmelerini birlikte ölçer. Bu nedenle yalnız tür adlarını ezberlemek değil, şiirin amacıyla söyleyiş biçimini ilişkilendirmek gerekir.

DİNÎ-TASAVVUFÎ HALK EDEBİYATININ DÜŞÜNCE DÜNYASI

Tekke ve Dergâh Çevresinde Gelişen Edebiyat

Dinî-tasavvufî halk edebiyatı; derviş, mutasavvıf ve tekke şairlerinin İslam’ın temel ilkelerini, ahlakı ve tasavvuf yolunu halkın anlayabileceği bir dille anlatmasıyla oluşmuştur. Bu gelenekte tekke ve dergâh yalnız ibadet yeri değil; eğitim, sohbet, musiki ve şiir çevresidir. Şiir, öğretici içeriği ezgi ve coşkuyla birleştirir.

Şiirlerde Allah aşkı, peygamber sevgisi, nefis terbiyesi, doğruluk, dürüstlük, dünyanın geçiciliği, ahiret, ibadet, hoşgörü ve olgun insan olma düşüncesi işlenir. Nazım birimi çoğunlukla dörtlük, ölçü genellikle hecedir; aruzla ve beyitle yazılmış örnekler de vardır. Dil çoğu eserde sade olmakla birlikte medrese eğitimi alan bazı sanatçılarda Arapça–Farsça kelimeler ve Divan şiiri mazmunları artabilir.

Ölçüt Dinî-tasavvufî halk edebiyatındaki görünüm
Oluşma çevresi Tekke, dergâh ve tarikat çevresi
Temel amaç Dinî-tasavvufî düşünceyi öğretmek ve ahlaki olgunlaşmaya yöneltmek
Başlıca konular İlahi aşk, peygamber sevgisi, nefis terbiyesi, hoşgörü, ahiret ve insan-ı kâmil
Nazım birimi Çoğunlukla dörtlük; beyitli örnekler de bulunur.
Ölçü Hece ve aruz
Dil Genellikle sade; sanatçı ve çevreye göre ağırlaşabilir.
Musiki Şiirler tarikat çevresine özgü ezgilerle okunabilir.
Başlıca türler İlahi, nefes, deme, nutuk, devriye, şathiye ve hikmet
Dikkat
Bu geleneğin halk edebiyatı içinde değerlendirilmesi, bütün ürünlerin yalnız heceyle ve dörtlükle yazıldığı anlamına gelmez. Yunus Emre, Eşrefoğlu Rumi ve Niyazi-i Mısri gibi isimlerde hece ile aruz yan yana görülebilir.
Örnek - 1
Bir şiirin tekke çevresinde söylendiği, Allah aşkını işlediği, dörtlüklerle kurulduğu ve öğretici bir söyleyiş taşıdığı bilinmektedir. Bu şiir aşağıdaki geleneklerden hangisine aittir?

A) Anonim halk edebiyatı
B) Âşık tarzı halk edebiyatı
C) Dinî-tasavvufî halk edebiyatı
D) Servetifünun edebiyatı
E) Garip şiiri
Tekke çevresi, ilahi aşk ve öğreticilik dinî-tasavvufî halk edebiyatının birlikte düşünülmesi gereken temel işaretleridir.

Cevap: C

Örnek - 2
Dinî-tasavvufî halk şiiriyle ilgili aşağıdaki yargılardan hangisi yanlıştır?

A) Tekke ve dergâh çevresinde gelişmiştir.
B) Öğretici ve ahlaki yönü belirgindir.
C) Heceyle birlikte aruz da kullanılmıştır.
D) Bütün ürünleri anonimdir.
E) Ezgi ve musikiyle ilişkili örnekleri vardır.
Tekke şiirinde Yunus Emre, Pir Sultan Abdal ve Kaygusuz Abdal gibi sanatçılar bellidir. Anonimlik bu kolun zorunlu özelliği değildir.

Cevap: D

Tasavvuf Yolunun Temel Kavramları

Tasavvuf şiirinde amaç, insanın geçici isteklerin baskısından kurtulup ahlaken olgunlaşmasıdır. Bu eğitimde doğru yolu gösteren kişiye mürşit, ona bağlanan öğrenciye mürit denir. Dünya tutkularından bilinçli biçimde uzaklaşma züht; insanın bencil ve sınırsız arzularını denetlemesi nefis terbiyesi kavramıyla anlatılır.

Vahdetivücut, varlığın birliğini Allah merkezinde açıklayan tasavvuf anlayışıdır. Kişinin benlik iddiasından sıyrılıp iradesini ilahi iradeye bağlaması fenafillah; bilgi, ahlak ve davranış bakımından olgunlaşmış ideal insan ise insan-ı kâmil kavramlarıyla ifade edilir. Masiva, Allah dışındaki ve insanı asıl amaçtan uzaklaştırabilecek her şeyi karşılar.

Mürşide bağlanmaYol ve edep bilgisini öğrenme

Nefis terbiyesiBencil istekleri denetleme

Manevi olgunlaşmaİnsan-ı kâmil idealine yönelme
Dikkat
Tasavvuf terimleri şiirde çoğu zaman mecazlıdır. “Yok olmak” fiziksel yok oluşu değil, benlik ve bencillik iddiasını aşmayı; “yol” ise manevi eğitimi anlatabilir.
Örnek - 3
Bir dervişin dünyaya aşırı bağlanmaktan uzaklaşması, nefsini denetlemesi ve benlik iddiasını aşarak manevi olgunluğa yönelmesi sırasıyla hangi kavramlarla ilişkilendirilebilir?

A) Züht – nefis terbiyesi – fenafillah
B) Masiva – tapşırma – devriye
C) Cönk – mahlas – atışma
D) Nefes – deme – şathiye
E) Mürşit – rakip – zahit
Dünya tutkularından uzaklaşma züht, arzuları denetleme nefis terbiyesi, benlik iddiasından sıyrılma ise fenafillah kavramıyla ilişkilidir.

Cevap: A

Örnek - 4
Aşağıdaki kavram–açıklama eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır?

A) Mürşit – manevi yol gösterici
B) Mürit – mürşide bağlanan öğrenci
C) Masiva – Allah dışındaki her şey
D) İnsan-ı kâmil – ahlaken ve manen olgun insan
E) Fenafillah – tarikat şiirlerinin toplandığı defter
Fenafillah, kişinin benlik iddiasından sıyrılıp varlığını ilahi iradeye bağlamasını anlatır; bir defter türü değildir.

Cevap: E

Tasavvuf Şiirinde Sembolik Dil

Tasavvuf şairleri soyut düşünceleri günlük hayattan alınan sembollerle somutlaştırır. Mey ilahi aşkı ve onun verdiği coşkuyu, meyhane tekkeyi, saki ilahi aşkı ve bilgiyi sunan mürşidi, kadeh bu bilgiyi almaya hazır gönlü gösterebilir. Ney, içi boşaltılmış kamış yapısıyla benliğinden arınan ve asıl yurdundan ayrılığın acısını dile getiren insanın simgesidir.

Zahit, şiirde dinin yalnız dış kurallarına bağlı kalıp özündeki aşk ve irfanı kavrayamayan kaba sofu tipi olabilir. Rakip ve masiva, kişiyle ilahi amaç arasına giren dünyevi bağları gösterebilir. Bu sözcüklerin gündelik anlamıyla okunması, şiirin asıl düşüncesini tersine çevirebilir.

Sembol Tasavvufî karşılık
Mey İlahi aşk ve manevi coşku
Meyhane Tekke veya irfan meclisi
Saki Mürşit; ilahi aşkı ve bilgiyi sunan kişi
Kadeh İlahi bilgiyi almaya hazır gönül
Ney Benliğinden arınmış, asıl kaynağına özlem duyan insan
Zahit Şekle bağlı, aşk ve irfan boyutunu kavrayamayan tip
Örnek - 5
Bir tasavvuf şiirinde “Saki sundu meyi, gönül kadehi doldu.” denmektedir. Bu sözlerdeki semboller aşağıdakilerin hangisinde doğru çözümlenmiştir?

A) Saki: rakip – mey: dünya malı – kadeh: nefis
B) Saki: mürşit – mey: ilahi aşk – kadeh: gönül
C) Saki: mürit – mey: züht – kadeh: masiva
D) Saki: zahit – mey: şeriat – kadeh: tekke
E) Saki: şair – mey: cönk – kadeh: mahlas
Tasavvufî sembolizmde saki mürşidi, mey ilahi aşkı, kadeh ise bu aşkı ve bilgiyi almaya hazır gönlü gösterir.

Cevap: B

Örnek - 6
Tasavvuf şiirinde “zahit” tipinin eleştirilmesi aşağıdakilerden hangisine yöneliktir?

A) Bilginin bütünüyle reddedilmesine
B) Dinin yalnız dış biçimine bağlanıp özündeki aşkın kavranmamasına
C) Şiirde hece ölçüsünün kullanılmasına
D) Mürşit ile mürit ilişkisinin kurulmasına
E) Halkın anlayabileceği dilin seçilmesine
Zahit, tasavvuf şiirinde çoğu kez şekilci ve katı tutumu temsil eder; eleştiri dinî bilgiden çok aşk ve irfan boyutunun gözden kaçırılmasına yönelir.

Cevap: B

NAZIM TÜRLERİ VE AYIRT EDİCİ ÖZELLİKLERİ

İlahi

İlahi, Allah sevgisini, birliğini ve yüceliğini konu alan; yakarış, övgü ve manevi coşkuyu birleştiren şiir türüdür. Çoğunlukla dörtlüklerle ve hece ölçüsüyle söylenmekle birlikte aruzla yazılmış ilahiler de vardır. Yunus Emre, Türk edebiyatında ilahinin en güçlü temsilcisidir.

Tarikat çevreleri aynı nitelikteki şiirlere farklı adlar verebilir: Mevlevilerde ayin, Bektaşilerde nefes, Gülşenilerde tapuğ, Halvetilerde durak, Yesevilikte hikmet adları kullanılabilir. Bu adlandırmalar her zaman bütünüyle özdeş değildir; şiirin bağlı olduğu çevre ve işlev ayırıcıdır.

Örnek - 7
Allah’ın birliği ve sevgisini coşkulu bir söyleyişle anlatan, dörtlüklerle kurulan ve kendine özgü bir ezgiyle okunan şiir aşağıdaki türlerden hangisine en uygundur?

A) İlahi
B) Koçaklama
C) Taşlama
D) Ağıt
E) Varsağı
Allah aşkı, övgü ve yakarış içeriği ilahi türünün belirleyici özelliğidir.

Cevap: A

Örnek - 8
Aşağıdaki sanatçı–tür eşleştirmelerinden hangisi en güçlü ve doğrudan ilişkiyi verir?

A) Yunus Emre – ilahi
B) Köroğlu – şathiye
C) Karacaoğlan – nutuk
D) Dadaloğlu – devriye
E) Seyrani – nefes
Yunus Emre ilahi türünün en önemli temsilcisidir. Diğer sanatçılar ağırlıkla âşık tarzı halk şiirinin farklı türleriyle tanınır.

Cevap: A

Nefes ve Deme

Nefes, Alevi-Bektaşi geleneğinin inanç ve tasavvuf anlayışını dile getiren şiirdir. Vahdetivücut düşüncesi, Hz. Muhammed, Hz. Ali, Ehl-i Beyt ve On İki İmam sevgisi sık işlenir. Dörtlüklerle, çoğunlukla hece ölçüsüyle kurulur; cem törenlerinde saz ve ezgiyle okunabilir. Pir Sultan Abdal ve Kaygusuz Abdal nefesleriyle tanınır.

Deme, Alevi-Bektaşi çevrelerinde sazla söylenen dinî-tasavvufî şiirler için kullanılan adlardan biridir. Kaynaklarda kimi zaman nefesle yakın veya kapsayıcı anlamda kullanılır. Bu nedenle AYT sorusunda belirleyici olan yalnız “dörtlük ve hece” değil; Alevi-Bektaşi çevresi, cem, Ehl-i Beyt ve saz gibi bağlam işaretleridir.

Dikkat
İlahi ile nefesin konusu ilahi aşk bakımından kesişebilir. Nefesi ayıran güçlü işaretler Alevi-Bektaşi çevresi, Ehl-i Beyt ve On İki İmam sevgisi ile cem bağlamıdır.
Örnek - 9
Bir şiirde vahdetivücut düşüncesinin yanında Hz. Ali ve On İki İmam sevgisi işlenmiş, şiirin cem sırasında saz eşliğinde okunduğu belirtilmiştir. Bu şiirin türü aşağıdakilerden hangisidir?

A) Nefes
B) Nutuk
C) Devriye
D) Şathiye
E) Koşma
Alevi-Bektaşi çevresi, cem, Hz. Ali ve On İki İmam sevgisi nefes türünü belirginleştirir.

Cevap: A

Örnek - 10
Aşağıdaki tabloda iki şiire ait özellikler verilmiştir:

Şiir Çevre İçerik İcra
I Farklı tarikat çevreleri Allah sevgisi ve yakarış Ezgiyle okuma
II Alevi-Bektaşi çevresi Ehl-i Beyt ve On İki İmam sevgisi Cemde saz eşliği

Bu şiirlerin türleri sırasıyla aşağıdakilerin hangisidir?

A) İlahi – nefes
B) Nutuk – devriye
C) Şathiye – ilahi
D) Nefes – koçaklama
E) Devriye – nutuk
I. şiir genel ilahi içeriği taşır. II. şiirde Alevi-Bektaşi, Ehl-i Beyt, On İki İmam ve cem işaretleri nefesi gösterir.

Cevap: A

Nutuk

Nutuk, tarikata yeni giren müritlere yolun kurallarını, tarikat adabını ve manevi dereceleri öğretmek amacıyla söylenen şiirdir. Öğretici yönü belirgindir; emir, öğüt ve aşama bildiren ifadeler sık görülür. Çoğunlukla dörtlük ve heceyle kurulur, sade bir dil taşır.

Örnek - 11
Bir şiirde müridin tarikata girişinden sonra geçeceği manevi aşamalar sıralanmış, edep ve yol kuralları öğütlenmiştir. Bu şiirin türü aşağıdakilerden hangisidir?

A) Nefes
B) Nutuk
C) Devriye
D) Şathiye
E) Ağıt
Tarikata yeni giren kişiye adabı ve manevi aşamaları öğretme amacı nutuğun ayırıcı özelliğidir.

Cevap: B

Devriye

Devriye, varlığın Allah’tan gelişini ve yeniden ona dönüşünü devir düşüncesi içinde anlatan şiirdir. İniş yayı anlamındaki kavs-i nüzul, varlığın ilahi kaynaktan madde âlemine yönelişini; yükseliş yayı anlamındaki kavs-i uruç ise insanın manevi olgunlaşma yoluyla aslına dönüşünü gösterir.

Devriyelerde toprak, maden, bitki, hayvan ve insan aşamaları ardışık biçimde anılabilir. Bu anlatım biyolojik bir sınıflandırma değil, tasavvufî varlık ve dönüş düşüncesinin şiirsel ifadesidir.

İlahi kaynakVarlığın başlangıcı

Âlem ve insanÇokluk ve tecrübe

Aslına dönüşManevi olgunlaşma
Örnek - 12
“Katre idim ummanlara karıştım / Devr edip âlemleri dolaştım” dizelerinde ağır basan düşünce aşağıdaki türlerden hangisine özgüdür?

A) Nutuk
B) Nefes
C) Devriye
D) Koçaklama
E) Güzelleme
Varlığın farklı aşamalardan geçmesi ve aslına dönmesi devir düşüncesini, dolayısıyla devriyeyi gösterir.

Cevap: C

Örnek - 13
Devriye türünde “kavs-i nüzul” ile “kavs-i uruç” kavramlarının karşılığı aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?

A) Tarikata giriş – tarikattan ayrılma
B) İlahi kaynaktan madde âlemine iniş – manevi yükselişle asla dönüş
C) Heceyle yazma – aruzla yazma
D) Mürşidin öğüdü – müridin cevabı
E) Dünyayı övme – dünyayı yerme
Kavs-i nüzul iniş, kavs-i uruç yükseliş yayıdır; birlikte varlığın kaynaktan çıkış ve aslına dönüş hareketini anlatır.

Cevap: B

Şathiye

Şathiye, tasavvuf konularını alışılmadık, mizahi, paradoksal ve ilk bakışta alaycı görünen bir söyleyişle işleyen şiirdir. Bu şiirlerde görünür anlamla derindeki tasavvufî anlam arasında bilinçli bir gerilim kurulur. Sözleri yalnız gerçek anlamıyla okumak, şairin vahdetivücut ve ilahi aşk düşüncesini gözden kaçırabilir.

Kaygusuz Abdal şathiyenin en önemli temsilcisidir. “Çıktım erik dalına, anda yedim üzümü” gibi mantık dışı görünen ifadeler, gündelik gerçeklik bildirmek için değil, simgesel ve ironik anlatım kurmak için kullanılır.

Dikkat
Şathiye, inançla basitçe alay eden şiir değildir. Yüzeydeki şaşırtıcı veya mizahi söyleyişin altında tasavvufî ve sembolik bir anlam aranır.
Örnek - 14
Bir şiirde “Balık kavağa çıkmış, leylek yavru doğurmuş.” gibi akla aykırı görüntülerle tasavvuf düşüncesi mizahi biçimde anlatılmıştır. Bu şiirin türü aşağıdakilerden hangisidir?

A) Şathiye
B) Nutuk
C) Devriye
D) İlahi
E) Mersiye
Paradoksal ve mizahi yüzey anlatımının altında tasavvufî anlam bulunması şathiyenin temel özelliğidir.

Cevap: A

Örnek - 15
Aşağıdaki sanatçı–tür eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır?

A) Yunus Emre – ilahi
B) Pir Sultan Abdal – nefes
C) Kaygusuz Abdal – şathiye
D) Hoca Ahmet Yesevi – hikmet
E) Dadaloğlu – nutuk
Dadaloğlu âşık tarzı halk şiirinde koçaklama ve varsağılarıyla tanınır; nutuk tekke şiirinin öğretici türüdür.

Cevap: E

Hikmet ve Diğer Dinî-Tasavvufî Türler

Hikmet, Hoca Ahmet Yesevi ve onun izleyicilerinin dinî-ahlaki öğütler veren şiirlerine verilen addır. Yesevi’nin şiirleri Divan-ı Hikmet‘te toplanmıştır. Hikmetlerde sade dil, öğreticilik, peygamber sevgisi ve tarikat adabı öne çıkar.

Tekke ve dinî edebiyat çevresinde daha geniş bir tür ağı da bulunur. Tevhit Allah’ın birliğini, münacat Allah’a yakarışı, naat Hz. Muhammed’e övgüyü, mevlit doğumunu, hilye fiziksel ve ahlaki özelliklerini anlatır. Maktel özellikle Kerbelâ olayını; mersiye din veya tarikat büyüğünün ölümünü işler. Düvaz On İki İmam’ı, medetname din büyüklerinden manevi yardım isteğini, nasihatname ise dinî-ahlaki öğütleri konu edinir.

Tür Ayırıcı içerik
Hikmet Yesevi geleneğinde dinî-ahlaki ve tasavvufî öğüt
Tevhit / Münacat Allah’ın birliği / Allah’a yakarış
Naat / Mevlit / Hilye Hz. Muhammed’e övgü / doğumu / özellikleri
Maktel Kerbelâ ve Hz. Hüseyin’in şehit edilmesi
Düvaz On İki İmam’ın ad ve özellikleri
Nasihatname Dinî ve ahlaki öğüt
Örnek - 16
Aşağıdaki tür–konu eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır?

A) Naat – Hz. Muhammed’e övgü
B) Mevlit – Hz. Muhammed’in doğumu
C) Düvaz – On İki İmam
D) Maktel – Kerbelâ olayı
E) Münacat – tarikat derecelerinin öğretimi
Münacat Allah’a yakarış için yazılır. Tarikat derecelerini ve adabını öğretme işlevi nutuğa aittir.

Cevap: E

BAŞLICA SANATÇILAR VE ESERLERİ

Hoca Ahmet Yesevi ve Yunus Emre

Hoca Ahmet Yesevi, 12. yüzyılda Orta Asya’da yetişen, “Pir-i Türkistan” adıyla anılan ilk büyük Türk mutasavvıflarındandır. Yesevilik geleneğinin kurucusudur. Dinî-ahlaki öğütlerini halkın anlayabileceği Türkçeyle ve hikmet adı verilen şiirlerle anlatmıştır. Şiirleri Divan-ı Hikmet‘te toplanmıştır; Fakrname de ona bağlanan ve tarikat adabını açıklayan metinlerdendir. Öğrencisi Süleyman Hakim Ata, hikmet geleneğini sürdürmüştür.

Yunus Emre, 13. yüzyılın ikinci yarısı ile 14. yüzyılın başlarında yaşamış, Tapduk Emre’ye bağlanmış büyük mutasavvıf şairdir. Allah ve insan sevgisini, hoşgörüyü, ölümü ve dünyanın geçiciliğini sade Türkçe ve sehl-i mümteni denilen kolay görünüşlü derin söyleyişle anlatır. Hece ve aruz kullanmıştır. Divan‘ında ilahileri; mesnevi biçimindeki Risaletü’n-Nushiyye‘de ahlaki öğütleri yer alır.

Hoca Ahmet YeseviHikmet · Divan-ı Hikmet · Yesevilik
Yunus Emreİlahi · Divan · Risaletü’n-Nushiyye
Örnek - 17
Aşağıdaki tabloda iki sanatçının özellikleri verilmiştir:

Sanatçı Gelenek Tür/Eser
I Orta Asya’da Yesevilik Hikmetler ve Divan-ı Hikmet
II Tapduk Emre çevresi, sade Türkçe İlahiler ve Risaletü’n-Nushiyye

I ve II numaralı sanatçılar sırasıyla kimlerdir?

A) Hoca Ahmet Yesevi – Yunus Emre
B) Yunus Emre – Hacı Bektaş Veli
C) Mevlana – Kaygusuz Abdal
D) Hacı Bayram Veli – Niyazi-i Mısri
E) Pir Sultan Abdal – Eşrefoğlu Rumi
Yesevilik ve Divan-ı Hikmet Hoca Ahmet Yesevi’yi; Tapduk Emre, ilahi ve Risaletü’n-Nushiyye Yunus Emre’yi gösterir.

Cevap: A

Örnek - 18
Yunus Emre’yle ilgili aşağıdaki yargılardan hangisi yanlıştır?

A) Tapduk Emre’ye bağlanmıştır.
B) İlahi türünün en güçlü temsilcilerindendir.
C) Hem hece hem aruz kullanmıştır.
D) Risaletü’n-Nushiyye adlı öğretici mesnevisi vardır.
E) Bütün eserlerini Farsça yazmıştır.
Yunus Emre, sade ve etkili Türkçesiyle tanınır. Eserlerinin bütünü Farsça değildir.

Cevap: E

Hacı Bektaş Veli ve Mevlana Çevresi

Hacı Bektaş Veli, 13. yüzyıl Anadolu tasavvuf hayatının etkili isimlerindendir. Bektaşi geleneğinin düşünsel öncüsü kabul edilir. Tasavvuf, nefis terbiyesi, edep, insan sevgisi ve hoşgörü üzerinde durur. Temel eseri Makalat‘tır. Velayetname ise onun kerametlerini ve hayatını anlatan, sonradan oluşturulmuş menkıbevi kaynaktır; doğrudan kendi kaleminden çıkmış eser gibi değerlendirilmez.

Mevlana, tasavvuf düşüncesinin büyük temsilcilerindendir; ancak eserlerinin çoğunu Farsça ve Divan edebiyatı biçimleriyle vermiştir. Mesnevi, Divan-ı Kebir, Fihi Ma Fih, Mektubat ve Mecalis-i Seba başlıca eserleridir. Mevleviliği oğlu Sultan Veled örgütlü bir tarikat yapısına kavuşturmuştur.

Dikkat
Bir sanatçının tasavvuf düşüncesini işlemesi, onu otomatik olarak tekke halk şairi yapmaz. Mevlana tasavvuf edebiyatının merkezindedir; fakat Farsça eserleri ve Divan şiiri biçimleri nedeniyle Yunus Emre’yle aynı edebî kola yerleştirilmez.
Örnek - 19
Aşağıdakilerden hangisi Hacı Bektaş Veli’yle ilgili doğru bir bilgidir?

A) Makalat temel eseridir.
B) Divan-ı Hikmet’i yazmıştır.
C) Risaletü’n-Nushiyye adlı mesnevisi vardır.
D) Şathiyenin en önemli temsilcisidir.
E) Marifetname’yi kaleme almıştır.
Makalat Hacı Bektaş Veli’nin temel eseridir. Diğer eserler sırasıyla Yesevi, Yunus Emre, Kaygusuz Abdal ve Erzurumlu İbrahim Hakkı’yla ilişkilidir.

Cevap: A

Kaygusuz Abdal, Hacı Bayram Veli ve Eşrefoğlu Rumi

Kaygusuz Abdal, 14. yüzyıl sonu ile 15. yüzyıl başında yaşayan Alevi-Bektaşi şairidir. Asıl adı Alaaddin Gaybi’dir. Hece ve aruz kullanmış; özellikle mizahi ve paradoksal şathiyeleriyle tanınmıştır. Budalaname, Kitab-ı Miglate, Vücudname, Dilgüşa, Sarayname, Gevhername ve Minbername eserleri arasındadır.

Hacı Bayram Veli, 15. yüzyılda Bayramiyye tarikatını kurmuştur. Asıl adı Numan’dır. Günümüze az sayıda şiiri ulaşmıştır. Eşrefoğlu Rumi, Hacı Bayram Veli’nin öğrencisi ve damadı; Eşrefiyye kolunun kurucusudur. Yunus Emre etkisindeki şiirlerinde hece ve aruzu kullanmıştır. Divan ve Müzekki’n-Nüfus başlıca eserleridir.

Örnek - 20
Aşağıdaki sanatçı–özellik eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır?

A) Kaygusuz Abdal – şathiye ve Budalaname
B) Hacı Bayram Veli – Bayramiyye
C) Eşrefoğlu Rumi – Eşrefiyye ve Müzekki’n-Nüfus
D) Yunus Emre – Divan ve Risaletü’n-Nushiyye
E) Hoca Ahmet Yesevi – Marifetname
Marifetname, Erzurumlu İbrahim Hakkı’nın eseridir. Hoca Ahmet Yesevi, Divan-ı Hikmet’le tanınır.

Cevap: E

Pir Sultan Abdal ve Aziz Mahmud Hüdayi

Pir Sultan Abdal, 16. yüzyıl Alevi-Bektaşi şiirinin güçlü temsilcisidir. Hece ölçüsüyle, sade ve coşkulu bir dille söylediği nefeslerinde Allah, Hz. Muhammed, Hz. Ali, Ehl-i Beyt ve tasavvufun yanı sıra toplumsal haksızlıkları da işlemiştir. Saz geleneğine bağlıdır ve Divan şiiri etkisi belirgin değildir.

Aziz Mahmud Hüdayi, 16. yüzyılın sonu ile 17. yüzyılın başlarında yaşamış, Celvetiyye tarikatının kurucusudur. Hece ve aruzla yazdığı şiirlerde tasavvuf ve vahdetivücut düşüncesini sade bir dille anlatır. Divan-ı İlahiyat ve Tarikatname önemli eserleridir.

Örnek - 21
I. Nefeslerinde Alevi-Bektaşi inancı ve toplumsal eleştiri görülür.
II. Celvetiyye tarikatının kurucusudur; Divan-ı İlahiyat adlı eseri vardır.
III. Şathiyeleri ve Budalaname’siyle tanınır.
Bu özelliklerin ait olduğu sanatçılar sırasıyla aşağıdakilerin hangisidir?

A) Pir Sultan Abdal – Aziz Mahmud Hüdayi – Kaygusuz Abdal
B) Yunus Emre – Hacı Bektaş Veli – Niyazi-i Mısri
C) Kaygusuz Abdal – Hacı Bayram Veli – Pir Sultan Abdal
D) Hoca Ahmet Yesevi – Eşrefoğlu Rumi – Yunus Emre
E) Niyazi-i Mısri – Mevlana – Erzurumlu İbrahim Hakkı
Nefes ve toplumsal eleştiri Pir Sultan Abdal’ı; Celvetiyye ve Divan-ı İlahiyat Aziz Mahmud Hüdayi’yi; şathiye ve Budalaname Kaygusuz Abdal’ı gösterir.

Cevap: A

Niyazi-i Mısri ve Erzurumlu İbrahim Hakkı

Niyazi-i Mısri, 17. yüzyıl mutasavvıf şairidir. Hece ve aruz kullanmış; heceli şiirlerinde Yunus Emre’nin, aruzlu şiirlerinde Nesimi ve Fuzuli’nin etkisini yansıtmıştır. Tasavvufî ve didaktik şiirleriyle tanınır. Divan, Şerh-i Nutk-ı Yunus Emre ve Risale-i Vahdet-i Vücut eserleri arasındadır.

Erzurumlu İbrahim Hakkı, 18. yüzyılda yaşamış mutasavvıf, şair ve ilim adamıdır. “Mevlam görelim neyler / Neylerse güzel eyler” dizeleriyle tanınır. Şiirlerini Divan ya da İlahiname‘de toplamış; Marifetname‘de tasavvufun yanında astronomi, tıp, fizik ve diğer ilimlere yer vermiştir.

Sanatçı Yüzyıl Güçlü ayırıcı Başlıca eser
Hoca Ahmet Yesevi 12. Yesevilik ve hikmet Divan-ı Hikmet
Yunus Emre 13–14. İlahi, sade Türkçe, sehl-i mümteni Divan, Risaletü’n-Nushiyye
Hacı Bektaş Veli 13. Bektaşi geleneğinin düşünsel öncüsü Makalat
Kaygusuz Abdal 14–15. Şathiye Budalaname, Dilgüşa
Hacı Bayram Veli 15. Bayramiyye Az sayıdaki şiirleri
Eşrefoğlu Rumi 15. Eşrefiyye, Yunus etkisi Divan, Müzekki’n-Nüfus
Pir Sultan Abdal 16. Nefes ve toplumsal söyleyiş Şiirleri
Aziz Mahmud Hüdayi 16–17. Celvetiyye Divan-ı İlahiyat
Niyazi-i Mısri 17. Hece ve aruz; Yunus–Nesimi–Fuzuli etkisi Divan
Erzurumlu İbrahim Hakkı 18. Tasavvuf ve ilimleri birleştirmesi Marifetname
Örnek - 22
Aşağıdaki tabloda I–IV numaralı sanatçılara ait ipuçları verilmiştir:

Sanatçı İpucu
I Hece şiirlerinde Yunus Emre, aruz şiirlerinde Nesimi ve Fuzuli etkisi
II Marifetname; tasavvuf ile farklı ilimleri bir araya getirme
III Eşrefiyye; Divan ve Müzekki’n-Nüfus
IV Celvetiyye; Divan-ı İlahiyat

I–IV numaralı sanatçılar sırasıyla aşağıdakilerin hangisidir?

A) Niyazi-i Mısri – Erzurumlu İbrahim Hakkı – Eşrefoğlu Rumi – Aziz Mahmud Hüdayi
B) Yunus Emre – Hoca Ahmet Yesevi – Kaygusuz Abdal – Pir Sultan Abdal
C) Aziz Mahmud Hüdayi – Niyazi-i Mısri – Hacı Bayram Veli – Eşrefoğlu Rumi
D) Eşrefoğlu Rumi – Erzurumlu İbrahim Hakkı – Niyazi-i Mısri – Hacı Bektaş Veli
E) Pir Sultan Abdal – Mevlana – Yunus Emre – Kaygusuz Abdal
Yunus–Nesimi–Fuzuli etkisi Niyazi-i Mısri’yi; Marifetname Erzurumlu İbrahim Hakkı’yı; Eşrefiyye Eşrefoğlu Rumi’yi; Celvetiyye ve Divan-ı İlahiyat Aziz Mahmud Hüdayi’yi gösterir.

Cevap: A

Dinî-tasavvufî halk edebiyatında gelenek, kavram, tür ve sanatçı bilgisi birbirinden kopuk değildir. İlahi aşk ve insan-ı kâmil düşüncesi geleneğin özünü; mürşit–mürit ilişkisi eğitim biçimini; ilahi, nefes, nutuk, devriye ve şathiye şiirlerin işlevini; Yesevi’den Erzurumlu İbrahim Hakkı’ya uzanan sanatçılar ise tarihsel sürekliliği gösterir.

Önceki Konu: AYT Âşık Tarzı Halk Edebiyatı
Sonraki Konu: AYT Divan Edebiyatı: Özellikleri, Nazım Biçimleri ve Türleri

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz