KPSS paragrafta düşünceyi geliştirme yolları konu anlatımında tanımlama, karşılaştırma, örneklendirme, tanık gösterme, alıntı yapma, sayısal verilerden yararlanma, benzetme, kişileştirme ve sayıp dökme ayrıntılı sorularla işlenecektir.
KPSS Türkçe konularının tamamına KPSS konu anlatımı arşivinden ulaşabilirsiniz.
Düşünceyi Geliştirme Yolunu Belirleme
Düşünceyi Geliştirme Yolu Nedir?
Yazar, ileri sürdüğü düşünceyi daha açık, somut, inandırıcı veya akılda kalıcı kılmak için çeşitli destek araçlarından yararlanır. Bu araçlara düşünceyi geliştirme yolları denir. Tanımlama kavramın sınırını çizer; karşılaştırma benzerlik ve farklılıkları görünür kılar; örneklendirme soyut düşünceyi somutlaştırır; tanık ve sayısal veri savın güvenilirliğini artırır; benzetme bilinmeyeni bilinen üzerinden açıklar. Bir yöntem yalnız bulunduğu cümleyle değil, paragraftaki işleviyle belirlenir.
Bu parçanın düşünceyi geliştirme yollarıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
B) İlk cümlede karşılaştırma, ikinci cümlede sayısal veriden yararlanılmıştır.
C) İki cümlede de yalnız tanık gösterme vardır.
D) İlk cümle benzetme, ikinci cümle kişileştirme içerir.
E) İlk cümlede alıntı, ikinci cümlede tanımlama yapılmıştır.
Anlatım Biçimi ile Destek Yöntemi Farkı
Anlatım biçimi paragrafın genel sunuş amacını, düşünceyi geliştirme yolu ise bu amacı güçlendiren yerel aracı gösterir. Açıklayıcı bir paragraf tanımlama ve karşılaştırmadan, tartışmacı bir paragraf tanık ve sayısal veriden yararlanabilir. “Karşılaştırmalı anlatım” günlük dilde kullanılan bir söz olsa da KPSS sınıflandırmasında karşılaştırma bir anlatım biçimi değildir. Aynı biçimde tanımlama, öyküleme ya da betimlemenin yerine geçmez; onların içinde kullanılabilir.
| Düzey | Temel soru | Örnek |
|---|---|---|
| Anlatım biçimi | Yazar konuyu nasıl sunuyor? | Açıklayıcı anlatım |
| Düşünceyi geliştirme yolu | Düşünceyi neyle destekliyor? | Örneklendirme |
| Anlatım özelliği | Dilin niteliği nedir? | Akıcılık |
Bu parçanın anlatım biçimi ve düşünceyi geliştirme yolları aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?
B) Açıklayıcı anlatım — tanımlama ve karşılaştırma
C) Betimleyici anlatım — benzetme ve kişileştirme
D) Öyküleyici anlatım — sayıp dökme ve alıntı
E) Açıklayıcı anlatım — yalnız sayısal veri
Bir Parçada Birden Fazla Yöntem
Bir paragraf aynı düşünceyi farklı yönlerden destekleyebilir. Kavram önce tanımlanabilir, ardından örneklenebilir; iki durum karşılaştırılırken sayısal veri kullanılabilir; yazar savını hem uzman görüşü hem araştırma sonucu ile güçlendirebilir. “Hangilerinden yararlanılmıştır?” sorusunda her yöntem için metinde açık kanıt aranır. Bir sözcüğün yöntemi çağrıştırması yeterli değildir: “örneğin” bulunmadan örneklendirme, “daha” bulunmadan karşılaştırma yapılabilir; buna karşılık “daha sonra” sözü zaman bildirir ve karşılaştırma kurmaz.
→
→
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangilerine başvurulmuştur?
I. Tanımlama
II. Örneklendirme
III. Karşılaştırma
IV. Tanık gösterme
B) I ve II
C) II ve IV
D) I, II ve III
E) I, III ve IV
Tanımlama ve Karşılaştırma
Tanımlama
Tanımlama, bir kavramı veya varlığı benzerlerinden ayıran temel özellikleriyle açıklamaktır. Çoğu tanım “X, …dır.” biçiminde görünür ve “Nedir, kimdir?” sorularına cevap verir. Ancak ek kalıbı değil işlev önemlidir: “Roman, insan ve toplum ilişkilerini geniş bir zaman içinde işleyen anlatı türüdür.” tanımdır; “Bu roman çok etkileyicidir.” ise yalnız değerlendirmedir. Tanım nesnel olabileceği gibi kişisel bakışı yansıtan öznel bir nitelik de taşıyabilir.
B) Deneme, yazarın herhangi bir konudaki düşüncelerini kesin sonuca bağlama zorunluluğu duymadan işlediği yazı türüdür.
C) Bu denemede gündelik hayatın sıradan ayrıntıları ustalıkla kullanılmıştır.
D) Deneme türündeki yapıtlar son yıllarda daha çok okunmaktadır.
E) Yazarın son denemesi, önceki kitaplarından daha yalın bir dille yazılmıştır.
Tanım, Açıklama ve Betimleme Ayrımı
Tanım kavramın sınırını tek veya birkaç ayırıcı özellikle çizer. Açıklama, tanımdan sonra kavramın nasıl işlediğini ve nedenlerini genişletebilir. Betimleme ise varlığın görünüşünü ya da duyusal etkisini canlandırır. “Fiyort, buzulların aşındırdığı vadilerin deniz altında kalmasıyla oluşan dar ve derin kıyı girintisidir.” tanımdır. “Fiyortların yamaçları diktir; kıyıları koyu renkli kayalarla çevrilidir.” gözlenebilir özellikler verse de bağlama göre betimleme veya açıklama olabilir. Her özellik sayımı tanım değildir; özelliklerin kavramı benzerlerinden ayırması gerekir.
B) Alegori, soyut bir düşüncenin simgeler aracılığıyla somutlaştırıldığı anlatım biçimidir.
C) Lagün, kıyı kordonuyla denizden ayrılan sığ su alanıdır.
D) Çarşının dar geçitleri loştu; bakır dükkânlarından tok çekiç sesleri yükseliyordu.
E) Biyografi, bir kişinin yaşamını belgelere dayanarak anlatan yazı türüdür.
Karşılaştırma
Karşılaştırma, en az iki varlık, kavram, dönem veya durumun ortak ya da farklı yönlerini aynı ölçüt üzerinde değerlendirmektir. “Daha, en, kadar, göre, oysa, ise” sık kullanılan göstergelerdir; fakat zorunlu değildir. “Öykü tek olay çevresinde yoğunlaşır; romanda olaylar birbirine eklenerek genişler.” cümlesinde açık bir karşılaştırma bağlacı bulunmasa da iki tür aynı ölçütle kıyaslanmıştır. Bir varlığın geçmişiyle bugünü veya farklı özellikleri de karşılaştırılabilir.
B) Kış aylarında göldeki su seviyesi yaz aylarındakinin altına düşer.
C) Şairin ilk kitabında bireysel temalar, son kitabında toplumsal sorunlar öne çıkar.
D) Müzede bulunan el yazması, on beşinci yüzyılda çoğaltılmıştır.
E) Bu araştırmanın örneklemi, benzer çalışmalardakinden daha geniştir.
Örtük Karşılaştırma ve Ölçüt Birliği
Karşılaştırılan iki unsurdan biri bazen açıkça yazılmaz: “Bu yıl satışlar arttı.” cümlesi bağlama göre önceki yıla göre artışı düşündürebilir; ancak tek başına karşılaştırmanın ikinci tarafını kesinleştirmez. “Bu yıl satışlar geçen yılın üzerine çıktı.” ise açıktır. Sağlıklı karşılaştırmada aynı özellik karşı karşıya getirilir. “Romanın dili yalın, öykünün konusu ilginçtir.” iki farklı ölçüt verdiğinden gerçek bir kıyas kurmaz. KPSS sorularında hem tarafların hem ortak ölçütün bulunup bulunmadığı denetlenir.
B) Bu roman, yazarın öykülerinden daha yoğun bir anlatıma sahiptir.
C) Yeni yöntem ölçümü üç aşamada tamamlıyor.
D) Şairin son kitabındaki imgeler çok daha duru ve dengeli.
E) Kuzey kıyılarında yağış, iç kesimlerden fazladır.
Örneklendirme
Soyut Düşünceyi Somutlaştırma
Örneklendirme, genel veya soyut bir yargının daha iyi anlaşılması için onu temsil eden kişi, eser, olay ya da durumların verilmesidir. Örnek, ana düşüncenin yerine geçmez; onu görünür ve inandırıcı kılar. “Bazı kentler farklı uygarlıkların izlerini birlikte taşır. Mardin’de cami, kilise ve taş konakların aynı tarihsel dokuda buluşması bunun belirgin örneklerindendir.” yapısında ilk cümle yargı, ikinci cümle kanıttır. “Örneğin, söz gelimi, mesela” göstergeleri yardımcıdır ama zorunlu değildir.
Bu parçada örneklendirmenin işlevi aşağıdakilerden hangisidir?
B) İki bilimsel yöntemin farkını ortaya koymak
C) Genel yargıyı somut bir keşif olayıyla desteklemek
D) Ünlü bir araştırmacının sözünü kanıt olarak göstermek
E) Keşiflerin sayısal dağılımını vermek
Örnek ile Sayıp Dökmeyi Ayırma
Bir listede yer alan her ad örnek değildir. Örneklemede adlar, daha önce ileri sürülen genel yargının temsilcileridir. Sayıp dökmede ise bir durumun parçaları, yapılan işler veya art arda gerçekleşen ayrıntılar sıralanır. “Çantaya kalem, defter, pusula ve fener koydu.” bir hazırlık dökümüdür. “Bazı temel yön bulma araçları, örneğin pusula ve harita, elektriğe ihtiyaç duymaz.” cümlesinde pusula ve harita genel bir sınıfı somutlaştırdığı için örnektir. Bağlam ve işlev ayrımı belirler.
B) Masanın üzerinde cetvel, kalem, silgi ve birkaç boş kâğıt vardı.
C) Bazı göçmen kuşlar, leylek ve kırlangıç gibi türler, uzun mesafeleri düzenli rotalarla aşar.
D) Çantadan anahtarı, telefonu, cüzdanı ve kimlik kartını çıkardı.
E) Pazardan elma, armut, erik ve üzüm aldı.
Örneğin Ana Yargıyla İlişkisi
Doğru örnek, savı gerçekten desteklemeli ve savın kapsamıyla uyumlu olmalıdır. “Bütün” ifadesini tek örnek kanıtlayamaz; tek bir karşı örnek ise “hiçbir” veya “her zaman” gibi kesin yargıları çürütebilir. Ayrıca örneğin gerçek olması şart değildir: Yazar “Bir öğretmenin aynı kuralı iki öğrenciye farklı uyguladığını düşünelim.” diyerek varsayımsal bir durumla düşüncesini açıklayabilir. Önemli olan örneğin paragrafta açıklama ve kanıtlama işlevi görmesidir.
B) Bazı yazarlar uzun cümleler kurarken bazıları kısa cümleleri tercih eder.
C) Küçük Prens, yalın anlatımına rağmen yalnız çocuklara değil yetişkinlere de yönelen çok katmanlı sorular içerir.
D) Eleştirmenler sade anlatım konusunda farklı görüşler ileri sürmektedir.
E) Bir eserin değeri yalnız diline bakılarak belirlenmemelidir.
Tanık Gösterme ve Alıntı Yapma
Tanık Gösterme
Tanık gösterme, yazarın kendi savını güvenilir kılmak için konuyla ilgili, tanınmış veya yetkin bir kişinin görüşünden yararlanmasıdır. Üç unsur aranır: yazarın savı, bu savla ilgili yetkin kişi ve kişinin görüşü. Yalnız bir isim geçirmek yeterli değildir; “Einstein 1879’da doğdu.” tanık gösterme sayılmaz. Görüş doğrudan tırnak içinde verilebilir veya dolaylı aktarılabilir. Aktarılan sözün savla gerçekten aynı yönde olması gerekir.
→
→
B) Montaigne, 1533’te Fransa’da doğmuş ve Denemeler adlı eseriyle tanınmıştır.
C) Okumak, insanın dünyaya başka gözlerle bakmasını sağlar. Nitekim Cemil Meriç de kitabı, insanla dünya arasında kurulan bir köprü olarak görür.
D) Kütüphanede roman, öykü, şiir ve inceleme kitapları bulunuyordu.
E) Bu yıl yayımlanan romanların sayısı geçen yıla göre artmıştır.
Alıntı ile Tanık Gösterme Farkı
Alıntı yapma, başka bir metinden veya kişiden alınan sözü doğrudan ya da dolaylı aktarmaktır. Tanık göstermede alıntı, yazarın savına kanıt olur; fakat her alıntı bu işlevi taşımaz. Bir romandan atmosfer kurmak için alınan cümle, eleştirilecek görüşün aktarılması veya yalnız epigraf olarak kullanılan söz tanık sayılmayabilir. Kısa ayrım şöyledir: Tanık göstermede sav + kişi + savı destekleyen görüş; sıradan alıntıda ise yalnız aktarılan söz bulunabilir.
B) Yazar, romanına “O sabah kent, denizden yükselen sisin içinde kaybolmuştu.” cümlesiyle başlar; ardından kahramanı tanıtır.
C) Eleştirinin yapıcı olması gerektiğini savunan Nurullah Ataç, eleştirmenin eseri anlamaya çalışması gerektiğini söyler.
D) Dilin değişmesine direnmek sonuçsuzdur; Doğan Aksan da yaşayan dillerin sürekli dönüşüm içinde olduğunu vurgular.
E) Çocukların oyunla öğrendiğini biliyoruz. Eğitimci John Dewey’in deneyim yoluyla öğrenmeye verdiği önem de bu düşünceyi destekler.
Tanığın Yetkinliği ve Görüşün İlgisi
Bir kişinin tanınmış olması tek başına yeterli değildir; görüş bildirdiği alanla sav arasında anlamlı ilişki bulunmalıdır. Bir şairin şiir dili hakkındaki değerlendirmesi uygun tanık olabilirken tıbbi tedavi hakkındaki sözü bilimsel kanıt sayılmaz. Ayrıca sözün sahibinin belirtilmesi fakat sözün verilmemesi de çoğu soruda tanık gösterme için yetersizdir. “Uzmanlar bu yöntemi öneriyor.” ifadesi belirsiz bir otoriteye gönderme yapar; gerçek tanıkta kişi veya kaynak ve görüş belirginleşir.
B) Bir romancının kentlerin giderek kalabalıklaştığını belirtmesiyle
C) Çevre psikolojisi alanında çalışan bir araştırmacının, yeşil alan kullanımının stres düzeyiyle ilişkisini gösteren çalışmasını açıklamasıyla
D) Parklarda ağaç, çalı, çiçek ve yürüyüş yolu bulunduğunun sıralanmasıyla
E) “Yeşil alan” kavramının sözlük anlamının verilmesiyle
Sayısal Verilerden Yararlanma
İstatistik, Oran ve Ölçüm
Sayısal verilerden yararlanma, düşünceyi araştırma sonucu, oran, ölçüm, miktar veya istatistikle desteklemektir. Yüzde değerleri, ortalamalar, örneklem büyüklükleri, sıcaklık ve mesafe ölçümleri kanıt işlevi görebilir. Sayının tek başına bulunması yeterli değildir: Tarih, sıra numarası, eser adı içindeki sayı ya da adres genellikle düşünceyi kanıtlamaz. “Müze 1924’te açıldı.” bir tarih bilgisidir; “Müzenin ziyaretçi sayısı beş yılda yüzde 40 arttı.” ise değişimi nicel veriyle gösterir.
B) Gölün su seviyesi son üç yılda ortalama 18 santimetre azaldı.
C) Yazarın üçüncü romanı 2018’de yayımlandı.
D) Deney grubunun başarı ortalaması kontrol grubundan 7,4 puan yüksekti.
E) Kentte bisikletle yapılan yolculukların oranı beş yılda yüzde 6’dan yüzde 14’e çıktı.
Verinin Savla Uyumunu Denetleme
Sayısal veri kullanılması, çıkarılan sonucun kendiliğinden doğru olduğu anlamına gelmez. Verinin örneklemi, dönemi ve ölçtüğü değişken savla uyumlu olmalıdır. “Bir okulda öğrencilerin yüzde 70’i bisiklet kullanıyor.” verisinden “Ülkedeki bütün öğrenciler bisikleti tercih ediyor.” sonucu çıkarılamaz. KPSS’de yöntem sorusu verinin varlığını, yorum sorusu ise verinin hangi yargıyı desteklediğini ölçebilir. Kapsam belirleyicileri korunmalı; artışın miktarı ile toplam büyüklük karıştırılmamalıdır.
Bu veri aşağıdaki yargılardan hangisini doğrudan destekler?
B) Toplu taşımanın sıklaşması, araştırmaya katılanların yarısından fazlasında özel araç kullanımının azalmasıyla ilişkilidir.
C) Özel araç kullanımı yalnız büyük kentlerde azalmaktadır.
D) Katılımcıların yüzde 58’i hiçbir zaman özel araç kullanmamaktadır.
E) Toplu taşıma seferleri bütün kentlerde aynı oranda artırılmıştır.
Benzetme, Kişileştirme ve Sayıp Dökme
Benzetme
Benzetme, bir varlık veya kavramın niteliğini daha belirgin kılmak için onu başka bir varlığın özelliğiyle ilişkilendirmektir. Temel ögeler benzeyen, kendisine benzetilen, benzetme yönü ve benzetme edatıdır; ancak cümlede dördünün birden bulunması gerekmez. “Bellek bir arşivdir.” sözünde edat yoktur ama bellek arşive benzetilir. “Gibi” her zaman benzetme kurmaz: “Akşam gibi dönerim.” yaklaşık zaman, “Onun gibi çalışkan” ise karşılaştırma bildirebilir. Anlam ilişkisi bağlamdan çıkarılır.
B) Bu yöntem de önceki gibi üç aşamadan oluşuyor.
C) Kentin ulaşım ağı, merkezden çevreye uzanan damarlar gibi çalışır.
D) Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da yağış azdı.
E) Onun gibi araştırmacılar ayrıntılara önem verir.
Kişileştirme
Kişileştirme, insan dışındaki varlık veya kavramlara insana özgü duygu, düşünce, irade ya da davranışların verilmesidir. “Rüzgâr pencereleri dövüyordu.” ifadesi bağlama göre yalnız güçlü esişi mecazla anlatabilir; “Rüzgâr, içeri alınmadığı için öfkelenmiş gibi pencereleri dövüyordu.” açık kişileştirmedir. Kişileştirme çoğu kez betimlemeyi ve benzetmeyi güçlendirir; fakat düşünceyi geliştirme sorusunda insan özelliğinin hangi kavramı somutlaştırdığı aranır.
B) Eski ev, unutulmuş anılarını kimseye vermek istemezcesine kapılarını sımsıkı kapamıştı.
C) Yol, vadinin içinden kıvrılarak kuzeye doğru uzanıyordu.
D) Yağmur damlaları çatıda düzenli sesler çıkarıyordu.
E) Deniz akşam saatlerinde koyu mavi bir renk aldı.
Sayıp Dökme
Sayıp dökme, bir durumun ögelerini, yapılan işleri veya olayları art arda sıralayarak anlatımı ayrıntılandırmaktır. Sıralanan ögeler genel bir yargının örnekleri olabileceği için örneklendirmeyle birleşebilir; ancak yalnız döküm yapmak örneklendirme sayılmaz. “Sabah raporları okudu, tabloları düzeltti, notları sınıflandırdı.” işlerin dökümüdür. “Arşiv araştırması farklı belgelerden yararlanır: mektuplar, tutanaklar, günlükler…” cümlesinde ise sıralanan belgeler genel sınıfın örnekleridir; iki yöntem birlikte düşünülebilir.
Bu cümlede başvurulan düşünceyi geliştirme yolu aşağıdakilerden hangisidir?
B) Tanık gösterme
C) Karşılaştırma
D) Sayıp dökme
E) Sayısal verilerden yararlanma
Yöntemleri Birlikte Değerlendirme
Karma Paragrafta Yöntem Zinciri
Uzun paragraflarda yöntemler birbirini tamamlayan bir zincir kurabilir. Yazar kavramı tanımlar, iki durumu karşılaştırır, ardından örnek ve veriyle sonucunu güçlendirir. Bu durumda her cümlenin paragraftaki görevi ayrı ayrı belirlenmelidir. Tanık göstermenin içinde alıntı, karşılaştırmanın içinde sayısal veri, örneklendirmenin içinde sayıp dökme bulunabilir. İç içe kullanımda en özel işlev gözden kaçırılmamalı; aynı parça için birden çok doğru yöntem işaretlenebilmelidir.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisine başvurulmamıştır?
B) Karşılaştırma
C) Sayısal verilerden yararlanma
D) Tanık gösterme
E) Benzetme
Olumsuz Kök ve Sahte Göstergeler
“Hangisi yoktur, kullanılmamıştır, söylenemez?” biçimindeki sorularda olumsuz kök önce işaretlenmeli, sonra her yöntem için açık kanıt bulunmalıdır. “Gibi” benzetme, “daha” karşılaştırma, bir özel ad örnek, tırnak işareti tanık ve herhangi bir sayı veri kabul edilmemelidir. “Daha sonra” zaman bildirir; kişi adı biyografik bilgi olabilir; tarih yalnız olayın zamanını gösterebilir. Yöntem, sözcükten değil o unsurun düşünceyi nasıl geliştirdiğinden anlaşılır.
B) “Yazar 1962’de doğdu.” cümlesindeki sayı, tek başına sayısal veriden yararlanıldığını göstermez.
C) “Daha sonra arşive geçti.” cümlesindeki “daha”, karşılaştırma kurmaz.
D) “Şairin dili nehir gibi durmadan yenilenir.” cümlesinde benzetme vardır.
E) “Uzmanlar bu görüşü destekliyor.” cümlesinde kişi ve görüş açıkça verildiği için kesinlikle tanık gösterme vardır.


Çokkkk teşekkürler 😊
Teşeküller
Teşekküler
gerçekten çok iyi düşünülmüş bir site başarılarınızın devamını dilerim