18. yüzyılda (XVIII. yüzyıl) Osmanlı Devleti, 1699 Karlofça Antlaşması’nın ortaya çıkardığı yeni güç dengesiyle yüzleşti. Devlet bir yandan Rusya, Avusturya, Venedik ve İran’la savaşırken diğer yandan Avrupa’nın askerî ve teknik üstünlüğünü daha açık biçimde kabul ederek kurumlarını yenilemeye çalıştı. 1699–1792 arası, kaybedilen toprakları geri alma düşüncesinden mevcut sınırları koruma ve Avrupa’yı örnek alma arayışına geçiş dönemidir.
Bu dönemi yalnız “gerileme” sözcüğüyle açıklamak yeterli değildir. Prut ve Belgrad gibi diplomatik başarılar elde edilmiş, Lale Devri’nde kültürel açılım başlamış, III. Selim döneminde ise planlı ve programlı yenilikler gündeme gelmiştir. Önceki yüzyıldaki sorunların temelini görmek için 17. Yüzyılda Osmanlı Devleti ve Islahatlar yazısını hatırlayabilirsiniz.
XVIII. Yüzyılın Genel Çerçevesi (1699–1792)
Dönemin başlıca padişahları II. Mustafa, III. Ahmet, I. Mahmut, III. Osman, III. Mustafa, I. Abdülhamit ve III. Selim’dir. Karlofça ile başlayan yüzyıl, 1792 Yaş Antlaşması’yla sona eren siyasi çerçeve içinde değerlendirilir. Osmanlı Devleti önce Karlofça ve İstanbul antlaşmalarıyla kaybettiği yerleri geri almaya çalıştı; Pasarofça’dan sonra Batı’nın üstünlüğünü daha belirgin biçimde kabul ederek savunmaya ve yenileşmeye yöneldi.
| Alan | Dönüşüm | Öne çıkan sonuç |
|---|---|---|
| Dış politika | Taarruzdan savunmaya geçiş | Rusya’nın Karadeniz ve Kırım’da güçlenmesi |
| Yönetim | Bâbıâli ve kalemiye sınıfının etkisinin artması | Sadrazam ve sivil bürokrasinin güçlenmesi |
| Maliye | Malikâne ve esham uygulamaları | Nakit ihtiyacını karşılama, ayanların güçlenmesi |
| Islahat | Avrupa’dan uzman, okul ve teknik örnek alma | Askerî modernleşmenin kurumsal temelleri |
Yönetim, Toplum ve Mali Yapıdaki Değişimler
1703 Edirne Vakası, Şeyhülislam Feyzullah Efendi’nin devlet işlerine müdahalesine ve yönetim merkezinin Edirne’ye kaydığı düşüncesine karşı gelişti. II. Mustafa tahttan indirildi, III. Ahmet padişah oldu. Bu olaydan sonra padişahların ordunun başında sefere çıkma geleneği zayıflarken Bâbıâli sadrazamın ve merkez bürokrasisinin yönetim merkezi hâline geldi. Seyfiye sınıfının etkisi azalırken kalemiye sınıfı önem kazandı.
Taşrada güvenlik ve vergi toplama görevi üstlenen ayanlar, merkezî otoritenin zayıflamasıyla güçlendi. Vergi gelirlerinin ömür boyu işletme hakkıyla kişilere bırakıldığı malikâne sistemi, devlete peşin para sağladı; ancak yerel nüfuz sahiplerinin ekonomik ve siyasi gücünü artırdı. Mültezimlerin taşradaki işlerini yürüten mütesellimler de yerel yönetimde etkili oldu. III. Mustafa döneminde gündeme gelen ve I. Abdülhamit döneminde uygulanan esham sistemi ise belirli devlet gelirlerinin paylara ayrılarak halka satıldığı bir iç borçlanma yöntemiydi.
Malikâne sisteminin taşradaki en belirgin siyasi sonucu aşağıdakilerden hangisidir?
A) Ayanların ekonomik ve siyasi gücünün artması
B) Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılması
C) Kırım’ın yeniden Osmanlı toprağı olması
D) Kapitülasyonların sona ermesi
E) Tımar sisteminin ilk kez kurulması
XVIII. Yüzyılda Siyasi Gelişmeler
Osmanlı dış politikasının en önemli sorunları Rusya’nın sıcak denizlere ulaşma hedefi, Avusturya’nın Balkanlardaki baskısı ve Karlofça’da kaybedilen bölgeleri geri alma isteğiydi. İran’la yapılan mücadeleler doğu sınırını meşgul ederken Fransa’nın yüzyılın sonunda Mısır’a saldırması Osmanlı’yı ilk kez denge siyasetine yöneltti.
Prut ve Pasarofça Antlaşmaları
İsveç Kralı XII. Şarl’ın Osmanlı ülkesine sığınması ve Rus kuvvetlerinin Osmanlı sınırını ihlal etmesi üzerine başlayan 1711 Prut Savaşı’nda Baltacı Mehmet Paşa, Çar I. Petro’nun ordusunu kuşattı. Prut Antlaşması ile Azak Kalesi geri alındı ve Rusya’nın İstanbul’da elçi bulundurma ayrıcalığı kaldırıldı. Bu başarı, Karlofça’da kaybedilen yerlerin geri alınabileceği umudunu güçlendirdi.
Osmanlı Devleti Mora’yı Venedik’ten geri aldı; ancak Avusturya’nın savaşa katılması ve Petervaradin yenilgisi üzerine 1718 Pasarofça Antlaşması imzalandı. Mora Osmanlı’da kalırken Belgrad ve çevresi Avusturya’ya bırakıldı. Pasarofça, Batı’nın askerî üstünlüğünün daha açık kabul edildiği ve Lale Devri’nin başladığı bir dönüm noktasıdır.
Pasarofça Antlaşması’nın Osmanlı iç gelişmeleri açısından doğrudan sonucu aşağıdakilerden hangisidir?
A) Nizam-ı Cedit Ocağı’nın kaldırılması
B) Lale Devri’nin başlaması
C) Tanzimat Fermanı’nın ilanı
D) Yeniçeri Ocağı’nın kapatılması
E) İlk meşrutiyetin ilanı
Belgrad Antlaşmaları ve Doğu Siyaseti
1736–1739 savaşlarında Osmanlı Devleti hem Avusturya hem Rusya karşısında başarı sağladı. Fransa’nın arabuluculuğuyla imzalanan 1739 Belgrad Antlaşmaları sonucunda Avusturya, Pasarofça’da aldığı Belgrad ve çevresini geri verdi; Rusya’nın Karadeniz’de savaş gemisi ve tersane bulundurması yasaklandı. Belgrad, Osmanlı Devleti’nin Batı’da imzaladığı son kazançlı antlaşma olarak kabul edilir. Fransa’ya verilen kapitülasyonların 1740’ta sürekli hâle getirilmesi, arabuluculuk desteğiyle ilişkilidir.
Doğuda Osmanlı ve Rusya, İran’daki karışıklıklardan yararlanarak 1724 İstanbul Antlaşması’yla bazı İran topraklarını paylaştı. İran’la savaşlar 1732 Ahmet Paşa Antlaşması ve 1746 Kerden Antlaşması ile sona erdi. Kerden, 1639 Kasr-ı Şirin sınırının ana çerçevesini yeniden kabul etti.
1739 Belgrad Antlaşmaları için aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
A) Kırım’ı bağımsız hâle getirmiştir
B) Osmanlı’nın ilk kez savaş tazminatı ödemesine yol açmıştır
C) Osmanlı’nın Batı’daki son kazançlı antlaşmasıdır
D) Rusya’ya kapitülasyon vermiştir
E) Lale Devri’ni sona erdirmiştir
Küçük Kaynarca Antlaşması ve Kırım Sorunu
1768–1774 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında Rus donanması Akdeniz’e girerek 1770 Çeşme Baskını’nda Osmanlı donanmasını yaktı. Savaş sonunda imzalanan 1774 Küçük Kaynarca Antlaşması, yüzyılın en ağır sonuçlarını doğurdu: Kırım siyasi bakımdan bağımsız oldu; Kırım Müslümanlarının dinî yönden Osmanlı halifesine bağlı kalması kabul edildi; Rusya Karadeniz’de donanma bulundurma, Osmanlı ülkesinde elçilik ve konsolosluk açma, kapitülasyonlardan yararlanma hakkı kazandı. Osmanlı Devleti ilk kez çoğunluğu Müslüman olan bir toprağı kaybetti ve ilk kez savaş tazminatı ödedi.
Kırım’ın “bağımsız” olması gerçek bir güç boşluğu yaratmadı: Osmanlı yönetiminden ayrılan Kırım kısa sürede Rus nüfuzuna girdi. Halifenin dinî yetkisinin korunması ise Osmanlı’nın halifelik makamını dış politikada ilk kez belirgin biçimde kullanmasına imkân verdi.
Küçük Kaynarca Antlaşması’nın halifelik açısından önemi aşağıdakilerden hangisidir?
A) Halifeliğin kaldırılması
B) Halifenin Avrupa hükümdarlarına eşit sayılması
C) Halifeliğin yalnız iç yönetimde kullanılması
D) Halifeliğin dış politikada ilk kez belirgin bir araç hâline gelmesi
E) Halifeliğin Rusya’ya devredilmesi
Kırım’ın İlhakı, Ziştovi ve Yaş Antlaşmaları
1779 Aynalıkavak Tenkihnamesi ile Rus yanlısı Şahin Giray’ın Kırım hanı olması kabul edildi. Rusya 1783’te Kırım’ı doğrudan ilhak etti. Rusya ve Avusturya’nın Osmanlı topraklarını paylaşmaya yönelik Grek ve Dakya projeleri, 1787–1792 savaşlarını hazırladı. Fransız İhtilali’nin Avrupa dengelerini değiştirmesi üzerine Avusturya ile 1791 Ziştovi, Rusya ile 1792 Yaş antlaşmaları imzalandı. Yaş Antlaşması, Kırım’ın Rusya’ya ait olduğunu Osmanlı Devleti’nin resmen kabul etmesi anlamına geldi.
1792 Yaş Antlaşması’nın Kırım açısından sonucu aşağıdakilerden hangisidir?
A) Kırım Hanlığı’nın yeniden kurulması
B) Kırım’ın Osmanlı’ya bağlanması
C) Rusya’nın Kırım’dan çekilmesi
D) Kırım’ın bağımsızlığının güçlenmesi
E) Osmanlı’nın Kırım’ın Rusya’ya ait olduğunu kabul etmesi
Fransa’nın Mısır’ı İşgali ve Denge Politikası
Fransa, İngiltere’nin Hindistan ve Doğu Akdeniz bağlantısını kesmek amacıyla 1798’de Napolyon Bonapart komutasında Mısır’ı işgal etti. Bu saldırı, Osmanlı-Fransız ilişkilerinde önemli bir kırılma yarattı. Osmanlı Devleti tek başına yeterli askerî güç oluşturamadığı için İngiltere ve Rusya ile iş birliği yaptı. İngiliz donanmasının Abukir’de Fransız donanmasını yenmesi ve Rus savaş gemilerinin Osmanlı izniyle Boğazlardan geçmesi, devletler arası çıkar çatışmalarından yararlanma politikasının somut örnekleridir.
Napolyon, Suriye üzerinden ilerleyerek Akka’yı ele geçirmek istedi; ancak Cezzar Ahmet Paşa’nın savunması ve Nizam-ı Cedit birliklerinin katkısıyla başarısız oldu. Fransa 1801 El-Ariş ve ardından Paris düzenlemeleriyle Mısır’dan çekildi. Bu olay, Osmanlı Devleti’nin modern dönemde denge politikasını belirgin biçimde kullandığı ilk örnek kabul edilir. Aynı zamanda Nizam-ı Cedit ordusunun sahadaki başarısını göstermesi bakımından III. Selim ıslahatlarıyla doğrudan bağlantılıdır.
XVIII. Yüzyıl Islahatlarının Genel Özellikleri
XVIII. yüzyıl yeniliklerinin amacı askerî yenilgileri durdurmak, merkezî otoriteyi güçlendirmek ve devletin kaybettiği gücü yeniden kazanmasını sağlamaktı. XVII. yüzyıldan farklı olarak Avrupa’nın askerî ve teknik üstünlüğü kabul edildi; yabancı uzmanlardan yararlanıldı, Avrupa tarzında askerî okullar açıldı ve diplomatik gözlem önem kazandı. Buna rağmen girişimler çoğunlukla askerî alanla sınırlı kaldı, halka yayılmadı ve kişilere bağlı olduğu için sürekli bir devlet politikasına dönüşemedi.
Aşağıdakilerden hangisi XVIII. yüzyıl Osmanlı ıslahatlarını XVII. yüzyıl girişimlerinden ayıran belirgin bir özelliktir?
A) Yeniçeri Ocağı’nın tamamen kaldırılması
B) Avrupa’nın askerî ve teknik üstünlüğünün kabul edilmesi
C) Halkın doğrudan yönetime katılması
D) Anayasal düzene geçilmesi
E) Islahatların yalnız hukuk alanında yapılması
Lale Devri Islahatları (1718–1730)
III. Ahmet ve Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’nın öncülüğündeki Lale Devri, Batılılaşma yönündeki ilk belirgin kültürel açılım dönemidir. Avrupa’yı tanımak amacıyla Viyana ve Paris gibi merkezlere geçici elçiler gönderildi. Yirmisekiz Mehmet Çelebi’nin Paris Sefaretnamesi, Avrupa kurumları ve şehir hayatı hakkındaki gözlemleri Osmanlı yönetimine taşıdı.
İbrahim Müteferrika ve Sait Efendi 1727’de ilk Türk matbaasını açtı; ilk basılan eser Vankulu Lügati oldu. Dinî eserlerin basılmaması, hattat ve müstensihlerin işsiz kalmasına yönelik toplumsal kaygıyla ilişkilendirilir. Kütüphaneler açıldı, tercüme heyetleri kuruldu, Yalova’da kâğıt imalathanesi faaliyete geçti, Tulumbacılar Ocağı ilk düzenli itfaiye teşkilatı olarak kuruldu ve çiçek aşısı uygulamaları dikkat çekti. Mimaride barok ve rokoko etkileri görüldü; III. Ahmet Çeşmesi dönemin simgelerinden biri oldu. Dönem, 1730 Patrona Halil İsyanı ile sona erdi.
Lale Devri’nde açılan ilk Türk matbaası aşağıdaki kişilerden hangilerinin girişimiyle kurulmuştur?
A) Koçi Bey ve Kâtip Çelebi
B) Humbaracı Ahmet Paşa ve Baron de Tott
C) İbrahim Müteferrika ve Sait Efendi
D) Ebubekir Ratıp Efendi ve Yusuf Agâh Efendi
E) Koca Ragıp Paşa ve Halil Hamit Paşa
I. Mahmut’tan I. Abdülhamit’e Askerî Yenilikler
I. Mahmut Dönemi
Fransız asıllı Comte de Bonneval, Müslüman olduktan sonra Humbaracı Ahmet Paşa adıyla Osmanlı hizmetine girdi ve Humbaracı Ocağı’nı düzenledi. Ordu bölük, tabur ve alay esasına göre yeniden teşkilatlandırıldı. 1734’te açılan Hendesehane, Batı tarzındaki ilk askerî teknik okul ve kara mühendisliği eğitiminin öncüsü kabul edilir. Bu yenilikler, 1736–1739 savaşlarındaki başarıya katkı sağlayan unsurlar arasında gösterilir.
III. Mustafa ve I. Abdülhamit Dönemleri
III. Mustafa döneminde Koca Ragıp Paşa ve Baron de Tott etkili oldu; Sürat Topçuları Ocağı kuruldu, askerî teknik eserler çevrildi ve deniz subayı yetiştirecek modern okulun temelleri atıldı. Mühendishane-i Bahri Hümayun’un kuruluşu aşamalı bir süreçtir: hazırlıkları III. Mustafa dönemine, 1775’teki kurumsal açılışı ve gelişmesi I. Abdülhamit dönemine bağlanır. I. Abdülhamit döneminde Halil Hamit Paşa öncülüğünde istihkâm eğitimi geliştirildi, ulufe alım satımı yasaklandı, yeniçeri sayımı yapıldı ve esham sistemi uygulandı.
| Dönem | Öne çıkan isim | Başlıca yenilik |
|---|---|---|
| I. Mahmut | Humbaracı Ahmet Paşa | Humbaracı Ocağı ve Hendesehane |
| III. Mustafa | Koca Ragıp Paşa, Baron de Tott | Sürat Topçuları ve deniz mühendisliği hazırlıkları |
| I. Abdülhamit | Halil Hamit Paşa | İstihkâm eğitimi, esham ve askerî düzenlemeler |
| III. Selim | Ebubekir Ratıp Efendi, Yusuf Agâh Efendi | Nizam-ı Cedit, sürekli elçilikler ve yeni askerî okullar |
III. Selim ve Nizam-ı Cedit Islahatları
III. Selim, devlet adamlarından layihalar isteyerek yenilikleri planlı ve programlı bir çerçeveye oturtmaya çalıştı. Bu dönemin bütün yenilikleri “Nizam-ı Cedit”, yani yeni düzen adıyla anıldı. Avrupa tarzında eğitim gören Nizam-ı Cedit Ordusu kuruldu; giderleri için İrad-ı Cedit Hazinesi oluşturuldu. Levent ve Selimiye kışlaları yapıldı, Mühendishane-i Berri Hümayun açıldı, askerî okullarda Fransızca eğitimi önem kazandı ve Mühendishane-i Bahri Hümayun geliştirildi.
Londra, Paris, Viyana ve Berlin’de sürekli elçilikler açıldı; ilk sürekli elçi Yusuf Agâh Efendi Londra’ya gönderildi. Matbaa-i Âmire adıyla ilk devlet matbaası kuruldu, yerli malı kullanımı teşvik edildi ve Meşveret Meclisleri aracılığıyla danışma geleneği güçlendirildi. Ancak yeniçeriler, ulema ve çıkar çevrelerinin tepkisi büyüdü. 1807 Kabakçı Mustafa İsyanı ile III. Selim tahttan indirildi ve Nizam-ı Cedit uygulamaları sona erdi.
İrad-ı Cedit Hazinesi’nin kurulma amacı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Kapitülasyonları kaldırmak
B) Kırım Hanlığı’nı yeniden kurmak
C) Lale Devri eğlencelerini finanse etmek
D) Nizam-ı Cedit Ordusu’nun giderlerini karşılamak
E) Yeniçeri ulufelerini ömür boyu garanti etmek
XVIII. Yüzyılı Çalışırken Kurulacak Bağlantılar
- Antlaşmayı sonuçla eşleştirin: Prut kayıpları geri alma umudu, Pasarofça Lale Devri, Belgrad son kazançlı antlaşma, Küçük Kaynarca Kırım’ın bağımsızlığı, Yaş ise Kırım’ın Rusya’ya ait olduğunun kabulüdür.
- Geçici ve sürekli elçiliği ayırın: III. Ahmet döneminde geçici; III. Selim döneminde sürekli elçilikler açıldı.
- Matbaaları karıştırmayın: İlk Türk matbaası Lale Devri’nde İbrahim Müteferrika ve Sait Efendi tarafından, ilk devlet matbaası III. Selim döneminde Matbaa-i Âmire adıyla kuruldu.
- Islahatçı ve kurumu bağlayın: Humbaracı Ahmet Paşa–Hendesehane, Baron de Tott–Sürat Topçuları ve deniz mühendisliği, III. Selim–Nizam-ı Cedit/İrad-ı Cedit.
- Kırım sürecini aşamalarla öğrenin: 1774 bağımsızlık, 1779 Rus nüfuzu, 1783 ilhak, 1792 Osmanlı’nın ilhakı kabulüdür.
XVIII. yüzyıl Osmanlı tarihini savaş ve ıslahat listesi olarak ezberlemek yerine yenilgi, gözlem, kurumlaşma ve direnç zinciriyle çalışmak; siyasi gelişmelerle yenileşme hareketleri arasındaki bağı görünür kılar.
Bir önceki konu için 17. Yüzyılda Osmanlı Devleti ve Islahatlar yazısına dönebilir; sıradaki konu için 19. Yüzyılda Osmanlı Devleti ve Yenileşme Hareketleri yazısına geçebilirsiniz.





