AYT ÂŞIK TARZI HALK EDEBİYATI

0
57
AYT Âşık Tarzı Halk Edebiyatı konu anlatımı kapağı

AYT âşık tarzı halk edebiyatı konu anlatımı kapsamında âşıklık geleneği, koşma, semai, varsağı ve destan, nazım türleri, sanatçılar ve eserleri işlenecektir. Ürünler anonim değildir; âşık, gerçek adı yerine şiirlerinde kullandığı takma adı (mahlası) genellikle son dörtlükte söyleyerek eserini sahiplenir.
AYT edebiyat konularının tamamına AYT konu anlatımı arşivinden ulaşabilirsiniz.

ÂŞIK TARZI HALK EDEBİYATININ GELENEĞİ

Genel Özellikler

Âşık edebiyatı, İslamiyet öncesi ozan–baksı geleneğinin Anadolu’da yeni dinî ve toplumsal çevre içinde süren kollarından biridir. Ozanlar genellikle bağlama ya da saz eşliğinde, halkın anlayabileceği açık bir dille şiir söyler. Temel nazım birimi dörtlük, yaygın ölçü hecedir; yarım kafiye, redif ve konuşma dilinin doğal ritmi belirgindir.

Âşıklar yalnız bireysel duyguları dile getirmez. Savaş, göç, yoksulluk, adaletsizlik, yönetim eleştirisi ve yerel olaylar da saz şiirine girer. Bu yönüyle âşık, hem sanatçı hem de yaşadığı çevrenin tanığıdır. Şiirler sözlü ortamda doğsa da sanatçısı bellidir; bu özellik âşık tarzı şiiri anonim halk şiirinden ayırır.

Ölçüt Âşık tarzı halk şiirindeki görünüm
Sanatçı Kimliği bilinen saz şairi; genellikle mahlas kullanır.
Aktarım Sözlü icra, saz eşliği ve usta–çırak ilişkisi
Nazım birimi Dörtlük
Ölçü Ağırlıkla hece; Divan etkisindeki bazı ozanlarda aruz da görülür.
Dil Genellikle sade, canlı ve konuşma diline yakın
Biçimler Koşma, semai, varsağı, destan
Türler Güzelleme, koçaklama, taşlama, ağıt
Başlıca konular Aşk, doğa, gurbet, ayrılık, yiğitlik, toplumsal eleştiri ve ölüm
Dikkat
Âşık şiirinin sözlü ortamda doğması onu anonim yapmaz. Anonim halk ürününde ilk söyleyen unutulmuştur; âşık şiirinde ise sanatçı genellikle mahlasıyla bilinir.

Âşığın Yetişmesi: Usta–Çırak Geleneği

Âşık adayı bir ustaya bağlanarak saz çalmayı, hazırlıksız şiir söylemeyi (irticalen), geleneksel ezgileri ve karşılıklı şiir söyleme geleneğini öğrenir. Bu karşılıklı söyleyişe atışma denir. Zamanla kendi üslubunu geliştirir ve geleneği yeni kuşağa aktarır. Halk anlatılarında kimi âşıkların rüyada manevi bir rehber olan pirin sunduğu bade adlı simgesel içeceği içerek şiir söyleme yeteneği kazandığına inanılır; bu, geleneğin simgesel motifidir.

Sanatçının gerçek adı yerine şiirlerinde kullandığı takma ada mahlas denir. Mahlas genellikle son dörtlükte kullanılır; halk şiirinde bu kullanıma tapşırma adı verilir. Rakiple karşılıklı şiir söylemeye atışma; rakibi söz söyleyemez duruma getirme amacı taşıyan daha zorlu karşılaşmaya ise deyişme veya karşılaşma denir.

