KPSS cümlede anlam ilişkileri konu anlatımı kapsamında eş ve yakın anlamlı yargılar, çelişen cümleler, neden–sonuç, amaç–sonuç, koşul, doğrudan–dolaylı anlatım ve iki cümleyi anlamca birleştirme işlenecektir.
KPSS Türkçe konularının tamamına KPSS konu anlatımı arşivinden ulaşabilirsiniz.
Anlam Yönüne Göre Cümle İlişkileri
Eş Anlamlı Cümleler
Farklı sözcük ve yapılara rağmen aynı temel yargıyı bildiren cümleler eş anlamlıdır. Sözcüklerin tek tek eş anlamlı olması gerekmez; önemli olan özne, kapsam, koşul ve sonuç bakımından aynı düşüncenin korunmasıdır. “Bir yapıtı kalıcı kılan, çağını anlatırken çağını aşabilmesidir.” ile “Kalıcı eser, doğduğu dönemi yansıtırken yalnız o döneme bağlı kalmayan eserdir.” aynı ölçütü savunur.
→
→
B) Başka sanatçıları taklit etmeyen biri, kendi kalıplarını tekrarlayabilir.
C) Kendini yineleyen sanatçıların özgün olması mümkün değildir.
D) Sanatçının başkalarından etkilenmesi, gelişmesini engeller.
E) Bir sanatçının değeri, yalnızca yenilik arayışıyla ölçülür.
II. Çok sayıda insanın kabul ettiği bir görüş de sorgulanmaya açıktır.
Bu iki cümle arasındaki anlam ilişkisi aşağıdakilerden hangisidir?
B) Cümleler aynı düşünceyi farklı biçimlerde dile getirmektedir.
C) İkinci cümle, birinci cümledeki düşünceyi sınırlandırmaktadır.
D) Cümlelerde birbiriyle çelişen görüşler savunulmaktadır.
E) Birinci cümledeki yargı, ikinci cümlede örneklendirilmektedir.
Yakın Anlamlı Cümleler
Yakın anlamlı cümleler aynı düşünce yönünde buluşur ancak bütünüyle özdeş değildir. Biri diğerinden daha geniş olabilir, farklı bir gerekçe taşıyabilir ya da ortak düşüncenin başka bir yönünü öne çıkarabilir. Eş anlamlılıkta yargılar birbirinin yerini büyük ölçüde tutarken yakın anlamlılıkta ortak bir çekirdek bulunması yeterlidir.
| İlişki | Ortaklık | Ayırıcı özellik |
|---|---|---|
| Eş anlam | Temel yargı aynıdır. | Kapsam ve sonuç korunur. |
| Yakın anlam | Düşünce yönü ortaktır. | Vurgu, gerekçe veya kapsam değişebilir. |
B) Açıklık ile yalınlık, ayrıntıların tümünü silmeyi gerektirmez.
C) Bir metnin değeri, içerdiği ayrıntıların sayısıyla ölçülür.
D) Okur, ayrıntılı metinleri anlamakta her zaman zorlanır.
E) Anlaşılır metinler yalnız kısa cümlelerle oluşturulur.
Karşıt ve Çelişen Cümleler
Aynı konu hakkında birbirini geçersiz kılan yargılar karşıt ya da çelişen cümlelerdir. Yalnız karşıt anlamlı sözcüklerin bulunması çelişme için yeterli değildir. “Romanın dili yalın, kurgusu karmaşıktır.” cümlesindeki yalın–karmaşık karşıtlığı iki farklı özelliğe yöneldiği için iç çelişki oluşturmaz. Buna karşılık “Sanatçı toplumsal yararı öncelemelidir.” ile “Sanatın topluma yararlı olma yükümlülüğü yoktur.” aynı ölçüt üzerinde çatışır.
B) Bir eseri değerlendirirken onun kendi yapısını dikkate almak gerekir.
C) Eleştiri, yapıtın nasıl işlediğini açıklamaya yönelmelidir.
D) Eleştirmenin beğenisi ile eserin niteliği aynı şey değildir.
E) Yapıtın ölçütlerini belirlemek, eleştirinin temel aşamalarındandır.
II. Değerli yapıtlar, yazıldıkları dönemin sınırlarını aşarak her çağda okura seslenir.
Bu iki cümleyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
B) Birinci cümledeki koşul ikincide sonuçlandırılmıştır.
C) Yapıtların kalıcılığı konusunda farklı ölçütler öne sürülmüştür.
D) İkinci cümle birinci cümlenin gerekçesidir.
E) Cümleler anlamca bütünüyle özdeştir.
Açıklama, Destekleme ve Sınırlandırma
İki cümle arasında eşlik ya da karşıtlık dışında ilişkiler de kurulabilir. İkinci cümle ilkini açıklayabilir, gerekçelendirebilir, örneklendirebilir, destekleyebilir veya kapsamını daraltabilir. “Bu çalışma yalnız bir başlangıçtır. Çünkü verilerin tamamı henüz incelenmedi.” örneğinde ikinci cümle ilk yargının gerekçesidir. “Yöntem pek çok alanda kullanılabilir. Özellikle dil öğretiminde etkili sonuç verir.” örneğinde ise ikinci cümle kapsamı belirli bir alana indirerek somutlaştırır.
II. Bu kurumlar, şehrin değişimini belgeleyerek kentlilerin yaşadıkları çevreyle bağ kurmasına da yardımcı olur.
İkinci cümlenin birinci cümleyle ilişkisi aşağıdakilerden hangisidir?
B) İlk cümlenin sonucunu koşula bağlama
C) İlk cümlede reddedilen sınırlı tanımı genişletip açıklama
D) İlk cümledeki düşünceyi başka bir konuyla karşılaştırma
E) İlk cümlede belirtilen durumun nedenini sorgulama
Neden–Sonuç ve Gerekçe İlişkisi
Neden–Sonuç Yapısı
Bir yargının gerçekleşmesini doğuran sebep ile ortaya çıkan durum birlikte verildiğinde neden–sonuç ilişkisi kurulur. “Yağış uzun sürdüğü için yollar kapandı.” cümlesinde uzun süren yağış neden, yolların kapanması sonuçtur. Neden önce ya da sonra gelebilir: “Yollar kapandı; yağış uzun sürmüştü.” Aynı olayın gerçekleşmiş olması şart değildir; “Yeterince dinlenmezse dikkati dağılabilir.” cümlesinde olası sonuç, dinlenmemeye bağlanmıştır.
B) Yazar, anlatımı ağırlaştırdığı için gereksiz ayrıntıları çıkardı.
C) Şiddetli yağış nehir yatağındaki su seviyesini yükseltti.
D) Yeni baskıyı incelemek üzere kütüphaneye uğradı.
E) Yol çalışması nedeniyle otobüsler başka güzergahtan ilerliyor.
Gerekçeli Yargıda Sıralama
Gerekçe, bir görüşün niçin ileri sürüldüğünü açıklar; dil bilgisel olarak neden–sonuç ilişkisinin düşünce düzeyindeki görünümüdür. “Bu romanın kalıcı olacağını düşünüyorum çünkü ele aldığı çatışma belirli bir döneme bağlı değil.” cümlesinde ilk bölüm değerlendirme, ikinci bölüm gerekçedir. Gerekçenin sonuçtan sonra gelmesi ilişkiyi tersine çevirmez. Eski içerikteki “gerekçeli yargı neden–sonucun karşıtıdır” bilgisi bu nedenle doğru değildir.
B) İlk yargı sonuç, ikinci yargı gerekçedir.
C) İlk yargı koşul, ikinci yargı sonuçtur.
D) İlk yargı neden, ikinci yargı amaçtır.
E) İki yargı arasında yalnız karşılaştırma vardır.
Bağlayıcısız Neden–Sonuç
Neden–sonuç ilişkisi her zaman “çünkü” veya “için” ile kurulmaz. Ardışık iki cümlenin zaman ve mantık bağı, bir durumun diğerini doğurduğunu gösterebilir: “Gece boyunca sıcaklık sıfırın altında kaldı. Gölün yüzeyi sabah buzla kaplanmıştı.” İkinci olayın yalnız sonra gelmesi ise tek başına neden ilişkisi kurmaz; “Toplantı bitti. Katılımcılar fuaye alanına geçti.” örneğinde yalnız zaman sırası bulunabilir.
B) Arşiv uzun yıllar nemli bir ortamda kaldı. Belgelerin önemli bir bölümü zarar gördü.
C) Yazar ilk romanını yayımladı. İkinci romanında tarihsel bir konu seçti.
D) Otobüs durağa ulaştı. Yolcuların bir kısmı kitap okuyordu.
E) Ders sona erdi. Öğretmen ertesi haftanın konusunu açıkladı.
Amaç–Sonuç İlişkisi
Amaç Bildiren Yargı
Bir eylemin hangi hedefe ulaşmak için yapıldığını bildiren cümlelerde amaç–sonuç ilişkisi vardır. “Dosyaları karşılaştırmak için arşive gitti.” cümlesinde gerçekleşen eylem arşive gitmek, hedef ise dosyaları karşılaştırmaktır. Amaç bölümündeki hedefin sonradan gerçekleşmiş olması mümkündür; ayırıcı nokta, temel eylem yapılırken hedefin henüz ulaşılmak istenen sonuç olmasıdır.
B) Yeni yöntemi tanıtmak amacıyla bölgesel toplantılar düzenlendi.
C) Belgeler zarar gördüğünden bazı tarihler okunamıyor.
D) Yağmur başlayınca açık alandaki etkinlik sona erdi.
E) Yeterince hazırlanırsan görüşmede daha rahat konuşursun.
“İçin”, “Üzere” ve “Diye” Yapıları
“İçin”, “üzere” ve “diye” hem amaç hem başka ilişkiler kurabilir. “Başarılı olduğu için ödüllendirildi.” neden; “başarılı olmak için çalıştı.” amaçtır. “Raporu teslim etmek üzere kuruma gitti.” amaç bildirirken “Bir hafta sonra dönmek üzere ayrıldı.” kararlaştırılmış zaman veya koşul anlamı taşıyabilir. “Çocuk uyandı diye ışığı kapattı.” neden, “çocuk uyansın diye perdeyi açtı.” amaçtır. Bağlayıcıya değil, iki eylem arasındaki zamansal ve mantıksal ilişkiye bakılır.
Numaralanmış cümlelerin hangilerinde neden–sonuç ilişkisi vardır?
B) I ve V
C) II ve IV
D) II, III ve IV
E) III, IV ve V
Neden ile Amacı Ayırma
Neden, gerçekleşen ya da gerçekleşmesi mümkün olan sonucu doğuran etkendir; amaç ise öznenin eylemi yaparken ulaşmak istediği hedeftir. “Amacıyla” sözü her cümleye mekanik olarak getirilemez. Özne iradesi bulunmayan doğa olaylarında amaç yorumu yapılmaz: “Kar eridiği için dere taştı.” neden–sonuçtur. Ayrıca aynı cümlede koşul ve amaç birlikte bulunabilir: “Erken gelirsen dosyaları birlikte incelemek için arşive gideriz.”
B) Yoğun sis yüzünden uçuşlar geciktiği için salonda bekledik.
C) Konuyu ayrıntılı öğrenmek için farklı kaynaklara başvurdu.
D) Salon küçük olduğu için katılımcı sayısı sınırlandı.
E) Belgeler zamanında gelmediği için kurul karar alamadı.
Koşul–Sonuç İlişkisi
Açık ve Örtük Koşul
Bir yargının gerçekleşmesi başka bir durumun gerçekleşmesine bağlanmışsa koşul–sonuç ilişkisi vardır. Koşul “-sa/-se” ile açıkça kurulabilir: “Düzenli çalışırsan ilerlersin.” Ancak “-dıkça”, “-madan”, “yeter ki”, “ancak”, “üzere”, “şartıyla” ve emir yapıları da koşul bildirebilir: “Kaynak göstermeden bu bilgiyi kullanamazsın.”, “Notlarını paylaşırım, yeter ki zamanında geri ver.”
B) Bu salona ancak görevli kartıyla girebilirsiniz.
C) Kaynakları zamanında getirmen şartıyla sana yardımcı olurum.
D) Yağmur dinince ekip yeniden çalışmaya başladı.
E) Soruları dikkatle okursanız ayrıntıları daha kolay fark edersiniz.
Koşulun Farklı Yapılarla Kurulması
Koşul her zaman ayrı bir yan cümle görünümünde değildir. “Biraz daha dikkat, bu hatayı önler.” cümlesi “Biraz daha dikkat edilirse bu hata önlenir.” biçiminde açılabilir. “Beni aramazsan gelmem.” olumsuz koşul, “Ne kadar okursa o kadar gelişir.” paralel koşul, “İzin verilmek kaydıyla arşiv kullanılabilir.” resmî koşul yapısıdır.
B) Yeni veriler gelirse sonuçlar yeniden değerlendirilecek.
C) Kimliğini göstermeden binaya giremezsin.
D) Toplantı uzarsa dönüş biletimizi değiştireceğiz.
E) Hava açarsa araştırma ekibi araziye çıkacak.
Koşul, Zaman ve Neden Ayrımı
Aynı ek bağlama göre farklı ilişki kurabilir. “Eve gelince beni aradı.” gerçekleşmiş zaman sırasıdır; “Eve gelince beni ara.” ise arama eylemini eve gelmeye bağladığı için koşul değeri taşır. “Onu görünce sevindi.” cümlesinde görme, sevinmenin nedeni olarak da yorumlanabilir. Karar verirken sonuç yargısının başka bir olaya bağlı olup olmadığı ve olayların gerçekleşme durumu birlikte değerlendirilir.
Numaralanmış cümlelerin hangilerinde koşul anlamı vardır?
B) I, IV ve V
C) II ve III
D) II, IV ve V
E) III, IV ve V
Doğrudan ve Dolaylı Anlatım
Doğrudan Anlatım
Bir kişinin sözünün anlamı ve söyleyiş biçimi değiştirilmeden aktarılmasına doğrudan anlatım denir. Aktarılan söz tırnak içinde verilebilir ya da virgül ve kısa çizgiyle gösterilebilir: “Uzman, ‘Sonuçları yarın açıklayacağız.’ dedi.” Doğrudan anlatımın ölçütü yalnız “dedi” sözcüğü değildir; “Şair, sanat anlayışını ‘Sözü gereksiz yüklerden kurtarmalıyız.’ cümlesiyle özetler.” örneğinde de özgün söz korunur.
B) Editör, metnin son bölümünü yeniden düzenlememizi istedi.
C) Başkan, “Bu karar yalnız bugünü değil, gelecek yılları da etkileyecek.” diye konuştu.
D) Yazar, çocukluğunu anlattığı yeni bir roman üzerinde çalıştığını söyledi.
E) Görevli, salonun saat altıda kapanacağını ziyaretçilere hatırlattı.
Dolaylı Anlatım
Başkasına ait sözün temel anlamı korunarak anlatıcının dil bilgisel düzenine uyarlanmasına dolaylı anlatım denir. Kişi zamirleri, iyelik ekleri, zaman ve yer bildiren sözler aktarım anına göre değişebilir. “Ayşe, ‘Dosyayı burada yarın tamamlayacağım.’ dedi.” sözü ertesi gün aynı yerde aktarılırsa “Ayşe, dosyayı burada o gün tamamlayacağını söyledi.” biçimini alabilir. Dolaylı anlatım, söze yorum eklemek değil; sözü yeni anlatım çerçevesine uyarlamaktır.
B) Müdür, o salondaki belgeleri ertesi hafta inceleyeceğini söyledi.
C) Müdür, bu salondaki belgeler gelecek hafta incelenecek, dedi.
D) Müdür, o salondaki belgeleri geçen hafta incelediğini söyledi.
E) Müdür, belgeleri incelemek için gelecek hafta o salona gidecekmiş.
Aktarımda Kişi, Zaman ve Anlamın Korunması
Doğrudan anlatımı dolaylıya çevirirken üç denetim yapılır: konuşan ile anlatıcının kişisi, sözün söylendiği zaman ile aktarıldığı zaman, işaret edilen yer ve nesneler. “Ben”, konuşana göre “o”; “yarın”, aktarım gününe göre “ertesi gün”; “burada”, anlatıcının konumuna göre “orada” olabilir. Fakat cümledeki kesinlik, olasılık, koşul ve olumsuzluk değiştirilmez.
→
→
→
Aşağıdakilerden hangisi bu aktarımı anlam değişikliğine uğratmadan verir?
B) Uzman, o raporu ertesi gün Ankara’da açıklayabileceğini söyledi.
C) Uzman, bu raporu yarın burada açıklayabilirim, dedi.
D) Uzman, raporu önceki gün Ankara’da açıkladığını belirtti.
E) Uzman, o raporun ertesi gün İstanbul’da açıklanması gerektiğini söyledi.
İki Cümleyi Birleştirme ve Ortak Yargı
Bilgiyi Eksiltmeden Birleştirme
İki cümleyi birleştirme sorularında ortak ögeler tekleştirilir; farklı bilgiler ise kişi, sayı, zaman, neden, amaç ve koşul değerleri korunarak yeni cümleye taşınır. Doğru seçenek kaynak cümlelere bilgi eklemez, kesinlik derecesini değiştirmez ve neden–sonuç yönünü tersine çevirmez.
II. Mektuplar, dönemin gündelik yaşamına ilişkin ayrıntılar içerir.
Bu iki cümlede anlatılanların anlamca doğru bir biçimde birleştirilmiş hâli aşağıdakilerden hangisidir?
B) 1920–1940 yılları arasında yazılan kent arşivindeki mektuplar, dönemin gündelik yaşamına ilişkin ayrıntılar içerir.
C) Kent arşivindeki mektuplar, 1920’den önceki gündelik yaşamın ayrıntılarını 1940’ta bir araya getirmiştir.
D) Dönemin gündelik yaşamını anlatmak amacıyla 1920–1940 arasında bir kent arşivi kurulmuştur.
E) 1920–1940 arasındaki bütün mektuplar kent arşivinde toplanmış ve yayımlanmıştır.
Bağlayıcılarla Mantıksal Bütünlük
“Çünkü, bu nedenle, ancak, oysa, ayrıca, böylece, nitekim” gibi bağlayıcılar cümleler arasındaki yönü görünür kılar. “Çünkü” kendinden önceki yargının nedenini, “bu nedenle” önceki yargının sonucunu, “ancak/oysa” karşıtlığı, “ayrıca/üstelik” eklemeyi, “nitekim” önceki yargıyı doğrulayan açıklama veya örneği bildirir. Aynı iki cümle farklı bağlayıcıyla birleştirildiğinde ilişki değişebilir.
B) nitekim
C) ayrıca
D) ancak
E) bu nedenle
Ortak Yargı ve Ulaşılamayan Bilgi
İki cümleden ortak yargıya ulaşırken yalnız ikisinin de desteklediği sonuç alınır. Cümlelerden birinde bulunmayan ayrıntı, öteki cümlenin anlamını genişletmek için kullanılamaz. “Bazı, çoğu, yalnız, en az, ilk, artık” gibi kapsam belirleyiciler korunmalıdır; “bazı eserler” bilgisi “bütün eserler” sonucuna dönüştürülemez.
II. Katılımcıların bir bölümü, dijital materyallerin ders süresini daha verimli kullanmaya yardımcı olduğunu belirtmiştir.
Bu iki cümleden aşağıdakilerin hangisine kesin olarak ulaşılabilir?
B) Dijital materyal kullanan her öğretmen ders süresini verimli kullanmaktadır.
C) Araştırmadaki öğretmenlerin yarısından fazlası dijital materyalleri haftada en az bir kez kullanmaktadır.
D) Dijital materyaller yalnız haftada bir kez kullanıldığında yararlı olmaktadır.
E) Materyallerin yararlı olduğunu düşünenler onları her derste kullanmaktadır.
Karma KPSS Düzeyi Anlam İlişkileri Soruları
Çoklu İlişkiyi Birlikte Değerlendirme
Bir cümlede birden fazla anlam ilişkisi bulunabilir. “Erken gelirsen belgeleri karşılaştırmak için arşive birlikte gideriz.” cümlesinde “erken gelirsen” koşul, “belgeleri karşılaştırmak için” amaçtır. Soru kökü belirli bir ilişkiyi soruyorsa cümlenin bütünü değil, ilgili yargı çiftinin görevi değerlendirilir.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerle ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
B) III. cümlede hem neden hem amaç ilişkisi vardır.
C) IV. cümlede koşul–sonuç ilişkisi kurulmuştur.
D) V. cümlede dolaylı anlatım kullanılmıştır.
E) III. cümlede yeni çalışmanın başlatılma amacı belirtilmiştir.
II. Fakat okura hiçbir yorum alanı bırakmayan metin, onu anlatının etkin bir parçası olmaktan çıkarır.
Bu iki cümlede anlatılmak istenen düşünce aşağıdakilerin hangisinde en doğru biçimde birleştirilmiştir?
B) Okurun etkin olması, metindeki hiçbir bilginin açıklanmamasına bağlıdır.
C) Açıklama metni anlaşılır kılabilse de aşırı açıklık okurun yorum yapma imkânını azaltabilir.
D) Yazarın açıklamaları, okurun metni yanlış anlamasını bütünüyle önler.
E) Yorum alanı bırakan her eser, açıklayıcı eserlerden daha değerlidir.
