TYT DOĞAL KAYNAKLARIN SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ VE BİYOLOJİK ÇEŞİTLİLİĞİN KORUNMASI

0
8
TYT doğal kaynakların sürdürülebilirliği ve biyolojik çeşitliliğin korunması konu anlatımı kapağı

TYT doğal kaynakların sürdürülebilirliği ve biyolojik çeşitliliğin korunması konusu, doğadan yararlanma ile ekosistemlerin kendini yenileme gücü arasındaki dengeyi ele alır. Güncel çevre sorunları yazısında insan faaliyetlerinin oluşturduğu baskılar incelenmişti. Burada ise doğal kaynakların nasıl sınıflandırıldığı, sürdürülebilir kullanımın hangi koşullara bağlı olduğu ve biyolojik çeşitliliğin hangi yollarla korunabileceği açıklanmaktadır.

DOĞAL KAYNAKLARIN SINIFLANDIRILMASI

Tükenmeyen ve Tükenebilen Doğal Kaynaklar

Doğada bulunan ve insanların gereksinimlerini karşılayabilecek varlıkların tümü doğal kaynak olarak adlandırılır. Doğal kaynaklar yenilenme süreleri ve kullanım karşısındaki durumları bakımından aynı özellikte değildir. Güneş ışığı, rüzgâr ve dalga gibi kaynaklar insan ömrü ölçeğinde sürekli kabul edilir. Orman, tatlı su, verimli toprak ve canlı popülasyonları ise uygun koşullarda kendini yenileyebilir; ancak tüketim hızı yenilenme hızını aşarsa azalabilir.

Fosil yakıtlar, metal cevherleri ve birçok maden çok uzun jeolojik süreçlerde oluşur. Kullanıldıktan sonra insan yaşamı bakımından anlamlı bir sürede yeniden oluşmadıkları için yenilenemez kaynak sayılır. Bu sınıflandırma, “doğada bulunuyor” olmanın “sınırsız” olmak anlamına gelmediğini gösterir.

Sürekli kaynaklarGüneş, rüzgâr ve dalga gibi insan ölçeğinde tükenmeyen akışlar
Yenilenebilir kaynaklarSu, toprak, orman ve canlı stokları; kullanım koşullarına bağlıdır
Yenilenemez kaynaklarFosil yakıtlar, metal cevherleri ve birçok maden
Dikkat
Yenilenebilir bir kaynak sınırsız değildir. Bir orman kendini yenileyebilir; fakat kesim hızı büyüme hızını aşarsa orman varlığı azalır. Kaynağın adı kadar kullanım hızı da önemlidir.
Örnek - 1
Bir bölgede I. rüzgâr enerjisinden elektrik üretilmesi, II. yıllık büyüme miktarından daha az ağacın kesilmesi, III. kömür yakılarak enerji elde edilmesi uygulamaları vardır. Bu kaynakların sırasıyla sınıflandırılması hangisidir?

A) Yenilenemez – sürekli – yenilenebilir
B) Sürekli – yenilenebilir – yenilenemez
C) Yenilenebilir – yenilenemez – sürekli
D) Sürekli – yenilenemez – yenilenebilir
E) Yenilenemez – yenilenebilir – sürekli
Rüzgâr insan ölçeğinde sürekli bir enerji akışıdır. Orman, kesim büyüme hızını aşmadığında yenilenebilir; kömür ise insan yaşamı ölçeğinde yeniden oluşmadığı için yenilenemezdir.

Cevap: B

Örnek - 2
Aşağıdakilerden hangisi bir doğal kaynağın yenilenebilir sayılması için tek başına yeterli değildir?

A) Doğal süreçlerle yeniden oluşabilmesi
B) Yenilenme süresinin insan kullanım ölçeğiyle uyumlu olması
C) Kullanım hızının yenilenme hızını aşmaması
D) Doğada bulunması
E) Kaynağın niteliğinin korunabilmesi
Her doğal kaynak doğada bulunur; ancak bu özellik onun kısa sürede yenilendiğini göstermez. Fosil yakıtlar ve madenler de doğal kaynak olduğu hâlde yenilenemezdir.

Cevap: D

Yenilenme Hızı ve Kaynak Stoku

Bir kaynağın belirli bir alandaki toplam miktarı stok, bu miktarın zaman içinde yeniden kazanılan bölümü ise yenilenme akışı olarak düşünülebilir. Kullanım, kirlenme veya habitat kaybı nedeniyle stoktan ayrılan miktar yenilenme akışından büyükse kaynak azalır. Bu nedenle balık popülasyonu, yer altı suyu ve orman gibi kaynaklarda yalnız toplam miktar değil, birim zamandaki değişim önemlidir.

Yer altı suyunun yağışlarla beslenmesi, balıkların üremesi ve ağaçların büyümesi zaman ister. Bir göldeki su miktarı aynı kalsa bile kirlilik suyun kullanılabilir niteliğini azaltabilir. Sürdürülebilirlik, kaynağın hem miktarını hem de kalitesini korumayı gerektirir.

Kaynak Yenilenmeyi sağlayan süreç Stoku azaltabilecek baskı
Orman Büyüme ve genç bireylerin gelişmesi Aşırı kesim, yangın, habitat dönüşümü
Balık popülasyonu Üreme ve yavruların yaşaması Aşırı avlanma, su kirliliği
Yer altı suyu Yağışın toprağa sızması Aşırı çekim, yüzeyin betonlaşması
Örnek - 3
Bir balık popülasyonuna bir yılda 18 bin yeni birey katılmış, doğal ölümler ve avcılık nedeniyle 23 bin birey stoktan ayrılmıştır. Göç olmadığına göre aynı koşullar sürerse aşağıdakilerden hangisi beklenir?

A) Stok yılda 5 bin birey azalır
B) Stok yılda 5 bin birey artar
C) Stok değişmez
D) Popülasyon sınırsız büyür
E) Kaynak yenilenemez hâle gelir
Popülasyona katılan 18 bin bireye karşılık 23 bin birey ayrılmıştır. Net değişim 18 − 23 = −5 bindir; stok azalır. Bu sonuç kaynağın doğası gereği yenilenemez olduğunu değil, kullanımın sürdürülemez olduğunu gösterir.

Cevap: A

Örnek - 4
Yağış miktarı değişmeyen bir kentte yer altı su seviyesi her yıl düşmektedir. Bu durumu azaltmak için I. su çekiminin sınırlandırılması, II. yağmur suyunun toprağa sızabileceği geçirgen alanların artırılması, III. yüzeylerin daha geniş betonla kaplanması uygulamalarından hangileri uygundur?

A) Yalnız I
B) Yalnız III
C) I ve II
D) II ve III
E) I, II ve III
Çekimin azaltılması stoktan ayrılan suyu, geçirgen alanların artırılması ise toprağa sızmayı ve beslenmeyi iyileştirir. Betonlaşma sızmayı azaltacağı için sorunu büyütebilir.

Cevap: C

DOĞAL KAYNAKLARIN SÜRDÜRÜLEBİLİR KULLANIMI

Sürdürülebilirlik ve Kuşaklar Arası Denge

Sürdürülebilir kullanım, doğal kaynaklardan bugünün gereksinimlerini karşılarken onların uzun dönemde azalmasına veya işlevini kaybetmesine yol açmayacak biçimde yararlanmaktır. Amaç kullanımı bütünüyle durdurmak değil; tüketim, yenilenme ve koruma arasındaki dengeyi kurmaktır. Böylece gelecek kuşakların aynı kaynağa erişme olanağı korunur.

Bir ürünün çevresel etkisi yalnız kullanım anında oluşmaz. Ham maddenin çıkarılması, üretim, taşıma, tüketim ve atık aşamalarının tümü enerji ve kaynak kullanır. Dayanıklı ürünlerin seçilmesi, gereksiz tüketimin azaltılması, yeniden kullanım ve geri dönüşüm; yeni ham madde ihtiyacını ve atık miktarını düşürebilir.

Kaynağı edinmeDoğadan çekilen ham madde ve enerji

Üretim ve kullanımVerimlilik, bakım ve gereksinime uygun tüketim

Kullanım sonrasıYeniden kullanım, onarım ve geri dönüşüm
Dikkat
Bir uygulamanın yalnız “çevreci” olarak adlandırılması yeterli değildir. Kaynak tüketimini başka bir aşamaya taşıyıp taşımadığı ve toplam çevresel baskıyı gerçekten azaltıp azaltmadığı değerlendirilir.
Örnek - 5
Aynı işlevi gören iki üründen K kısa ömürlü, onarılamayan ve tek kullanımlık; L ise uzun ömürlü, onarılabilir ve geri dönüştürülebilir malzemeden üretilmiştir. L’nin üretilmesi biraz daha fazla enerji gerektirse de yıllar boyunca daha az sayıda ürün tüketilmektedir. Buna göre hangisi doğrudur?

A) Yalnız üretim enerjisi karşılaştırılmalıdır
B) K kesin olarak daha sürdürülebilirdir
C) Ürünün bütün yaşam döngüsü değerlendirilmelidir
D) Geri dönüşüm doğal kaynak kullanımını her zaman sıfırlar
E) Dayanıklılığın kaynak tüketimiyle ilişkisi yoktur
Sürdürülebilirlik ham madde, üretim, kullanım süresi, onarım ve atık aşamalarını birlikte ele alır. L’nin daha uzun kullanılması toplam ürün ve ham madde ihtiyacını azaltabilir.

Cevap: C

Örnek - 6
Bir orman işletmesinde yıllık doğal büyüme 12 bin ton biyokütle, yangın ve hastalıklarla kayıp 2 bin ton olarak ölçülmüştür. Orman stokunun azalmaması için diğer koşullar sabitken yıllık hasat en fazla kaç bin ton olmalıdır?

A) 2
B) 10
C) 12
D) 14
E) 24
Doğal büyümenin 2 bin tonu yangın ve hastalıklarla kaybedilmektedir. Stoka net eklenen miktar 12 − 2 = 10 bin tondur. Hasat bu değeri aşarsa stok küçülür.

Cevap: B

Enerji, Su, Toprak ve Canlı Kaynakların Yönetimi

Sürdürülebilir kaynak yönetimi tek bir uygulamaya indirgenmez. Enerjide verimlilik ve uygun yerlerde yenilenebilir kaynaklara yönelme; suda kayıp-kaçağın azaltılması, arıtma ve yeniden kullanım; toprakta erozyonu önleme ve organik maddeyi koruma; orman ve su ürünlerinde bilimsel verilere dayalı kullanım sınırları temel yaklaşımlardır.

Tarımda ürün deseninin iklime ve su varlığına uygun seçilmesi, damla sulama gibi verimli yöntemler ve gereğinden fazla gübre-pestisit kullanımından kaçınma hem kaynak tüketimini hem kirlilik riskini azaltır. Av yasağı dönemleri ve asgari av boyu gibi önlemler canlıların üreme fırsatını korur. Geri dönüşüm ise bazı ham maddelerin yeniden ekonomiye kazandırılmasını sağlar; fakat tüketimi azaltmanın ve yeniden kullanımın yerini bütünüyle tutmaz.

Alan Sürdürülebilir uygulama Korunan özellik
Su Kayıp-kaçağı azaltma, arıtılmış suyu uygun alanda kullanma Miktar ve kalite
Toprak Bitki örtüsünü koruma, eğime uygun sürüm, aşırı kimyasal kullanmama Verimlilik ve üst toprak
Orman Kesimi büyüme hızına göre planlama, yangın önleme Ağaç stoku ve habitat
Balıkçılık Üreme dönemi yasağı, boy ve kota sınırı Üreyen bireyler ve popülasyon stoku
Örnek - 7
Bir tarım havzasında I. damla sulamaya geçilmesi, II. dere kıyısında bitkili tampon kuşak bırakılması, III. verimi artırmak amacıyla gübre dozunun sürekli yükseltilmesi uygulamalarından hangileri hem kaynak kullanımı hem çevresel baskı bakımından olumlu olabilir?

A) Yalnız I
B) Yalnız III
C) I ve II
D) II ve III
E) I, II ve III
Damla sulama su kaybını azaltır. Tampon kuşak toprağın ve besin tuzlarının dereye taşınmasını sınırlar. Gereksiz gübre artışı kaynak kaybına ve ötrofikasyon riskine yol açabilir.

Cevap: C

Örnek - 8
Bir kıyı balıkçılığında avlanan toplam balık miktarı kısa süreli olarak artmış, buna karşılık üreme yaşına ulaşan birey sayısı ve ortalama balık boyu birkaç yıl boyunca azalmıştır. Aşağıdaki düzenlemelerden hangisi popülasyonun yenilenmesine en doğrudan katkı sağlar?

A) Üreme döneminde av baskısını artırmak
B) Asgari av boyunu düşürmek
C) Üreme döneminde yasak ve uygun av kotası uygulamak
D) Yalnız yakıt tüketimini artırmak
E) Avlanan bütün türleri aynı biyolojik özellikte kabul etmek
Üreme dönemindeki yasak ve bilimsel kotanın birlikte uygulanması bireylerin en az bir kez üreme olasılığını artırır ve av baskısını stokun yenilenme gücüyle sınırlar.

Cevap: C

BİYOLOJİK ÇEŞİTLİLİĞİN DÜZEYLERİ VE ÖNEMİ

Genetik, Tür ve Ekosistem Çeşitliliği

Biyolojik çeşitlilik, canlılar arasındaki farklılığı yalnız tür sayısı olarak değil; tür içindeki kalıtsal farklılıkları ve farklı ekosistemlerin varlığını da kapsayacak biçimde ele alır. Aynı buğday türünün kuraklığa dayanıklılık bakımından farklı yerel çeşitlere sahip olması genetik çeşitlilik örneğidir. Bir alanda çok sayıda farklı türün bulunması tür çeşitliliği; orman, sulak alan, bozkır ve kıyı gibi farklı yaşam ortamlarının bulunması ise ekosistem çeşitliliği ile ilişkilidir.

Genetik çeşitlilik, bir türün çevresel değişimlere ve hastalıklara verebileceği farklı tepkilerin temelidir. Tür çeşitliliği değerlendirilirken yalnız tür sayısı değil, türlerin alandaki dağılımı da önem taşır. Ekosistem çeşitliliği arttığında farklı yaşam koşulları ve ekolojik ilişkiler için daha fazla ortam oluşur.

Genetik çeşitlilik tür çeşitliliği ve ekosistem çeşitliliğini karşılaştıran biyoloji görseli
Dikkat
Birey sayısının fazla olması tek başına tür çeşitliliğinin yüksek olduğunu göstermez. Binlerce bireyin yalnız bir türe ait olduğu alan, daha az birey barındırsa da çok sayıda türün dengeli dağıldığı bir alandan daha düşük tür çeşitliliğine sahip olabilir.
Örnek - 9
I. Aynı fasulye türünün farklı renk ve kuraklık toleransına sahip yerel çeşitleri, II. bir gölde yaşayan balık, kurbağa, alg ve su bitkileri, III. bir bölgede orman, bozkır ve sulak alanların birlikte bulunması örnekleri sırasıyla hangi çeşitlilik düzeylerini gösterir?

A) Tür – genetik – ekosistem
B) Genetik – tür – ekosistem
C) Ekosistem – tür – genetik
D) Genetik – ekosistem – tür
E) Tür – ekosistem – genetik
Aynı tür içindeki kalıtsal farklılıklar genetik; farklı türlerin birlikte bulunması tür; farklı yaşam ortamlarının bulunması ekosistem çeşitliliğidir.

Cevap: B

Örnek - 10
Aşağıdaki görselde K, L ve M panellerinde üç farklı biyolojik çeşitlilik durumu gösterilmiştir.

K L ve M ile gösterilen genetik tür ve ekosistem çeşitliliği soru şeması

K panelinde aynı türe ait farklı kalıtsal özellikler, L panelinde aynı alandaki farklı türler, M panelinde farklı yaşam ortamları görülmektedir. Buna göre doğru eşleştirme hangisidir?

A) K: Tür, L: Ekosistem, M: Genetik
B) K: Ekosistem, L: Genetik, M: Tür
C) K: Genetik, L: Tür, M: Ekosistem
D) K: Tür, L: Genetik, M: Ekosistem
E) K: Genetik, L: Ekosistem, M: Tür
K aynı tür içindeki kalıtsal farklılığı, L farklı türlerin bir aradalığını, M ise farklı ekosistemleri gösterir.

Cevap: C

Biyolojik Çeşitliliğin Ekolojik ve Ekonomik Önemi

Biyolojik çeşitlilik; besin ağlarının, tozlaşmanın, ayrıştırmanın, toprağın oluşumunun, suyun doğal yollarla temizlenmesinin ve madde döngülerinin sürmesine katkı sağlar. Türlerden birinin azalması, onunla beslenen veya ona bağımlı yaşayan başka canlıları da etkileyebilir. İşlevleri kısmen örtüşen farklı türlerin bulunması, çevresel değişim karşısında ekosistemin işleyişini sürdürme olasılığını artırabilir.

Tarım bitkilerinin yabani akrabaları ve yerel çeşitler; hastalık direnci, kuraklığa dayanıklılık veya besin değeri gibi özelliklerin genetik kaynağı olabilir. Biyolojik kaynaklar gıda, ilaç, lif, kereste ve biyoteknoloji bakımından önem taşır. Bu değer, canlıların yalnız insanlara yararı olduğu için korunması gerektiği anlamına gelmez; her tür ekosistemin doğal tarihinin ve ilişkiler ağının bir parçasıdır.

Ekosistem işleyişiTozlaşma, ayrıştırma, toprak oluşumu ve madde döngüleri
Genetik kaynakYerel çeşitler, yabani akrabalar ve uyum özellikleri
İnsan yaşamıGıda, ilaç, ham madde ve kültürel değer
Değişime dayanıklılıkFarklı tepkiler veren canlıların ekolojik dengeye katkısı
Örnek - 11
Bir tarım bölgesinde tek bir buğday çeşidi yetiştirilmektedir. Yeni bir mantar hastalığı bu çeşidin tamamını etkilerken, genetik olarak farklı yerel çeşitlerden bazıları hastalığa dayanıklı kalmıştır. Bu gözlem biyolojik çeşitliliğin hangi yönünü en doğrudan gösterir?

A) Genetik çeşitliliğin çevresel değişime karşı seçenek oluşturmasını
B) Bütün bireylerin aynı tepkiyi vermesini
C) Tür sayısının her durumda sıfır olmasını
D) Yenilenemez kaynakların hızla oluşmasını
E) Habitat çeşitliliğinin gereksiz olmasını
Aynı tür içindeki kalıtsal farklılıklar bazı çeşitlerin hastalığa dayanıklı olmasını sağlamıştır. Bu durum genetik çeşitliliğin uyum ve üretim güvenliği açısından önemini gösterir.

Cevap: A

Örnek - 12
Bir sulak alanda böcekçil kuşların azalmasından sonra bazı böceklerin sayısı hızla artmış ve bitki örtüsünde zarar oluşmuştur. Bu sonuç aşağıdaki çıkarımlardan hangisini destekler?

A) Türler arasında ekolojik ilişki bulunmadığını
B) Bir türdeki değişimin besin ağı üzerinden başka türleri etkileyebildiğini
C) Biyolojik çeşitliliğin yalnız ekonomik değer taşıdığını
D) Ekosistemde bütün türlerin aynı görevi yaptığını
E) Popülasyon değişimlerinin ekosistem işleyişini etkilemediğini
Böcekçil kuşların azalması, av baskısının düşmesine ve böceklerin çoğalmasına yol açmıştır. Bu değişim bitkilere kadar uzanmış; türler arası ilişkilerin ekosistem işleyişindeki rolünü göstermiştir.

Cevap: B

TÜRKİYE’NİN BİYOLOJİK ZENGİNLİĞİ VE ENDEMİZM

Biyolojik Çeşitliliği Artıran Coğrafi Etkenler

Türkiye’nin kıtalar arasındaki konumu, kısa mesafelerde değişen yükselti ve yer şekilleri, farklı iklim koşulları ile deniz, göl, akarsu, sulak alan, orman, bozkır ve dağ ekosistemlerinin bir arada bulunması çok çeşitli yaşam ortamları oluşturur. Dağ sıraları ve vadiler bazı popülasyonları birbirinden ayırırken kuş göç yolları farklı canlı topluluklarının ülke üzerinden geçmesine olanak sağlar.

Yükselti ve bakı değiştikçe sıcaklık, yağış ve güneşlenme koşulları farklılaşır. Bu durum aynı bölgede bile farklı bitki kuşaklarının oluşmasına yol açabilir. Jeolojik ve toprak çeşitliliği de farklı ekolojik isteklere sahip türler için yaşam alanı sağlar. Biyolojik zenginlik tek bir nedene değil, bu etkenlerin birlikte oluşturduğu habitat çeşitliliğine bağlıdır.

İklim yükselti habitat çeşitliliği ve coğrafi konumun Türkiye biyolojik çeşitliliğine etkisi
Örnek - 13
Bir araştırmacı, deniz seviyesinden yüksek dağlara kadar uzanan kısa bir hat üzerinde kıyı, maki, orman, alpin çayır ve sulak alan ekosistemleri gözlemlemiştir. Bu durum Türkiye’deki biyolojik çeşitliliği artıran hangi etkenle en doğrudan ilişkilidir?

A) Bütün bölgelerin aynı yükseltide olmasıyla
B) Habitat ve iklim koşullarının kısa mesafede değişmesiyle
C) Yalnız nüfus yoğunluğuyla
D) Tek tip toprak bulunmasıyla
E) Popülasyonlar arasında hiçbir engel olmamasıyla
Yükselti, yer şekli ve su varlığının kısa mesafelerde değişmesi farklı iklim ve habitat koşulları yaratır. Bu çeşitlilik daha fazla canlı grubuna yaşam alanı sağlar.

Cevap: B

Örnek - 14
Aynı dağın kuzeye bakan yamacında nemli orman, güneye bakan yamacında kurakçıl bitki topluluğu bulunmaktadır. Diğer koşullar aynı kabul edildiğinde bu farklılığın oluşmasında hangisi daha belirleyicidir?

A) Bakı nedeniyle güneşlenme ve nem koşullarının değişmesi
B) Her iki yamacın bütünüyle aynı mikroiklime sahip olması
C) Genetik çeşitliliğin tümüyle yok olması
D) Yenilenemez kaynakların çoğalması
E) Bütün türlerin aynı ekolojik isteğe sahip olması
Bakı, yamaçların aldığı güneş enerjisini ve nem koşullarını etkileyebilir. Farklı mikroiklimler farklı bitki topluluklarının gelişmesine ortam hazırlar.

Cevap: A

Endemik Türler ve Biyokaçakçılık

Doğal yayılışı belirli bir coğrafi alanla sınırlı olan canlılara endemik tür denir. Bir tür yalnız belirli bir dağ kuşağında, vadide, adada ya da ülkede doğal olarak bulunabilir. Endemik olmak, türün o dar alanda mutlaka az bireyli olduğu anlamına gelmez; fakat yayılış alanı sınırlı olduğundan habitat kaybı, yangın, aşırı toplama veya iklim değişikliği gibi baskılara karşı daha kırılgan olabilir.

Eber sarısı, Kazdağı göknarı ve Ankara çiğdemi Türkiye’nin endemik bitkilerine örnek verilebilir. Bu örneklerin doğal yayılış alanları aynı değildir; endemizm bir türün belirli bir coğrafi alana özgü olmasını anlatır.

Canlı örneklerinin, tohumların, yumurtaların, dokuların veya genetik materyalin yetkisiz biçimde toplanması ve ülke dışına çıkarılması; bunlardan elde edilen bilgi ve ekonomik değerin izinsiz kullanılması biyokaçakçılık kapsamında değerlendirilir. Bu durum yalnız tek tek canlıların kaybına değil, genetik kaynaklar üzerindeki bilimsel ve ekonomik hakların zarar görmesine de yol açabilir.

Dikkat
“Endemik” ve “nesli tehlikede” aynı kavram değildir. Endemik türün doğal yayılışı sınırlıdır; tehdit durumu ise popülasyon büyüklüğü, azalma hızı, yayılış alanı ve karşılaştığı baskılar gibi ölçütlerle değerlendirilir.
Örnek - 15
Bir bitki türü yalnız belirli bir dağın kireçtaşı yamaçlarında doğal olarak yaşamaktadır. Bölgede birey sayısı şimdilik yüksek olsa da tür başka yerde bulunmamaktadır. Bu türle ilgili hangisi kesin olarak söylenebilir?

A) Endemiktir
B) Dünya genelinde yaygındır
C) Kesin olarak yok olmuştur
D) Yenilenemez doğal kaynaktır
E) Genetik çeşitliliği yoktur
Türün doğal yayılışı belirli bir dağla sınırlıdır; bu nedenle endemiktir. Birey sayısının yüksek olması endemik olma durumunu değiştirmez ve tek başına tehdit düzeyini göstermez.

Cevap: A

Örnek - 16
Bir araştırma grubunun gerekli izinleri almadan endemik bir bitkinin tohumlarını topladığı, genetik analiz için yurt dışına çıkardığı ve ticari ürün geliştirmede kullandığı belirlenmiştir. Bu olayın temel sakıncası hangisidir?

A) Yalnız bitkinin bilimsel adının değişmesi
B) Genetik kaynağın izinsiz alınması ve biyolojik-ekonomik hakların zarar görmesi
C) Türün otomatik olarak kozmopolit hâle gelmesi
D) Ekosistem çeşitliliğinin anında artması
E) Tohumların yenilenemez maden sayılması
İzin alınmadan genetik materyal toplanması ve ticari amaçla kullanılması biyokaçakçılıktır. Hem doğal popülasyon hem de kaynağa ilişkin bilimsel ve ekonomik haklar zarar görebilir.

Cevap: B

BİYOLOJİK ÇEŞİTLİLİĞİN KORUNMASI

Tehditler ve Habitat Bütünlüğü

Biyolojik çeşitliliği azaltan başlıca baskılar habitat kaybı ve parçalanması, aşırı avlanma ve toplama, kirlilik, istilacı yabancı türler ve iklim değişikliğidir. Bir yol, baraj veya yerleşim alanı habitatı küçük parçalara ayırdığında popülasyonlar arasındaki birey ve gen akışı azalabilir. Küçük ve yalıtılmış popülasyonlarda eş bulma olasılığı düşebilir, akrabalı çiftleşme artabilir ve yerel yok oluş riski yükselebilir.

Koruma yalnız tek bir türün bireylerini çoğaltmakla sınırlı değildir. Türün beslenme, üreme ve barınma alanlarının; göç yollarının; tozlayıcılarının ve av-avcı ilişkilerinin de korunması gerekir. Habitatlar arasında ekolojik koridorlar oluşturulması, parçalanmış alanlar arasında canlı geçişini ve gen akışını destekleyebilir.

Habitat kaybıYaşam alanı küçülür veya parçalanır

Popülasyonların yalıtılmasıGöç ve gen akışı azalır

Risk artışıKüçük popülasyonlar çevresel değişime daha duyarlı olur
Örnek - 17
Geniş bir orman, otoyol nedeniyle iki parçaya ayrılmıştır. Yıllar sonra iki taraftaki küçük memeli popülasyonları arasında gen akışının azaldığı belirlenmiştir. Aşağıdaki uygulamalardan hangisi sorunun nedenine en doğrudan yöneliktir?

A) Otoyol çevresindeki ışık miktarını artırmak
B) İki orman parçasını yaban hayatı geçidiyle bağlamak
C) Popülasyonları daha küçük alanlara ayırmak
D) Bütün avcı türleri ortamdan uzaklaştırmak
E) Yalnız tek bir bireyi koruma altına almak
Sorunun temel nedeni habitat parçalanması ve popülasyonlar arasındaki bağlantının kesilmesidir. Yaban hayatı geçidi hareketi ve gen akışını yeniden destekleyebilir.

Cevap: B

Örnek - 18
Bir adaya taşınan yabancı bir kemirgen türü hızla çoğalmış ve yerde yuva yapan yerli kuşların yumurtalarıyla beslenmeye başlamıştır. Bu olayın biyolojik çeşitlilik üzerindeki etkisi hangi kavramla en iyi açıklanır?

A) İstilacı yabancı tür baskısı
B) Yenilenebilir enerji üretimi
C) Ekolojik kapasitenin sınırsız artması
D) Tohum bankacılığı
E) Alan dışı koruma
Yeni ortama taşınan tür hızla yayılmış ve yerli kuşları avlayarak olumsuz etkilemiştir. Bu durum istilacı yabancı türlerin oluşturabileceği baskıya örnektir.

Cevap: A

Yerinde ve Alan Dışı Koruma

Yerinde koruma (in situ), türleri doğal yaşam alanlarında ve onları çevreleyen ekolojik ilişkilerle birlikte korumaktır. Millî parklar, tabiatı koruma alanları, özel çevre koruma bölgeleri, av koruma sahaları ve habitat restorasyonu bu yaklaşımın örnekleridir. Yerinde koruma, doğal seçilim ve türler arası ilişkilerin sürmesine olanak verir.

Alan dışı koruma (ex situ), biyolojik çeşitlilik bileşenlerinin doğal yaşam alanı dışında korunmasıdır. Tohum ve gen bankaları, botanik bahçeleri, doku kültürü koleksiyonları, kriyoprezervasyon ve uygun koruma programları bu gruptadır. Alan dışı yöntemler özellikle doğal popülasyonu çok azalmış türler için güvence sağlayabilir; ancak habitatın korunmasının yerini bütünüyle tutmaz. En etkili yaklaşım, tehdidin özelliğine göre iki yöntemi birbirini tamamlayacak biçimde kullanmaktır.

Doğal habitatta yerinde koruma ile tohum ve gen bankasında alan dışı korumayı karşılaştıran görsel
Dikkat
Tohum bankasında örnek saklamak türün doğal habitatındaki tozlaşma, rekabet ve besin ağı ilişkilerini korumaz. Alan dışı koruma genetik materyali güvenceye alabilir; habitatın ve ekosistem işleyişinin korunması için yerinde koruma da gereklidir.
Örnek - 19
Nesli tehlike altında olan bir bitkinin yaşadığı sulak alan koruma bölgesi ilan edilmiş, aynı türün tohumları gen bankasında saklanmıştır. Bu iki uygulama sırasıyla hangi koruma yaklaşımlarına örnektir?

A) Alan dışı – yerinde
B) Yerinde – alan dışı
C) İkisi de yalnız alan dışı
D) İkisi de yalnız yerinde
E) Yenilenemez – yenilenebilir
Sulak alanın korunması türü doğal çevresiyle birlikte koruduğu için yerinde; tohumların gen bankasında saklanması doğal habitat dışında gerçekleştiği için alan dışı korumadır.

Cevap: B

Örnek - 20
Aşağıdaki görselde K doğal habitatta korunan bir popülasyonu, L tohum/gen bankasını, M ise parçalanmış iki habitatı bağlayan ekolojik koridoru göstermektedir.

K L ve M ile gösterilen yerinde alan dışı ve ekolojik geçit koruma uygulamaları soru şeması

Buna göre K, L ve M için aşağıdaki yorumlardan hangisi doğrudur?

A) K alan dışı korumadır; L gen akışını doğal ortamda sürdürür
B) L yerinde korumadır; M habitat bağlantısını azaltır
C) K yerinde korumadır; L genetik materyali doğal habitat dışında saklar; M canlı geçişini destekler
D) K ve L yenilenemez kaynak kullanımına örnektir
E) M popülasyonları daha fazla yalıtır
K doğal habitat içinde korumayı, L genetik materyalin alan dışında güvenceye alınmasını gösterir. M ise iki habitat parçası arasında hareket ve gen akışına olanak sağlayabilir.

Cevap: C

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz