TYT VARLIK FELSEFESİ

0
7
TYT Felsefe varlık felsefesi konu anlatımı kapağı

TYT varlık felsefesi, var olanı yalnız tek tek nesneler bakımından değil, bir bütün olarak ele alır. Önceki Bilgi Felsefesi konusunda insan bilgisinin imkânını ve kaynağını incelemiştik. Bu yazıda varlık felsefesinin temel sorularını, gerçek ve düşünsel varlık ayrımını; nihilizm, realizm, idealizm, materyalizm, düalizm, fenomenoloji, yeni ontoloji ve varoluşçuluk yaklaşımlarını öğreneceğiz.

VARLIK FELSEFESİNİN KONUSU VE TEMEL KAVRAMLARI

Varlık Felsefesinin Konusu ve Temel Soruları

Varlık felsefesi (ontoloji), var olanın ne olduğunu, temel yapısını ve varlık türlerini araştıran felsefe disiplinidir. Tek bir ağacın özelliklerinden çok “Varlık nedir?” sorusuyla ilgilenir. “Varlık gerçekten var mıdır?”, “Varlığın ilk ilkesi nedir?”, “Varlık bir midir, iki midir, çok mudur?”, “Her şey değişir mi?” ve “İnsan nasıl bir varlıktır?” soruları ontolojinin temel problemleridir.

İlk Çağ filozofları varlığın kendisinden meydana geldiği ana maddeyi ya da ilk nedeni arkhe kavramıyla açıklamaya çalışmıştır. Thales’in suyu, Anaksimenes’in havayı ve Demokritos’un atomları temel sayması aynı soruya verilmiş farklı yanıtlardır. Böylece ontoloji, görünüşlerin arkasındaki temel yapıyı akıl yoluyla sorgular.

Varlık var mıdır?Varlığın zihinden bağımsız olup olmadığı
Varlık kaç ilkeden oluşur?Bir, iki veya çok temel ilke
Varlık nedir?Madde, idea, oluş, fenomen veya başka bir temel
İnsan nasıl var olur?Özgürlük, seçim, sorumluluk ve anlam
Örnek - 1
“Evrenin temelinde değişmeden kalan ilk unsur nedir?” sorusu öncelikle hangi felsefe disiplininin problemidir?

A) Ahlak felsefesi
B) Siyaset felsefesi
C) Varlık felsefesi
D) Sanat felsefesi
E) Din felsefesi
Soru, var olanların temelini ve ilk ilkesini araştırdığı için varlık felsefesine aittir.

Cevap: C

Bilim ile Felsefenin Varlığa Yaklaşımı

Bilim ve felsefe aynı varlık alanına yönelse de amaç ve yöntemleri farklıdır. Bilimler çoğunlukla inceleme nesnelerinin varlığını başlangıçta kabul eder; gözlenebilir olayları sınırlandırır, ölçer ve aralarındaki düzenli ilişkileri açıklar. Fizik hareketi, biyoloji canlıları, sosyoloji toplumsal olayları kendi yöntemleriyle inceler.

Felsefe ise “Bu nesneler hangi anlamda vardır?” ve “Varlık dediğimiz şeyin bütünü nasıl açıklanabilir?” sorularını da sorar. Deney verilerinden yararlansa bile kavram çözümlemesi ve akıl yürütmeyle gerçek ve düşünsel varlıkları birlikte ele alabilir. Bilimsel bilgi belirli bir alanda birikerek ilerler; felsefi görüşler ise birbirini bütünüyle ortadan kaldırmadan tartışmayı çoğaltır.

BilimNesnesinin varlığını genellikle kabul eder; gözlem, deney ve ölçümle belirli bir alanı inceler.
FelsefeVarlığın kendisini de problem yapar; bütünü kavram ve akıl yürütmeyle sorgular.
Bilimsel sonuçSınanabilir açıklamalar ve yasalar üretir.
Felsefi sonuçGerekçeli fakat tartışmaya açık görüşler ortaya koyar.
Örnek - 2
Bir fizikçi maddenin belirli koşullardaki hareketini ölçerken bir filozof “Madde, varlığın bütünü müdür?” sorusunu sorar. Bu fark aşağıdakilerden hangisini gösterir?

A) Felsefenin yalnız deney yaptığı
B) Bilimin varlığı bütünüyle reddettiği
C) Bilim ile felsefenin farklı soru düzeylerine yöneldiği
D) Felsefi bilginin birikimli olduğu
E) Bilimin ideal varlıkları kanıtladığı
Bilim belirli bir olguyu ölçerken felsefe varlığın temelini ve bütününü sorgulamaktadır; iki alan farklı soru düzeylerine yönelir.

Cevap: C

Gerçek ve Düşünsel Varlıklar

Gerçek (reel) varlıklar, insan zihninden bağımsız olarak uzay ve zaman içinde bulunan varlıklardır. Bir taş, ağaç, insan veya gezegen; biz onu düşünmesek de varlığını sürdürebilir. Gerçek varlıklar değişebilir, oluşabilir ve ortadan kalkabilir; duyularla algılanmaları ya da etkilerinin gözlenmesi mümkündür.

Düşünsel (ideal) varlıklar ise sayı, geometrik şekil ve mantıksal ilişki gibi zihinsel ya da kavramsal varlıklardır. “Üçgen” kavramı belirli bir yerde duran tek bir nesne değildir; farklı çizimlerde örneklenebilen ideal bir yapıdır. İdeal varlıklar fiziksel olmadığı için uzay ve zamanda yer kaplamaz.

Gerçek varlıkZihinden bağımsız, uzay ve zamanda bulunan, değişebilen varlık
Düşünsel varlıkKavramsal, uzay ve zamanda yer kaplamayan ideal yapı
ÖrnekAğaç, masa, insan, gezegen
ÖrnekSayı, üçgen, eşitlik, mantıksal bağıntı
Örnek - 3
Aşağıdakilerden hangisi diğerlerinden farklı bir varlık türüne örnektir?

A) Akasya ağacı
B) Ay
C) Bir öğrenci
D) Üçgen kavramı
E) Deniz
Ağaç, Ay, insan ve deniz gerçek varlıklardır; üçgen kavramı ise uzay ve zamanda yer kaplamayan düşünsel varlıktır.

Cevap: D

Ontoloji ile Metafizik İlişkisi

Ontoloji, var olanı varlık olması bakımından ve varlık türleriyle birlikte inceler. Metafizik ise varlığın yanında ilk neden, ruh, Tanrı, evrenin amacı ve duyusal deneyimin ötesindeki ilkeler gibi daha geniş sorulara yönelir. Bu alanlar felsefe tarihinde iç içe gelişmiştir; ancak vurgu bakımından birbirinden ayrılabilir.

Ontolojinin “Varlık nedir?” sorusu ile metafiziğin “Varlığın son nedeni nedir?” sorusu çoğu düşünürde aynı sistemin parçalarıdır. Bu nedenle onları tamamen ilgisiz iki alan gibi görmek de bütün bütüne özdeş saymak da doğru değildir.

Dikkat
Ontoloji ve metafizik tarih boyunca kesişmiştir. Ontoloji varlığın yapısına odaklanırken metafizik nihai nedenler ve deney ötesi ilkeler dâhil daha geniş bir soru alanına uzanabilir.
Örnek - 4
“Varlık türleri nelerdir?” sorusu ontolojiye; “Evrenin duyusal deneyle kavranamayan nihai nedeni var mıdır?” sorusu metafiziğe örnek gösteriliyor. Bu açıklamadan hangi sonuca ulaşılır?

A) İki alanın hiçbir ilişkisi yoktur.
B) Metafizik yalnız bilimsel deney yapar.
C) Ontoloji bütün değer yargılarını inceler.
D) Alanlar kesişse de vurgu ve kapsamları farklılaşabilir.
E) Ontoloji yalnız somut nesnelerle ilgilenir.
Her iki alan varlığa yönelir; metafizik nihai nedenler ve deney ötesi ilkelerle daha geniş bir kapsama uzanabilir.

Cevap: D

VARLIĞIN VARLIĞI, SAYISI VE DEĞİŞİMİ

Varlık Var mıdır: Nihilizm ve Realizm

Nihilizm (hiççilik), varlığı, bilgiyi veya değerleri temelden reddeden farklı görüşlerin ortak adıdır. Ontolojik tartışmada varlığın bulunduğu yönündeki kesin kabule karşı çıkar. Sofist Gorgias bu tutumu “Hiçbir şey yoktur; olsa bilinemez; bilinse başkasına aktarılamaz.” biçimindeki üç aşamalı savıyla radikalleştirir.

Realizm (gerçekçilik) ise varlığın insan zihninden ve algısından bağımsız olarak bulunduğunu savunur. İnsan bir nesneyi yanlış algılayabilir veya hiç düşünmeyebilir; yine de nesne varlığını sürdürür. Buradaki realizm, edebiyat ve sanattaki gerçekçi anlatım akımı değil, ontolojik bir görüştür.

NihilizmVarlık hakkında olumlu ve kesin bir temel kabulü reddeder.
RealizmVarlığın insan zihninden bağımsız olduğunu savunur.
GorgiasVarlık, bilgi ve aktarım konusunda üç aşamalı olumsuz sav
Temel ayrımVarlığın özneye bağlı olup olmadığı
Dikkat
Ontolojide realizm, varlığın zihinden bağımsız olduğunu savunur. Bu kullanım, sanat ve edebiyatta yaşamı gerçekçi biçimde betimleme anlayışıyla karıştırılmamalıdır.
Örnek - 5
“İnsanlar onu algılamasa da dağ varlığını sürdürür.” yargısı hangi ontolojik görüşle uyumludur?

A) Nihilizm
B) Realizm
C) Septisizm
D) Solipsizm
E) Fenomenalizm
Varlığın algılayan özneden bağımsız biçimde bulunduğunu savunan yaklaşım realizmdir.

Cevap: B

Varlığın İlkesi Kaçtır: Monizm, Düalizm ve Plüralizm

Varlığın kaç temel ilkeye dayandığı sorusuna verilen yanıtlar üç grupta toplanır. Monizm (tekçilik), bütün varlıkların tek bir töz veya ilkeden türediğini savunur. Thales’in her şeyin temelini suyla açıklaması buna örnektir. Düalizm (ikicilik), birbirine indirgenemeyen iki temel ilke kabul eder. Descartes’ın düşünen töz ile yer kaplayan tözü ayırması bu görüşün klasik örneğidir.

Plüralizm (çoğulculuk), varlığın birden çok temel unsurla açıklanması gerektiğini savunur. Empedokles’in toprak, su, hava ve ateşi değişmez kökler sayması çoğulcu bir açıklamadır. Bu sınıflandırma, temel ilkenin sayısıyla ilgilidir; ilkenin madde mi yoksa düşünce mi olduğu ayrı bir problemdir.

MonizmTek temel ilke veya töz

Düalizmİki indirgenemez temel

PlüralizmBirden çok temel unsur
Dikkat
Monizm, düalizm ve plüralizm temel ilkenin sayısını; idealizm ve materyalizm ise varlığın temelinin niteliğini açıklar. Aynı düşünür bu iki ayrı ölçüte göre birlikte sınıflandırılabilir.
Örnek - 6
Empedokles’in bütün varlıkları toprak, su, hava ve ateşin farklı oranlarda birleşmesiyle açıklaması hangi görüşe örnektir?

A) Monizm
B) Nihilizm
C) Plüralizm
D) Fenomenoloji
E) İdealizm
Varlığın temelinde birden fazla unsur kabul edildiği için bu açıklama plüralisttir.

Cevap: C

Varlık Oluş mudur: Herakleitos ve Süreç Görüşü

Varlığı oluş olarak açıklayanlara göre gerçeklik durağan nesnelerden değil, kesintisiz değişimden meydana gelir. Herakleitos’un “Aynı ırmağa iki kez girilmez.” sözü, hem ırmağın hem de ona giren insanın sürekli değişmesini anlatır. Evrendeki karşıtlıklar bir çatışma ve uyum içinde dönüşümü sürdürür; ateş bu hareketli yapının simgesidir, logos ise oluşa düzen veren evrensel ilkedir.

Alfred North Whitehead de gerçekliği değişmez tözler yerine olaylar ve süreçler ağı olarak açıklar. Bir varlığı anlamak, onu donmuş bir nesne gibi değil, başka olaylarla ilişkisi ve gerçekleşme süreci içinde kavramayı gerektirir.

KarşıtlıkFarklı güçler gerilim oluşturur.

DeğişimVarlık sürekli başka bir duruma geçer.

OluşGerçeklik tamamlanmış değil, süreç hâlindedir.
Örnek - 7
“Bir şeyi, değişmeyen özellikleriyle değil; içinde yer aldığı olaylar ve dönüşümler ağıyla anlayabiliriz.” diyen bir düşünür varlığı nasıl açıklamaktadır?

A) Değişmez idea
B) Kesintisiz oluş ve süreç
C) Yalnız mekanik atom
D) Hiçlik
E) Salt uzam
Varlığın olaylar ve dönüşümler ağı içinde ele alınması, oluş ve süreç görüşünü anlatır.

Cevap: B

VARLIĞIN NELİĞİ VE ÇAĞDAŞ YAKLAŞIMLAR

İdealizm ve Varlığın Düşünsel Temeli

İdealizm, varlığın temelini düşünce, idea veya ruhsal bir ilkeyle açıklar. Platon’a göre duyularla algılanan nesneler değişir ve geçicidir; asıl gerçeklik değişmeyen idealar dünyasıdır. Tek tek güzel şeyler, güzellik ideasından pay aldıkları ölçüde güzeldir. Duyulur dünya ideaların eksik kopyası ya da gölgesi gibidir.

Aristoteles, formu Platon gibi ayrı bir dünyaya yerleştirmez; somut varlığı madde ve formun birliği olarak açıklar. Farabi’de bütün mümkün varlıklar var olmak için zorunlu varlığa dayanır. Hegel ise gerçekliği, karşıtlıkları aşarak gelişen mutlak ruhun diyalektik süreci olarak görür.

PlatonDeğişmeyen idealar asıl gerçekliktir.
AristotelesSomut varlık madde ve formun birliğidir.
FarabiMümkün varlıklar zorunlu varlığa dayanır.
HegelGerçeklik, mutlak ruhun diyalektik gelişimidir.
Örnek - 8
“Duyularla gördüğümüz tek tek adaletli davranışlar değişebilir; değişmeyen ve asıl gerçek olan adalet ideasıdır.” görüşü hangi filozofla ilişkilidir?

A) Demokritos
B) Hobbes
C) Platon
D) La Mettrie
E) Whitehead
Duyulur nesneleri değişmeyen ideaların kopyaları olarak gören filozof Platon’dur.

Cevap: C

Materyalizm, Düalizm ve Fenomenoloji

Materyalizm, varlığın temelini maddede görür ve zihinsel süreçleri de maddi koşullarla açıklamaya çalışır. Demokritos’a göre varlık bölünemeyen atomlar ve boşluktan oluşur. Hobbes, var olan her şeyi cisim ve hareket temelinde açıklar. La Mettrie insanı işleyen bir makineye benzetir. Marx’ın diyalektik materyalizminde madde birincildir; doğa ve toplum iç çelişkilerin etkisiyle değişir.

Descartes’ın düalizmi, varlığı birbirine indirgenemeyen düşünen töz ve yer kaplayan tözle açıklar. İnsan bu bakımdan zihin ve beden birlikteliğidir. Husserl’in fenomenolojisi ise nesneler hakkındaki hazır kabulleri epoché ile paranteze alarak bilince görünen fenomenlerin özünü betimlemeyi amaçlar.

MateryalizmTemel gerçeklik maddedir; Demokritos, Hobbes, La Mettrie ve Marx.
DüalizmZihin ve madde birbirine indirgenemez; Descartes.
FenomenolojiBilince görünen fenomenin özü araştırılır; Husserl.
EpochéHazır kabulleri geçici olarak paranteze alma işlemidir.
Örnek - 9
Bir araştırmacı, nesnenin gerçekten var olup olmadığına ilişkin hazır yargısını askıya alarak onun bilinçte nasıl göründüğünü ve değişmeyen özünü betimliyor. Bu yöntem hangisidir?

A) Atomculuk
B) Diyalektik materyalizm
C) Fenomenoloji
D) Düalizm
E) Nihilizm
Hazır yargıları paranteze alıp bilince görünen fenomenin özüne yönelmek fenomenolojik yöntemdir.

Cevap: C

Yeni Ontoloji ve Varoluşçuluk

Nicolai Hartmann’ın yeni ontolojisi, varlığı yalnız zihne, yalnız maddeye veya tek bir basit ilkeye indirgemez. Gerçekliğin inorganik, organik, ruhsal ve tinsel düzeylerden oluşan katmanlı bir yapısı bulunduğunu savunur. Üst katmanlar alt katmanlara dayansa da kendilerine özgü nitelikler taşır; canlılık yalnız fiziksel özelliklerle, insanın kültürel yaşamı da yalnız biyolojiyle tam olarak açıklanamaz.

Varoluşçuluk, soyut bir varlık sisteminden çok somut insanın dünyadaki varoluşuna yönelir. Kierkegaard bireysel seçim, kaygı ve inancı; Sartre ise özgürlük ve sorumluluğu öne çıkarır. Sartre’ın “Varoluş özden önce gelir.” sözü, insanın önceden belirlenmiş bir özü hazır bulmadığını, seçimleriyle kendini kurduğunu anlatır. Bu ifade bütün varoluşçu filozofların görüşlerini aynı biçimde özetlemez.

Yeni ontolojiVarlık katmanlıdır; tek bir düzeye indirgenemez.
İnsan varlığıBiyolojik, ruhsal ve kültürel boyutları birlikte taşır.
VaroluşçulukSomut bireyin seçimi, özgürlüğü ve anlam arayışı
Sorumlulukİnsan yaptığı seçimlerle kendisini kurar.
Dikkat
“Varoluş özden önce gelir.” ifadesi özellikle Sartre’ın varoluşçuluğunu açıklar. Varoluşçu düşünürler bireyi öne çıkarsalar da özgürlük, inanç ve anlam konularında aynı görüşü savunmazlar.
Örnek - 10
“İnsan önce dünyada bulunur; kim olacağını daha sonra kendi seçimleriyle oluşturur.” yargısı aşağıdaki yaklaşımlardan hangisini anlatır?

A) Sartre’ın varoluşçuluğu
B) Demokritos’un atomculuğu
C) Platon’un idealizmi
D) Descartes’ın düalizmi
E) Hartmann’ın katmanlı ontolojisi
İnsanın önceden belirlenmiş bir öz yerine seçimleriyle kendisini kurması, Sartre’ın varoluşçuluk anlayışıdır.

Cevap: A

Önceki konu: Bilgi Felsefesi
Sonraki konu: Ahlak Felsefesi

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz