AYT 19. YÜZYILDA OSMANLI: TEHDİTLER, TANZİMAT VE MEŞRUTİYET

0
20
AYT 19. yüzyılda Osmanlı tehditler Tanzimat ve Meşrutiyet konu anlatımı kapağı

AYT 19. yüzyılda Osmanlı Devleti konu anlatımı kapsamında Şark Meselesi, denge siyaseti, milliyetçi isyanlar, II. Mahmud yenilikleri, Tanzimat ve Islahat fermanları, Meşrutiyetler ile devleti kurtarma düşünceleri işlenecektir.
AYT tarih konularının tamamına AYT konu anlatımı arşivinden ulaşabilirsiniz.

19. Yüzyılın Uluslararası Düzeni ve Osmanlı Devleti

Şark Meselesi, Büyük Güçler ve Denge Siyaseti

Şark Meselesi, Osmanlı Devleti’nin zayıflaması karşısında Avrupa devletlerinin Osmanlı topraklarının geleceğini ve özellikle Türklerin Avrupa’dan çıkarılmasını kendi çıkarları doğrultusunda çözme çabalarının genel adıdır. Kavram 1815 Viyana Kongresi çevresinde diplomatik bir terim hâline geldi; fakat Rusya’nın sıcak denizlere inme, Avusturya’nın Balkanlarda genişleme, İngiltere’nin sömürge yollarını koruma ve Fransa’nın Akdeniz’de nüfuz kurma amaçları aynı olmadığı için ortak bir paylaşım planı kesintisiz uygulanamadı.

Osmanlı yönetimi bu çıkar çatışmalarından yararlanarak denge siyaseti izledi. Fransa’nın 1798’de Mısır’ı işgaline karşı İngiltere ve Rusya ile iş birliği yapılması bu yöntemin erken örneğidir. Denge siyaseti bağımsız dış politika kapasitesinin tamamen kaybedildiğini değil, tek başına askerî üstünlük kuramayan devletin rakip güçleri geçici ittifaklarla birbirine karşı kullanmasını ifade eder.

Şark Meselesi ve Osmanlı denge siyasetini simgeleyen diplomasi görseli
I Osmanlı siyasi varlığını, çift başlı kartal Rusya ve Avusturya baskısını, gemi İngiltere ile Fransa’nın Akdeniz çıkarlarını, terazi ve tokalaşma ise rakip güçler arasında denge arayışını simgeler.

Örnek - 1
Rusya Osmanlı Devleti’ni zayıflatmak isterken İngiltere, Rusya’nın Akdeniz’e inmesini önlemek için bazı dönemlerde Osmanlı toprak bütünlüğünü desteklemiştir. Bu durum aşağıdakilerden hangisini en güçlü biçimde açıklar?

A) Avrupa devletlerinin Osmanlı üzerindeki amaçlarının bütünüyle aynı olduğunu
B) Şark Meselesi’nin yalnız dinî nedenlere dayandığını
C) Osmanlı Devleti’nin büyük güç rekabetinden denge siyaseti için yararlanabildiğini
D) İngiltere’nin Balkan milliyetçiliğini her koşulda reddettiğini
E) Rusya’nın Boğazlar politikasından vazgeçtiğini
Osmanlı’yı paylaşma düşüncesi bulunsa da büyük güçlerin çıkarları çatışmıştır. Osmanlı diplomasisi bu çatışmayı varlığını korumak için kullanmıştır.

Cevap: C

Örnek - 2
Viyana Kongresi’nde meşru hanedanların korunması ve milliyetçi hareketlerin bastırılması benimsenirken Avrupa devletlerinin daha sonra Yunan isyanını desteklemesi hangi yargıya kanıt oluşturur?

A) Restorasyon ilkeleri her bölgede değişmeden uygulanmıştır.
B) Devlet çıkarları, ilan edilen genel ilkelerin önüne geçebilmiştir.
C) Milliyetçilik yalnız Osmanlı yönetimi tarafından desteklenmiştir.
D) Avrupa güç dengesi 1815’te sona ermiştir.
E) Osmanlı Devleti Kutsal İttifak’ın kurucu üyesidir.
Avrupa’da devrimlere karşı olan güçlerin Osmanlı aleyhine Yunan milliyetçiliğini desteklemesi, ideolojik ilkenin stratejik çıkar karşısında esnetildiğini gösterir.

Cevap: B

Sırp ve Yunan İsyanları: Milliyetçilikten Bağımsızlığa

1804’te başlayan Sırp İsyanında milliyetçilik kadar yeniçerilerin yerel baskısı, merkezî otorite zayıflığı ve Rus desteği etkiliydi. 1812 Bükreş Antlaşması Sırplara bazı ayrıcalıklar sağladı; sonraki düzenlemelerle özerklik genişledi. Böylece isyan, bir anda bağımsızlıktan çok ayrıcalık–özerklik–bağımsızlık doğrultusunda ilerleyen Balkan çözülmesinin örneği oldu.

Yunan İsyanı 1821’de başladı. 1814’te Odessa’da kurulan Filiki Eterya örgütlenmeyi hazırladı; Avrupa’daki Helen hayranlığı ve Rusya, İngiltere, Fransa desteği isyanı uluslararasılaştırdı. Osmanlı-Mısır kuvvetlerinin başarı kazanması üzerine bu devletlerin donanmaları 1827’de Navarin’de Osmanlı-Mısır donanmasını yaktı. 1829 Edirne Antlaşması Yunanistan’ın bağımsızlığa giden statüsünü kabul ettirdi; ardından Yunanistan bağımsız oldu ve Osmanlı’dan ayrılan ilk Balkan devleti hâline geldi.

Örnek - 3
Sırp hareketinde ayrıcalık ve özerkliğin aşamalı gelişmesi ile Yunan isyanının Navarin müdahalesi sonrasında bağımsızlığa ulaşması birlikte değerlendirildiğinde aşağıdakilerden hangisine ulaşılır?

A) Balkan milliyetçilikleri aynı yöntem ve aynı hızla sonuçlanmıştır.
B) Osmanlı merkezîleşmesi bütün yerel talepleri sona erdirmiştir.
C) Milliyetçi hareketlerin sonucu yalnız iç dinamiklerle belirlenmiştir.
D) Yerel örgütlenme, aşamalı statü değişimi ve büyük güç müdahalesi farklı oranlarda etkili olmuştur.
E) Yunanistan Berlin Antlaşması’yla bağımsız olmuştur.
İki örnek milliyetçilik ortak paydasına sahip olsa da Sırp statüsü aşamalı, Yunan bağımsızlığı ise güçlü bir uluslararası askerî müdahaleyle hızlanmıştır.

Cevap: D

Örnek - 4
Filiki Eterya’nın Odessa’da kurulması, Yunan isyanına Avrupa kamuoyunda destek oluşması ve Navarin’de yabancı donanmaların müdahalesi hangi kavramla en kapsamlı biçimde ilişkilendirilebilir?

A) Bir iç sorunun uluslararası soruna dönüşmesi
B) Tımar sisteminin yeniden kurulması
C) Kapitülasyonların kaldırılması
D) Saltanatın anayasal sınırlandırılması
E) Osmanlıcılığın başarıya ulaşması
Örgütün dış merkezde kurulması, kamuoyu desteği ve doğrudan donanma müdahalesi, yerel isyanın devletler arası meseleye dönüştüğünü gösterir.

Cevap: A

Mısır Sorunu, Boğazlar ve Kırım Savaşı

Mehmet Ali Paşa İsyanı ve Hünkâr İskelesi

Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa, modern ordu ve güçlü mali yapı kurmuş; Vehhabi isyanını bastırarak ve Mora’da Osmanlı’ya yardım ederek nüfuz kazanmıştı. Mora kaybedilince kendisine vaat edilen topraklar yerine Suriye’yi istedi. Oğlu İbrahim Paşa’nın ordusu Anadolu’ya ilerleyip Kütahya’ya ulaşınca Osmanlı Devleti Rusya’nın askerî yardımını kabul etti.

1833 Kütahya Antlaşması’yla Mehmet Ali Paşa’ya Mısır’a ek olarak Suriye ve Girit, İbrahim Paşa’ya Cidde ve Adana yönetimi bırakıldı. Aynı yıl imzalanan Hünkâr İskelesi Antlaşması Osmanlı-Rus savunma ittifakı kurdu; gizli madde uyarınca Osmanlı Devleti savaş hâlinde Boğazları Rusya’nın rakiplerinin savaş gemilerine kapatacaktı. Böylece Mısır sorunu geçici olarak yatışırken Rus nüfuzunun Boğazlara taşınması İngiltere ve Fransa’yı kaygılandırdı.

Mısır Sorunu ve Boğazlar diplomasisinin üç aşamasını gösteren ders görseli
I Mısır ordusunun Anadolu yönündeki baskısını, II Rus filosunun Boğazlar üzerindeki nüfuzunu, III çok taraflı konferansla sorunun Avrupa dengesine taşınmasını gösterir.

Örnek - 5
Osmanlı Devleti’nin kendi valisine karşı Rus askerî yardımına ihtiyaç duyması ve ardından Hünkâr İskelesi Antlaşması’nı imzalaması aşağıdakilerden hangisini gösterir?

A) Mısır’ın bağımsızlığının hemen tanındığını
B) İç merkezîleşme sorununun uluslararası güç dengesi sorununa dönüştüğünü
C) Rusya’nın Akdeniz politikasını terk ettiğini
D) İngiltere ve Fransa’nın Rus nüfuzunu desteklediğini
E) Boğazların bütün savaş gemilerine açıldığını
Vali isyanı devletin iç otorite kriziydi; Rus yardımı ve Boğazlara ilişkin yükümlülük bu krizi Avrupa güç dengesi meselesine dönüştürdü.

Cevap: B

Londra Düzenlemeleri ve Boğazların Uluslararası Statüsü

Osmanlı ordusunun 1839’da Nizip’te yenilmesi Mısır sorununu yeniden büyüttü. İngiltere, Rusya, Avusturya ve Prusya’nın katıldığı 1840 Londra Antlaşması Mehmet Ali Paşa’ya Mısır valiliğini kalıtsal olarak bırakırken Suriye ve diğer kazanımlarını geri aldı. Fransa’nın dışarıda kaldığı bu düzenleme, Mısır’ın hukuken Osmanlı’ya bağlı kalmasını fakat fiilen ayrıcalıklı bir hanedan yönetimine dönüşmesini sağladı.

Örnek - 6
1833 Kütahya Antlaşması’nın Mısır sorununu kesin biçimde çözemediğine aşağıdaki gelişmelerden hangisi doğrudan kanıttır?

A) 1839 Nizip Savaşı’nın yapılması
B) 1815 Viyana Kongresi’nin toplanması
C) 1826 Yeniçeri Ocağının kaldırılması
D) 1856 Islahat Fermanı’nın ilanı
E) 1876 Kanun-ı Esasi’nin kabulü
Nizip’te Osmanlı ve Mısır kuvvetlerinin yeniden karşılaşması, Kütahya’nın yalnız geçici bir uzlaşma olduğunu kanıtlar.

Cevap: A

1841 Londra Boğazlar Sözleşmesi ile Boğazlar barış zamanında bütün yabancı savaş gemilerine kapatıldı ve konu çok taraflı bir Avrupa düzenlemesine bağlandı. Hünkâr İskelesi’nin Rusya’ya sağladığı özel üstünlük sona ererken Osmanlı Devleti’nin Boğazlar üzerindeki karar alanı da uluslararası taahhütle sınırlandı. Bu nedenle sonuç hem Rus nüfuzunu dengeleyen hem Osmanlı egemenliğini çok taraflı denetime açan çift yönlü bir gelişmedir.

Örnek - 7

Mısır tehdidi Rus ittifakı ve çok taraflı Boğazlar düzenlemesini simgeleyen soru görseli
I Mısır ordusunun tehdidini, II Rus filosu ve ikili antlaşmayı, III çok devletli konferans ile Boğaz kapısını simgeler.

Bu görselin anlattığı sürecin doğru sıralaması ve yorumu aşağıdakilerden hangisidir?

A) Londra Boğazlar–Kütahya–Hünkâr İskelesi; Osmanlı tek taraflı egemenliğini güçlendirmiştir.
B) Kütahya–Hünkâr İskelesi–Londra Boğazlar; iç tehdit Rus yardımını doğurmuş, ardından Boğazlar çok taraflı statüye bağlanmıştır.
C) Hünkâr İskelesi–Kütahya–Londra Boğazlar; Rusya Mısır’ı bağımsızlaştırmıştır.
D) Kütahya–Londra Boğazlar–Hünkâr İskelesi; İngiltere Rus ayrıcalığını genişletmiştir.
E) Londra Boğazlar–Hünkâr İskelesi–Kütahya; Boğazlar bütün savaş gemilerine açılmıştır.
Kütahya krizi Rus yardımına ve Hünkâr İskelesi’ne yol açmış; 1841 düzenlemesi Rusya’nın ayrıcalığını kaldırarak Boğazları çok taraflı kurala bağlamıştır.

Cevap: B

Örnek - 8
1841 Londra Boğazlar Sözleşmesi’nin Rusya’nın özel üstünlüğünü kaldırması, fakat Osmanlı kararını çok taraflı taahhüde bağlaması hangi değerlendirmeyi gerektirir?

A) Antlaşma Osmanlı açısından yalnız kazançtır.
B) Boğazlar sorunu bütünüyle sona ermiştir.
C) Bir tehdidin dengelenmesi egemenlik alanında başka bir sınırlama yaratmıştır.
D) Mısır doğrudan Rus eyaleti olmuştur.
E) Savaş gemileri için koşulsuz geçiş ilkesi kabul edilmiştir.
Rus ayrıcalığının kaldırılması olumlu, padişahın kadim uygulamasının uluslararası sözleşmeye dönüşmesi ise egemenlik bakımından sınırlayıcıdır.

Cevap: C

Kırım Savaşı ve Paris Antlaşması

Rusya’nın Osmanlı ülkesindeki Ortodoksların koruyuculuğunu istemesi, kutsal yerler sorunu ve sıcak denizlere ulaşma amacı 1853’te Kırım Savaşını başlattı. Sinop’ta Osmanlı donanmasının yakılması Rusya’nın Akdeniz’e inmesinden kaygılanan İngiltere ve Fransa’yı Osmanlı yanında savaşa soktu; Piyemonte de ittifaka katıldı. Savaş sırasında telgraf kullanıldı ve Osmanlı Devleti 1854’te ilk dış borcunu aldı. Dolayısıyla askerî ittifak kısa vadede koruma sağlarken mali bağımlılığın yeni bir kanalını açtı.

1856 Paris Antlaşması Osmanlı Devleti’ni Avrupa devletler hukukundan yararlanan bir devlet saydı ve toprak bütünlüğünü ortak garanti altına aldı. Karadeniz tarafsızlaştırıldı; Rusya ile Osmanlı burada donanma ve tersane bulunduramayacaktı. Boğazların kapalılığı teyit edildi. Osmanlı savaşı kazanan ittifakta yer almasına rağmen kendi deniz egemenliğinin de sınırlanması, antlaşmanın görünürde başarı ile fiilî kısıtlamayı birlikte taşıdığını gösterir.

Örnek - 9
Osmanlı Devleti’nin Kırım Savaşı’nda galip tarafta bulunmasına rağmen Karadeniz’de donanma ve tersane bulunduramaması aşağıdakilerden hangisini kanıtlar?

A) Antlaşma hükümlerinin yalnız yenilen devleti sınırladığını
B) İttifakla kazanılan savaşın mutlak ve tek taraflı egemenlik üretmediğini
C) Rusya’nın sıcak denizlere ulaştığını
D) Boğazların savaş gemilerine koşulsuz açıldığını
E) Osmanlı’nın Avrupa devletler hukukundan çıkarıldığını
Karadeniz’in tarafsızlığı Rusya’yı sınırlandırırken Osmanlı’yı da bağladı; askerî zafer tam diplomatik serbestlik sağlamadı.

Cevap: B

Örnek - 10
Kırım Savaşı’nda İngiltere ve Fransa’nın Osmanlı yanında yer alması ile Paris’te Osmanlı toprak bütünlüğünün ortak garanti altına alınması hangi dış politika aracının sonucudur?

A) Denge siyasetinin
B) Fetih siyasetinin
C) İskân siyasetinin
D) İltizam sisteminin
E) Ademimerkeziyetçiliğin
Rus yayılmasına karşı İngiliz ve Fransız çıkarlarının Osmanlı varlığıyla kesişmesi, denge siyasetinin askerî ittifaka dönüşmesidir.

Cevap: A

93 Harbi ve Berlin Düzeni

Panslavizm, Ayastefanos ve Berlin Antlaşması

Rusya’nın Slav topluluklarını kendi nüfuzu altında birleştirme siyaseti olan Panslavizm, Balkan isyanları ve Tersane Konferansı kararlarının Osmanlı tarafından reddedilmesi 1877–1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nın zeminini hazırladı. Rumi takvimde 1293’e denk geldiği için 93 Harbi denilen savaş Tuna ve Kafkas cephelerinde sürdü; Rus ordusu İstanbul yakınlarına kadar ilerledi.

1878 Ayastefanos Antlaşması Rusya’nın nüfuzunda büyük bir Bulgaristan kuruyor ve Balkan dengesini Rusya lehine değiştiriyordu. İngiltere ile Avusturya-Macaristan’ın itirazı üzerine toplanan Berlin Kongresi Ayastefanos’u değiştirdi. Berlin Antlaşması Sırbistan, Karadağ ve Romanya’nın bağımsızlığını tanıdı; Bulgaristan’ı küçülterek farklı statülü bölümlere ayırdı; Kars, Ardahan ve Batum’u Rusya’ya bıraktı; Bosna-Hersek’in yönetimini Avusturya-Macaristan’a verdi.

Örnek - 11
Ayastefanos’ta öngörülen büyük Bulgaristan’ın Berlin’de küçültülmesi aşağıdakilerden hangisiyle en iyi açıklanır?

A) Osmanlı ordusunun Berlin’de kesin zafer kazanmasıyla
B) Avrupa devletlerinin Rus nüfuzunun Balkanlarda aşırı büyümesini istememesiyle
C) Bulgar milliyetçiliğinin bütünüyle sona ermesiyle
D) Panslavizmin İngiltere tarafından yönetilmesiyle
E) Sırbistan ve Romanya’nın Osmanlı’ya yeniden bağlanmasıyla
Berlin revizyonu Osmanlı lehine ilkesel dayanışmadan değil, Rusya’nın güç dengesini bozacak ölçüde nüfuz kazanmasına yönelik itirazdan doğmuştur.

Cevap: B

Örnek - 12
93 Harbi sonrasında Sırbistan, Karadağ ve Romanya’nın bağımsız olması; Bosna-Hersek yönetiminin Avusturya-Macaristan’a verilmesi ve Kars-Ardahan-Batum’un Rusya’ya bırakılması birlikte hangi sonucu doğurmuştur?

A) Osmanlı’nın Balkanlar ve Kafkaslardaki siyasi-stratejik alanının daralmasını
B) Osmanlıcılığın bütün topluluklarda güçlenmesini
C) Boğazlar sorununun kesin çözülmesini
D) Rusya’nın Balkanlardan çekilmesini
E) Avrupa müdahalesinin sona ermesini
Bağımsızlıklar ve büyük güçlere bırakılan bölgeler, hem Avrupa hem Kafkas sınırında Osmanlı nüfuzunu daraltmıştır.

Cevap: A

Kıbrıs, Ermeni Meselesi ve Makedonya Sorunu

1878’de Berlin Kongresi başlamadan önce, 4 Haziran’da İngiltere ile Osmanlı Devleti arasında Kıbrıs Sözleşmesi imzalandı. İngiltere, Rusya’nın Osmanlı Devleti’nin Asya topraklarına yönelik yeni bir saldırısı hâlinde askerî destek vermeyi üstlendi; karşılığında Kıbrıs İngiltere’nin işgal ve idaresine bırakıldı. Ada Osmanlı egemenliğinde kaldığından, bu düzenleme Berlin Antlaşması’nın hükmü değil, iki devlet arasındaki ayrı bir sözleşmeydi.

Berlin Antlaşması’nın Osmanlı Devleti’nden Ermenilerin yaşadığı vilayetlerde ıslahat istemesi, Ermeni meselesini uluslararası diplomasiye taşıdı. Makedonya’da ise Bulgar, Sırp, Yunan ve Romen hedefleri ile büyük güç rekabeti iç içe geçti. İtalya ve Almanya’nın millî birliklerini kurması Avrupa güç dengesini değiştirirken yüzyılın sonunda ittifak bloklarının belirginleşmesi Osmanlı sorunlarını daha geniş bir rekabet sistemine bağladı.

Dikkat
Kıbrıs’ın yönetiminin İngiltere’ye bırakılması Berlin Antlaşması’nın hükmü değildir; Berlin Kongresi öncesindeki Kıbrıs Sözleşmesi’ne dayanır. Berlin Antlaşması ise Ermeni ıslahatı talebini uluslararası taahhüde dönüştürmüştür.
Örnek - 13

1878 Berlin düzeninde Sırbistan, Karadağ ve Romanya’nın bağımsızlığını, Bosna-Hersek yönetimini ve Ermeni ıslahatı talebini gösteren üç panelli görsel
I, 1878’de bağımsızlıkları tanınan Sırbistan, Karadağ ve Romanya’yı; II, Bosna-Hersek yönetiminin Avusturya-Macaristan’a bırakılmasını; III, Ermeni ıslahatı talebinin uluslararası gündeme taşınmasını simgeler.

Bu panellerin ortak tarihsel anlamı aşağıdakilerden hangisidir?

A) Osmanlı egemenliğinin yalnız askerî yenilgiyle değil bağımsızlık, yönetim devri ve dış denetim biçimleriyle daralması
B) Balkan milliyetçiliklerinin sona ermesi
C) Kıbrıs’ın Berlin Antlaşması’nın doğrudan maddesiyle Rusya’ya verilmesi
D) Osmanlı’nın Avrupa siyasetinden çekilmesi
E) Bütün azınlık sorunlarının kesin çözülmesi
Paneller farklı egemenlik kaybı ve müdahale biçimlerini gösterir: ayrılma, bir büyük güce yönetim devri ve iç düzenlemeye uluslararası gözetim.

Cevap: A

Örnek - 14
Berlin Antlaşması’nda Ermenilerin yaşadığı bölgelerde ıslahat yapılmasının istenmesi, aşağıdakilerden hangisinin doğrudan göstergesidir?

A) Ermeni meselesinin yalnız yerel yönetim sorunu olarak kalmasının
B) Osmanlı iç düzenlemesine ilişkin bir konunun uluslararası antlaşma konusu olmasının
C) Rusya’nın Kafkas topraklarını geri vermesinin
D) Meşrutiyet yönetiminin sona ermesinin
E) Makedonya’nın bağımsız devlet olmasının
Islahat talebinin çok taraflı antlaşmada yer alması, Avrupa devletlerine Osmanlı’nın iç uygulamalarını izleme ve baskı konusu yapma zemini vermiştir.

Cevap: B

Merkezîleşme ve II. Mahmud Reformları

Sened-i İttifak ve Ayan Sorunu

1808’de Alemdar Mustafa Paşa’nın girişimiyle padişah II. Mahmud ile taşra ayanları arasında imzalanan Sened-i İttifak, merkez ile yerel güç sahiplerinin karşılıklı yükümlülüklerini belirledi. Ayanlar padişaha bağlılık, asker ve vergi desteği sözü verirken devlet de ayanların varlığını ve bazı haklarını tanıdı. Belge padişahın iradesini yazılı taahhütle sınırlandırması bakımından önemlidir.

Sened-i İttifak halkın temsilcilerince hazırlanmış bir anayasa değildir; eşit yurttaşlık veya millî egemenlik de getirmemiştir. Magna Carta ile benzerliği hükümdar yetkisinin bir belgeyle sınırlandırılmasındadır; toplumsal dayanakları ve sonuçları aynı değildir. II. Mahmud ilerleyen yıllarda ayanları etkisizleştirerek merkezî otoriteyi güçlendirdiği için belge kalıcı bir güç paylaşımı düzenine dönüşmedi.

Örnek - 15

Sened-i İttifak'ın taraflarını yükümlülüklerini ve temsil sınırını simgeleyen soru görseli
I imzalanan belgeyi, II merkez ile ayanların karşılıklı asker-vergi yükümlülüğünü, III belgenin halk temsilini içermeyen sınırlı niteliğini simgeler.

Görseldeki kanıtlar Sened-i İttifak hakkında hangi yargıyı destekler?

A) Halk egemenliğine dayalı parlamenter rejim kurmuştur.
B) Merkez ile yerel güçler arasında yazılı uzlaşma yaratmış, fakat toplumsal temsil üretmemiştir.
C) Ayanlığı tamamen kaldırmıştır.
D) Gayrimüslimlere siyasi eşitlik sağlamıştır.
E) Yeniçeri Ocağını kaldırmıştır.
Belge karşılıklı taahhüt taşır, ancak tarafları padişah otoritesi ile ayanlardır; halkın anayasal temsili söz konusu değildir.

Cevap: B

Örnek - 16
Sened-i İttifak’ın imzalanmasından sonra II. Mahmud’un ayanların gücünü kırmaya yönelmesi aşağıdakilerden hangisini gösterir?

A) Belgenin merkezîleşme hedefiyle gerilim taşıdığını
B) Ayanların seçimle hükûmet kurduğunu
C) Padişahın bütün yetkilerinden vazgeçtiğini
D) Taşra yönetiminin federal sisteme dönüştüğünü
E) Sened-i İttifak’ın Kanun-ı Esasi yerine geçtiğini
1808’de zorunlu uzlaşma sağlayan belge, padişahın sonraki merkezîleşme programıyla kalıcı biçimde bağdaşmamıştır.

Cevap: A

Vaka-i Hayriye ve Yeni Ordu

III. Selim’in Nizam-ı Cedid’i eski ocağın yanında kurması çıkar çatışmasını çözememişti. II. Mahmud önce Sekban-ı Cedid ve Eşkinci Ocağı denemelerini yaptı; 1826’da yeniçerilerin isyanını bastırarak ocağı kaldırdı. Vaka-i Hayriye denilen bu olaydan sonra Asakir-i Mansure-i Muhammediye kuruldu.

Yeniçeri Ocağının kaldırılması yalnız askerî teşkilat değişikliği değildir. Merkezî reformlara sürekli direnebilen silahlı-siyasi bir odağı ortadan kaldırdı; Avrupa usulü eğitim, kıyafet, subay yetiştirme ve askerlik düzeni için alan açtı. Buna karşılık yeni ordunun insan ve mali kaynak ihtiyacı nüfus sayımı, vergi ve idarî denetimi de zorunlu kıldı.

Örnek - 17
Vaka-i Hayriye’nin ardından yeni ordunun kurulması, askerî okulların açılması ve nüfus sayımının yapılması birlikte değerlendirildiğinde aşağıdaki ilişkilerden hangisi kurulabilir?

A) Askerî reform merkezî bilgi, personel ve mali kaynak ihtiyacını artırmıştır.
B) Yeni ordu taşra ayanlarına bağlanmıştır.
C) Nüfus sayımı yalnız seçim çevrelerini belirlemek için yapılmıştır.
D) Askerî eğitim medreselerle sınırlandırılmıştır.
E) Yeniçeri Ocağı farklı adla aynen korunmuştur.
Düzenli ordu kaç kişi ve ne kadar vergi kaynağı bulunduğunu bilmeyi, ayrıca yeni subay ve hekim kadroları yetiştirmeyi gerektirmiştir.

Cevap: A

Örnek - 18
III. Selim’in Nizam-ı Cedid girişimi 1807’de sona ererken II. Mahmud’un 1826’da Yeniçeri Ocağını kaldırabilmesi öncelikle hangi farklılıkla açıklanabilir?

A) II. Mahmud’un reform karşıtı bütün vergileri kaldırmasıyla
B) Eski ocağın yanında alternatif kurmakla yetinmeyip siyasi-askerî direnç odağını tasfiye edecek güç biriktirmesiyle
C) Rusya’nın yeniçerileri desteklemesiyle
D) Sened-i İttifak’ın halk oylamasıyla kabul edilmesiyle
E) Avrupa devletlerinin Osmanlı ordusunu yönetmesiyle
II. Mahmud hazırlık ve ittifaklarını kurarak eski ocağın direncini doğrudan tasfiye etti; böylece paralel kurum çatışmasını sona erdirdi.

Cevap: B

İdare, Eğitim, Haberleşme ve Merkezî Denetim

II. Mahmud divan teşkilatı yerine nazırlıkları ve Heyet-i Vükelayı geliştirdi; memurlara maaş bağladı, müsadereyi ve tımar sistemini kaldırdı. Taşrada muhtarlıklar kuruldu; seyahatler mürur tezkeresine bağlandı. İlk nüfus sayımı asker ve vergi potansiyelini belirlemeyi amaçladı. Bu yeniliklerin ortak yönü, devletin nüfusu, memuru ve taşrayı aracısız biçimde tanıma ve yönetme kapasitesini artırmasıdır.

Takvim-i Vekayi resmî gazete olarak devlet kararlarını duyurdu; posta teşkilatı merkez-taşra iletişimini hızlandırdı. Tercüme Odası dış politika için dil bilen memur yetiştirdi; Avrupa’ya öğrenci gönderildi, askerî ve tıp okulları açıldı, karantina uygulandı. Kılık kıyafet düzenlemesi de memur kimliğini standartlaştıran merkezî bürokrasi projesinin parçasıydı.

II. Mahmud döneminde eski düzen yeni ordu ve merkezî bürokrasiyi gösteren ders görseli
I eski askerî-idarî araçları, II düzenli yeni orduyu, III nazırlıklar, dosyalı bürokrasi, posta ve resmî basınla güçlenen merkezî yönetimi gösterir.

Örnek - 19
Muhtarlık, nüfus sayımı, posta teşkilatı ve mürur tezkeresi uygulamalarının ortak amacı aşağıdakilerden hangisidir?

A) Yerel hanedanların bağımsızlığını artırmak
B) Merkezin nüfus, hareketlilik ve taşra hakkında düzenli bilgi ve denetim kurmasını sağlamak
C) Yalnız gayrimüslimlerin askerlik işlemlerini yürütmek
D) Kapitülasyonları genişletmek
E) Meclis-i Mebusan seçimlerini yapmak
Bu kurumlar devletin kişileri ve yerel alanı kaydetme, haber alma ve merkezden izleme kapasitesini genişletmiştir.

Cevap: B

Örnek - 20
Takvim-i Vekayi, Tercüme Odası ve Avrupa’ya öğrenci gönderilmesi aşağıdaki amaçlardan hangisinde birleşir?

A) Bilgi dolaşımı ve uzman memur kapasitesini merkezî devlet hizmetine bağlamak
B) Ulemanın bütün eğitim görevlerini kaldırmak
C) Yerel dilleri resmî dil yapmak
D) Basın özgürlüğünü anayasal güvenceye almak
E) Ayanların dış temsilcilik açmasını sağlamak
Resmî gazete kamuya devlet bilgisini taşırken Tercüme Odası ve öğrenciler yeni uzmanlık bilgisini bürokrasiye aktarmıştır.

Cevap: A

Tanzimat Dönemi ve Hukuk Devleti Arayışı

Tanzimat Fermanı: Güvence ve Kanun Üstünlüğü

Mustafa Reşid Paşa tarafından hazırlanan Tanzimat Fermanı 3 Kasım 1839’da Gülhane’de ilan edildi. Can, mal ve namus güvenliği; vergilerin herkesin gelirine göre alınması; askerlik süresinin kurala bağlanması; açık yargılama yapılmadan ceza verilmemesi; müsaderenin önlenmesi ve rüşvetle mücadele başlıca hükümlerdir. Ferman bütün tebaanın güvenliğini hedefleyerek keyfî yönetimi hukukla sınırlama iradesi taşıdı.

Padişahın da ilan edilen kanunlara uyacağına yemin etmesi, egemenlik halka geçtiği için değil hükümdarın kendi iradesini genel kurallarla bağlaması bakımından anayasal gelişmedir. Amaç merkezî devleti güçlendirmek, ayrılıkçı hareketleri Osmanlıcılık bağıyla zayıflatmak ve Avrupa desteğini sağlamaktı. Ferman bir anayasa değildir; temsilî meclis kurmamış, hakları padişah iradesiyle tanımıştır.

Örnek - 21
Tanzimat Fermanı’nda mahkeme kararı olmadan ceza verilemeyeceği ve vergilerin gelire göre alınacağı belirtilmiştir. Bu hükümler aşağıdaki ilkelerden hangisini birlikte güçlendirmeyi amaçlar?

A) Keyfîliği azaltan hukuk güvenliği ve ölçülülüğü
B) Yerel hanedan egemenliğini
C) Mutlak vergi muafiyetini
D) Yalnız askerî merkezîleşmeyi
E) Dış borçlanma serbestisini
Yargısız cezanın önlenmesi kişi güvenliğini, ödeme gücüne göre vergi ise kamu yükünün kurala bağlanmasını hedefler.

Cevap: A

Örnek - 22
Tanzimat Fermanı’nın anayasal gelişme sayılması, ancak anayasa kabul edilmemesi hangi gerekçeyle açıklanır?

A) Halk tarafından hazırlanmış ve referandumla kabul edilmiştir.
B) Padişahın yetkisini hukuk ilkeleriyle sınırlamış, fakat temsilî bir kurucu iradeye ve meclisli düzene dayanmamıştır.
C) Saltanatı kaldırmıştır.
D) Yalnız gayrimüslimlere hak tanımıştır.
E) Bakanları meclise karşı sorumlu kılmıştır.
Ferman hukukla bağlılık yönünde eşiktir; fakat halk egemenliği, anayasal organlar ve temsil sistemi kurmamıştır.

Cevap: B

Islahat Fermanı: Eşitlik ve Dış Baskı

Islahat Fermanı 1856’da Paris Antlaşması öncesinde ilan edildi. Tanzimat’ın genel güvence dilini özellikle gayrimüslim tebaanın Müslümanlarla eşitliğini ayrıntılandıracak biçimde genişletti. Gayrimüslimlerin devlet memurluğu ve okullara girebilmesi, karma mahkemelerde tanıklık yapabilmesi, kendi okul ve ibadethanelerini düzenleyebilmesi kabul edildi; cizye kaldırılarak askerlik veya bedel-i askerî uygulaması getirildi.

Yabancıların Osmanlı ülkesinde mülk edinebilmesine imkân verilmesi ve Avrupa devletlerinin reform sürecindeki baskısı, fermanın dış siyaset boyutunu güçlendirdi. Tanzimat bütün tebaanın temel güvenliğini ve kanun düzenini öne çıkarırken Islahat özellikle cemaatler arası eşitliği ayrıntılandırdı. Bu hükümler vatandaşlık birliğini hedeflese de Avrupa devletlerinin azınlıkları bahane ederek müdahale alanını genişletmesine de yol açtı.

Tanzimat ve Islahat fermanlarının kapsamını karşılaştıran iki panelli ders görseli
I can-mal güvenliği, adil vergi, düzenli askerlik ve yargı gibi bütün tebaaya dönük genel güvenceleri; II dinî cemaatler, okul, mahkeme ve kamu hizmetinde gayrimüslim eşitliğini simgeler.

Örnek - 23

Tanzimat'ın genel hukuk güvenceleri ile Islahat'ın eşitlik hükümlerini ayırt ettiren soru görseli
I bütün tebaanın can-mal güvenliği, vergi ve yargı ilkelerini; II farklı dinî toplulukların okul, mahkeme ve kamu hizmetlerinde eşitliğini simgeler.

Bu iki panelin doğru eşleştirilmesi aşağıdakilerden hangisidir?

A) I Islahat, II Sened-i İttifak
B) I Kanun-ı Esasi, II Tanzimat
C) I Tanzimat, II Islahat
D) I Islahat, II Vaka-i Hayriye
E) I Sened-i İttifak, II Kanun-ı Esasi
Tanzimat genel hukuk ve güvenlik ilkelerini, Islahat ise gayrimüslimlerin eşitliğine ilişkin ayrıntılı kurum alanlarını öne çıkarmıştır.

Cevap: C

Örnek - 24
Islahat Fermanı’nın Paris Antlaşması öncesinde ilan edilmesine rağmen antlaşma metninde bunun Osmanlı iç işlerine müdahale hakkı vermeyeceğinin belirtilmesi hangi kaygıyı yansıtır?

A) Reformun dış destek aracı olurken egemenlik müdahalesine dönüşmesini önleme kaygısını
B) Gayrimüslim haklarını tamamen geri alma isteğini
C) Rusya’yı Boğazlarda ayrıcalıklı kılma amacını
D) Meclis-i Mebusanı kapatma düşüncesini
E) Mısır’ın bağımsızlığını tanıma zorunluluğunu
Osmanlı Devleti reformu Avrupa sistemine kabul için kullanırken, devletlerin bunu sürekli müdahale dayanağı yapmasını sınırlamak istemiştir.

Cevap: A

Örnek - 25
Cizyenin kaldırılıp gayrimüslimler için askerlik veya bedel-i askerî yükümlülüğünün öngörülmesi aşağıdaki amaçlardan hangisiyle ilişkilidir?

A) Tebaa grupları arasında hak kadar yükümlülük bakımından da vatandaşlık eşitliği kurmak
B) Gayrimüslimleri devlet hizmetinden çıkarmak
C) Tımar sistemini canlandırmak
D) Yalnız Müslümanlardan vergi almak
E) Yabancı devletlere asker toplama hakkı vermek
Cemaat esaslı cizye yerine ortak askerlik yükümlülüğü ya da bedeli, eşit vatandaşlık hedefinin mali-askerî boyutudur.

Cevap: A

Meclisler, Mahkemeler ve Taşra Düzeni

Tanzimat’ın kanunlaştırma ihtiyacı Meclis-i Vala-yı Ahkam-ı Adliye ve daha sonra Meclis-i Ali-i Tanzimat gibi kurulları öne çıkardı. 1868’de Şura-yı Devlet idarî uyuşmazlık ve danışma, Divan-ı Ahkam-ı Adliye ise adli yargı alanında ayrıştırıldı; bunlar günümüzde Danıştay ve Yargıtayın tarihsel öncülleri kabul edilir. Böylece yasama-danışma, yönetim ve yargı işlevleri uzmanlaşmaya başladı.

Vilayet düzenlemeleriyle eyalet yerine vilayet–sancak–kaza–köy hiyerarşisi belirginleştirildi; taşra meclislerinde Müslim ve gayrimüslim üyeler yer aldı. İki dereceli seçim uygulamaları sınırlı da olsa temsil tecrübesi oluşturdu. Ancak yerel katılım, merkezî devletin denetimini azaltmak için değil vergi, güvenlik ve idareyi daha düzenli yürütmek için tasarlandı.

Örnek - 26
Şura-yı Devlet ile Divan-ı Ahkam-ı Adliye’nin ayrı kurumlar hâlinde örgütlenmesi aşağıdakilerden hangisine kanıttır?

A) İdarî ve adli işlevlerin uzmanlaşarak ayrışmasına
B) Padişahlığın sona ermesine
C) Taşranın bağımsızlaşmasına
D) Şer’i hukukun bütünüyle kaldırılmasına
E) Yasama yetkisinin halka geçmesine
İdarî danışma ve uyuşmazlıklarla adli yargının farklı yüksek organlara verilmesi, modern işlevsel ayrışmayı gösterir.

Cevap: A

Örnek - 27
Vilayet meclislerinde farklı cemaatlerden üyelerin bulunması ve iki dereceli seçim deneyiminin yaşanması, aşağıdaki gelişmelerden hangisine kurumsal birikim sağlamıştır?

A) Temsil esaslı Meclis-i Mebusan uygulamasına
B) Yeniçeri Ocağının kuruluşuna
C) Hünkâr İskelesi Antlaşması’na
D) Tımar sistemine
E) Panslavizm politikasına
Taşra meclislerindeki seçim ve cemaat temsili, 1876’da ülke çapında temsilî meclise geçiş için yönetim tecrübesi oluşturmuştur.

Cevap: A

Meşrutiyet, Kanun-ı Esasi ve Siyasal Hayat

Genç Osmanlılar ve I. Meşrutiyet

Tercüme Odası, modern okullar ve basın çevresinde yetişen Genç Osmanlılar; Namık Kemal, Ziya Paşa ve Ali Suavi gibi isimlerle hürriyet, vatan, meşveret ve anayasal yönetim düşüncelerini savundu. Tanzimat bürokrasisinin padişah yetkisini yeterince sınırlamadığını düşünüyor, İslam’ın danışma geleneğiyle anayasal temsil arasında bağ kuruyorlardı.

1876’da Abdülaziz tahttan indirildi; kısa süre hüküm süren V. Murad’ın ardından II. Abdülhamid padişah oldu. Midhat Paşa ve arkadaşlarının baskısı ile Tersane Konferansı öncesindeki dış ortam Kanun-ı Esasinin ilanını hızlandırdı. Böylece I. Meşrutiyet başladı; ilk kez anayasa ve ülke çapında temsilî meclis aynı yönetim düzeninde birleşti.

Örnek - 28
Genç Osmanlıların meşveret kavramını anayasal temsil fikriyle birlikte kullanması aşağıdaki amaçlardan hangisini gösterir?

A) Yeniliği yerli siyasal kavramlarla meşrulaştırma arayışını
B) Saltanatı derhâl kaldırma hedefini
C) Avrupa’yla bütün ilişkileri kesme düşüncesini
D) Ayanlığı yeniden kurma isteğini
E) Milliyetçi isyanları destekleme amacını
Genç Osmanlılar anayasal düşünceyi yalnız dışarıdan alınan bir model olarak değil, meşveret gibi yerli kavramlarla uyumlu göstermeye çalıştı.

Cevap: A

Kanun-ı Esasi’nde Meclis ve Padişah Yetkileri

119 maddelik Kanun-ı Esasi’ye göre Meclis-i Umumi, üyeleri padişahça ömür boyu atanan Meclis-i Ayan ile halkın iki dereceli seçimle belirlediği Meclis-i Mebusandan oluşuyordu. Böylece atama ile temsil aynı yasama yapısında yer aldı. Ancak kanun teklifinde hükûmet izni ve padişah onayı gibi sınırlamalar meclisin bağımsızlığını daralttı.

Padişah bakanları atama ve görevden alma, savaş ve barışa karar verme, meclisi toplantıya çağırma, tatil etme ve feshetme yetkilerine sahipti; hükûmet padişaha karşı sorumluydu. Ayrıca sürgün yetkisi bulunuyordu. 93 Harbi sırasındaki tartışmalar gerekçe gösterilerek meclis 1878’de tatil edildi. Bu yapı mutlak monarşiden meşrutiyete geçiştir; parlamenter egemenliğin tamamlandığı bir düzen değildir.

Birinci ve İkinci Meşrutiyet dönemlerinde padişah meclis ve hükûmet ilişkisini gösteren ders görseli
I anayasa yanında güçlü taç ve kapalı meclis ihtimalini, II açık meclis, seçim ve siyasal katılımı, III hükûmetin meclis karşısındaki sorumluluğu ile taç yetkisinin hukukla dengelenmesini gösterir.

Örnek - 29
Meclis-i Ayan üyelerinin padişahça atanması, Mebusan üyelerinin seçilmesi ve hükûmetin padişaha karşı sorumlu olması aşağıdaki yargılardan hangisini destekler?

A) Millî egemenliğin eksiksiz gerçekleştiğini
B) Temsil unsurunun güçlü monarşik yetkilerle sınırlandığını
C) Ayan Meclisinin halk tarafından doğrudan seçildiğini
D) Kabinenin yalnız meclis güvenine dayandığını
E) Padişahın sembolik konuma geçtiğini
Seçilmiş kanat temsil getirirken atanan kanat ve padişaha bağlı hükûmet monarşik üstünlüğü korumuştur.

Cevap: B

II. Meşrutiyet, 31 Mart Olayı ve 1909 Değişiklikleri

İttihat ve Terakki Cemiyetinin baskısı, Makedonya’daki çözülme kaygısı ve Reval görüşmelerinin yarattığı endişe sonucunda II. Abdülhamid 1908’de Kanun-ı Esasi’yi yeniden yürürlüğe koydu ve meclis açıldı. II. Meşrutiyet ile siyasi partiler, cemiyetler, seçim rekabeti ve daha canlı basın hayatı gelişti.

13 Nisan 1909’da, Rumi takvimle 31 Mart’ta çıkan ayaklanma Selanik’ten gelen Hareket Ordusu tarafından bastırıldı. Ordunun komutanı Mahmud Şevket Paşa, kurmay başkanı Mustafa Kemal’di. II. Abdülhamid tahttan indirilerek V. Mehmed Reşad geçirildi. 1909 anayasa değişiklikleriyle bakanlar meclise karşı sorumlu oldu; padişahın fesih ve mutlak veto yetkileri sınırlandı, milletvekillerinin kanun teklif etmesi kolaylaştırıldı, dernek ve parti kurma alanı genişledi.

Örnek - 30

Meclisin kapatılması seçim ve kabinenin meclise sorumluluğunu simgeleyen soru görseli
I güçlü taç karşısında kapatılabilen meclisi, II yeniden açılan meclis ve seçimleri, III hükûmetin meclis önünde hesap vermesini simgeler.

Bu panellerin I. Meşrutiyet’ten 1909 değişikliklerine uzanan süreçte gösterdiği temel dönüşüm aşağıdakilerden hangisidir?

A) Padişah yetkisinin genişlemesi ve seçimlerin kaldırılması
B) Temsilî meclisten hükûmeti denetleyebilen parlamenter yapıya doğru ilerleme
C) Saltanatın 1876’da kaldırılması
D) Ayan Meclisinin doğrudan halkça seçilmesi
E) Siyasi partilerin yasaklanması
1876’da Kanun-ı Esasi’nin ilanıyla I. Meşrutiyet başladı; ilk Osmanlı parlamentosu 19 Mart 1877’de açıldı. Kanun-ı Esasi padişaha geniş yetkiler tanırken, 1909 değişiklikleri hükûmeti Meclis-i Mebusan’a karşı sorumlu hâle getirerek parlamenter denetimi güçlendirdi.

Cevap: B

Örnek - 31
1909 değişiklikleriyle hükûmetin meclise karşı sorumlu tutulması ve padişahın fesih yetkisinin sınırlandırılması aşağıdaki sonuçlardan hangisini doğurmuştur?

A) Parlamenter niteliğin güçlenmesini
B) Mutlak monarşinin yeniden kurulmasını
C) Seçimlerin kaldırılmasını
D) Yargının padişaha bağlanmasını
E) Ayanlığın taşrada güçlenmesini
Kabinenin siyasal sorumluluğunun meclise yönelmesi ve fesih yetkisinin kurala bağlanması, yürütme üzerinde parlamenter denetimi artırmıştır.

Cevap: A

Örnek - 32
31 Mart Olayı’nın Hareket Ordusu tarafından bastırılması ve ardından anayasal yetki dengesinin meclis lehine değiştirilmesi aşağıdakilerden hangisini gösterir?

A) Ayaklanmanın mutlak yönetimi kalıcılaştırdığını
B) Krizin meşrutiyet düzenini sona erdirmek yerine anayasal sınırlandırmayı derinleştirdiğini
C) Osmanlıcılığın bütün ayrılıkları bitirdiğini
D) Meclis-i Mebusanın ilk kez 1909’da kurulduğunu
E) Padişahın veto yetkisinin sınırsızlaştığını
Ayaklanma bastırıldıktan sonra meşrutiyet korunmuş, anayasa değişiklikleriyle padişahın yetkileri daha da daraltılmıştır.

Cevap: B

Devleti Kurtarma Düşünceleri

Osmanlıcılık ve İslamcılık

Osmanlıcılık, din ve etnik köken farkı gözetmeden bütün tebaanın eşit Osmanlı vatandaşı kabul edilmesiyle ayrılıkların önlenebileceğini savundu. Tanzimat ve Islahat fermanları ile Meşrutiyetler bu düşüncenin hukuk ve temsil araçlarıydı. Ancak milliyetçilik, dış müdahale ve Balkan toprak kayıpları ortak kimlik projesinin etkisini zayıflattı.

İslamcılık, Müslüman toplulukları halifenin siyasi-dinî önderliği çevresinde birleştirmeyi amaçladı ve II. Abdülhamid döneminde resmî siyasette öne çıktı. Demiryolu, telgraf ve diplomatik ağlar halifelik bağını güçlendirmek için kullanıldı. Buna rağmen Arap coğrafyasındaki yerel milliyetçilikler ve sömürge yönetimleri bütün Müslümanları tek siyasi çizgide tutmayı güçleştirdi.

Örnek - 33
Tanzimat–Islahat–Meşrutiyet çizgisi ile bütün tebaanın eşit vatandaş kabul edilmesi arasında kurulan bağ aşağıdaki düşünce akımlarından hangisine aittir?

A) Osmanlıcılık
B) Panslavizm
C) İslamcılık
D) Türkçülük
E) Ademimerkeziyetçilik
Ortak hukuk ve temsil yoluyla din-etnik köken ayrımını aşan üst kimlik oluşturma hedefi Osmanlıcılıktır.

Cevap: A

Örnek - 34
II. Abdülhamid’in halifelik sıfatını uluslararası siyasette öne çıkarması, aşağıdaki tehditlerden hangisine karşı özellikle işlevsel bir araç olarak görülmüştür?

A) Sömürge yönetimleri altındaki Müslümanların bağlılığını etkileyerek Avrupa devletlerine karşı siyasi denge kurmak
B) Balkan Hristiyanlarını Panslavizm çevresinde birleştirmek
C) Kapitülasyonları genişletmek
D) Meclis-i Ayanı seçimle oluşturmak
E) Tımar sistemini geri getirmek
Halifelik, İngiltere, Fransa ve Rusya yönetimindeki Müslüman topluluklar üzerinde nüfuz ihtimali yaratarak diplomatik baskı aracı olabilirdi.

Cevap: A

Türkçülük, Batıcılık ve Ademimerkeziyetçilik

Türkçülük, özellikle Balkan kayıpları ve Panslavizmin baskısıyla Türk dili, tarihi ve kültürü çevresinde millî kimlik oluşturmayı savundu. Önce kültürel araştırma ve dil çalışmalarıyla gelişti, sonra siyasal programa dönüştü. Osmanlıcılığın bütün unsurları birlikte tutma hedefi zayıfladıkça Türkçülük daha güçlü bir seçenek hâline geldi.

Batıcılık, devletin kurum, bilim, hukuk ve toplumsal yapıda çağdaş Batı uygarlığı düzeyine ulaşmasını çözüm olarak gördü; yalnız askerî teknik aktarımı yeterli saymayan yorumları içerdi. Prens Sabahattin çevresindeki ademimerkeziyetçilik ise yerel yönetimlerin yetkisini ve özel girişimi güçlendirmeyi savundu. Merkezîleşmeyi çözüm gören çizgilerle bu yaklaşım arasındaki fark, reformun yönü kadar iktidarın merkezde mi yerelde mi yoğunlaşacağı tartışmasıdır.

Örnek - 35
Osmanlıcılığın Balkan ayrılıklarını önlemekte yetersiz kalması ve Panslavizmin Türk toplulukları üzerinde baskı oluşturması aşağıdaki fikir akımlarından hangisini güçlendirmiştir?

A) Türkçülük
B) Merkantilizm
C) Hümanizm
D) Fizyokrasi
E) Skolastisizm
Ortak Osmanlı kimliğinin çözülmesi ve milliyetçi dış baskı, Türk dili ve kültürüne dayalı millî kimlik arayışını hızlandırmıştır.

Cevap: A

Örnek - 36
Merkezî bürokrasiyi güçlendiren Tanzimat anlayışı ile Prens Sabahattin’in yerel yönetim ve özel girişim vurgusu karşılaştırıldığında temel ayrım aşağıdakilerden hangisidir?

A) Devletin korunup korunmaması
B) Modernleşmenin merkezî devlet eliyle mi, yerel yetki ve bireysel girişimle mi yürütüleceği
C) Anayasanın yazılı olup olmaması
D) Boğazların açık ya da kapalı tutulması
E) Milliyetçiliğin Avrupa’da doğup doğmadığı
Her iki yaklaşım da devletin sorunlarına çözüm arar; ayrılık yetki ve girişimin merkezde mi, yerel ve bireysel düzeyde mi örgütleneceğidir.

Cevap: B

19. Yüzyıl Dönüşümünün Karşılaştırmalı Özeti

Belge, Kurum ve Egemenlik İlişkisi

Düzenleme Temel Sorun Başlıca Araç Siyasal Sınır
Sened-i İttifak Merkez–ayan güç ilişkisi Karşılıklı yazılı taahhüt Halk temsili ve kalıcı anayasal düzen yoktur.
Tanzimat Fermanı Keyfîlik ve merkezî hukuk ihtiyacı Genel can-mal, vergi, askerlik ve yargı güvenceleri Haklar padişah iradesiyle tanınmıştır; meclis yoktur.
Islahat Fermanı Cemaatler arası eşitlik ve dış baskı Gayrimüslimlere ayrıntılı eşitlik hükümleri Dış müdahale alanını genişletebilmiştir.
Kanun-ı Esasi, 1876 Anayasal temsil ve devlet birliği İki kanatlı Meclis-i Umumi Padişahın yürütme, fesih ve sürgün yetkileri geniştir.
1909 değişiklikleri Meclis–yürütme dengesi Kabinenin meclise sorumluluğu ve sınırlı padişah Siyasi rekabet ve krizler uygulamayı zorlaştırmıştır.
Örnek - 37
Tablodaki düzenlemeler kronolojik olarak birlikte değerlendirildiğinde aşağıdaki genellemelerden hangisi yapılabilir?

A) Yazılı taahhütten genel hak güvencelerine, oradan temsil ve parlamenter sorumluluğa doğru kesintili bir anayasal birikim oluşmuştur.
B) Millî egemenlik 1808’de eksiksiz gerçekleşmiştir.
C) Her yeni belge önceki bütün hakları kaldırmıştır.
D) Dış baskı hiçbir düzenlemede etkili olmamıştır.
E) Padişah yetkileri yüzyıl boyunca sürekli genişlemiştir.
Belgeler aynı nitelikte değildir; fakat hükümdarın yazılı sınırı, hukuk güvencesi, temsil ve hükûmet sorumluluğu yönünde aşamalı birikim gösterir.

Cevap: A

Dış Baskı, Merkezîleşme ve Anayasal Arayışın Bütünlüğü

19. yüzyıl Osmanlı dönüşümü üç eş zamanlı baskıyla şekillendi: büyük güçlerin askerî-diplomatik müdahalesi, milliyetçi hareketlerin toprak bütünlüğünü zorlaması ve devletin vergi-ordu-idare kapasitesini yenileme ihtiyacı. II. Mahmud merkezî araçları güçlendirdi; Tanzimat hukuku ve bürokrasiyi kurallaştırdı; Meşrutiyet temsil ve anayasal denetim aradı. Bu aşamalar birbirini bütünüyle ortadan kaldırmadı, yeni kurumlar eski egemenlik anlayışıyla yan yana ve çoğu zaman gerilim içinde yaşadı.

Bu siyaset ve kurumlar aynı işlevi üstlenmedi. Denge siyaseti dış ilişkilerde büyük güçlerin baskısını sınırlamaya çalıştı; Tanzimat ve Islahat fermanları idare ve tebaa hukukunu düzenledi; Kanun-ı Esasi ve Meşrutiyet temsil ile meclis denetimini kurumsallaştırdı. Bu yöntemler farklı krizlere yanıt verdi, ancak toprak kayıplarını ve dış müdahaleyi bütünüyle durduramadı.

Örnek - 38
I. 1841’de Boğazların çok taraflı statüye bağlanması
II. 1839’da genel hukuk güvencelerinin ilanı
III. 1876’da Kanun-ı Esasi’nin ilan edilmesi.

Bu gelişmelerin ortak yönü aşağıdakilerden hangisidir?

A) Osmanlı yönetim alanlarının antlaşma, hukuk ve temsil kurumlarıyla yeniden tanımlanması
B) Padişahın bütün yetkilerinin aynı anda kaldırılması
C) Milliyetçi isyanların kesin sona ermesi
D) Yalnız askerî teknolojinin değişmesi
E) Dış müdahalenin bütünüyle önlenmesi
Boğaz kararı dış egemenlik alanını, Tanzimat iç hukuk ilişkisini, Meşrutiyet ise yönetimde temsili yeni kurallarla tanımlamıştır.

Cevap: A

Dikkat

Tanzimat Fermanı (1839), bütün tebaanın can, mal ve namus güvenliğiyle vergi ve askerlik konularında düzen vaat etti; Islahat Fermanı (1856) özellikle gayrimüslimlerin hukuki eşitliği ve kamusal yaşama katılımı hakkında ek hükümler getirdi.

Kanun-ı Esasi 1876’da ilan edildi; ilk Osmanlı parlamentosu 19 Mart 1877’de açıldı. 1909 değişiklikleri hükûmeti Meclis-i Mebusan’a karşı sorumlu hâle getirdi ve padişahın bazı yetkilerini sınırladı.

3 Mart 1878 Ayastefanos Antlaşması’nın Balkanlara ilişkin düzeni, 13 Temmuz 1878 Berlin Antlaşması’yla değiştirildi. Berlin Antlaşması Sırbistan, Karadağ ve Romanya’nın bağımsızlıklarını tanıdı; Bosna-Hersek yönetimini Avusturya-Macaristan’a bıraktı.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz