TYT Millî Mücadele Cepheleri konu anlatımı; Doğu, Güney ve Batı cephelerinin açılış nedenlerini, mücadele biçimlerini, kapanış antlaşmalarını ve Batı Cephesi’ndeki savaşları kronolojik bağlamda açıklar. Önceki konuda incelenen TBMM’nin Açılması, Ayaklanmalar ve Sevr Antlaşması, millî iradenin hem iç güvenliği sağlamaya hem de işgalleri sona erdirmeye çalıştığı siyasi ortamı göstermişti.
Millî Mücadele’de cephelerin her biri aynı yöntemle yürütülmedi. Doğu Cephesi’nde düzenli birlikler, Güney Cephesi’nde büyük ölçüde yerel direniş kuvvetleri, Batı Cephesi’nde ise önce Kuvayımilliye sonra düzenli ordu mücadele etti. Bu ayrım; cephelerin komutanlarını, askerî gelişmelerini ve sonuçlarını doğru eşleştirmek için temel bir anahtardır.
MİLLÎ MÜCADELE CEPHELERİNE GENEL BAKIŞ
Güney Cephesi kronolojik olarak ilk açılan, Doğu Cephesi ilk kapanan, Batı Cephesi ise savaşın kesin sonucunun alındığı cephedir. Doğu Cephesi Ermenistan’a, Güney Cephesi Fransa ve onun desteklediği Ermeni birliklerine, Batı Cephesi Yunan ordusuna karşı yürütüldü.
DOĞU CEPHESİ VE KÂZIM KARABEKİR
Doğu Anadolu’da Ermeni birliklerinin saldırıları ve Sevr Antlaşması’yla bölgede bir Ermeni devleti kurulmak istenmesi, Doğu Cephesi’nin açılmasında etkili oldu. TBMM, 15. Kolordu Komutanı Kâzım Karabekir’i Doğu Cephesi Komutanlığına atadı. Kolordu Mondros sonrasında dağıtılmadığı için bölgede hazır ve disiplinli bir askerî güç bulunuyordu.
Türk ordusu 1920 sonbaharında Sarıkamış ve Kars yönünde ilerledi. Ermeni kuvvetlerinin yenilmesi, TBMM’nin askerî alandaki ilk başarısı oldu. Bu başarı hem doğudaki tehdidi azalttı hem de Batı Cephesi’ne asker ve silah gönderilmesini kolaylaştırdı.
→
→
Gümrü Antlaşması ve Doğu Sınırı
Ermenistan’ın yenilmesi üzerine 2-3 Aralık 1920’de Gümrü Antlaşması imzalandı. Bu antlaşma, TBMM’nin uluslararası alanda imzaladığı ilk antlaşmadır. Ermenistan TBMM’yi tanıyan ilk devlet oldu ve Sevr’in kendisine sağladığı hak iddialarından vazgeçti. Böylece Doğu Cephesi kapanan ilk cephe hâline geldi.
Sovyet Rusya ile 16 Mart 1921’de imzalanan Moskova Antlaşması doğu sınırına ilişkin esasları güçlendirdi. Ardından Türkiye ile Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan arasında 13 Ekim 1921’de imzalanan Kars Antlaşması doğu sınırını kesinleştirdi. Batum Gürcistan’a bırakılırken bölgedeki Türklerin kültürel hakları güvence altına alındı.
→
→
GÜNEY CEPHESİ VE YEREL DİRENİŞ
Mondros’tan sonra İngilizlerin işgal ettiği bazı Güney Anadolu şehirleri daha sonra Fransa’ya bırakıldı. Fransızların bölgede Ermeni birliklerinden yararlanması halkın tepkisini artırdı. 19 Aralık 1918’de Dörtyol’da Fransızlara karşı yapılan silahlı direniş, Millî Mücadele’nin işgallere karşı ilk silahlı direnişi kabul edilir.
Güney Cephesi’nin ayırt edici yönü, savaşın büyük ölçüde halkın oluşturduğu yerel milis kuvvetleriyle yürütülmesidir. Maraş’ta Sütçü İmam ve Rıdvan Hoca, Antep’te Şahin Bey, Urfa’da Ali Saip Bey gibi isimler direnişin sembolleri oldu. Halkın örgütlü mücadelesi sonucunda Maraş ve Urfa işgalden kurtarıldı; Antep ise uzun süren savunmasıyla öne çıktı.
Ankara Antlaşması ve Güney Cephesi’nin Kapanması
Sakarya Meydan Muharebesi’nde Türk ordusunun başarısı, Fransa’nın TBMM ile anlaşma arayışını hızlandırdı. 20 Ekim 1921’de imzalanan Ankara Antlaşması ile Fransa Güney Anadolu’dan çekildi ve Güney Cephesi kapandı. Hatay, özel bir yönetim altında Fransa’nın Suriye mandası içinde kaldı; bölgede Türk kültürünün korunmasına ilişkin hükümler kabul edildi.
Fransa, Ankara Antlaşması’yla TBMM’yi tanıyan ilk İtilaf Devleti oldu. Böylece İtilaf Devletleri arasındaki görüş ayrılıkları belirginleşti ve Güney Cephesi’ndeki askerî imkânların Batı Cephesi’ne aktarılması kolaylaştı.
BATI CEPHESİ VE DÜZENLİ ORDUNUN KURULMASI
Batı Cephesi, Yunan ordusunun Batı Anadolu’daki ilerleyişini durdurmak amacıyla açıldı. İlk dönemde direnişi üstlenen Kuvayımilliye birlikleri işgalleri yavaşlattı, halka zaman kazandırdı ve millî bilincin canlı kalmasını sağladı. Ancak birliklerin disiplinsiz ve dağınık olması, ortak komuta altında hareket edememesi ve Yunan ordusunun ilerleyişini durduramaması düzenli orduya geçişi zorunlu kıldı.
Gediz Taarruzu’nun başarısız olması bu dönüşümü hızlandırdı. Batı Cephesi yeniden düzenlenerek kuzey kesiminin başına İsmet Bey, güney kesiminin başına Refet Bey getirildi. Çerkez Ethem’in düzenli orduya katılmayı reddetmesi üzerine Kuvayı Seyyare etkisiz hâle getirildi.
→
→
I. İnönü Muharebesi ve Sonuçları
Yunan ordusu, düzenli ordunun güçlenmesini engellemek ve Eskişehir üzerinden Ankara’ya ulaşmak amacıyla saldırıya geçti. 6-10 Ocak 1921’de yapılan I. İnönü Muharebesi’nde Türk ordusu başarılı oldu. Bu zafer, düzenli ordunun Batı Cephesi’ndeki ilk askerî başarısıdır ve TBMM’ye duyulan güveni artırmıştır.
Zaferin ardından 1921 Anayasası kabul edildi, İstiklâl Marşı kabul edildi ve İtilaf Devletleri TBMM’yi Londra Konferansı’na çağırmak zorunda kaldı. Afganistan’la dostluk antlaşması, Sovyet Rusya ile Moskova Antlaşması imzalandı. Bu gelişmeler askerî bir başarının iç ve dış siyasette önemli sonuçlar doğurabileceğini gösterir.
II. İnönü Muharebesi
Londra Konferansı’ndan sonuç alamayan Yunanistan yeni bir saldırı başlattı. 23 Mart-1 Nisan 1921 tarihleri arasında yapılan II. İnönü Muharebesi Türk ordusunun zaferiyle sonuçlandı. Mustafa Kemal’in İsmet Paşa’ya gönderdiği “Siz orada yalnız düşmanı değil, milletin makûs talihini de yendiniz.” sözü zaferin moral değerini anlatır.
Bu başarı üzerine İtalya Anadolu’dan çekilme kararını hızlandırdı; Fransa TBMM ile görüşmelere yöneldi ve İngiltere elindeki bazı Türk savaş esirlerini serbest bıraktı. Buna rağmen Yunan ordusunun saldırı gücü tamamen kırılmamıştı.
Kütahya-Eskişehir Muharebeleri ve Geri Çekilme
10-24 Temmuz 1921’deki Kütahya-Eskişehir Muharebelerinde Türk ordusu yenildi. Mustafa Kemal, ordunun kayıp vermeden toparlanabilmesi için Sakarya Nehri’nin doğusuna çekilmesini uygun buldu. Bu karar Ankara’nın tehdit altına girmesine ve mecliste sert tartışmalara yol açsa da ordunun bütünüyle yok edilmesini önledi.
Savaşın en kritik döneminde 5 Ağustos 1921’de çıkarılan Başkomutanlık Kanunu ile Mustafa Kemal’e üç aylığına meclisin askerî yetkilerini kullanma hakkı verildi. Mustafa Kemal, ordunun ihtiyaçlarını hızla karşılamak amacıyla 7-8 Ağustos’ta Tekâlif-i Milliye Emirlerini yayımladı. Halktan giyecek, yiyecek, taşıt ve çeşitli araçların belirli bir bölümünü orduya vermesi istendi; emirlerin uygulanmasını İstiklal Mahkemeleri denetledi.
→
→
Maarif Kongresi ve Eğitim İradesi
Kütahya-Eskişehir Muharebelerinin sürdüğü günlerde 15-21 Temmuz 1921’de Ankara’da Maarif Kongresi toplandı. Mustafa Kemal cephedeki tehlikeye rağmen kongreye katılarak açılış konuşması yaptı. Bu tutum, Millî Mücadele’nin yalnız askerî zafer için değil, bağımsız bir ülkenin eğitim ve kültür düzenini kurmak için de yürütüldüğünü gösterir.
Sakarya Meydan Muharebesi
Yunan ordusu Ankara’yı ele geçirerek TBMM’yi dağıtmak ve Millî Mücadele’yi sona erdirmek amacıyla ilerledi. 23 Ağustos-13 Eylül 1921 tarihleri arasında Sakarya Nehri’nin doğusunda yapılan savaş 22 gün 22 gece sürdü. Mustafa Kemal’in “Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır.” emriyle savunma belirli bir çizgiye değil, bütün vatan alanına yayıldı.
Sakarya zaferiyle Yunan ordusunun saldırı gücü kırıldı ve savunma konumuna geçmesi sağlandı. Türk ordusu ise stratejik savunmadan taarruz hazırlığına yöneldi. TBMM, 19 Eylül 1921’de Mustafa Kemal’e mareşal rütbesi ve gazi unvanı verdi.
Sakarya Zaferinin Diplomatik Sonuçları
Sakarya zaferi, TBMM’nin yalnız askerî değil diplomatik konumunu da güçlendirdi. Sovyet cumhuriyetleriyle Kars Antlaşması imzalanarak doğu sınırı kesinleştirildi. Fransa ile Ankara Antlaşması yapıldı ve Güney Cephesi kapandı. İtilaf Devletleri arasındaki birlik zayıflarken TBMM’nin bağımsızlık mücadelesinin başarıya ulaşacağı düşüncesi güç kazandı.
+
+
Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Muharebesi
Türk ordusu Sakarya’dan sonra yaklaşık bir yıl boyunca büyük ve kesin bir saldırı için hazırlandı. Asker, silah, cephane ve ulaştırma imkânları güçlendirildi; hazırlıklar gizlilik içinde yürütüldü. 26 Ağustos 1922 sabahı Afyon Kocatepe’den Büyük Taarruz başladı.
30 Ağustos’ta yapılan Başkomutanlık Meydan Muharebesi Türk ordusunun kesin zaferiyle sonuçlandı. Mustafa Kemal’in “Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri!” emriyle başlayan takip harekâtında 9 Eylül’de İzmir kurtarıldı. 18 Eylül 1922’de Batı Anadolu’da Yunan askeri kalmadı; böylece Millî Mücadele’nin askerî safhası zaferle tamamlandı.
→
→
→
Batı Cephesi Savaşlarının Kronolojisi
| Gelişme | Tarih | Temel önem |
|---|---|---|
| I. İnönü | 6-10 Ocak 1921 | Düzenli ordunun ilk askerî başarısı |
| II. İnönü | 23 Mart-1 Nisan 1921 | Ordunun ve TBMM’nin güveni arttı |
| Kütahya-Eskişehir | 10-24 Temmuz 1921 | Ordu Sakarya’nın doğusuna çekildi |
| Sakarya | 23 Ağustos-13 Eylül 1921 | Yunan taarruz gücü kırıldı |
| Büyük Taarruz | 26 Ağustos 1922 | Kesin saldırı başladı |
| Başkomutanlık Meydan Muharebesi | 30 Ağustos 1922 | Yunan ana kuvvetleri yenildi |
| İzmir’in kurtuluşu | 9 Eylül 1922 | Türk ordusu Ege kıyılarına ulaştı |
KONUNUN ÖZÜ
Millî Mücadele; Doğu, Güney ve Batı cephelerinde farklı askerî imkânlarla yürütüldü. Kâzım Karabekir komutasındaki Doğu Cephesi’nde kazanılan başarı Gümrü Antlaşması’nı doğurdu; TBMM ilk uluslararası antlaşmasını imzaladı ve doğudaki askerî tehdidi sona erdirdi. Güney Cephesi’nde Maraş, Antep, Urfa ve Dörtyol halkının yerel direnişi etkili oldu; Sakarya zaferinden sonra Fransa ile yapılan Ankara Antlaşması cepheyi kapattı. Batı Cephesi’nde Kuvayımilliye’den düzenli orduya geçildi. I ve II. İnönü zaferlerini Kütahya-Eskişehir yenilgisi, ardından Sakarya zaferi izledi. Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Muharebesi ile Yunan ordusu Anadolu’dan çıkarıldı. Askerî zaferin siyasi bir barış düzenine dönüştürülmesi ise Mudanya Ateşkes Antlaşması ve Lozan Barış Antlaşması sürecinde gerçekleşecektir.
Sonraki konu: Mudanya Ateşkes Antlaşması ve Lozan Barış Antlaşması

