Sözcük grupları, tek bir varlığı, kavramı, niteliği, durumu veya hareketi karşılamak üzere bir araya gelen birden fazla sözcüğün oluşturduğu anlam ve görev bütünleridir. Eski taş köprü, evin kapısı, sabaha kadar, yardım etmek gibi yapılarda sözcükler ayrı ayrı varlıklarını korurken cümlede birlikte hareket eder.
TYT’de bu başlık; sözcük grubunun sınırını bulma, ikilemenin kuruluşunu ve cümleye kattığı anlamı belirleme, birleşik fiilleri türlerine ayırma ve kalıplaşmış yapıları sıradan sözcük birliklerinden ayırma biçimlerinde ölçülür. Aynı yapı hem anlam hem yazım hem de sözcük türü bakımından sorgulanabildiği için yalnız tanımı değil, grubun cümlede nasıl çalıştığını görmek gerekir.
Sözcük Gruplarının Temel Yapısı
Sözcük Grubu, Birleşik Sözcük ve Cümle Ayrımı
Bir sözcük grubu en az iki sözcükten oluşur ve tek bir kavramı ya da görevi karşılar: mavi gökyüzü, çocuğun kitabı, sana göre, akşama kadar. Grup kendi başına bitmiş bir yargı taşımaz. “Çocuk kitabı okudu.” yapısında kip ve kişi eki alarak yargıyı tamamlayan okudu yüklemdir; çocuğun kitabı ise isim tamlamasıdır.
Birleşik sözcük ile sözcük grubu aynı şey değildir. Gökyüzü, gecekondu, dedikodu gibi yapılar birden fazla unsurdan doğmuş olsa da kalıplaşarak tek sözcük hâline gelmiştir. Mavi gökyüzü ise sıfat ile isimden oluşan bir sözcük grubudur. Yazımın bitişik veya ayrı olması önemli bir ipucudur fakat kesin karar için yapının kalıplaşıp yeni bir kavram adı oluşturup oluşturmadığı da incelenir.
Sözcük grubu ile cümlenin ayrımında yargı ölçütü kullanılır. Bahçede oynayan çocuklar bir sıfat-fiil grubudur; “Çocuklar bahçede oynuyor.” ise çekimli fiille tamamlanmış bir cümledir. Fiilimsi bulunan yapılarda eylem anlamı olsa da kip ve kişiyle tamamlanan temel yargı yoktur.
Grubun Sınırı ve Cümlede Tek Öge Olması
Sözcük grupları cümle çözümlemesinde çoğunlukla tek öge kabul edilir. “Kentin en eski taş köprüsünü geçen yıl onardılar.” cümlesinde kentin en eski taş köprüsünü bütün olarak belirtili nesnedir. Grubun içindeki kentin, en eski ve taş bölümleri ayrı ayrı yükleme bağlanmaz; grubun merkezindeki köprü adını tamamlar.
Grubun sınırını bulmak için önce yükleme soru sorulur, ardından cevabın anlamca eksiksiz olduğu en geniş bölüm alınır. “Sabah erkenden yola çıkan yolcuları istasyonda bekledik.” cümlesinde “Kimi bekledik?” sorusunun cevabı yalnız yolcuları değil, sabah erkenden yola çıkan yolcularıdır. Bu sıfat-fiil grubu bütünüyle nesne görevindedir.
Bir grubun içinde başka gruplar bulunabilir. Şehrin en eski müzesinin geniş avlusu yapısında sıfat tamlaması ve isim tamlamaları iç içedir. TYT sorularında iç yapı sorulmadıkça grubun cümledeki ortak görevini parçalamamak gerekir.
İkilemeler
İkilemelerin Kuruluş Yolları
Anlamı güçlendirmek, pekiştirmek, çoğaltmak veya anlatıma özel bir incelik katmak için iki sözcüğün kalıplaşmış biçimde yan yana gelmesine ikileme denir. İkilemeler aynı sözcüğün tekrarıyla (yavaş yavaş), eş anlamlılarla (eş dost), yakın anlamlılarla (akıl fikir), karşıt anlamlılarla (ileri geri), biri anlamlı biri yakıştırma sözcükle (eğri büğrü) veya iki yakıştırma sözcükle (ıvır zıvır) kurulabilir.
İkinci sözcüğün başına m getirilerek de ikileme yapılabilir: kitap mitap, çocuk mocuk, ev mev. Yansıma sözcükler ikileme kurmaya elverişlidir: şırıl şırıl, vızır vızır, paldır küldür. Bazı ikilemeler çekim veya fiilimsi ekleriyle kalıplaşır: el ele, baştan başa, düşe kalka, görür görmez.
Bir yapıdaki iki sözcüğün yan yana bulunması onu kendiliğinden ikileme yapmaz. Tahta masa bir sıfat tamlaması, masa masa dolaştı ise çoğaltma anlamı taşıyan ikilemedir. Kuruluş biçimiyle birlikte cümleye kattığı anlam da sınanmalıdır.
İkilemelerin Anlamı, Görevi ve Yazımı
İkilemeler cümleye güçlendirme (acı acı bağırdı), aşamalılık (adım adım ilerledi), çoğaltma (mahalle mahalle aradı), birliktelik (büyük küçük herkes), yaklaşıklık (aşağı yukarı bir saat), belirsizlik (hayal meyal hatırlıyor), süreklilik (gece gündüz çalıştı), tezlik (apar topar çıktı) veya güçlük (bata çıka yürüdü) gibi anlamlar katabilir.
Aynı ikilemenin anlamı bağlama göre değişebilir. “Aşağı yukarı bütün odaları gezdik.” cümlesinde karşıt yönler; “Aşağı yukarı on kişi geldi.” cümlesinde yaklaşık sayı anlatılır. Bu nedenle soruda ikilemenin sözlükteki genel karşılığı değil, yüklemle kurduğu ilişki aranır.
İkilemeler genel olarak ayrı yazılır ve sözcüklerin arasına virgül ya da kısa çizgi konmaz: peş peşe, art arda, yan yana. Cümlede isim, sıfat veya zarf görevi üstlenebilirler: irili ufaklı taşlar sıfat; ağır ağır yürüdü zarf; gelen giden isim görevindedir. İkilemelerin anlam boyutu, daha önce hazırlanan Söz Öbeklerinde Anlam konusuyla bağlantılıdır; burada asıl odak kuruluş ve dil bilgisi işlevidir.
Yardımcı Fiille Kurulan Birleşik Fiiller
Etmek, Olmak, Kılmak ve Eylemek ile Kurulan Yapılar
Bir isim soylu sözcüğün etmek, olmak, kılmak veya eylemek yardımcı fiillerinden biriyle birleşmesi sonucu yardımcı fiille kurulan birleşik fiiller oluşur: yardım etmek, hasta olmak, namaz kılmak, sabreylemek. Anlamın asıl yükünü isim unsuru taşır; yardımcı fiil bu unsuru çekimlenebilir bir eyleme dönüştürür.
Bu yapılar kip, kişi, olumsuzluk ve soru eklerini yardımcı fiil üzerinde taşır: yardım etti, yardım etmeyecek, yardım eder mi. Cümle ögesi belirlenirken iki sözcük birlikte yüklem kabul edilir. “Görevli bize yardım etti.” cümlesinde yalnız etti değil, yardım etti bütünü yüklemdir.
Etmek her kullanımda yardımcı fiil değildir. “Bu ev yüz bin lira eder.” cümlesinde “değerinde olmak” anlamıyla asıl fiildir. “Bu davranış herkesi rahatsız etti.” cümlesinde ise rahatsız sözcüğüyle birlikte birleşik fiil kurar.
Birleşik Fiillerde Ayrı ve Bitişik Yazım
Yardımcı fiille kurulan yapılarda isim unsurunda herhangi bir ses düşmesi veya türemesi yoksa sözcükler ayrı yazılır: fark etmek, arz etmek, terk etmek, yok olmak. Birleşme sırasında ses düşmesi, ses türemesi ya da belirgin bir ses değişmesi ortaya çıkarsa yapı bitişik yazılır: sabır + etmek → sabretmek, his + etmek → hissetmek, af + etmek → affetmek, kayıp + olmak → kaybolmak.
Yazım kararı yalnız “etmek varsa ayrı yazılır” biçiminde verilemez. Önce isim unsurunun tek başına kullanılan biçimi belirlenir, ardından birleşmede ses olayının bulunup bulunmadığı kontrol edilir. Red + etmek yapısında ünsüz türemesi görüldüğü için doğru yazım reddetmektir.
Kurallı Birleşik Fiiller
Yeterlilik ve Tezlik Fiilleri
Bir fiilin zarf-fiil eki aldıktan sonra başka bir fiille kaynaşmasıyla kurallı birleşik fiil oluşur. Yeterlilik fiili, asıl fiile -a/-e eki ve bilmek fiili getirilerek kurulur: yazabilmek, görebilmek, çözebilmek. Cümleye güç yetirme, olasılık veya izin anlamı katabilir: “Bu soruyu çözebilirim.” güç yetirme; “Akşama yağmur yağabilir.” olasılık bildirir.
Yeterlilik fiilinin olumsuzunda bilmek çoğunlukla düşer ve olumsuzluk eki asıl fiile bağlanır: yaz-a-ma-mak, gör-e-me-mek. “Gelemem.” sözcüğü yeterlilik fiilinin olumsuzudur; yalnız sıradan bir olumsuz çekim olarak değerlendirilmez.
Tezlik fiili, asıl fiile -ı/-i/-u/-ü zarf-fiil eki ve vermek fiili getirilerek kurulur: yazıvermek, söyleyivermek, açıvermek. Eylemin çabucak, kolayca veya beklenmedik biçimde gerçekleştiğini anlatabilir. Yapı bitişik yazılır ve kip eki son unsura gelir: çözüverdi, söyleyiverecek.
Sürerlik ve Yaklaşma Fiilleri
Sürerlik fiili, eylemin belirli bir süre devam ettiğini veya aynı durumda kaldığını bildirir. Asıl fiile -a/-e zarf-fiil eki ile durmak, kalmak ya da gelmek fiillerinden biri getirilir: yazadurmak, bakakalmak, süregelmek. Yardımcı unsur kendi sözlük anlamından uzaklaşarak süreklilik işlevi kazanır.
Yaklaşma fiili, eylemin gerçekleşmeye çok yaklaştığını fakat gerçekleşmediğini anlatır. Asıl fiile -a/-e eki ve yazmak fiili getirilir: düşeyazmak, öleyazmak. “Dengesini kaybedip düşeyazdı.” cümlesinde düşme tehlikesi ortaya çıkmış ancak eylem tamamlanmamıştır.
Kurallı birleşik fiilde ikinci unsurun gerçek anlamını koruyup korumadığı kontrol edilmelidir. “Deftere bir şeyler yazdı.” cümlesindeki yazmak asıl fiildir; “Merdivenden düşeyazdı.” yapısında ise yaklaşma anlamı kuran yardımcı unsurdur.
Anlamca Kaynaşmış ve Kalıplaşmış Fiil Grupları
Anlamca Kaynaşmış Birleşik Fiiller
Birden fazla sözcüğün, unsurlarından en az biri gerçek anlamından uzaklaşacak biçimde kaynaşıp tek bir eylemi karşılamasına anlamca kaynaşmış birleşik fiil denir: göz atmak “kısaca incelemek”, kulak vermek “dikkatle dinlemek”, baş koymak “bir amaca kendini adamak”, etekleri zil çalmak “çok sevinmek” anlamındadır.
Bu yapılar çoğu zaman deyim niteliğindedir; sözcüklerin ayrı anlamları toplanarak bütünün anlamına ulaşılamaz. “Masaya gözünü koydu.” cümlesinde gözünü koymak gerçek anlamlı bir söz dizisi olabilir; “Bu göreve göz koydu.” cümlesinde “elde etmeyi istemek” anlamıyla kalıplaşmıştır. Bağlam, aynı sözcük dizisinin serbest mi kalıplaşmış mı olduğunu belirler.
Kalıplaşmış yapıda sözcüklerden birinin yerine yakın anlamlı başka bir sözcük getirildiğinde ifade çoğunlukla bozulur. Kulak vermek yerine kulak sunmak, göz atmak yerine göz fırlatmak denemez. Bu değişmezlik, yapının sözlük birimi hâline geldiğini gösterir.
Birleşik Fiil Türlerini Birbirinden Ayırma
Birleşik fiili sınıflandırırken ilk olarak yapının kuruluşuna bakılır. İsim + etmek/olmak/kılmak/eylemek düzeni varsa yardımcı fiille kurulan; fiil + özel yardımcı fiil düzeni ve yeterlilik, tezlik, sürerlik ya da yaklaşma anlamı varsa kurallı; sözcükler gerçek anlamlarından uzaklaşıp tek bir kalıp anlam kazanmışsa anlamca kaynaşmış birleşik fiil söz konusudur.
| Tür | Kuruluş | Örnek |
|---|---|---|
| Yardımcı fiille kurulan | İsim + yardımcı fiil | fark etmek, kaybolmak |
| Kurallı birleşik fiil | Fiil + zarf-fiil eki + özel yardımcı | yazabilmek, çözüvermek |
| Anlamca kaynaşmış | Kalıplaşmış yeni anlam | göz atmak, baş koymak |
Bir yapının cümledeki anlamı son kararı verir. Vermek sözcüğü “Kitabı ona verdi.” cümlesinde asıl fiil, “Soruyu çözüverdi.” cümlesinde tezlik yardımcı unsuru, “Söylenenlere kulak verdi.” cümlesinde ise anlamca kaynaşmış yapının parçasıdır.
II. Haberi duyunca olduğu yerde donakaldı.
III. Kimse onun söylediklerine kulak asmadı.
IV. Kurul, rapordaki önemli ayrıntıyı fark etti.
Numaralanmış cümlelerdeki birleşik fiillerin türleri aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla doğru verilmiştir?

