AYT İKİ DÜNYA SAVAŞI ARASINDAKİ DÖNEMDE DÜNYA

0
25
AYT İki Dünya Savaşı Arasındaki Dönemde Dünya konu anlatımı kapağı

AYT İki Dünya Savaşı Arasındaki Dönemde Dünya konu anlatımı kapsamında, 1919–1939 yıllarındaki barış arayışları, siyasal rejimler, 1929 Ekonomik Bunalımı, ideolojiler ve bilim-kültür hayatı neden-sonuç bağlantılarıyla işlenecektir. AYT konu anlatımı arşivinden ulaşabilirsiniz.

I. Dünya Savaşı Sonrasında Yeni Düzen ve Barışı Koruma Çabaları

Paris Barış Düzeninin Temel Çelişkisi

I. Dünya Savaşı; Alman, Rus, Osmanlı ve Avusturya-Macaristan imparatorluklarının dağılmasına, Avrupa haritasında Polonya, Yugoslavya ve Çekoslovakya gibi yeni devletlerin ortaya çıkmasına ve milliyetçiliğin güçlenmesine yol açtı. Barış antlaşmalarında etnik dağılım ile sınırlar tam örtüşmediği için azınlık sorunları doğdu. ABD savaş sonrasında Monroe Doktrini’nin yalnızlık çizgisine dönerken Avrupa düzeninin ağırlığı İngiltere ve Fransa’da kaldı.

Galip devletler hem yeni bir uluslararası düzen kurmak hem de savaş kazançlarını korumak istedi. Paris Barış Konferansı’nda self-determinasyon ve yenilenlerden toprak alınmaması gibi Wilson ilkeleri öne sürülse de uygulamada sömürgeciliğin yerini manda ve himaye, savaş tazminatının yerini tamirat borcu aldı. Böylece barış söylemiyle galiplerin çıkarlarını koruyan antlaşmalar aynı düzen içinde yan yana geldi. Bu çelişki, sisteme karşı revizyonist tepkilerin doğmasına zemin hazırladı.

Örnek - 1
Paris Barış Konferansı’nda self-determinasyon ilkesinin savunulmasına karşın manda yönetimlerinin kurulması, yeni düzenin hangi özelliğini gösterir?

A) İlke ile uygulama arasında galip devletlerin çıkarlarından kaynaklanan bir çelişki bulunduğunu
B) Sömürgeciliğin bütün dünyada kesin olarak sona erdiğini
C) Yenilen devletlerin barış koşullarını tek başına belirlediğini
D) Uluslararası siyasette güç dengesinin önemini yitirdiğini
E) Milletler Cemiyetinin bütün kararları zorla uyguladığını
Self-determinasyon halkların kendi geleceğini belirlemesini öngörürken manda sistemi başka bir devletin yönetimini sürdürmüştür. Bu durum ideal ile galiplerin çıkar siyaseti arasındaki farkı gösterir.

Cevap: A

Milletler Cemiyeti ve Kolektif Güvenlik

Paris’te hazırlanan sözleşmeyle Milletler Cemiyeti 10 Ocak 1920’de Cenevre merkezli olarak kuruldu. Amaç; uyuşmazlıkları iş birliği ve uluslararası hukuk yoluyla çözmek, saldırganlığı ortak tepkiyle caydırmak ve barışı korumaktı. Ancak kurucu fikrin sahibi ABD’nin örgüte katılmaması, Sovyetler Birliği’nin uzun süre dışarıda kalması, büyük devletlerin ağırlığı ve askerî yaptırım mekanizmasının zayıflığı örgütün etkinliğini sınırladı. Japonya’nın Mançurya’ya, İtalya’nın Habeşistan’a saldırısı karşısında caydırıcı sonuç alınamaması bu yapısal açığı görünür kıldı.

Örnek - 2
Milletler Cemiyetinin saldırgan devletlere karşı etkili yaptırım uygulayamaması aşağıdakilerden hangisini en doğrudan zayıflatmıştır?

A) Ulusal egemenlik anlayışını
B) Kolektif güvenlik ilkesinin inandırıcılığını
C) Sanayi üretiminin artmasını
D) Sömürge devletlerinin ekonomik gücünü
E) Bilimsel gelişmelerin uluslararası niteliğini
Kolektif güvenlik, bir saldırının bütün üyelerce ortak tehdit sayılmasına dayanır. Yaptırımsızlık, üyelerin ortak tepki vereceği beklentisini ve dolayısıyla caydırıcılığı aşındırır.

Cevap: B

Paris Barış Konferansı, Milletler Cemiyeti, Locarno ve Briand-Kellogg Paktını kronolojik gösteren şema

Locarno Antlaşması (1925)

Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya, Belçika, Polonya ve Çekoslovakya arasında imzalanan Locarno Antlaşması, Almanya’nın batı sınırları konusunda güvence vermesi ve Fransa-Almanya ilişkilerinin yumuşaması bakımından önemlidir. Almanya yeniden Avrupa diplomasisine kabul edildi ve 1926’da Milletler Cemiyetine üye oldu. Buna karşılık doğu sınırlarının batı sınırları kadar güçlü güvenceye bağlanmaması, Locarno sisteminin sınırlılıklarından biridir.

Örnek - 3
Locarno Antlaşması’nın ardından Almanya’nın Milletler Cemiyetine kabul edilmesi birlikte değerlendirildiğinde aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılır?

A) Versay Antlaşması’nın bütün hükümleri kaldırılmıştır.
B) Almanya Avrupa dışına itilmiştir.
C) Almanya’nın uluslararası sisteme yeniden dâhil edilmesi amaçlanmıştır.
D) Milletler Cemiyeti dağılmıştır.
E) Almanya’nın doğu ve batı sınırları aynı ölçüde güvence altına alınmıştır.
Locarno uzlaşması Almanya’nın tecritten çıkarılmasına, üyelik ise bu devletin çok taraflı diplomasiye dönüşüne işaret eder. Versay bütünüyle kaldırılmamıştır.

Cevap: C

Briand-Kellogg Paktı (1928)

ABD ve Fransa’nın girişimiyle başlayan Briand-Kellogg Paktı, 27 Ağustos 1928’de dokuz devletçe imzalandı; Türkiye ve SSCB dâhil çok sayıda ülke daha sonra katıldı. Taraflar saldırı savaşını ulusal politika aracı olarak kullanmamayı ve uyuşmazlıkları barışçı yollarla çözmeyi kabul etti. Pakt savaşı hukuk dışı ilan eden normatif bir adım olsa da ihlale karşı zorlayıcı bir mekanizma kurmadığı için 1930’lardaki saldırganlığı önleyemedi.

Örnek - 4
Briand-Kellogg Paktı’nın geniş katılıma rağmen saldırganlığı durduramamasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

A) Yalnız Avrupa devletlerine açık olması
B) Savunma savaşlarını da yasaklaması
C) Almanya’yı uluslararası sisteme almaması
D) Norm koymasına rağmen ihlali caydıracak etkin bir yaptırım düzeni kurmaması
E) Milletler Cemiyetinden önce imzalanması
Bir davranışı hukuk dışı saymak tek başına yeterli değildir. İhlal hâlinde zorlayıcı ve güvenilir bir ortak tepki bulunmadığında normun caydırıcılığı sınırlı kalır.

Cevap: D

Örnek - 5
Milletler Cemiyeti, Locarno ve Briand-Kellogg girişimlerinin ortak yönü aşağıdakilerden hangisidir?

A) Sömürge yönetimlerini bağımsızlaştırmaları
B) Yalnız Almanya’nın güvenliğini amaçlamaları
C) Ekonomik bunalımı devlet müdahalesiyle çözmeleri
D) Bütün sınır sorunlarını ortadan kaldırmaları
E) Savaş sonrası düzeni hukuk, uzlaşma ve iş birliğiyle korumaya çalışmaları
Kurumsal yapıları farklı olsa da üç girişimin ortak hedefi uyuşmazlıkların savaş dışı araçlarla yönetilmesi ve Avrupa barışının sürdürülmesidir.

Cevap: E

SSCB ve Uzak Doğu’da Yeni Bir Güç Olarak Japonya

Lenin, NEP ve Stalin Dönüşümü

1917 Bolşevik Devrimi’nden sonra iç savaş ve savaş komünizmi üretimi düşürünce Lenin 1921’de Yeni Ekonomi Politikası’nı (NEP) uyguladı. Devlet ağır sanayi, bankacılık ve dış ticaretin denetimini korurken küçük üretim ve sınırlı özel girişime izin verildi. NEP, sosyalist hedeflerden vazgeçiş değil ekonomiyi toparlamak için geçici bir esneklikti. Stalin döneminde ise NEP terk edildi; beş yıllık planlar, hızlı ağır sanayileşme ve tarımda kolektifleştirme öne çıktı. Siyasal iktidar tek merkezde toplandı, muhalefet ve toplumsal hayat yoğun devlet denetimine alındı.

Örnek - 6
Lenin’in NEP kapsamında küçük özel girişime sınırlı izin verirken stratejik sektörleri devlet denetiminde tutması aşağıdakilerden hangisini gösterir?

A) Ekonomik toparlanma için ideolojik hedeflerden vazgeçmeden araç esnekliği benimsendiğini
B) Kapitalizme koşulsuz geçildiğini
C) Kolektifleştirmenin tamamlandığını
D) Devletin ekonomiden bütünüyle çekildiğini
E) Sovyet sisteminin 1921’de sona erdiğini
NEP karma unsurlar taşısa da siyasal iktidar ve stratejik sektörler devletin elindeydi. Dolayısıyla geçici ve araçsal bir esneklik söz konusudur.

Cevap: A

Örnek - 7
Stalin dönemindeki beş yıllık planlar ve tarımsal kolektifleştirme birlikte değerlendirildiğinde temel amaç aşağıdakilerden hangisidir?

A) Serbest piyasayı genişletmek
B) Üretim kaynaklarını merkezî planlama altında hızla seferber etmek
C) Tarımsal mülkiyeti tamamen bireyselleştirmek
D) Dış ticareti özel şirketlere bırakmak
E) Siyasi çoğulculuğu güçlendirmek
Planlar sanayiyi, kolektifleştirme tarımı merkezî hedeflere bağladı. İki uygulama da devletin kaynak dağıtımındaki belirleyiciliğini artırdı.

Cevap: B

SSCB’nin Milliyetler Politikası ve Basmacı Hareketi

Bolşevikler başlangıçta ulusların kendi kaderini tayin hakkını ilan etti; ancak merkezî Sovyet yönetimi güçlendikçe bağımsızlık hareketleri bastırıldı. Türkistan’da 1917’den 1931’e kadar aralıklarla süren Basmacı Hareketi, bölgeyi Sovyet egemenliğinden kurtarma amacı taşıdı. Enver Paşa 1921’de harekete katıldı ve 1922’de hayatını kaybetti. Bu örnek, devrimci söylemdeki milliyetlerin özgürlüğü ile uygulamadaki merkezîleşme arasındaki gerilimi gösterir.

Örnek - 8
Bolşeviklerin kendi kaderini tayin hakkını ilan etmesine karşın Basmacı Hareketi’ni bastırması aşağıdakilerden hangisine kanıt oluşturur?

A) Türkistan’ın gönüllü olarak bağımsız kaldığına
B) SSCB’nin manda yönetimini benimsediğine
C) Siyasal söylem ile merkezî yönetim uygulaması arasında çelişki bulunduğuna
D) Basmacıların komünist yönetimi kurmak istediğine
E) Enver Paşa’nın Çarlık Rusyası adına savaştığına
İlke kendi geleceğini belirleme hakkını tanırken uygulama ayrılıkçı hareketi zorla önlemiştir. Bu nedenle belirleyici çıkarım söylem-uygulama çelişkisidir.

Cevap: C

Meiji Restorasyonu’ndan Yayılmacı Japonya’ya

İmparator Mutsuhito 1867’den sonra derebeylikleri kaldırarak merkezî devleti güçlendirdi. Meiji Restorasyonu sırasında Prusya-Alman modelinden anayasa ve ordu, İngiliz modelinden donanma örnek alındı; zorunlu eğitim, çağdaş bankacılık, ağır sanayi, demir-çelik ve gemi yapımı geliştirildi. Japonya’nın Batı kurumlarını seçerek uyarlaması, kültürel kimliği tümüyle terk etmekten çok devlet gücünü artırma hedefi taşıdı. Hızlı sanayileşmenin hammadde ve pazar ihtiyacı, askerî çevrelerin siyasetteki ağırlığıyla birleşince Kore ve Mançurya yönünde yayılmacılık güçlendi.

Örnek - 9
Meiji Restorasyonu’nda Avrupa’dan uzman getirilmesi, zorunlu eğitimin yaygınlaştırılması ve ağır sanayinin geliştirilmesi birlikte hangi hedefe yöneliktir?

A) Feodal parçalanmayı korumaya
B) Dış dünyaya kapanmaya
C) Sömürge devletlerin vesayetini kabul etmeye
D) Merkezî, eğitimli ve sanayileşmiş bir güç oluşturmaya
E) Askerî kapasiteyi azaltmaya
Yönetim, insan kaynağı ve üretim kapasitesindeki reformlar aynı devlet modernleşmesi projesinin parçalarıdır. Hedef güçlü ve bağımsız bir merkezî devlettir.

Cevap: D

Örnek - 10
Japonya’nın hızlı sanayileşmesi ile Mançurya’ya yönelmesi arasındaki ilişkiyi en doğru açıklayan yargı hangisidir?

A) Sanayileşme Japonya’nın dış ticaret ihtiyacını ortadan kaldırmıştır.
B) Mançurya yalnız dinî nedenlerle hedeflenmiştir.
C) Japonya askerî gücünü bütünüyle tasfiye etmiştir.
D) Milletler Cemiyeti Japonya’ya Mançurya’yı vermiştir.
E) Hammadde ve pazar arayışı, askerî yayılmacılığın ekonomik zeminlerinden birini oluşturmuştur.
Sanayileşme kaynak ve pazar ihtiyacını büyütmüş, militarist yönetim çevreleri bu ihtiyacı bölgesel işgallerle karşılamaya yönelmiştir.

Cevap: E

Orta Doğu’da Manda Yönetimleri ve Yeni Siyasal Yapılar

San Remo Düzeni ve Manda Sisteminin Niteliği

1920 San Remo Konferansında Osmanlı’dan ayrılan Orta Doğu toprakları manda bölgelerine dönüştürüldü. Fransa Suriye ve Lübnan’da; İngiltere Irak, Filistin ve Ürdün’de etkili oldu. Manda, resmî söylemde toplumları kendi kendini yönetecek düzeye ulaştırma görevi olarak sunuldu; uygulamada ise Milletler Cemiyeti adına yürütülen yeni bir siyasal-ekonomik denetim biçimiydi. Süveyş Kanalı’nın Uzak Doğu yollarındaki önemi ve bölgenin petrol kaynakları, İngiltere açısından Orta Doğu’yu stratejik hâle getirdi.

Örnek - 11
Manda sisteminin “halkları yönetime hazırlama” söylemine rağmen İngiltere ve Fransa’nın petrol ile ulaşım yollarını denetlemesi aşağıdaki yargılardan hangisini destekler?

A) Sömürgeci çıkarların yeni bir hukukî ad ve yöntem altında sürdürüldüğünü
B) Bölgedeki bütün devletlerin aynı anda tam bağımsız olduğunu
C) Milletler Cemiyetinin büyük devletleri bölgeden çıkardığını
D) San Remo’nun self-determinasyonu eksiksiz uyguladığını
E) Orta Doğu’nun stratejik önemini yitirdiğini
Manda kavramı vesayeti geçici ve uluslararası bir görev gibi gösterse de fiilî denetim büyük devletlerin stratejik ve ekonomik çıkarlarına hizmet etmiştir.

Cevap: A

İngiltere’nin Irak, Filistin ve Ürdün Politikası

İngiltere, Mekke Emiri Şerif Hüseyin’in oğlu Faysal’ı Irak kralı yaparak kendi çıkarlarıyla uyumlu bir monarşi kurmaya çalıştı. Irak 1930 antlaşmasıyla bağımsızlık yoluna girdi; fakat İngiliz askerî ve siyasal etkisi sürdü. Ürdün’de Şerif Hüseyin’in diğer oğlu Abdullah’ın yönetimi desteklendi. Filistin İngiliz mandasında kaldı ve çelişen ulusal talepler gelecekteki çatışmaların zeminini büyüttü. Mısır’ın bağımsızlığı 1922’de tanınsa da Süveyş ve savunma konularındaki İngiliz etkisi tam egemenliği sınırladı.

Örnek - 12
İngiltere’nin Irak’ta yerel bir kral görevlendirip askerî ve siyasal nüfuzunu sürdürmesi, manda yönetimlerinin hangi özelliğini gösterir?

A) Yerel hanedanların dış etkiden tamamen bağımsız olduğunu
B) Dolaylı yönetim araçlarıyla stratejik denetimin devam ettirilebildiğini
C) Bölgenin bütün petrol kaynaklarının millîleştirildiğini
D) İngiltere’nin Süveyş yolundan vazgeçtiğini
E) Milletler Cemiyetinin ulusal monarşileri yasakladığını
Yerel yönetici görünümü doğrudan sömürge idaresini yumuşatırken dış güç, antlaşmalar ve danışmanlar üzerinden belirleyici etkisini koruyabilir.

Cevap: B

Fransa’nın Suriye ve Lübnan Politikası

Fransa, Suriye Krallığı’nı sona erdirerek bölgeyi askerî ve idarî denetime aldı; Lübnan’ı ayrı bir siyasal yapı hâlinde genişletti. Millî direnişler ve yönetim maliyeti arttıkça Lübnan’da 1926, Suriye’de 1930 anayasal-bağımsızlık süreçleri başladı; ancak Fransız askerî varlığının tamamen çekilmesi II. Dünya Savaşı sonrasını buldu. Bu nedenle “bağımsızlığın kabulü” ile “fiilî dış denetimin sona ermesi” aynı tarih değildir.

Örnek - 13
Suriye ve Lübnan’da anayasal kurumların oluşmasına rağmen Fransız askerî varlığının sürmesi aşağıdaki kavramlardan hangisinin dikkatle ayrılması gerektiğini gösterir?

A) Sanayileşme ile kentleşmenin
B) Milliyetçilik ile sosyalizmin
C) Hukukî statü değişikliği ile fiilî egemenliğin
D) Monarşi ile cumhuriyetin
E) İthalat ile ihracatın
Bir bağımsızlık belgesi veya anayasa hukukî statüyü değiştirir; yabancı asker ve siyasal müdahalenin sürmesi ise fiilî egemenliğin henüz tamamlanmadığını gösterir.

Cevap: C

Suudi Arabistan’ın Kuruluşu

Necd Emiri Abdülaziz İbn Suud, Şerif Hüseyin’i yenerek Hicaz ve Necd’i yönetimi altında birleştirdi; 1932’de Suudi Arabistan Krallığı kuruldu. Petrol imtiyazlarının Amerikan şirketlerine verilmesi, bölgede yalnız İngiltere ve Fransa’nın değil ABD’nin de ekonomik etkisini artırdı. Böylece yerel hanedan mücadelesi, petrol ve büyük güç rekabeti aynı siyasal dönüşümde birleşti.

Örnek - 14
Suudi Arabistan’ın kurulması ve Amerikan petrol şirketlerinin bölgede imtiyaz kazanması birlikte değerlendirildiğinde aşağıdaki sonuçlardan hangisine ulaşılır?

A) Orta Doğu’nun dünya ekonomisinden koptuğuna
B) İngiltere’nin bütün bölgede tek güç kaldığına
C) Petrolün siyasal önemini yitirdiğine
D) Yeni devletleşme süreçlerinin büyük güçlerin ekonomik rekabetiyle iç içe geçtiğine
E) Manda sisteminin bütün Arap Yarımadası’nı aynı biçimde yönettiğine
Yerel bir krallığın kuruluşu ulusal-siyasal dönüşümü, petrol imtiyazı ise küresel ekonomik rekabeti gösterir. İki süreç birbirinden bağımsız değildir.

Cevap: D

Örnek - 15
San Remo düzeninin Orta Doğu’daki uzun vadeli etkileri için;
I. eski Osmanlı topraklarında yeni sınırlar ve yönetimler oluşmuştur.
II. petrol ve ulaşım yolları büyük güç rekabetini artırmıştır.
III. manda yönetimleri bütün etnik ve ulusal sorunları kalıcı olarak çözmüştür.

yargılarından hangilerine ulaşılabilir?

A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) Yalnız III
D) I ve III
E) I ve II
Yeni sınırlar ve stratejik rekabet belirgindir. Manda düzeni ulusal talepleri çözmek yerine birçok yerde yeni gerilimler ürettiği için III yanlıştır.

Cevap: E

1929 Dünya Ekonomik Bunalımı

Bunalım Öncesi Kırılganlıklar

I. Dünya Savaşı ABD’yi Avrupa’nın alacaklısı hâline getirdi. Avrupa devletleri savaş ve yeniden yapılanma borçlarını, Almanya ise tamirat borçlarını ödemekte zorlandı. ABD’de şirketlerin holdingler altında tekelleşmesi, bankacılık sisteminin denetimsizliği, kolay krediyle hisse senedi alınması ve üretim artışının gerçek talebi aşması ekonomik yapıyı kırılganlaştırdı. “Kükreyen Yirmiler”in iyimserliği borsa değerlerini şirketlerin gerçek kazançlarından kopardı. İngiliz sterlininin aşırı değerlenmesi ve uluslararası ödeme zincirinin ABD kredilerine bağımlılığı da küresel riski artırdı.

Örnek - 16
Avrupa’nın savaş borçlarını ABD kredileriyle çevirmesi ve Almanya’nın tamirat borçlarını dış finansmanla ödemesi aşağıdaki risklerden hangisini büyütmüştür?

A) Bir ülkedeki kredi daralmasının uluslararası ödeme zincirini bozması riskini
B) Dünya ticaretinin ABD’den bağımsızlaşmasını
C) Altın standardının bütün ülkelerde kaldırılmasını
D) SSCB’nin serbest piyasa sistemine geçmesini
E) Tarımsal üretimin bütünüyle durmasını
Borçların yeni ABD kredileriyle çevrilmesi sistemde tek finansman merkezine bağımlılık yarattı. ABD kredisi kesilince yalnız ABD değil Avrupa’nın ödeme dengesi de sarsıldı.

Cevap: A

Kara Perşembe ve Finansal Çöküşün Yayılması

Hisse satışlarının hızlanmasıyla New York Borsası 24 Ekim 1929’da büyük çöküş yaşadı; bu gün Kara Perşembe olarak anıldı. Borsa kaybı, hisse alımlarını krediyle finanse eden yatırımcıları ve alacaklı bankaları aynı anda vurdu. Banka iflasları krediyi daralttı; kredi bulamayan işletmeler üretimi kıstı veya kapandı. İşsizlik yükselince tüketim daha da azaldı. Böylece finans piyasasındaki şok reel ekonomiye domino etkisi ile aktarıldı.

1929 ekonomik bunalımında kredi, borsa, bankalar, üretim, işsizlik ve korumacılık arasındaki neden sonuç zinciri
Örnek - 17
Borsa çöküşünün kısa sürede üretim ve istihdam krizine dönüşmesinde aşağıdaki aktarım zincirlerinden hangisi belirleyicidir?

A) İhracat artışı → ücret artışı → tüketim artışı
B) Banka zararları → kredi daralması → işletme kapanmaları
C) Vergi indirimi → kamu harcaması → tam istihdam
D) Tarım fiyatı artışı → göç azalması → sanayi büyümesi
E) Para arzı artışı → dış borçların silinmesi → refah
Finansal kayıp bankaların kredi verme kapasitesini azalttı. Sermaye ve işletme kredisi bulamayan firmaların üretimi düşürmesi işsizliği büyüttü.

Cevap: B

Küresel Sonuçlar ve Korumacılık Sarmalı

Bunalım milyonlarca kişinin işsiz kalmasına, banka ve fabrika iflaslarına, tarım ürünleri ile hammadde fiyatlarının düşmesine, inşaat ve madenciliğin gerilemesine yol açtı. Devletler iç piyasayı korumak için gümrük duvarlarını yükseltti ve ithalatı sınırladı. Fakat bir ülkenin ithalatı diğerinin ihracatı olduğundan, eş zamanlı korumacılık dünya ticaretini daha da daralttı. Ekonomik güvensizlik liberal demokrasilere duyulan güveni aşındırdı; radikal ve otoriter hareketler işsizlik, yoksulluk ve toplumsal öfkeden yararlandı. Planlı ekonomisi ve dışa görece kapalı yapısı nedeniyle SSCB krizden kapitalist sanayi ülkelerine göre daha az doğrudan etkilendi.

Örnek - 18
1929 Bunalımı sırasında devletlerin eş zamanlı olarak gümrük duvarlarını yükseltmesi neden krizi derinleştirmiştir?

A) Bütün ülkelerde kamu yatırımlarını artırdığı için
B) Bankaların sermayesini otomatik olarak güçlendirdiği için
C) Her ülkenin ihracat pazarını daraltarak dünya ticaretini küçülttüğü için
D) İşsizliği hemen ortadan kaldırdığı için
E) Uluslararası kredileri ucuzlattığı için
İthalatı kesmek yerli üreticiyi kısa süre koruyabilir; ancak bütün devletler aynı politikayı uygulayınca herkesin ihracat talebi azalır ve küresel daralma büyür.

Cevap: C

Örnek - 19
SSCB’nin 1929 Bunalımı’ndan kapitalist sanayi ülkelerine göre daha az doğrudan etkilenmesi aşağıdakilerden hangisiyle en iyi açıklanır?

A) Bütün üretimin özel şirketlere ait olmasıyla
B) Dünya borsalarının merkezini yönetmesiyle
C) Dış borçlarının ABD tarafından silinmesiyle
D) Merkezî planlama ve dünya piyasalarına sınırlı eklemlenmeyle
E) Korumacılığı reddetmesiyle
Kriz dünya kapitalist kredi ve ticaret ağları üzerinden yayıldı. SSCB’nin planlı ve görece kapalı yapısı bu aktarım kanallarına bağımlılığını azaltmıştı.

Cevap: D

New Deal ve Türkiye’nin Tepkileri

ABD Başkanı Franklin D. Roosevelt 1933’ten itibaren New Deal politikalarıyla bankacılığı düzenlemeye, kamu yatırımlarıyla istihdam yaratmaya, sosyal güvenliği genişletmeye ve toplam talebi canlandırmaya çalıştı. Bu yaklaşım klasik “devlet ekonomiye mümkün olduğunca az karışmalıdır” düşüncesinden belirgin bir sapmaydı. Türkiye ise ithalatı sınırladı, gümrükleri yükseltti, yerli malı ve tasarrufu teşvik etti, Millî İktisat ve Tasarruf Cemiyetini destekledi ve karşılıklı mal takasına dayalı kliring sistemini kullandı. Bunalım, Türkiye’de devletçi-korumacı sanayileşme yönelimini güçlendirdi.

Dikkat
New Deal sosyalizm değildir; özel mülkiyet ve piyasa devam ederken devletin düzenleyici, yatırımcı ve sosyal koruyucu rolünün artmasıdır. Kliring ise para transferi yerine karşılıklı mal alım-satımını dengelemeye dayanan dış ticaret yöntemidir.

Örnek - 20
New Deal’da kamu yatırımlarının artırılması, aşağıdaki ekonomik sorunlardan hangisini doğrudan kırmayı amaçlamıştır?

A) Aşırı dış ticaret fazlasını
B) Tarımda kolektifleştirmeyi
C) Altın üretimindeki artışı
D) Sanayinin aşırı iş gücü talebini
E) İşsizlik → gelir kaybı → talep daralması döngüsünü
Kamu yatırımı iş ve gelir yaratır; gelir tüketim talebini, talep de üretimi destekler. Hedef daralan talep ile işsizlik arasındaki kısır döngüyü kırmaktır.

Cevap: E

Görsel Belge Yorumu: Bunalımın Aşamaları

Örnek - 21
Savaş kredileri, banka iflasları, işsizlik ve kamu yatırımı ipuçlarını içeren P R S T ekonomi belgeleri

Görseldeki belgeler kriz sürecindeki işlevlerine göre “yapısal neden → finansal aktarım → toplumsal sonuç → politika tepkisi” biçiminde sıralandığında doğru sıra hangisidir?

A) P – R – S – T
B) R – P – T – S
C) P – S – R – T
D) T – R – P – S
E) S – T – P – R
Savaş kredilerinin geri ödeme sorunu kırılganlığı, banka iflası aktarımı, işsizlik ve ticaret düşüşü sonucu, kamu yatırımı ile talep desteği ise politika tepkisini gösterir.

Cevap: A

Örnek - 22
Savaş kredileri, banka iflasları, işsizlik ve kamu yatırımı ipuçlarını içeren P R S T ekonomi belgeleri

Görselde R belgesindeki iki gelişmenin S belgesindeki sonuçlara dönüşmesinde aşağıdaki ara mekanizmalardan hangisi etkilidir?

A) Ücretlerin ve yatırımın hızla yükselmesi
B) Kredi bulamayan işletmelerin üretimi ve istihdamı azaltması
C) İthalatın dünya çapında artması
D) Devlet harcamalarının kendiliğinden çoğalması
E) Tarım fiyatlarının kalıcı biçimde yükselmesi
Banka iflası ve kredi daralması işletme sermayesini azaltır. Üretimin kısılması işsizliği, gelir kaybı ise ticaret daralmasını büyütür.

Cevap: B

Örnek - 23
Savaş kredileri, banka iflasları, işsizlik ve kamu yatırımı ipuçlarını içeren P R S T ekonomi belgeleri

Görselde T belgesinin temsil ettiği yaklaşım klasik liberal ekonomi anlayışında hangi değişime işaret eder?

A) Özel mülkiyetin tamamen kaldırılmasına
B) Dış ticaretin sona erdirilmesine
C) Devletin ekonomik daralmayı gidermek için etkin müdahale üstlenmesine
D) Bütün bankaların işçilere devredilmesine
E) Tarımsal üretimin zorla kolektifleştirilmesine
Kamu yatırımı ve talep desteği, piyasanın kendiliğinden hızla dengeleneceği beklentisi yerine devletin konjonktürü yönetmesini öngörür.

Cevap: C

İdeolojiler ve Totaliter Rejimlerin Yükselişi

Liberalizm, Kapitalizm, Sosyalizm ve Komünizm

Liberalizm; temel haklar, hukukun üstünlüğü, güçler ayrılığı, temsil, serbest seçim ve bireysel özgürlüğü savunan siyasal-fikrî çerçevedir. Kapitalizm özel mülkiyet, sermaye, rekabet, kâr ve piyasa mekanizmasına dayanan ekonomik sistemdir. Sosyalizm, üretim araçları üzerindeki toplumsal mülkiyet ve eşitsizliğin azaltılması fikrini öne çıkaran geniş ideoloji ailesidir. Komünizm ise Marx ve Engels’in teorisi çerçevesinde sınıfsız ve ortak mülkiyetçi toplum hedefini ileri sürmüş; 1917’den sonra Lenin önderliğinde devlet pratiğine dönüşmüştür.

Akım Odak Ayırt edici kavramlar
Liberalizm Siyasal ve bireysel özgürlük Hukukun üstünlüğü, temsil, seçim
Kapitalizm Ekonomik örgütlenme Özel mülkiyet, rekabet, kâr
Sosyalizm Eşitsizlik ve mülkiyet eleştirisi Toplumsal mülkiyet, sosyal adalet
Komünizm Sınıfsız toplum hedefi Ortak mülkiyet, devrimci dönüşüm
Örnek - 24
Bir anayasanın güçler ayrılığı ve serbest seçimleri güvence altına alması; ekonomik düzende ise özel mülkiyet ve rekabeti koruması sırasıyla hangi iki kavramla daha doğrudan ilişkilidir?

A) Faşizm – Komünizm
B) Nazizm – Sosyalizm
C) Komünizm – Liberalizm
D) Liberalizm – Kapitalizm
E) Kapitalizm – Faşizm
Güçler ayrılığı ve seçim siyasal liberalizmin; özel mülkiyet ve rekabet ise kapitalist ekonomik düzenin ayırt edici unsurlarıdır.

Cevap: D

Örnek - 25
Sosyalizm ile komünizm arasındaki ilişki için aşağıdakilerden hangisi en isabetlidir?

A) İkisi de özel mülkiyeti sınırsız biçimde savunur.
B) Sosyalizm yalnız dış politika, komünizm yalnız sanat akımıdır.
C) Komünizm liberalizmin piyasa kanadıdır.
D) Aralarında tarihsel ve düşünsel bağ yoktur.
E) Sosyalizm geniş bir eşitlik ve toplumsal mülkiyet geleneği, komünizm bunun sınıfsız toplum ve ortak mülkiyet hedefini keskinleştiren koludur.
İki kavram özdeş değildir; komünizm sosyalist düşünce içindeki belirli, devrimci ve sınıfsız toplum hedefli çizgiyi ifade eder.

Cevap: E

İtalya’da Faşizm

İtalya savaşın galipleri arasında bulunmasına rağmen beklediği toprak ve sömürge kazançlarını elde edemediğini düşündü. Ekonomik sıkıntı, işsizlik, grevler ve komünizm korkusu Mussolini’nin Faşist Partisini güçlendirdi. Kara Gömleklilerin Roma Yürüyüşü sonrasında Kral, Mussolini’yi 30 Ekim 1922’de başbakan atadı. Zamanla diğer partiler ve özgür sendikalar tasfiye edildi; 1927 Korporatif İş Yasası ile işçi ve işveren örgütleri devlet denetimindeki korporasyonlara bağlandı. Faşizm bireyi devlete tabi kıldı, lider kültünü ve militarizmi yüceltti; “Mare Nostrum” söylemiyle Akdeniz’de Roma mirasına dayalı yayılmacılık benimsendi.

Örnek - 26
Korporatif İş Yasası’nın bağımsız sendikalar yerine devlet denetimli meslek örgütleri kurması faşist yönetimin hangi amacına hizmet etmiştir?

A) Toplumsal çıkar gruplarını devlet otoritesine bağlama
B) İşçi sınıfına bağımsız siyasi iktidar verme
C) Serbest sendikal rekabeti genişletme
D) Devleti ekonomiden çekme
E) Çok partili sistemi güvence altına alma
Korporatif sistem sınıf çatışmasını devletin çizdiği çerçevede yönetirken bağımsız örgütlenmeyi ortadan kaldırır; böylece toplum devlet merkezinde denetlenir.

Cevap: A

Almanya’da Nazizm

Versay’ın ağır koşulları, Weimar Cumhuriyeti’nin siyasal istikrarsızlığı, hiperenflasyon ve 1929 Bunalımı Nazi Partisinin kitle desteğini artırdı. Adolf Hitler 1933’te başbakan olduktan sonra tek parti diktatörlüğü kurdu. Gestapo ve toplama kampları baskı aracı, eğitim ve propaganda kitleleri biçimlendirme aracı hâline geldi. Nazizm, faşizmin otoriter-militarist özelliklerine ek olarak Alman ırkının üstünlüğü ve antisemitizmi merkezîleştirdi. Dış politikada Versay’ın kaldırılması, bütün Almanların birleştirilmesi ve doğuda Hayat Sahası elde edilmesi hedeflendi.

Dikkat
Faşizm ve Nazizm tek parti, liderlik, militarizm ve devlet denetiminde birleşir. Nazizmi ayıran güçlü vurgu ırk hiyerarşisi, antisemitizm ve bütün Almanları Hayat Sahası içinde birleştirme hedefidir.

Örnek - 27
Versay hoşnutsuzluğu ile 1929 Bunalımı’nın Nazi Partisine desteği artırması aşağıdaki genellemelerden hangisini destekler?

A) Ekonomik krizler her zaman demokrasiyi güçlendirir.
B) Ulusal aşağılanma algısı ile sosyoekonomik güvensizlik, radikal hareketlerin kitle tabanını genişletebilir.
C) Nazizm yalnız bilimsel gelişmelerin sonucudur.
D) Weimar yönetimi Versay’ı hazırlayan galip devlettir.
E) Hitler 1929’dan önce bütün Avrupa’yı yönetmiştir.
Nazi propagandası hem Versay kaynaklı millî öfkeyi hem işsizlik ve yoksulluk korkusunu siyasal desteğe çevirdi. İki kriz türü birbirini besledi.

Cevap: B

Örnek - 28
“Bütün Almanları tek devlet altında toplama” ile “doğuda geniş topraklar elde etme” hedefleri birlikte değerlendirildiğinde Nazizmin dış politikasının temel niteliği hangisidir?

A) Mevcut sınırları koşulsuz koruma
B) Silahsızlanmayı tek taraflı sürdürme
C) Irkçı milliyetçiliğe dayalı revizyonizm ve yayılmacılık
D) Sömürgeleri bağımsızlaştırma
E) Milletler Cemiyetinin yaptırım gücünü artırma
İlk hedef sınırları Alman nüfusu gerekçesiyle değiştirmeyi, ikincisi yeni yaşam alanı kazanmayı amaçlar. Bu çizgi revizyonist ve yayılmacıdır.

Cevap: C

İspanya İç Savaşı ve Militarist Japonya

İspanya’da 1936-1939 arasında Cumhuriyetçiler ile General Franco önderliğindeki Milliyetçiler savaştı. Almanya ve İtalya Milliyetçilere, SSCB Cumhuriyetçilere destek verirken Batılı demokrasiler geniş ölçüde müdahalesiz kaldı. Franco’nun zaferi otoriter yönetimi kurdu; çatışma aynı zamanda Avrupa’daki ideolojik kutuplaşmanın deneme alanı oldu. Japonya’da ise ordu siyaset üzerindeki etkisini artırdı; Mançurya’nın işgali ve Asya’da genişleme, Milletler Cemiyetinin yaptırım zayıflığını açığa çıkardı.

Görsel Belge Yorumu: Rejim Dosyaları

Örnek - 29
Korporatif iş yasası, Gestapo, beş yıllık plan ve Mançurya ipuçlarını içeren K L M N rejim dosyaları

Görseldeki K, L, M ve N dosyalarının ait olduğu devletler sırasıyla hangisidir?

A) Almanya – İtalya – Japonya – SSCB
B) İtalya – Almanya – Japonya – SSCB
C) SSCB – Almanya – İtalya – Japonya
D) İtalya – Japonya – SSCB – Almanya
E) İtalya – Almanya – SSCB – Japonya
Korporatif düzen ve Kara Gömlekliler İtalya; Gestapo ve Hayat Sahası Almanya; plan-kolektifleştirme SSCB; Mançurya ve askerî yayılma Japonya’dır.

Cevap: E

Örnek - 30
Korporatif iş yasası, Gestapo, beş yıllık plan ve Mançurya ipuçlarını içeren K L M N rejim dosyaları

Görselde K ve M dosyalarındaki uygulamalar karşılaştırıldığında ortak sonuç aşağıdakilerden hangisidir?

A) Özel girişimin koşulsuz biçimde genişlemesi
B) Üretim ve emek ilişkileri üzerinde devlet denetiminin artması
C) Çok partili sistemin kurulması
D) Sendikaların devletten tamamen bağımsızlaşması
E) Dışa açık liberal ekonomiye geçilmesi
Korporatif sistem farklı toplumsal grupları, beş yıllık plan ve kolektifleştirme ise kaynak ve üretimi devlet merkezine bağlamıştır. İdeolojik temeller farklı olsa da denetim artar.

Cevap: B

Örnek - 31
Korporatif iş yasası, Gestapo, beş yıllık plan ve Mançurya ipuçlarını içeren K L M N rejim dosyaları

Görselde L ve N dosyalarını Milletler Cemiyetinin zayıflığıyla ilişkilendiren ortak nokta aşağıdakilerden hangisidir?

A) Serbest seçimleri yaygınlaştırmaları
B) Kollektif tarımı birlikte uygulamaları
C) Yayılmacı hedeflerin uluslararası düzeni ve mevcut sınırları tehdit etmesi
D) New Deal programına katılmaları
E) Saldırı savaşını etkili biçimde yasaklamaları
Hayat Sahası ve Mançurya örnekleri revizyonist genişlemeyi temsil eder. Cemiyet bu tür saldırganlıkları caydıramadığı için kolektif güvenlik aşındı.

Cevap: C

Örnek - 32
Korporatif iş yasası, Gestapo, beş yıllık plan ve Mançurya ipuçlarını içeren K L M N rejim dosyaları

Görseldeki dört dosyanın tümünde doğrudan ya da dolaylı biçimde gözlenen ortak eğilim aşağıdakilerden hangisidir?

A) Bireysel özgürlüklerin devlet karşısında genişlemesi
B) Uluslararası barış örgütlerinin güçlenmesi
C) Ekonomik ve siyasal kararların yerel yönetimlere devredilmesi
D) Devlet veya askerî bürokrasinin toplum ve dış politika üzerindeki ağırlığının artması
E) Sömürgecilikten bütünüyle vazgeçilmesi
İtalya, Almanya ve SSCB’de parti-devlet; Japonya’da askerî çevreler karar alanını daralttı. Dört örneğin ideolojisi aynı değildir, fakat merkezî otorite artışı ortaktır.

Cevap: D

Bilim, Teknoloji, Toplum ve Sanat

Tıp, Fizik ve Teknolojik Gündelik Hayat

İki savaş arası yıllarda Albert Einstein’ın görelilik çalışmaları modern fiziği dönüştürdü; baskı ortamı nedeniyle Almanya’dan ayrılan bilim insanları bilginin uluslararası dolaşımını hızlandırdı. Alexander Fleming 1928’de penisilini keşfederek antibiyotik çağının yolunu açtı; BCG aşısı tüberkülozla mücadelede kullanıldı, insülinin elde edilmesi şeker hastalığının tedavisini değiştirdi. C vitamini araştırmaları, elektron mikroskobu, DDT’nin böcek ilacı olarak kullanılması ve organ nakli denemeleri tıp-biyoloji alanındaki dönüşümü genişletti. Elektrik ve petrolün gündelik hayata girmesi; otomobil, yolcu uçağı ve radyo kullanımının yayılması zaman-mekân algısını değiştirdi.

Örnek - 33
Radyo, yolcu uçakları ve bilim insanlarının ülkeler arası göçü birlikte değerlendirildiğinde dönemin hangi özelliği öne çıkar?

A) Bilgi, insan ve kültür dolaşımının hızlanması
B) Toplumların dış dünyaya tamamen kapanması
C) Kitle iletişiminin ortadan kalkması
D) Bilimin yalnız tek bir devletin tekelinde kalması
E) Ulaşım teknolojisinin gerilemesi
Ulaşım insan hareketini, radyo haber ve kültür aktarımını, bilim göçü ise araştırma bilgisinin uluslararasılaşmasını hızlandırmıştır.

Cevap: A

Kitle İletişimi, Mimari ve Popüler Kültür

Radyo “konuşan basın” dönemini başlatarak haber, reklam, müzik ve propaganda mesajlarını aynı anda geniş kitlelere ulaştırdı. Sinema ve çizgi film endüstrisi büyüdü; Charlie Chaplin’in Modern Zamanlar ve Büyük Diktatör filmleri modern fabrika düzeni ile diktatörlük eleştirilerini perdeye taşıdı. Caz ABD’den Avrupa’ya yayıldı. Şehirleşme hızlanırken Empire State Building gibi gökdelenler modern ekonomik gücün simgesi oldu; Bauhaus işlevsellik, yalın geometrik tasarım ve sanat-zanaat-teknoloji birlikteliğiyle mimariyi etkiledi.

Tıp, radyo, sinema, Bauhaus ve sürrealizm gelişmelerini gösteren eğitim kolajı

Sürrealizm, Dışavurumculuk ve Yeni Düşünce Akımları

Savaşın yıkımı, geleneksel akıl ve ilerleme anlayışına duyulan güveni sarstı. Sürrealizm bilinç dışı, düş ve beklenmedik çağrışımlara yöneldi; Salvador Dalí, Max Ernst ve Joan Miró öne çıktı. Dışavurumculuk dış gerçekliği aynen kopyalamaktan çok sanatçının kaygı ve duygusunu çarpıtılmış biçimlerle görünür kıldı. Dadaizm yerleşik sanat ve burjuva değerlerine radikal tepki gösterdi. Picasso’nun Guernica‘sı İspanya İç Savaşı’ndaki bombardımanın yıkımını, John Steinbeck’in Gazap Üzümleri ise ekonomik bunalımın toplumsal sonuçlarını sanatın diliyle yansıttı. Felsefede varoluşçuluk, sosyal bilimlerde psikoloji önem kazandı. Tarih yazıcılığı da yalnız hükümdar ve savaşlardan yerel, sosyal, ekonomik ve medeniyet konularına doğru genişledi.

Örnek - 34
Sürrealizmin bilinç dışına, dışavurumculuğun sanatçının iç gerilimine, varoluşçuluğun bireyin anlam arayışına yönelmesi aşağıdaki ortak bağlamlardan hangisiyle ilişkilendirilebilir?

A) Sanatın yalnız klasik kurallara dönmesi
B) Kitle iletişim araçlarının yasaklanması
C) Bilimsel araştırmaların bütünüyle durması
D) Geleneksel kesinliklerin savaş ve kriz deneyimiyle sorgulanması
E) Ekonomik refahın bütün toplumlarda eşitlenmesi
Yıkım, belirsizlik ve hızlı değişim; akılcı ilerleme fikrini tartışmaya açtı. Sanat ve felsefe insanın iç dünyası, kaygısı ve bilinç dışına daha çok yöneldi.

Cevap: D

1919-1939 Döneminin Bütüncül Okuması

Barış Düzeninden Sistem Krizine

Dönemin temel gerilimi üç aşamada okunabilir. Birincisi, Paris düzeninin eşitsiz ve cezalandırıcı hükümleri revizyonist hoşnutsuzluk üretti. İkincisi, 1929 Bunalımı işsizlik ve güvensizlik yaratarak liberal demokrasilerin toplumsal desteğini zayıflattı. Üçüncüsü, Milletler Cemiyeti ve savaş karşıtı paktlar etkili yaptırımdan yoksun kalınca Almanya, İtalya ve Japonya’nın yayılmacılığı cesaret kazandı. Buna karşılık bilim, tıp, iletişim ve sanat alanındaki yenilikler modern toplumun dönüşümünü hızlandırdı. Dolayısıyla iki savaş arası dönem yalnız “savaşa hazırlık” değil; siyasal kriz ile kültürel-teknolojik dinamizmin aynı anda yaşandığı çelişkili bir çağdır.

Alan Başlangıç koşulu Dönüştürücü süreç Sonuç
Uluslararası düzen Paris antlaşmaları Zayıf kolektif güvenlik Revizyonizmin güçlenmesi
Ekonomi Kredi ve spekülasyon 1929 çöküşü İşsizlik, korumacılık, devlet müdahalesi
Siyaset Toplumsal güvensizlik Propaganda ve tek parti Totaliter/otoriter rejimler
Toplum-kültür Kentleşme ve teknoloji Radyo, sinema, bilim ve sanat Kitle kültürü ve yeni düşünce akımları
Örnek - 35
İki savaş arası dönem bir bütün olarak değerlendirildiğinde;
I. ekonomik bunalım siyasal radikalleşmeyi beslemiştir.
II. barışı koruma girişimlerinin yaptırım zayıflığı saldırganlığı caydırmada yetersiz kalmıştır.
III. siyasal krizler bilim, iletişim ve sanat alanındaki bütün gelişmeleri durdurmuştur.

yargılarından hangilerine ulaşılabilir?

A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) Yalnız III
D) I ve III
E) I ve II
1929 krizi radikal hareketleri, yaptırım açığı saldırgan devletleri güçlendirmiştir. Buna rağmen tıp, fizik, radyo, sinema, mimari ve sanatta yoğun yenilik yaşandığından III yanlıştır.

Cevap: E

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz