TYT I. Dünya Savaşı ve Osmanlı Devleti konu anlatımı; savaşın nedenlerinden bloklaşmaya, Osmanlı Devleti’nin savaşa girişinden cephelere ve savaşın sonuçlarına uzanan süreci neden-sonuç ilişkisiyle açıklar. Önceki konuda ele alınan 20. Yüzyıl Başlarında Osmanlı Devleti, Trablusgarp ve Balkan Savaşları, imparatorluğun savaşa hangi siyasi ve askerî koşullarda yaklaştığını göstermişti.
1914’te Avrupa’da başlayan savaş, devletler arasındaki rekabet ve önceden kurulmuş ittifaklar nedeniyle kısa sürede geniş bir coğrafyaya yayıldı. Osmanlı Devleti önce tarafsız kaldı; ardından Almanya ile yaptığı ittifak ve Karadeniz’deki gelişmeler sonucunda İttifak Devletleri yanında savaşa girdi. Böylece savaş Kafkasya’dan Çanakkale’ye, Irak’tan Hicaz ve Filistin’e kadar uzandı.
I. DÜNYA SAVAŞI’NIN NEDENLERİ VE BAŞLAMASI
Sanayileşen devletlerin ham madde ve pazar arayışı, sömürgecilik rekabetini sertleştirdi. Milliyetçilik hareketleri çok uluslu imparatorlukları zorlarken devletlerin hızla silahlanması ve karşılıklı ittifaklar kurması Avrupa’yı iki büyük blok hâline getirdi. Fransa ile Almanya arasındaki Alsas-Loren anlaşmazlığı, Rusya ile Avusturya-Macaristan’ın Balkan rekabeti ve İngiltere ile Almanya arasındaki deniz gücü yarışı genel gerginliği artırdı.
28 Haziran 1914’te Avusturya-Macaristan veliahdı Franz Ferdinand’ın Saraybosna’da bir Sırp milliyetçisi tarafından öldürülmesi savaşı başlatan gelişme oldu. Avusturya-Macaristan’ın Sırbistan’a savaş açması, ittifak yükümlülüklerini harekete geçirdi ve bölgesel kriz Avrupa savaşına dönüştü.
+
+
Savaşta Bloklar ve Değişen Taraflar
Savaşın başında İtilaf Devletlerinin çekirdeğini İngiltere, Fransa ve Rusya; İttifak Devletlerinin çekirdeğini Almanya ve Avusturya-Macaristan oluşturdu. İtalya, savaş öncesinde Üçlü İttifak içinde bulunmasına rağmen başlangıçta tarafsız kaldı ve 1915’te kendisine toprak vaat eden Londra Antlaşması’nın ardından İtilaf Devletleri yanında savaşa katıldı.
Osmanlı Devleti ile Bulgaristan İttifak grubuna; Sırbistan, Japonya, Romanya, Yunanistan ve daha sonra ABD İtilaf grubuna katıldı. Bu değişimler, savaş öncesi ittifakların tarafları bütünüyle sabitlemediğini; devletlerin güvenlik ve çıkar hesaplarının savaş sırasında da etkili olduğunu gösterir.
| Blok | Savaşın başındaki temel devletler | Sonradan katılan örnekler |
|---|---|---|
| İtilaf Devletleri | İngiltere, Fransa, Rusya | İtalya, Japonya, Romanya, Yunanistan, ABD |
| İttifak Devletleri | Almanya, Avusturya-Macaristan | Osmanlı Devleti, Bulgaristan |
OSMANLI DEVLETİ’NİN SAVAŞA GİRİŞİ
Osmanlı Devleti savaş başladığında tarafsızlığını ilan etti; Boğazları savaş gemilerine kapattı, genel seferberlik başlattı ve kapitülasyonları tek taraflı olarak kaldırdığını açıkladı. İtilaf Devletleriyle ittifak arayışlarının sonuçsuz kalmasının ardından 2 Ağustos 1914’te Almanya ile gizli bir ittifak antlaşması imzalandı.
İngiliz donanmasından kaçan Alman Goeben ve Breslau gemileri Çanakkale Boğazı’na sığındı. Osmanlı Devleti gemileri satın aldığını duyurdu; gemilere Yavuz ve Midilli adları verildi. Alman Amiral Souchon komutasındaki filo 29 Ekim 1914’te Rusya’nın Karadeniz limanlarını bombalayınca Rusya, İngiltere ve Fransa Osmanlı Devleti’ne savaş ilan etti.
→
→
Osmanlı-Almanya İttifakının Karşılıklı Nedenleri
Osmanlı yöneticileri siyasi yalnızlıktan kurtulmak, yakın geçmişte kaybedilen bazı toprakları geri almak, Rusya’nın baskısını dengelemek ve kapitülasyonlarla dış borçların yarattığı bağımlılığı azaltmak istiyordu. İttihat ve Terakki yönetimindeki bazı isimler Almanya’nın savaşı kazanacağına inanıyor; Alman askerî gücünü bir güvence olarak görüyordu.
Almanya ise Osmanlı coğrafyasının stratejik konumundan yararlanmak istiyordu. Boğazların kapanması Rusya’nın müttefikleriyle deniz bağlantısını zorlaştıracak, yeni cepheler Almanya’nın Avrupa’daki yükünü hafifletecek, Süveyş Kanalı ve İngiltere’nin sömürge yolları baskı altına alınacaktı. Halifenin dinî nüfuzundan İtilaf sömürgelerindeki Müslümanlar üzerinde yararlanma düşüncesi de Alman planları arasındaydı.
OSMANLI DEVLETİ’NİN SAVAŞTIĞI CEPHELER
Osmanlı cepheleri amaçlarına göre üç grupta incelenir. Kafkas ve Kanal cepheleri Osmanlı ordusunun saldırı girişimleriyle açılan taarruz cepheleridir. Çanakkale, Irak, Hicaz-Yemen ve Suriye-Filistin cepheleri Osmanlı topraklarını İtilaf saldırılarına karşı korumaya yönelik savunma cepheleridir. Galiçya, Makedonya ve Romanya ise müttefiklere asker gönderilen yardım cepheleridir.
| Cephe türü | Cepheler | Temel amaç |
|---|---|---|
| Taarruz | Kafkas, Kanal | Rusya’ya ve İngiltere’nin Süveyş bağlantısına baskı kurmak |
| Savunma | Çanakkale, Irak, Hicaz-Yemen, Suriye-Filistin | Osmanlı topraklarını İtilaf ilerleyişine karşı korumak |
| Yardım | Galiçya, Makedonya, Romanya | Avrupa’daki İttifak müttefiklerini desteklemek |
Kafkas ve Kanal Taarruz Cepheleri
Kafkas Cephesi, Rus kuvvetlerini bölgede tutmak, Kars-Ardahan-Batum’u geri almak ve Kafkasya üzerinden Türkistan’a ulaşma düşüncesiyle açıldı. Enver Paşa’nın yönettiği Sarıkamış Harekâtı ağır kış koşulları, yetersiz ikmal ve planlama sorunları nedeniyle başarısız oldu. Rus kuvvetleri Doğu Anadolu’da ilerledi; Mustafa Kemal 1916’da Muş ve Bitlis’in geri alınmasında etkili oldu. Rusya’nın savaştan çekilmesi üzerine imzalanan Brest-Litovsk Antlaşması’yla Kars, Ardahan ve Batum Osmanlı Devleti’ne bırakıldı. Nuri Paşa komutasındaki Kafkas İslam Ordusu da 15 Eylül 1918’de Bakü’ye girdi.
Kanal Cephesi, Süveyş Kanalı’nı ele geçirerek İngiltere’nin Hindistan ve diğer sömürgeleriyle bağlantısını kesmek, Mısır’ı geri almak ve İngiliz kuvvetlerini bölgede tutmak amacıyla açıldı. Çöl koşulları, su ve ikmal yetersizliği harekâtı zorlaştırdı; kanal geçilemedi ve Osmanlı birlikleri geri çekildi.
→
→
Çanakkale Cephesi ve Mustafa Kemal
İtilaf Devletleri Çanakkale Boğazı’nı geçerek İstanbul’u ele geçirmek, Osmanlı Devleti’ni savaş dışı bırakmak ve Rusya’ya güvenli bir yardım yolu açmak istedi. 18 Mart 1915’teki deniz harekâtı boğaz savunması ve mayınlar karşısında başarısız oldu. 25 Nisan’da başlayan kara çıkarmalarında da İtilaf kuvvetleri hedeflerine ulaşamadı ve 1916 başında Gelibolu Yarımadası’nı tahliye etti.
Mustafa Kemal, Arıburnu, Conkbayırı ve Anafartalar’daki kararlarıyla İtilaf ilerleyişinin durdurulmasında belirleyici rol oynadı ve Anafartalar Kahramanı olarak tanındı. Çanakkale başarısı İstanbul’un erken bir işgalden korunmasını sağladı, Rusya’ya yardım yolunun açılamamasına neden oldu ve Mustafa Kemal’in askerî liderliğini ülke çapında görünür hâle getirdi.
Irak, Hicaz-Yemen ve Suriye-Filistin Cepheleri
İngiltere Irak Cephesini Basra Körfezi ve petrol alanlarını korumak, kara ve nehir yolları üzerinden Bağdat’a ilerlemek amacıyla açtı. Osmanlı kuvvetleri Kut’ül-Amâre’de önemli bir başarı kazanarak İngiliz birliklerini teslim aldı; ancak İngilizler yeni kuvvetlerle ilerleyip 1917’de Bağdat’ı ele geçirdi.
Hicaz-Yemen Cephesinde Osmanlı birlikleri kutsal şehirleri ve bölgedeki hâkimiyeti korumaya çalıştı. Mekke Emiri Şerif Hüseyin’in 1916’da İngiliz desteğiyle başlattığı Arap İsyanı savunmayı zorlaştırdı. Fahreddin Paşa, ağır yokluklara rağmen Medine’yi uzun süre savundu. Suriye-Filistin Cephesi ise Kanal harekâtlarının başarısızlığından sonra İngiliz ilerleyişine karşı oluştu; Gazze savunmalarının ardından Kudüs ve Şam yönünde geri çekilme yaşandı.
Yardım Cepheleri ve Gizli Antlaşmalar
Osmanlı Devleti, müttefikleri Avusturya-Macaristan ve Bulgaristan’ı desteklemek için Galiçya, Makedonya ve Romanya cephelerine asker gönderdi. Bu cepheler Osmanlı toprağını doğrudan savunmak için değil, İttifak Devletlerinin Avrupa’daki savaş gücünü desteklemek için açılmıştı.
İtilaf Devletleri savaş sürerken Osmanlı topraklarının paylaşımı üzerine gizli antlaşmalar yaptı. İstanbul Antlaşması Boğazlar ve İstanbul’u Rusya’ya; Sykes-Picot Antlaşması Orta Doğu’daki geniş bölgeleri İngiltere ve Fransa’nın etki alanlarına bırakmayı öngörüyordu. Londra ve Saint-Jean-de-Maurienne antlaşmaları ise İtalya’ya Anadolu’da pay vaat etti. Bolşevik yönetimin bu belgeleri açıklaması, İtilaf Devletlerinin savaş sonrasına yönelik paylaşım planlarını görünür hâle getirdi.
→
→
SAVAŞIN TOPLUMSAL VE SİYASAL SONUÇLARI
Mustafa Kemal, 1915 Olayları ve Savaş Yıllarında Anadolu
Mustafa Kemal savaş başladığında Sofya’da askerî ataşeydi. Çanakkale’de 19. Tümen ve Anafartalar Grup Komutanlığı, Kafkas Cephesi’nde 16. Kolordu Komutanlığı, Suriye-Filistin Cephesi’nde 7. Ordu Komutanlığı yaptı; savaşın son günlerinde Yıldırım Orduları Grup Komutanlığına getirildi. Farklı cephelerde üstlendiği görevler, onun geniş ölçekli savaş tecrübesi kazanmasını sağladı.
Kafkas Cephesi’ndeki çatışmalar, ikmal hatlarına yönelik saldırılar ve Doğu Anadolu’daki güvenlik krizi sırasında Osmanlı yönetimi 27 Mayıs 1915’te Sevk ve İskân Kanununu çıkardı. Uygulama kapsamında Ermeni nüfusun önemli bir bölümü Suriye ve Irak yönüne zorunlu olarak sevk edildi. Yer değiştirme sürecinde saldırılar, açlık, salgın hastalıklar ve ağır yol koşulları çok büyük insani kayıplara yol açtı.
Savaş yalnız cepheleri değil, cephe gerisini de dönüştürdü. Üretim ve ulaşım aksadı; gıda kıtlığı ve salgınlar arttı. Erkek nüfusun büyük ölçüde silah altına alınması kadınların tarım, üretim ve aile sorumluluklarını daha fazla üstlenmesine neden oldu; çok sayıda çocuk yetim kaldı.
1917 Dönüm Noktası ve Savaşın Genel Sonuçları
1917’de Rusya’da gerçekleşen Bolşevik İhtilali, Çarlık yönetiminin yıkılmasına ve Rusya’nın savaştan çekilme sürecine girmesine yol açtı. Rusya, 3 Mart 1918 tarihli Brest-Litovsk Antlaşması’yla İttifak Devletleriyle savaşı sona erdirdi. Aynı dönemde Almanya’nın sınırsız denizaltı savaşı ve başka diplomatik gelişmeler ABD’nin İtilaf Devletleri yanında savaşa katılmasında etkili oldu. ABD’nin askerî ve ekonomik desteği savaşın dengesini İtilaflar lehine güçlendirdi.
ABD Başkanı Woodrow Wilson’ın 1918’de açıkladığı Wilson İlkeleri; gizli diplomasinin terk edilmesi, ulusların kendi gelecekleri hakkında söz sahibi olması ve uluslararası barışı koruyacak bir örgüt kurulması gibi esaslar içeriyordu. Bu ilkeler savaş sonrasında bütünüyle ve eşit biçimde uygulanmadı; sömürgecilik birçok bölgede manda yönetimi altında devam etti.
Savaş 1918’de İtilaf Devletlerinin üstünlüğüyle sona erdi. Osmanlı, Avusturya-Macaristan ve Çarlık Rusyası gibi çok uluslu imparatorluklar parçalandı; Avrupa ve Orta Doğu’nun siyasi haritası değişti. Milyonlarca insan hayatını kaybetti, ekonomi ve üretim büyük zarar gördü. Sömürge yönetimlerinin bir bölümü manda ve himaye adı altında sürdürüldü; dünya barışını korumak amacıyla Milletler Cemiyeti kuruldu. Ancak savaş sonrası düzen kalıcı barış sağlayamadı ve yeni çatışmaların zeminini hazırladı.
KONUNUN ÖZÜ
I. Dünya Savaşı; sömürgecilik, milliyetçilik, silahlanma ve bloklaşmanın oluşturduğu gerginliğin Saraybosna suikastıyla savaşa dönüşmesiyle başladı. Osmanlı Devleti tarafsızlık ilanından sonra Almanya ile ittifak kurdu; Yavuz ve Midilli’nin Rus limanlarını bombalamasıyla fiilen savaşa girdi. Kafkas ve Kanal taarruz; Çanakkale, Irak, Hicaz-Yemen ve Suriye-Filistin savunma; Galiçya, Makedonya ve Romanya yardım cepheleri oldu. Çanakkale ve Kut’ül-Amâre önemli başarılar getirirken çok cepheli savaş, ikmal sorunları ve uzun süren çatışmalar imparatorluğu ağır biçimde yıprattı. 1917’de Rusya’nın çekilmesi ve ABD’nin savaşa girmesi dengeyi değiştirdi; savaşın sonunda imparatorluklar parçalandı ve yeni bir uluslararası düzen kuruldu. Osmanlı Devleti’nin savaştan çekilme koşulları ve başlayan işgaller ise sonraki konunun kapsamındadır.
