KPSS ünsüzlerle ilgili ses olayları konu anlatımı kapsamında ünsüzlerin özellikleri, yumuşama, benzeşme, düşme, türeme, n–m değişimi, göçüşme ve kaynaştırma ünsüzleri işlenecektir.
KPSS Türkçe konularının tamamına KPSS konu anlatımı arşivinden ulaşabilirsiniz.
Ünsüzler ve Ses Değişmelerinin Temeli
Sert–Yumuşak ve Sürekli–Süreksiz Ünsüzler
Ses, konuşma sırasında çıkarılan birim; harf, bu sesin yazıdaki işaretidir. Söylenirken hava akımının ses yolunda bir engelle karşılaştığı seslere ünsüz denir. Türk alfabesinin 21 ünsüz harfi b, c, ç, d, f, g, ğ, h, j, k, l, m, n, p, r, s, ş, t, v, y ve z’dir. Ünlüler ise a, e, ı, i, o, ö, u, ü harfleriyle gösterilir.
Ses tellerinin titreşimine göre ünsüzler sert (ötümsüz) ve yumuşak (ötümlü) olarak ayrılır. Sert ünsüzler ç, f, h, k, p, s, ş, t’dir; diğerleri yumuşak gruptadır. “Fıstıkçı Şahap” ifadesinin ünsüzleri bu sekiz sert sesi içerir. Süreklilik ise başka bir ölçüttür: hava akımının bütünüyle kesilip bırakılmasıyla oluşanlar süreksiz, akımın sürmesiyle oluşanlar sürekli grupta gösterilir.
| Söyleniş grubu | Sert ünsüzler | Yumuşak ünsüzler |
|---|---|---|
| Süreksiz | p, ç, t, k | b, c, d, g |
| Sürekli | f, h, s, ş | ğ, j, l, m, n, r, v, y, z |
Bu sınıflandırmada p, ç, t, k sert ve süreksizdir; f ve s ise sert olmakla birlikte süreklidir. Bu yüzden sert ünsüzlerin tamamı yumuşama kuralına aynı biçimde girmez. “Ğ”nin söylenişi çevresindeki ünlülere göre değişebilse de okul dil bilgisindeki tabloda yumuşak ve sürekli grupta yer alır.
B) c ve ç aynı sertlik grubundadır, süreklilikleri farklıdır.
C) t ve d süreksizdir; sertlik–yumuşaklık bakımından farklı gruplardadır.
D) s ve z yumuşaktır; s sürekli, z süreksizdir.
E) k ve g sürekli olduğu için yalnız sertlikleri farklıdır.
Kök, Gövde, Ek ve Değişen Ses
Kök, sözcüğün anlamlı en küçük tabanıdır. Yapım eki yeni bir sözcük oluşturur; yapım eki almış tabana gövde denir. Çekim eki ise sözcüğün cümledeki görevini, zamanını veya kişisini belirtir. “Göz + lük” yeni bir ad oluşturur; “gözlük + ü” aynı adın ekli biçimidir. Ses olayı yalnız kökte değil, gövdede ve daha önce eklenmiş bir ekte de gerçekleşebilir.
Çözümlemelerde + eklenmeyi veya birleşmeyi, → ortaya çıkan biçimi gösterir. “Git-” yazımındaki kısa çizgi fiil tabanını belirtir; gerçek sözcükte yazılmaz. “Kitap + ı → kitabı” örneğinde p başka bir ünsüze dönüşür. “Minik + cik → minicik” örneğinde ise k’nin yerine başka bir ses gelmez, k düşer. Harfin değişmesi ile kaybolması farklı olaylardır.
Yumuşama ve benzeşmede sesin niteliği değişir; düşmede ses eksilir, türemede başlangıçtaki taban ve ekte bulunmayan bir ses ortaya çıkar. N–m değişiminde n, b’nin etkisiyle m olur. Kaynaştırma ise eklenişteki bağlantıyla ilgilidir. Aşağıdaki şemanın okları bu konu dallarını gösterir; olayların gerçekleşme sırasını göstermez.

Şemadaki “N-B çatışması”, aşağıda n–m değişimi adıyla açıklanan olaydır. Şemada yer almayan göçüşme de seslerin yer değiştirmesi bakımından ayrıca ele alınır. Yazım ile söyleyiş her zaman aynı değildir: konuşmada duyulan her değişme standart yazıya geçirilmez.
Ünsüz Yumuşaması
p, ç, t, k Seslerinin Ünlü Önünde Değişmesi
Sonunda p, ç, t, k bulunan bazı sözcükler ünlüyle başlayan bir ek aldığında bu sesler b, c, d, g veya ğ olur. Bu değişme ünsüz yumuşaması olarak adlandırılır. Değişen ünsüz ekin başında değil, ekten önceki tabanın sonundadır: ağaç + ı → ağacı biçiminde ç, c’ye dönüşür; ekin ı’sı korunur.
| Taban ve ek | Ekli biçim | Değişme |
|---|---|---|
| ağaç + ı | ağacı | ç → c |
| kitap + ı | kitabı | p → b |
| felek + i | feleği | k → ğ |
| gözlük + ü | gözlüğü | k → ğ |
| kanat + ı | kanadı | t → d |
Ünlüyle başlayan ek koşulu önemlidir. “Kitabı”nda p → b değişir; “kitaplar”da -lar ünsüzle başladığı için bu yumuşama koşulu oluşmaz. “Gözlüğü”nde değişen k, en küçük kök olan göz’de değil, gözlük gövdesinin sonundadır. Yalnız en küçük köke bakılması bu olayı gözden kaçırır.
B) İlk ve üçüncü sözcükte yumuşama vardır; üçüncüde değişen ses yapım eki almış gövdenin sonundadır.
C) Yalnız ilkinde yumuşama vardır; yapım ekinde ses değişmez.
D) İkinci ve dördüncüde yumuşamaya aykırılık vardır.
E) Üçüncüdeki ğ, k’nin düşmesinden sonra türemiştir.
k Sesinin g veya ğ Olması
Yumuşamada k her zaman ğ olmaz. Renk + i → rengi ve ahenk + i → ahengi örneklerinde k → g; felek + i → feleği örneğinde k → ğ gerçekleşir. İki biçim de sert k’nin yumuşaması kapsamındadır.
| Taban | Ekli biçim | Değişen son ses |
|---|---|---|
| kurt | kurdu | t → d |
| ahenk | ahengi | k → g |
| fert | ferdi | t → d |
Tabandaki n, l veya r’nin varlığı tek başına yumuşamayı zorunlu kılmaz. “Renk → rengi” ile “tank → tankı” karşılaştırıldığında n’den sonra gelen k’nin her sözcükte aynı davranmadığı görülür. Sözcüğün yerleşik ekli biçimi esastır. Ayrıca “diyalog → diyaloğu”ndaki g → ğ değişmesi, başlangıç sesi zaten yumuşak olduğu için p, ç, t, k’nin sertlikten yumuşaklığa geçişiyle aynı değildir.
II. tank + ı → tankı
III. felek + i → feleği
Bu biçimlerden çıkarılan hangi sonuç doğrudur?
B) I ve III’te farklı sesler değiştiği için aynı olay yoktur.
C) II’de ünlüyle başlayan ek bulunmadığından k korunmuştur.
D) I ve III yumuşamadır; II, n’nin tek başına değişmeyi zorunlu kılmadığını gösterir.
E) III’te k düşmüş, I’de g türemiştir.
Tek Heceli ve Çok Heceli Sözcüklerde İstisnalar
Tek heceli sözcüklerin çoğunda son p, ç, t, k korunur; fakat hepsinde korunmaz. At → atın, çöp → çöpü, sat- → satış, ok → oku biçimlerinde yumuşama yoktur. Buna karşılık gök → göğün, renk → rengin, kurt → kurdun, kap → kaba biçimlerinde yumuşama vardır. Hece sayısı tek başına kesin karar verdirmez.
Yabancı kökenli sözcüklerin de bir bölümü yumuşar, bir bölümü yumuşamaz. “Saatini kontrol et.” ve “Onun hayatını kararttılar.” cümlelerindeki saat ve hayat sözcüklerinde t korunur; hukuk → hukuku da aynı gruptadır. Buna karşılık kitap → kitabı ve metot → metodu yumuşar. Çok heceli anıt → anıtı, bulut → bulutu, kanıt → kanıtı biçimleri de yumuşamanın bütün çok heceli sözcüklere uygulanamayacağını gösterir.
B) atı — kanadı
C) kitabı — rengi
D) bulutu — kitabı
E) kaplar — çöpü
Özel Adlarda Yazım ve Söyleyiş
Sonunda p, ç, t, k bulunan özel adlara ünlüyle başlayan çekim eki getirildiğinde adın yazılı biçimi korunur. Söyleyişte yumuşama duyulabilse de bu değişme özel adın yazısına geçirilmez. Böylece Mehmet’e, Yozgat’a, Sinop’a yazımları korunur; “Mehmed’e, Yozgad’a, Sinob’a” yazılmaz.
| Özel ad | Doğru ekli yazım |
|---|---|
| Mehmet | Mehmet’e |
| Yozgat | Yozgat’a |
| Sinop | Sinop’a |
Bu durum ünsüzle başlayan çekim ekinin kendi biçimini değiştirmesini engellemez: “Ahmet’te” ve “Sinop’tan” yazımlarında adın son harfi sabittir, ek t ile başlar. Özel adın gövdesini korumak ile ekin doğru biçimini seçmek ayrı işlemlerdir.
B) Sabahtan Şırnak’a gitmesi gerekiyor.
C) Hepimiz feleğin çemberinden geçtik.
D) Her aile ferdi gibi o da ailesini önemsiyor.
E) Yemeğin kabını çöpe atmayı unutmayalım.
Yapım Eklerinde ve Birleşik Fiillerde Yumuşama
Yumuşama yalnız adların çekiminde görülmez. Geç- + ik- → gecik- ve ak + ar- → ağar- biçimlerinde yeni bir gövde oluşurken ünsüz değişir. Git- → gidiyor ve et- → ediyor biçimlerinde de t → d vardır. Gidiyor sözcüğündeki i, bir a veya e’nin daralmasıyla oluşmadığından bu sözcükte ünlü daralması bulunduğu sonucu çıkarılmaz.
Bir adın etmek veya olmak gibi yardımcı fiillerle birleşmesi sırasında da yumuşama olabilir. “Kayıp + ol- → kaybol-” örneğinde kayıp’ın ı’sı düşerken p’si b’ye dönüşür. “Kayıt + ol- → kaydol-” biçiminde de ı düşer, t → d olur. Aynı oluşumda bir ünlünün düşmesi ve bir ünsüzün değişmesi birlikte bulunabilir.
B) İlkinde ünsüz düşmesi, ikincisinde ünsüz türemesi vardır.
C) İkisinde de çekim eki sırasında yumuşama vardır.
D) İlkinde yalnız p düşer; ikincisinde ç korunur.
E) İkisinde yumuşama vardır; ilkinde ayrıca birleşme sırasında ünlü düşer.
Ünsüz Benzeşmesi ve Yumuşamadan Farkı
Ek Başındaki c, d, g Seslerinin Sertleşmesi
Sert ünsüzle biten bir tabana c, d, g ile başlayan ve sert karşılığı bulunan bir ek geldiğinde ekin başındaki ses ç, t, k olur. Bu olay ünsüz benzeşmesi veya ünsüz sertleşmesi olarak adlandırılır. İş + den → işten örneğinde ş korunur; ekin d’si t olur. Yumuşamada tabanın sonu değişirken burada değişen bölüm ekin başıdır.
| Taban ve ek | Doğru biçim | Ekteki değişme |
|---|---|---|
| şarap + cı | şarapçı | c → ç |
| tavuk + cu | tavukçu | c → ç |
| Ahmet + de | Ahmet’te | d → t |
| çelik + den | çelikten | d → t |
| soğuk + du | soğuktu | d → t |
| seç- + gin | seçkin | g → k |
Geçmiş zamanın -dı/-di, bulunmanın -da/-de ve ayrılmanın -dan/-den biçimleri sert ünsüzlerden sonra t ile başlar: bak-tı, sınıf-ta, ağaç-tan. Meslek adı yapan -cı/-ci eki de balıkçı gibi sözcüklerde ç’li biçime geçer. Ek ünlüsünün ı, i, u, ü veya a, e olması ünlü uyumuyla; ilk ünsüzünün sertleşmesi ünsüz benzeşmesiyle ilgilidir.
B) Bazen kim olduğunu unutuyorsun.
C) Sudan sebeplerle işten ayrıldı.
D) Hayat her zaman iyi davranmaz insanlara.
E) Gün boyu susuz kalmak sağlığımıza zararlıdır.
B) Yalnız sınıfta ve gözde sözcüklerinde sertleşme vardır.
C) Seçkin sözcüğünde tabanın son ünsüzü yumuşamıştır.
D) Gözde dışındaki üç sözcükte d → t, g → k veya c → ç değişmelerinden biri vardır.
E) Balıkçı sözcüğündeki ç, yeni türemiş bir sestir.
Benzeşmenin Sınırları, Bağlaçlar ve Özel Adlar
Sert ünsüzden sonra gelen her yumuşak ünsüz değişmez. Değişme, ilgili ekin sert ve yumuşak biçimlerinin bulunmasına bağlıdır. Üçgen, beşgen, Ahmetgil, çocukcağız gibi yerleşik biçimlerde bu ekler sertleşmez. Birleşik sözcükteki ikinci parçanın başı da sırf önceki parça sert ünsüzle bitti diye değiştirilmez: üstgeçit bu nedenle “üstkeçit” yapılmaz.
Ayrı yazılan de/da bağlacı bir ek değildir; önceki sözcüğün son sesine göre te/ta olmaz. “Ahmet de geldi.” cümlesinde ekleme anlamı vardır. “Kitap Ahmet’te kaldı.” cümlesindeki -te ise bulunma ekidir ve t ile yazılır. Sayıya gelen ek de sayının son harfine değil okunuşuna bağlanır: “3’te” üçte, “5’ten” beşten diye okunur.
B) Ahmet de toplantıya katıldı.
C) Dosya Ahmet’de kaldı.
D) Tahtaya bir beşgen çizdi.
E) Çocukcağız yağmurda beklemiş.
Aynı Sözcükte Benzeşme ve Yumuşama
Birden fazla ek alan sözcükte önce ekin başı sertleşip daha sonra aynı ekin sonu yumuşayabilir. “Yaptığı iş” sözündeki yaptığı, yap- + -dık + -ı yapısına dayanır. -dık eki fiilden bir niteleme biçimi kurar, sonraki -ı bu biçimi kişiye bağlar. Yap- tabanının sert p’si ek başındaki d’yi t’ye dönüştürür: yaptık. Ardından ünlüyle başlayan -ı, bu ekin son k’sini ğ yapar: yaptığı.
| Eklenme aşaması | Ortaya çıkan biçim | Ses olayı |
|---|---|---|
| yap- + dık | yaptık | d → t: benzeşme |
| yaptık + ı | yaptığı | k → ğ: yumuşama |
Yaptığı sözcüğünde iki olay aynı harfte gerçekleşmez: d → t ekin başında, k → ğ ekin sonunda olur. “Geldiği gün” ifadesinde ise gel- yumuşak l ile bittiği için d sertleşmez; yalnız -dik + -i birleşmesindeki k → ğ yumuşaması vardır.
B) Yaptığı sözcüğünde benzeşme ve yumuşama, geldiği sözcüğünde yalnız yumuşama vardır.
C) Yaptığı sözcüğünde yalnız yumuşama, geldiği sözcüğünde yalnız benzeşme vardır.
D) İkisindeki ğ sesleri ünsüz türemesine örnektir.
E) İkisinde de kökün son ünsüzü değişmiştir.
Ünsüz Düşmesi
Küçültme ve Derecelendirme Yapılarında k Kaybı
Sözcük ek alırken veya başka bir sözcükle birleşirken bir ünsüzün kaybolmasına ünsüz düşmesi denir. Minik + cik → minicik biçiminde ilk tabanın son k’si ortadan kalkar; ekin c’si korunur. Bu nedenle minicik’teki c, k’nin yumuşamış karşılığı değildir.
| Taban ve ek | Sonuç | Kaybolan ses |
|---|---|---|
| minik + cik | minicik | k |
| büyük + cek | büyücek | k |
| alçak + l- + ma | alçalma | k |
| çabuk + cak | çabucak | k |
| sıcak + cık | sıcacık | k |
Küçük → küçücük, ufak → ufacık ve küçük → küçürek de aynı kaybı gösterir. Ancak her küçültme ekli sözcükte ünsüz düşmez: kitap + cık → kitapçık biçiminde p korunur, ek başındaki c sertleşir. Dar + cık → daracık biçiminde ise r korunurken araya a gelir; burada ünlü türemesi vardır.
B) Düşme — ünsüz türemesi — benzeşme
C) Benzeşme — düşme — yumuşama
D) Ünsüz türemesi — benzeşme — düşme
E) Ünsüz düşmesi — benzeşme — ünlü türemesi
Fiil Gövdesi Oluşurken Düşme
Bazı k ile biten sıfatlara fiil yapan -l- eki geldiğinde k düşer. Ufak + l- → ufal-, alçak + l- → alçal-, seyrek + l- → seyrel-, yüksek + l- → yüksel- ve küçük + l- → küçül- bu oluşuma örnektir. Sözcük daha sonra başka ekler alsa da tabanın oluşumundaki kayıp devam eder.
“Seyreldi” biçimi seyrek + l- + di şeklinde açıklanır: önce k düşerek seyrel- oluşur, ardından geçmiş zaman eki gelir. Sonuçtaki -di’nin değişmeden kalması, daha önce gerçekleşmiş ünsüz düşmesini ortadan kaldırmaz. “Küçümsedi” sözcüğünde de küçük + mse- oluşumundaki k kaybı vardır.
B) Dördünde de geçmiş zaman ekinin d’si düşmüştür.
C) İlk üçünde yumuşama, sonuncusunda sertleşme vardır.
D) Yalnız yükseldi sözcüğünde kök ünlüyle biter.
E) İlk üçünde ekin l’si türemiştir.
Birleşmelerde ve Diğer Gövdelerde Ünsüz Kaybı
Ünsüz düşmesi yalnız k’nin kaybıyla sınırlı değildir. Ast + teğmen → asteğmen ve üst + teğmen → üsteğmen birleşmelerinde yan yana gelecek iki t tek t ile karşılanır. Ad + daş → adaş oluşumunda da bir d düşer. Bunlar, bütün birleşik sözcüklerde aynı sesin mutlaka düşeceği anlamına gelmez.
Yeşil + er- → yeşer- ve kızıl + ar- → kızar- oluşumlarında tabanın sonundaki il/ıl kaybolur; bir ünlü ile bir ünsüz birlikte düşer. “Yeşermek” yalnız ünlü veya yalnız ünsüz düşmesiyle açıklanamaz. Kalk- → kaldır- oluşumundaki k kaybı da küçültme eki dışındaki ünsüz düşmelerindendir.
Gülüş + cük → gülücük ve öpüş + cük → öpücük biçimleri, ş kaybını gösteren çözümlemelerdir. Buradaki ü, dar + cık → daracık örneğindeki yeni a gibi değerlendirilmez; başlangıç tabanında bulunur. Tarihî karındaş → kardeş değişiminde de ı ve n kaybı ile ünlü değişmesi birlikte görülür; bu kalıplaşmış örnek günümüzde her sözcüğe uygulanan üretken bir ek kuralı değildir.
B) ad + daş → adaş: bir ünsüz düşmesi
C) yeşil + er- → yeşer-: ünlü ve ünsüz düşmesi
D) gülüş + cük → gülücük: ünlü türemesi
E) yüksek + l- → yüksel-: k ünsüzünün düşmesi
Ünsüz Türemesi ve Çift Ünsüzlerin Ayrılması
Ek Alma ve Yardımcı Fiille Birleşmede İkizleşme
Bazı sözcükler ünlüyle başlayan ek aldığında veya yardımcı fiille birleştiğinde tabanın son ünsüzü çiftleşir. Af + ı → affı, zan + ı → zannı ve his + i → hissi biçimlerinde tabanda tek görünen ses iki kez yazılır. Bu olay ünsüz türemesi, bu örneklerde ayrıca ikizleşme adıyla anılır.
| Başlangıç biçimi | Sonuç | Değişmenin açıklaması |
|---|---|---|
| ret + i | reddi | t → d yumuşaması ve d ikizleşmesi |
| zan + etmek | zannetmek | n ikizleşmesi |
| af + ola | affola | f ikizleşmesi |
| hal + etmek | halletmek | l ikizleşmesi |
| haz + etmek | hazzetmek | z ikizleşmesi |
| af + ı | affı | f ikizleşmesi |
Ret sözcüğünün yalın yazımı t iledir; “red + i” çözümlemesi başlangıçtaki yumuşamayı gizler. Ret + i → reddi biçiminde hem t → d değişimi hem de çift d ortaya çıkar. Aynı şekilde ret + etmek → reddetmekte yumuşama ile türeme birliktedir. “Halletmek”teki hal ise “meseleyi çözme” anlamlı birleşmenin parçasıdır; durum bildiren hâl ile yazımı karıştırılmaz.
Ad ile etmek/olmak birleşirken düşme, değişme veya türeme oluştuğunda ilgili birleşik fiil bitişik yazılır: affetmek, hissetmek, reddetmek, kaybolmak. Buna karşılık hak etmek ve fark etmek ayrı yazılır. Hak + ı → hakkı biçiminde görülen çiftleşme, hak etmek ifadesinin “hakketmek” yazılmasını gerektirmez.
B) Hak etmek, hakkı sözcüğüne bakılarak hakketmek yazılmalıdır.
C) Reddetmekte yumuşama ve türeme vardır; fark etmekte birleşme sırasında bu iki olay gerçekleşmez.
D) Affola sözcüğünde f düşmesi vardır.
E) Hazzetmek sözcüğündeki çift z, biri köke biri eke ait iki sestir.
Kökteki veya Ek Sınırındaki İki Ünsüz
Yan yana aynı iki ünsüz bulunması tek başına türeme kanıtı değildir. Ses + siz → sessiz, his + siz → hissiz, kol + lu → kollu biçimlerinde ilk ünsüz tabana, ikincisi eke aittir. Yeni bir ses ortaya çıkmamıştır. Millet, dikkat ve kuvvet gibi sözcüklerde de iki ünsüz sözcüğün yalın biçiminde zaten vardır; ekleniş sırasında türeme göstermez.
Git- + di → gitti biçimindeki iki t’nin nedeni farklıdır: tabanın t’si korunmuş, ekin d’si sertleşmiştir. Bu yüzden gitti’de benzeşme vardır, türeme yoktur. His + i → hissi ile his + siz → hissiz karşılaştırması da çift s’nin her iki sözcükte aynı yoldan oluşmadığını gösterir.
B) Yalnız hissi’de türeme vardır; gitti’de benzeşme bulunur.
C) Hissiz’de türeme, hissi’de benzeşme vardır.
D) Dikkat’te türeme, diğerlerinde yalnız düşme vardır.
E) Gitti’de iki t bulunduğu için benzeşme ve türeme birlikte vardır.
Pekiştirmelerde Ek Seslerin Ayrılması
Pekiştirme, bir niteliğin derecesini artıran kuruluştur: temiz → tertemiz. Tabanın ilk ünlüsüne kadar olan bölüm uygun pekiştirme ünsüzüyle genişletilip tabanın önüne getirilir. Bu yapı, af → affı gibi sözcük sonundaki ikizleşmeyle aynı kuruluş değildir.
Bazı pekiştirmeler olağan kısa parçaya ek sesler de alır. Çırılçıplak ve sırılsıklam biçimlerinde ıl bölümündeki ı ünlü, l ünsüz türemesi olarak değerlendirilir. Çepeçevre ve sapasağlamda ek ünlü bulunurken aynı l yoktur. Apaçık ve ipince biçimlerinde p’den sonra görülen ünlü tabanın kendi ilk ünlüsüdür; yalnız p’den sonra ünlü görülmesine dayanılarak türeme denemez.
B) Apaçıkta p’den sonraki a yeni türemiştir.
C) Çepeçevrede ünlü ve l ünsüzü birlikte türemiştir.
D) Çırılçıplakta ek ı ve l bulunur; çepeçevrede ek ünlü vardır; apaçıktaki açık tabanının a’sı türeme değildir.
E) İlk iki sözcükte düşme, sonuncuda sertleşme vardır.
İkizleşmeyle Birlikte Gerçekleşen Sertleşme
Türemiş bir tabana daha sonra ek geldiğinde ikinci bir ses olayı oluşabilir. His + et- → hisset- birleşmesinde s ikizleşir. Hisset- + di → hissetti biçiminde ise geçmiş zaman ekinin d’si, tabanın t’sinden etkilenerek t olur. Sözcükteki ss türemenin, tt benzeşmenin sonucudur.
Ret + et- + di → reddetti daha fazla değişme içerir: ret’in t’si d olur, ikinci d ortaya çıkar; son ekin d’si ise t olur. Bu biçimde yumuşama, türeme ve benzeşme birlikte bulunur. Hangi sesin hangi parçaya ait olduğu belirtilmeden yalnız çift harf sayılması doğru çözüm vermez.
B) Ortak: düşme; yalnız ikincide: türeme
C) Ortak: yumuşama; yalnız ikincide: benzeşme
D) Ortak: daralma ve türeme; yalnız ikincide: düşme
E) Ortak: yalnız benzeşme; yalnız ikincide: ünlü türemesi
Dudak Ünsüzlerinin Benzeşmesi ve Göçüşme
n–m Değişimi: N-B Çatışması
Dudaklarla oluşturulan b sesi, bazı sözcüklerde kendisinden önceki n’yi yine dudaklarla oluşturulan m’ye dönüştürür. Bu olay dudak ünsüzlerinin benzeşmesi, n–m değişimi veya n-b çatışması adlarıyla anılır. Değişen b değil n’dir; n → m olur.
| Değişmeyi gösteren önceki biçim | Yerleşik yazım | Değişme |
|---|---|---|
| anbar | ambar | n → m |
| zanbak | zambak | n → m |
| penbe | pembe | n → m |
| kanbur | kambur | n → m |
| perşenbe | perşembe | n → m |
Tablonun ilk sütunu ses değişmesini açıklayan önceki biçimleri gösterir; güncel doğru yazım önerisi değildir. Benzer şekilde tenbel → tembel ve çenber → çember örneklerinde b’nin önündeki n, m olmuştur. Bu olay, c/d/g ile başlayan eklerin ç/t/k olması biçimindeki sertleşmeden farklıdır: burada her iki ses de yumuşak gruptadır, benzerlik çıkış yeriyle ilgilidir.
B) İlkinde b sertleşmiş, ikincisinde f yumuşamıştır.
C) İkisinde de aynı n → m değişmesi vardır.
D) İlkinde yeni m türemiş, ikincisinde yeni t türemiştir.
E) İlkinde n dudak ünsüzüne dönüşür; ikincisinde ek başındaki d sertleşir.
Birleşik Sözcükler ve Özel Adlarda n’nin Korunması
N–m değişimi b’den önce görülen her n’ye uygulanmaz. Sonbahar, binbaşı, onbaşı gibi birleşiklerde n korunur. İstanbul, Safranbolu, Zeytinburnu gibi özel adlar da yerleşik n’li biçimleriyle yazılır. Bu sözcüklerin “sombahar, bimbaşı, İstambul” biçimlerine çevrilmesi standart yazıma aykırıdır.
Sözcükte mb görülmesi de tek başına tarihî n → m değişiminin kanıtı değildir; dönüşümün dayandığı taban veya önceki biçim bilinmelidir. “Saklan- + baç → saklambaç” örneğinde n’li taban görülebildiği için m’nin oluşumu açıklanabilir. Buna karşılık herhangi bir mb dizisine bakarak varsayımsal bir n’li kök üretilmez.
B) penbe — sonbahar — Safranbolu
C) çember — binbaşı — Zeytinburnu
D) kambur — bimbaşı — İstambul
E) anbar — zambak — onbaşı
Göçüşme: Seslerin Yer Değiştirmesi
Göçüşme, sözcükteki seslerin yer değiştirmesidir; metatez de denir. Kibrit’in “kirbit”, yaprak’ın “yarpak”, ekşi’nin “eşki” biçiminde söylenmesinde aynı ünsüzler farklı sıraya geçer. Bir sesin başka bir sese dönüşmesi veya kaybolması gerekmez.
Bu örneklerdeki göçüşmüş biçimler standart yazım değildir. Doğru biçimler kibrit, yaprak ve ekşi’dir. Pembe oluşumunda n, m olurken kibrit → kirbit örneğinde b ve r yer değiştirir. Dolayısıyla göçüşme ile n–m değişimi, ikisinde de söyleyiş farklılığı bulunmasına rağmen aynı olay sayılmaz.
B) Kibrit → kirbit örneğinde bir r türemiştir.
C) Yaprak → yarpak örneğinde p düşmüştür.
D) Penbe → pembe örneğinde n ile b yer değiştirmiştir.
E) Ekşi → eşki biçimi standart yazımın zorunlu sonucudur.
Kaynaştırma Ünsüzleri ve Eklerin Görevleri
y Ünsüzüyle Bağlantı ve Ulama Ayrımı
Kaynaştırma, taban ile ek arasında bağlantı sağlayan yardımcı ünsüzlerle ilgilidir. Okul dil bilgisinde y, ş, s ve n bu başlık altında ele alınır. Ancak sözcükte bu harflerden birinin görülmesi yeterli değildir; sesin köke veya ekin anlam taşıyan bölümüne ait olup olmadığı ayrılır.
Ünlüyle biten birçok tabana ünlüyle başlayan ek gelirken y bağlantısı kurulur: araba + ı → arabayı, yedi + e → yediye. “Arabayı kilitlemeyi unutma.” cümlesinde hem araba-y-ı hem kilitle-me-y-i biçiminde y bulunur. İkinci örnekte -me fiili adlaştırır; y, adlaşmış biçimle belirtme ekini birleştirir. “Saat yediye doğru ayrıldılar.” cümlesi yönelme ekinden önce y kullanımını gösterir.
y yalnız adların durum ekleriyle sınırlı değildir: başla-y-an ve oku-y-acak biçimlerinde de taban ile ek arasına girer. “Araba ile → arabayla”, “hasta idi → hastaydı” biçimlerinde ise ile/idi’nin i’si düşer ve y bağlantısı kurulur. Bu bağlantı ünlü türemesi değildir; y bir ünsüzdür.
Ulama farklıdır: duraklama olmadan okunan “bir ev” ifadesinde r, sonraki e’ye bağlanır; yeni ses eklenmez ve iki sözcük yazıda birleşmez. Kaynaştırma sözcük ile ek arasında, ulama ise ayrı sözcükler arasında gerçekleşir. Noktalamanın gerektirdiği durak yapılırsa ulama bağlantısı kesilir.
B) Arabayı sözcüğünde ünlü düşmesi, arabayla sözcüğünde yalnız ulama vardır.
C) Bir ev ifadesinde r kaynaştırma ünsüzüdür.
D) Arabayı ve arabayla sözcüklerinde y bağlantısı vardır; bir ev ifadesinde mevcut r ile ulama yapılabilir.
E) Arabayla sözcüğünde y, araba kökünün son ünsüzüdür.
Üleştirmede ş, Üçüncü Kişi İyeliğinde s
Üleştirme, sayıyla belirtilen miktarın gruplara veya kişilere dağıtılmasını bildirir. -ar/-er eki ünlüyle biten sayılara gelirken ş’li biçim oluşur: yedi + er → yedişer, yirmi + er → yirmişer, elli + er → ellişer. Beşer’deki ş ise beş tabanının kendi son sesidir; beş + er çözümlemesinde yeni ş yoktur.
İyelik eki, bir varlığın kime veya neye ait olduğunu gösterir. Üçüncü kişi iyelik eki ünlüyle biten tabana geldiğinde s bağlantısı görülür: araba-s-ı, kapı-s-ı. “Komşunun arabası çalınmış.” ve “Sınıfın kapısı açık kalmış.” cümlelerindeki s, bu eklenişe bağlıdır. Ünsüzle biten kalem sözcüğünde aynı iyelik ilişkisi kalem-i ile kurulur; s gerekmez.
Her iyelik ekinden önce s gelmez: araba-m “benim arabam”, araba-n “senin araban”, araba-s-ı ise “onun arabası” anlamındadır. Bu biçimlerde m ve n sahiplik bildiren eklerdir; s’nin üçüncü kişi yapısındaki bağlantı göreviyle karıştırılmaz.
B) Yedişer’de ş bağlantısı vardır; beşer’de ş tabana, araban’da n ikinci kişi iyelik ekine aittir.
C) Arabası ve araban sözcükleri aynı kişi iyelik ekini almıştır.
D) Arabası’ndaki s köke ait olduğundan bağlantı görevi taşımaz.
E) Araban’daki n, iki ünlü arasında bulunduğu için kaynaştırmadır.
Tamlayan Bağlantısı ve Zamir n’si
Tamlayan eki, isim tamlamasında aitlik ilişkisini kuran ilk isme gelir: kapı-n-ın kolu, araba-n-ın camı. Ünlüyle biten kapı ve araba tabanlarından sonra tamlayan ekinin n’li biçimi kullanılır. “Onun arabası çok daha güzel.” cümlesinde onun sözcüğü de o + n + un biçiminde açıklanır.
Üçüncü kişi iyelik eki almış sözcükle durum eki arasında ve o, bu, şu zamirlerinin çekiminde görülen n’ye zamir n’si denir: araba-sı-n-ı, araba-sı-n-da; o-n-u, bu-n-a, şu-n-dan, o-n-lar. Durum ekleri belirtme, yönelme, bulunma ve ayrılma gibi görevler kurar. Zamir n’si, arabasını örneğinde iki ünlü arasında; arabasında örneğinde ise ünlü ile ünsüz arasında bulunur.
Bu nedenle “yardımcı n mutlaka iki ünlü arasındadır” biçiminde genel bir sınır kurulamaz. İki ünlü arasındaki bağlantı ile zamir n’si ayrı adlandırılabilse de n’nin ekleniş görevi değişmez. Sınıflandırma farkına açık yapılarda, n’nin hangi tabandan sonra ve hangi ekten önce bulunduğunun gösterilmesi anlamı belirginleştirir.
“Köyün yollarını su bastı.” cümlesinde yol-lar-ı-n-ı yapısındaki n, üçüncü kişi iyelik ekinden sonra gelir. “Ayağını kırmış.” cümlesindeki n ise özne ve sahiplik bağlamına göre değişebilir: onun ayağ-ı-n-ı yapısında zamir n’si; senin ayağ-ın-ı yapısında ikinci kişi iyelik ekinin parçasıdır. Yalnız görünür harfe bakılması bu iki yapıyı ayıramaz.
B) n, her zaman ikinci kişi iyelik ekidir.
C) n iki ünlü arasında olmadığı için açıklanamaz.
D) s ünsüz düşmesinden sonra ortaya çıkmıştır.
E) Oda-sı-n-da yapısında n, üçüncü kişi iyelik ekinden sonra bulunma ekini bağlayan zamir n’sidir.
Aynı Yazılıştaki n Sesinin Bağlama Göre Ayrılması
Eklerin görevi cümledeki sahiplik ilişkisine göre belirlenir. “Senin kapını boyadım.” cümlesinde kapı-n-ı yapısı vardır: n “senin” anlamını taşıyan iyelik ekidir, son ı belirtme ekidir. “Evin kapısını boyadım.” cümlesinde ise kapı-sı-n-ı yapısı bulunur: -sı üçüncü kişi iyeliğini, n sonraki ekle bağlantıyı, son ı belirtmeyi gösterir.
| İfade | Çözümleme | n’nin görevi |
|---|---|---|
| senin araban | araba-n | İkinci kişi iyelik eki |
| senin arabanı | araba-n-ı | İkinci kişi iyelik eki |
| onun arabasını | araba-sı-n-ı | Zamir n’si |
| arabanın kapısı | araba-n-ın | Tamlayan ekindeki bağlantı |
Kök içindeki y, ş, s ve n de kaynaştırma sayılmaz. Deniz + i → denizi ve yaş + ı → yaşı biçimlerinde n ve ş köktedir. Aynı şekilde ekin kendi anlamlı parçası olan ses, yalnız iki ünlü arasında kaldığı için yardımcı sese dönüşmez.
II. Onun arabasını garaja aldılar.
Arabanı ve arabasını sözcüklerindeki n’lerin görevleri hangi seçenekte doğru verilmiştir?
B) İkisinde de ikinci kişi iyelik eki
C) I’de ikinci kişi iyelik eki, II’de zamir n’si
D) I’de kökün parçası, II’de tamlayan eki
E) I’de zamir n’si, II’de ikinci kişi iyelik eki
Sözcük ve Metinde Birlikte Gerçekleşen Ses Olayları
Bir Sözcükte Farklı Aşamalara Ait Değişmeler
Bir sözcüğün son biçimi, birleşme veya türeme sırasında gerçekleşmiş eski bir değişmeyle daha sonra gelen eklerin oluşturduğu yeni değişmeleri birlikte taşır. “Kaybettiğim belge” ifadesindeki sözcük kayıp + et- + -dik + -im yapısıyla açıklanır. Kayıp + et- birleşmesinde ı düşer, p → b olur ve kaybet- oluşur. -dik ekinin d’si önceki t’den dolayı t’ye, son k’si de ardından gelen ünlü nedeniyle ğ’ye dönüşür.
| Aşama | Biçim | Değişme |
|---|---|---|
| kayıp + et- | kaybet- | ı düşmesi; p → b yumuşaması |
| kaybet- + dik | kaybettik | d → t benzeşmesi |
| kaybettik + im | kaybettiğim | k → ğ yumuşaması |
Bu örnekte üç farklı ses olayı türü vardır: ünlü düşmesi, yumuşama ve benzeşme. Yumuşama iki ayrı yerde gerçekleştiği için “olay türü sayısı” ile “tek tek değişen ses sayısı” aynı değildir. Sözcüğün tt bölümü türeme değildir; bir t tabandan, diğeri sertleşmiş ekten gelir.
B) Yumuşama iki ayrı ses üzerinde gerçekleşmiştir.
C) -dik ekinin başındaki d sertleşmiştir.
D) tt dizisi ünsüz türemesini gösterir.
E) Üç farklı ses olayı türü bulunur.
Parçada Ses Olayı ile Kanıtının Eşleştirilmesi
Metindeki bir ses olayı, o metinden alınan sözcüğün tabanıyla birlikte gösterilebilir. “Sıcacık çayı içti, bardağını masaya bıraktı.” cümlesinde sıcak → sıcacık k düşmesini; iç- + di → içti sertleşmeyi; bardak → bardağı yumuşamayı; masa + a → masaya y bağlantısını gösterir. Bir olayın metinde bulunduğunu söylemek için yalnız o olayla ilişkilendirilen harfin görünmesi yeterli değildir.
Örneğin “masaya”daki y ekleniş bağlantısıdır; “kayık”taki y kökün parçasıdır. “Bıraktı”daki -tı sertleşmeye örnek olabilirken “sert” sözcüğünün sonundaki t’nin varlığı tek başına aynı değişmeyi kanıtlamaz. Metindeki biçimler kendi taban ve ekleriyle karşılaştırıldığında olay ile kanıt arasında açık bağ kurulur.
Bu parçada aşağıdaki ses olaylarından hangisi yoktur?
B) N-b çatışması
C) Ünsüz yumuşaması
D) Ünsüz benzeşmesi
E) Kaynaştırma
Bu cümledeki sözcüklere ilişkin hangi açıklama yanlıştır?
B) Tuttuğu sözcüğünde benzeşme ve yumuşama vardır.
C) Masaya ve kapıya sözcüklerinde y bağlantısı vardır.
D) Koştu sözcüğünde ek başındaki d sertleşmiştir.
E) Avucunda sözcüğünde hem ünlü düşmesi hem ünsüz yumuşaması vardır.
