AYT 19. yüzyılda Osmanlı ekonomisi, nüfusu ve toplumsal değişim konu anlatımı kapsamında sanayileşme girişimleri, Balta Limanı, dış borçlar, Düyun-u Umumiye, göçler, kentleşme, eğitim, sağlık ve kamuyu ilgilendiren diğer konular işlenecektir.
AYT tarih konularının tamamına AYT konu anlatımı arşivinden ulaşabilirsiniz.
Sanayi Devrimi Karşısında Osmanlı Ekonomisi
Klasik Üretimden Fabrika Sistemine
Osmanlı ekonomisinin temelinde tarım, bölgesel ticaret ve şehirlerdeki küçük atölyeler bulunuyordu. Loncalar; üretilecek malın niteliğini, fiyatını, usta–kalfa–çırak ilişkisini ve mesleğe giriş kurallarını denetliyor, böylece piyasanın istikrarını ve tüketicinin korunmasını amaçlıyordu. Bu düzen ihtiyaç kadar üretime ve el emeğine dayanıyordu; sermaye birikimi ile sınırsız kâr arayışı temel ilke değildi.
Sanayi Devrimi ise insan ve hayvan gücünün yerini buharla çalışan makinelere bıraktı; iş bölümü, standartlaşma ve seri üretim maliyetleri düşürdü. Avrupa fabrikalarının çok miktarda ve ucuz ürettiği mallar Osmanlı pazarına girdiğinde el tezgâhları aynı fiyat ve hacimle rekabet edemedi. Bu nedenle mesele yalnız “makine eksikliği” değil; sermaye, teknoloji, ulaşım, nitelikli iş gücü ve pazar örgütlenmesinin birlikte değişmesiydi.

Soldaki atölye lonca, el emeği ve sınırlı üretimi; sağdaki fabrika buhar gücü, iş bölümü ve seri üretimi gösterir.
Bir Osmanlı kentinde aynı malı üreten ustaların kalite ve fiyatı ortak kurallarla belirlediği, üretim miktarını talebe göre sınırladığı görülmektedir. Bu yapı aşağıdaki amaçlardan hangisini öncelikle taşır?
B) Piyasa istikrarını ve meslek düzenini korumak
C) Yabancı şirketlere tekel vermek
D) Fabrika işçiliğini yaygınlaştırmak
E) Ham madde ihracatını artırmak

I el tezgâhı, usta-çırak ilişkisi ve küçük atölyeyi; II buhar gücü, makine ve çok sayıda işçiyi gösterir.
Buhar gücü, iş bölümü ve standart üretimin birlikte yaygınlaşması Osmanlı zanaatları üzerinde aşağıdaki etkilerden hangisini doğrudan açıklar?
B) Loncaların dünya ticaretini denetlemesini
C) Avrupa mallarının fiyat ve miktar avantajıyla yerli üretimi baskılamasını
D) Kapitülasyonların kendiliğinden kaldırılmasını
E) Tarımsal üretimin bütünüyle sona ermesini
Sanayileşmeyi Geciktiren Yapısal Etkenler
Avrupa’da sömürge ticareti ve bankacılık yoluyla biriken sermaye sanayi yatırımlarına yönelirken Osmanlı Devleti uzun savaşlar, toprak kayıpları ve bütçe açıklarıyla karşı karşıyaydı. Merkezî otoritenin zayıflaması, tımar düzeninin bozulması, ulaşım ağlarının yetersizliği ve teknik personel eksikliği üretim dönüşümünü güçleştirdi. Gayrimüslim ve yabancı sermaye ise çoğu zaman ticaret, sarraflık ve borç verme gibi daha hızlı kazanç sağlayan alanlara yöneldi.
Osmanlı iktisat anlayışında iaşe, yani halkın temel mallara yeterli ve uygun fiyatla ulaşması önemliydi. Bu nedenle ihracat zaman zaman sınırlandırılırken ithalat tüketici arzını artıran bir unsur sayılabildi. Avrupa’nın merkantilist korumacılığı ve sanayi sermayesi karşısında bu yaklaşım, yerli üreticiyi dış rekabete karşı sistemli biçimde koruyamadı.
Osmanlı yönetiminin kıtlık dönemlerinde tahıl ihracatını sınırlandırması ile Avrupa devletlerinin mamul mal ithalatını yüksek gümrüklerle kısıtlaması arasındaki temel fark aşağıdakilerden hangisidir?
B) Her ikisi de aynı merkantilist amaçla uygulanmıştır.
C) İlki sanayi ihracatını, ikincisi tarımı güçlendirmiştir.
D) İki uygulama da dış ticareti tamamen kaldırmıştır.
E) İlki yabancı tüccarı, ikincisi loncaları ayrıcalıklı kılmıştır.
Sermaye yetersizliği, teknik personel açığı, ulaşım eksikliği ve ucuz ithal mallar birlikte değerlendirildiğinde aşağıdakilerden hangisine ulaşılır?
B) Üretim dönüşümü birbirine bağlı mali, teknik ve ticari koşullar gerektirir.
C) Lonca düzeni fabrika sisteminden daha yüksek üretim sağlar.
D) Dış ticaret sanayileşme üzerinde etkisizdir.
E) Osmanlı ülkesinde hiçbir fabrika kurulmamıştır.
Devlet Fabrikaları ve Islah-ı Sanayi
II. Mahmud ve Tanzimat dönemlerinde ordunun ve sarayın ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla Feshane, Hereke ve Zeytinburnu gibi devlet destekli tesisler kuruldu; Avrupa’dan makine ve uzman getirildi. 1863’te düzenlenen Sergi-i Umumi-i Osmani yerli ürünleri görünür kılmayı amaçladı. 1864’te kurulan Islah-ı Sanayi Komisyonu ise esnafı şirketler hâlinde örgütleyerek sanayiyi teşvik etmeyi hedefledi.
Bu girişimler sanayileşme iradesini gösterse de savaş harcamaları, işletme giderleri, ithal makine bağımlılığı, yönetim sorunları ve dış rekabet nedeniyle kalıcı bir sanayi atılımına dönüşemedi. Devletin öncü olması özel sermayenin zayıflığını kısmen telafi etti; fakat geniş bir sanayi ekosistemi oluşturamadı.
Devlet fabrikalarının öncelikle ordu ve sarayın ihtiyacına göre kurulması aşağıdakilerden hangisini gösterir?
B) Özel girişimciliğin bütünüyle yasaklandığını
C) Osmanlı’nın sanayi mallarında dışa bağımlılığının sona erdiğini
D) Loncaların Avrupa fabrikalarını satın aldığını
E) Tarım vergilerinin kaldırıldığını
Islah-ı Sanayi Komisyonunun esnafı şirketleşmeye yöneltmesi ve sergiler düzenlenmesi hangi ortak hedefe yöneliktir?
B) Yerli üretimin örgütlenme ve rekabet kapasitesini artırmak
C) Dış borç ödemelerini durdurmak
D) Köyden kente göçü yasaklamak
E) Kapitülasyonları genişletmek
Balta Limanı ve Açık Pazar Düzeni
1838 Antlaşmasının Siyasi ve İktisadi Bağlamı
Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın baskısı karşısında İngiliz desteğine ihtiyaç duyan Osmanlı Devleti, 1838’de İngiltere ile Balta Limanı Ticaret Antlaşması’nı imzaladı. Böylece diplomatik güvenlik arayışı ile iktisadi taviz aynı belgede kesişti. Antlaşma daha sonra başka Avrupa devletlerine de benzer haklar verilmesinin yolunu açtı.
Yed-i vahit adı verilen devlet tekellerinin kaldırılması ve İngiliz tüccarın ülke içinde daha serbest mal alabilmesi, Osmanlı pazarını Avrupa ticaretine daha açık hâle getirdi. Bu durum kısa vadede mal akışını artırırken yerli üreticinin korunmasını ve devletin ekonomik denetimini zayıflattı.

Ham maddenin dışarı, mamul malın içeri yönelmesi ve yerli atölyenin baskılanması açık pazar mekanizmasını gösterir.
Balta Limanı Antlaşması’nın Mehmet Ali Paşa krizi sırasında imzalanması aşağıdaki genellemelerden hangisini destekler?
B) Osmanlı dış politikası ekonomik kararlardan bütünüyle bağımsızdır.
C) Antlaşma yalnızca Mısır’ın iç vergilerini düzenlemiştir.
D) İngiltere Osmanlı pazarından çekilmiştir.
E) Yed-i vahit sistemi daha da güçlendirilmiştir.

I ham maddenin limana taşınmasını, II ithal mamul malın iç pazara girmesini, III yerli zanaatkârın baskı altında kalmasını gösterir.
Bir antlaşmayla devlet tekellerinin kaldırılması ve yabancı tüccarın iç bölgelerden doğrudan mal almasının kolaylaştırılması öncelikle hangi sonucu doğurur?
B) Pazarın yabancı ticaret sermayesine açılmasını
C) Lonca üretiminin makineleşmesini
D) Dış borçların silinmesini
E) Nüfus sayımının başlamasını
Gümrükler, Ham Madde ve Yerli Üretici
Düzenlemede ihracat vergisi yüzde 12, ithalat vergisi yüzde 5 düzeyindeydi; yabancı tüccarlar yerli tüccarın ödediği bazı iç gümrüklerden muaf tutuldu. Bu asimetri, ithal sanayi mallarının Osmanlı iç pazarına girişini kolaylaştırırken ham maddelerin Avrupa sanayisine yönelmesini hızlandırdı.
Sonuçta Osmanlı ülkesi giderek ham madde ihraç eden ve mamul mal ithal eden bir çevre pazar görünümü kazandı. Yerli zanaatkârın gerilemesini yalnız antlaşmaya bağlamak eksik olur; makineleşme farkı ve sermaye yetersizliği de belirleyiciydi. Fakat Balta Limanı mevcut yapısal zayıflıkları derinleştiren hukuki-ticari bir çerçeve oluşturdu.
İthalat vergisinin ihracat vergisinden düşük tutulması ve yabancı tüccarın bazı iç vergilerden muaf olması birlikte hangi sonucu güçlendirir?
B) İthal malların pazar avantajını
C) Osmanlı’nın korumacı sanayi politikasını
D) Ham madde ihracatının yasaklanmasını
E) Lonca tekelinin genişlemesini
Balta Limanı sonrasında ham madde çıkışının ve mamul mal girişinin artması aşağıdakilerden hangisinin göstergesidir?
B) Dış ticaret bağının bağımlı bir iş bölümüne dönüşmesinin
C) Tarımsal üretimin bütünüyle bırakılmasının
D) Düyun-ı Umumiye’nin kaldırılmasının
E) Millî burjuvazinin tamamlandığının
Mali Bunalım ve Dış Borçlanma
Tımarın Çözülmesinden Bütçe Açığına
Tımar sisteminin işlevini yitirmesiyle vergi gelirleri iltizam ve malikâne yoluyla peşin nakde çevrilmeye çalışıldı. Bu yöntem merkez hazinesine hızlı gelir sağlasa da mültezim baskısını artırabildi ve uzun vadeli üretim-vergi dengesini zayıflattı. 18. yüzyılda esham uygulamasıyla bazı gelir payları iç borçlanma aracına dönüştürüldü.
19. yüzyılda modern ordu, merkezî bürokrasi, savaşlar ve altyapı yatırımları harcamaları büyütürken geleneksel gelirler aynı hızla artmadı. Vergi toplama kapasitesindeki sorunlar ve toprak kayıpları bütçe açığını kalıcılaştırdı; devlet önce iç, sonra dış finansmana daha fazla başvurdu.
İltizamın hazineye peşin para sağlaması fakat vergi yükünü artırabilmesi hangi mali ikilemi gösterir?
B) Sanayi üretimi ile ithalat yasağı çatışmasını
C) Nüfus sayımı ile askerlik bağını
D) Basın özgürlüğü ile sansür ilişkisini
E) Demiryolu ile telgraf rekabetini
Esham uygulamasında belirli gelir paylarının kişilere satılması aşağıdaki kavramlardan hangisine en yakındır?
B) İç borçlanma
C) Gümrük birliği
D) Sanayi teşviki
E) Bedelli askerlik
1854 Borcu, Moratoryum ve Rüsum-ı Sitte
Osmanlı Devleti ilk dış borcunu 1854’te Kırım Savaşı’nın giderlerini karşılamak için aldı. Ardından eski borçların faizini yeni borçla ödeme eğilimi, yüksek faiz, aracılık kesintileri ve verimsiz kullanım borç stokunu büyüttü. Kaynakların üretken yatırımlara yeterince yönelmemesi geri ödeme kapasitesini artırmadı.
1875’te ilan edilen Ramazan Kararnamesi, dış borç taksitlerinin yarısının nakit, kalan yarısının ise beş yıl vadeli ve %5 faizli tahville ödenmesini öngördü. Nisan 1876’da dış borç ödemeleri tamamen durduruldu. 1877–1878 Osmanlı-Rus Savaşı mali krizi ağırlaştırdı. 1879’da altı gelir kalemini toplamak üzere Rüsum-ı Sitte İdaresi kuruldu; 1881’de Muharrem Kararnamesi’yle Düyûn-ı Umûmiye İdaresi oluşturuldu.

I, 1854’te başlayan dış borçlanmayı; II, 1875’teki kısmi ödeme düzenlemesi ile Nisan 1876’daki tam durdurmayı; III, 1879 Rüsum-ı Sitte ve 1881 Düyûn-ı Umûmiye idarelerini gösterir.
1854 dış borcunun savaş giderine ayrılması ile sonraki borçların eski faizleri kapatmakta kullanılması birlikte hangi soruna işaret eder?
B) Osmanlı’nın sermaye ihracatçısı olmasına
C) Bütçe fazlasının büyümesine
D) Yerli sanayinin korunduğuna
E) Kapitülasyonların kaldırıldığına
1875 moratoryumu ile Rüsum-ı Sitte’nin kurulması arasındaki ilişki aşağıdakilerden hangisidir?
B) Moratoryum dış borçların bütünüyle silinmesini sağlamıştır.
C) Rüsum-ı Sitte yerli sanayiyi korumak için kurulmuştur.
D) İki gelişme arasında kronolojik bağ yoktur.
E) Rüsum-ı Sitte ilk nüfus sayımını yürütmüştür.
Muharrem Kararnamesi ve Düyun-ı Umumiye
1881 Muharrem Kararnamesi borçların yeniden düzenlenmesini kabul etti ve Düyun-ı Umumiye İdaresini kurdu. Tuz ve tütün tekelleri, damga resmi, alkollü içki vergileri, balıkçılık ve bazı ipek öşürleri gibi gelirler bu uluslararası alacaklı idaresine bırakıldı. Kurum geniş personel ağıyla doğrudan gelir topladı.
Düyun-ı Umumiye borç tahsilini düzenlemiş ve bazı yabancı yatırımlar için güven ortamı sağlamış olsa da devletin gelir kaynakları üzerindeki karar yetkisini daralttı. Böylece ekonomik bağımsızlığın sınırlandırılması, yalnız borç miktarından değil mali yetkinin uluslararası bir kuruma devrinden kaynaklandı.

I vergi ve tekel gelirlerinin devlet sandığında toplanmasını, II sandığın anahtarının uluslararası alacaklı kurula geçmesini simgeler.
Düyun-ı Umumiye’nin bazı vergileri kendi personeliyle toplaması aşağıdakilerden hangisinin en açık kanıtıdır?
B) Loncaların güçlendiğinin
C) Nüfusun azaldığının
D) Sanayi Devrimi’nin tamamlandığının
E) Meşrutiyetin sona erdiğinin
Düyun-ı Umumiye’nin borç tahsilini düzenlemesiyle ekonomik bağımsızlığı daraltması birlikte düşünüldüğünde hangi yargıya ulaşılır?
B) Mali istikrar aracı, egemenlik maliyeti de üretebilir.
C) Kurum Osmanlı sanayisini Avrupa’dan korumuştur.
D) Dış borçla siyasal yetki arasında bağ yoktur.
E) Bütün vergiler halka bırakılmıştır.
Balta Limanı, dış borçlanma ve Düyun-ı Umumiye aynı gelişme değildir: ilki ticaret rejimini, ikincisi finansman yöntemini, üçüncüsü ise borç gelirlerinin yabancı denetim altında tahsilini ifade eder.
Millî İktisat Arayışı
Ticaret Sermayesi ve Millî Burjuvazi Sorunu
19. yüzyılın sonlarında dış ticaret, bankacılık ve büyük kentlerdeki aracılık faaliyetlerinde yabancılar ile gayrimüslim Osmanlı tüccarları güçlüydü. Müslüman Türk nüfusun önemli bölümü tarım, küçük zanaat ve devlet hizmetinde bulunuyordu. Bu iş bölümü, ekonomik gücün siyasal merkezle aynı toplumsal kesimde toplanmadığı tartışmasını doğurdu.
II. Meşrutiyet yıllarında İttihat ve Terakki çevresi, kapitülasyonlara ve dış mali denetime karşı Müslüman-Türk girişimci sınıfı oluşturmayı hedefledi. Millî bankalar, kooperatifler, yerli şirketler ve kamu alımlarında yerli üreticiyi destekleme düşüncesi “millî burjuvazi” arayışının araçları oldu.
Dış ticaret ve bankacılıkta yabancı-gayrimüslim sermayenin, tarım ve devlet hizmetinde Müslüman nüfusun yoğunlaşması hangi kaygıyı doğurmuştur?
B) Nüfus sayımının gereksizleşmesi
C) Demiryollarının kapanması
D) Lonca düzeninin Avrupa’ya yayılması
E) Dış borçların kendiliğinden azalması
Millî bankalar ve yerli şirketlerin teşvik edilmesi aşağıdaki amaçlardan hangisine yöneliktir?
B) Tımar sistemini geri getirmek
C) İthalatı koşulsuz artırmak
D) Kapitülasyonları genişletmek
E) Köylüyü üretimden çıkarmak
Teşvik-i Sanayi ve Savaş Ekonomisine Geçiş
1913 tarihli Teşvik-i Sanayi düzenlemeleri vergi ve gümrük kolaylıkları, bedelsiz arazi ve kamu desteğiyle özel sanayi yatırımlarını artırmayı amaçladı. Bu adımlar makine, sermaye ve teknik personel yetersizliğini tamamen aşamadı; Balkan Savaşları ve Birinci Dünya Savaşı da üretim ortamını bozdu.
Birinci Dünya Savaşı sırasında kapitülasyonların tek taraflı kaldırılması, iaşenin Anadolu’dan sağlanması ve ticarette Müslüman girişimcilerin desteklenmesi millî iktisat politikasını hızlandırdı. Bu gelişmeler 19. yüzyıldaki dışa açık ve borç bağımlı yapıya verilen erken 20. yüzyıl cevabıdır; konu bakımından bir sonuç halkası olarak değerlendirilmelidir.
Teşvik-i Sanayi’nin vergi kolaylığı sağlamasına rağmen beklenen sıçramayı yaratamaması aşağıdakilerden hangisiyle açıklanabilir?
B) Osmanlı’da hiçbir pazar bulunmamasıyla
C) Bütün Avrupa devletlerinin yardımıyla
D) Dış borçların silinmesiyle
E) Nüfusun tamamen kentleşmesiyle
Kapitülasyonların savaş sırasında tek taraflı kaldırılması millî iktisat açısından hangi hedefe hizmet eder?
B) Düyun-ı Umumiye’yi kurmaya
C) Yabancı tüccara yeni muafiyetler vermeye
D) İltizamı yaygınlaştırmaya
E) Loncaları kapatmaya
Nüfus Sayımları ve Göçler
Geleneksel Tahrirden 1831 Sayımına
Klasik dönemde tahrirler modern anlamda bütün bireyleri saymak için değil, vergi kaynaklarını, haneleri, toprağı ve askerî yükümlülükleri belirlemek amacıyla tutuluyordu. 19. yüzyılda merkezî ordu, vergi ve idare ihtiyacı nüfus hakkında daha düzenli bilgi gerektirdi.
II. Mahmud dönemindeki 1831 sayımı ilk modern genel nüfus sayımı kabul edilir; ancak esas olarak erkek nüfusu ve askerlik-vergi kapasitesini belirlemeye yönelik olduğu için günümüz sayımlarıyla aynı kapsama sahip değildi. Sonraki nüfus defterleri, vilayet salnameleri ve kimlik uygulamaları devletin toplumu daha ayrıntılı izleme kapasitesini artırdı.
Klasik tahrir ile 1831 sayımının ortak özelliği aşağıdakilerden hangisidir?
B) Kadın ve erkek bütün bireyleri eşit yöntemle saymaları
C) Yalnız göçmenleri kaydetmeleri
D) Basın özgürlüğünü ölçmeleri
E) Sanayi üretimini planlamaları
1831 sayımının yalnız modern sayım olarak adlandırılması fakat günümüz sayımlarıyla özdeş görülmemesi neden gerekir?
B) Hiçbir kayıt tutulmadığı için
C) Yalnız yabancılar sayıldığı için
D) Demiryolları henüz kurulmadığı için
E) Sonuçlar Avrupa tarafından hazırlandığı için
Kırım ve Kafkasya Göçleri
1774 Küçük Kaynarca Antlaşması sonrasında Rusya’nın Karadeniz’in kuzeyi ve Kafkasya’daki yayılması; savaş, sürgün, toprak kaybı ve asimilasyon baskısıyla çok sayıda Müslümanı Osmanlı ülkesine yöneltti. Kırım Tatarları, Çerkesler ve farklı Kafkas toplulukları dalgalar hâlinde Anadolu, Balkanlar ve Suriye’ye yerleşti.
Devlet, muhacirlere arazi, tohum, hayvan ve geçici vergi muafiyeti sağlayarak iskânı üretime dönüştürmeye çalıştı. Göçmenler tarım, zanaat ve kültürel hayata katkı sağlarken barınma, ulaşım, sağlık ve güvenlik giderleri bütçe üzerinde kısa vadeli baskı oluşturdu.

Kırım-Kafkasya ve Balkanlardan gelen muhacirlerin Anadoluya iskânı üretim, nüfus bileşimi ve kamu giderlerini birlikte değiştirmiştir.

I muhacirin üretime yerleştirilmesini, II yeni yerleşim ve nüfus artışını, III iskânın bütçe giderini gösterir.
Muhacirlere toprak ve tohum verilmesi aşağıdaki hedeflerden hangisini birlikte taşır?
B) Göçü Avrupa’ya yöneltme
C) Tarımsal üretimi durdurma
D) Lonca tekelini kurma
E) Dış borç faizini artırma
Kırım ve Kafkas göçlerinin hem üretime katkı hem bütçeye yük doğurması hangi değerlendirmeyi destekler?
B) Demografik hareketlerin kısa ve uzun vadeli sonuçlarının farklılaşabildiği
C) İskân politikasının hiçbir ekonomik yönü bulunmadığı
D) Nüfusun azaldığı
E) Göçmenlerin şehirlerden uzak tutulduğu
Balkan Göçleri ve Anadolu’nun Yeni Nüfus Yapısı
19. yüzyıl savaşları, milliyetçi devletlerin kurulması ve özellikle 1877–1878 Osmanlı-Rus Savaşı Balkanlardaki Müslüman nüfusu Anadolu ve elde kalan Osmanlı topraklarına yöneltti. 20. yüzyıl başındaki Balkan Savaşları bu akışı daha da büyüttü. Aynı süreçte yeni Balkan devletlerindeki Hristiyan nüfusun bir kısmı Osmanlı ülkesinden ayrıldı.
Bu çift yönlü hareket Anadolu’da Müslüman nüfus oranını yükseltti, şehir ve köylerin nüfusunu artırdı, yeni yerleşimler doğurdu ve ortak kayıp tecrübesi üzerinden Türk millî bilincini güçlendirdi. Nitelikli çiftçi ve zanaatkârlar ekonomik canlılığa katkı sağlarken iskân anlaşmazlıkları ve kamu giderleri yeni sorunlar yarattı.
Balkanlardan Müslüman göçü ile Hristiyan nüfusun yeni ulus devletlere yönelmesi birlikte hangi sonucu doğurmuştur?
B) Osmanlı nüfusunun Avrupa’da artmasını
C) Milliyetçiliğin etkisini yitirmesini
D) Kent nüfusunun azalmasını
E) İskân ihtiyacının sona ermesini
Göçmenlerin yeni köyler kurması, üretime katılması ve ortak kayıp hafızası oluşturması hangi alanlarda dönüşüm yaratmıştır?
B) Demografik, ekonomik ve kimlik alanlarında birlikte
C) Yalnız diplomatik alanda
D) Yalnız hukuk alanında
E) Hiçbir toplumsal alanda
Modern Kent ve Haberleşme
Demiryolları, Limanlar ve Telgraf
Osmanlı ülkesindeki ilk önemli demiryolu girişimlerinden İzmir–Aydın hattı, Batı Anadolu’nun tarımsal ürünlerini İzmir Limanı’na taşımayı hedefleyen İngiliz sermayesiyle başladı. Rumeli, Anadolu, Bağdat ve Hicaz demiryolları daha sonra ticaret, asker sevkiyatı, hac ve merkezî denetim gibi farklı amaçlarla geliştirildi.
Demiryolu imtiyazları yabancı sermaye ve kilometre garantileri nedeniyle dış nüfuz aracı olabildi; buna karşılık ulaşım süresini kısalttı, iç pazarı genişletti ve devletin askerî-idarî hareketliliğini artırdı. Posta teşkilatı ve telgraf hatları da merkezin taşradan daha hızlı haber almasını sağladı. Aynı altyapı hem ekonomik bağımlılık hem merkezîleşme üretebildi.

Demiryolu ve liman ticareti; posta ve telgraf ise haberleşme ile merkezî denetimi hızlandırmış, istasyon çevrelerinde yeni kent alanları doğurmuştur.

I iç bölgedeki tarımsal üretimi, II demiryolu ve telgrafı, III limandan dış pazara sevki gösterir.
İzmir–Aydın demiryolunun üretim bölgelerini limana bağlaması öncelikle hangi amacı gösterir?
B) Balkan göçlerini durdurmak
C) Lonca fiyatlarını belirlemek
D) Dış borçları silmek
E) Meclis seçimlerini yönetmek
Yabancı sermayeli demiryollarının hem dış nüfuzu artırması hem asker sevkiyatını hızlandırması hangi yargıyı doğrular?
B) Demiryollarının yalnız sömürge amacı taşıdığını
C) Devletin ulaşımı hiç kullanmadığını
D) Telgrafın gereksizleştiğini
E) Kentleşmenin durduğunu
Metropol, Belediye ve Yeni Kamusal Alan
Sanayi ve ticaretin büyümesi Avrupa’da kırdan kente göçü hızlandırarak metropolleri doğurdu. Osmanlı’da İstanbul, İzmir, Selanik ve Beyrut gibi liman kentleri dış ticaret, bankalar, konsolosluklar, yabancı okullar ve ulaşım ağları sayesinde öne çıktı. İstasyon, rıhtım ve yeni mahalleler kentin mekânsal yapısını değiştirdi.
Kalabalıklaşan şehirlerde temizlik, aydınlatma, ulaşım, yol ve su gibi hizmetler yeni bir belediye örgütlenmesini gerekli kıldı. 1826 İhtisab Nezareti geçiş kurumu, 1855 Şehremaneti modern belediyeciliğin önemli başlangıcı oldu; 1858’de kurulan Altıncı Daire-i Belediye Galata–Beyoğlu çevresinde Avrupa örnekli uygulamalar yürüttü.
Liman, banka, istasyon ve konsoloslukların aynı kentte yoğunlaşması aşağıdaki kavramlardan hangisiyle en iyi açıklanır?
B) Kapalı köy ekonomisi
C) Tımar dirliği
D) Yalnız askerî garnizon
E) Göçü yasaklayan kent
Şehremanetinin kurulmasında nüfus artışı ve salgın riskinin etkili olması hangi ilişkiyi gösterir?
B) Belediye örgütünün kırsal tımarı yönettiğini
C) Basının kapatıldığını
D) Dış borcun sona erdiğini
E) Sanayileşmenin kent nüfusunu azalttığını
Eğitim, Sağlık ve Sosyal Devlet
Modern Okullar ve Uzmanlaşma
II. Mahmud döneminde Mekteb-i Tıbbiye, Mekteb-i Harbiye, Mızıka-i Hümayun ve Avrupa’ya öğrenci gönderme uygulamaları modern ordunun ve bürokrasinin uzman ihtiyacına cevap verdi. Tercüme Odası yabancı dil bilen memurlar yetiştirdi; rüştiye, idadi ve sultanilerle ortaöğretim ağı genişledi. 1869 Maarif-i Umumiye Nizamnamesi eğitim kademelerini ve taşra örgütlenmesini düzenlemeyi amaçladı.
Modern okullar yeni teknik bilgi ve meslekler üretirken medrese eğitimi devam etti; yabancı ve azınlık okulları da çoğaldı. Böylece eğitim alanında tek bir sistem yerine farklı kurumların yan yana bulunduğu çoğul fakat parçalı bir yapı oluştu.

Okul uzman insan gücünü, karantina ve sağlık kurumu salgın yönetimini, Darülaceze ise kurumsal sosyal yardımı temsil eder.
Mekteb-i Harbiye, Tıbbiye ve Tercüme Odasının ortak işlevi aşağıdakilerden hangisidir?
B) Lonca üretimini denetlemek
C) Düyun-ı Umumiye gelirlerini toplamak
D) Göçmenlere toprak dağıtmak
E) Gümrük vergisini belirlemek
Medrese, devlet okulu, yabancı okul ve azınlık okulunun birlikte varlığı hangi yargıyı destekler?
B) Bütün okulların aynı programı uyguladığını
C) Geleneksel eğitimin aniden ortadan kalktığını
D) Yabancı etkinin bulunmadığını
E) Eğitimin yalnız askerî amaç taşıdığını
Salgınlar, Karantina ve Modern Tıp
19. yüzyılda kolera, veba ve sıtma; savaş, göç, liman trafiği ve kalabalık şehirler nedeniyle geniş alanlara yayılabildi. Devlet karantina meclisleri ve tahaffuzhaneler kurdu; limanlarda sağlık denetimi, şehirlerde temizlik ve aşı uygulamaları geliştirdi. Bu tedbirler hastalığı yalnız bireysel değil kamusal bir yönetim sorunu olarak ele aldı.
Modern tıp okulları hekim ve sağlık memuru yetiştirirken belediyeler su, kanalizasyon ve temizlik hizmetleriyle koruyucu sağlığın parçası oldu. Karantina ticareti yavaşlatabildiği için ekonomik itirazlar doğursa da salgının yayılmasını sınırlama amacı taşıyordu.
Karantina meclisleri, tahaffuzhaneler ve liman sağlık denetimleri hangi dönüşümün kanıtıdır?
B) Hastalıkların yalnız dinî kurumlara bırakılmasının
C) Dış ticaretin tamamen yasaklanmasının
D) Nüfus kayıtlarının kaldırılmasının
E) Belediyelerin asker toplamasının
Karantina uygulamasının ticari dolaşımı yavaşlatmasına rağmen sürdürülmesi hangi önceliği gösterir?
B) İthalatın koşulsuz artırılmasını
C) Lonca tekelinin güçlendirilmesini
D) Göçmenlerin sınır dışı edilmesini
E) Demiryollarının kapatılmasını
Kurumsal Sosyal Yardım
Vakıflar ve mahalle dayanışması Osmanlı sosyal yardımının geleneksel temeliydi. 19. yüzyılın sonlarında göç, yoksulluk, savaş mağduriyeti ve kent nüfusunun büyümesi merkezî devletin daha görünür kurumlar kurmasını gerektirdi. 1895’te kurulan ve 1896’da açılan Darülaceze; kimsesiz, yaşlı, engelli ve bakıma muhtaç kişilere barınma ve bakım sağladı.
Hamidiye Etfal Hastanesi gibi çocuk sağlığı kurumları ve emeklilik-yardım sandıkları da sosyal korumanın kapsamını genişletti. Bu gelişmeler geleneksel hayır anlayışının yok olması değil, vakıf ve cemaat yardımlarının yanında bürokratik, sürekli ve uzmanlaşmış kurumların ortaya çıkmasıdır.
Darülacezenin farklı dinlerden muhtaç kişilere kurumsal bakım sunması aşağıdakilerden hangisini gösterir?
B) Vakıfların bütünüyle yasaklandığını
C) Yalnız askerlerin desteklendiğini
D) Göçün sona erdiğini
E) Belediyelerin kaldırıldığını
Vakıf yardımlarının sürmesiyle devlet kurumlarının çoğalması birlikte hangi yargıyı destekler?
B) Sosyal yardımın yalnız özel kişilere bırakıldığını
C) Devletin toplumsal alandan çekildiğini
D) Bütün cemaat kurumlarının kapatıldığını
E) Sağlık hizmetinin ticarete dönüştüğünü
Nüfus Politikası ve Kamuoyu
Nüfus Gücü, Vatandaşlık ve Askerlik
19. yüzyılda nüfus; vergi, üretim, ordu ve uluslararası güç için stratejik kaynak sayıldı. Ancak yalnız nüfusun çokluğu yeterli değildi; eğitimli, sağlıklı ve üretken nüfusun niteliği de önem kazandı. Sayımlar, sağlık tedbirleri, eğitim ve göçmen iskânı bu bütüncül nüfus politikasının araçlarıydı.
Merkezî ordunun kurulması zorunlu askerliği yaygınlaştırdı. 1843 düzenlemesi hizmet süresini belirledi; kura, muafiyet ve bedel uygulamaları zamanla değişti. Askerlik, tebaanın devlete bağlılığını ortak yükümlülük üzerinden tanımlayan vatandaşlık fikrini güçlendirdi; fakat dinî ve toplumsal farklılıklar eşit uygulamayı zorlaştırdı.
Sayım, aşı, okul ve göçmen iskânının aynı politika çerçevesinde değerlendirilmesi hangi kavrama dayanır?
B) Yalnız asker sayısının azaltılmasına
C) Dış ticaretin serbest bırakılmasına
D) Loncaların yeniden kurulmasına
E) Basının kapatılmasına
Askerlik yükümlülüğünün bütün vatandaşlara yayılmak istenmesi aşağıdaki dönüşümlerden hangisiyle ilişkilidir?
B) Tımar sipahiliğini canlandırma
C) Yabancı tüccara ayrıcalık verme
D) Nüfus sayımını kaldırma
E) Dış borç faizini düşürme
Basın, Okuryazarlık ve Kamuoyunun Doğuşu
Kamuoyu, toplumun ortak meseleler hakkında oluşan ve yönetimi etkileyebilen kanaatidir. Sanayileşme, şehirleşme, okuryazarlık, matbaa ve temsil düşüncesi haber ile fikrin daha geniş çevrelere ulaşmasını sağladı. Osmanlı Türkçesinde efkâr-ı umumiye, halk efkârı ve amme efkârı gibi karşılıklar kullanıldı.
1831’de ilk resmî Türkçe gazete Takvim-i Vekayi devlet kararlarını duyurdu; 1840 Ceride-i Havadis ve 1860 Tercüman-ı Ahval ile özel gazetecilik alanı genişledi. Tasvir-i Efkâr gibi gazeteler vatan, hürriyet ve yönetim tartışmalarını taşıdı. Sansür basını sınırlandırsa da gazete, kahvehane ve okuma çevreleri yönetilenlerin yalnız haber alan değil fikir oluşturan aktörlere dönüşmesine katkı sağladı.
Takvim-i Vekayi’nin resmî, Tercüman-ı Ahval’in özel gazete olması hangi değişimi gösterir?
B) Basının bütünüyle ortadan kalkmasını
C) Okuryazarlığın azalmasını
D) Demiryollarının kapanmasını
E) Nüfus sayımlarının durmasını

I gazetelerin basılmasını, II kentte dağıtılmasını, III kahvehanede ortak tartışmaya dönüşmesini gösterir.
Gazete tirajı, okuma salonları ve kahvehane tartışmalarının birlikte artması aşağıdakilerden hangisinin oluşmasını kolaylaştırır?
B) Tımar sisteminin
C) Yed-i vahidin
D) İltizamın
E) Düyun-ı Umumiyenin
Önceki Konu: 19. Yüzyılda Osmanlı: Tehditler, Tanzimat ve Meşrutiyet
Sonraki Konu: Mustafa Kemal’in Hayatı ve Liderlik Süreci
