CÜMLEDE ANLAM

0
1161

KPSS cümlede anlam konu anlatımı kapsamında bir cümlenin gerçek ile biçimsel anlamı, kesinlik derecesi, konuşanın duygu ve tutumu, nesnellik, değerlendirme, içerik–üslup–biçim ayrımı, örtülü anlam, cümle tamamlama ve vurgu işlenecektir.
KPSS Türkçe konularının tamamına KPSS konu anlatımı arşivinden ulaşabilirsiniz.

Yargının Biçimi ve Gerçek Anlamı

Biçimce ve Anlamca Olumlu–Olumsuz Cümleler

Yüklemi olumlu çekimlenmiş cümle biçimce olumlu, “-ma/-me”, “değil” veya “yok” ile kurulmuş cümle biçimce olumsuzdur. Ancak anlamca olumlu–olumsuz sınıflandırmada cümlenin bildirdiği eylemin gerçekleşip gerçekleşmediği esas alınır. “Bu öneriyi kimse yadırgamadı.” biçimce ve anlamca olumsuzdur; cümle yadırgama eyleminin gerçekleşmediğini bildirir. “Kimse” sözcüğü bu olumsuzluğu ortadan kaldırmaz. Bu yargı, önerinin benimsendiğini göstermez; kişi öneriyi doğal bulup yine kabul etmeyebilir. “Ne aradı ne sordu.” ise olumsuzluk eki taşımadığı hâlde anlamca olumsuzdur.

Olumlu biçim + olumlu anlamToplantıya katıldı.
Olumsuz biçim + olumsuz anlamToplantıya katılmadı.
Olumlu biçim + olumsuz anlamNe aradı ne sordu.
Olumsuz biçim + olumlu anlamBu işi bilmez değil.
Örnek - 1
Aşağıdaki cümlelerden hangisi biçimce olumsuz, anlamca olumludur?

A) Bu kadar emeği görmezden gelecek değilim.
B) Ne hazırlanan raporu okudu ne toplantıya katıldı.
C) Şehrin eski dokusundan geriye pek bir şey kalmamış.
D) Onun sözleri kimseyi şaşırtmadı.
E) Bu koşullarda sonuca ulaşmak kolay mı?
A seçeneğinde “değilim” biçimsel olumsuzluk kurar; fakat konuşan emeği görmezden gelmeyeceğini, yani dikkate alacağını bildirir. D’de şaşırmama gerçek bir olumsuz yargıdır.

Cevap: A

Gerçek Soru ve Sözde Soru

Yanıt alma amacı taşıyan soru gerçek sorudur. Yanıt beklemeyip onaylatma, reddetme, şaşma, sitem etme veya güçlü bir yargıyı vurgulama amacı taşıyan yapı ise sözde sorudur. “Bu kitabı kim çevirdi?” gerçek sorudur; “Bunca emeği nasıl yok sayarsın?” sözü ise “Yok saymamalısın.” yargısını güçlendirir.

Örnek - 2
Aşağıdakilerin hangisinde soru, yanıt alma amacıyla sorulmuştur?

A) Bu kadar açık bir uyarıyı kim yanlış anlayabilir?
B) Yıllarca beklediğin fırsatı şimdi bırakmak olur mu?
C) Toplantının ikinci oturumu hangi salonda yapılacak?
D) İnsan sevdiği şehri hiç unutur mu?
E) Böyle bir kararın sonuç vermeyeceğini söylemedim mi?
C’de toplantının yapılacağı salon öğrenilmek istenmektedir. Diğer sorular sırasıyla kesinlik, uygun bulmama, genelleme ve hatırlatma/sitem anlamı taşır.

Cevap: C

Kesinlik ve Olasılık Dereceleri

Varsayım

Henüz gerçekleşmemiş ya da gerçekliği bilinmeyen bir durumu, düşünmeyi kolaylaştırmak için bir süreliğine gerçekleşmiş kabul etmeye varsayım denir. “Tut ki, diyelim ki, farz edelim, kabul edelim” sözleri sık görülür. Varsayım geleceğe ilişkin bir olasılık hesabı değil, akıl yürütmenin geçici başlangıç noktasıdır.

Örnek - 3
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde varsayım söz konusudur?

A) Bu bulgularla araştırmanın yakında tamamlanacağını sanıyorum.
B) Diyelim ki bütün tanıklar aynı ayrıntıyı yanlış hatırladı; o zaman belgeyi nasıl açıklayacağız?
C) Yeni düzenlemenin maliyeti bir ölçüde azaltması bekleniyor.
D) Bu hızla gidersek dosyaları akşama kadar bitirebiliriz.
E) Onun toplantıya geç kalacağı belliydi.
B’de tanıkların yanılması gerçek kabul edilerek bu geçici kabul üzerinden yeni bir soru kurulmuştur. Diğerlerinde tahmin, beklenti, olasılık ve geçmişe dönük kesinlik vardır.

Cevap: B

Olasılık, Tahmin ve Öngörü

Olasılık, bir durumun gerçekleşip gerçekleşmeyeceğinin kesin olmadığını bildirir: “Akşam yağmur yağabilir.” Tahmin, belirti veya verilerden hareketle geleceğe ya da bilinmeyene ilişkin yargıya varmaktır: “Bulutların yoğunluğuna bakılırsa yağmur başlayacak.” Öngörü ise gelişmeleri önceden değerlendirerek daha kapsamlı bir sonuç kestirmedir. KPSS’de belirleyici fark, tahminde bir dayanak sezilmesi; olasılıkta yalnız mümkün oluşun bildirilmesidir.

VarsayımBir durumu geçici olarak gerçekleşmiş kabul eder.
“Diyelim ki bütün tanıklar yanıldı; belgeyi nasıl açıklarız?”
OlasılıkDurumun gerçekleşip gerçekleşmeyeceği kesin değildir.
“Akşam yağmur yağabilir.”
TahminBelirti veya veriye dayanarak geleceğe ya da bilinmeyene ilişkin yargı kurar.
“Bulutların yoğunluğuna bakılırsa yağmur başlayacak.”
KesinlikYargıyı kuşku bırakmadan bildirir.
“Kuşkusuz, bu karar bugün açıklanacak.”
Örnek - 4
Aşağıdakilerin hangisinde yargı, bir belirtiye dayalı tahmin niteliğindedir?

A) Bu sokakta eski bir kitapçı bulunabilir.
B) Belki kurul, başvuruları yeniden değerlendirecek.
C) Salonun ışıkları hâlâ yandığına göre toplantı bitmemiş olmalı.
D) Tut ki beklediğimiz destek gelmedi.
E) Bu belge, kararın geçen hafta alındığını kesinlikle gösteriyor.
C’de yanan ışıklar dayanak, toplantının bitmediği yargısı ise bu belirtiden çıkarılan tahmindir. A ve B yalnız olasılık bildirir.

Cevap: C

Kesinlik

Bir yargının kuşkuya yer bırakmadan bildirildiği cümleler kesinlik taşır. “Elbette, mutlaka, kuşkusuz, kesinlikle” sözcükleri açık işaretlerdir; fakat kesinlik bu sözcükler olmadan da kurulabilir: “Bu imza ona ait.” Kesinlikle kullanılan her cümle nesnel değildir; “Kuşkusuz çağımızın en büyük romancısıdır.” kesin ama öznel bir yargıdır.

Örnek - 5
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde kesinlik anlamı yoktur?

A) Bu kararın sonuçları en geç gelecek ay görülecek.
B) Onun bu ayrıntıyı gözden kaçırmış olması düşünülemez.
C) Dosyanın bir kopyası arşivde mutlaka vardır.
D) Yeni baskı, önceki baskıdan daha çok ilgi görebilir.
E) Bütün kayıtlar aynı tarihi gösterdiğine göre olay o gün gerçekleşmiştir.
D’de “görebilir” sözü iki ihtimale de kapı açar. Diğer seçeneklerde açık ya da bağlamsal kesinlik vardır.

Cevap: D

Tasarı, Beklenti ve Gerçekleşmemiş Beklenti

Gelecekte yapılması düşünülen iş tasarıdır: “Yazın arşivi düzenlemeyi planlıyorum.” Bir olayın belli biçimde sonuçlanacağına ilişkin inanç beklentidir. “Yeni düzenlemenin başvuruları hızlandıracağını umuyorduk.” cümlesi yalnız beklentiyi; “Yeni düzenleme başvuruları hızlandırır sanmıştık.” cümlesi ise bağlama göre gerçekleşmemiş beklentiyi anlatır. “-acaktı/-ecekti, sanmıştım, ummuştum” yapıları çoğu kez sonuçla beklenti arasındaki karşıtlığı sezdirir.

Örnek - 6
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde gerçekleşmemiş beklenti vardır?

A) Önümüzdeki ay yeni bir okuma grubu kurmayı düşünüyoruz.
B) Raporun kısa sürede yayımlanacağını umuyorum.
C) Bu sessizlikten sonra onun konuşacağını sanmıştım.
D) Kurum, gelecek yıl iki yeni merkez açacak.
E) Çalışmanın sonuçları beklenenden daha ayrıntılıydı.
C’de geçmişteki “konuşacak” beklentisi “sanmıştım” sözüyle sonuçsuz kalmış olarak sunulmuştur. E yalnız karşılaştırma yapar; beklenenin gerçekleşmediğini zorunlu kılmaz.

Cevap: C

Duygu ve Tutum Bildiren Cümleler

Öneri ve Uyarı

Bir sorunu çözmek veya daha iyi bir sonuca ulaşmak için sunulan yol öneridir. “Bu metni yayımlamadan önce bir kez daha okuyun.” öneri; olası bir zarara karşı dikkatli olmaya çağıran “Kaynak göstermeden bu bilgiyi kullanmayın.” ise uyarıdır. Emir kipindeki her cümle öneri değildir; amacı ve bağlamı belirlemek gerekir.

Örnek - 7
Aşağıdakilerin hangisinde öneri söz konusudur?

A) Bu sorunu daha hızlı çözmek istiyorsanız önce verileri yıllara göre ayırın.
B) Çalışma sırasında koruyucu gözlüğünüzü çıkarmayın.
C) Toplantı tutanağı bugün saat beşe kadar teslim edilecek.
D) Keşke bulguları yayımlamadan önce bize de danışsaydı.
E) Bu yöntemle güvenilir bir sonuca varılamaz.
A’da sorunun çözümü için uygulanabilir bir yol gösterilmektedir. B olası zarara karşı uyarı, D hayıflanma, E eleştiridir.

Cevap: A

Ön Yargı

Bir kişi, eser veya olay hakkında yeterli bilgi edinmeden, sonucu önceden çoğunlukla olumsuz biçimde kesinleştirmeye ön yargı denir. “Bu yazarın yeni romanı da anlaşılmaz olacaktır.” cümlesinde eser okunmadan hüküm verilmiştir. Tahmin veriye dayanabilir ve yanılma payını kabul eder; ön yargıda ise incelemeden verilmiş peşin hüküm öne çıkar.

Örnek - 8
Aşağıdaki cümlelerin hangisi ön yargı bildirmektedir?

A) İlk veriler, projenin gecikebileceğini düşündürüyor.
B) Bu yönetmenin filmini görmedim ama yine eski yapıtlarının taklidi olduğuna eminim.
C) Romanın ilk bölümü, sonraki bölümlerden daha hareketli.
D) Serginin hafta sonunda daha çok ziyaretçi çekmesi bekleniyor.
E) Onun bu konuda neden sustuğunu anlayamadım.
B’de eser görülmeden önce geçmiş yapıtlar üzerinden kesin hüküm verilmiştir. A ve D, veri veya beklentiye dayanan kesin olmayan kestirimlerdir.

Cevap: B

Sitem ve Yakınma

Sitem, bir kimsenin davranışından duyulan kırgınlığın doğrudan o kişiye söylenmesidir: “İnsan bir kez olsun arayıp sorar.” Yakınma, bir durumdan duyulan rahatsızlığın genellikle üçüncü kişiye veya kendi kendine anlatılmasıdır: “Kimse verdiği sözü zamanında tutmuyor.” Akılda tutulacak soru şudur: Kırgınlık muhatabına mı yöneliyor?

Sitem“Sen”e söylenir; kırgınlık muhatabına yönelir.
YakınmaDurum anlatılır; şikâyet başkasına yönelir.
Örnek - 9
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde sitem vardır?

A) Ne zaman bu kuruma gelsem aynı gecikmeyle karşılaşıyorum.
B) İnsan, yıllarca yanında olan arkadaşını böyle bir günde yalnız bırakır mı?
C) Son günlerde kimse birbirini gerçekten dinlemiyor.
D) Bu sokakta geceleri gürültüden uyunmuyor.
E) Belgelerin sürekli eksik gönderilmesinden bıktık.
B’de kırgınlık, arkadaşını yalnız bırakan kişiye doğrudan yöneltilmiştir. Diğer seçenekler genel bir durumdan yakınmadır.

Cevap: B

Hayıflanma ve Pişmanlık

Geçmişte yapılmayan bir iş veya kaçırılan fırsat için üzülme hayıflanmadır: “Keşke o gün ona yardım etseydim.” Geçmişte yapılan bir davranışın yanlışlığını anlayıp üzülme ise pişmanlıktır: “Ona bu kadar sert konuştuğuma üzülüyorum.” Kısa anahtar: Yapılmayan = hayıflanma; yapılan = pişmanlık.

Örnek - 10
Aşağıdakilerin hangisinde hayıflanma vardır?

A) O raporu aceleyle imzaladığım için kendimi affedemiyorum.
B) Keşke arşiv kapanmadan o mektupların bir kopyasını alsaydık.
C) Sana bu kadar güvendiğime şimdi çok üzülüyorum.
D) Toplantıda düşünmeden söylediğim sözler beni rahatsız ediyor.
E) Onu dinlemeden karar verdiğim için pişmanım.
B’de yapılmayan “kopya alma” eylemi için üzüntü duyulmaktadır. Diğerlerinde gerçekleştirilmiş bir davranıştan pişmanlık vardır.

Cevap: B

Kanıksama ve Yadsıma

Sık tekrarlanan bir duruma alışıp artık tepki göstermemeye kanıksama denir: “Bu kentteki trafik gecikmelerine alıştık.” Var olan bir durumu, sözü veya davranışı kabul etmemeye yadsıma denir: “Ben böyle bir söz söylemedim.” Kanıksama, durumun varlığını kabul eder; yadsıma ise varlığını reddeder.

Örnek - 11
Aşağıdakilerin hangisinde kanıksama anlamı vardır?

A) Bu iddianın bana ait olduğunu kesinlikle kabul etmiyorum.
B) İlk günler rahatsız olduğumuz gürültüyü artık duymuyor gibiyiz.
C) Bu kadar özensiz hazırlanmış bir rapor görmedim.
D) Onun verdiği sözü tuttuğuna kim inanır?
E) Böyle bir kararın alındığından haberim yok.
B’de başlangıçta rahatsız eden gürültüye zamanla alışıldığı anlatılmıştır. A ve E yadsıma, C eleştiri, D sözde sorudur.

Cevap: B

Küçümseme, Azımsama ve Şaşırma

Bir kişiyi veya şeyi değersiz, yetersiz görme küçümsemedir: “O mu bu araştırmayı yönetecek?” Bir niceliği yeterli bulmama azımsamadır: “Bu kadar iş için iki gün de ne ki?” Beklenmeyen bir durum karşısındaki hayret ise şaşırmadır. Küçümsemede nitelik/kişi, azımsamada miktar ön plandadır.

Örnek - 12
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde azımsama vardır?

A) Senin hazırladığın rapor mu kurulu ikna edecek?
B) Böyle bir romandan da ancak bu kadar yüzeysel bir anlatım çıkardı.
C) Onca yıllık çalışma için üç küçük kutu belge de neymiş?
D) Onun toplantıya herkesten önce gelmesine doğrusu şaşırdım.
E) Onun görüşlerini ciddiye alan mı var?
C’de “üç küçük kutu” niceliği yetersiz bulunmuştur. A’da raporu hazırlayan kişinin yeterliği, B ve E’de nitelik/kişi küçümsenmektedir.

Cevap: C

Kanıtlanabilirlik, Saptama ve Değerlendirme

Nesnel ve Öznel Yargı

Doğruluğu kişiden kişiye değişmeyen, ölçülebilen veya belgelendirilebilen yargı nesneldir. Kişisel beğeni, yorum veya değer yargısı taşıyan cümle özneldir. Sayısal veri nesnelliği destekler fakat tek koşul değildir; “Roman 240 sayfadır.” nesnel, “Romanın 240 sayfası da büyüleyicidir.” özneldir. “Bence” kullanılmadan da öznel yargı kurulabilir.

Nesnel yargıBelge, ölçü veya gözlemle sınanabilir.
“Roman 240 sayfadır.”
Öznel yargıBeğeni, yorum veya kişisel değer yargısı taşır.
“Romanın 240 sayfası da büyüleyicidir.”
Örnek - 13
Aşağıdaki cümlelerin hangisi kanıtlanabilirlik bakımından diğerlerinden farklıdır?

A) Kitap, yazarın daha önce dergilerde yayımlanan on iki yazısını içeriyor.
B) Sergide 1950 sonrasına ait kırk üç fotoğraf bulunuyor.
C) Romanın son bölümü, çağdaş anlatının en sarsıcı sayfalarından biridir.
D) Oyun ilk kez 1987’de Ankara’da sahnelenmiştir.
E) Şiirlerin yedisi hece, beşi serbest ölçüyle yazılmıştır.
C’deki “en sarsıcı” değerlendirmesi kişisel beğeniye bağlıdır. Diğer yargılar belge veya sayımla doğrulanabilir.

Cevap: C

Saptama, Çıkarım ve Kesin Çıkarım

Var olan bir durumun olduğu gibi belirlenmesi saptamadır: “Şair son kitabında kısa dizelere yönelmiş.” Bir veya daha çok veriden hareketle açıkça söylenmeyen yeni bir yargıya ulaşma çıkarımdır: “Son kitabında kısa dizeleri seçmesi, anlatımını yoğunlaştırmak istediğini gösteriyor.” Kesin çıkarım sorularında seçenek, cümlenin zorunlu sonucunu vermelidir; yalnız mümkün olması yetmez.

SaptamaGörülen/verilen durumu kaydeder.

›

ÇıkarımVeriden yeni bir yargı üretir.

›

Kesin çıkarımBaşka türlü olamayacak sonucu seçer.
Örnek - 14
“Yazarın ilk üç romanı farklı yayınevlerinden çıkmış, son iki romanıysa aynı yayınevi tarafından basılmıştır.” cümlesinden aşağıdakilerden hangisi kesin olarak çıkarılır?

A) Yazar, son yayınevinin çalışma koşullarından memnundur.
B) Yazarın yayımlanmış en az dört romanı vardır.
C) İlk üç romanın baskı sayıları birbirinden farklıdır.
D) Son iki roman aynı yıl yayımlanmıştır.
E) Yazar artık başka yayıneviyle çalışmayacaktır.
İlk üç romanın yayınevleri birbirinden farklıdır; son iki roman aynı yayınevinden çıkmıştır. Dört roman için yayınevi dizisi P, Q, R, R olabilir: ilk üç roman farklı yayınevlerinden, son iki roman aynı yayınevindendir. Üç roman olsaydı son iki roman ilk üç romanın içinde kalır ve iki koşul çelişirdi. Memnuniyet, baskı sayısı, yayın yılı ve gelecekteki yayınevi tercihi hakkında bilgi verilmemiştir. Dolayısıyla yazarın yayımlanmış roman sayısı en az dörttür.

Cevap: B

Değerlendirme, Eleştiri ve Özeleştiri

Bir kişi, eser veya durumun niteliği hakkında olumlu ya da olumsuz yargıya varmak değerlendirmedir. Olumsuz veya eksik yönü belirtmeye eleştiri, kişinin kendi eksikliğini değerlendirmesine özeleştiri denir. Eleştiri yalnız yermek değildir; edebî bağlamda olumlu ve olumsuz yönleri ölçütlü biçimde inceleyebilir. Ancak soru “olumsuz eleştiri” diyorsa eksiklik aranır.

Örnek - 15
Aşağıdakilerin hangisinde özeleştiri vardır?

A) Yazar, kişilerini canlı kurmasına karşın olay örgüsünü gereksiz ayrıntılarla ağırlaştırmış.
B) Bu projede en büyük hatamız, ilk sonuçları yeterince sorgulamadan yayımlamak oldu.
C) Kurul, başvuruları değerlendirmekte her yıl biraz daha gecikiyor.
D) Yönetmenin yeni filmi, önceki yapıtlarının gerisinde kalmış.
E) Eleştirmenler romanın dilindeki yalınlığı gözden kaçırmış.
B’de konuşan “hatamız” diyerek kendi içinde bulunduğu grubun yanlışını kabul etmektedir. Diğerleri başkalarına yöneltilmiş değerlendirme veya eleştiridir.

Cevap: B

Eser ve Anlatım Üzerine Cümleler

İçerik, Üslup ve Biçim

Bir eserde ne anlatıldığı içerik/konu, nasıl anlatıldığı üslup/biçem, metnin hangi dış düzenle kurulduğu biçimdir. “Romanda göç eden bir ailenin yaşamı anlatılıyor.” içerik; “Yazar kısa ve devrik cümlelerle konuşma havası kuruyor.” üslup; “Roman üç bölümden oluşuyor.” biçimdir.

NE?İçerik: olay, tema, düşünce
NASIL?Üslup: dil, cümle, söyleyiş
KAÇ PARÇA / HANGİ DÜZEN?Biçim: bölüm, nazım birimi, dış yapı
NASIL BİR DEĞER?Değerlendirme: başarılı, özgün, akıcı
Örnek - 16
Aşağıdaki cümlelerin hangisi bir eserin üslubuyla ilgilidir?

A) Romanda, kasabaya yeni atanan bir hekimin yaşadığı çatışmalar ele alınıyor.
B) Kitap, her biri bağımsız okunabilen on dört öyküden oluşuyor.
C) Yazar, gündelik sözcükleri beklenmedik bağdaştırmalarla birleştirerek yoğun bir anlatım kuruyor.
D) Oyunun merkezinde kuşaklar arasındaki değer çatışması bulunuyor.
E) Eserin ilk baskısına son bölüm dâhil edilmemiştir.
C, yazarın sözcük seçimini ve söyleyiş biçimini açıklar. A ve D içerik, B ve E dış yapı/yayın bilgisiyle ilgilidir.

Cevap: C

Tanımlama

Bir kavramın ne olduğunu, onu benzerlerinden ayıran temel özelliklerle açıklayan cümle tanım cümlesidir. “Deneme, yazarın bir konudaki kişisel düşüncelerini kesin sonuca bağlama zorunluluğu duymadan anlattığı yazı türüdür.” tanımdır. “Deneme, edebiyatımızın en sıcak türüdür.” ise öznel değerlendirmedir. Tanım yalnız “-dır” ekiyle kurulmaz; “Nedir?” sorusuna kavramsal karşılık vermesi gerekir.

Örnek - 17
Aşağıdaki cümlelerin hangisi tanım cümlesidir?

A) Biyografi, bir kişinin yaşamını belgelere dayanarak anlatan yazı türüdür.
B) Biyografi yazarları son yıllarda kurmacanın olanaklarından daha çok yararlanıyor.
C) Başarılı bir biyografi, kişisini bütün canlılığıyla okura tanıtır.
D) Bu biyografide sanatçının çocukluk yılları ayrıntılıdır.
E) Biyografi okumak, geçmişle bağ kurmanın en etkili yoludur.
A, biyografinin ne olduğunu ve ayırıcı özelliğini belirtir. C ve E kişisel değerlendirme; B ile D saptamadır.

Cevap: A

Karşılaştırma, Eşitlik ve Benzetme

İki varlık ya da kavramın ortak veya farklı yönlerini birlikte değerlendirmek karşılaştırmadır. “Bu roman önceki yapıtından daha yalın.” üstünlük; “İki öykü de aynı ölçüde etkileyici.” eşitlik bildirir. Benzetmede bir varlığın niteliği başka bir varlığın özelliğiyle somutlaştırılır: “Sözcükleri bir kuyumcu titizliğiyle seçiyor.” Benzetme karşılaştırma içerebilir ancak her karşılaştırma benzetme değildir.

Örnek - 18
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde karşılaştırma yapılmamıştır?

A) Bu öykülerin dili, yazarın ilk kitabındakinden daha duru.
B) Şairin iki kitabında da kent, başlıca izleklerden biridir.
C) Roman, okuru ağır ağır içine çeken sessiz bir nehir gibidir.
D) Oyunun ikinci perdesi ilkine göre daha hareketlidir.
E) Yazar, çocukluk anılarını kronolojik bir sırayla anlatmış.
E yalnız anlatım düzenini saptar. A, B ve D iki eser/bölüm arasında; C ise roman ile nehir arasında benzetmeye dayalı karşılaştırma kurar.

Cevap: E

Özgünlük, Yoğunluk ve Akıcılık

Başka sanatçıları yinelemeyen, kendine özgü anlatım özgün; az sözle çok anlam taşıyan anlatım yoğun; okumayı kesintiye uğratmayan, rahat ilerleyen anlatım akıcıdır. “Yalınlık” süssüz ve kolay anlaşılır olmayı, “duruluk” gereksiz sözcük bulunmamasını anlatır. Bunlar birer üslup niteliğidir; birbirlerinin eş anlamlısı değildir.

Dikkat
“Kısa cümle” tek başına duruluk kanıtı değildir; kısa bir cümlede de gereksiz sözcük bulunabilir. “Sade sözcük” tek başına akıcılık kanıtı değildir; akıcılık metnin takılmadan okunmasıyla ilgilidir.

İma, Örtülü Anlam ve Cümlenin Mesajı

İmalı (Kinayeli) Anlatım

Bir sözün görünürdeki anlamının arkasından başka, çoğu kez ters ve eleştirel bir anlam sezdirilmesine imalı/kinayeli anlatım denir. “Arkadaşımız yine tam vaktinde geldi!” sözü, geç kalan biri için söylendiğinde övgü değil eleştiridir. Doğru yorum için cümlenin tek başına sözlük anlamı değil, söylendiği durum okunur.

Örnek - 19
Bir editör, kaynak göstermeden uzun bir alıntı yapan yazara “Bilimsel titizliğin gerçekten göz kamaştırıyor.” demiştir. Bu sözle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A) Yazarın kaynak seçiminde başarılı olduğu
B) Alıntının metne düşünsel derinlik kattığı
C) Yazarın bilimsel kurallara yeterince uymadığı
D) Editörün yazarı daha çok alıntı yapmaya özendirdiği
E) Kaynakların güncel olmadığı
Övgü görünümündeki söz, kaynak göstermeme bağlamında tersini anlatır: Yazar bilimsel titizlik göstermemiştir. E’deki güncellik bilgisi cümleden çıkmaz.

Cevap: C

Örtülü Anlam

Cümlede açıkça söylenmeyen fakat kullanılan ek, bağlaç veya sözcük nedeniyle zorunlu olarak anlaşılan yargıya örtülü anlam denir. “O da sınavı kazandı.” cümlesi başkasının da kazandığını; “Artık sabahları yürümüyor.” daha önce yürüdüğünü; “Bu yıl da ödül alamadı.” önceki yıl veya yıllarda da alamadığını sezdirir. Örtülü anlam, hayal edilebilen her bilgi değil, dilsel işaretten zorunlu çıkan bilgidir.

Örnek - 20
“Müdür, bu yıl da toplantıya yardımcısını gönderdi.” cümlesinden aşağıdakilerden hangisi kesin olarak çıkarılır?

A) Müdür hiçbir toplantıya katılmamaktadır.
B) Yardımcı, geçen yılki toplantıda konuşma yapmıştır.
C) Önceki bir yılda da toplantıya müdürün yardımcısı gitmiştir.
D) Müdür ile yardımcısı arasında görüş ayrılığı vardır.
E) Toplantı her yıl aynı yerde yapılmaktadır.
“Bu yıl da” ifadesi, aynı gönderme davranışının daha önce en az bir kez gerçekleştiğini zorunlu kılar. Konuşma, yer ve görüş ayrılığı hakkında bilgi yoktur.

Cevap: C

Cümlenin Ana Mesajı

Özdeyiş veya yoğun anlamlı cümle sorularında amaç, sözcükleri tek tek açıklamak değil, bütün yargının savunduğu temel düşünceyi bulmaktır. “İyi bir kitap, okurun bildiklerini çoğaltmaktan önce sorularını değiştirir.” cümlesinin mesajı, nitelikli eserin yalnız bilgi vermediği; düşünme biçimini dönüştürdüğüdür. Doğru seçenek cümleden daha dar veya daha geniş olmamalıdır.

Dikkat
Mesaj sorularında doğru seçenek, cümledeki yargılar arasındaki ilişkiyi yansıtır. “Yalnız… değil”, “önce… sonra”, “ancak” ve “oysa” gibi bağlayıcılar mesajın yönünü belirler.

Aşamalı Durum

Bir Durumun Derece Derece Değişmesi

Bir niteliğin zaman içinde artarak veya azalarak değişmesini bildiren cümlelerde aşamalı durum vardır. “Giderek, gittikçe, gün geçtikçe, her geçen gün, yavaş yavaş” sözleri sık kullanılır. “Hava soğudu.” yalnız değişme; “Hava gittikçe soğuyor.” derece derece değişmedir. “Yavaş yürüdü.” ise eylemin yapılış biçimini bildirir, tek başına aşamalılık oluşturmaz.

Örnek - 21
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde aşamalı bir durum söz konusudur?

A) Toplantının sonunda herkes sessizce salondan ayrıldı.
B) Eski yapılar onarıldıkça mahallenin görünümü belirgin biçimde değişiyor.
C) Yağmur birden şiddetlendi ve kısa sürede dindi.
D) Dosyaları dikkatle inceleyip eksikleri belirledi.
E) Kentin nüfusu geçen yıl yüz bin kişi arttı.
B’de onarım sürdükçe görünümün de derece derece değiştiği anlatılır. C’de ani değişim, E’de yalnız sonuç miktarı vardır.

Cevap: B

Cümle Kurma, Tamamlama ve Vurgu

Cümle Tamamlama

Boşluk tamamlama sorusunda yalnız dil bilgisi değil, cümlenin anlam yönü aranır. “Ancak, oysa, çünkü, bu nedenle, üstelik” gibi bağlayıcılar iki parça arasındaki karşıtlık, neden, sonuç veya ekleme ilişkisini gösterir. Zamirlerin gönderimi, zaman uyumu ve olumlu–olumsuz yön de seçenekleri eler. En iyi seçenek hem önceki hem sonraki bölüme bağlanır.

Örnek - 22
“Eleştirmen, sanatçının ilk dönem yapıtlarındaki anlatım dağınıklığını ayrıntılı biçimde gösteriyor; —-, sonraki yapıtlarda bu sorunun nasıl aşıldığını belirtmediği için değerlendirmesi tek yönlü kalıyor.” cümlesinde boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

A) nitekim
B) dolayısıyla
C) üstelik
D) ancak
E) örneğin
İlk bölüm eleştirmenin yaptığı işi, ikinci bölüm eksik bıraktığı yönü bildirir. Bu iki yargı arasında karşıtlık bulunduğundan “ancak” uygundur.

Cevap: D

Cümle Oluşturma ve Sıralama

Numaralanmış sözlerden anlamlı cümle kurulurken önce çekimli yüklem, sonra yüklemin istediği özne ve tümleçler belirlenir. Tamlamalar, sıfat–isim birlikleri ve edat grupları parçalanmaz. Bağlaçlar kendilerinden önceki ve sonraki yargının yönünü; zamirler daha önce anılması gereken varlığı gösterir. Yalnız kulağa hoş gelen değil, mantıksal ve dil bilgisel bağı eksiksiz sıra doğrudur.

Örnek - 23
I. yalnız geçmişin bir kaydı değildir
II. aynı zamanda okura
III. olayları sıralayan iyi kurulmuş bir tarih anlatısı
IV. güçlü bir bakış açısı sunar
V. bugünü değerlendirebileceği

Numaralanmış sözlerle anlamlı ve kurallı bir cümle oluşturulduğunda doğru sıralama aşağıdakilerden hangisi olur?

A) III – V – I – II – IV
B) III – I – II – V – IV
C) V – III – I – II – IV
D) III – II – V – I – IV
E) I – III – II – V – IV
“Yalnız … değildir / aynı zamanda …” kalıbı iki yüklem değerini bağlar. “Bugünü değerlendirebileceği” sıfat-fiil grubu “güçlü bir bakış açısı”nı niteler. Doğru cümle: “Olayları sıralayan iyi kurulmuş bir tarih anlatısı yalnız geçmişin bir kaydı değildir, aynı zamanda okura bugünü değerlendirebileceği güçlü bir bakış açısı sunar.”

Cevap: B

Cümlede Vurgu

Kurallı fiil cümlesinde vurgu genellikle yüklemden hemen önceki öge üzerindedir: “Bu kitabı dün kütüphaneden aldım.” İsim cümlesinde yüklem, koşul cümlesinde koşul bölümü vurguludur. Soru sözcüğü kullanılan cümlede vurgu soru sözcüğündedir; “mi” soru edatı kullanılmışsa kendinden hemen önceki ögeyi vurgular: “Kitabı Ali mi getirdi?”

Fiil cümlesiYüklemden hemen önceki öge
İsim cümlesiYüklemin kendisi
Soru sözcüğüKim, ne, nerede, nasıl…
“mi” edatıHemen önceki öge
Örnek - 24
“Araştırmacı dün bu sonuca arşivdeki yeni belgelerle ulaştı.” cümlesinde diğer ögeler değiştirilmeden yalnız zaman ögesi vurgulanmak istenirse aşağıdakilerden hangisi kullanılmalıdır?

A) Araştırmacı bu sonuca arşivdeki yeni belgelerle dün ulaştı.
B) Dün araştırmacı bu sonuca arşivdeki yeni belgelerle ulaştı.
C) Araştırmacı dün arşivdeki yeni belgelerle bu sonuca ulaştı.
D) Arşivdeki yeni belgelerle araştırmacı dün bu sonuca ulaştı.
E) Bu sonuca dün araştırmacı arşivdeki yeni belgelerle ulaştı.
Kurallı fiil cümlesinde vurgulanacak öge yüklemden hemen önce getirilir. A’da “dün” zaman zarfı “ulaştı” yükleminin hemen önündedir.

Cevap: A

Dikkat
Neden–sonuç, amaç–sonuç, koşul; eş, yakın ve karşıt anlamlı cümleler ile doğrudan–dolaylı anlatım, konu sınırlarının karışmaması için bir sonraki Cümlede Anlam İlişkileri dersinde ayrıntılı olarak işlenmiştir.

Önceki Konu: Söz Öbekleri

Sonraki Konu: Cümlede Anlam İlişkileri

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz