Bir düşünce her zaman tek sözcükle kurulmaz. Bazen iki ya da daha fazla sözcük, cümle içinde ayrılmaz bir anlam birliği oluşturur. Söz öbeklerinde anlam sorularında da sözcükleri tek tek açıklamak yerine bu bütünün bağlamda ne anlattığını bulmak gerekir. “Yol almak” sözünde gerçek bir yolu almak değil ilerlemek, “ince eleyip sık dokumak” sözünde ise titiz davranmak anlatılır.
Bu konu, Sözcükte Anlam bilgisinin cümle ve paragraf düzeyine açılan devamıdır. Deyim, atasözü, ikileme ve kalıp sözlerin özelliklerini bilmek önemlidir; ancak TYT sorularında asıl ölçülen beceri, söz öbeğinin metne kattığı anlamı doğru biçimde yeniden ifade edebilmektir.
Söz Öbeğinde Anlam Nasıl Belirlenir?
Söz öbeği, en az iki sözcüğün anlam ve görev bakımından bir araya gelmesiyle oluşur. Öbeğin anlamı kimi zaman sözcüklerin gerçek anlamlarının toplamıdır: “taş duvar”, “sabahın ilk ışıkları”, “uzun bir yolculuk” gibi. Kimi zaman da sözcükler birlikte yeni ve kalıplaşmış bir anlam kazanır: “gözden düşmek”, “eli açık”, “küplere binmek” gibi.
Bir söz öbeğinin anlamını çözerken şu sıra izlenebilir:
- Öbeğin geçtiği cümlenin temel yargısı belirlenir.
- Öbeğin olumlu, olumsuz, eleştirel veya övgü içeren tonu bulunur.
- Sözcüklerin gerçek anlamda mı, mecazlı bir bütün içinde mi kullanıldığına bakılır.
- Öbek, cümlenin anlamı bozulmadan kısa bir ifadeyle yeniden söylenir.
“Eleştirmen, genç şairin ilk kitabında başkalarının gölgesinden henüz kurtulamadığını söylüyor.” cümlesindeki “başkalarının gölgesinden kurtulamamak” sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
B) Özgün bir anlatıma ulaşamamak
C) Okurdan yeterli ilgi görmemek
D) Geçmişteki çalışmalarını reddetmek
E) Yazdıklarını yayımlamak istememek
Kalıplaşmış Söz Öbekleri
Kalıplaşmış söz öbeklerinde sözcüklerin sırası ve seçimi gelişigüzel değiştirilemez. Deyimler, atasözleri, ikilemeler ve günlük iletişimde kullanılan kalıp sözler bu grupta değerlendirilir. Bu yapıların ortak özelliği, dilin uzun süreli kullanımı içinde yerleşmiş olmalarıdır; fakat görevleri ve cümle içindeki biçimleri aynı değildir.
İkilemeler
Anlamı güçlendirmek, pekiştirmek, çoğaltmak veya anlatıma süreklilik katmak için iki sözcüğün yan yana kullanılmasıyla oluşan yapılara ikileme denir. İkilemeler farklı yollarla kurulabilir:
| Kuruluş yolu | Örnek | Kattığı anlam |
|---|---|---|
| Aynı sözcüğün tekrarı | yavaş yavaş | Aşamalı gerçekleşme |
| Yakın anlamlı sözcükler | eş dost | Topluluk, kapsam |
| Karşıt anlamlı sözcükler | ileri geri | Bütün yönler veya kararsızlık |
| Biri anlamlı, biri anlamsız sözcük | eski püskü | Pekiştirme |
| İkisi de tek başına anlamsız sözcük | abur cubur | Düzensiz çeşitlilik |
| Yansıma sözcükler | şırıl şırıl | Ses ve canlılık |
İkilemenin cümleye kattığı anlam kalıbından değil bağlamından çıkarılır. “Damla damla birikti” ifadesi az miktarların sürekliliğini, “kapı kapı dolaştı” ifadesi birçok yere tek tek gitmeyi, “irili ufaklı taşlar” ifadesi ise farklı büyüklükleri anlatır.
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ikileme, eylemin aşamalı biçimde gerçekleştiğini belirtmektedir?
B) Uzakta irili ufaklı tekneler görünüyordu.
C) Bu düşünce zamanla yavaş yavaş benimsendi.
D) Masanın üzerinde eski püskü defterler vardı.
E) Eş dost bu zor günümüzde bizi yalnız bırakmadı.
Deyimler
Bir durumu, davranışı veya duyguyu etkili ve çoğu zaman mecazlı biçimde anlatan kalıplaşmış söz öbeklerine deyim denir. Deyimler en az iki sözcükten oluşur ve genellikle genel bir kural bildirmek yerine belirli bir durumu betimler.
- Sözcüklerin yeri kolayca değiştirilemez: “gözden düşmek” yerine “düşüp gözden olmak” denemez.
- Sözcüklerden biri eş anlamlısıyla değiştirilemez: “kulak vermek” yerine “işitme organı vermek” kullanılamaz.
- Deyimlerin çoğu mecazlıdır; “yükte hafif pahada ağır” gibi anlamı daha açık olan örnekler de vardır.
- Bazıları söz öbeği biçimindedir: “eli açık”, “göze girmek”. Bazıları cümle biçimindedir: “İğne atsan yere düşmez.”
- Fiille kurulan deyimler kişiye ve zamana göre çekimlenebilir: “gözden düştü”, “gözden düşersiniz”. Bu değişim kalıplaşmayı bozmaz.
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde deyim “bir işi yapmaya kesin olarak karar vermek” anlamında kullanılmıştır?
B) Söylenenleri duyunca başını önüne eğdi.
C) Yeni işin ayrıntılarını kafasında tarttı.
D) Bir süre sonra bütün sorunları kafasına taktı.
E) Kimseye danışmadan kendi kafasına göre davrandı.
“Yönetmen, ilk filminin gölgesinde kalmamak için bu kez bambaşka bir anlatım kurmuş; fakat filmin ikinci yarısında ipin ucunu kaçırmış.” cümlesindeki “ipin ucunu kaçırmak” sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
B) Olaylar üzerindeki denetimi yitirmek
C) Başladığı işi yarıda bırakmak
D) Önceki çalışmasını taklit etmek
E) Anlatımda bilinçli olarak belirsizlik yaratmak
Atasözleri
Uzun gözlem ve deneyimlerin sonucunda ortaya çıkan, halka mal olmuş, öğüt veya genel yargı bildiren kalıplaşmış cümlelere atasözü denir. Atasözlerinde yalnız tek bir olay değil, benzer durumların tümü için geçerli kabul edilen bir sonuç vardır.
Atasözleri çoğunlukla mecazlıdır: “Ağaç yaşken eğilir.” sözü eğitim ve alışkanlıkların küçük yaşta daha kolay kazanıldığını anlatır. Bununla birlikte “Bugünün işini yarına bırakma.” gibi doğrudan öğüt veren, gerçek anlamı belirgin atasözleri de bulunur. Bazı atasözleri toplumun geleneklerini ve değerlerini yansıtır; bazıları doğa gözlemlerine, ekonomik ilişkilere veya insan davranışlarına dayanır.
Bir yayınevi, yalnız çok satan kitaplara yönelerek nitelikli fakat henüz tanınmamış yazarların dosyalarını geri çevirmiştir. Birkaç yıl sonra bu yazarların başka yayınevlerinde büyük başarı kazanması üzerine kararından pişman olmuştur.
Bu durumu en iyi anlatan atasözü aşağıdakilerden hangisidir?
B) İşleyen demir ışıldar.
C) Evdeki hesap çarşıya uymaz.
D) Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır.
E) Son pişmanlık fayda etmez.
Aşağıdaki atasözlerinden hangisi “kişinin küçük gördüğü birikimlerin zamanla önemli bir sonuca ulaşması” düşüncesini anlatır?
B) Ateş olmayan yerden duman çıkmaz.
C) Akacak kan damarda durmaz.
D) Keskin sirke küpüne zarar.
E) Minareyi çalan kılıfını hazırlar.
Deyim ve Atasözü Arasındaki Fark
Deyim ile atasözünün ikisi de kalıplaşmıştır; asıl fark, cümlede üstlendikleri işlevdedir. Deyim bir durumu veya davranışı etkili biçimde anlatır. Atasözü ise deneyimden çıkarılmış genel bir yargı ya da öğüt sunar.
| Ölçüt | Deyim | Atasözü |
|---|---|---|
| Temel görev | Durumu veya davranışı betimlemek | Genel yargı ve öğüt bildirmek |
| Yapı | Söz öbeği veya cümle olabilir | Tam cümledir |
| Çekim | Kişi ve zamana göre çekimlenebilir | Kalıp yargı olarak kullanılır |
| Örnek | etekleri zil çalmak | Ne ekersen onu biçersin. |
Aşağıdakilerden hangisi deyim değil, atasözüdür?
B) Armut dibine düşer.
C) İnce eleyip sık dokumak
D) Elini taşın altına koymak
E) Pabucu dama atılmak
Kalıp Sözler ve Özdeyişler
Belirli iletişim durumlarında alışılmış biçimde kullanılan sözlere kalıp söz denir. Selamlaşma, teşekkür, özür, kutlama, iyi dilek ve başsağlığı bildiren “Geçmiş olsun.”, “Eline sağlık.”, “Başınız sağ olsun.”, “Güle güle kullanın.” gibi ifadeler bu gruptadır. Kalıp sözler mecazlı olmak zorunda değildir; toplumsal bir durumda beklenen iletişim görevini yerine getirir.
Söyleyeni belli olan, bir düşünceyi kısa ve etkili biçimde anlatan sözlere ise özdeyiş denir. Özdeyiş, genel yargı taşıması bakımından atasözüne benzeyebilir; ancak atasözü halka mal olmuştur, özdeyişin sahibi bellidir.
Aşağıdaki açıklamalardan hangisi ayraç içinde verilen sözle uyuşmamaktadır?
B) Yakınını kaybeden kişiye destek bildirme — “Başınız sağ olsun.”
C) Bir emeği takdir etme — “Eline sağlık.”
D) Hastalıktan çıkan kişiyi kutlama — “Hoş geldiniz.”
E) Yapılan iyiliğe karşılık verme — “Teşekkür ederim.”
Kalıplaşmamış Söz Öbeklerinde Anlam
Her söz öbeği sözlükte karşılığı bulunan bir deyim değildir. Yazarlar düşüncelerini özgün biçimde anlatmak için sözcükleri o metne özgü ilişkilerle bir araya getirebilir. “Kentin hafızasını taşıyan sokaklar”, “düşüncenin kıyısında dolaşmak”, “gündelik hayatın kabuğunu kırmak” gibi ifadelerin anlamı, ancak çevresindeki cümlelerle birlikte belirlenebilir.
Bu tür sorularda güvenilir yöntem, söz öbeğini cümledeki neden–sonuç, amaç, karşılaştırma ve değerlendirme ilişkileriyle birlikte okumaktır. Doğru seçenek öbeğin yalnız bir sözcüğünü değil, bütün anlam yükünü karşılamalıdır. Örneğin “metnin nabzını düşürmek” sözü, yalnız “yavaşlamak” değil anlatımın hareketini ve canlılığını azaltmak demektir.
Söz öbeğini açıklayan seçenek, metindeki anlamın kapsamını daraltmamalı veya genişletmemelidir. “Geçmişi bugünün gözüyle yeniden okumak” sözü yalnız geçmişi hatırlamak değil, geçmişi güncel bir bakış açısıyla yeniden değerlendirmek anlamına gelir.
“Bu öyküler, gündelik hayatın gürültüsü içinde fark etmeden yanından geçtiğimiz küçük ayrıntıların sesini yükseltiyor.” cümlesindeki “küçük ayrıntıların sesini yükseltmek” sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
B) Olayların gerçekliğini değiştirmek
C) Anlatımı yüksek sesli konuşmalara dayandırmak
D) Günlük hayatı bütün yönleriyle eleştirmek
E) Okurun dikkatini ana olaydan uzaklaştırmak
Söz Öbeklerinde Anlam Sorularının İncelikleri
TYT’de söz öbeği soruları çoğu zaman birbirine yakın seçenekler üzerinden ayırt etme yaptırır. Bu nedenle öbeğin yalnız temel düşüncesi değil, taşıdığı yön ve ton da korunmalıdır.
Kapsam
“Sanatçının bütün eserlerini aynı terazide tartmak” sözü, eserleri yalnız okumak değil aynı ölçütlerle değerlendirmek anlamına gelir. Seçenekte “bazı eserlerini karşılaştırmak” denirse kapsam daralmış olur.
Duygu ve Tutum
“Bir düşünceye kapı aralamak” olumlu veya tarafsız biçimde o düşünceye imkân tanımaktır; “boyun eğmek” ise istemeden kabul etme çağrışımı taşır. Yakın görünen iki ifade, tutum bakımından birbirinden ayrılabilir.
Derece ve Süreç
“Yavaş yavaş silinmek” ile “bir anda yok olmak” aynı sonucu çağrıştırsa da gerçekleşme biçimleri farklıdır. İkileme, zarf veya fiilin taşıdığı aşamalılık anlamı doğru seçenekte korunmalıdır.
Bütün Anlamı Yeniden İfade Etme
Bir cümlede birden fazla söz öbeği karşıtlık veya neden–sonuç ilişkisiyle birbirini tamamlayabilir. Bu durumda yalnız altı çizili bölümü değil, cümlenin yönünü belirleyen “ancak, yerine, buna karşın” gibi ifadeleri de hesaba katmak gerekir.
“Araştırmacı, yıllardır tartışılan bu konuya son noktayı koymak yerine yeni soruların kapısını aralıyor.” cümlesine göre araştırmacının yaptığı aşağıdakilerden hangisidir?
B) Önceki görüşlerin tamamını geçersiz saymak
C) Konunun yeni yönlerden sorgulanmasına imkân vermek
D) Soruların yanıtlanamayacağını ileri sürmek
E) Araştırma alanını daraltarak belirsizliği azaltmak
Söz Öbeğinin Anlamını Bulurken
Önce öbeğin türünü adlandırmak değil, cümlede üstlendiği anlamı yakalamak gerekir. Kalıplaşmış bir yapı görülürse deyim, atasözü, ikileme veya kalıp söz ayrımı yapılır; özgün bir ifade görülürse metnin bütünü üzerinden yeniden ifade edilir. Doğru yorum, söz öbeğinin kapsamını, duygu tonunu ve gerçekleşme biçimini birlikte korur. Böylece ezberlenmemiş bir söz öbeğiyle karşılaşıldığında da söz öbeklerinde anlam bağlamdan hareketle güvenilir biçimde çözülebilir.