Ustadan öğrenmeSaz, ezgi, doğaçlama söyleyiş ve gelenek bilgisi

→

Mahlas kazanmaŞairlik kimliğinin oluşması

→

UstalıkAtışma ve yeni çırak yetiştirme
Dikkat
Mahlas sanatçının kullandığı takma addır; tapşırma ise bu adın şiirde, çoğunlukla son dörtlükte kullanılmasıdır. İki kavram birbirinin yerine kullanılmaz.
Örnek - 1
Bir şiirin dörtlükler ve hece ölçüsüyle kurulduğu, saz eşliğinde söylendiği ve son dörtlüğünde şairin mahlasının geçtiği bilinmektedir. Bu şiirin aşağıdaki geleneklerden hangisine ait olması beklenir?

A) Anonim halk şiiri
B) Âşık tarzı halk şiiri
C) Divan şiiri
D) Servetifünun şiiri
E) Garip şiiri
Saz eşliği, hece, dörtlük ve mahlasın son dörtlükte söylenmesi âşık tarzı halk şiirinin birlikte düşünülmesi gereken temel işaretleridir.

Cevap: B

Örnek - 2
Aşağıdakilerden hangisi âşık tarzı halk edebiyatının genel bir özelliği değildir?

A) Usta–çırak ilişkisiyle sürmesi
B) Saz eşliğinde icra edilmesi
C) Dörtlük ve hecenin yaygın olması
D) Sanatçının kimliğinin her zaman unutulması
E) Yerel ve toplumsal olaylara yer vermesi
Âşık şiirinde sanatçının kimliği ve mahlası bilinir. Sanatçısının unutulması anonim ürünlerin özelliğidir.

Cevap: D

Örnek - 3
Bir saz şairinin şiirlerinde hem heceyi hem aruzu kullanması aşağıdakilerden hangisini gösterir?

A) Şiirin anonimleştiğini
B) Bütün âşıkların yalnız aruzla yazdığını
C) Bazı âşıkların Divan şiirinden etkilenebildiğini
D) Nazım biriminin beyit olmak zorunda olduğunu
E) Usta–çırak geleneğinin ortadan kalktığını
Hece, âşık şiirinin temel ölçüsüdür; ancak Âşık Ömer, Gevheri, Dertli ve Erzurumlu Emrah gibi bazı ozanlar Divan etkisiyle aruzlu şiirler de söylemiştir.

Cevap: C

Örnek - 4
Bir koşmanın son dörtlüğünde “Seyrani” adı geçmektedir. Bu bilgi aşağıdaki kavramlardan hangisiyle doğrudan ilgilidir?

A) Kavuştak
B) Tapşırma
C) Cinas
D) Ayak
E) Doldurma dize
Âşığın mahlasını son dörtlükte söylemesine, dolayısıyla mahlasın geçtiği bölüme tapşırma denir.

Cevap: B

Örnek - 5
Bir âşık adayının saz ve ezgi bilgisini deneyimli bir ozandan öğrenmesi, onunla gezmesi ve zamanla kendi çıraklarını yetiştirmesi aşağıdakilerden hangisinin sürekliliğini sağlar?

A) Usta–çırak geleneğinin
B) Anonimleşmenin
C) Saray himayesinin
D) Mesnevi yazımının
E) Aruz kalıplarının
Bilginin ustadan çırağa aktarılması, âşıklık geleneğinin kuşaklar boyunca devam etmesini sağlar.

Cevap: A

Cönkler ve Âşıkların Yetiştiği Çevreler

Âşık şiirleri sözlü ortamda yayılırken bir bölümü cönk adı verilen uzunlamasına açılan defterlere kaydedilmiştir. Cönklerde yalnız koşma ve semailer değil; türkü, mani, ilahi, dua, halk hekimliği bilgileri ve gündelik hayat notları da bulunabilir. Bu nedenle cönk, tek bir şairin düzenli divanı değil, halk kültürünün karışık içerikli hafıza defteridir.

Âşıklar yaşadıkları ortama göre farklı özellikler kazanır. Köy ve kasaba çevresinde yetişenler yerel hayatı; göçebe çevrede yetişenler doğa, yayla ve oba hayatını; asker âşıklar seferleri ve yiğitliği; şehirli ve kalem şairleri ise medrese ve Divan şiiri etkilerini daha belirgin biçimde yansıtabilir. Kayıkçı Kul Mustafa gibi yeniçeri ozanları bu toplumsal çevre–şiir ilişkisinin güçlü örneğidir.

Köy/kasabaYerel yaşam ve halkın gündelik dili
Göçebe çevreYayla, oba, doğa ve özgürlük
Asker ocağıSefer, kahramanlık ve tarihî olay
Şehir/kalem çevresiAruz ve Divan şiiri etkisi
Örnek - 6
Aşağıdakilerden hangisi cönkü doğru tanımlar?

A) Yalnız bir şairin aruzla yazdığı şiirlerden oluşan divan
B) Halk şiiri ve halk kültürüne ait çeşitli metinlerin kaydedildiği uzunlamasına defter
C) Âşığın son dörtlükte mahlasını söylediği bölüm
D) Karşılıklı mani söyleme yarışı
E) Yalnız dinî-tasavvufi şiirlerin toplandığı mecmua
Cönkler âşık şiirlerinin yanında farklı halk edebiyatı ürünleri ve gündelik bilgiler de içerebilen karışık içerikli defterlerdir.

Cevap: B

NAZIM BİÇİMLERİ VE NAZIM TÜRLERİ

Koşma

Koşma, âşık tarzı halk şiirinin en yaygın nazım biçimidir. Genellikle on birli hece ölçüsüyle ve 6+5 ya da 4+4+3 duraklarıyla söylenir. Dörtlük sayısı çoğu örnekte üç ile beş arasındadır; ilk dörtlük `xaxa`, `abab` veya `aaab`, sonraki dörtlükler `cccb`, `dddb` biçiminde uyaklanabilir. Son dörtlükte mahlasın geçmesi yaygındır.

Koşma yalnız tek bir içeriğin adı değildir. Aşk ve doğa işlendiğinde güzelleme, yiğitlik işlendiğinde koçaklama, eleştiri işlendiğinde taşlama, ölüm ve kayıp işlendiğinde ağıt türüne dönüşür. Burada koşma biçimi, güzelleme veya taşlama ise türü belirtir.

Yapısına göre düz koşma, musammat koşma, tecnis, dedim–dedili, ayaklı ve zincirleme gibi çeşitler bulunur. Bu adlar şiirin kuruluş tekniğini anlatır; güzelleme, koçaklama, taşlama ve ağıt ise konuya göre verilen tür adlarıdır. Ayaklılık ve zincirleme aynı şiirde birleştiğinde “zincirleme ayaklı koşma” adı kullanılır.

Koşma çeşidi Yapısal ayırıcı
Düz koşma Temel koşma kuruluşu; ayrıca ziyade dize veya dörtlükler arası sözcük zinciri bulunmaz.
Musammat koşma Dize içindeki durakta iç uyak kurulur; yaygın 11 heceli kalıplar 6+5 veya 4+4+3 duraklıdır.
Tecnis Cinaslı uyak kullanılır: sesçe aynı, anlamı farklı sözcükler uyak konumunda buluşur.
Dedim–dedili koşma “Dedim” ve “dedi” sözleriyle kurulan karşılıklı söyleyiş.
Ayaklı koşma Yaygın düzeninde ilk dörtlüğün 2. ve 4. dizelerinden, sonraki dörtlüklerin son dizelerinden sonra 5 heceli ek dize (ziyade) yer alır.
Zincirleme koşma Bir dörtlüğün son dizesindeki son sözcük, sonraki dörtlüğün ilk sözcüğü olur.
Zincirleme ayaklı koşma Zincirleme bağının ayaklı koşmadaki ziyade dizelerle birlikte kullanıldığı birleşik biçim.

Özgün öğretim dizeleri (tarihî şiir alıntısı değildir):

Musammat koşma — durak içi uyak:
Yel eser dağlarda / şen kuş bağlarda
Sayım: Yel (1) + es-er (2) + dağ-lar-da (3) / şen (1) + kuş (1) + bağ-lar-da (3) = 6+5=11 hece. “Dağlarda” durak sonunda, “bağlarda” dize sonunda yinelenen iç uyağı gösterir.

Tecnis — cinaslı uyak:
Yaylaya bu mevsim yine geldi yaz
Adını kalbime, ey sevdiğim, yaz
İki dize de 11 hecedir. Sondaki “yaz” ilk dizede mevsim, ikincide yazmak anlamındadır; ses aynı, anlam farklıdır.

Ayaklı koşma — ilk dörtlükte ziyade yerleri:
Sazımın sesinde titrer ince tel (11)
Dağ başında gönlüm coşkuyla çağlar (11)
Bu yürek çağlar (5; 2. dizeden sonra ziyade)
Yayla yolunda şimdi eser bir yel (11)
Sazımın telinde yüreğim çağlar (11)
Bu yürek çağlar (5; 4. dizeden sonra ziyade)
Sonraki dörtlüklerde 5 heceli ziyade, dördüncü ana dizeden sonra gelir.

Zincirleme koşma — dörtlükler arası sözcük bağı:
Önceki dörtlüğün son dizesi: Bu yaylada gönlüme ses olur saz.
Sonraki dörtlüğün ilk dizesi: Saz, yayla yolunda bugün de çınlar.
İki dize de 11 hecedir; bir dörtlüğün son sözcüğü, sonraki dörtlüğün ilk sözcüğü olur.

Dikkat
Koşma, güzelleme ve koçaklama aynı sınıflandırma düzeyinde değildir. Koşma nazım biçimidir; güzelleme ve koçaklama, koşmanın konuya göre aldığı tür adlarıdır.
Örnek - 7
On birli heceyle, dörtlüklerle ve `aaab / cccb / dddb` uyak düzeniyle kurulan; son dörtlüğünde şairin mahlası bulunan bir şiirin nazım biçimi aşağıdakilerden hangisidir?

A) Mani
B) Koşma
C) Türkü
D) Rubai
E) İlahi
On birli hece, dörtlükler, koşma tipi uyak ve tapşırma bir arada koşmayı gösterir.

Cevap: B

Örnek - 8
Bir koşmada dizelerin durak yerlerinde dize sonundaki uyağı destekleyen iç uyaklar kullanılmıştır. Bu koşma yapısına göre nasıl adlandırılır?

A) Musammat koşma
B) Varsağı
C) Destan
D) Güzelleme
E) Ağıt
Dize içindeki duraklarda iç uyak kurulması musammat koşmanın ayırıcı özelliğidir.

Cevap: A

Örnek - 9
Aşağıdaki eşleştirmelerden hangisi farklı bir sınıflandırma ölçütüne dayanır?

A) Musammat koşma – iç uyak
B) Tecnis – cinaslı uyak
C) Dedim–dedili koşma – karşılıklı söyleyiş
D) Güzelleme – sevgi ve doğa
E) Zincirleme koşma – birbirine bağlanan söz öbekleri
Musammat, tecnis, dedim–dedili ve zincirleme adları yapı tekniğini; güzelleme ise şiirin konusunu ve türünü belirtir.

Cevap: D

Örnek - 10
Aşağıdaki tabloda iki şiirin özellikleri verilmiştir:

Özellik I. Şiir II. Şiir
Ölçü 11’li hece 11’li hece
Kuruluş Dörtlük, koşma tipi uyak Dörtlük, koşma tipi uyak
Konu Sevilenin güzelliği ve doğa Savaş ve yiğitlik

Bu şiirlerin türleri sırasıyla hangileridir?

A) Güzelleme – koçaklama
B) Taşlama – ağıt
C) Semai – varsağı
D) Mani – destan
E) Ağıt – güzelleme
Sevgi, güzellik ve doğa güzellemenin; savaş ve yiğitlik koçaklamanın konu alanıdır. İki şiirin biçimi koşma, türleri farklıdır.

Cevap: A

Semai ve Varsağı

Semai, koşmadan sonra en yaygın âşık şiiri biçimidir. Genellikle sekizli hece ölçüsüyle, 4+4 durakla ve dörtlüklerle söylenir. Uyak düzeni koşmaya benzer; aşk, doğa, ayrılık ve gurbet gibi lirik konular öne çıkar. Semaide belirli bir ezgi kalıbı bulunur ve söyleyiş koşmaya göre daha hareketlidir.

Varsağı da genellikle sekizli heceyle ve semaiye benzer uyak düzeniyle kurulur. Güney Anadolu’daki Varsak Türkmenleriyle ilişkilendirilir. “Bre, behey, hey” gibi ünlemler, yiğitçe ve meydan okuyan söyleyiş onun güçlü ayırıcılarıdır. Karacaoğlan, varsağın en tanınmış ustalarındandır.

Ölçüt Semai Varsağı
Yaygın ölçü 8’li hece 8’li hece
Nazım birimi Dörtlük Dörtlük
Söyleyiş Lirik, akıcı ve ezgili Yiğitçe, sert ve meydan okuyucu
Güçlü ipucu Aşk, doğa, ayrılık “Bre, behey, hey” ünlemleri
Dikkat
Semai ile varsağı aynı hece ve benzer uyak yapısını kullanabilir. Ayrım yalnız ölçüyle yapılmaz; varsağının yiğitçe edası ve ünlemleri, semainin lirik söyleyişiyle birlikte değerlendirilir. Yazılı metin ezgiyi tek başına göstermez.

Özgün öğretim dörtlükleri (tarihî şiir alıntısı değildir):

Semai — bu dörtlükte her dize 8 hece, 4+4 durak:
Gün doğarken / yol uzar mı (4+4=8)
Dal üstünde / bülbül öter (4+4=8)
İnce bir yel / sözü taşır (4+4=8)
Gönlüm seni / anar durur (4+4=8)
Doğa ve özlem çağrışımları lirik söyleyişi destekler. Yazılı dize ölçüyü gösterir; semainin ezgisi yalnız metinden işitilemez.

Varsağı — bu dörtlükte her dize 8 hece:
Bre yiğit, dağa çıkalım (8)
Korku bilmez, yoldan dönmez (8)
Dost yolunda sazım çalar (8)
Ferman gelse boyun eğmez (8)
“Bre” ünlemi ve korkusuz söyleyiş varsağı edasını belirginleştirir. Semai ve varsağı aynı ölçüyü kullanabildiğinden ayrım yalnız hece sayısına dayanmaz; gerçek ezgi farkı yazılı metinden tek başına doğrulanamaz.

Örnek - 11
Sekizli heceyle söylenen, aşk ve ayrılık temasını lirik bir ezgiyle işleyen, koşma tipi uyaklanan şiir aşağıdakilerden hangisine en uygundur?

A) Semai
B) Destan
C) Koçaklama
D) Mersiye
E) Kaside
Sekizli hece, lirik ezgi ve aşk–ayrılık konusu semainin temel özellikleridir.

Cevap: A

Örnek - 12
Bir şiirde sekizli hece kullanılmış; “bre” ve “behey” seslenmeleriyle yiğitçe bir söyleyiş kurulmuştur. Bu şiirin nazım biçimi aşağıdakilerden hangisidir?

A) Mani
B) Semai
C) Varsağı
D) Türkü
E) İlahi
Yiğitçe eda ile “bre, behey” gibi ünlemler varsağının en güçlü işaretleridir.

Cevap: C

Örnek - 13
Aşağıdakilerden hangisi semai ile varsağının ortak özelliğidir?

A) Her zaman toplumsal eleştiri işlemeleri
B) Genellikle sekizli hece ve dörtlük kullanmaları
C) Yalnız aruzla yazılmaları
D) Sanatçılarının bilinmemesi
E) Bent ve kavuştaktan oluşmaları
Her iki biçimde de sekizli hece ve dörtlük yaygındır; söyleyiş ve ezgi karakterleri farklıdır.

Cevap: B

Destan

Âşık edebiyatındaki destan, uzun soluklu bir nazım biçimidir. Genellikle on birli heceyle ve koşma tipi uyakla söylenir; dörtlük sayısı koşmadan çok daha fazladır. Savaş, salgın, yangın, deprem, göç, kıtlık, toplumsal eleştiri veya güldürücü olaylar ayrıntılı biçimde anlatılabilir. Kayıkçı Kul Mustafa’nın Genç Osman Destanı, bu biçimin tanınmış örneklerindendir.

Âşık destanı ile milletlerin oluşum çağlarını anlatan doğal destan aynı şey değildir. Doğal destan anonim, olağanüstü ve kuşaklar boyunca gelişen büyük anlatıdır; âşık destanı ise sanatçısı belli, dörtlüklerle söylenen uzun halk şiiridir.

Örnek - 14
Bir saz şairi, yaşadığı dönemdeki büyük bir yangını onlarca dörtlükte, on birli hece ve koşma tipi uyakla anlatmıştır. Bu şiirin nazım biçimi aşağıdakilerden hangisidir?

A) Semai
B) Varsağı
C) Destan
D) Mani
E) Tüyuğ
Toplumsal bir olayı çok sayıda dörtlükle ve koşma yapısında ayrıntılı anlatma, âşık edebiyatındaki destan biçimini gösterir.

Cevap: C

Güzelleme, Koçaklama, Taşlama ve Ağıt

Nazım türü, şiirin konusuna ve söyleniş amacına göre belirlenir. Sevilen kişi, doğa veya güzellik övülüyorsa güzelleme; savaş, kahramanlık ve yiğitlik anlatılıyorsa koçaklama; kişi veya toplumdaki kusurlar eleştiriliyorsa taşlama; ölüm ve kayıp acısı dile getiriliyorsa ağıt ortaya çıkar.

GüzellemeAşk, doğa ve güzellik — Karacaoğlan
KoçaklamaYiğitlik ve savaş — Köroğlu, Dadaloğlu
TaşlamaToplumsal ve bireysel eleştiri — Seyrani
AğıtÖlüm ve kayıp acısı
Örnek - 15
Bir koşmada yöneticilerin adaletsizliği, rüşvet ve toplumdaki ikiyüzlülük alaycı bir dille eleştirilmektedir. Bu koşmanın türü aşağıdakilerden hangisidir?

A) Güzelleme
B) Koçaklama
C) Taşlama
D) Ağıt
E) Ninni
Kişi ve toplumdaki kusurları eleştiren, zaman zaman alay ve yergiye başvuran koşma türü taşlamadır.

Cevap: C

Örnek - 16
Aşağıdaki sanatçı–tür eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır?

A) Karacaoğlan – güzelleme
B) Köroğlu – koçaklama
C) Dadaloğlu – koçaklama
D) Seyrani – taşlama
E) Karacaoğlan – hiciv kasidesi
Karacaoğlan âşık tarzı halk şiirinin güzellemeleriyle tanınır; hiciv kasidesi Divan şiiri terminolojisine aittir.

Cevap: E

ÂŞIK EDEBİYATININ BAŞLICA TEMSİLCİLERİ

16 ve 17. Yüzyıl Ozanları

Köroğlu, 16. yüzyıl çevresinde değerlendirilen; Bolu Beyi’ne karşı mücadele anlatıları, yiğitçe söyleyişi ve koçaklamalarıyla tanınan ozandır. Şiirlerinde sade hece dili baskındır; Divan ve tasavvuf etkisi belirgin değildir.

Karacaoğlan, 17. yüzyılın en lirik saz şairlerindendir. Güney Anadolu, Toroslar ve Çukurova çevresinin doğasını; güzeli, aşkı, ayrılığı ve gurbeti somut benzetmelerle anlatır. Heceyi, sade dili, koşma, semai ve varsağıyı ustalıkla kullanmış; özellikle güzellemeleriyle tanınmıştır.

Âşık Ömer, 17. yüzyılın çok yazan ve geniş coğrafyada tanınan ozanıdır. Heceyle koşma ve semailer söylemiş; medrese ve Divan şiiri etkisiyle aruzu da kullanmıştır. Şairnamesi, döneminin ozanları hakkında bilgi vermesi bakımından önemlidir.

Kayıkçı Kul Mustafa, 17. yüzyıl yeniçeri şairidir. Seferleri ve tarihî olayları anlatan şiirleriyle, özellikle Genç Osman Destanı ile bilinir. Ercişli Emrah ise kendi adı etrafında oluşan halk hikâyesinin kahramanıdır; sade hece diliyle aşk ve gurbeti işlemiştir. Gevheri, hece ve aruzu birlikte kullanması, Divan etkisi ve lirik koşma–semaileriyle tanınır; kaynaklarda 17. yüzyıl sonu ile 18. yüzyıl çevresinde sınıflandırılabilir.

Ozan Güçlü ayırıcı
Köroğlu Koçaklama, yiğitlik, Bolu Beyi, sade hece
Karacaoğlan Güzelleme, aşk ve doğa, koşma–semai–varsağı
Âşık Ömer Çok yazan ozan, hece ve aruz, Şairname
Kayıkçı Kul Mustafa Yeniçeri şairi, Genç Osman Destanı
Ercişli Emrah Halk hikâyesi kahramanı, aşk ve gurbet
Gevheri Divan etkisi, hece ve aruz, lirik koşma ve semailer
Dikkat
Ercişli Emrah ile Erzurumlu Emrah farklı ozanlardır. Ercişli Emrah, kendi adını taşıyan halk hikâyesiyle; Erzurumlu Emrah ise 19. yüzyılda Divan etkisi, aruzlu şiirleri ve Emrah koluyla tanınır.
Örnek - 17
Aşağıdaki tabloda I–IV numaralı ozanların ayırıcıları verilmiştir:

Ozan Ayırıcı
I Güzelleme, Toroslar ve somut sevgili
II Koçaklama, Bolu Beyi ve yiğitçe söyleyiş
III Yeniçeri şairi ve Genç Osman Destanı
IV Hece–aruz, Şairname ve çok yazan ozan

I–IV numaralı ozanlar aşağıdakilerin hangisinde doğru sıralanmıştır?

A) Karacaoğlan – Köroğlu – Kayıkçı Kul Mustafa – Âşık Ömer
B) Köroğlu – Karacaoğlan – Gevheri – Dadaloğlu
C) Karacaoğlan – Seyrani – Âşık Ömer – Dertli
D) Gevheri – Köroğlu – Ercişli Emrah – Karacaoğlan
E) Âşık Ömer – Dadaloğlu – Kayıkçı Kul Mustafa – Köroğlu
Güzelleme–Toroslar Karacaoğlan’ı; Bolu Beyi Köroğlu’nu; Genç Osman Destanı Kayıkçı Kul Mustafa’yı; Şairname ise Âşık Ömer’i gösterir.

Cevap: A

19 ve 20. Yüzyıl Ozanları

Dadaloğlu, 19. yüzyılda Çukurova’daki Avşarlar arasında yetişmiş, yerleşik hayata geçirme baskısına karşı topluluğunun sözcüsü olmuştur. “Ferman padişahın, dağlar bizimdir” dizesiyle özdeşleşen yiğitçe söyleyişi, koçaklamaları ve varsağılarıyla tanınır; Divan etkisi belirgin değildir.

Seyrani, toplumsal aksaklıkları ve dönemin yöneticilerini cesur taşlamalarla eleştirir; medrese eğitimi ve Divan etkisi de görülür. Bayburtlu Zihni, memleketinin işgal sonrası yıkımını anlatan koşması, Sergüzeştnamesi ve Kitab-ı Hikâye-i Garibesiyle bilinir. Dertli, hece ve aruzu kullanmış; özellikle taşlamaları ve “Telli Saz”ıyla tanınmıştır.

Erzurumlu Emrah, heceyle koşma ve semailer, aruzla Divan şiiri tarzında eserler vermiş; tasavvufi konulara da yönelmiştir. Usta–çırak geleneğinde Emrah kolunun oluşmasını sağlamıştır. Sümmani, Ruhsati ve Âşık Şenlik 19. yüzyıl âşıklık geleneğinin diğer önemli adlarıdır. Âşık Şenlik’in “93 Koçaklaması”, 1877–1878 Osmanlı–Rus Savaşı’nın halk şiirindeki yankısıdır.

Âşık Veysel, 20. yüzyılda âşıklık geleneğini Cumhuriyet dönemine taşıyan en tanınmış ozanlardan biridir. Sade ve içten diliyle insan, toprak, doğa, vatan, sevgi ve ölümü işlemiş; Uzun İnce Bir Yoldayım, Kara Toprak, Dostlar Beni Hatırlasın gibi eserleriyle geniş kitlelere ulaşmıştır.

Ozan Ayırıcı tema/biçim Eser veya anahtar bilgi
Dadaloğlu Yiğitçe söyleyiş, koçaklama, varsağı Avşarlar; “Ferman padişahın…”
Seyrani Taşlama ve toplumsal eleştiri Medrese ve Divan etkisi
Bayburtlu Zihni Yurt acısı, koşma ve destan Sergüzeştname, Kitab-ı Hikâye-i Garibe
Dertli Hece–aruz, taşlama Telli Saz
Erzurumlu Emrah Koşma–semai, Divan ve tasavvuf etkisi Emrah kolu
Âşık Şenlik Koçaklama ve tarihî olay 93 Koçaklaması
Âşık Veysel Sade dil; insan, doğa ve toprak Uzun İnce Bir Yoldayım, Kara Toprak
Örnek - 18
Avşarların yerleşik hayata geçirilmesine karşı çıkan, yiğitçe koçaklamaları ve “Ferman padişahın, dağlar bizimdir” söyleyişiyle tanınan ozan aşağıdakilerden hangisidir?

A) Seyrani
B) Dadaloğlu
C) Dertli
D) Gevheri
E) Âşık Ömer
Avşarların sözcüsü, yiğitçe koçaklama ve varsağı ustası Dadaloğlu’dur.

Cevap: B

Örnek - 19
Aşağıdaki eser–sanatçı eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır?

A) Genç Osman Destanı – Kayıkçı Kul Mustafa
B) Şairname – Âşık Ömer
C) Sergüzeştname – Bayburtlu Zihni
D) 93 Koçaklaması – Âşık Şenlik
E) Kara Toprak – Seyrani
Kara Toprak, Âşık Veysel’in eseridir. Diğer eşleştirmeler doğrudur.

Cevap: E

Örnek - 20
Aşağıdaki tabloda I–IV numaralı ozanlara ait ipuçları verilmiştir:

Ozan İpucu
I Toplumsal yergileri ve taşlamalarıyla tanınır.
II Memleketinin işgal sonrası hâlini anlatmış, Sergüzeştname’yi yazmıştır.
III Emrah kolunu oluşturmuş; hece ve aruzu kullanmıştır.
IV Toprak, insan ve doğayı sade bir dille işlemiştir.

I–IV numaralı ozanlar aşağıdakilerin hangisinde doğru sıralanmıştır?

A) Seyrani – Bayburtlu Zihni – Erzurumlu Emrah – Âşık Veysel
B) Dadaloğlu – Dertli – Ercişli Emrah – Karacaoğlan
C) Seyrani – Âşık Ömer – Dadaloğlu – Gevheri
D) Dertli – Bayburtlu Zihni – Karacaoğlan – Köroğlu
E) Bayburtlu Zihni – Seyrani – Âşık Şenlik – Âşık Veysel
Taşlama Seyrani’yi; Sergüzeştname Bayburtlu Zihni’yi; Emrah kolu Erzurumlu Emrah’ı; toprak ve insan teması Âşık Veysel’i gösterir.

Cevap: A

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz