TYT SANAT FELSEFESİ VE ESTETİK

0
12
TYT Felsefe sanat felsefesi ve estetik konu anlatımı kapağı

TYT sanat felsefesi ve estetik, sanatın ne olduğunu, sanat eserinin özelliklerini, güzelliğin kaynağını ve estetik yargıların geçerliliğini araştırır. Önceki Ahlak Felsefesi konusunda insan eylemlerinin değerini incelemiştik. Bu yazıda estetik ile sanat felsefesinin kapsamını, sanatın taklit–yaratma–oyun açıklamalarını, güzellik kavramlarını ve ortak estetik yargı problemini öğreneceğiz.

ESTETİK VE SANAT FELSEFESİNİN TEMELLERİ

Estetik ile Sanat Felsefesinin Konusu

Estetik, güzeli ve insanın güzel karşısındaki yaşantısını felsefi olarak inceler. Yalnız sanat eserlerindeki güzelliği değil, doğadaki güzelliği de; güzelin yanında yüce, hoş, zarif ve çirkin gibi estetik değerleri de araştırır. “Güzel nedir?”, “Güzellik nesnede mi, onu algılayan kişide mi bulunur?” ve “Ortak estetik yargılar mümkün müdür?” temel sorularındandır.

Sanat felsefesi ise sanatın ne olduğunu, sanat eserinin nasıl oluştuğunu, sanatçının rolünü ve sanatın insan–toplumla ilişkisini sorgular. Sanat felsefesi yalnız beğeni bildirmez; sanat kavramını ve sanat etkinliğinin temelini gerekçeli biçimde çözümlemeye çalışır.

EstetikDoğa ve sanatta güzel, yüce, hoş ve diğer estetik değerler
Sanat felsefesiSanatın özü, sanatçı, eser, alımlayıcı ve toplum ilişkisi
Estetiğin sorusuGüzellik nerede ve hangi ölçütle bulunur?
Sanat felsefesinin sorusuBir ürünü sanat eseri yapan nedir?
Dikkat
Estetik, sanat eserleriyle sınırlı değildir; doğadaki güzelliği de inceler. Sanat felsefesi ise sanat etkinliğine odaklanır. Bu nedenle iki alan kesişir fakat bütünüyle özdeş değildir.
Örnek - 1
Bir düşünür, hem bir tablonun hem de gün batımının neden güzel bulunduğunu araştırmaktadır. Bu araştırma öncelikle hangi alana aittir?

A) Estetik
B) Epistemoloji
C) Siyaset felsefesi
D) Bilim felsefesi
E) Ontoloji
Sanat eserindeki ve doğadaki güzelliği birlikte inceleyen alan estetiktir.

Cevap: A

Sanat–Felsefe İlişkisi ve Sanat–Zanaat Ayrımı

Sanat ile felsefe, insanı ve evreni anlamlandıran yaratıcı etkinliklerdir. Her ikisi de doğayı yalnız kopyalamakla yetinmez; ona yeni bir bakış kazandırabilir. Felsefe kavram ve akıl yürütmeyle, sanat ise imge, biçim, ses, renk ve kurgu gibi araçlarla ifade oluşturur. Sanat eseri duyusal olarak algılansa da taşıdığı anlam düşünsel yorum gerektirebilir.

Zanaat, çoğunlukla kullanım amacı taşıyan ve öğrenilmiş teknik kurallarla tekrarlanabilen ürünler ortaya koyar. Sanatta teknik ustalık gerekli olabilir; fakat tek başına yeterli değildir. Sanat eseri özgün ifade ve estetik kaygı taşırken zanaat ürünü yarar, işlev ve tekrar üretilebilirlik bakımından öne çıkabilir.

FelsefeKavramlar ve gerekçelerle anlam arar.
Sanatİmge ve duyusal biçimlerle özgün anlam kurar.
ZanaatTeknik beceri, işlev ve tekrar üretilebilirlik
Sanat eseriÖzgünlük, estetik kaygı ve yaratıcı ifade
Dikkat
Bir ürünün işlevsel olması sanat değeri taşımasına engel değildir; ayrım katı değildir. Sınav sorularında zanaatta işlev ve tekrarlanabilirlik, sanatta ise özgün ifade ve estetik kaygı vurgusu aranır.
Örnek - 2
Aşağıdakilerden hangisi sanat eserini zanaat ürününden ayırmada daha belirleyici bir ölçüttür?

A) Fiziksel malzeme kullanması
B) Bir emek süreci gerektirmesi
C) Özgün estetik ifade taşıması
D) İnsan eliyle üretilmesi
E) Belirli bir tekniğe dayanması
Her iki ürün de malzeme, emek ve teknik gerektirebilir; sanat eserini ayıran temel vurgu özgün estetik ifadedir.

Cevap: C

Estetiğin Temel Kavramları

Estetik özne (suje), estetik nesneyi algılayan ve değerlendiren kişidir. Estetik nesne (obje), estetik yaşantıya konu olan doğal varlık veya sanat eseridir. Estetik tavır, nesneye yalnız yarar elde etmek için değil, onu seyretme ve ondan haz duyma amacıyla yönelmektir.

Estetik yaşantı, özne ile nesne arasındaki karşılaşmada oluşan duygu ve anlam bütünüdür. Estetik değer, nesnenin güzel, yüce veya hoş bulunmasına katkıda bulunan nitelik; estetik yargı ise “Bu tablo güzeldir.” gibi değerlendirme bildiren hükümdür. Sanatçı eseri üreten yaratıcı özne, alımlayıcı ise eseri algılayan ve yorumlayan kişidir.

Estetik özneAlgılayan ve değerlendiren kişi

Estetik nesneDoğal güzellik veya sanat eseri

Estetik yaşantıHaz, duygu ve anlam deneyimi

Estetik yargıGüzel, yüce veya hoş değerlendirmesi
Örnek - 3
Bir müzedeki heykeli yalnız maddi değerini hesaplamak için değil, biçimini seyredip anlamını kavramak için inceleyen kişinin yaklaşımı hangi kavramla açıklanır?

A) Estetik tavır
B) Teknik üretim
C) Bilimsel yasa
D) Ekonomik yarar
E) Ahlaki ödev
Nesneye pratik çıkar amacıyla değil, seyretme ve estetik haz için yönelmek estetik tavırdır.

Cevap: A

Sanat Eserinin Temel Özellikleri

Sanat eseri bir kişi tarafından ortaya konduğu için kişiseldir; sanatçının yaratıcı seçimlerini ve üslubunu taşır. Özgündür; salt tekrar veya kopya değildir. Yaratıcılık ve estetik kaygı içerir. Sanatçı bir araç, teknik ve malzeme kullanarak duygu, düşünce veya tasarımını duyusal bir biçime dönüştürür.

Sanat eseri biricik olabileceği gibi çoğaltılabilir bir türde de üretilebilir; ancak estetik bütünlüğü ve özgün kurgusu korunur. Belirli bir dönemde doğsa da farklı zaman ve toplumlarda yeniden yorumlanabildiği ölçüde kalıcı ve evrensel bir değer kazanabilir. Evrensellik, herkesin eseri aynı biçimde yorumlaması anlamına gelmez.

KişisellikSanatçının üslup ve seçimleri
ÖzgünlükSalt kopya olmama
YaratıcılıkYeni bir estetik bütün kurma
Estetik kaygıBiçim ve anlamı birlikte düzenleme
KalıcılıkZaman içinde yeniden yorumlanabilme
EvrensellikFarklı insanlara ve çağlara seslenebilme
Örnek - 4
Bir romanın yüzyıllar sonra farklı toplumlarda yeni yorumlara konu olabilmesi, sanat eserinin hangi özelliğini en doğrudan gösterir?

A) Kullanışlılığını
B) Evrenselliğini
C) Tekrarlanabilirliğini
D) Ekonomik değerini
E) Bilimsel doğruluğunu
Farklı çağ ve toplumlara seslenebilmek, sanat eserinin evrensellik özelliğidir.

Cevap: B

SANATI AÇIKLAYAN FELSEFİ GÖRÜŞLER

Taklit Olarak Sanat: Platon ve Aristoteles

Taklit (mimesis) görüşü, sanatın doğayı, insanı veya olayları yansıttığını savunur. Platon’a göre duyulur dünyadaki nesneler ideaların kopyasıdır; sanatçı bu nesneleri taklit ettiğinde gerçeğin kopyasının kopyasını üretir. Bu nedenle sanat, insanı hakikatten uzaklaştırabilir ve duyguları ölçüsüzce harekete geçirebilir.

Aristoteles de sanatı taklit olarak açıklar; fakat taklide daha olumlu bir değer verir. Sanatçı olayları mekanik biçimde kopyalamaz, olabilecek olanı seçip düzenleyerek anlamlı bir bütün kurar. Tragedya, korku ve acıma duygularını uyandırıp katharsis, yani duygusal arınma sağlayabilir.

PlatonSanat, görünüşün taklidi olarak hakikatten uzaklaştırabilir.
AristotelesTaklit, olası olanı düzenleyip anlam kurar ve arınma sağlayabilir.
Dikkat
Platon ve Aristoteles sanatı taklitle açıklar; fakat değerlendirmeleri aynı değildir. Platon uzaklaştırıcı yönü, Aristoteles ise düzenleyici, öğretici ve arındırıcı imkânı öne çıkarır.
Örnek - 5
Tragedyanın korku ve acıma duygularını uyandırarak izleyicide arınma meydana getirdiğini savunan filozof kimdir?

A) Platon
B) Aristoteles
C) Croce
D) Schiller
E) Kant
Sanatın katharsis yoluyla duygusal arınma sağlayabileceğini savunan filozof Aristoteles’tir.

Cevap: B

Yaratma ve Oyun Olarak Sanat

Yaratma görüşüne göre sanatçı doğada hazır bulunanı yalnız taklit etmez; hayal gücü ve yaratıcı sezgisiyle yeni bir bütün meydana getirir. Croce için sanat, sanatçının iç yaşantısını özgün bir ifadeye dönüştürmesidir. Schelling’e göre sanatçı doğanın yarım bıraktığını tamamlayan yaratıcı etkinlikte bulunur; gerçek sanat eseri benzersizdir.

Oyun görüşü sanatı, insanın çıkar ve zorunluluklardan geçici olarak uzaklaştığı özgür etkinlikle ilişkilendirir. Schiller’e göre insan oyun dürtüsüyle duyusal yanıyla akılsal yanını uyumlaştırır ve özgürlüğünü yaşar. Sanat da oyun gibi kendi amacı kendinde olan, yaratıcı ve özgürleştirici bir etkinliktir.

YaratmaSanatçı hayal gücüyle yeni ve özgün bir bütün kurar.
CroceSanat, iç yaşantının sezgisel ifadesidir.
SchellingSanat yaratıcı güçle doğanın eksik bıraktığını tamamlar.
SchillerOyun, insanın duyusal ve akılsal yanını özgürce uzlaştırır.
Örnek - 6
“Sanatçı doğadaki nesneyi kopyalamaz; iç dünyasını hayal gücüyle daha önce bulunmayan bir biçime dönüştürür.” açıklaması hangi görüşe uygundur?

A) Taklit olarak sanat
B) Yaratma olarak sanat
C) Determinizm
D) Faydacılık
E) Pozitivizm
Doğanın kopyası yerine hayal gücüyle özgün bir bütün oluşturmak, yaratma olarak sanat anlayışıdır.

Cevap: B

GÜZELLİK VE ESTETİK YARGILAR

Güzellik Problemi ve İlişkili Kavramlar

Güzelliğin kaynağı konusunda iki temel eğilim vardır. Nesnel görüş, güzelliğin uyum, oran ve düzen gibi nesnede bulunan özelliklere dayandığını savunur. Öznel görüş ise güzelliğin onu algılayan kişinin beğenisi, kültürü ve yaşantısıyla oluştuğunu ileri sürer. “Güzellik nesnede mi, öznede mi?” sorusu estetiğin ana problemlerindendir.

Güzellik başka değerlerle ilişkili olsa da onlarla özdeş değildir. Bir önerme doğru fakat güzel olmayabilir; ahlaken iyi bir davranış sanat eseri değildir. Hoş, kişisel hazla yakından ilişkilidir; güzel yargısı ise çoğu zaman başkalarının da katılması beklenen bir değerlendirme olarak kurulur. Yararlı olan her şey güzel değildir. Yüce, ölçüyü aşan büyüklük veya güç karşısındaki hayranlık ve saygı duygusudur.

GüzelEstetik beğeni ve değer
DoğruYargının bilgi bakımından uygunluğu
İyiAhlaki değer
HoşKişisel haz ve beğeni
Yararlıİşe yarama ve fayda
YüceBüyüklük karşısında hayranlık ve saygı
Dikkat
Güzel; doğru, iyi, hoş veya yararlıyla ilişkili olabilir fakat bunların hiçbiriyle özdeş değildir. Özellikle hoş yargısı kişisel hazza, güzel yargısı ise estetik değere yönelir.
Örnek - 7
Bir dağın sınırsızmış gibi görünen büyüklüğü karşısında kişinin hem hayranlık hem ürperti duyması hangi estetik kavramla açıklanır?

A) Yararlı
B) Hoş
C) Yüce
D) Doğru
E) İyi
Ölçüyü aşan büyüklük ve güç karşısındaki hayranlık–saygı deneyimi yüce kavramıyla açıklanır.

Cevap: C

Güzelliğin Öznel ve Nesnel Nitelikleri

Güzelliğin öznel nitelikleri, onu algılayan kişide oluşan yaşantıyla ilgilidir. Güzel bulunan nesnenin insanda canlı bir izlenim uyandırması, hayal gücünü harekete geçirmesi ve kişiye anlamlı bir bütünlük sunması bu grupta değerlendirilir. Kültür, eğitim, dönem ve kişisel deneyimler beğeniyi etkileyebilir.

Nesnel ya da biçimsel nitelikler ise eserin yapısında aranan düzenle ilgilidir. Oran ve simetri parçaların ölçülü ilişkisini, uyum farklı öğelerin bir bütün oluşturmasını anlatır. Bütünlük, denge ve ritim de estetik düzenin özellikleri arasında sayılabilir. Bu niteliklerin bulunması ortak beğeniyi destekleyebilir; fakat herkesin aynı yargıya ulaşmasını zorunlu kılmaz.

Öznel niteliklerCanlılık, anlam, hayal gücü ve kişisel yaşantı
Nesnel niteliklerOran, simetri, uyum, denge ve bütünlük
Örnek - 8
Bir mimari eserin parçaları arasındaki ölçülü ilişki ve iki yana dengeli dağılım hangi güzellik nitelikleriyle açıklanır?

A) Haz ve yarar
B) Oran ve simetri
C) Doğruluk ve iyilik
D) Özgürlük ve sorumluluk
E) Taklit ve oyun
Parçaların ölçülü ilişkisi oran, dengeli karşılığı ise simetri kavramıyla açıklanır.

Cevap: B

Ortak Estetik Yargılar Mümkün müdür?

Öznelci yaklaşım, estetik yargıların kişisel beğeni, kültür ve yaşantıya bağlı olduğunu; bu nedenle herkes için zorunlu ortak ölçüt kurulamayacağını savunur. Croce’ye göre sanat eseri bireysel sezginin özgün ifadesidir; her alımlayıcı eseri kendi yaşantısıyla karşılar.

Nesnelci yaklaşım, sanat eserinde insanlardan bağımsız değer taşıyan nitelikler bulunduğunu ve bunların ortak yargıyı mümkün kılabileceğini savunur. Platon güzelliği değişmeyen güzel ideasıyla ilişkilendirir. Kant’ın yaklaşımı ise ince bir ayrım taşır: estetik yargı öznel bir hazza dayanır, fakat çıkarsız ve ortak duyuya seslendiği için başkalarının da katılmasını bekler; yine de bilimsel önerme gibi kanıtlanmaz.

Öznelci görüşBeğeni kişi, kültür ve yaşantıya bağlıdır.
Nesnelci görüşEserde ortak yargıyı destekleyen nitelikler vardır.
PlatonGüzellik değişmeyen güzel ideasına dayanır.
KantÖznel haz, çıkarsızlık ve ortak geçerlik beklentisi
Dikkat
Kant, “güzel” yargısını nesnenin bilimsel özelliği saymaz. Yargı öznel hazza dayanır; fakat kişi, ortak duyu nedeniyle başkalarının da bu yargıya katılmasını bekler.
Örnek - 9
“Bu eser güzeldir.” yargısının kişisel hazza dayanmasına rağmen başkalarının da katılması beklenen çıkarsız bir yargı olduğunu savunan filozof kimdir?

A) Croce
B) Kant
C) Bentham
D) Hobbes
E) Sartre
Estetik yargıyı öznel hazla birlikte ortak geçerlik beklentisi üzerinden açıklayan filozof Kant’tır.

Cevap: B

Biçimci, Toplumsal ve Kurumsal Sanat Anlayışları

Biçimci sanat anlayışı, sanat eserinin değerini öncelikle renk, çizgi, ritim, kompozisyon ve biçimsel ilişkilerde arar. Clive Bell’in “anlamlı biçim” düşüncesinde estetik heyecanı doğuran şey, eserin konusu kadar biçimsel örgütlenmesidir.

Toplumsal sanat anlayışı, sanatın üretildiği tarihsel ve toplumsal koşullarla ilişkisini vurgular. Eser; sınıf, kültür, kurumlar ve toplumsal değişimlerden bağımsız değildir. Kurumsal sanat anlayışı ise bir nesnenin sanat eseri sayılmasında sanat dünyasının; sanatçıların, eleştirmenlerin, galerilerin, müzelerin ve izleyici topluluklarının tanıma ve değerlendirme süreçlerini öne çıkarır.

Biçimci anlayışRenk, çizgi, ritim, kompozisyon ve anlamlı biçim
Toplumsal anlayışEserin tarihsel ve toplumsal koşullarla ilişkisi
Kurumsal anlayışSanat dünyasının tanıma ve değerlendirme süreci
Örnek - 10
Bir nesnenin sanat eseri sayılmasında müzelerin, galerilerin, eleştirmenlerin ve sanat çevrelerinin rolünü öne çıkaran yaklaşım hangisidir?

A) Taklitçi sanat anlayışı
B) Kurumsal sanat anlayışı
C) Hazcılık
D) Rasyonalizm
E) Determinizm
Sanat dünyasındaki kurum ve kişilerin tanıma rolünü vurgulayan yaklaşım kurumsal sanat anlayışıdır.

Cevap: B

Önceki konu: Ahlak Felsefesi
Sonraki konu: Din Felsefesi

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz